logo
10 NİSAN 2026

Akar'dan Yunanistan'a provokasyon tepkisi

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Yunanistan'daki bazı siyasilerin sorunlara çözüm bulmak yerine gerilimi tırmandırmaya çalıştığını belirterek "Bunların beyhude gayretler olduğunu, bu tür eylem ve söylemlerle Türkiye'ye galebe çalamayacaklarını bilmeleri gerekir." dedi

08.10.2021 11:15:00
Akar'dan Yunanistan'a provokasyon tepkisi
Akar'dan Yunanistan'a provokasyon tepkisi

Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı, düzenlenen törenle başladı. Deniz Harp Okulu'ndaki törene, Milli Savunma Bakanı Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz ve Milli Savunma Bakan Yardımcısı Yunus Emre Karaosmanoğlu da katıldı. Tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Törende konuşan Akar, yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olması temenni etti. Bölge genelinde askeri ve siyasi alanlarda yoğun değişim ve gelişmeler olduğunu, bunları yakından takip ettiklerini ifade eden Akar, gelişmeler sonucunda, Türkiye'ye yönelebilecek her türlü risk, tehdit ve tehlikeye karşı alınması gereken tüm tedbirlerin alındığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin uluslararası alanda özne haline geldiğini bildiren Akar, bununla birlikte Türkiye'nin etki ve ilgi alanının da genişlediğini aktardı. TSK'nin bir bütün halinde Cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşadığını, Kara, Deniz ve Hava kuvvetlerinin muharip unsurlarının tamamının angaje durumda olduğunu bildiren Akar, Mehmetçiğin tüm görevlerini başarıyla yerine getirdiğini vurguladı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının tarihindeki büyük denizcilerden aldığı ilhamla başarıyla görevlerini yerine getirmeyi sürdürdüğünü dile getiren Akar, şöyle devam etti:

"15 Temmuz sonrasında bazı fitne fesat yuvaları çalıştı ama muvaffak olamadı. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, bir bütün halinde kendisine verilen görevleri yaptı, yapmaya devam ediyor. Deniz Kuvvetlerimiz, 2020 yılında bir yılda 200 bin saat seyir yaparak Cumhuriyet tarihi rekorunu kırdı. 182 gün kıyıya gelmeden görev yapan gemimiz oldu. Deniz Kuvvetlerimiz hainlerden temizledikçe güçlendi, güçlenmeye devam ediyor."

- "Azimli, kararlı ve muktediriz"

Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'ta Yunanistan ile yaşanan problemlere değinen Akar, şunları söyledi:

"Biz, Yunanistan ile problemlerin uluslararası hukuk çerçevesinde, iyi komşuluk ilişkileri içinde diyalog yoluyla siyasi çözümler bulunarak çözülmesini, barış ve huzur ortamında iki taraf halklarının zenginliklerden yararlanarak güven ve refah içinde yaşamasını istiyoruz. Bizim samimi kanaatimiz, dileğimiz bu. Maalesef özellikle Yunanistan'daki bazı siyasiler saldırgan eylem ve söylemleriyle ikili ilişkileri bozmak için sorunlara aklen ve mantıken çözüm bulmak yerine gerilimi tırmandırıyor. Yunanistan'da üst düzey siyasilerin yaptığı açıklamalar akıl, mantık dışı. Uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkilerine uymuyor. Bunların beyhude gayretler olduğunu, bu tür eylem ve söylemlerle Türkiye'ye galebe çalamayacaklarını bilmeleri gerekir."

Yunanistan'daki hem siyasi hem askeri liderleri, akla, mantığa ve olaylara aklıselimle bakmaya davet ettiklerini belirten Akar, bazı eski asker, siyasetçi ve akademisyenlerin bunları gördüğünü, Türkiye'nin haklı olduğunun görülmeye başlandığını ifade ettiklerini söyledi.

"Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi birtakım tatbikat, faaliyetlerle bir yere varabileceklerini zannediyor" diyen Akar, şöyle konuştu:

"Yunanistan'da özellikle son dönemlerde, bazı ülkelerin teşvik ve kışkırtmalarıyla bazı anlaşmalar yapmak suretiyle bir silahlanma sevdası başladı. Önce matematik, önce tarih bunlara bakın. Bu tür girişimlerle Türkiye'ye karşı üstünlük sağlayamazsınız, bu gayretten vazgeçin. Yunanistan'ın içinde bulunduğu ekonomik durum malum, ciddi borç içindeler. Silahlanma sevdasıyla birtakım boş harcamalar yaparak ekonomiyi daha da kötüleştirmekte ve Yunan halkının refahına kastedilmektedir. Bunu Yunanistan'daki aklıselim kişilerin görmesi lazım. Bu girişimlerin hiçbirinin ilerlemesi mümkün değil. Buna karşı alınması gereken ne tedbir varsa aldık, alıyoruz. Bu konuda son derece azimli, kararlı ve muktediriz. Ayrıca bazı ülkeler tarihindeki kara lekeleri iftiralarla kapatmaya çalışıyor. Şanlı Türk tarihine dil uzatıyorlar. Boyunu ve gücünü aşacak rollere soyunuyor. Tahrik edecek söylemlerde bulunuyor. Bunlar tarihten ders almadığının göstergesi."

- "Asla müsaade etmeyeceğiz"

Türkiye ve Yunanistan arasındaki istişari, güven ve güven artırıcı önlemler görüşmeleriyle NATO Karargahı'ndaki ayrıştırma usulleri toplantılarını diyaloğun geliştirilmesi için birer fırsat, uygun birer ortam olarak değerlendiren Akar, "Güven ve güven artırıcı önlemler çerçevesindeki toplantıyı üç kere yaptık. Dördüncü toplantı için Türkiye'ye bekliyoruz." dedi.

Nautical Geo araştırma gemisinin Türkiye'nin kıta sahanlığını ihlal etme teşebbüsüne de değinen Akar, "Girit'in doğusu, Kıbrıs'ın güney batısında bizim deniz yetki alanımızı ihlal etmek suretiyle araştırma yapma çalışmaları var. Buna asla müsaade etmeyeceğimizi söyledik. Orada Deniz Kuvvetleri unsurlarımız gereğini yaptı ve o gemiyi söz konusu bölgeye sokmadı. Bu konuda kararlıyız, hakkımızı hukukumuzu çiğnetmeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Bazı kesimlerin Türkiye'ye yönelik fitne fesat peşinde koştuğunu aktaran Akar, şunları kaydetti:

"Türkiye hiçbir şekilde kimseye tehdit değil, kendi hak ve hukukunu korumanın dışında kimsenin hakkını çiğnemenin peşinde değil. Biz herkesin sınırlarına, hak ve hukukuna, egemenliğine saygılıyız. Türkiye'nin güvenli, güçlü ve etkin bir müttefik olduğunu herkes bilmeli. Bundan bir önceki dönemde Yunan muhataplarımızla yani bakanlar, genelkurmay başkanları düzeyinde diyalog imkanımız, irtibatlarımız vardı. Görüşmeler yoluyla muhtemel krizleri önleme şansımız vardı. Şimdi bu yok oldu. Biz, görüşmeye konuşmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz fakat muhataplarımız bu yaklaşımı sürdürmediler."

Yunan ordusunun Koyun Adası'nda gerçekleştirdiği tatbikata da değinen Akar, "Burnumuzun dibindeki Koyun Adası'na kadar gelerek tatbikat yapmak tahrik değil de nedir' Bu yapılan provokasyonlarla gerilimi artıran tarafın Yunanistan olduğu, başta AB ülkeleri olmak üzere tüm dünya tarafından görülmelidir. Her türlü tedbiri aldık, alıyoruz. Konuyu sabırla yakından takip ediyoruz. Yerinde ve zamanında gerekli cevaplar verilecektir." vurgusu yaptı.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adada yüzlerce yıldır devam eden Türk varlığını yok saydığını belirten Akar, "Türk varlığını kabul etmeden herhangi bir çözüm üretemezsiniz, buna asla müsaade etmeyiz, hiçbir şekilde mümkün değil. Egemen, bağımsız, eşit haklara sahip iki devletten bahsediyoruz. Amacımız, görüşümüz budur, bu kabul edilecek, bu çerçevede görüşmeler yapılacak ve devletler kendi alanlarında hayatlarını sürdürecek." diye konuştu.

Akar, Türkiye'nin Azerbaycanlı ve Libyalı kardeşlerinin yanında olmaya onlara haklı davalarında destek vermeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi.

- İlk ders Rektör Afyoncu'dan

İlk dersin Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu tarafından verildiği törende, Deniz Harp Okulu Komutanı Tuğamiral Erhan Aydın ve Deniz Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Nurettin Acır okuldaki çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Törende, ayrıca sınıflarını dereceyle tamamlayan öğrencilere belgeleri Bakan Akar tarafından verildi.

Deniz Harp Okulu Marşı'nın okunmasının ardından biten tören sonrasında Akar, beraberindekilerle Denizcilik ve Askeri Bilimler Bölümü Başkanlığı Simülasyon Merkezi'ni ziyaret etti. Burada Köprüüstü Simülatörü'nü inceleyen Akar, simülatörde gemiyle İstanbul boğazından geçiş yaptı.

Bakan Akar ve Komutanlar, daha sonra bahriyelilerle öğrenci yemekhanesinde yemek yedi. 

Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümünde tören düzenlendi. Bu çerçevede Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakıldı

10.04.2026 14:56:00 / Güncelleme: 10.04.2026 14:59:15
İHA
Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı
Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü kutlandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından Türk Polis Teşkilatı'nın kuruluşunun 181. yıl dönümü dolayısıyla organize edilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından Taksim Cumhuriyet Anıtı'na çelenk bırakıldı.



Törene İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın yanı sıra çok sayıda ilçe emniyet müdürü ile polis memuru katıldı.



İstanbul Emniyet Müdürü Yıldız, polis teşkilatına ait ekipman ve materyallerin sergilendiği çadırı gezdi.

Yıldız, burada bulunan çocuklar ve emniyet mensuplarıyla da sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.



Alanda atlı polisler ve polis köpekleri yer alırken tören katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu

İstanbul'da etkili olan dolu yağışı vatandaşlara zor anlar yaşattı. Beyaza bürünen Sultangazi'de sürücüler, ilerlemekte güçlük çekti

10.04.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu
İstanbul'da dolu ve sağanak yağış etkili oldu
Son günlerde bahar havasının etkili olduğu İstanbul'da bugün havanın hissedilir derecede soğumasıyla dolu sürprizi yaşandı. Kentin belli bölgelerinde etkili olan dolu vatandaşlara zor anlar yaşattı. Sultangazi beyaza büründü. Araçlar dörtlülerini yakarak ilerlemek zorunda kaldı.

Sürücüler doluyla kaplanan yolda güçlükle ilerledi. Dolu bir süre sonra yerini, sağanak yağışa bıraktı.

'Ünlülere operasyonlar devam edecek'

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez tarafından basın mensupları ile toplantı düzenlendi. Başsavcı Dönmez, "Ünlüler uyuşturucu dosyası olarak bilinen dosya kapsamında yeni operasyonlar olacak. İşin içerisinde ünlülerin ve iş adamlarının olduğu yeni veriler elde ettikçe savcılığımıza davet edilecekler" dedi. Sporda bahis soruşturması hakkında konuşan Başsavcı Dönmez "Bu konu sadece futbol değil diğer alanlara da sıçrayabilir" şeklinde konuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez belediyelere yönelik soruşturmalar hakkında ise "İştiraklere yönelik incelemeler sürüyor. Büyükçekmece, Gaziosmapaşa ve Bayrampaşa soruşturmalarının sonuna geldik. Bana verilen söz doğrultusunda 2 haftada iddianamesinin yazılması bekleniyor" dedi

10.04.2026 13:05:00
İhlas Haber Ajansı
'Ünlülere operasyonlar devam edecek'
'Ünlülere operasyonlar devam edecek'
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez tarafından adliye muhabirleriyle toplantı düzenlendi. Başsavcı Dönmez toplantıda yürütülen soruşturmalar hakkında açıklamalarda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez, bilgilendirme toplantısında suç örgütlerine yönelik yapılan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Başsavcı Dönmez ""Suç örgütü grupları, isimlerinin iyi ya da kötü şekilde reklam edilmesinden hoşlanıyor. Hedef kitlesi çocuklar. Bakanlığımız bu konuda, suça sürüklenen çocuklara yönelik yasal düzenlemeleri yapıyorlar. Ceza miktarlarını da arttıracaklar. Barış Boyun örgütüyle ilgili birleştirme talebi ile tek dava yürütülmesi sağlandı. Örgüt liderinin İtalya'da yakalanması ve iade süreci ile ilgili çalışmalar devam ediyor. Toplam 763 kişi hakkında kamu davası açıldı. Daltonlar hakkında toplam 181 kişi hakkında kamu davası açıldı" dedi.

"Uyuşturucu dosyasında yeni operasyonlar olacak"

Başsavcı Dönmez açıklamasının devamında, "Ünlüler uyuşturucu dosyası olarak bilinen dosya kapsamında da bugüne kadar toplam 255 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Bu şüphelilerin 219'u hakkında Adli Tıp Kurumu'nda işlemi yapıldı. 169 şüphelide uyuşturucu maddeye rastlanılmıştır. Son 2 ayda 400 torbacı tutuklandı. Uyuşturucu dosyasında 32 şüpheli tutuklandı. Bu dosyada yeni yeni operasyonlar olacak. Tespit edilen listeler hazırlanıyor. İşin içerisinde ünlülerin ve iş adamlarının olduğu yeni veriler elde ettikçe savcılığımıza davet edilecekler. Asıl amacımız daha üstlere ulaşmak. Bizim asıl ciddiyet ile yaklaştığımız konu bu. Amacımız ifşa değil. Narkotik konusunda uyuşturucu baronu olarak adlandırabileceğimiz kişilerle ilgili Interpol ile bağlantılar kurduk. Bu bizim ülkemiz adına çok büyük bir artı. Karşılıklı uluslararası soruşturma yöntemi geliştirdik. Ünlüler örnek alınan, özenilen insanlar. Toplumda ve ailelerde farkındalığın arttığını düşünüyoruz. Narkotik operasyonlarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.

Yasadışı bahisten elde edilen gelirlere yönelik yürütülen soruşturmalar hakkında ise Başsavcı Dönmez "Yasadışı bahisten elde edilen gelirlere yönelik başlattığımız soruşturmalar kapsamında özellikle ödeme kuruluşlarına yönelik şüpheler doğdu. Ödeme kuruluşlarına yapılan soruşturmalarımız var. Perde arkasında da örneğin yazılım hizmeti veren kuruluşlara da operasyon yaptık. Son bir buçuk yılda 8 ödeme kuruluşuna operasyon düzenlendik. 255 şüpheli hakkında işlem yapıldı, 108 şüpheli tutuklandı. Pos tefeciliği suçuna iştirak eden ödeme kuruluşlarına yönelik işlemler sürüyor" dedi.

"Bu konu sadece futbol değil diğer alanlara da sıçrayabilir"

Başsavcı Dönmez "Sporda bahis soruşturması kapsamında 129 şüpheli hakkında çalışma yapıldı. 56 şüpheli hakkında dava açıldı. TFF'nin verdiği veriler bizim için önemli. Spor Toto'dan gelen veriler de bizim için çok önemli. Bu konu sadece futbol değil diğer alanlara da sıçrayabilir. İncelemeler konu hakkında sürüyor" dedi.

Başsavcı Dönmez, "Bahis konusunda elimizdeki verilerle çok kapsamlı bir hazırlığımız var. Bahis konusunda büyük yeni soruşturmalarımız yakın zamanda meyvesini verecek. Biz elde ettiğimiz verilerden çok mutlu olduk. Bahis sisteminin tamamen çökertilmesine gidecek. Kapsamı çok geniş olacak şimdiden söyleyeyim" ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez temel gıda ürünlerinin fiyatıyla ilgili çalışmaların da yürütüldüğünü söyleyerek "Ticari hayatı da olumsuz etkilemeden hukuka uygun şekilde olağan dışı fiyat hareketlerini incelemeye aldık. Kırmızı, beyaz et ve sebzelerde oluşan fiyat hareketliliğini incelemeye aldık. Ticaret Bakanlığı ve diğer kamu kuruluşları ile koordinasyonlu çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez belediyelere yönelik soruşturmalar hakkında ise "İştiraklere yönelik incelemeler sürüyor. Büyükçekmece, Gaziosmapaşa ve Bayrampaşa soruşturmalarının sonuna geldik. Bana 2 hafta diye söz verildi. Bana verilen söz doğrultusunda 2 haftada iddianamesinin yazılması bekleniyor" dedi.

Hatay'da 52 göçmen yakalandı

Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı

10.04.2026 11:51:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da 52 göçmen yakalandı
Hatay'da polis ekiplerince gerçekleştirilen çalışmalarda 1 haftada 52 göçmen yakalandı, 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında 30 Mart-5 Nisan tarihlerinde yapılan çalışmalarda; 5 ayrı olayda yakalanan 8 araçta 52 Suriye uyruklu göçmen yakalandı.

Suçta kullanılan 8 araç sürücüsüne trafik kural ihlallerinden 219 bin 719 TL idari ceza yazılarak araçlar trafikten men edildi.

Yakalanan kaçak göçmenler, işlemleri sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Olaylarla ilgili yakalanan 12 organizatör mahkemece tutuklandı.

Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!


 
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, “113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor" dedi. 

10.04.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!
 Dünyanın 'kaygı'sı artıyor!

Günümüzde "her zaman mutlu olma" baskısı giderek artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Oysa bilimsel araştırmalar, öfkenin insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor.

Öfke, doğru yönetildiğinde yıkıcı değil, aksine motive edici ve işlevsel bir güç haline gelebiliyor. Araştırmalar, toplumun düşündüğünün aksine dünyanın giderek daha 'öfkeli' değil, daha ziyade 'kaygılı ve üzgün' hale geldiğini gösteriyor.

Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, "113 ülkede 1.5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizler, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim olmadığını ortaya koyuyor. Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği. Öfke ifade edilmesi gereken, bastırılmaması gereken bir duygudur. Eğer öfke kontrol edilemezse ve kronik hale gelmeye başlarsa bireye ya da başka birisine zarar vermeye başlar. Öfkeyi sağlıklı bir şekilde kontrol altına almak ise mümkün" dedi.

Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor


 
Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Oysa Fener Rum Patriği Türkiye'de en üst makamlar tarafından iftar davetlerinde ağırlanıyor!

09.04.2026 18:50:00 / Güncelleme: 09.04.2026 19:19:39
Haber Merkezi/AA
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor
Batı Trakya Türkleri, 41 yıldır müftülerini seçemiyor

Yunanistan'da Batı Trakyalı Türkler, 1985'ten bu yana uygulanan atama yöntemi nedeniyle kendi müftülerini seçemiyor. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulundan (BTTADK) yapılan açıklamada, Yunanistan hükümetinin, Dimetoka'dan sonra Gümülcine ve İskeçe'de de müftü belirleme sürecini başlatmasına tepki gösterildi.
Açıklamada, daha önce Dimetoka'da atama yapıldığı, aynı yöntemin Gümülcine ve İskeçe'de de uygulanmak istendiği belirtildi.

Yunan makamları umursamıyor bile

Yunan makamlarının azınlığın taleplerini dikkate almadığı anımsatılan açıklamada, bu süreçte azınlık temsilcileriyle hiçbir diyalog kurulmadığı vurgulandı. Açıklamada, müftü belirleme uygulamalarının hem demokratik ilkelere hem de 1913 Atina ve 1923 Lozan antlaşmaları başta olmak üzere, uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi. Yaklaşık 40 yıldır çözülemeyen bu sorunun azınlıkta ciddi bir hayal kırıklığı yarattığı kaydedilen açıklamada, müftülük meselesinin azınlığın dini ve toplumsal kimliği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekildi.

Açıklamada, 1985'ten bu yana uygulanan atama yönteminin, azınlığın kendi müftüsünü seçme hakkını ortadan kaldırdığı belirtilerek çözüm için azınlığın iradesine dayalı, kapsayıcı ve diyalog temelli bir yaklaşım çağrısı yapıldı. Yunanistan'da Batı Trakya Türklerinin müftüleri ve vakıf yöneticileri, devlet tarafından atanıyor. Azınlık ise bu uygulamaya karşı çıkarak dini liderlerini kendilerinin seçmesi gerektiğini savunuyor.

Bakanlıktan sadece tepki var!

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Yunanistan'ın Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçtiği müftüleri tanımayarak Lozan Barış Antlaşması'yla teminat altına alınan hak ve özgürlüklerini hiçe saydığını belirterek, Yunan makamlarına bu yanlış yoldan geri dönme çağrısında bulundu.

İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında

İzmir'in Balçova ilçesinde 3 polisin şehit düştüğü silahlı saldırıya ilişkin davanın sanıkları ilk kez hakim karşısına çıktı. Olayın faili tutuklu sanık E.B. mahkemedeki savunmasında, "Terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" dedi

09.04.2026 15:01:00
İhlas Haber Ajansı
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
İzmir'deki polis merkezi saldırısında sanıklar hakim karşısında
Balçova ilçesinde 8 Eylül 2025 sabahı şüpheli E.B. (17) pompalı tüfekle polis merkezine ateş açtı. Saldırıda polis memurları Hasan Akın ve Ömer Amilağ ile silah sesleri üzerine bölgeye giden 1. Sınıf Emniyet Müdürü Muhsin Aydemir şehit oldu. Çıkan çatışmada şüpheli bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi. Olayın ardından hazırlanan 58 sayfalık iddianamenin kabul edilmesiyle sanıklar bugün hakim karşısına çıktı. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada tutuklu sanık E.B. (17), tutuklu babası N.B. ve tutuksuz annesi A.B. müşteki avukatları, mağdur aileler ve saldırıda yaralanan polis memuru Murat Dağlı hazır bulundu. İddianamede adı geçen diğer 10 sanığın dosyası ise bu davadan ayrıldı. Sanıklar hakkında 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle tasarlayarak öldürme' ve 'öldürmeye teşebbüs' suçlarından 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet ile 261'er yıla kadar hapis cezası talep edildi.

"Talimat almadım, DEAŞ'ı seviyorum"

DEAŞ örgütüyle organik bir bağlantısının bulunmadığını örgütün ideolojisini benimsediğini ve eylem kararını Ebubekir el-Bağdadi'nin çağrısı üzerine aldığını belirten tutuklu sanık E.B., "Anayasa'nın kaldırılmasına teşebbüs etmedim ve terör örgütüne üye değilim ancak DEAŞ'ı seviyorum. Faaliyetlerini ve örgüt liderlerinin videolarını internetten takip ediyordum. El Bağdadi'nin 'Türkiye'ye saldırın' şeklindeki paylaşımını gördüğüm için bu eylemi gerçekleştirdim. Bana doğrudan kimseden talimat gelmedi. Müslümanlara operasyon yapıldığı için devleti temsil eden en yakın karakola saldırmaya karar verdim" ifadelerini kullandı.

"Ailemi de kafir olarak görüyorum"

Saldırı hazırlıklarına yaz aylarından itibaren başladığını ve eylemde kullanmak amacıyla özel olarak patlayıcı yapımını öğrendiğini ifade eden E.B., "Silah kullanmayı havalı tabancalarla öğrendim. Tüfek fişeklerini ağustos ayında aldım ve bu olayda kullanmak için bomba yapıp hazırladım. Başlangıçta fuar veya barlara saldırmayı düşünsem de karakola saldırma kararını olay günü sabahı verdim. Sosyal medyada paylaştığım metni de ağustos ayında hazırladım. Polislerin kafir olduğunu biliyorum, ayrıca bu eylemden hiçbir haberi ve yönlendirmesi olmayan ailemi de kafir olarak görüyorum" şeklinde konuştu.

"Oğlum radikal eğilimliydi"

Oğlunun eylemlerinden dolayı utanç duyduğunu ve önceden bilmesi halinde kendi canı pahasına buna engel olacağını vurgulayan tutuklu sanık N.B., "Şehitlerin hepsini tanıyorum. DEAŞ en nefret ettiğim örgüttür ve anayasal düzene karşı değilim. Oğlum namaz kılardı ancak terörist düşüncelere sahip olduğunu bilmiyordum. Öğretmenleri beni okula çağırıp oğlumun radikal eğilimleri olduğunu söylediklerinde, durumun farkında olduğumu ilettim. Öğretmenlerine Atatürk'ü sevmediğimi ancak ona karşı bir kinim veya nefretim olmadığını da söyledim. Oğluma silah kullanmayı doğrudan ben öğrettim diyemem, astım hastası olduğu için onu ormanda kuş avına götürüyordum. İnternetteki oyunlarda gördüğü silahları benden istiyordu, ben de alıyordum. Evdeki tüfek fişeklerini, ülkede her zaman darbe ihtimali olduğunu düşünerek darbe döneminde önlem amacıyla alabildiğim kadar almıştım, en son bu yaz oğlumun isteği üzerine tekrar kurşun temin ettim. Boncuk atan tabancayı ise sabahları işe giderken korkan eşime, gerçeğe benzediği için yanında bulundurması amacıyla almıştım. Aslında milliyetçi bir çocuk olan oğlum, benden sürekli savaş malzemeleri, hatta uçaksavar ve benzeri silahlar istiyordu" şeklinde konuştu.

"Evde kar maskesiyle geziyordu"

Oğlunun işlediği suçtan dolayı büyük bir utanç ve telafisi olmayan bir pişmanlık duyduğunu belirten tutuksuz sanık A.B., "Çocuğumun can almasına inanamıyorum ve bu olaylar hakkında hiçbir ön bilgim yoktu. Onun radikalleştiğine dair hiçbir şüphem olmamasına rağmen, kendisini DEAŞ videoları izlerken gördüğümde kızarak uyarmıştım. Evde sürekli kar maskesi takıp özel harekatçılara özenen oğlum, tam bir asker edasıyla hareket ediyordu. Evime hiçbir zaman silah girmesini istememiş olsam da ona silah kullanmayı bizzat babası öğretmişti. Tüm bu tablonun içinde ondan şüpheleneceğimiz somut bir durum görmediğimiz için polise herhangi bir bildirimde bulunmadık" ifadelerini kullandı.

"Vururken tekbir getirdi"

Ailenin mağdur edebiyatı yaptığını ve şüphelinin saldırı esnasında tekbir getirdiğini vurgulayan yaralı polis memuru Murat Dağlı, "Bu aile mağdur değil, mağdur edebiyatı yapıyor. Kesinlikle milliyetçiliğe sığınmasınlar. Öğretmenleri uyarmasına rağmen aile hiçbir önlem almamış. Şüphelide hiçbir pişmanlık belirtisi yok, onun çocuk olduğunu da düşünmüyorum. Şüphelinin telefonunda çözülememiş gizli bir mesajlaşma uygulaması olduğunu duydum. Şüpheli beni vururken tekbir getirdi, ben attığı kurşunla yaralandıktan sonra ona ateş ettim. Anne ve babasının ruh sağlığının araştırılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı.

"Silahını kasada saklardı"

Eşinin silahını evde her zaman kasada sakladığını ve karşı tarafın çocuklarına silah eğitimi vermesinin bu trajediye zemin hazırladığını vurgulayan şehit polis Hasan Akın'ın eşi Şule Akın, "1 yaşında ve 6 yaşında iki çocuğu var. Eşim polisti ve silahını eve getirdiğinde her zaman kasada saklardı. Ancak onlar çocuklarına silah kullanmayı öğretmiş, bu yüzden olayın ilk adımı atılmıştır. Babası milliyetçi olduğunu söylüyor, neden ona karşı böyle bir nefretleri var' Kafir dediği polis, beş vakit namazını kılan birisiydi" açıklamasında bulundu.

MSB, C-130 uçağına ilişkin ön raporu açıkladı

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan basın bilgilendirme toplantısında 11 Kasım 2025'te düşen C-130 tipi askeri kargo uçağına ilişkin inceleme ve değerlendirmelere yer verildi

09.04.2026 11:03:00 / Güncelleme: 09.04.2026 11:11:04
AA
MSB, C-130 uçağına ilişkin ön raporu açıkladı
MSB, C-130 uçağına ilişkin ön raporu açıkladı
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Mavi Vatan-2026 Tatbikatı dolayısıyla TCG Anadolu'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Tuğamiral Aktürk, Mavi Vatan Tatbikatı'nın, Deniz Kuvvetlerinin harekatı sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda muhakeme, öngörü ve karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi, diğer Kuvvet Komutanlıkları ile müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesi amacıyla 3-9 Nisan arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'de gerçekleştirildiğini hatırlattı.

Tatbikat kapsamında, harekata hazırlık eğitimleri, fiili silah atışları, lojistik bütünleme faaliyetleri ile çok tehditli ortamda harekat eğitimleri yapıldığını belirten Aktürk, şu bilgileri paylaştı:

"Deniz Kuvvetlerimizin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetlerimiz ile Sahil Güvenlik Komutanlığından toplam 120 gemi, 50 hava aracı ve 15 bin personelin yer aldığı Mavi Vatan Tatbikatında, TCG Anadolu'dan kalkan TB-3 SİHA ile bir kamikaze insansız deniz aracı (KİDA) ilk kez imha edilmekte, milli üretim 'AKYA Ağır Sınıf Harp Torpidosu' Sakarya denizaltısından ilk kez ateşlenmektedir. Deniz Kuvvetlerimiz, sahip olduğu modern, yüzer, dalar ve uçar unsurlarıyla, başta Mavi Vatanımız olmak üzere sınırlarımızın ötesinde ve dünya denizlerinde hak ve menfaatlerimizin korunması, etkinliğimizin sürdürülmesi ve caydırıcılığımızın pekiştirilmesi amacıyla azim, kararlılık ve üstün bir görev anlayışıyla faaliyetlerine kesintisiz devam edecektir."

Terörle mücadele

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, sayısı ve kapsamı her geçen yıl artan tatbikatlarla karada, denizde, havada ve siber alandaki etkinlik ve caydırıcılığını daha da artırdığına dikkati çekerek, "Devam eden operasyon ve arama tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde, 10 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Terör örgütü tarafından kullanılan tünel sistemlerinin imhasına yönelik çalışmaların da başarıyla devam ettiğini belirten Aktürk, Suriye harekat alanlarında ise Münbiç bölgesinde imha edilen tünel uzunluğunun 768 kilometreye ulaştığını söyledi.

Hudut güvenliği

Aktürk, kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2'si terör örgütü mensubu olmak üzere 127 şahsın yakalandığını ifade ederek, 1095 kişinin ise hududu geçemeden engellendiğini söyledi.

Böylece, yıl içerisinde sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısının 1822 olduğunu aktaran Aktürk, hududu geçemeden engellenen kişi sayısının da 19 bin 992'ye ulaştığını bildirdi.

Bölgedeki son durum

Tuğamiral Aktürk, bölgedeki son duruma ilişkin bilgileri de paylaştı.

Ortadoğu'daki gelişmeler kapsamında, bölgede bir ayı aşkın süredir devam eden savaşta geçici ateşkes tesis edilmesinden memnuniyet duyduklarını belirten Aktürk, şunları kaydetti:

"Temennimiz, ateşkes şartlarının harfiyen uygulanması ve bu iki haftalık geçici ateşkes süresinin yapıcı adımlar ile değerlendirilerek kalıcı ateşkese ve barışa evrilmesi, bölgede istikrar, huzur ve güvenliğin tesis edilmesidir. Öte yandan İsrail'in, Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden ve bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiren saldırılarının da derhal durdurulmasını bekliyoruz. Ayrıca İsrail'in yöneticileri tarafından Mescid-i Aksa'ya yapılan baskınları kınıyor, Mescid-i Aksa'nın ibadete açılması ve Kudüs'te ibadet özgürlüğünü engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini vurguluyoruz."

Tatbikatlar ve eğitim faaliyetleri

Tuğamiral Aktürk, TSK'nın etkin ve caydırıcı faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve tatbikatlarını da sürdürdüğünü belirterek, şu bilgileri paylaştı:

"29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara'da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet, 2-22 Nisan tarih aralığında Kars'ta Türkiye-Azerbaycan Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti, 6-17 Nisan tarihleri arasında Konya'da Uluslararası Anadolu Ankası tatbikatı icra edilmektedir. 11-17 Nisan arasında, İstanbul ve İzmir'de EFES-2026 Birleşik Müşterek Harekat Tatbikatı'nın Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası, 15-21 Nisan tarihleri arasında Doğu Akdeniz'de Dynamic Minotaur/Kurtaran Denizaltı Arama-Kurtarma tatbikatlarının icra edilmesi, 13 Nisan-1 Mayıs tarih aralığında ise Libya ve Fildişi Sahili'nde Flintlock Tatbikatı'na katılım sağlanması planlanmaktadır."

Savunma sanayi

TSK'nın, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle daha da geliştiğini belirten Aktürk, "Bu kapsamda, Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda TB-3 SİHA ile ilk kez olmak üzere Elektronik Devreli El Yapımı Patlayıcı Düzeneklerini Tespit ve Zararsız Hale Getirme Sistemi, Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca ise çeşitli miktarda Aksungur ve Akıncı insansız hava araçları ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır." bilgisini verdi.

Aktürk ayrıca, temin edilmesi planlanan 8 "Yeni Tip Çıkarma Gemisi Projesi" kapsamında 3 Nisan'da ikinci geminin hizmete alındığını, üçüncü geminin liman kabul testlerinin de tamamlandığını söyledi.

Personel ve askeri öğrenci temin işlemlerinin de planlanan takvime uygun şekilde devam ettiğini belirten Aktürk, şöyle devam etti:

"25 Mart'ta başlayan 2026 Yılı Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları Askeri Öğrenci Aday Tercih İşlemleri kapsamında ilk 2 haftada 70 bin aday tercihlerini tamamlamıştır. Yoğun ilgi gösteren gençlerimize ve ailelerine teşekkür ediyoruz. Bölgesel Kariyer Fuarları kapsamında, 13-14 Nisan'da Antalya'daki Batı Akdeniz, 15-16 Nisan'da Aydın'daki Ege Kariyer fuarlarına katılım sağlanacaktır. 6 Nisan'da başlayan ve İŞKUR'a yapılmakta olan Engelli ve Terörle Mücadelede Malul Sayılmayacak Şekilde Yaralananlardan Sürekli İşçi Temini başvuruları yarın sona erecektir."

"Açıklamalar Kıbrıs'taki güven ortamına zarar veriyor"

Mavi Vatan-2026 Tatbikatı kapsamında TCG Anadolu'da düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından Bakanlık, basın mensuplarının soruları üzerine açıklamalarda bulundu.

Terör örgütü EOKA'nın kuruluş yıl dönümünde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde yapılan açıklamalar ve faaliyetlere ilişkin sorular üzerine, "Terör örgütü EOKA'nın geçmişte Kıbrıs adasında yürüttüğü şiddet eylemlerinin tek taraflı ve çarpıtılmış anlatımlarla 'özgürlük mücadelesi' olarak sunulması, adadaki kalıcı çözüm çabalarına ve mevcut güven ortamına zarar vermektedir." ifadeleri kullanıldı.

EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümünde yapılan açıklama ve etkinliklerin, tarihi gerçeklerin çarpıtılarak yorumlanmaya devam ettiğinin açık bir göstergesi olduğuna işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Söz konusu yaklaşımın, Kıbrıs Rum kesimindeki çocuk ve gençlere gerçeğe aykırı şekilde aktarılması, adadaki karşılıklı diyalog ve anlayış zeminini zayıflatmaktadır. Son dönemde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki sivilleri hedef alan provokatif eylemler de bu çarpık zihniyetin günümüzdeki yansımaları olarak ortaya çıkmaktadır. Kıbrıs Türk tarafı, her zaman olduğu gibi adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün tesisi yönündeki yapıcı ve iyi niyetli tutumunu sürdürmektedir. Bu kapsamda, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliğine yönelik her türlü tehdit ve şiddet eylemi karşısında gerekli tedbirleri kararlılıkla aldığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Adada gerilimi artırabilecek girişimlerden kaçınılması ve sağduyunun hakim kılınması, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile sağlanan barış ve huzur ortamının korunması açısından büyük önem arz etmektedir."

C-130 uçağına ilişkin ön rapor

Bakanlık açıklamasında, 11 Kasım 2025'te düşen C-130 tipi askeri kargo uçağına ilişkin inceleme ve değerlendirmelere de yer verildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"11 Kasım 2025 tarihinde 68-1609 Kanat Numaralı C-130E uçağının geçirdiği kaza-kırım sonrası Hava Kuvvetleri Komutanlığımız koordinesinde yapılan teknik inceleme heyetinin faaliyetleri, önce Gürcistan'daki enkaz alanında, sonrasında da enkazın getirildiği 2'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Kayseri tesislerinde aralıksız olarak devam etmektedir. Detaylı incelemeler koordineli olarak icra edilmekte ve bu süreçte 1'nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü Eskişehir, 12'nci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı, TUSAŞ, MKE ve Jandarma Genel Komutanlığı ilgili uzman birimleriyle ortak çalışmalar yürütülmektedir.

Teknik rapor çalışmaları devam etmekte olup kaza incelemesine yönelik mevcut durumda, Uçuş Veri Kayıt Cihazı (Flight Data Recorder/FDR) kayıtları incelendiğinde, kaza anına kadar dijital veri kayıtlarında uçuş ekibinin konuşmalarında ve uçağın sistemlerinde her şeyin normal devam ettiği, bir aksaklık tespit edilmediği, olayın ani geliştiği, uçak kuyruk konisi bölgesinin uçak gövdesinden ayrılması nedeniyle FDR'ye ait güç ve veri kablolarının kopması sonucu kaydın sonlandığı, dolayısıyla kayıt cihazında kazayı aydınlatacak ilave veriler bulunmadığı tespit edilmiştir. Uçağın motorları ve pervaneleri üzerinde yapılan detaylı incelemeler sonucunda, motor ve pervanelerin kaza anına kadar sorunsuz bir şekilde çalıştığı tespit edilmiştir.

Pervane kopmasından kaynaklı uçak gövdesinin hasarlandığına dair bir durum tespit edilmemiştir. Jandarma Kriminal Başkanlığı tarafından uçak enkazından alınan numunelerin incelenmesi sonucunda, içeriden ve dışarıdan patlayıcı madde artığına rastlanılmamıştır. Uçak enkazından alınan parçalar üzerindeki yapısal hasar ve izlere yönelik ilave metalurjik incelemeler ve analizler detaylı olarak devam etmektedir. Malzemelerde tespit edilen kırık-kesit analizlerinin raporlanması beklenmekte olup, gelinen aşamada kırılmaların yorulma kaynaklı başlamadığı ancak çekme testlerinde malzemelerin gevrek yorgunluk davranışı sergilediği tespit edilmiştir."

"Provokatif söylemlere itibar edilmemeli"

Basında çıkan "azot tüpüyle ilgili haberlerin" gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Aslında uçakta yangın söndürme mayisi bulunan ve uçak içinde sabitlenmiş 19 kilogramlık iki adet yangın tüpü olduğu, bunların uçak enkazında sağlam biçimde ve herhangi bir yere çarpma izi olmaksızın bulunduğu belirlenmiştir. Her iki kanadın üst kısmında bulunan dingilerden birinin yanıcı/patlayıcı olmayan karbondioksit gazı ile dolu tüpüyle beraber yuvasından çıkmış, uçağın sol kuyruk-gövde kısmına temas etmiş, oradan da dinginin dikey stabilizeyi kavramış olabileceği, tüpün vurmasıyla gövdeye, dikey ve yatay stabilizeye yapısal hasar vermiş olabileceği, bunun da uçağın düşmesine yol açmış olabileceği değerlendirilmiş olup, bulgulara yönelik metalurjik ve teknik incelemeler laboratuvarlarda devam etmektedir. Halkımızın ve kamuoyunun resmi açıklamalar dışındaki provokatif söylemlere itibar etmemesi önemlidir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından hazırlanacak nihai rapor, kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır."

Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu

İzmir'de yılın ilk çeyreğinde etkili olan yoğun yağışlar, kentin en büyük içme suyu kaynağı Tahtalı Barajı'nda doluluk oranını yüzde 52,30 seviyesine taşıdı. Daha bir kaç ay önce hayvanların otladığı alanda, barajın simgesi haline gelen eski minarenin çevresi yine suyla doldu. Artan yağış grafiğiyle birlikte il genelindeki diğer barajların da su seviyelerinde belirgin bir yükseliş kaydedildi

09.04.2026 10:24:00 / Güncelleme: 09.04.2026 10:32:35
İhlas Haber Ajansı
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Rekor yağışlar İzmir'deki barajları doldurdu
Yılın ilk çeyreğinde kente düşen yağışlar barajların su seviyesini hızla yükseltti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre; ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram, şubatta 300,3 kilogram ve gayriresmi verilere göre mart ayında 74 kilogram yağış düştü. Yılın ilk üç ayında metrekareye düşen toplam yağış miktarı 598 kilograma ulaştı. Şehir merkezinde 2025 yılının tamamında metrekareye toplam 432,1 kilogram yağış düşerken, bu yıl sadece ilk çeyrekte geçen yılın toplamı geride bırakıldı. Bu dönemdeki yağışların etkisiyle, kentin içme suyu ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Tahtalı Barajı'nda su seviyesi hızla toparlandı. Geçtiğimiz yılın sonunda doluluk oranı yüzde 0,13'e kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Tahtalı Barajı'nda su seviyesi toparlanarak yüzde 52,30'a ulaştı.

"Gördes ve diğer barajlarda doluluk arttı"

Yılın ilk çeyreğindeki yağışlar, kentteki diğer su kaynaklarının seviyelerini de yukarı taşıdı. İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi verilerine göre geçtiğimiz yılın sonu ve ocak ayı başlarında doluluk oranı yüzde 0,42'ye kadar gerileyerek kuruma noktasına gelen Gördes Barajı'nda su seviyesi yüzde 39,57'ye çıktı. Balçova ve Ürkmez barajlarında doluluk oranı yüzde 100 seviyelerine yaklaştı. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı'nda ise doluluk yüzde 82,38 olarak belirlendi. Geçen yıla kıyasla ilk çeyrek itibarıyla İzmir barajlarının tamamında yüz güldüren bir artış yaşandı.

"Önümüzdeki yedi sekiz yıl ortalamanın üzerinde olacak"

Kurak yılların ardından şiddetli yağışların geldiğini ve önümüzdeki on yıllık sürecin büyük kısmında yağışların ortalamanın üzerinde seyredeceğini belirten Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, "Çok kurak yılları mutlaka çok yağışlı yıllar takip eder. 2024-2025 dönemi gerçekten müthiş kuraktı. 2026'ya geldiğimizde ise daha önce belirttiğimiz gibi bol yağışlı ve selli geçme ihtimali yüksek bir yıl olarak rekorlar kırıldı. Gerçekten son 80 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz. 4 Nisan itibarıyla nisan ortalamalarını geçtik, olağanüstü bir yağış var. Bütün toprak iyice doydu ve suların tamamı barajlara gelerek buraları doldurdu. Bundan sonra önümüzdeki 10 yıllık sürecin yedi sekiz yılı yağışlar açısından ortalamanın üzerinde olacaktır. Bu nedenle artık barajlarda su sorunumuz kalmayacaktır ancak 2036'dan sonra bu barajlar yine tamamen boşalacaktır. Asıl sorun, bu barajlar boşalmadan önlemleri alabilmektir. Mümkün olduğunca yeraltı barajları yapmalıyız. Türkiye'de kişi başı su potansiyeli 1300 metreküpken, İzmir'de bu oran 600 metreküp seviyesindedir. Yaklaşık 12-13 yıldır gündemde olan ancak henüz yapılmayan Düvertepe Barajı gibi projelere ağırlık verilmeli, olabilecek her yere baraj yapılmalıdır. Barajların tamamen sıfırlandığı çok şiddetli kurak yıllar dışında yeraltı sularını kesinlikle kullanmamalıyız." ifadelerini kullandı.

"Suyu bilimsel olarak kullanmalıyız"

Arıtma tesislerinden çıkan suyun tarımda değerlendirilmesi gerektiğinin ve taban sularının doğal bir şekilde çok yükseldiğinin altını çizen Yaşar, "Yağışlar henüz en üst akiferlere inmedi, oralara ulaşması çok uzun yıllar alacaktır. Ancak taban suları çok yükseldi ve İzmir'de binaların bodrumlarından su fışkırmaya başladı. Bu doğal bir durum çünkü son 80 yılın en olağanüstü yağışını aldık. Temel mesele suyu dikkatli ve bilimsel olarak kullanmaktır. Bilimle hareket edersek hiçbir sorunumuz kalmaz. Arıtmadan çıkan suyu tarıma kazandırmalı ve yapılabilecek her alana bol bol baraj inşa etmeliyiz. Örneğin, tabanı onarılan Gördes Barajı'nda doluluk oranı yüzde 40'lara yaklaştı. Gördes, Tahtalı'dan yüzde 50 daha büyük, devasa bir barajdır. Gördes ve Tahtalı barajlarını dikkatli bir şekilde yönetir ve Çiğli Arıtma'dan çıkan suyu da sisteme dâhil edersek İzmir'in hiçbir su sorunu kalmayacaktır" dedi.

Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında eski MASAK Başkan Yardımcısı Ramazan Başak gözaltına alındı

08.04.2026 14:50:00 / Güncelleme: 08.04.2026 15:25:33
Haber Merkezi
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Eski MASAK Başkan Yardımcısı gözaltına alındı
Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca "borsa manipülasyonu" ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' iddialarıyla soruşturma başlatıldı.

Jandarma ekipleri tarafından evinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Başak, sorgulanmak üzere emniyete götürüldüğü belirtildi.

Başak'ın bugün Bakırköy Adliyesi'ne sevk edilmesi bekleniyor.

Soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.