logo
19 MAYIS 2026

Adım adım Kerbela’ya -4-

'Annem babam sana feda olsun, ey Peygamber (s.a.v.)'in torunu! Seni, bu susuz ve otsuz sahraya çeken sebep nedir?'

14.08.2021 00:20:00
Adım adım Kerbela’ya -4-
Adım adım Kerbela’ya -4-
İmam (a.s.)'ın, Küfe yolunda, kendisini çağıranların gerçek niyetlerini bildiğini ifade eden konuşmaları da olmuştur. Küfeli olduğunu söyleyen bir yolcu ile aralarında şöyle bir konuşma geçti:
 
"Ben, hac amellerini yaptıktan sonra süratle Küfe'ye döndüm. Yolda birkaç çadırla karşılaştım. O çadırların sahibinin kim olduğunu sordum. Bunlar Hüseyin bin Ali (a.s.)'ın çadırlarıdır" dediler. 
 
Bu sözü duyar duymaz büyük bir istekle Peygamberin (s.a.v.) torunu Hüseyin (a.s.)'ı ziyaret etmek için ona doğru hareket edip Hazretin, kendine mahsus olan çadırına gittim. Onu yaşlanmış bir hâlde buldum.
 
Kur'an okuduğunu ve gözyaşlarının da yanaklarına süzüldüğünü gördüm. "Annem babam sana feda olsun, ey Peygamber (s.a.v.)'in torunu! Seni, bu susuz ve otsuz sahraya çeken sebep nedir?" diye sordum.
 
İmam (a.s.) cevaben şöyle buyurdu: "Bir taraftan bunların (Ben-i Ümeyye kavmi) beni tehdit etmesi, (diğer taraftan da) Küfe halkının bana gönderdikleri davetnamelerdir. Beni öldüren de, Küfe halkı olacaktır.
 
Bu cinayeti işlediklerinde ilahî emir ve düsturların ihtiramını ortadan kaldırdıklarında Allah-u Teala da onları katleden ve hatta onları, kadınların hayızlık döneminde kullandıkları bezden daha kötü ve aşağı bir duruma sokacak olan bir kimseyi onlara musallat kılacaktır."
 
Müslim b. Akil, İmam adına Küfe'de biat alıyordu. Bu biatlerin sayısı 12 bin ile 20 bin arasında olduğu rivayet edilir. Küfe Valisi, İmam'a biat edilmesine karşı olumsuz herhangi bir tepki vermiyordu. Küfe'de bulunan Yezid'in ajanları durumu Yezid'e bildirdiler.
 
Yezid, gelen haberlerden rahatsız oldu. En büyük korkusu İmam Hüseyin (a.s.)'ın halkın biati ile halifeliği elinden alması idi ve bu yavaş yavaş gerçekleşiyordu. Yanındakilerle Kûfe konusunda ne yapacağı ile ilgili istişare etti. Valinin değiştirilmesi gerektiğini gören Yezit, kimin gönderilmesi gerektiğini sordu. Danışmanlarından Sercun, Ubeydullah'ı teklif ettiği zaman Yezid, "Ondan hayır yoktur" dedi. 
 
Sercun, Yezid'e şöyle cevap verdi: "Şayet baban Muaviye dirilseydi onun dediğini yapar mıydın?" Yezid, "Evet" diyerek cevap verdi. 
 
Bunun üzerine Sercun üzerinde Muaviye'nin mührünü taşıyan ve Ubeydullah'ın Kûfe'ye vali tayin edildiğini gösteren resmî belgeyi Yezid'e verdi. (Muaviye, Ubeydullah'ı Kufe'ye atamış ama bu sırada öldüğü için bu atama fiiliyata geçmemişti)  
 
Yezid bu belgeye göre hareket etmiş ve Numan b. Beşir'i azlederek, yerine Ubeydullah bin Ziyad'ı Kûfe valiliğine getirmiştir.
 
Ziyad ibn-i Ebih'in (Ubeydullah'ın babası) kimin oğlu olduğu belli değildi. Zaman içinde Muaviye onu, Ebu Süfyan'ın oğlu olarak tanıttığı için toplumdaki saygınlığı artmıştı. Ubeydullah da annesi Mercane ise kötü ahlaklı bir kadındı.
 
Ubeydullah bin Ziyad, Araplara eziyet eden ilk şahıs olarak anılmaktadır. Ubeydullah, Haricîlere karşı çok sert tedbirler almıştır. Babası Ziyad ve Ubeydullah, Muaviye döneminde, toplam 13 bin Haricî'yi öldürmüş, sadece Ubeydullah 4 bin Haricî'yi hapsetmiştir. 
 
İbn-i Ziyad yaptığı işlerde hukuk tanımayan bir idareci idi. Ancak Ubeydullah, Emevî hanedanının devamı için önemli bir isimdir. Mervan b. Hakem'in halife olmasındaki katkıları ile Emevîlerin devamını sağlamıştır.
 
Irak bölgesinin en sert valilerinden biri olarak anılmıştır. Ubeydullah'ın bu sert politikaları onu Kûfe'ye vali yapmıştır. Çünkü az bir zaman sonra Küfe'de de aynı tedbirleri alacaktır. Ubeydullah, Kerbela katliamını gerçekleştirdiğinde henüz 28 yaşında idi.  
 
Ubeydullah'ı vali olarak atayan Yezit, kendisinden, Müslim'i etkisiz hâle getirip, öldürmesini istemiştir. Ayrıca, Yezid, Ubeydullah'tan, Hz. Hüseyin (a.s.)'ı öldürmesini de istemiştir. Hatta eğer bu emri yerine getirmezse, onu, babası Ziyad'ın nesebine döndürülmekle tehdit etmiştir. 
 
Küfe'ye hareket eden Ubeydullah, şehre yüzünü örtmüş bir hâlde ve başında siyah bir sarık ile girdi. Kûfeliler tarafından büyük bir coşku ile karşılandı. "Hoş geldin ey Allah Resulü'nün torunu!" demekteydiler. Çünkü onu, İmam Hüseyin zannediyorlardı. 
 
Ubeydullah'a eşlik eden Müslim b. Amr, geri çekilmelerini, zira gelenin vali Ubeydullah b. Ziyad olduğunu söyledi. Bunun üzerine Kûfeliler büyük bir üzüntü içinde etrafından dağıldılar.


 
Yezid'in valisi Ubeydullah, Küfe Mescidi'nde halka şu konuşmayı yaptı; "Müminlerin emiri beni, şehrinize vali ve haraç işlerinize memur tayin etti… Ben burada, onun emrini uygulayacak, isteklerini yerine getireceğim. İyiliklerinize karşı müşfik bir baba, itaat edenlerinize karşı bir kardeş gibi davranacağım. Kılıç ve kırbacım, emrimi kabul etmeyen, bana karşı olanların üzerinde olacaktır. Artık herkes dilediğini yapabilir… 
 
Bana, aranızda bulunan yabancıları, müminlerin emirinin aradığı kimseleri, aranızda Haruriyye'ye mensup olanları, fitne ve ayrılıkçıları yazıp bildireceksiniz. Onların isimlerini yazıp verenler kurtulur…
 
Kim böyle yapmazsa, onun üzerinden himaye kalkar, kanı ve malı bize helal olur. Herhangi birinizin yanında müminlerin emirinin aradığı bir kimse bulunur veya onu tanıdığı hâlde bize bildirmezse, o kimse evinin kapısında asılacak, atiyyesi kesilecek ve sürülecektir." 
 
Yezid'in adamı Ubeydullah'ın konuşmasından haberdar olan Müslim, kaldığı evden ayrılarak Küfe'nin ileri gelenlerinden Hani b. Urve el-Muradî'nin evine yerleşerek, faaliyetlerine devam etti. 
 
Ubeydullah, Kûfe sokaklarında Müslim'i ararken Müslim b. Akil de boş durmuyor, evinde kaldığı Hani b. Urve'yi, Hani'nin dostu olan Şerik ile beraber ayaklanmaya iknaya çalışıyordu. 
 
Hz. Müslim, Ubeydullah'ı öldürmesi için iki sefer fırsat geçmesine rağmen bunu gerçekleştirmemiştir. Bunlardan birisi Hani bin Urve'nin hastalandığı sırada Ubeydullah'ın yaptığı ziyarettir.
 
"Hani b. Urve hastalandı. Bu sırada Müslim de onun evinde gizlenmekte idi. Hani, Kûfe'de Ubeydullah'ın değer verdiği kimselerdendi. Hani, Hz. Müslim'den, kendisini ziyarete gelecek olan Ubeydullah'ı öldürmesini istemiştir. Ziyaret gerçekleştiği halde Müslim, onu öldürmekte tereddüt etmiştir… 
 
Ubeydullah evden çıkınca Şerik (Hani'nin arkadaşı), hasret ve acı içinde, "Niçin onu öldürmedin?" dedi.
 
Müslim şu karşılığı verdi: "Beni bundan iki şey alıkoydu. Biri, Hani'nin onun, kendi evinde öldürülmesini istememesi, diğeri de, Resulüllah (s.a.v.) Efendimizin şu sözü: "İman, birini haince öldürmeye, suikast düzenlemeye engeldir. Mümin, kimseyi haince öldürmez." 
 
Ubeydullah, Hz. Hüseyin'in (a.s) elçisi Müslim b. Akil'in (r.a) yerini öğrenmek için sinsi bir plan kurup, uygulamıştı. Görevlendirdiği bir kişiye 3 bin dirhem vermiş, o kişi de, kendisinin, bir başka diyardan Hz. Hüseyin'e biat etmek için geldiğini, bu parayı da, Müslim b. Akil'e yardım amacıyla vereceğini, söyleyerek tanıtmıştı.
     
Bu plan çerçevesinde Hz. Müslim'e ulaşan şahıs, sözde biat etmiş ve bundan sonra da Müslim ve taraftarları hakkındaki haberleri Ubeydullah'a getirmeye başlamıştı. 
 
İbn-i Akil, H. 60 senesinin Zilhicce ayının sekizinde, "Ya Mansur" parolasıyla Ubeydullah'a karşı bayrak açtı. Bunun üzerine etrafında pek çok kimse toplandı ve birlikte valilik konağına doğru harekete geçtiler. Ubeydullah bu haberi alınca valilik konağının kapılarını kapattırdı.
 
Ubeydullah yanına topladığı Kûfe eşrafına, "Halka görününüz. İtaatli olanları fazlası ile memnun edileceğimi söyleyiniz. Asi olanları ise ümitlerinin boşa çıkarılacaklarını ve cezalandırılacaklarını söyleyerek korkutunuz. Şam'dan, kendilerine karşı askerî birlikler gelmekte olduğunu bildiriniz" dedi.
 
Müslim b. Akil, köşkün çevresinde şiddetli çarpışma yaptı. Ağır şekilde yaralandı. Arkadaşlarından bazıları da öldü. Köşkün içinde bulunanlar, köşkün damına çıkarak halka kesek ve ok atarak köşke yaklaşmalarına engel oldular. Akşama kadar böyle devam etti.
 
Taberî'ye göre 4000, İbn-i Hıbban'a göre 3000 atlıyla harekete geçen Müslim bin Akil, günün sonunda tek başına kalmıştır. 
 
Kûfe sokaklarında yalnız kalan Müslim b. Akil,  Kinde kabilesine mensup bir kadının evine sığındı. Kadından su isteyen Hz. Müslim, suyu içtikten sonra bekleyişini sürsürdü. Kadın; "Kalk, ailenin yanına git" sözünü birkaç kez tekrarladı. Müslim yine sustu, cevap vermedi.
 
Kadın; "Suphanallah! Ey Allah'ın kulu! Kalk ailenin yanına git! Allah, seni affetsin. Benim yanımda oturmak ne sana iyilik getirir, ne de helal olur!" dedi.
 
Müslim ayağa kalktı: "Ey Allah'ın kulu kadın! Benim bu şehirde ne bir konutum, ne de yanında barınacak bir kabilem var! Sen bugünden sonra sana yetebilecek sevaplı bir iyilikte bulunsan olmaz mı?"
 
Kadın; "Ey Allah'ın kulu, nedir o iyilik?" diye sordu. Müslim, "Ben, Müslim b. Akil'im. Şu kavim (Kûfeliler) bana yalan söylediler ve beni aldattılar" dedi.
 
Kadın; "Demek sen Müslimsin" dedi. Müslim, "Evet" dedi. Kadın, Hz. Müslim'i içeri aldı, yer gösterdi, yemek verdi. Oğlu eve gelince annesinin hallerinden şüphelendi. Annesi, kimseye söylememek koşuluyla (yemin aldı) evlerinde Müslim b. Akil'in olduğunu söyledi.
 
Öte yandan Ubeydullah ise kalabalığın dağılması ile mescide geçerek halka, Müslim'i saklayanın öldürüleceğini, ihbar edenin de ödüllendirileceğini duyurdu. 
 
"Müslimin saklandığı evin oğlu, bu durumu arkadaşına, o da babasına, babası da Ubeydullah'a haber verdi. Ubeydullah, Hz. Müslim'i yakalamak için 70 kişi gönderdi.
 
İbn Akil, "Bütün bu halk, Müslim bin Akil'i öldürmek için mi toplandılar? Öyleyse ey nefs? Kaçınılmaz olan ölüme karşı çık!" dedi.
 
Sokağa fırlayan Müslim, çarpışmaya başladı. Ancak, Muhammed b. Eş'as'ın eman vermesi ile teslim oldu. (devam edecek… geniş bilgi ve hikmetler için bkz İmam Hüseyin eseri Prof. Dr. Haydar Baş) H: Akın Aydın

Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in kullandığı 3 makam aracı ile Tunceli İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği’ne ait 2 araç, gizli tanık iddiaları doğrultusunda DNA ve kriminal inceleme yapılmak üzere Ankara Kriminal Daire Başkanlığı’na gönderildi

19.05.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme
Gülistan Doku dosyasında yeni gelişme
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı ve Tunceli merkezli yürütülen soruşturmada, bugüne kadar yalnızca şahsi araçlar odak noktasındayken son adımla resmi filolar da mercek altına alındı.

Eski vali Tuncay Sonel'in kullanımındaki 3 makam otosu ve İl Özel İdaresi'ne kayıtlı 2 araç farklı nakil araçlarına yüklenerek Ankara'ya ulaştırıldı.

Uzman ekipler araçlar içinde biyolojik iz, saç, kıl, temas kalıntıları ile olası bir dezenfekte işlemine karşı kimyasal temizlik kalıntılarını araştırıyor.

Toplanan bulgular, Diyarbakır'da DNA örneği veren anne Bedriye Doku ve baba Halit Doku'nun profilleriyle eşleştirilecek.

Gizli tanık beyanı ve şüpheli araç trafiği

Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli etkenlerden biri, dosyaya giren gizli tanık ifadeleri ve Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtları oldu. İddialara göre, Tuncay Sonel'in "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklanan oğlu Mustafa Türkay Sonel ve arkadaşı Umut Altaş, Gülistan'ın kaybolduğu gece BMW marka bir araçla şehir içi ve şehir dışında şüpheli bir trafik sergiledi. Gizli tanık, genç kızın cansız bedeninin bu hareketlilik sırasında araçla nakledildiğini öne sürdü.

Plaka aynı, araç farklı çıktı

Soruşturma ekibi, Mustafa Türkay Sonel'in olay döneminde kullandığı BMW marka aracın izini sürdüğünde çarpıcı bir detayla karşılaştı. Şüphelinin o dönemki aracı birkaç yıl önce sattığı, yerine aynı marka, model ve renkte yeni bir araç alarak eski plakasını bu yeni araca taktığı belirlendi. Olay gününe ait gerçek eski araç yeni sahibinden alınarak İstanbul'da ilk incelemeden geçirildi, somut bulgu alınamayınca o araç da kesin sonuç için Ankara'ya gönderildi.

Süreçte ne olmuştu?

6 yıldır "kayıp şahıs" olarak yürütülen dosya, Nisan 2026'da "cinayet" şüphesiyle baştan aşağı yenilendi. Yapılan teknik incelemelerde Gülistan Doku'nun kaybolmadan önce Tunceli Devlet Hastanesi'ne yaptığı girişlerin ve POLNET kayıtlarının HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) üzerinden profesyonelce silindiği belgelendi. Bu kapsamda eski Başhekim Çağdaş Özdemir gözaltına alınırken, dönemin Valisi Tuncay Sonel "suç delillerini yok etme ve gizleme" iddialarıyla İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alınıp 21 Nisan 2026'da tutuklandı. Soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 12'ye yükselmiş durumda.

Ankara Kriminal Daire Başkanlığı'ndan gelecek rapor, 6 yıllık sır perdesini aralayacak en somut delil niteliğini taşıyor.

BTP’den coşkulu 19 Mayıs şöleni

Partisinin Ankara Gençlik Kolları tarafından organize edilen coşkulu 19 Mayıs şöleninde konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, “Milli kimliğimizi kaybedersek vatanımızı da kaybederiz” dedi

19.05.2026 12:10:00
Haber Merkezi
BTP’den coşkulu 19 Mayıs şöleni
BTP’den coşkulu 19 Mayıs şöleni
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Ankara Gençlik Kolları, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı düzenlenen programla kutladı. Kutlama programına BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş da katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan program şölen havasında geçti. Hep birlikte söylenen marşlar salonda büyük coşku oluştururken, Hüseyin Baş dikkat çekici açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, Türkiye Cumhuriyeti'nin kıyamet sabahına kadar var olacağını söyleyen BTP lideri Baş, şöyle konuştu:






"19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nı kutlamak için buradayız. Türkiye, tarihinde bu kadar şanlı ve büyük başarıların olduğu tek ülkedir. Biz millet olarak birliğimizi tesis etmeyi başarırsak, bizi bölüp parçalamaya çalışan bütün dış mihraklara en şiddetli biçimde karşı durursak, kıyamet sabahında şu dünya üzerinde bir tane devlet ayakta kalırsa o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacak arkadaşlar, bundan hiç endişeniz olmasın. Tarihin en büyük adamlarından biri Mustafa Kemal Atatürk'tür. Onun gibi tutkuyla hatırlanan ve anılan başka bir örnek de hiçbir yerde bulamazsınız."






"Evlerinize bayrak asın"

Prof. Dr. Haydar Baş'ın milli bayramlarda ifade ettiği, "evlerinize bayrak asın" tavsiyesini hatırlatan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Bu milli bayramlar bizler için, bizden sonra gelen nesiller için, evlatlarımız için; Atamızı, cumhuriyetimizi ve bağımsızlığımızı muhafaza etmek adına en önemli günlerdir. O yüzden ebedi liderimiz merhum Haydar Baş her zaman milli bayramlar için bize bir öğütte bulunurdu ve 'Evlerinize bayrak asın. Eğer evlerinize bayrak asmazsanız başka ülkelerin askerleri gelir sizin evinize kendi bayraklarını asar' derdi. Biz de bu motivasyonla, bu kararlılıkla, bu inançla ve bu bilinçle milli bayramları layıkıyla kutlamaya devam edeceğiz arkadaşlar" şeklinde konuştu.






19 Mayıs 1919 öncesi Anadolu'nun durumuna dikkat çekti

Ankara'daki 19 Mayıs şölenindeki konuşmasında, "19 Mayıs 1919'da Anadolu işgal edilmiş, Sevr Anlaşması imzalanmıştı. İstanbul, payitaht işgal altındaydı" diyen BTP lideri Baş, şunları söyledi:

"Hiç kimsenin yarınlara dair bir umudu yoktu. Herkes mevcut durumu kabullenmiş, yeni bir yönetim ve yöntem oluşturmaya çalışıyordu. O dönem bir adam çıkıyor. Bütün dünya onu 1915 Çanakkale'den tanıyor. Yıllar sonra Mahatma Gandhi bile 'Atatürk İngilizleri yenene kadar biz tanrıyı İngiliz zannediyorduk' diyor. Atatürk, 16 Mayıs'ta Sarayburnu'ndan gemiye biniyor ve Samsun'a doğru yola çıkıyor. Mustafa Kemal, Samsun'a ayak basıyor ve o büyük yürüyüş orada başlıyor. Yaklaşık 3,5 yıl süren, çok büyük yokluklarla ve acılarla dolu bir milli mücadele başlatıyor. O mücadeleyi kazanıyor ve Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarak devleti yeniden ayağa kaldırıyor."






"Atatürk devletin mülkiyetini vatandaşa verdi"

Atatürk'ün kendi saltanatını ilan edebilecek gücü varken, milletimize cumhuriyeti hediye ettiğine dikkatleri çeken Hüseyin Baş, "Atatürk kendi saltanatını ilan etme imkânı olan bir insan olmasına rağmen, 'Hayır, bu devletin yönetim biçimi cumhuriyet olacak' diyor. Nedir cumhuriyet arkadaşlar? Devletin mülkiyetini vatandaşa vermektir. Meclis'te kocaman yazar; 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.' Atatürk bunu yaptı. Bu kadar önemli bir günü bayram ilan edip Türk gençliğine armağan etti" dedi.






"Biz bir medeniyeti muhafaza etmek için çalışıyoruz"

Türk gençliğinin Türkiye'yi korumak ve bağımsızlığımızı muhafaza etmek için her daim tetikte olması gerektiğini kaydeden BTP Genel Başkanı Baş, şu ifadeleri kullandı: "Buradan Türk gençliğine düşen bir vazife var değerli arkadaşlar. Atatürk, Gençliğe Hitabe'de söylediği gibi; eğer bu devletin yine bir bağımsızlık mücadelesi olacaksa o mücadele Türk gençliğinin omuzlarında olacaktır diyor. Biz de Türk gençliği olarak bu vazifenin her daim farkında olmak zorundayız. Ülkemizi korumak, bağımsızlığımızı muhafaza etmek adına her daim tetikte olmalıyız.

Bizim siyaset arenasında yapmaya çalıştığımız şey bir medeniyeti muhafaza çalışmasıdır arkadaşlar. Bir kültürü, bir tarihi, bir anlayışı gelecek yüzyıllara aktarma mücadelesi veriyoruz."






"Bütün coğrafya savaştayken Türkiye ayakta"

"Dünya büyük bir kırılma noktasında. Ekonomik sistemler değişiyor, sınırlar değişiyor" ifadelerini kullanan Hüseyin Baş, "Hemen yanı başımızda savaşta olmayan neredeyse tek bir devlet kalmamış durumda. Allah'a binlerce şükür ki Türkiye hâlâ dimdik ayakta. Bu durum, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin kodlarının bize kazandırdığı kültürel ve manevi değerlerin sonucudur" dedi.






"Milli kimliğimizi muhafaza etmezsek vatanımızı da kaybederiz"

Türkiye'de milli kimlik muhafaza edilemezse başka hiçbir şeyin muhafaza edilemeyeceğine vurgu yapan BTP lideri Hüseyin Baş, şunları söyledi: "Bugün teknolojik ilerlemelerin baş döndürücü hızla değiştiği bir çağda yaşıyoruz. Yakın gelecekte hayatımızın birçok alanına yapay zekâ karar verecek. Böyle bir ortamda milli kimliğimizi muhafaza etmediğimiz sürece başka hiçbir şeyi muhafaza etme şansımız yok.

Bugün siyasetin gündelik tartışmalarıyla milletin önüne yapay kavgalar koyuyorlar. Eğer bu ideolojik ve etnik kavgaların içinde kaybolmaya devam edersek, çok değil 10-15 yıl sonra kavga edecek bir meselemiz bile kalmayacak. Çünkü belki de ait olacağımız bir vatanımız olmayacak. Bu yüzden her şeyden önce milli kimliğimize sımsıkı sarılmamız gerekiyor. Milli kimliğimize sarılacağımız Türkiye'deki yegâne adres de Bağımsız Türkiye Partisi'dir."

6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti

Mersin'in Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde eski eşinin de aralarında olduğu 6 kişiyi silahla vurarak öldüren zanlı sıkıştırıldığı bir evde yakalanacağını anlayınca intihar etti

19.05.2026 10:37:00
Anadolu Ajansı
6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti
6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti

Mersin'de lokanta ve farklı mahallelerde düzenlediği silahlı saldırılarda aralarında eski eşinin de olduğu 6 kişiyi öldürüp, 8 kişiyi yaralayan saldırgan, saklandığı yerin jandarma ekiplerince sarılmasının ardından tabancasıyla intihar etti.

Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde dün işlediği cinayetlerin ardından kaçan Metin Öztürk'ün (37) otomobili gece saatlerinde Karakütük Mahallesi kırsalında bulundu.

Çokak mevkisindeki ormanlık alana yakın bir ikamette saklandığı belirlenen saldırganın etrafı İl Jandarma Komutanlığı ve jandarma özel harekat ekiplerince sarıldı.

Bölgeyi helikopter ve insansız hava araçlarıyla da kontrol altında tutan ekipler, Metin Öztürk'ün tabancasıyla intihar ettiğini belirledi.

Ekiplerin olay yerindeki incelemesi sürüyor.

Çamlıyayla ilçesi Darıpınarı Mahallesi'nde sokakta yürüyen eski eşi Arzu Özden'i (32) tabancayla öldüren Metin Öztürk, Tarsus ilçesindeki farklı mahallelerde lokanta sahibi Sabri Pan'ı (30) ve iş yerinde çalışan Ahmet Ercan (18), hayvan otlatan Yusuf Oktay (16), motosikletli Abdullah Koca (50) ile bir akaryakıt istasyonunda bekleyen tır şoförü Gökay Selfioğlu'nu öldürmüş, kaçış güzergahında 8 kişiyi yaralamıştı.

Mersin Valiliği saldırganın, madde bağımlılığı kaynaklı birçok hastane girişinin ve çeşitli psikiyatrik tanılarının olduğunun tespit edildiğini açıklamıştı. 

Kapadokya'da balon turlarına hava engeli


 
 
Kapadokya'da 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türk bayrakları ile gerçekleştirilecek balon turu da olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi.

19.05.2026 08:53:00
AA
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli

Kapadokya'da sıcak hava balonu turları olumsuz hava koşulları nedeniyle 3 gündür gerçekleştirilemiyor.
Nevşehir ve çevresinde aralıklarla etkili olan yağmur ve rüzgar, balon turlarına engel oldu. Turistlerin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini gökyüzünden izlemelerine olanak sunan balon turları 17 Mayıs'tan beri yapılamıyor.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla sepetlerine asılacak Türk bayrakları ile uçuş yapmak üzere hazırlanan balonlar, sabah gün doğumu vaktinde Göreme beldesindeki uçuş alanlarına sevk edildi.

Tur, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesinin ardından olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi. Değerlendirme sonucunu bekleyen ekipler daha sonra araçlarla alandan ayrıldı.
Balon turlarının hava koşullarının normalleşmesinin ardından yeniden bölge semalarını renklendirmesi bekleniyor.

Bölgede uygun hava koşullarında yılda ortalama 220 gün yapılabilen sıcak hava balonu turları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı SHGM Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesi sonucu, hava şartlarının elverişli olması durumunda verilen izinle gerçekleştiriliyor.

BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında başkent Ankara'da görkemli bir "Gençlik Şöleni" gerçekleştirdi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençlerin akın ettiği programda, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın katılımıyla milli bayram coşkusu doruğa ulaştı

19.05.2026 06:31:00 / Güncelleme: 19.05.2026 12:14:57
Hasan Gündoğdu
BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı
BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı
Kahramanmaraş, Manisa, Trabzon, Bursa, İstanbul, Hatay ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinden gelen BTP Gençlik Kolları üyeleri, salonu hıncahınç doldurarak birlik ve beraberlik mesajı verdi.






Marşlar eşliğinde büyük coşku
 
Ellerinde Türk bayraklarıyla salonu kırmızı-beyaza boyayan gençler, hep bir ağızdan söylenen marşlara coşkuyla eşlik etti. Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı 19 Mayıs ruhunun derinden hissedildiği programda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları minnet ve özlemle anıldı.







Genel Başkan Hüseyin Baş'tan tarihi kapanış konuşması
 
Programın kapanış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, salondaki coşkulu gençliğin sevgi seliyle karşılaştı. Gençlere seslenen Baş, 19 Mayıs'ın Türk milleti için bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.







Konuşmasında Atatürk'ün vizyonuna ve gençliğe bıraktığı mirasa dikkat çeken Hüseyin Baş, şu ifadeleri kullandı:
 
"Bugün burada, Türkiye'nin dört bir yanından gelen inançlı, kararlı ve vatan sevdalısı gençliğimizle bir aradayız. 19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değil; bağımsızlığın günüdür. Atatürk ve silah arkadaşlarının yaktığı o meşale, bugün BTP gençliğinin elinde geleceği aydınlatmaya devam etmektedir. Bizler, bu ülkenin yarınları değil, bugünleriyiz. Milli mücadele ruhunu her an diri tutarak, tam bağımsız Türkiye idealimizden asla vazgeçmeyeceğiz."







Şölen, Genel Başkan Hüseyin Baş'ın konuşmasının ardından salondaki gençlerin yoğun tezahüratları ve hatıra fotoğrafları çekimiyle son buldu.













El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar

TMSF kayyumları, adli operasyonlar ve kara para soruşturmalarıyla sarsılan Türkiye medyasında televizyon kanalları peş peşe el değiştiriyor. Kararan ekranların ve susturulan gazetecilerin gölgesinde bağımsız yayıncılık dijital mecralara taşınıyor

18.05.2026 15:00:00
Eyüp Kabil
El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar
El değiştiren ekranlar ve kararan yayınlar
Türkiye televizyon yayıncılığı sektörü, son yıllarda mali soruşturmalar, idari yaptırımlar, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devirleri ve peş peşe gelen mülkiyet değişiklikleriyle tarihinin en hareketli ve sancılı dönemlerinden birini yaşıyor.

Özellikle Habertürk, Show TV, Flash Haber ve TELE1 gibi kamuoyunun yakından takip ettiği televizyon kanalları, adli ve idari operasyonların odağında yer alarak köklü değişimler geçirdi.

Habertürk ve Show TV

Medya patronaj haritasındaki en büyük kırılmalardan biri Ciner Yayın Holding bünyesindeki kanallarda yaşandı. Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT ve HT Spor gibi dev markalar, Aralık 2024'te Turgay Ciner'in medya sektöründen çekilme kararıyla Bilgi Üniversitesi ve Doğa Koleji'nin de sahibi olan Can Grubu'na satıldı. Bu işlemle kanallar ilk büyük el değiştirmesini yaşadı.

Ancak Can Grubu dönemi uzun sürmedi. Eylül 2025'te İstanbul Küçükçekmece Başsavcılığı tarafından Can Holding'e yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında, aralarında Habertürk ve Show TV'nin de bulunduğu 121 şirkete jandarma operasyonu düzenlendi. Şirketlerin yönetimi TMSF'ye (kayyum) devredildi.

Habertürk ve Show TV, 1 yıla yakın süredir TMSF kayyumu yönetiminde yayın faaliyetlerini sürdürüyor ve ilerleyen süreçte devlet eliyle yeniden ihale edilerek satılmayı bekliyor.

Flash Haber TV

Türkiye'nin en eski televizyon markalarından olan ve bir dönem kapanıp ardından logodaki yeşil rengi kırmızıya çevirerek muhalif bir çizgiyle geri dönen Flash Haber TV, hukuki süreçlerin en sert vurduğu kanallardan biri oldu. Kanal, kurucusu Ömer Ziya Göktuğ'un vefatının ardından süreç içinde mülkiyet krizleriyle karşılaştı ve yürütülen bir kara para aklama soruşturması neticesinde TMSF kontrolüne geçti.

TMSF, kanalı Ağustos 2025'te ihale yoluyla satışa çıkardı. Ekim 2025'te yapılan açık artırmayı Öz Er-Ka İnşaat'ın sahibi Eşref Keleş kazandı ve kanal yeni sahibine geçti. Ancak hukuki ve mali yüklerin getirdiği açmazlar aşılamadı.

Flash Haber TV, geçtiğimiz gün itibarıyla tüm canlı yayın faaliyetlerine son verdiğini resmen duyurdu. Yönetim, basın emekçilerinin tazminatlarını ödeyerek ekranı kararttı; kanal şu an yeni bir ihale ve teknik ekipman satış süreci başlayana kadar yalnızca arşiv/tekrar yayınları yapıyor.

TELE1

Son yıllarda medya özgürlüğüne yönelik en sert ve mülkiyet hakkını doğrudan hedef alan operasyonlardan biri TELE1 TV'ye yönelik gerçekleştirildi. Kanal, yalnızca RTÜK'ün ağır idari cezalarıyla yıpratılmakla kalmadı, topyekûn bir hukuki ve idari operasyonun odağı oldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir "casusluk" soruşturması gerekçe gösterilerek Ekim 2025'te Terörle Mücadele (TEM) ekipleri TELE1 Genel Merkezi'ne şafak baskını düzenledi. Kanalın kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ gözaltına alınarak tutuklandı. Yaklaşık 6 aydır Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Yanardağ, bu davanın kanala el koymak için üretilmiş bir kumpas olduğunu savunmaktadır.

Yanardağ'ın gözaltına alındığı günün akşamında, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kanala kayyum olarak atandı. 24 Ekim 2025 Cuma günü saat tam 19.28'de, ana haber bülteni sunucusu Murat Taylan canlı yayındayken içeri giren kayyum heyeti yayını zorla kestirdi. Yönetimi devralan kayyum, haber programlarını tamamen kaldırarak kanalı belgesel yayınına geçirdi ve internet sitesine haber girişini yasakladı.

Kayyum yönetiminin bağımsız yayıncılık çizgisini tamamen ortadan kaldırması üzerine, TELE1'in tüm ekran yüzleri, muhabirleri ve editörleri 31 Ekim 2025'te toplu olarak istifa ederek iş bıraktı.

İş bırakan bağımsız basın emekçileri, "Yalanlara teslim olmayacağız" şiarıyla bir araya geldi ve TELE2 Haber platformunu kurdu. Kanalın kapatıldığı simgesel saat olan 14 Kasım Cuma saat 19.28'de YouTube ve sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayın hayatına başladılar. TELE2 Haber şu an dijital platformlarda bağımsız haberciliği sürdürüyor; ancak nisan ayında RTÜK tarafından lisans dayatması yapılarak 72 saat içinde erişim engeli getirilmesi tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.

Devlet kontrolündeki TELE1 ise adeta içi boşaltılmış bir yapıya dönüştü. TMSF, Nisan 2026'da TELE1'i 28 milyon TL gibi oldukça düşük (kelepir) bir muhammen bedelle resmen satışa çıkardı. Merdan Yanardağ, cezaevinden avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, kanalın değerinin bu bedelin en az 15 katı olduğunu belirterek, "Emek ve irademizle var ettiğimiz kanalı yandaşlara peşkeş çekmek istiyorlar" diyerek yağma sürecine sert tepki gösterdi. Kanalın ihale yoluyla satışı için kritik süreç devam ediyor.

Ekol TV

Medya dünyasına en iddialı ve yüksek bütçeli girişlerden birini yapan Ekol TV, kuruluşuyla kapanışı arasında geçen kısa sürede adli operasyonlar ve karanlık sermaye tartışmalarının odağı haline geldi.

Kanal, ünlü hukukçu Prof. Dr. Ersan Şen'in liderliğinde büyük iddialarla kurulma aşamasına geçti. Ancak Ersan Şen, kanal henüz resmi yayın hayatına başlamadan yönetimden ve hisselerinden aniden ayrıldı.

Ersan Şen'in çekilmesiyle kanalı Azerbaycan kökenli ünlü iş insanı Mübariz Mansimov Gurbanoğlu satın aldı ve kanal Nisan 2024'te onun patronajında yayın hayatına başladı.

Ekol TV, yayın hayatı boyunca yasa dışı bahis ve kara para aklama iddialarına yönelik yürütülen adli dosyalarla anıldı. Medya kulislerinde dolaşan iddialar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanala yönelik kapsamlı bir kara para soruşturması başlatmasıyla somutlaştı.

Adli kıskacın daralmasıyla birlikte, ana yatırımcı Mübariz Mansimov Ekim 2025'te tüm finansal desteğini kanaldan aniden çekti.

Şirketin yaşadığı yapısal ve mali kriz, 22 Aralık 2025'te resmi bir açıklamayla yayın faaliyetlerinin tamamen durdurulması ve yaklaşık 300 basın emekçisinin işten çıkarılmasıyla sonuçlandı.

Kanal yayını sonlandırmış olsa da hukuki süreç ve şirketin arkasındaki devir trafiği bitmedi. Şubat 2026'da, İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma devam ederken, Ekol Medya şirketi Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki resmi kayıtlara göre Bişar Özbey ve Mirza Ekici'ye devredildi.

Yeni yönetim "Kanalı tamamen satın almadık, frekansı ve stüdyoları devraldık" açıklamasında bulundu. Ekol TV'nin spor kanalı kanadı olan Ekol Spor ise Cengiz Topel Yıldırım'a satıldı. Ekol TV'nin kendisi şu an yayın hayatı tamamen sonlanmış, içi boşaltılmış ve adli makamların kara para incelemeleri altında bir tabela şirketine dönüşmüş durumdadır.

Türkiye'de ana akım televizyon kanalları artık yalnızca habercilik performanslarıyla değil; mahkeme koridorları, kara para soruşturmaları, holding operasyonları ve TMSF ihaleleriyle anılan mali birer özne haline gelmiş durumda.

Çorlu şehitlerini binler uğurladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde uğradıkları saldırı sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için cenaze namazı kılındı. Şehit polisler, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuklarına uğurlandı   

18.05.2026 14:49:00
İHA
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan şehit polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için ilk olarak Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde resmi tören düzenlendi. Ardından şehitler için Çorlu ilçesindeki Hacı Mehmet Şirikçi Camii'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı.

Cenaze törenine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, milletvekilleri, protokol üyeleri, emniyet personeli ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze namazının ardından şehit polisler, dualar eşliğinde uğurlandı. Cadde boyunca toplanan binlerce vatandaş, şehitleri son yolculuklarına uğurladı.

Şehit Polis Memuru Emrah Koç'un naaşı, defnedilmek üzere Çorlu Hava Meydan Komutanlığı'ndan Van iline gönderildi. Şehit Polis Memuru Erkan Tütüncüler ise Çorlu Şehitliği'nde toprağa verilecek.

İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak

İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek

18.05.2026 13:51:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İmamoğlu'nun üniversite lisans diplomasının iptaline karşı açtığı davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce ret kararı verilmişti.

İdare Mahkemesi'nin ret kararının gerekçesinde, "yatay geçişe imkan sağlanma sırasında idarece yapılan hataların, gözden kaçan, dikkatsizlik neticesinde (sehven) yapılan hatalar seviyesinde olmadığı, böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" belirtildi.

Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İdare Mahkemesi kararına karşı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurdu.

Kararın kaldırılması istenmişti
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23 Ocak 2026 günlü kararının, "davaya konu işlemin, yetkili ve görevli olmayan makam tarafından yetki gaspı yapılmak suretiyle tesis edildiği, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından karar verilmesi gerekirken Üniversite Yönetim Kurulu'nca karar alındığı, Üniversite Yönetim Kurulu'nun İşletme Fakültesinin Dekanı olmaksızın teşekkül ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu" iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi istendi.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı istinaf başvurusunu reddetti.

Oy birliğiyle reddedildi
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi, davacının istinaf aşamasındaki duruşma talebini de yerinde görmeyerek, başvuruyu dosya üzerinden inceledi.

Daire'nin gerekçesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrasında, ''Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir'' hükmüne yer verildiği hatırlatıldı.

"İdare Mahkemesi kararı usule uygun"
Gerekçede, "İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının, usul ve hukuka uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği" bildirildi.

Danıştay'a taşınacak
Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi'nin oy birliğiyle 13 Mayıs 2026'da aldığı karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

İBB Davası'nın 39. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 39. duruşması başladı

 

18.05.2026 11:52:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 39. duruşması başladı
İBB Davası'nın 39. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Murat Kapki'nin çapraz sorgusunun yapılmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.

Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı

Adana'da iki grup arasında çıkan satırlı kavgada 1 kişi öldü, 1'i ağır 2 kişi yaralandı

18.05.2026 11:51:00
İhlas Haber Ajansı
Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı
Adana'da satırlı kavga: 1 ölü, 2 yaralı
Olay, gece saatlerinde Yüreğir ilçesi Doğankent Gazipaşa Mahallesi Kıyıboyu Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Suriye uyruklu iki grup arasında henüz belirlenemeyen sebeple tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda taraflar birbirine satırlarla saldırdı. Arbedede Z.E. ve 2 kişi yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrollerde Z.E.'nin öldüğü belirlenirken, yaralı 2 kişi hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.

Jandarma olaya karışan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.