logo
18 AĞUSTOS 2026

ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik ABD saldırılarının devam edeceğini duyurdu

ABD Başkanı Donald Trump, İran'a yönelik operasyonların süreceğini belirterek, "Bu gece onları çok sert vuracağız, yarın da çok sert vuracağız." dedi

14.07.2026 00:45:00
AA
 
ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik ABD saldırılarının devam edeceğini duyurdu
ABD Başkanı Trump, İran'a yönelik ABD saldırılarının devam edeceğini duyurdu

Hugh Hewitt'in podcast programına katılan ABD Başkanı, İran ile yürütülen müzakereler konusunda gelinen son nokta ile ilgili ayrıntılar verdi.

"Bu gece onları çok sert vuracağız, yarın da çok sert vuracağız." diyen Trump, İran'ın buna karşılık verecek kapasitesinin bulunmadığını savundu.

Trump, "Bunu engellemek için yapabilecekleri hiçbir şey yok. Ellerinde hiçbir şey yok. Büyük laflar etmekten başka yapabilecekleri bir şey de yok." ifadelerini kullandı.

İran yönetimini sert sözlerle eleştiren Trump, "Bu insanlar çılgın. Her şeyi kazandığımız bir anlaşmamız vardı ama onlar anlaşmaları bozuyorlar. Onlar için anlaşmalar bozulmak üzere yapılır. Son derece güvenilmez insanlar." dedi.

Trump, İran'ın nükleer silah edinmesi halinde bunu "bir gün içinde kullanacağını" öne sürerek, "Bence biraz kaçıklar. Bence hepsi öyle." ifadelerini kullandı.

ABD yönetimi İran'ın başka nükleer tesislerinin olma ihtimalini göz ardı etmiyor

İran'ın nükleer programına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Trump, özellikle son zamanlarda ABD medyasında yer alan ve Pickaxe (Kazma) Dağı bölgesindeki, gizli dördüncü bir tesis olduğu yönündeki iddialara da yanıt verdi.

İran'ı uydular aracılığı ile izlediklerini söyleyen Trump "Durumu yakından izliyoruz. Orada herhangi bir faaliyet görmüyoruz. Ama Pickaxe yeni büyük bir atış için muhtemel bir hedef olabilir." diyerek sözü edilen yerin de hedef alınacağını söyledi.

Trump'ın sözünü ettiği "Pickaxe Dağı", İran'ın Natanz nükleer tesisinin yaklaşık 1,5 kilometre güneyinde bulunan ve dağın içine inşa edildiği iddia edilen yer altı tesisi olarak biliniyor.

ABD'nin 22 Haziran 2025'te düzenlediği ve "Gece Yarısı Çekici Harekatı" adı verilen operasyonda Fordov, Natanz ve İsfahan'daki nükleer tesisler hedef alınmış, Washington ve Tel Aviv yönetimleri bu saldırıların İran'ın nükleer programına ciddi darbe vurduğunu açıklamıştı.

Ancak daha sonra uydu görüntülerinde Pickaxe Dağı çevresinde yeni inşaat ve tahkimat faaliyetleri tespit edilmişti. Uluslararası basında yer alan analizlerde, dağın içindeki tünel girişlerinin hava saldırılarına karşı toprak ve kaya ile güçlendirildiği, bölgede ağır iş makineleri ile kazı çalışmalarının sürdüğü ileri sürüldü. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü


 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile telefonda görüştü. Erdoğan görüşmede, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilendiğini ifade etti.
 

18.08.2026 01:40:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump ile telefonda görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştü.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan-Trump görüşmesinde, Türkiye-ABD ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel konular ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesinin mühim olduğunu, görüşmelerin sürmesini temenni ettiklerini ve Türkiye'nin barış çabalarına destek vermeye devam edeceğini belirtti.

Görüşmede Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile birlikte imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'yla bölgesel istikrar ve güvenliğin temini için güçlü bir duruş sergilediklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze barış sürecinde ikinci aşamaya geçilmesinin hedeflendiği bir dönemde İsrail yönetiminin Filistinlileri hedef alan eylemlerinde artış yaşandığını belirterek, Türkiye olarak bölgede kalıcı barışa ve Gazze'nin yeniden imarı için atılacak adımlara destek vermeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?


 
TÜİK verilerine göre lisans mezunlarının yüzde 43.3’ü öğrenim gördüğü alanın dışında kalan bir meslek grubunda çalışıyor.
 

18.08.2026 01:35:00
Hasan Gündoğdu
 
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?
Üniversite okumanın anlamı kalmadı mı?

2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) tercih dönemi 10 Ağustos'ta sona erdi. Üniversite adayları yerleştirme sonuçlarını beklerken tercih ettikleri bölümlerin staj, mezuniyet sonrası iş olanakları, kariyer gelişimi ve ücret düzeyini de şimdiden değerlendiriyor.

Bir de hayatın gerçekleri var

Ancak TÜİK'in 2025 yılı Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri, alınan eğitim ile yapılan iş arasındaki uyumun sınırlı kaldığını gösteriyor. Buna göre ücretli çalışan (SGK 4/A) lisans mezunlarının yüzde 43.3'ü, ön lisans mezunlarının ise yüzde 49.2'si öğrenim gördükleri alanın dışında bir işte çalışıyor.

Avrupa'da durum farklı

Eurostat'ın açıkladığı 2024 verilerinde ise AB'de yükseköğretim mezunu olan 34 yaş altı grupta bu oran yüzde 31.9 seviyesinde. Öte yandan yine TÜİK verilerine göre diploma-kariyer uyumunun en yüksek olduğu üç alan sağlık (yüzde 80.4); iş, yönetim ve hukuk (yüzde 79.6) ve eğitim yani öğretmenlik (yüzde 64.8) olarak sıralanırken en düşük olduğu alan yüzde 7.8 ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon olarak öne çıktı.

Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti


 
 
Türkiye'nin "haydut, cani ve vahşi devletler ABD/İsrail" ikilisinin İran'a yönelik saldırılarında ön cephe rolü biçilen Ürdün, Katar ve Kuveyt büyükelçileri değişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Tahran Büyükelçisi'ni de değiştirdi. 

18.08.2026 01:28:00
Haber Merkezi/AA
 
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti
Ortadoğu'da dört kritik ülkede büyükelçiler değişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan büyükelçi atamalarına ilişkin kararlar, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, Türkiye'nin Doha Büyükelçiliğine, Türkiye'nin Amman Büyükelçisi Yakup Caymazoğlu, Türkiye'nin Amman Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Orta Doğu) Genel Müdür Yardımcısı Hakan Karaçay, Türkiye'nin Kuveyt Büyükelçiliğine Doğu Avrupa Genel Müdür Yardımcısı Can Oğuz, Türkiye'nin Kişinev (Moldova) Büyükelçiliğine İkili İlişkiler (Suriye) Genel Müdür Yardımcısı Nazmiye Başaran atandı.

Afrika'da da değişiklikler var

Ayrıca, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçiliğine Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Hüseyin Özdemir, Türkiye'nin Tallin (Estonya) Büyükelçiliğine Havva Yonca Gündüz Özçeri, Türkiye'nin Kinşasa (Demokratik Kongo Cumhuriyeti) Büyükelçiliğine Batı Afrika Genel Müdür Yardımcısı Senem Güzel, Tahran (İran) Büyükelçiliğine TBMM Dış İlişkiler ve Protokol Başkanı Ahmet Aydın Doğan, Türkiye'nin Gaborone (Botsvana) Büyükelçiliğine Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Silahların Kontrolü ve Silahsızlanma Genel Müdür Yardımcısı Vesime Ela Beşkardeş Karagöl getirildi.

Öte yandan, Türkiye'nin Cibuti Büyükelçisi Erdal Sabri Ergen ile Türkiye'nin Montevideo (Uruguay) Büyükelçisi Tunca Özçuhadar merkeze alındı.

Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi öncesinde ve sırasında yaptığı açıklamalarda, savunma hakkının kısıtlandığını vurgulayarak süreci "tarihin en kritik duruşmalarından biri" ve "rezaletin daniskası" olarak nitelendirdi. Silivri'deki duruşmayı takip eden Özel, "YENİ Parti dimdik ayakta" mesajı verdi

17.08.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
Özgür Özel'den mahkeme başkanına tepki
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 53'ü tutuklu toplam 414 sanıklı İBB Davası'nın ikinci celsesi, 65'inci İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin Yeni Duruşma Salonu'nda görüldü. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul İl Başkanı, ilçe başkanları, belediye başkanları ve milletvekilleriyle birlikte duruşmayı takip etmek üzere cezaevine geldi. Özel, celse öncesinde basın mensuplarına yaptığı açıklamada sürecin hukuksuzluğuna dikkat çekerek, "Umudumuz duruşmanın kaldığı yerdeki hukuksuzluğun bugün giderilmesi" dedi.

"Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik"

Özel, İmamoğlu'nun savunma hakkının elinden alındığını hatırlatarak şunları söyledi: "Kendisi 'Savunma yapmak istiyorum' dediği halde bir gün gibi, yarım gün gibi kısa bir süre verilmişti; aksi takdirde 'Susma hakkınızı kullandık kabul edeceğiz' demişlerdi. Bırakın Türkiye siyasi tarihinin en kritik duruşmalarından birinde, bu Türkiye'de 972 tane ilçenin herhangi bir tanesindeki bir adliye binasında herhangi basit bir davada uygulandığında verilecek ilk karar bozma kararıdır. Ne yapmaya çalışıyor bilmiyoruz. Kendine güvenen bir savcı, kendine güvenen bir hakim, adalet dağıtacağını düşünenler savunma hakkını kısıtlarlar mı? Demek ki o kadar berbat durumdalar, o kadar kendi iddiaları savunulamaz ve çürütülmeye müsait ki Ekrem Başkan'ın kendisini savunmasına izin vermemeyi tek çare olarak görüyorlar. Tarihin bu noktasına tanıklık etmeye geldik."

"YENİ Parti dimdik ayakta"

Parti olarak sürecin böyle işlemesini istemediklerini belirten Özel, "Buradaki kumpası kuranlarla oradaki kumpası kuranlar aynı büyük planın parçası ve bu plan elimizden partiyi almaya kalktı. Buna teslim olmayacağımızı söylemiştik. Bakın görüyorsunuz. YENİ Parti'nin İstanbul İl Başkanı burada. Bir ara ana muhalefetten düştünüz diye birtakım valilik tarafından kısıtlamalar uygulanıyordu. Şimdi ana muhalefet partisinin il başkanıdır. Bütün ilçe başkanlarımız burada. 39'da 38'i devam ediyor. Bir arkadaşımız da yeni katıldı. Hepsi burada. Belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz burada. YENİ Parti dimdik ayakta. Partimizi elimizden almak isteyenler ortalıkta yok. Bir kısmı burada savunma hakkını kullandıracak mı, kullandırmayacak mı onu göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Özel salondan ayrıldı

Duruşma devam ederken İmamoğlu'na söz hakkı verilmemesi üzerine Özel, salondan ayrıldı ve basın mensuplarına daha kapsamlı bir değerlendirme yaptı. Geçen celsede yaşananları hatırlatan Özel, "Silivri'de hep birlikte geçen celsenin bitişinde savunma hakkının nasıl kısıtlandığını konuşmuştuk. Bunun ne 1960 Darbesi'nde ne 12 Eylül Darbesi'nde ne Almanya'daki Nürnberg mahkemelerinde ne 12 Eylül dönemindeki DİSK'in yargılandığı süreçlerde yaşanan ki onların hepsi darbe dönemlerinin yargılamalarıydı. Hiçbirisinde yaşanmayan bir şey yaşandı" dedi. İmamoğlu'na "Hakkında 150'ye yakın örgüt kurucusu, örgüt lideri olmakla suçlandığı için güneşin altındaki gerçekleşen her olaydan, her iddiadan Ekrem İmamoğlu'nu da mesul tutuyorlar" şeklinde yaklaşıldığını belirten Özel, mahkemenin önce "sınırsız savunma hakkı" vaat ettiğini, ardından 9 Temmuz'da davayı bitirme hedefiyle süreyi beş-altı saate indirdiğini ve feragat dayattığını anlattı.

"Savunma hakkı asla kısıtlanamaz"

Bugünkü celsede avukatların hukuki itirazlarını dinledikten sonra mahkemenin "belirsiz bir gün" için savunma hakkı tanıdığını söyleyen Özel, "Avukatlar ısrar edince, 'Onu size önceden söyleyeceğim' dedi. Bir de söylemeseydin. Savunma yapacağı günü bilmeyecek. 'Bir arada' diyor, 'uygun yerde, makul zamanda.' Yani yerine, zamanına, süresine hakim karar verecek. Oysaki asla kısıtlanamaz savunma hakkı. 'Bu haktan yararlandıracağım' deyip bahşetti beyzade. Gerçekten burada artık göstermelik yargılama bile yapılmıyor. Bu rezaletin daniskasıdır. Bu rezaletin dik alasıdır" diye konuştu.

Duruşma salonuna eleştiri

Yeni ve büyük duruşma salonunun fiziksel koşullarını da eleştiren Özel, seyircilerle sanıklar arasında "futbol sahasından daha fazla, belki iki futbol sahasına yakın" mesafe olduğunu, dürbünle izleyenlerin bulunduğunu, avukatların müvekkilleriyle göz teması kuramadığını ve savcının heyetin bir üyesi gibi oturduğunu söyledi. "Yargılamanın güya yüz yüze yapılıyormuş gibi olduğu ama Ekrem İmamoğlu veya herhangi bir arkadaşımız cezaevinde kamera karşısında olsa, ailesi evden televizyonla izlese, avukatı bürodan katılsa, hakim bey o çok isteyip de koşa koşa gittiği tatilinden dönmemiş olsa yine bir yargılama teknik imkanlarla buradaki kadar yapılır. Bir mekanda olunmuş falan değil burada. Burada mekanı büyütmek, araları açmak, bariyerler koymak ve en uzağa yerleştirmek suretiyle bu devasa mekanda bir mekansızlık yaratılmış. Yüz yüze yargılama imkanı ortadan kaldırılmış durumda" ifadelerini kullandı.

"Korktukları bir tek şey var"

Özel'e göre mahkemenin korktuğu tek şey etkili savunmalardı. Özel, "Korktukları bir tek şey var. Etkili savunmalar yapılıyor ve en etkilisi Ekrem İmamoğlu tarafından yapılacak. Bu savunmanın etkisinden, bu savunmanın gerçekleri ortaya koymasından, iftiraları çürütmesinden, yalancılarla yüzleşmesinden korkuyorlar. Yapılan budur" dedi. Aileler, seyirciler ve basın mensuplarının tahrik edilmeye çalışıldığını da öne süren Özel, oturma yerlerinin sürekli değiştirildiğini, bariyerler çekildiğini ve en uzak noktalara yönlendirildiklerini anlattı. "Bekliyor ki biz sinirlerimize hakim olamayacağız. Burada bağıracağız, çağıracağız. Ona hak ettiği gibi davranacağız" şeklinde konuştu.

Süreçte biriken kini sorgulayan Özel, "Mesele, Ekrem İmamoğlu'nun ilk ifadesinin alındığı gün, şu anda Adalet Bakanlığı'nda görevlendirilmiş, Ankara'da görevlendirilmiş, o zamanki bir başsavcıvekilinin Ekrem Bey'e, 'Ekrem Bey bu işler böyle. Gün değişir, siz iktidar olursunuz. Biz oraya geçeriz, siz bizi yargılarsınız. Bu işler böyle' dediği. Yani adaleti aramak yok da biz ve onlar var. İki tane düşman kutup var. Nerede düşmanlaştı bunlar? Nerede, ne zaman bu kadar kini biriktirdiler? Biz onlara ne yapmışız? Bizim yaptığımız bir tek şey var: Demokrasilerde olduğu gibi, üstüne o cübbeyi giydiren Cumhuriyet, ona cübbe verdiyse, tokmak verdiyse altına araba çektiyse; bize de muhalefet etme, milleti ikna edersek gün gelince iktidar olma hakkı vermiş" şeklinde konuştu.

"Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, iyinin kötüyü yenmediği bir gün görmedim"

Tarih önünde teessüf ettiğini belirten Özel, Ergenekon davasındaki benzer uygulamaları hatırlatarak, "Kendisine tarih önünde teessüf ediyorum. Bir kere daha demiştim bu cümleyi. İkinci kez kullanıyorum... Tarih önünde hepsine teessüf ediyorum ve hepimizin haysiyetini ve hukukunu milletimize emanet ediyorum. Başka kimseye değil. Çünkü tuz koktuktan sonra, ben şimdi buradaki hakimi HSK'ya mı şikayet edeyim? Başında Akın Gürlek var, zaten bu zulmü başlatan, kurgulayan, sürdüren kişi... Kimi, kime şikayet edeyim? O yüzden hepimizin hakkını, hukukunu ve varsa bir gün hakkımızı almamızla ilgili umudu milletimize emanet ediyoruz. Ettiklerini bulsunlar. Zulümleri artsın ki sonları tez gelsin. Bu dünyada adaleti bulursak buluruz, bulmazsak öbür dünyada bütün bu masumların iki elleri yakalarındadır. Bu devran böyle sürmez. Ben daha güneşin doğmadığı bir gece, ben daha iyinin kötüyü yenmediği bir gün ve ben daha tarih önünde zalimlerin zulümleriyle sınanmadıkları bir süreci hiç görmedim. Yine görmeyeceğiz inşallah" dedi.

Özel'in açıklamaları, İBB Davası'nın ikinci celsesinde yaşanan tartışmaların gölgesinde, hem yargı sürecine hem de siyaset kurumuna yönelik sert eleştiriler içeriyordu. Duruşma salonu dışında yapılan bu değerlendirmeler, partisinin "dimdik ayakta" durduğunu vurgulayan liderin, sürecin hukuki ve siyasi boyutlarını kamuoyuna taşıma çabası olarak kayda geçti.

2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı

Adana'da eşi ve 16 yaşındaki oğlunu bıçaklayarak öldüren tutuklu sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı

17.08.2026 17:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası onandı
Adana'da eşini 39, oğlunu ise 49 yerinden bıçaklayarak öldüren sanığa verilen 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından onandı.

Olay, 19 Ağustos 2023'de merkez Çukurova ilçesine bağlı Toros Mahallesi 78101 Sokak'ta bulunan bir apartmanın 9'uncu katında meydana geldi. Sabaha karşı cinnet getiren Cem Suna, eşi Deniz'i (43) 39 yerinden ve oğlu Alperen'i (16) 49 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından yakalanıp tutuklanan Cem Suna 'canavarca hisle öldürme' suçundan hakim karşısına çıktı.

"Asıl mağdur benim"

Karar davasında hakim karşısında son savunmasını yapan Cem Suna, "Bugüne kadar sustuysam adalete güvenimden sustum. Herkes hükmünü vermiş. Asıl mağdur benim. Dünyası yıkılan, ailesi katledilen benim. Ne olduysa bana oldu. Eşim ve çocuğum sürekli gözümün önünde. Dışarı çıksam da bir şey değişmeyecek" dedi.

15 Ekim 2024'de Cem Suna'nın Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde karar davası görüldü. Karar davasında Cem Suna'ya 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

Karar Yargıtay'da onandı

Suna'nın avukatları Yargıtay'a başvurarak karara itiraz etti. Ancak Yargıtay'da cezada herhangi bir indirim yapmayarak 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onadı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

17.08.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye"nin bir devlet politikası olduğunu, TBMM'de kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ile önemli bir aşamaya geçildiğini söyledi.
Bahçeli, "Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması 'Terörsüz Türkiye'ye, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı göstermektedir" dedi.
"Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor" diyen Bahçeli, "Süreçte vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakâr milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir" diye konuştu.

'Süreci karalamak isteyene fırsat yok'
Süreci karalamak isteyenlere karşı uyarılarda bulunan Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
"Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkan tanımayacağız."

'Kanun bir af düzenlemesi değil'
Çıkarılan kanunun bir af düzenlemesi olmadığını hatırlatan Devlet Bahçeli, "Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır." dedi.

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı

Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı. Prof. Dr. Naci Görür, olası bir depreme karşı uyarılarını sürdürdü

17.08.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Türkiye bugün saat 03.02'de bir kez daha 17 Ağustos 1999'daki depremde yaşamını yitirenleri andı
Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti.

Türkiye tarihine bir "felaket" olarak geçen 7,4 büyüklüğündeki deprem, saat 03.02'de meydana geldi ve 45 saniye sürdü. Sarsıntı Kocaeli, Yalova, Sakarya, İstanbul ve Düzce'de yıkıma neden oldu.

17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi yaralandı.

Yaklaşık 200 bin kişinin evsiz kaldığı, 66 bin 441 konut ve 10 bin 901 iş yerinin yıkıldığı depremden 16 milyona yakın kişi farklı düzeylerde etkilendi, 285 bin 211 konut ve 42 bin 902 iş yerinde hasar tespit edildi.

İstanbul'da 454 kişi yaşamını yitirdi. Yalova, Düzce ve Gölcük'ten kentteki hastanelere getirilen yaralılardan hayatını kaybedenlerle bu sayı 981'e çıktı.

Binaların depreme dirençli hale getirilmesine ilişkin çalışmalar tüm hızıyla sürerken uzmanların uyarıları da sürüyor.

Türkiye'de kentsel dönüşüm destekleri başta olmak üzere bugüne dek birçok adım atıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, geçtiğimiz günlerde İstanbul'da kentsel dönüşümü tamamlanan bağımsız bölüm sayısının 1 milyona ulaştığını belirterek "Şehrimizi afetlere hazırlamak için dönüşüme süratle devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

Konuyla ilgili olarak bakanlıktan yapılan açıklamada da Kentsel Dönüşüm Başkanlığı'nın, kurulduğu 2012'den bu yana Türkiye genelinde deprem ve diğer afetlere karşı riskli binaların dönüşüm süreçlerini yürüttüğü belirtildi.

Bugüne kadar 81 ilde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümün dönüşüm kapsamına alındığı belirtilen açıklamada, 2 milyon 378 bin bağımsız bölümün dönüşümünün tamamlandığı, 383 bin bağımsız bölümün dönüşümünün ise devam ettiği vurgulandı.

Kentsel Dönüşüm Başkanlığının iki kentsel dönüşüm projesinden birini deprem tehdidiyle karşı karşıya olan İstanbul'da hayata geçirdiği vurgulanarak "İstanbul'da 2012'den bu yana 1 milyon 298 bin bağımsız bölüm dönüşüm kapsamına alındı. 1 milyon 7 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı. Kentte 291 bin bağımsız bölümün dönüşümü ise devam ediyor" bilgisine de yer verildi.

"Er ya da geç büyük bir deprem olacak"

Dr. Naci Görür de 17 Ağustos'un yıldönümü nedeniyle kişisel X hesabında yayınladığı mesajda Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlattı.

Türkiye'nin ülkeyi depreme dirençli hale getirmeye gücü olduğunu belirten Görür, şöyle konuştu:

"Arkadaşlar kendimizi aldatmayalım. Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz. Er veya geç, orada veya burada büyük bir deprem olacak ve binlerce insan ölecektir. Bırakın fayı, bırakın yeri, insanlar ölmesin istiyorsanız ülkenizi deprem dirençli yapınız ve depremi minimum zararla atlatınız. Bütün iş bir bakanlık kurup bunu en az 20 sene siyaset yapmadan ciddiyetle çalıştırmak gerekir. Türkiye'nin bunu yapmaya gücü vardır."

Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama

Türkiye ve 7 ülke, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı

16.08.2026 22:01:00
AA
 
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye ve 7 ülke, İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı. Hamas da bugün yaptığı açıkamada, İsrail'in Şarm El-Şeyh Anlaşması'na ve Trump'ın Gazze planına uymadığını ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını da reddettiğini belirterek, iatı Şeria, Gazze Şeridi, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmelerin ciddi tehdit oluşturduğunu bildirmişti.

Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,Halil el-Hayye başkanlığındaki heyet, Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Mısır Genel İstihbarat Bakanı Tümgeneral Hasan Reşad ile İstihbarat Teşkilatının merkezinde bir araya geldi. Görüşmede, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı.

Açıklamada, İsrail'in günlük ihlaller gerçekleştirdiği, Şarm El-Şeyh Anlaşması ile Trump'ın Gazze planını tanımadığı ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını reddettiği vurgulandı.

Görüşmede Hamas heyetinin Batı Şeria, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmeler hakkında da kapsamlı bilgi sunduğu aktarılan açıklamada, "İşgalin yaptığı, bölgede ve uluslararası düzeyde üzerinde durulması gereken tehlikeli ve yıkıcı bir politikadır." değerlendirmesine yer verildi.

Türkiye ve 7 ülke de İsrail'in  Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı.

'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı

"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu

16.08.2026 18:22:00
Haber Merkezi
 
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
'Evet' diyenler PKK’nın bitmeyen taleplerine kapı araladı
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen 12 maddelik 'çerçeve yasa', PKK cephesinde yetersiz bulundu.

Terör örgütü elebaşı Murat Karayılan, yayımladığı Kürtçe video mesajda, Cumhuriyet tarihinde Kürt iradesinin tanınması adına bu yasanın yeni bir adım olduğunu belirtse de düzenlemenin yapısal eksiklikler taşıdığını ve sorunun özünü ıskaladığını iddia etti.

"Mesele Sadece Silah Bırakmaya İndirgenemez"



Yasanın çerçevesinin çok dar tutulduğunu ve yüzyıllık bir sorunu çözmekten uzak olduğunu savunan Karayılan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Bu kanunun çok eksiği ve yanlışı vardır. İçinde Kürt kelimesi bile geçmiyor. Demokrasiden hiç bahsedilmemiş. Halkımızın hassasiyetleri ve hareketimizin görüşleri dikkate alınmamış. Meseleyi sadece gerillanın silah bırakmasına indirgemiştir. Oysa bu dar yaklaşım sorunu çözüme kavuşturamaz. Mücadeleyi silah zemininden çıkarıp siyaset ve hukuk zeminine taşımaya hazırız ancak bunun için imkan yaratılmalıdır."

Ankara'ya "Öcalan'ın Fiziki Özgürlüğü" Şartı



Sürecin başlangıcında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Öcalan Meclis'e gelsin, DEM Parti grubunda konuşsun" çağrısını hatırlatan Karayılan, örgütün Fesih Kongresi kararlarını bu esas üzerine aldığını belirtti. Sürecin İmralı üzerinden yürütülmesi gerektiğini savunan terör örgütü elebaşı, "Sürecin mimarı zindandaysa bu iş yürümez. Öcalan'ın fiziki özgürlüğü bu sürecin olmazsa olmazıdır. O hapisteyken kimse silah bırakamaz, ancak kendisi devreye girerse bu durum gerçekleşebilir" diyerek Ankara'ya şart koştu.

Siyasi Partilere Eleştiri: "Halen Terör Diyorlar"

Karayılan, Meclis'teki yasal düzenlemeyi gerçekleştiren iktidar bloku (AKP ve MHP) ile sürece karşı çekimser veya yetersiz destek veren muhalefetin (CHP) mevcut yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:

Kalıcı barışın Türkiye halklarına ve Orta Doğu'daki Türkiye öncülüğüne büyük kazançlar sağlayacağını ifade eden Karayılan, devlet aklının halen güvenlikçi politikalardan sıyrılamadığını öne sürdü. "Biz demokratik cumhuriyete katılmak istiyoruz ancak karşı tarafın yaklaşımı böyle değil, halen bizi terörist ve suçlu sayıyorlar" diyerek iktidarın dilini eleştirdi.

Geçmişle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Karayılan, Meclis çatısı altında bir "Adalet ve Hakikati Açığa Çıkarma Komisyonu" kurulmasını talep etti.

Silahlı mücadele stratejisini sonlandırdıklarını iddia eden Karayılan, Ankara'daki tüm aktörlerin Kürt realitesini anayasal ve hukuki zeminde tanımadığı sürece "çerçeve yasa"nın tek taraflı bir dayatmadan öteye geçemeyeceğini savundu.

Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyonda aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32 şüpheli tutuklanırken arama yapılan tek bir adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

16.08.2026 17:39:00
Haber Merkezi
 
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyon kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kilo külçe altın ele geçirildi.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan soruşturma kapsamında bir adreste arama yapıldı.

Tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın bulundu.

Operasyon kapsamında örgütün lideri Alihan Kuriş dahil 38 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme 38 şüpheliden 32'sinin tutuklanmasına karar verdi.

Hakkında tutuklama kararı verilen şüpheliler arasında örgütün lideri Alihan Kuriş de bulunuyor.

Mahkeme altı şüpheliyi ise ev hapsine çarptırdı.

Hakkında ev hapsi kararı verilen isimler arasında, eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Ahmet Gökcen de bulunuyor.

Tutuklanmasına karar verilen isimler şöyle: Alihan Kuriş, Fahri Candemir, Süleyman Kahraman, Recep Okumuşlar, Şeref Toprak, Mehmet Hilmi Molla, Nezih Murat Büyükgöze, Metin Güer, Hilmi Şenol, Süleyman Hilmi Dinç, Yunus Aslan, Muharrem Hilmi Akbulut, Mehmet Aksu, Muhammed Dağ, Mehmet Bozpınar, Mehmet Akbacakoğlu, Ahmet Şimşek, Abdulkerim Emrah, İsa Çardak, Cevat Bağcı, Zeki Altınel, Hüseyin Türker, Mehmet Kurban, Mehmet Tekin, Mustafa Gökduman, Hamza Deniz, Kazım Per, Ahmet Uğur Pakcan, Rıdvan Erdal, Zübeyr Özcan, Hayrullah Uusl, Muhammet Karaköse.

Ev hapsine çarptırılan isimler: Yusuf Büyükgöze, Ahmet Gökcen, Ömer Yılmaz, Ahmet Efe, Selman Süleyman Keşkekçi, İsmail Hakkı Akgün.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.