logo
28 EYLÜL 2026

7. Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumu Tebliği

Her fırsatta, Şii âlemi ve Sünni dünya için müşterek paydanın Ehl?i Beyt olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, "Ortak payda, Kur'an ve hadislerin beyan ettiği Ehl?i Beyt görüşünde ve yaşantısında bir ve beraber olmaktır" demektedir

24.10.2013 00:00:00
 
Şia?Sünni nüfusun dünya üzerindeki dağılımı:Dünyadaki Müslüman nüfusunda Şii ve Sünni oranlarını gösterecek yüzdelerin gerçek rakamlarını bilmek maalesef mümkün değildir. Ehl?i Beyt yoluna sevdalı olan Şiilerin yüzyıllardır açık veya gizli baskı altında olması bunun en büyük sebeplerinden birisidir. Yapılan araştırmalarda muhtelif rakamlar ortaya çıkmıştır. Wikipedia'da gösterilen rakamları vermek istiyorum.Toplam Dünya Müslümanlarının yaklaşık % 92 sini temsil eden büyük Müslüman ülkelerin, 2005 yılı ortalarındaki hesap edilen verilere göre Sünnilerin oranı % 85, Şiilerin oranı ise % 15'dir. Burada güncel olduğu için Suriye'deki Şii?Sünni oranına değinmek istiyorum. Suriye'de %15 Şii?Alevi varken bu oran Türkiye'de %21'dir. Suriye alevidir, "Alevilerin katli caizdir" diye yapılan saldırıların ne anlama geldiği de burada ayan beyan ortadadır. Esas olan mezhep çatışması çıkartarak Müslümanları kendi içinde birbirine kırdırmak ve İslam coğrafyasını ele geçirmektir. Petrol kaynaklarının Ortadoğu coğrafyasındaki dağılım haritasına bakıldığında (Harita 2) Şii bölgelerinde yoğun olarak bulunduğu görülmektedir. Bu da dış güçlerin Şii ve Sünnileri birbirine kırdırmalarının sebeplerindendir.2? Alevi?Sünni çatışmaları:Tarihi süreç içerisinde Şii?Sünni ihtilafının tarihi ve siyasi yönleri vardır. İmam Ali Efendimize hakkı olmasına rağmen hilafetin verilmeyişi ve Kerbela'da Ehl?i Beyt'e karşı uygulanan katliam gibi. Ehl?i Beyt ailesi mensupları dünyanın neresine giderlerse gitsinler soğuk ve sıcak savaşın bütün taktiklerinin kendilerine uygulanmaları tarihi bir realitedir. Emeviler döneminde Ehl?i Beyt'e hakaret içeren hutbelerin verilmesi, Abbasiler döneminde baskı ve zulüm, Ehl?i Beyt mensuplarının haklarına ve hayatlarına gasp söz konusu olmuştur. Osmanlı döneminde özelikle Yavuz Sultan Selim döneminde 40 bin Alevinin öldürülmesi tarihi izler bırakmıştır. Şeyhülislam'ı Ebu Suud Efendi'nin verdiği fetvalar bu katliamın dini dayanağını teşkil etmiştir. Osmanlı kaynağı olan Selimşâhname'de bu olay şöyle geçmektedir:"Her şeyi bilen Sultan, o kavmin etbâını kısım kısım ve isim isim yazmak üzere, memleketin her tarafına bilgiç katipler gönderdi; yedi yaşından yetmiş yaşına kadar olanların defterleri divâna getirilmek üzere emredildi; getirilen defterlere nazaran, ihtiyar?genç kırk bin kişi yazılmıştı; ondan sonra her memleketin hâkimlerine memurlar defterler getirdiler; bunların gittikleri yerlerde kılıç kullanılarak, bu memleketlerdeki maktullerin adedi kırk bini geçti." (2)İkinci Mahmut döneminde yapılan zulüm, sürgün, işkence ve hak gaspları da hak safhadadır.Tarihçi Patrick Kinross'a göre, sultan II. Mahmud'un talimatıyla, ağır topçu saldırıları ile bir Bektaşi ocağı olan Yeniçeri kışlaları yakılarak 4000 yeniçeri öldürülmüştür. Hayatta kalan esirler ya sürgüne yollanmış ya da idam edilmiştir ve sultan tarafından malvarlıklarına el konulmuştur. Bu olay Osmanlı kaynaklarında Vaka?i Hayriye (Hayırlı olay) olarak geçmektedir. Bir katliama verilen hayırlı sıfatı bile Alevilere dönük zulmün geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir. Geride kalan Yeniçerilerin Selanik'te, daha sonradan "Kan Kulesi olarak adlandırılacak bir kulede, başları vurdurulmuştur. Akabinde Bektaşilik yasaklanmıştır. Bektaşi postnişini Hamdullah Çelebi, idama mahkûm edilmiş ancak daha sonra vazgeçilerek Amasya'ya sürgüne gönderilmiştir. Yüzlerce Bektaşi tekkesi kapatılmış ve çalışan yüzlerce derviş ve baba ya öldürülmüş ya da sürgün edilmiştir. Kapatılan tekkelerden bazıları Sünni Nakşibendi tarikatına nakledilmiştir. (3)1978'de Alevilere dönük bir diğer katliam  Kahramanmaraş'ta meydana gelmiştir.  Yedi gün süren olaylar sırasında 150 Alevi öldürülmüş, Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakılmış, 100'e yakın işyeri tahrip edilmiştir. 1980 Çorum Olaylarında Alevi mahallesi olarak bilinen Milönü Mahallesine saldırılması üzerine, çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklarca 57 yurttaşın ölümü ve yüzlercesi yaralanmıştır.Ülkemizde 1993 yılında Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmişlerdir.Bu olayların bir başka sebebi, Alevileri ötekileştirmek ve terörün ve anarşinin içine çekme gayretleridir. Aleviler hem ötekileştirilecek hem de toplum nazarında mahkûm edilecektir. Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktır.Bu ötekileştirme politikalarının temelinde tabi ki, politik bir takım hesaplar da vardır. Önce ötekileştirmek sonra sahip çıkarak köleleştirmek. İşte uzun yıllar ülkemizde bu politika izlendi.  Gerek iktidar olmuş gerekse meclis içi muhalefet olmuş partiler alevi ve Şiileri toplumda ki oranlarına paralel ne partileri içinde nede milletvekili seviyesinde görev vermemişlerdir.Alevi kesim, yüzyıllardan beri mağdur edilen, kendi kimliğini açıktan ifade edemeyen bir kadere mahkûm edilmiştir. Demokratikleşme paketinde bir kez daha görüldü ki, AKP hükümeti Alevileri ötekileştirmekle kalmıyor, üstelik alay eder bir üslup takınıyor. Bir üniversite adını değiştirmenin, Alevi vatandaşlarımızın beklentilerini karşılayacak bir çözüm olamayacağı çok açıktır. Dünden bugüne Alevi ? Sünni çatışmalarını doğru değerlendirmek gerekir.3? Türkiye dışında, Şii?Sünni ayrımı daha sert çizgilerle ayrılmış durumdadır: Özellikle Sünni çizgide kabul edilen Selefi?Vahhabi anlayışı radikal çıkışlar yapmıştır. Şiiler öldürülebilir, kadınlarına tecavüz edilebilir. Nitekim basın yayına da intikal ettiği üzere canlı canlı Şiilerin kafaları kesilerek vücutlarından ayrılmıştır. Katliamlar ve baskınlar yapılmıştır.Yüzyıllarca süren Şii?Sünni ihtilafında süreç tam bir zıtlaşmaya dönüşmüştür. Artık meselenin aslından ziyade siyasi ve aktüel boyutu ön plana çıkmış, basın yayın marifetiyle kamplar oluşturulmuştur. Neticede çatışmadan hareketle siyaset üretilmektedir.  İslam üzerinde Müslüman üzerinde ve coğrafyamız üzerinde gözü olanlar Şii ? Sünni ayrılığını fırsata çevirmektedir.Yüzyıllar boyu gerek yurdumuzda gerekse yurt dışında Müslümanlara arasında çıkartılan çatışmalar sürekli körüklenmeye çalışılmıştır. Güncel olması nedeniyle ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında gerçekleştirdiği işgal hareketinde, Şii?Sünni çatışmasını nasıl körüklediklerine bakalım. Mayıs 2007 yılında konuşan eski bir Iraklı subay bakın nasıl itirafta bulunuyor. "Bir gün Şiilerin yoğun olduğu Azamiye'de bir Şii, ertesi gün Sadr kentinde bir Sünni'yi öldürüyorduk. Bu iş için Amerikalıların kurduğu bir 'kirli işler ekibi' var. Söz konusu ekip özellikle kalabalık pazarlarda bombalı araç patlatma konusunda uzman. Amerikan güçlerinin kullandığı en yaygın bombalı araç planı, Iraklılara ait araçlarda arama yapılırken bomba düzeneği yerleştirme şeklinde oluyor." (4)  Yine buna paralel bir açıklamayı da CIA'nın eski Ortadoğu bölge şefi Robert Baer açıklıyor: "Sünni?Şii savaşını tetikleyelim. Biz Amerikalılar niye ölelim ki! Bırakalım (Sünni?Şii) Müslümanlar birbirlerini öldürsünler." (5)İşte bugün yaşanan tablo budur. Bu çatışmanın din kisveli fetvaları da bu arada ihmal edilmemektedir. Selefi şeyhi Yusuf el?Kardavi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a destek veren ulema ve siviller hakkında fetva veriyor.  Diyor ki: "Sivilleri de öldürün, eğer masumlarsa öldükten sonra nasıl olsa Allah onları affeder." (6)  Derken, Kuveytli Vahhabi, Şeyh Şafi el?Acemi, "Şii çocuk ve kadınların öldürülmesi helaldir" (7) diye fetva vermektedir. Ülkemizden Nakşibendi Cübbeli Ahmet, "Sünniler Şiilerle savaşırsa Şiileri öldürmek caiz midir?" şeklindeki soruya, "Zaten Şiiler devamlı Müslümanlarla savaşır. Hayatta bir gâvurla savaştıkları görülmemiştir" demektedir. (8)Prof. Dr. Haydar Baş ile Alevi?Sünni kardeşliği:Alevi ve Sünniler arasında uzun yıllardan beri süregelen kırgınlıklar üzerine bir takım oyunlar bina edilmiştir. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in kaleme aldıkları Ehl?i Beyt Külliyatı İslam âlemi için bir kaynak eser niteliği taşımaktadır. 7.'si yapılan Ehl?i Beyt Sempozyumu gerek ülkemizde gerekse bütün İslam âlemine birlik ve kardeşlik vizyonu getirmeye başlamıştır.Bu tarihi mücadelenin gayesi aynı zamanda İslam coğrafyasını Haçlı çizmeleri altındaki işgalden kurtarabilme mücadelesidir! Ehl?i Sünnet ve Şia âleminin Tevhid akidesindeki bir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Allah'ın birliği, zatı, sıfatları ve fiilleri gibi temel itikat konularında iki dünya arasında fikir ayrılığı yoktur. Her iki dünyanın "İslam" tarifi aynıdır. İki dünyanın da iman tarifi, imamet mevzusu dışında birdir. Kader konusunda da görüş birliği vardır. Ehl?i Beyt ekolüne göre hayır ve şer Allah'tandır. Ehl?i Sünnet'e göre de hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmak imanın şartıdır" tespitini yapmaktadır.Her fırsatta, Şii âlemi ve Sünni dünya için müşterek paydanın Ehl?i Beyt olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, "Ortak payda, Kur'an ve hadislerin beyan ettiği Ehl?i Beyt görüşünde ve yaşantısında bir ve beraber olmaktır" demektedir."Her iki dünyada Ehl?i Beyt etrafında akaidini ve İslami şartlarını yaşamalıdır. Bu aynılık, sosyal hayata da yansımalı siyasette, kültürde, medeniyette bir ve beraber olarak İslam kardeşliği temin edilmelidir. Esasen Şii ve Sünni dünyası birbirinin kardeşidir. Birbirinin itikat ve ibadetine her konuda sahip çıkacak; can, mal ve namus emniyetini koruyacaktır. Böylece vücuda gelen İslam kardeşliği adındaki birlik, bu dünyanın canına, malına, namusuna, din ve vicdan emniyetine savaş açan Haçlı dünyasının karşısında bir bilek ve bir yürek olabilecektir. Bu sayede İslam coğrafyasının yeraltı ve yer üstü kaynaklarının sömürülmesinin de önüne geçilecektir."Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Batı'nın elinde oyun ve oyuncak haline gelen İslam âleminin çözümünü de Şii?Sünni kardeşliğinin temininde görmektedir. Bu konuda "İslam kardeşliği anlayışı ile vücuda gelecek Şii?Sünni bloğu aynı zamanda, Müslüman olan bütün ırkların kardeşliğine sebep olarak, suni Şii?Sünni ayrılığı kullanılarak ortaya çıkabilecek muhtemel savaşların da önüne geçecektir. İslam âlemi üzerine yönelen kaynaklar savaşının yaşandığı günümüzde İslam kardeşliği birliği bir zarurettir. Kaldı ki, insanlığın hangi dinden olursa olsun can, mal, namus, din ve vatan emniyetini temin edecek olan Ehl?i Beyt etrafındaki İslam kardeşliğidir. Çünkü yalnızca bu birlik dil, din farkı gözetmeksizin bütün insanların hayat garantisi olacaktır" demektedir.İslam coğrafyasında kan gövdeyi götürüyor. Batı son vuruşunu geniş çapta oluşturacağı bir Alevi?Sünni çatışması ile yapmak istiyor. Bugüne kadar da bu konuda kendi adına başarı kaydetti. Ancak sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın başlattığı Ehl?i Beyt açılımı ile bu oyun boşa çıkartılmıştır.Türk kamuoyu Alevilere karşı ciddi şekilde şartlandırılmıştır. Buna mukabil sayın Prof. Dr. Haydar Baş, "İmam Ali" kitabının yayınlanmasından sonra 2011 yılında Ehl?i Beyt Kongresinin yapılmasına öncülük etti. Kongrenin yapılma kararı önemlidir. Prof. Dr. Haydar Baş hocamız bir Alevi?Sünni savaşı çıkartılmak isteniyor. Türkiye de işin içine çekilmek isteniyor tespitini yaparak acilen bir Ehl?i Beyt Sempozyumu yapılmasını istediler. Bir ay içerisinde Bursa'da sempozyum düzenlendi. Dünyanın birçok ülkesinden Şii ve Sünni ilim ve din adamları gelmişti. Sempozyuma katılanların başlıcaları, Suriye, Makedonya Lübnan, Rusya, Tataristan, Irak, Tanzanya, Azerbaycan, İran'dan çok sayıda Şii ve Sünni ilim ve din adamları, dedeler, babalar ve alevi canlar katıldılar. Büyük bir coşku içinde geçen sempozyum özellikle Türkiye kamuoyunun uyanışına sebep oldu. Şiilere dinden uzaklaşmış gözüyle bakılırdı. Şii dünyadan gelen konuşmacılar kendilerini izleyen Sünni topluluğu izledikçe Şii dünyaya karşı yürütülen düşmanca politikanın Türk milletine ait olmayıp siyasetin bir oyunu olduğunu yakından müşahede ettiler. Sünni olan halkımız ise alevi, Şia ve Caferilerin, Sünnilerden bir farkı olmadığını bizzat yaşamış oldu. Bu sempozyum tarihi bir kırılma noktası idi. Allah lütfetti savaşın önüne geçildi.Prof. Dr. Haydar Baş beyin Rus siyaset ve ilim insanlarıyla yaptığı sohbetlerde, İslam dünyasından kabul görmek istiyorsanız halkları korumanız gerek tespiti önemlidir. Böylece Müslümanların can mal ve namusları korunacak, İslam dünyasının kalkanı olacaksınız demiştir. İslam camisinin minaresi olacaksınız. Mutlaka iş birliği yapmamız lazım demiştir. İlk işbirliği Suriye'de oldu. Ne yazık ki Türk dünyasından beklenen hareket Rusya'dan olmuştur. Türkiye'nin olması gereken merkezde Rusya olmuştur.Ne dediler?Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in çalışmaları dünya çapında etkili olmaktadır. Bu konuda söylenenlerin bazıları şunlardır:Liberal Demokrat Parti'nin Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Lisiçkin: "Beraber Sibirya'yı gezelim. Lütfen burası hakkında bize projeler üretin, işbirliği yapalım."Prof. Dr. Lebedev: "Ben dünyanın bir numaralı iktisat matematikçisiyim. Bu konuyu bizden iyi bilen yoktur. Milli Ekonomi Modeli'ni kongrelerde çok okudum. Bu tezde, esrarengiz kodlar var. Her okuyuşta yeni bir kod ile karşılaşıyorum. Modelde, meseleleri çözen, problemleri halleden pek çok kod saklıdır. Üstelik sadece bugüne değil, geleceğe de ışık tutan kodlar var. Rusya'nın buna ihtiyacı var. Ben, modelin bu yönüne hayranım." Prof. Dr. Lisiçkin: "Bu tezin Rus Parlamentosu Duma'da görüşülmesi tarihi bir olaydır; tez, tamamen çözümdür."Prof. Dr. Victor Volkonski: "Rusya'da ilimle din her zaman çatıştı. Hiç barışmadı. Haydar Baş dinle ilimi barıştırdı. Baş'ın tezinin uygulanması ile topluma huzur gelir." Prof. Dr. Victor Minin: "ABD radikal İslam'ı ve radikal Hıristiyanlığı pompalıyor. İnsanlar iki kutba ayrıldı. Toplumda anarşi çıkacağı kesin görünüyor. Bu terörün önüne ancak Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile geçilebilir. Bunun için de Rusya'ya bu model şarttır."Prof. Dr. Muhammed El?Faruki (Illinois Üniversitesi, ABD): "Dahi insan Prof. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli kendi ayakları üzerinde durabilen ve daha iyi bir gelecek inşa etme gücüne sahip bir alternatif ekonomik modeldir. İnancım tamdır ki bu model sadece Türk milletini değil, aynı zamanda bütün insanlığı darlıktan; müreffeh yarınlara taşıyacaktır."2010 yılında Bursa'da yapılan 7. Milli Ekonomi Modeli Kongresinde, "İmam Ali" kitabı takdim edildi. Kitabı inceleyen Minin bir konuşma yaptı. Konuşmasında Milli Ekonomi Modeli ile dünyada yaşanan ekonomik bunalıma çözüm getiren Haydar Baş Bey'in şimdi de "İmam Ali" kitabıyla İslam âleminde kardeşliği tesis edeceğini söyledi. Bunu müjde olarak dünya kamuoyuna deklare etti.Necef ulemasından Allame Seyyid Salih el Hekim: "Sayın Haydar Baş hocanın bu Ehl?i Beyt açılımının özellikle Türkiye halkına ve Ortadoğu'daki Şii?Sünni birlikteliğine faydası olduğundan hiç şüphe etmemek gerekir. Büyük ve meşhur profesör Haydar Baş'ın Hazreti Ali'nin yolunu insanlara teşvik etmesini takdirle karşılıyor ve kendisini kutluyoruz." Ayetullah el?Uzma Muhammed Said el?Hekim (Necef?Irak): "Sayın Prof. Haydar Baş hocanın açtığı bu çığırın iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.  Ehl?i Beyt konusunda ilmi çalışmalarına destek vereceğimizi de bildiriyoruz." Ayetullah el?Uzma Seyyid Sadık Şirazi (Kum?İran): "Sayın Haydar Baş hocanın Ehl?i Beyt ile ilgili bu açılım ve tanıtımı Türkiye'de Ehl?i Beyt hizmetine büyük katkıda bulunacaktır. Kendisine teşekkürümü bildiriniz."Şeyh Celal Maaş (Kerbela?Irak): "Mazlum 12 İmam yolunun ısrarla unutturulmaya çalışıldığı bu zamanda 12 İmamın ve Ehl?i Beyt'in yolunun Prof. Haydar Baş ve ekibi tarafından türlü zahmetlerle insanlara ulaştırılmaya çalışılması takdire şayandır."Suriye Şam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yuva şunları söyledi: "Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendi'nin gayretleriyle tanzim edilen Peygamber Ocağı Ehl?i Beyt Sempozyumu, emperyalist devletlerin ve bölgesel temsilcilerinin İslam coğrafyasına yönelik uygulamaya koydukları yeni sömürgecilik ajandalarının mihenk taşını oluşturan mezhep fitneciliğini teşhir etmesi, bu kahredici tehlikeye dikkat çekmesi ve ortaya koyacağı tavsiyelerle kamuoyunu daha duyarlı hale getirmesi bakımından tarihi bir öneme haizdir."Rusya İslam Komitesi Başkanı Haydar Cemal: "Önümüzdeki 10?20 yıl içinde küresel medeniyetin çehresi tamamıyla değişecek. Prof. Dr. Haydar Baş öyle bir liderdir ki, bu değişiklikleri bize şimdiden gösteriyor. Haydar Baş, meşale taşıyan adamdır, önderdir. Böyle bir önderle yüz yüze görüşme fırsatı bulmak benim için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı yakaladığımız için Rusya halkını ve kendimi tebrik ediyorum."Bir ayet?i kerime ile bitirmek istiyorum: "Ve de ki: Hak geldi, bâtıl yok oldu; gerçekten bâtıl pek zavallıdır!" (9).Kaynakça:1? 7. Ehl?i Beyt Sempozyumu "Velayet Yolu Ehl?i Beyt ve Ona Karşı Türetilen Bid'at Akımlar" 5?6 Ekim 2013 Bursa'da Sunulan Tebliğ2? Tekindağ, Şehabettin. Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'in İran Seferi, Tarih Dergisi, Mart 1967, sayı: 22, s. 56 i Saim Savaş: XVI. Asırda Anadolu'da Alevîlik, Vadi Yayınları, 2002, s. 1113? Özmen, İsmail & Yunus, Koçak. Hamdullah Çelebi'nin Savunması, ? Bir inanç abidesinin çileli yaşamı. Ankara, 2008, s. 744? Yeni Şafak, 12 Mayıs 20075? Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet, 14 Nisan 20126? http://www.ehlibeytalimleri.com/haber/2712/seyh?ten?korkunc?fetva?esad?a?destek?veren?sivilleri?de?oldurun7? http://www.suriyegercekleri.com/ 2013/06/13/kuveytli?fitne?seyhi?safi?el?acemi?suriyede?ki?muslumanlarin?katledilmesi?icin?fetva?verdi8? https://www.facebook.com/video/video.php?v=2364873930620179? Kur'an?ı Kerim, 17?İsra, 81. 

‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığının kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik "siyasal veya askeri casusluk" soruşturması kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli tutuklandı

28.09.2026 19:20:00
Anadolu Ajansı
 
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama
‘Casusluk’ soruşturmasında 3 tutuklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna yönelik yapılan tespitler doğrultusunda yürütülen soruşturma sürüyor.

Bu kapsamda gözaltına alınan 6 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüpheliler Eda Aydoğan, Güner Eke, İnönü Akgün Alp ve Zehra Yılmaz tutuklama, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik, Eda Aydoğan, Güner Eke ve İnönü Akgün Alp'in tutuklanmasına, Zehra Yılmaz, Zeki Özcan ve Mehmet Yazıcı'nın ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Öte yandan, 2012-2018 arasında MASAK Başkanı olarak görev yapan Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli'nin ise soruşturma kapsamında bugün bilgilerine başvuruldu.

Adalet Bakanı Gürlek'in açıklaması

Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabında, devletin mali istihbarat ağına yönelik casusluk faaliyeti yürütenlerin hukuk önünde hesap vereceğini açıklamıştı.

Açıklamada, "MASAK'ta kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yetkisiz işlemler ve sistem kayıtlarının güvenliğine ilişkin önemli bulgulara ulaşıldığını" ve "Soruşturmada, 2012-2018 yılları arasında MASAK'ın kritik dijital altyapısının geliştirilmesi ve sürdürülmesi süreçlerinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı kişi ve şirketlerin etkili olduğuna ilişkin tespitlere ulaşıldığını" belirtmişti.

Bakan Gürlek, soruşturma kapsamında aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan kişinin de bulunduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını, 5 şüphelinin gözaltına alındığını, yurt dışında olduğu belirlenen 16 şüpheli hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkartıldığını ve 1 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıklamıştı.

Gürlek, "Soruşturma kapsamında AGMLAB AŞ ve MRD AŞ'ye mahkeme kararıyla el konulmuş ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanmıştır. İlgili dönemlerde MASAK Başkanlığı görevinde bulunan üç eski başkanın da adli makamlarca ifadelerine başvurulacaktır." demişti. 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.