En büyük ibadet ve en güç iş, nefisle uğraşmaktır
En büyük ibadet ve en güç iş, nefisle uğraşmaktır. Daima onunla mücadele yolunda olmak gerektir. Çünkü Allah-u Teâlâ da buna işaret olarak şöyle buyurdu: “Ölüm gelinceye kadar Rabb’ine ibadet et
Haber Merkezi





Emir, Peygamber (s.a.v.) Efendimizedir. Dolayısıyla bütün ümmete... Buradaki ibadetin manası, nefse karşı olmaktır. Kaldı ki, bütün hayırlar da nefse karşı olmakla başlar. Daima onun zıddını, istemediğini yapmak lâzımdır.
Muhalefet kılıcı ile her öldürdükçe Allah, onu yeniden diriltir. Dirilince yine senden birçok şeyler istemeye, seninle nizaa tutuşur. Kötülük kanatlarını açar, yine uçmaya başlar.
İşte bu sırada sana yine cihat düşer. Nefis ölmez, sen sağ oldukça o da olur. Yalnız o ıslah olur. İşte sen onu ıslah etmeye çalışacaksın. Ve bu yolda sana mükâfat verilecek. İman sahibinin daimi vazifesi nefsi yenmektir.
Bunlar zahir ve batın cihatlarıdır. Batın cihadı; nefis, heva, tabiat ve şeytana karşı mücadele etmek, küçük ve büyük günahlara tövbe etmek ve haram arzuları terk etmektir.
Zahir cihadı ise; Allah'a ve Peygamber'ine karşı gelen inkârcılarla mücadele etmek, onların kılıç, mızrak ve oklarına göğüs germek ve bunun sonucunda öldürmek veya öldürülmektir.
Batın cihadı, zahir cihadından daha zordur. Çünkü batın cihadı kişiden hiç ayrılmayan ve durmadan yenilenen bir cihaddır.

Nefsin alışmış olduğu haramlarla ilgisini kesmek, dinin emirlerine uymak ve yasaklarını terk etmek demek olan bu cihat nasıl daha zor olmasın ki?
Bu kadar külfetler içerisinde, varlığını gösteren yalnız Allah-u Teâlâ'dır. Bundan sonra nefsin gelir. Muhatap olarak meydanda da sen varsın.
Nefis, başta Allah'ın zıddıdır. Halbuki her şey sahiplidir. Böyle olduğu için nefis, hem yaratılış itibariyle, hem de mülk olarak Allah'ındır. Bu arada nefse boş iddia ve arzu, bir de kötülükleri ile sevinmesi kalır.
İş böyle olduğuna göre, sen Hakk'a uyarak nefse muhalefet edersen; Allah için nefsine hasım olmuş olursun.
Ey mü'min! Eğer sen de böyle yapar ve bu halde kalırsan, kulluğun ve Allah'a karşı olan bağlılığın doğru olur…
Sen, onun sırtına bin, aksi halde o Senin sırtına biner. Sen onu yere çal, aksi halde o Seni yere çalar. Allah'a itaat konusunda Senin isteklerine uymazsa açlık, susuzluk, zillet ve kimseciklerin olmadığı yerde yalnızlık kırbacıyla onu cezalandır.
Mutmain olup, bütün hallerinde Allah'a itaat edinceye dek kırbacını onun üzerinden eksik etme. Bulduğun her fırsatta 'Falanca zamanda şöyle şöyle yapmamış mıydın?' diye hatırlat ki, hep ezik olsun.
Bütün bunlarda ancak Allah'ın muradını, O'na karşı gelmemeyi, günah işlememeyi, içinin ve dışının bir olmasını, karşı gelişi olmayan bir uyum, günahsız bir itaat, nankörlüğü olmayan bir şükür, unutması olmayan bir zikir, hiç kötülüksüz bir hayır olmasını isteyerek yardım görebilirsin." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
















































































