logo
24 HAZİRAN 2026

7. Uluslararası Ehl-i Beyt Sempozyumu Tebliği

Her fırsatta, Şii âlemi ve Sünni dünya için müşterek paydanın Ehl?i Beyt olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, "Ortak payda, Kur'an ve hadislerin beyan ettiği Ehl?i Beyt görüşünde ve yaşantısında bir ve beraber olmaktır" demektedir

24.10.2013 00:00:00
Şia?Sünni nüfusun dünya üzerindeki dağılımı:Dünyadaki Müslüman nüfusunda Şii ve Sünni oranlarını gösterecek yüzdelerin gerçek rakamlarını bilmek maalesef mümkün değildir. Ehl?i Beyt yoluna sevdalı olan Şiilerin yüzyıllardır açık veya gizli baskı altında olması bunun en büyük sebeplerinden birisidir. Yapılan araştırmalarda muhtelif rakamlar ortaya çıkmıştır. Wikipedia'da gösterilen rakamları vermek istiyorum.Toplam Dünya Müslümanlarının yaklaşık % 92 sini temsil eden büyük Müslüman ülkelerin, 2005 yılı ortalarındaki hesap edilen verilere göre Sünnilerin oranı % 85, Şiilerin oranı ise % 15'dir. Burada güncel olduğu için Suriye'deki Şii?Sünni oranına değinmek istiyorum. Suriye'de %15 Şii?Alevi varken bu oran Türkiye'de %21'dir. Suriye alevidir, "Alevilerin katli caizdir" diye yapılan saldırıların ne anlama geldiği de burada ayan beyan ortadadır. Esas olan mezhep çatışması çıkartarak Müslümanları kendi içinde birbirine kırdırmak ve İslam coğrafyasını ele geçirmektir. Petrol kaynaklarının Ortadoğu coğrafyasındaki dağılım haritasına bakıldığında (Harita 2) Şii bölgelerinde yoğun olarak bulunduğu görülmektedir. Bu da dış güçlerin Şii ve Sünnileri birbirine kırdırmalarının sebeplerindendir.2? Alevi?Sünni çatışmaları:Tarihi süreç içerisinde Şii?Sünni ihtilafının tarihi ve siyasi yönleri vardır. İmam Ali Efendimize hakkı olmasına rağmen hilafetin verilmeyişi ve Kerbela'da Ehl?i Beyt'e karşı uygulanan katliam gibi. Ehl?i Beyt ailesi mensupları dünyanın neresine giderlerse gitsinler soğuk ve sıcak savaşın bütün taktiklerinin kendilerine uygulanmaları tarihi bir realitedir. Emeviler döneminde Ehl?i Beyt'e hakaret içeren hutbelerin verilmesi, Abbasiler döneminde baskı ve zulüm, Ehl?i Beyt mensuplarının haklarına ve hayatlarına gasp söz konusu olmuştur. Osmanlı döneminde özelikle Yavuz Sultan Selim döneminde 40 bin Alevinin öldürülmesi tarihi izler bırakmıştır. Şeyhülislam'ı Ebu Suud Efendi'nin verdiği fetvalar bu katliamın dini dayanağını teşkil etmiştir. Osmanlı kaynağı olan Selimşâhname'de bu olay şöyle geçmektedir:"Her şeyi bilen Sultan, o kavmin etbâını kısım kısım ve isim isim yazmak üzere, memleketin her tarafına bilgiç katipler gönderdi; yedi yaşından yetmiş yaşına kadar olanların defterleri divâna getirilmek üzere emredildi; getirilen defterlere nazaran, ihtiyar?genç kırk bin kişi yazılmıştı; ondan sonra her memleketin hâkimlerine memurlar defterler getirdiler; bunların gittikleri yerlerde kılıç kullanılarak, bu memleketlerdeki maktullerin adedi kırk bini geçti." (2)İkinci Mahmut döneminde yapılan zulüm, sürgün, işkence ve hak gaspları da hak safhadadır.Tarihçi Patrick Kinross'a göre, sultan II. Mahmud'un talimatıyla, ağır topçu saldırıları ile bir Bektaşi ocağı olan Yeniçeri kışlaları yakılarak 4000 yeniçeri öldürülmüştür. Hayatta kalan esirler ya sürgüne yollanmış ya da idam edilmiştir ve sultan tarafından malvarlıklarına el konulmuştur. Bu olay Osmanlı kaynaklarında Vaka?i Hayriye (Hayırlı olay) olarak geçmektedir. Bir katliama verilen hayırlı sıfatı bile Alevilere dönük zulmün geldiği noktayı göstermesi açısından önemlidir. Geride kalan Yeniçerilerin Selanik'te, daha sonradan "Kan Kulesi olarak adlandırılacak bir kulede, başları vurdurulmuştur. Akabinde Bektaşilik yasaklanmıştır. Bektaşi postnişini Hamdullah Çelebi, idama mahkûm edilmiş ancak daha sonra vazgeçilerek Amasya'ya sürgüne gönderilmiştir. Yüzlerce Bektaşi tekkesi kapatılmış ve çalışan yüzlerce derviş ve baba ya öldürülmüş ya da sürgün edilmiştir. Kapatılan tekkelerden bazıları Sünni Nakşibendi tarikatına nakledilmiştir. (3)1978'de Alevilere dönük bir diğer katliam  Kahramanmaraş'ta meydana gelmiştir.  Yedi gün süren olaylar sırasında 150 Alevi öldürülmüş, Alevilere ait 200'ün üzerinde ev yakılmış, 100'e yakın işyeri tahrip edilmiştir. 1980 Çorum Olaylarında Alevi mahallesi olarak bilinen Milönü Mahallesine saldırılması üzerine, çoğu Alevi olmak üzere resmi kaynaklarca 57 yurttaşın ölümü ve yüzlercesi yaralanmıştır.Ülkemizde 1993 yılında Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmişlerdir.Bu olayların bir başka sebebi, Alevileri ötekileştirmek ve terörün ve anarşinin içine çekme gayretleridir. Aleviler hem ötekileştirilecek hem de toplum nazarında mahkûm edilecektir. Böylece bir taşla iki kuş vurulmuş olacaktır.Bu ötekileştirme politikalarının temelinde tabi ki, politik bir takım hesaplar da vardır. Önce ötekileştirmek sonra sahip çıkarak köleleştirmek. İşte uzun yıllar ülkemizde bu politika izlendi.  Gerek iktidar olmuş gerekse meclis içi muhalefet olmuş partiler alevi ve Şiileri toplumda ki oranlarına paralel ne partileri içinde nede milletvekili seviyesinde görev vermemişlerdir.Alevi kesim, yüzyıllardan beri mağdur edilen, kendi kimliğini açıktan ifade edemeyen bir kadere mahkûm edilmiştir. Demokratikleşme paketinde bir kez daha görüldü ki, AKP hükümeti Alevileri ötekileştirmekle kalmıyor, üstelik alay eder bir üslup takınıyor. Bir üniversite adını değiştirmenin, Alevi vatandaşlarımızın beklentilerini karşılayacak bir çözüm olamayacağı çok açıktır. Dünden bugüne Alevi ? Sünni çatışmalarını doğru değerlendirmek gerekir.3? Türkiye dışında, Şii?Sünni ayrımı daha sert çizgilerle ayrılmış durumdadır: Özellikle Sünni çizgide kabul edilen Selefi?Vahhabi anlayışı radikal çıkışlar yapmıştır. Şiiler öldürülebilir, kadınlarına tecavüz edilebilir. Nitekim basın yayına da intikal ettiği üzere canlı canlı Şiilerin kafaları kesilerek vücutlarından ayrılmıştır. Katliamlar ve baskınlar yapılmıştır.Yüzyıllarca süren Şii?Sünni ihtilafında süreç tam bir zıtlaşmaya dönüşmüştür. Artık meselenin aslından ziyade siyasi ve aktüel boyutu ön plana çıkmış, basın yayın marifetiyle kamplar oluşturulmuştur. Neticede çatışmadan hareketle siyaset üretilmektedir.  İslam üzerinde Müslüman üzerinde ve coğrafyamız üzerinde gözü olanlar Şii ? Sünni ayrılığını fırsata çevirmektedir.Yüzyıllar boyu gerek yurdumuzda gerekse yurt dışında Müslümanlara arasında çıkartılan çatışmalar sürekli körüklenmeye çalışılmıştır. Güncel olması nedeniyle ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında gerçekleştirdiği işgal hareketinde, Şii?Sünni çatışmasını nasıl körüklediklerine bakalım. Mayıs 2007 yılında konuşan eski bir Iraklı subay bakın nasıl itirafta bulunuyor. "Bir gün Şiilerin yoğun olduğu Azamiye'de bir Şii, ertesi gün Sadr kentinde bir Sünni'yi öldürüyorduk. Bu iş için Amerikalıların kurduğu bir 'kirli işler ekibi' var. Söz konusu ekip özellikle kalabalık pazarlarda bombalı araç patlatma konusunda uzman. Amerikan güçlerinin kullandığı en yaygın bombalı araç planı, Iraklılara ait araçlarda arama yapılırken bomba düzeneği yerleştirme şeklinde oluyor." (4)  Yine buna paralel bir açıklamayı da CIA'nın eski Ortadoğu bölge şefi Robert Baer açıklıyor: "Sünni?Şii savaşını tetikleyelim. Biz Amerikalılar niye ölelim ki! Bırakalım (Sünni?Şii) Müslümanlar birbirlerini öldürsünler." (5)İşte bugün yaşanan tablo budur. Bu çatışmanın din kisveli fetvaları da bu arada ihmal edilmemektedir. Selefi şeyhi Yusuf el?Kardavi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'a destek veren ulema ve siviller hakkında fetva veriyor.  Diyor ki: "Sivilleri de öldürün, eğer masumlarsa öldükten sonra nasıl olsa Allah onları affeder." (6)  Derken, Kuveytli Vahhabi, Şeyh Şafi el?Acemi, "Şii çocuk ve kadınların öldürülmesi helaldir" (7) diye fetva vermektedir. Ülkemizden Nakşibendi Cübbeli Ahmet, "Sünniler Şiilerle savaşırsa Şiileri öldürmek caiz midir?" şeklindeki soruya, "Zaten Şiiler devamlı Müslümanlarla savaşır. Hayatta bir gâvurla savaştıkları görülmemiştir" demektedir. (8)Prof. Dr. Haydar Baş ile Alevi?Sünni kardeşliği:Alevi ve Sünniler arasında uzun yıllardan beri süregelen kırgınlıklar üzerine bir takım oyunlar bina edilmiştir. Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in kaleme aldıkları Ehl?i Beyt Külliyatı İslam âlemi için bir kaynak eser niteliği taşımaktadır. 7.'si yapılan Ehl?i Beyt Sempozyumu gerek ülkemizde gerekse bütün İslam âlemine birlik ve kardeşlik vizyonu getirmeye başlamıştır.Bu tarihi mücadelenin gayesi aynı zamanda İslam coğrafyasını Haçlı çizmeleri altındaki işgalden kurtarabilme mücadelesidir! Ehl?i Sünnet ve Şia âleminin Tevhid akidesindeki bir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "Allah'ın birliği, zatı, sıfatları ve fiilleri gibi temel itikat konularında iki dünya arasında fikir ayrılığı yoktur. Her iki dünyanın "İslam" tarifi aynıdır. İki dünyanın da iman tarifi, imamet mevzusu dışında birdir. Kader konusunda da görüş birliği vardır. Ehl?i Beyt ekolüne göre hayır ve şer Allah'tandır. Ehl?i Sünnet'e göre de hayır ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmak imanın şartıdır" tespitini yapmaktadır.Her fırsatta, Şii âlemi ve Sünni dünya için müşterek paydanın Ehl?i Beyt olduğunun altını çizen Prof. Dr. Haydar Baş, "Ortak payda, Kur'an ve hadislerin beyan ettiği Ehl?i Beyt görüşünde ve yaşantısında bir ve beraber olmaktır" demektedir."Her iki dünyada Ehl?i Beyt etrafında akaidini ve İslami şartlarını yaşamalıdır. Bu aynılık, sosyal hayata da yansımalı siyasette, kültürde, medeniyette bir ve beraber olarak İslam kardeşliği temin edilmelidir. Esasen Şii ve Sünni dünyası birbirinin kardeşidir. Birbirinin itikat ve ibadetine her konuda sahip çıkacak; can, mal ve namus emniyetini koruyacaktır. Böylece vücuda gelen İslam kardeşliği adındaki birlik, bu dünyanın canına, malına, namusuna, din ve vicdan emniyetine savaş açan Haçlı dünyasının karşısında bir bilek ve bir yürek olabilecektir. Bu sayede İslam coğrafyasının yeraltı ve yer üstü kaynaklarının sömürülmesinin de önüne geçilecektir."Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Batı'nın elinde oyun ve oyuncak haline gelen İslam âleminin çözümünü de Şii?Sünni kardeşliğinin temininde görmektedir. Bu konuda "İslam kardeşliği anlayışı ile vücuda gelecek Şii?Sünni bloğu aynı zamanda, Müslüman olan bütün ırkların kardeşliğine sebep olarak, suni Şii?Sünni ayrılığı kullanılarak ortaya çıkabilecek muhtemel savaşların da önüne geçecektir. İslam âlemi üzerine yönelen kaynaklar savaşının yaşandığı günümüzde İslam kardeşliği birliği bir zarurettir. Kaldı ki, insanlığın hangi dinden olursa olsun can, mal, namus, din ve vatan emniyetini temin edecek olan Ehl?i Beyt etrafındaki İslam kardeşliğidir. Çünkü yalnızca bu birlik dil, din farkı gözetmeksizin bütün insanların hayat garantisi olacaktır" demektedir.İslam coğrafyasında kan gövdeyi götürüyor. Batı son vuruşunu geniş çapta oluşturacağı bir Alevi?Sünni çatışması ile yapmak istiyor. Bugüne kadar da bu konuda kendi adına başarı kaydetti. Ancak sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın başlattığı Ehl?i Beyt açılımı ile bu oyun boşa çıkartılmıştır.Türk kamuoyu Alevilere karşı ciddi şekilde şartlandırılmıştır. Buna mukabil sayın Prof. Dr. Haydar Baş, "İmam Ali" kitabının yayınlanmasından sonra 2011 yılında Ehl?i Beyt Kongresinin yapılmasına öncülük etti. Kongrenin yapılma kararı önemlidir. Prof. Dr. Haydar Baş hocamız bir Alevi?Sünni savaşı çıkartılmak isteniyor. Türkiye de işin içine çekilmek isteniyor tespitini yaparak acilen bir Ehl?i Beyt Sempozyumu yapılmasını istediler. Bir ay içerisinde Bursa'da sempozyum düzenlendi. Dünyanın birçok ülkesinden Şii ve Sünni ilim ve din adamları gelmişti. Sempozyuma katılanların başlıcaları, Suriye, Makedonya Lübnan, Rusya, Tataristan, Irak, Tanzanya, Azerbaycan, İran'dan çok sayıda Şii ve Sünni ilim ve din adamları, dedeler, babalar ve alevi canlar katıldılar. Büyük bir coşku içinde geçen sempozyum özellikle Türkiye kamuoyunun uyanışına sebep oldu. Şiilere dinden uzaklaşmış gözüyle bakılırdı. Şii dünyadan gelen konuşmacılar kendilerini izleyen Sünni topluluğu izledikçe Şii dünyaya karşı yürütülen düşmanca politikanın Türk milletine ait olmayıp siyasetin bir oyunu olduğunu yakından müşahede ettiler. Sünni olan halkımız ise alevi, Şia ve Caferilerin, Sünnilerden bir farkı olmadığını bizzat yaşamış oldu. Bu sempozyum tarihi bir kırılma noktası idi. Allah lütfetti savaşın önüne geçildi.Prof. Dr. Haydar Baş beyin Rus siyaset ve ilim insanlarıyla yaptığı sohbetlerde, İslam dünyasından kabul görmek istiyorsanız halkları korumanız gerek tespiti önemlidir. Böylece Müslümanların can mal ve namusları korunacak, İslam dünyasının kalkanı olacaksınız demiştir. İslam camisinin minaresi olacaksınız. Mutlaka iş birliği yapmamız lazım demiştir. İlk işbirliği Suriye'de oldu. Ne yazık ki Türk dünyasından beklenen hareket Rusya'dan olmuştur. Türkiye'nin olması gereken merkezde Rusya olmuştur.Ne dediler?Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in çalışmaları dünya çapında etkili olmaktadır. Bu konuda söylenenlerin bazıları şunlardır:Liberal Demokrat Parti'nin Akademik Kurul Başkanı Prof. Dr. Lisiçkin: "Beraber Sibirya'yı gezelim. Lütfen burası hakkında bize projeler üretin, işbirliği yapalım."Prof. Dr. Lebedev: "Ben dünyanın bir numaralı iktisat matematikçisiyim. Bu konuyu bizden iyi bilen yoktur. Milli Ekonomi Modeli'ni kongrelerde çok okudum. Bu tezde, esrarengiz kodlar var. Her okuyuşta yeni bir kod ile karşılaşıyorum. Modelde, meseleleri çözen, problemleri halleden pek çok kod saklıdır. Üstelik sadece bugüne değil, geleceğe de ışık tutan kodlar var. Rusya'nın buna ihtiyacı var. Ben, modelin bu yönüne hayranım." Prof. Dr. Lisiçkin: "Bu tezin Rus Parlamentosu Duma'da görüşülmesi tarihi bir olaydır; tez, tamamen çözümdür."Prof. Dr. Victor Volkonski: "Rusya'da ilimle din her zaman çatıştı. Hiç barışmadı. Haydar Baş dinle ilimi barıştırdı. Baş'ın tezinin uygulanması ile topluma huzur gelir." Prof. Dr. Victor Minin: "ABD radikal İslam'ı ve radikal Hıristiyanlığı pompalıyor. İnsanlar iki kutba ayrıldı. Toplumda anarşi çıkacağı kesin görünüyor. Bu terörün önüne ancak Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile geçilebilir. Bunun için de Rusya'ya bu model şarttır."Prof. Dr. Muhammed El?Faruki (Illinois Üniversitesi, ABD): "Dahi insan Prof. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli kendi ayakları üzerinde durabilen ve daha iyi bir gelecek inşa etme gücüne sahip bir alternatif ekonomik modeldir. İnancım tamdır ki bu model sadece Türk milletini değil, aynı zamanda bütün insanlığı darlıktan; müreffeh yarınlara taşıyacaktır."2010 yılında Bursa'da yapılan 7. Milli Ekonomi Modeli Kongresinde, "İmam Ali" kitabı takdim edildi. Kitabı inceleyen Minin bir konuşma yaptı. Konuşmasında Milli Ekonomi Modeli ile dünyada yaşanan ekonomik bunalıma çözüm getiren Haydar Baş Bey'in şimdi de "İmam Ali" kitabıyla İslam âleminde kardeşliği tesis edeceğini söyledi. Bunu müjde olarak dünya kamuoyuna deklare etti.Necef ulemasından Allame Seyyid Salih el Hekim: "Sayın Haydar Baş hocanın bu Ehl?i Beyt açılımının özellikle Türkiye halkına ve Ortadoğu'daki Şii?Sünni birlikteliğine faydası olduğundan hiç şüphe etmemek gerekir. Büyük ve meşhur profesör Haydar Baş'ın Hazreti Ali'nin yolunu insanlara teşvik etmesini takdirle karşılıyor ve kendisini kutluyoruz." Ayetullah el?Uzma Muhammed Said el?Hekim (Necef?Irak): "Sayın Prof. Haydar Baş hocanın açtığı bu çığırın iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.  Ehl?i Beyt konusunda ilmi çalışmalarına destek vereceğimizi de bildiriyoruz." Ayetullah el?Uzma Seyyid Sadık Şirazi (Kum?İran): "Sayın Haydar Baş hocanın Ehl?i Beyt ile ilgili bu açılım ve tanıtımı Türkiye'de Ehl?i Beyt hizmetine büyük katkıda bulunacaktır. Kendisine teşekkürümü bildiriniz."Şeyh Celal Maaş (Kerbela?Irak): "Mazlum 12 İmam yolunun ısrarla unutturulmaya çalışıldığı bu zamanda 12 İmamın ve Ehl?i Beyt'in yolunun Prof. Haydar Baş ve ekibi tarafından türlü zahmetlerle insanlara ulaştırılmaya çalışılması takdire şayandır."Suriye Şam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yuva şunları söyledi: "Prof. Dr. Haydar Baş Beyefendi'nin gayretleriyle tanzim edilen Peygamber Ocağı Ehl?i Beyt Sempozyumu, emperyalist devletlerin ve bölgesel temsilcilerinin İslam coğrafyasına yönelik uygulamaya koydukları yeni sömürgecilik ajandalarının mihenk taşını oluşturan mezhep fitneciliğini teşhir etmesi, bu kahredici tehlikeye dikkat çekmesi ve ortaya koyacağı tavsiyelerle kamuoyunu daha duyarlı hale getirmesi bakımından tarihi bir öneme haizdir."Rusya İslam Komitesi Başkanı Haydar Cemal: "Önümüzdeki 10?20 yıl içinde küresel medeniyetin çehresi tamamıyla değişecek. Prof. Dr. Haydar Baş öyle bir liderdir ki, bu değişiklikleri bize şimdiden gösteriyor. Haydar Baş, meşale taşıyan adamdır, önderdir. Böyle bir önderle yüz yüze görüşme fırsatı bulmak benim için büyük bir fırsattır. Bu fırsatı yakaladığımız için Rusya halkını ve kendimi tebrik ediyorum."Bir ayet?i kerime ile bitirmek istiyorum: "Ve de ki: Hak geldi, bâtıl yok oldu; gerçekten bâtıl pek zavallıdır!" (9).Kaynakça:1? 7. Ehl?i Beyt Sempozyumu "Velayet Yolu Ehl?i Beyt ve Ona Karşı Türetilen Bid'at Akımlar" 5?6 Ekim 2013 Bursa'da Sunulan Tebliğ2? Tekindağ, Şehabettin. Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'in İran Seferi, Tarih Dergisi, Mart 1967, sayı: 22, s. 56 i Saim Savaş: XVI. Asırda Anadolu'da Alevîlik, Vadi Yayınları, 2002, s. 1113? Özmen, İsmail & Yunus, Koçak. Hamdullah Çelebi'nin Savunması, ? Bir inanç abidesinin çileli yaşamı. Ankara, 2008, s. 744? Yeni Şafak, 12 Mayıs 20075? Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet, 14 Nisan 20126? http://www.ehlibeytalimleri.com/haber/2712/seyh?ten?korkunc?fetva?esad?a?destek?veren?sivilleri?de?oldurun7? http://www.suriyegercekleri.com/ 2013/06/13/kuveytli?fitne?seyhi?safi?el?acemi?suriyede?ki?muslumanlarin?katledilmesi?icin?fetva?verdi8? https://www.facebook.com/video/video.php?v=2364873930620179? Kur'an?ı Kerim, 17?İsra, 81. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.