Eski Türk filmlerinde son sahne yıllarca gırgır malzemesi olarak ve darb-i mesel olarak kullanılır.
Vaktinde yapılmayan bir şey için şunu deriz; Türk filmi gibi, olay bittikten sonra...
Tıpkı Osmanlı'nın 1780'de Kabe'yi korumak için inşa ettiği tarihi "Ecyad Kalesi" yıkıldıktan sonra medyamızda çıkan/çıkartılan vaveyla gibi.
Kale yıkılacak haberlerine kulak tıkayanların yıkıldıktan sonra oluşturmaya çalıştıkları tepki insana samimi gelmiyor.
Hele de iktidar ortağı bir partinin vekilinin "lanet mektupları" yazın emr-u fermanı çok komik geldi bana.
İnşallah yazan olur o "lanet mektuplarını" da, yanlışlıkla bir kısmı yıkım olana kadar ses çıkarmayanlara gider.
Benim hatırladığım kadarıyla bu kalenin yıkılacağı haberleri iki-üç senedir ortalarda dolaşıyordu.
Yıkım öncesi kalenin etrafında görüntülenen ağır iş makineleri, bizimkilere gece kondu yıkımı hatırlatmış olacak ki, sesleri çıkmadı.
İş finale geldi, ve tarihi "Ecyad Kalesi" yerle bir edildi.
Şimdi sırada olanlar konuşuluyor.
Yıllardır eserlerinden yola çıkarak, Osmanlıyı hatırlatacak her şeye karşı savaş açmış bulunan Suudî-Vahhabi mantığı sona yaklaşmış durumda.
Geçen yıl hac döneminde görüntü almak için gittiğim, Sultan Abdülhamit tarafından yaptırılan Osmanlı camisi Anberiye'nin kıblesinin yanlış olduğu gerekçesiyle halılarının yönlerinin değiştirildiğini gördüm.
O zaman şunu demiştim: Yarın birileri çıkıp da şunu söylerlerse şaşmayın:
"Kıblesi yanlış olan camiye girmek haramdır ve yıkılması vaciptir."
Ben bu cümleyi yüksek sesle söylerken orayı ziyaret eden bir gurup Türk turist hacı efendi bir müddet bu adam ne diyor diye aval aval yüzme baktıklarını hiç unutmam.
O bölgeye gönderdiği insanına hiçbir tarih ve din şuuru vermeyenler şimdi kına yaksın.
Hemen her fırsatta kazınan Osmanlı tuğralarının izlerini görmek mümkün.
Önceleri hac ibadeti yapmak için o bölgeye gidenler elleriyle koymuş gibi yerlerini biliyor.
Şurada vardı, burada da vardı.
En az "Ecyad Kalesi" kadar değerli Osmanlı askerlerine ait karargahlar da vardı o bölgede, onlar da yol bahanesiyle yıktırıldı.
Şimdi sıra Osmanlının Kabe'ye hürmeten boylarını Kabe'den daha düşük inşa ettiği revaklara geldi.
Kim bilir belki de sırf bunun için, Kabe'ye hürmet için revakların boyunu kısa yapmak haramdır düşüncesiyle yıkacaklar onları.
Şu da insanı kahrediyor;
En az yüz tane "Ecyad kalesi" olacak tarihi binayı sadece İstanbul'da yıkanların torunlarının bugün Osmanlı Kalesi yıkıldı diye vaaah demeleri.
Sayın Ekşi Oktay'ın şu ifadesi de çok tuhaf:
"... Eğer "tarihi kalıntı"ya tümden karşı olsalar Hazreti Muhammed'in mezarını da, "Kábe"yi de hedef almaları gerekir. Oysa sıra bunlara gelince 'saçmaladıklarını' görüyorlar."
İlginç bir ifade.
Siz bugün Hz. Muhammet (as)'ın kabrine ve Kabe'ye tarihi kalıntı derseniz Vahhabi de tarihi yıkıntı der işin içinden çıkar, çıktı da.
Akşam bir kanalda sayın Murat Bardakçı'yı dinledim, hayran kaldım.
Kendilerine teşekkür ediyorum.
Şöyle bir deyim kullandı: "Bağde harabı Bağdat/Bağdat yıkıldıktan sonra".
Şu an yapılan o, dedi.
Ve ekledi: Bu yıl hacca gitmeyelim.
Ama adamlar hac paralarını teslim aldıktan sonra yıkımı yaptılar, dedi.
Ve şu sözü çok hoştu;
Kaleyi 3 Mahmut yaptırdı diyecek kadar tarih bilgisinden yoksun bir Dışişleri Bakanı daha henüz ismini bile doğru talaffüz edemediği bir kalenin yıkılmaması için ne yapabilir?
Daha ne yapsın sayın Bardakçı; Osmanlıya 3.Mahmut isimli yeni bir padişah kazandırdı ya, yetmez mi?
Osmanlı paşalarını ve tarihi kaleyi bilmese de Yunan'ın atasını ve adasını ezbere biliyor ya sayın Bakan
Az mı?
Vaktinde yapılmayan bir şey için şunu deriz; Türk filmi gibi, olay bittikten sonra...
Tıpkı Osmanlı'nın 1780'de Kabe'yi korumak için inşa ettiği tarihi "Ecyad Kalesi" yıkıldıktan sonra medyamızda çıkan/çıkartılan vaveyla gibi.
Kale yıkılacak haberlerine kulak tıkayanların yıkıldıktan sonra oluşturmaya çalıştıkları tepki insana samimi gelmiyor.
Hele de iktidar ortağı bir partinin vekilinin "lanet mektupları" yazın emr-u fermanı çok komik geldi bana.
İnşallah yazan olur o "lanet mektuplarını" da, yanlışlıkla bir kısmı yıkım olana kadar ses çıkarmayanlara gider.
Benim hatırladığım kadarıyla bu kalenin yıkılacağı haberleri iki-üç senedir ortalarda dolaşıyordu.
Yıkım öncesi kalenin etrafında görüntülenen ağır iş makineleri, bizimkilere gece kondu yıkımı hatırlatmış olacak ki, sesleri çıkmadı.
İş finale geldi, ve tarihi "Ecyad Kalesi" yerle bir edildi.
Şimdi sırada olanlar konuşuluyor.
Yıllardır eserlerinden yola çıkarak, Osmanlıyı hatırlatacak her şeye karşı savaş açmış bulunan Suudî-Vahhabi mantığı sona yaklaşmış durumda.
Geçen yıl hac döneminde görüntü almak için gittiğim, Sultan Abdülhamit tarafından yaptırılan Osmanlı camisi Anberiye'nin kıblesinin yanlış olduğu gerekçesiyle halılarının yönlerinin değiştirildiğini gördüm.
O zaman şunu demiştim: Yarın birileri çıkıp da şunu söylerlerse şaşmayın:
"Kıblesi yanlış olan camiye girmek haramdır ve yıkılması vaciptir."
Ben bu cümleyi yüksek sesle söylerken orayı ziyaret eden bir gurup Türk turist hacı efendi bir müddet bu adam ne diyor diye aval aval yüzme baktıklarını hiç unutmam.
O bölgeye gönderdiği insanına hiçbir tarih ve din şuuru vermeyenler şimdi kına yaksın.
Hemen her fırsatta kazınan Osmanlı tuğralarının izlerini görmek mümkün.
Önceleri hac ibadeti yapmak için o bölgeye gidenler elleriyle koymuş gibi yerlerini biliyor.
Şurada vardı, burada da vardı.
En az "Ecyad Kalesi" kadar değerli Osmanlı askerlerine ait karargahlar da vardı o bölgede, onlar da yol bahanesiyle yıktırıldı.
Şimdi sıra Osmanlının Kabe'ye hürmeten boylarını Kabe'den daha düşük inşa ettiği revaklara geldi.
Kim bilir belki de sırf bunun için, Kabe'ye hürmet için revakların boyunu kısa yapmak haramdır düşüncesiyle yıkacaklar onları.
Şu da insanı kahrediyor;
En az yüz tane "Ecyad kalesi" olacak tarihi binayı sadece İstanbul'da yıkanların torunlarının bugün Osmanlı Kalesi yıkıldı diye vaaah demeleri.
Sayın Ekşi Oktay'ın şu ifadesi de çok tuhaf:
"... Eğer "tarihi kalıntı"ya tümden karşı olsalar Hazreti Muhammed'in mezarını da, "Kábe"yi de hedef almaları gerekir. Oysa sıra bunlara gelince 'saçmaladıklarını' görüyorlar."
İlginç bir ifade.
Siz bugün Hz. Muhammet (as)'ın kabrine ve Kabe'ye tarihi kalıntı derseniz Vahhabi de tarihi yıkıntı der işin içinden çıkar, çıktı da.
Akşam bir kanalda sayın Murat Bardakçı'yı dinledim, hayran kaldım.
Kendilerine teşekkür ediyorum.
Şöyle bir deyim kullandı: "Bağde harabı Bağdat/Bağdat yıkıldıktan sonra".
Şu an yapılan o, dedi.
Ve ekledi: Bu yıl hacca gitmeyelim.
Ama adamlar hac paralarını teslim aldıktan sonra yıkımı yaptılar, dedi.
Ve şu sözü çok hoştu;
Kaleyi 3 Mahmut yaptırdı diyecek kadar tarih bilgisinden yoksun bir Dışişleri Bakanı daha henüz ismini bile doğru talaffüz edemediği bir kalenin yıkılmaması için ne yapabilir?
Daha ne yapsın sayın Bardakçı; Osmanlıya 3.Mahmut isimli yeni bir padişah kazandırdı ya, yetmez mi?
Osmanlı paşalarını ve tarihi kaleyi bilmese de Yunan'ın atasını ve adasını ezbere biliyor ya sayın Bakan
Az mı?
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024


























































