logo
08 AĞUSTOS 2026

ABD Doları’nın serüveni

II. Dünya savaşından sonra Bretton Woods’ta toplanan ülkeler, kendi ekonomilerinde ve siyasal bütünlüklerinde Japonya’ya atılan atom bombasından daha büyük tahribatlar yaratacak bir dizi kararı kabul ettiler

09.06.2026 00:35:00
Haber Merkezi
 
ABD Doları’nın serüveni
ABD Doları’nın serüveni
Önce ABD Doları'nın serüvenine kısaca bakalım… II. Dünya savaşından sonra Bretton Woods'ta toplanan ülkeler, kendi ekonomilerinde ve siyasal bütünlüklerinde Japonya'ya atılan atom bombasından daha büyük tahribatlar yaratacak bir dizi kararı kabul ettiler.

Bunların başında ABD Doları'nın dünya parası olmasını sağlayan altın standardı sistemidir. Bir ons altını 35 ABD dolarına endeksleyen, yani bir gram altının kabaca bir ABD doları olarak belirlendiği sistem hayata geçirildi. ABD'nin dünya hegomanyasının en önemli ayağını oluşturan ABD dolarının dünya parası olmasının önü de böylelikle açılmış oldu.

Mutabakata göre ABD, önceleri sahip olduğu altın kadar dolar basacaktı; ancak bu, elbette bu şekilde olmadı. ABD, cari açığını kapatmak için para basıp bunu dünyaya ihraç etmeye başladı.







1973 yılında ise altına endeksli olmaktan kurtulan dolar, artık ABD'nin sahip olduğu altın karşılığı değildir. Böylece ABD Doları, onu rezerv ve takas aracı olarak kabul eden başta ülkemiz olmak üzere bütün ülkelerin, toplam Gayri Safi Milli Hasıla'ları (GSMH) karşılığı basılmaktadır.

Kendi parasının dünya halkları tarafından kabul görmesi, ABD'ye geçmişte hiçbir devletin sahip olmadığı bir imkan tanımıştır. Örneğin, Ortadoğu petrollerini, boyadığı kağıt ile değiş tokuş edebilen ABD, aslında petrolün gerçek sahibi konumundadır.

ABD, dünyadaki üretimin ortalama olarak her yıl üçte birini tüketmektedir. 2016 yılı için 15.478 trilyon dolara denk gelen bu tüketim, dünyanın üretiminin beşte birine karşılık gelirken; bu tüketimi, dünya nüfusunun sadece %4.5'i yapmaktadır.  

Bunun karşılığında ise dünyaya, cari açığını kapatmak üzere, kendi parasını yani kağıt vermektedir.







Hadiseyi yukarıdan seyrettiğimizde dünyanın üretimi ABD ye akarken ona ihracat yapan ülkelerin ise karşılığında sadece kağıt almakta olduklarını görürüz.

Eski sömürgeci anlayışın günümüzde geliştirilmiş ve hacimsel olarak bütün dünyayı kuşatacak şekilde büyütülmüş biçimi olan dünya üretiminin dolar ile takas edilmesi sistemi, esasında dünyada ki gelir dağılımında ki dengesizliğin de önemli sebeplerindendir.

Liberal kapitalist modeller, Türkiye gibi kalkınmakta olan birçok ülkeyi üretime ve ihracata odakladı; ama ihracat karşılığı, yerli parayı almak yerine hard currency üzerinden dış ticaretin yapılmasını tavsiye ettiler.

Geçmişte Uzakdoğu ülkelerinde yaşanan üretim patlamasına bakıldığında, Uzakdoğu'nun ürettiğini ABD'nin tüketmiş olduğunu görürüz. Bugün bu ülkelerin elinde boyalı kağıtlar var; emekleri ise ABD'ye aktarılmış durumdadır.







Başta Çin ve Japonya olmak üzere Güneydoğu Asya ülkeleri, ellerindeki kağıtları kıymetli madenlerle takas ederek riskten kendilerini kurtarmak istemektedirler. Ancak çok cüzi bir miktarın dışında bu şartlarda bunu yapmaları mümkün değildir.

Çünkü yüklü miktarda yapılacak böyle bir takas, Amerikan Doları'nın aşırı değer kaybına sebep olduğunda, en büyük zararı bu ülkeler çekeceklerdir. Ayrıca dünyadaki toplam altın miktarı da karşılıksız basılan Doların çok azına karşılık gelmektedir. Bu bağlamda söz konusu ülkeleri de içine düştükleri bu oyundan kurtaracak Milli Devlet yaklaşımıdır.

Globalleşmeyi savunanlar, TL'nin ABD topraklarında dolaşımını savunmazlar; aksine Dolar'ın, Türk topraklarının en ücra köyünde dolaşımını kastederler. Bu pencereden bakıldığında, ABD için cari açık, kendi varlığını devam ettirmesi için gerekli en önemli desteklerden biridir. ABD cari açıktan korkmamakta; aksine basıp bütün dünyaya yaydığı parasının kabul görmemesinden korkmaktadır.







Globalizasyon ile özellikle kalkınmakta olan veya geri kalmış bulunan ülkelere tavsiye edilen dolarizasyon ya da Para Kurulu denilen parasal sistemleri uygulamalarıdır… Yani kendi üretimleri karşılığında piyasalarında kendi milli paralarını değil, faizli olarak alınmış ABD dolarını bulundurmalarıdır.

Eğer illa yerli parayı piyasaya süreceklerse; aynı miktarda faizle aldıkları dövizi kasalarında bulundurmaları söylenmektedir. Faizle alınan dolar karşılığı piyasaya yerli para sürülürken; her halükarda o ülkenin toplam üretimi karşılığı kendi parasını o topraklara gönderen ABD, böylelikle hem o ülkenin emeğini kendine transfer etmekte, hem de o ülkeyi faiz ve borç batağı ile önce ekonomik, sonra da siyasi olarak kendine bağımlı hale getirmektedir.







Globalizasyon süreci, doların nüfuz alanını bütün dünya yapmaktadır. Özellikle orta ve dar gelir grubu ülkeler, bugün doların nüfuz alanı içerisindedir.

Doların bu serüveni, aynı zamanda bu ülkelerin yer altı ve yerüstü kaynaklarının ve gelirlerinin ABD'ye, onun üzerinden de birkaç global odağa aktarılma hikayesinden başka bir şey değildir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.