Boşa koyuyoruz dolmuyor, doluya koyuyoruz almıyor dostum.
Attığımız hiç bir taş, hiç bir zaman bir türlü yerini bulmuyor dostum.
Mideler, açlıktan ve yetersiz beslenmeden ötürü, günün her saatinde zil çalıyor ama davulcumuz para alamayınca memleket havalarından bir tane bile çalmıyor dostum.
Yukardakiler, yönetim katındakiler, milletin bütçesinden, devlet hazinesinden öyle açıklar, öyle devasa çukurlar oluşturmuşlar ki, halk olarak nice zamandan beridir seferber olduk, çoluk-çocuğu, eşi-dostu seferber ettik ama bir türlü dolmuyor dostum.
Hayli zamandan beri, ailece, milletçe beklediğimiz güzel günler, güneşli günler bir türlü gelmiyor dostum.
Uzun zamandan beridir ki bu memlekette, baronların yüzleri gülüyor, Karunların yüzleri gülüyor da, nedense, ne hikmetse halkın yüzü, yetimin yoksulun yüzü, emekçinin ve emeklinin yüzü bir türlü gülmüyor dostum.
Elin yabancısı, yetmiş iki milletten bölük bölük, fevc fevc, dalga dalga gelip bu memlekette yerleşiyorlar, ev-bark ediniyorlar, yurt-yuva kuruyorlar, takım-tezgâh sahibi oluyorlar da, niyedir bilinmez, nedendir sorulmaz bu memleketin yetişmiş insanları, kalifiye elamanları, genç yetenekleri bu memlekette kalmıyor dostum.
Devir-devran değiştiği için, düzen bozulduğu için, uykusunu alıp öğleden sonra gelen sıranın en başını alıyor ama, güneşin doğuşunu sırada beklerken karşılayan kalabalıklar, sıradaki yerlerini koruyamıyorlar, beklediklerini, haklarını, hak ettiklerini bir türlü alamıyorlar dostum.
İsminin en başında 'adalet' olan bir siyasi partinin yirmi yıllık iktidarı boyunca, hak arayan milyonlar, hukuk arayan milyonlar, adalet arayan milyonlar ne yazık ki hâlâ aramaya devam ediyorlar ve bir türlü aradıklarını bulamıyorlar dostum.
Her tarafta kol gezen, dört bir yanda at oynatan derin yoksulluk, yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı, mide gurultusu, çocukların en temel ihtiyaçlarına cevap verememe mahcubiyeti yüzünden kalabalık kitleler derin uykuya dalamıyor ve arzu ettikleri huzuru bulamıyorlar.
Bu hazin fotoğrafın, bu acınası manzaranın altında sadece ülkeyi yönetenlerin imzası değil, onlara her zaman ve zeminde destek veren, alkış gönderen, yanlışlarını bir türlü kabullenmeyen sayın hacımın da, muhterem hocamın da kapı gibi imzaları var.
Açılan çukurlar… Oluşan yarıklar… Koca koca çayırları yutan obruklar…
Doldurmak, düzeltmek mümkün mü bu gidişle?
- ‘Ben toprağın tohumuyum ekmeyiniz taşa beni’ / 04.08.2026
- Yoksulun hakkını pay eylemişler / 31.07.2026
- Açları doyurabilirsiniz ama açgözlüleri biraz zor / 29.07.2026
- Şehitler ölümsüz bilmelisiniz / 28.07.2026
- Anlayan el kaldırsın / 23.07.2026
- Binler kıvranır acından biri vazgeçmez tacından / 16.07.2026
- Kanayan yaraya tuz basanlar var / 15.07.2026
- Onur ve haysiyet çöpe atıldı / 14.07.2026
- "Dostun iki yüzlü düşmanın namert" / 13.07.2026
























































