logo
10 MAYIS 2026

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Destansı Öfke Operasyonu tamamlandı"

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 'Destansı Öfke Operasyonu'nun tamamlandığını ve hedeflere ulaşıldığını söyledi

06.05.2026 06:40:00
İHA
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Destansı Öfke Operasyonu tamamlandı"
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "Destansı Öfke Operasyonu tamamlandı"
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Beyaz Saray'da basın toplantısı düzenledi

ABD Başkanı Donald Trump'ın hafta sonu Basra Körfezi'nde mahsur kalan 87 farklı ülkeden 23 bin sivili kurtarmak için Özgürlük Projesi adlı operasyonu başlattığını belirten Rubio, "Dünyanın dört bir yanından birçoğu çatışmaya dahil olmayan ülkeler, artık sadece gemilerdeki yüklerini değil vatandaşlarını da kaybetme riskiyle karşı karşıya. Bu gemileri bu kadar uzun süre denizde bırakamazsınız. Yiyecek tükenir, içme suyu tükenir, temel ihtiyaçlar biter. Bu tam manasıyla korsanlık" dedi.


"En az 10 denizci hayatını kaybetti"



Rubio, "Şu anda savunmasız hedef durumundalar, izole durumdalar, açlık çekiyorlar, çaresizler. En az 10 sivil denizci hayatını kaybetti. Bu nedenle birçok ülke, bazıları açıkça, bazıları da özel olarak ABD'den gemilerini kurtarmasını ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünü yeniden sağlamasını istedi" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump'ın orduya mahsur kalmış gemileri kurtarma ve koruyucu bir güvenlik şemsiyesi altına alarak bölgeden çıkarma talimatı verdiğini söyleyen Rubio, "Bu bir saldırı operasyonu değildir. Bu bir savunma operasyonudur. Bunun anlamı çok basit. Biz, vurulmadan ateş etmiyoruz. Saldırmıyoruz. Ama bize ya da bir gemiye saldırılırsa, buna karşılık verilir" şeklinde konuştu.

Hürmüz Boğazı'nın dünya petrol ticaretinin dörtte biri için güzergah oluşturduğunu, ayrıca büyük miktarda yakıt ve gübrenin bu boğazdan geçtiğini ifade eden Rubio, "Bu hayati su yolunu kimin kullanacağına İran rejiminin karar vermesine izin verilemez. Uluslararası hukuk çok net. Burası, bir uluslararası su yoludur. Hiçbir ülke tarafından kontrol edilemez. Kimsenin, "Bu sulara mayın döşeyeceğim ve geçen gemileri patlatacağım" deme hakkı yoktur. İran, tam olarak bunu yapıyor. Bu bir suç ve buna karşı bir şey yapılmalı" dedi.


"İran'da enflasyon yüzde 70 seviyesinde"



Şu ana kadar ABD bayraklı iki ticari geminin Hürmüz Boğazı'ndan başarıyla geçtiğini ifade eden Rubio, Özgürlük Projesi ilerlerken, İran ekonomisi aleyhinde Ekonomik Öfke Operasyonu'nun da devam ettiğini söyledi.

Rubio, "Bugün İran'da enflasyon yüzde 70 seviyesinde ve para birimi tam anlamıyla serbest düşüşte" dedi.

ABD Dışişleri Bakanı, İran'ın ABD tarafından uygulanan abluka nedeniyle günde 500 milyon dolar kaybettiğini ve İran'ın ticaretinin yüzde 90'ının durdurulduğunu söyledi.


İran ile iş yapan finans kuruluşlarına yaptırım uyarısı



Rubio, İran'ın yaptırımlardan kaçınmasını sağlayanların ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını ve ABD finans sistemine erişimini kaybedeceğini açıkladı.

Açıklamasında ABD Hazine Bakanlığı'nın İran yönetimine giden her doları tespit ederek bunu engellediğini ifade eden Rubio, "İran'ın yaptırımları aşmasına yardım sağlayan her yabancı finans kuruluşu, ikincil yaptırımlarla karşı karşıya kalacak ve ABD finans sistemine erişimini kaybedecek" dedi.


"Hürmüz Boğazı konusunda savaş öncesi duruma dönmeyi tercih ediyoruz"



ABD Dışişleri Bakanı Rubio, "Hürmüz Boğazı konusunda savaş öncesi duruma dönmeyi tercih ediyoruz. Suda mayın olmamalı. Kimse geçiş ücreti ödememeli. Geri dönmemiz gereken nokta budur ve buradaki hedef de budur" dedi.


İran'a müzakere masasına dönerek şartları kabul etme çağrısı yaptı



ABD Dışişleri Bakanı Rubio, İran'ın müzakere masasına geri dönerek, şartları kabul etmesi gerektiğini belirtti. İran'ın artık bir tercih yapma zamanı geldiğini söyleyen Rubio, "İran, bu durumun gerçekliğini kabul etmeli, müzakere masasına dönmeli ve kendileri için iyi olan ama nihayetinde dünya için de iyi olan şartları kabul etmelidir" ifadelerini kullandı.


"İran'ın, nükleer silah istemediğini gerçekten gösterecek bir anlaşma yapma fırsatı var"



Basın toplantısında İran'ın nükleer programından vazgeçmeye hazır olduğuna dair bir işaret bulunup bulunmadığı sorusuna Rubio, "Bu, onlar için uzun süredir devam eden bir sorun" ifadeleriyle cevap verdi.

İran'ın her zaman nükleer silah istemediğini söylediğini ancak bunun doğru olmadığını söyleyen Rubio, "Yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduklarını biliyoruz. Bunu yaptılar. Bunun hiçbir sivil kullanımı yoktur. Sıfır. Dolayısıyla burada İran'ın, nükleer silah istemediğini gerçekten gösterecek bir anlaşma yapma fırsatı var. "Nükleer silah istemiyoruz" demek bir şeydir, bunu kanıtlayan şeyleri yapmak ise başka bir şeydir" şeklinde konuştu. Rubio, ABD'nin tercihinin diplomatik çözümden yana olduğunu ifade ederek, "Umarım bu konuda iyi haberler alırız" dedi.


Lübnan ve İsrail arasında kalıcı ateşkes için çalışacaklarını söyledi



Lübnan ve İsrail arasında ateşkese ilişkin bir soruya Rubio, "Lübnan hükümeti ile İsrail hükümet iarasında doğrudan bir sorun yok. İsrail, Lübnan toprağı üzerinde hak iddia etmiyor. Lübnan ve İsrail arasında bir barış anlaşması mümkün ve olmalı. Sorun, İsrail ile Lübnan değil. Sorun Hizbullah" dedi.

Rubio, Lübnan ve İsrail hükümetlerini Amerikan ara buluculuğunda masaya oturtmayı hedeflediklerini ifade ederek, "Ama bunun için Lübnan devletinin sadece isteğe değil, aynı zamanda kapasiteye de sahip olması gerek. Hizbullah'a karşı koyacak ve bonu silahsızlandırabilecek kapasiteye" dedi.

Orta Doğu'daki bütün sorunların ardından Tahran'ın çıktığını söyleyen Rubio, "Hizbullah, İran'ın bölgeyi istikrarsızlaştırma stratejisinin bir uzantısıdır" dedi. Rubio, Lübnan ve İsrail'in birbiriyle konuşmaya devam etmesini sağlayacaklarını ve kalıcı bir ateşkes için ilerleme sağlamaya çalışacaklarını açıkladı.


Yakıt fiyatlarının, İran nükleer silaha sahip olsaydı çıkabileceği seviyelere kıyasla düşük kaldığını söyledi



ABD'de benzinin ortalama galon fiyatının 4,5 dolar olduğu ve Amerikan halkının buna daha ne kadar uzun süre katlanmak zorunda olacağı sorusuna Rubio, "Eğer İran nükleer silaha sahip olsaydı ve boğazı kapatıp benzin fiyatlarını 8-9 dolara çıkarsaydı, buna karşı hiçbir şey yapamazdık. Çünkü nükleer silahları olurdu. Boğazda istediğini yapabilir ve kimse buna engel olamazdı" şeklinde cevap verdi.


"Destansı Öfke Operasyonu sona erdi"



ABD'nin İran'ın nükleer programına konvansiyonel kalkan oluşturma çabalarını boşa çıkardığını söyleyen Rubio, "Planları, binlerce füze, dron ve roketten oluşan bir konvansiyonel kalkan kurmaktı. Böylece kimsenin onlara saldırmamasını sağlayacaklardı. Bu kalkanın arkasında nükleer programlarını diledikleri şekilde ilerletmek istiyorlardı. Ancak artık o kalkan yok" dedi.
Operasyonun amacının en başından beri bu olduğunu söyleyen Rubio, "Epic Fury Operasyonu'nun" (Destansı Öfke Operasyonu) sona erdiğini belirterek, "O aşamayı bitirdik" dedi. Rubio, "Şimdi Özgürlük Projesi aşamasındayız. Ama müzakerelerde sadece zenginleştirme değil, daha derinlerde saklanan nükleer materyalin ne olacağı de ele alınmalı. Bu konu mutlaka çözülecek" şeklinde konuştu.


BM karar tasarısının küçük değişikliklerle tekrar sunulacağını duyurdu



ABD'nin daha önce Rusya ve Çin tarafından veto edilen Hürmüz Boğazı konusundaki BM karar tasarısını metinde bazı küçük değişiklikler yaparak tekrar sunacağını duyuran Rubio, "Bence bu BM'nin küresel sorunları çözebilen ve işleyen bir kurum olması açısından gerçek bir sınav olacak" dedi.

İran'ın hukuka aykırı bir şekilde Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması, ticaret gemilerini havaya uçurması ve suya mayın döşemesinin kınanmasını istediklerini ifade eden Rubio, "Tek istediğimiz bunu kınamaları. İran'a gemileri havaya uçurmayı bırakması, mayınları temizlemesi ve insani yardımların geçişine izin verme çağrısı yapılmasını talep ediyoruz. Hepsi bu. Bu çok mütevazı bir talep" dedi.


"Hürmüz Boğazı İran'a ait değil"



İran'ın uluslararası bir su yolunu kapattığını söyleyen Rubio, "Hürmüz Boğazı İran'a ait değil, İran'ın boğazı kapatma hakkı yok. Bu durum normalleştirilemez" dedi. ABD Dışişleri Bakanı, "Bütün dünya bu konuda bize katılmalı. Bu sadece bizim işimiz olmamalı. Ülkeleri buna dahil etmeyi umuyoruz. BM'de onlara bir şey yapma fırsatı vereceğiz" ifadelerini kullandı.


"Başkanın tercih ettiği yol anlaşmadır"



Çatışmaların yeniden başlaması durumunda operasyonun artık "Özgürlük Projesi" olarak mı adlandırılacağı sorusuna Rubio, "Destansı Öfke Operasyonu tamamlandı ve hedeflere ulaşıldı. İlave bir durum ortaya çıksın diye tezahürat yapmıyoruz. Barış yolunu tercih ederiz. Başkanın tercih ettiği yol, anlaşmadır" dedi.

Rubio, "Mesajımız, İran'ın ekonomisi açısından büyük bir felaket ile, nesiller boyu sürecek bir yıkım ile karşı karşıya olduğudur. Bu ülkenin servetine kuşaklar boyu zarar verecek ve kendi eylemleriyle kendilerine dayattıkları bir yıkım. Kendilerini mahvetmeden önce kendilerine çeki düzen vermeleri gerek" dedi.

Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?


 
Yaşla ilgili yorgunluk, tıptaki en az tartışılan durumlardan biri olabilir. Evde buna kötü tavır denir. Doktorlar için ise sadece yaşlılık! Ve bunu yaşayan insanlar için ise tam bir yenilgi. Ama kimse bunun vücudun içinde nasıl gerçekleştiğini sormayı aklından bile geçirmez.

09.05.2026 11:48:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?
Yaşlı insanlar neden kolay yorulur?

Mitokondri meselesi

Hücrelerin içinde enerji üretmekten sorumlu küçük organlar olan mitokondrilerin 60 yaşından sonra sayıları azalır ve verimlilikleri düşer. Gençliğinizde üstesinden rahat egldiğiniz yürüyüş, aniden çok daha küçük bir kaynaktan çok daha fazla enerji çekmeye başlar. Bu yorgunluk hissi, hayal gücünün değil, fizyolojinin doğrudan bir fonksiyonudur. Vücudunuzda işleyen temel hücresel aritmetiktir yani!







Kas atrofisi durumu daha da kötüleştirir

30 yaşından sonra, düzenli kuvvet antrenmanı yapılmadığı takdirde, vücudumuz her on yılda bir yüzde 3 ila yüzde 5 arasında kas kütlesi kaybeder. Kas dokusu yüksek metabolik potansiyele sahiptir, yani enerjiyi verimli bir şekilde yakar ve hareketi etkili bir şekilde üretir. Kas dokusu azaldıkça, normal aktiviteler genel enerji kapasitenizin daha büyük bir bölümünü gerektirmeye başlar. 75 yaşında, 35 yaşına kıyasla yüzde 40 daha az kas kütlesiyle merdiven çıkmak, biyomekanik olarak 35 yaşında sırt çantasıyla merdiven çıkmaya eşdeğerdir. Ve evet, yorgunluk hissi gerçekten daha güçlüdür. Hayal ürünü değil. Ve bir zayıflık belirtisi de değil.







Uyku kalitesi 60 yaşından sonra önemli ölçüde değişir.

Hücre yenilenmesinin gerçekleştiği derin, dinlendirici uyku 60 yaşından sonra çok daha nadir hale gelir. Yatakta sekiz saat geçirmek ama sadece altı saat etkili uyku almak, kaç saat uyuduğunuzdan bağımsız olarak vücudunuzun yetersiz bir iyileşme ile çalıştığı anlamına gelir. Sekiz saatlik uykudan sonra yorgunluk bir gizem değil. Sadece yanlış ölçüm. Saatler harcandı. İyileşme olmadı.







Hipotiroidizm, yaşlı yetişkinler arasında en sık gözden kaçan tanıdır

Metabolik hormonların yetersiz üretimi sonucu ortaya çıkan ve genellikle normal yaşlılık belirtileriyle karıştırılan, önemli yorgunluk, ısı intoleransı ve bilişsel bozukluklar, aslında basit kan testleri kullanılarak tiroid hormonu replasman tedavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Bununla birlikte, dünya genelinde yaşlı nüfusta en sık yanlış teşhis edilen durumdur.
Düşük seviyeli kronik enflamasyon (günümüzde enflamasyonla yaşlanma olarak adlandırılan durum) sürekli arka plan seviyesinde enflamasyon cevabını sürdürmek için büyük enerji harcamasına neden olur, yorgunluk ve genel olarak bitkinlik hissi dışında hiçbir belirti göstermez. Hemen hemen her dejeneratif yaşa bağlı duruma katkıda bulunur ve beslenmeden büyük ölçüde etkilenir.







Peki yorgunluğu azaltmak için ne yapılabilir?

1. Akdeniz tipi beslenme
2. Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları tedavi ettirmek
3. Elbette egzersiz... Kuvvet antrenmanı, mobilite, tempolu yürüyüş ve koşu gibi aerobik egzersizler elzem...

DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha


 
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini bildirdi.

09.05.2026 11:10:00
HABER MERKEZİ/AA
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha
DSÖ'den bir kritik hantavirüs açıklaması daha

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı "MV Hondius" isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklama yaptı.







Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, "O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti" denildi.







Hepsi And virüsü

Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün "Andes (Güney Amerika'daki And Dağları kaynaklı)" virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.







İzlemede olacağız

Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, "DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor" denildi. Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.







Hantavirüs nedir?

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.
Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.
Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın

Arnavutköy'de gece saatlerinde ahşap kalıp üretim tesisinde yangın çıktı. Rüzgarın da etkisiyle tesisin tamamı alevlere teslim olurken, çeşitli patlamalar da meydana geldi. Ekiplerin uzun süren çalışması sonucu söndürülen yangında ölen ya da yaralanan olmadı

09.05.2026 06:10:00
İHA
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Arnavutköy'de ahşap kalıp üretim tesisinde yangın
Yangın, saat 01:30 sıralarında Arnavutköy Anadolu Mahallesi Yıldırım Beyazıt Caddesi'nde bulunan ahşap kalıp üretim tesisinde meydana geldi. Henüz nedeni bilinmeyen bir sebeple çıkan yangın geniş alana yayılarak yoğun duman oluşturdu. Yangın sırasında çeşitli patlamalar meydana geldi.








Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, polis, sağlık ve UMKE ekibi sevk edildi. Ekiplerin ilk müdahalesinin ardından geniş alana yayılan yangında ölen ya da yaralanan olmadığı belirlendi. İtfaiye ekiplerinin 3 saatlik çalışmasının ardından duman tahliyesi yapılarak yangın söndürüldü.








Mahalle sakini Celal Malgaç, "Gece biz yatıyorduk, geç saatlerdi. Kardeşim bizi uyandırdı. Öncelikle çocukları dışarı çıkardık, hemen sonrasında itfaiyeyi çağırdık. Ekipler önce üst tarafa geldi, asıl yangın buradaydı. Biz uyardık, sonrasında buraya geldiler ve olaya müdahale ederek yangını söndürdüler" dedi.

Öte yandan polis ekipleri, yangının çıktığı caddeyi kontrollü şekilde trafiğe kapatarak güvenlik önlemi aldı. Çıkan yangınla ilgili inceleme başlatıldı.

BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu

09.05.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.05.2026 01:00:15
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
BTP lideri Hüseyin Baş’tan tarihi vurgu: ‘Küresel güç mücadelesinin en kritik dönemindeyiz’
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, küresel siyasette yaşanan son gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Baş, ABD ile İran arasındaki gerilimin arka planında yeni bir dünya düzeni mücadelesinin yattığını belirterek, Türkiye'nin bu süreçte "Milli Ekonomi Modeli" ile kendi yolunu çizmesi gerektiğini vurguladı.







"Küresel Güç Mücadelesinin En Kritik Dönemindeyiz"

Dünyanın bölgesel krizlerin ötesinde, sert bir küresel hakimiyet mücadelesine sahne olduğunu ifade eden Hüseyin Baş, ABD-İran gerilimini şu sözlerle değerlendirdi:

"Mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir. Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor."

Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın etkisi ve BRICS ülkelerinin genişlemesiyle ABD merkezli düzenin zayıfladığını savunan Baş, İran'ın bu yeni denklemde Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle kritik bir noktada durduğunu belirtti.







"Liberal Ekonomi Modeli Refah Üretmiyor"

Türkiye'nin içindeki bulunduğu ekonomik duruma da değinen BTP lideri, mevcut tablonun bir "sistem krizi" olduğunu söyledi. Liberal ekonomi modelinin artık insanlığa refah sağlamadığını ifade eden Baş, şu tespitte bulundu:

"Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir."







"Kurtuluş Milli Ekonomi Modeli'ndedir"

Hüseyin Baş, Türkiye'nin başkalarının projelerine eklemlenmek yerine kendi medeniyet perspektifini ortaya koyması gerektiğini belirterek, çözümün Milli Ekonomi Modeli olduğunu vurguladı. Devletin ekonomide güçlü olduğu, milli kaynakların halk yararına kullanıldığı ve alım gücünün artırıldığı bir sistemin sadece Türkiye değil, dünya için de bir çıkış yolu olduğunu ifade etti.

Baş, açıklamasını "İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp tavır alması belirleyecektir" sözleriyle noktaladı.







BTP Lideri Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamanın tam metni:

Bugün dünya, yalnızca bölgesel krizlerin değil, küresel güç mücadelesinin de en sert, en kritik dönemlerinden birini yaşamaktadır.

ABD ile İran arasında yaşanan çatışma ve perde arkasındaki pazarlıklar, aslında yeni dünya düzeninin nasıl şekilleneceğini açıkça göstermektedir. Çünkü mesele yalnızca İran meselesi değildir. Mesele; enerji yolları, petro-dolar sistemi ve küresel hâkimiyet mücadelesidir.

Uzun yıllardır dünyayı dolar üzerinden kontrol eden Amerikan sistemi artık ciddi şekilde sarsılıyor. Çin'in ekonomik yükselişi, Rusya'nın artan etkisi, BRICS ülkelerinin genişlemesi ve milli paralarla ticaretin yaygınlaşması ABD merkezli düzeni zayıflatıyor.

Gelinen noktada İran; Çin ve Rusya ile kurduğu ilişkiler nedeniyle bu yeni güç denkleminde çok kritik bir yerde duruyor. Bu nedenle bugün yaşanan süreç sadece bir Ortadoğu gerilimi değil, küresel güç merkezleri arasındaki büyük paylaşım mücadelesidir.

İsrail güdümündeki ABD ise eski gücünü koruyabilmek adına daha sert ve daha saldırgan politikalar izliyor. Çünkü artık dünyanın tek patronu olmadığını görüyor. NATO içindeki çatlaklar, Avrupa'nın yeni arayışları ve doların alternatiflerinin konuşulması bunun en açık göstergeleridir.

Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerlerken Türkiye'nin nasıl bir yol izleyeceği de hayati önem taşımaktadır.

Bugün ülkemiz, ya yıllardır sürdürülen Batı merkezli ekonomik anlayışlara mahkûm olmaya devam edecek ya da kendi milli tezleriyle yeni dönemin güçlü aktörlerinden biri olacaktır.

Çünkü bugün görüyoruz ki liberal ekonomi modeli artık insanlığa refah üretmiyor. Türkiye'de milyonlarca insan çalıştığı halde yoksullaşıyor, üretim düşüyor, gelir adaletsizliği büyüyor. Bunun adı ekonomik kriz değil, yanlış sistem krizidir.

Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli bugün her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir. Devletin ekonomide güçlü ve otorite olduğu, milli kaynakların millet yararına kullanıldığı, milletin alım gücü ve refahının arttığı, milli kalkınmanın esas alındığı bir anlayış, artık yalnızca Türkiye için değil, dünya için de önemli bir çıkış yolu haline gelmiştir.

Türkiye'nin tarihi misyonu başkalarının projelerine eklemlenmek değil; kendi medeniyet perspektifiyle adalet merkezli yeni bir yol ortaya koymaktır.

Ve bu noktada en önemli görev şüphesiz yine yüce Türk milletinin olacaktır.

İnanıyoruz ki bu kritik süreçte ülkemizin geleceğini emperyal baskılar ve oyunlar değil, milletimizin bu gerçekleri görüp buna göre tavır alması belirleyecektir."

Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi

Sakarya'nın Hendek ilçesinde buhar kazanında patlama meydana gelen ve ardından yangın çıkan fabrikada 8 işçi yaralandı. Olay yeri havadan görüntülendi

08.05.2026 18:41:00
İHA
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Sakarya'da patlamanın yaşandığı fabrika havadan görüntülendi
Hendek ilçesi Kargalı Hanbaba Organize Sanayi Bölgesi 10. Sokak üzerinde konveyör bant üretimi yapan bir fabrikada henüz bilinmeyen sebeple buhar kazanında patlama yaşandı.






Patlamanın ardından fabrikada yangın çıkarken, işçiler kısa sürede tahliye edildi. Patlama ve yangın esnasında 1'i ağır toplam 8 işçi yaralandı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, AFAD ve jandarma ekibi sevk edildi. 






Bölgeye ulaşan ekiplerce çevrede geniş çaplı güvenlik önlemleri aldıktan sonra itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi ile yangın kısa sürede kontrol altına alındı. 






Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından civardaki hastanelere sevk edilirken, ağır yaralanan işçinin Kocaeli'ne sevk edildiği öğrenildi.








Öte yandan, güvenlik kamerasının kasası incelenmek üzere jandarma ekiplerince alınırken, patlamanın yaşandığı fabrika ise havadan görüntülendi.













Kastamonu'da kene can aldı

Kastamonu'nun Daday ilçesinde vücuduna kene yapışan ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi teşhisi konulan kadın, tedavi gördüğü hastanede öldü

08.05.2026 17:35:00
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da kene can aldı
Kastamonu'da kene can aldı
İstanbul'da Gaziosmanpaşa ilçesinde ikamet eden Büşra Sevim, bir yakının cenaze törenine katılmak üzere bir süre önce Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Koçcuğaz köyüne geldi.

Köyde vücuduna kene yapışan Büşra Sevim, cenaze işlemlerinin ardından İstanbul'a tekrar geri döndü. İstanbul'da yüksek ateş, mide bulantısı ve kusma gibi şikayetler yaşadığı öğrenilen Sevim, hastaneye müracaat etti. Burada Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı teşhisi konulan Büşra Sevim, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Sevim, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Sevim'in cenazesi, memleketi Kastamonu'nun bağlı Koçcuğaz köyüne getirildi. Sevim'in cenazesi, sabah saatlerinde kılınan cenaze namazının ardından defnedildi.

Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi

08.05.2026 16:53:00
İhlas Haber Ajansı
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları sürüyor
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en önemli planlı faaliyetlerinden biri olan Efes-2026 tatbikatı hazırlıkları hız kesmeden sürüyor. TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı kapsamında zırhlı araçların gemilere yüklenmesi ve amfibi komandoların katılımıyla çeşitli ön eğitim faaliyetleri gerçekleştirildi.
EFES-2026 Birleşik, Müşterek Fiilî Atışlı Arazi Tatbikatı'nın asıl safhası 19, 20 ve 21 Mayıs tarihlerinde icra edilecek. Bu tatbikatın hazırlıkları kapsamında Demircili mevkiinde TCG Ç-154 ve TCG Ç-158 Çıkarma ve Hucum Harekatı için zırhlı personel taşıyıcı ve zırhlı muhabere araçları sahilden TCG-Ç-154 ile TCG-Ç-158 gemilerine yüklendi. Gündüz yükleme ve bindirme faaliyetlerinde amfibi komandoların da gemilere binmesinin ardından birlikler deniz üzerinden Doğanbey bölgesine geçti. Gece faaliyetleri kapsamında ise TCG-Ç-158 gemisinden gece şartlarında sahile darbe atışı yapıldığı, ardından karaya kapak atılarak çıkarma operasyonu düzenlendiği ve zorlu eğitimlerin birliklerin planlı geri çekilmesiyle başarıyla tamamlandığı bildirildi.İHA

Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?

Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor

08.05.2026 16:45:00 / Güncelleme: 08.05.2026 17:02:06
Ahmet Turan Yiğit
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Dizilerdeki Şiddet ve Entrika Temaları İzleyiciyi Nasıl Etkiliyor?
Son yıllarda televizyon dizilerinde yaşanan dönüşüm dikkat çekiyor. Mahalle kültürünü, dayanışmayı ve güveni öne çıkaran yapımlardan; mafya, entrika ve şiddet temalı dizilere geçiş yalnızca bir içerik tercihi değil, toplumsal dönüşümün de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu değişim, izleyicinin ilişki algısını ve toplumsal değerlerini doğrudan etkileyebilecek güçlü bir kültürel dönüşümün parçası.






Eski dizilere duyulan özlem, yalnızca nostalji değil; aynı zamanda kolektif hafızanın bir ürünü. Ailece televizyon izleme kültürü, ortak duygular üretir ve gündelik iletişimin bir parçası haline gelirdi. Bugün bu diziler hatırlandığında yalnızca hikâyeler değil, o dönemin aile ortamı ve sosyal ilişkileri de yeniden hatırlanıyor. Bu nedenle insanlar yoğun duygular yaşadıklarında tanıdık anlatılara yönelerek psikolojik bir "güvenli alan" oluşturuyor.






Günümüzde ise dizilerde rekabet, güç mücadelesi ve çatışma temaları öne çıkıyor. Bu durum izleyicide sürekli yüksek gerilim ve duygusal yorgunluk yaratıyor. Özellikle mafya ve entrika temalı diziler, izleyici için bir tür duygusal boşalım alanı sağlarken aynı zamanda rol modeli işlevi görebiliyor. Güç, otorite ve şiddet temalarının sürekli tekrar edilmesi, zamanla normal kabul edilen davranış sınırlarını etkileyebiliyor.






Kuşaklar arasında dizi tercihleri de farklılaşıyor. X ve Y kuşakları daha bütünlüklü hikâyeler ve karakter gelişimine önem verirken, Z kuşağı dijital platformların etkisiyle daha hızlı ilerleyen, görsel açıdan yoğun içerikleri tercih ediyor. Buna rağmen genç kuşakların da eski dizilerdeki doğal ilişkileri ve güçlü sosyal bağları özlediğini ifade etmeleri dikkat çekici.

Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişinin Türkiye'ye iade edildiğini açıkladı. Firarilerin Gürcistan, Almanya, Yunanistan, ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı bildirildi

08.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
Kırmızı bülten ve ulusal arama listesindeki 48 kişi Türkiye'ye getirildi!
İçişleri Bakanlığı, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunan 48 kişinin Türkiye'ye getirildiğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat, Narkotik Suçlarla Mücadele, Siber, Asayiş ve TEM birimlerinin koordineli çalışmaları sonucu operasyonlar gerçekleştirildi.

27 kişi kırmızı bültenle aranıyordu
Açıklamada, ilgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen iş birliği sonucunda kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan 27 kişi ile ulusal seviyede aranan 21 kişi olmak üzere toplam 48 kişinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığı belirtildi.

Şüphelilerin Gürcistan'da 31, Almanya'da 7, Yunanistan'da 2 kişi olmak üzere ABD, Hollanda, Karadağ, Polonya, Irak, Rusya, Sırbistan ve Ürdün'de yakalandığı açıklandı.

Çok sayıda suçtan aranıyorlardı
Bakanlığın açıklamasında, Türkiye'ye getirilen kişilerin, "kasten öldürme", "tasarlayarak öldürme", "kasten yaralama", "kasten öldürmeye teşebbüs", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "uyuşturucu madde kullanma ve ticareti", "dolandırıcılık", "hırsızlık", "yağma", "silahla tehdit", "silahlı terör örgütüne üye olma", "çocuğun cinsel istismarı", "resmî belgede sahtecilik", "vergi usul kanununa muhalefet", "kaçakçılık" ve "hükümlü veya tutuklunun kaçması" suçlarından arandığı bildirildi.

Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler

Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı

08.05.2026 11:23:00
İHA
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler
Beylikdüzü'ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü.  

Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak'taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi'nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü.

"İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor"

Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan'da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor.

Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk.

Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.