AKP’nin İsrail çelişkisi dış basında ifşa oldu!
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, uluslararası bir medya kuruluşuna verdiği demeçte İsrail ile askeri bir çatışma ihtimalini reddetmesi ve Tel Aviv’de “aklıselim, bilge insanlar” bulunduğunu söylemesi, iktidarın aylardır yürüttüğü “İsrail Türkiye’ye saldıracak” propagandasını tamamen çökertti
12.07.2026 12:23:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, uluslararası bir medya kuruluşuna verdiği demeçte İsrail ile askeri bir çatışma ihtimalini reddetmesi ve Tel Aviv'de "aklıselim, bilge insanlar" bulunduğunu söylemesi, iktidarın aylardır yürüttüğü "İsrail Türkiye'ye saldıracak" propagandasını tamamen çökertti.
İç kamuoyuna beka ve savunma uyarıları yapan siyasi iradenin, yabancı kameralar karşısında İsrail'e zeytin dalı uzatması kamuoyunda sert tepkiyle karşılandı.
Türkiye'nin dış politikasında aylardır meydanlarda esen sert rüzgarlar ile diplomasi masasında kapalı kapılar ardında yürütülen strateji arasındaki devasa uçurum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son açıklamalarıyla bir kez daha gözler önüne serildi.

BAE merkezli The National News kanalına mülakat veren Fidan, Türkiye ile İsrail arasında sıcak bir askeri çatışma yaşanması için hiçbir neden olmadığını savunurken, İsrail devlet aklını ve toplumunu öven ifadeler kullandı.
Bakan Fidan'ın, Gazze'de on binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan devlet mekanizmasının içinde hâlâ "aklıselim, bilge ve stratejik düşünebilen çok iyi insanlar" olduğunu iddia etmesi ve buna "Çok şükür" diyerek sevinmesi, hükümetin samimiyet testini bir kez daha kaybettiği şeklinde yorumlandı.
İçeride korku iklimi, dışarıda pembe tablo

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabine üyeleri, aylardır meclis kürsülerinden ve miting alanlarından halka seslenerek, İsrail'in yayılmacı politikalarının bir sonraki hedefinin doğrudan Türkiye toprakları olduğunu öne sürüyordu.
Topluma bir "beka sorunu" olarak sunulan bu tehdit algısı, Bakan Fidan'ın yabancı gazeteci Hadley Gamble'a verdiği "Açık bir çatışma yaşanması için hiçbir neden yok" yanıtıyla adeta havada kaldı.
Siyaset bilimciler ve eleştirmenler, Bakan Fidan'ın bu çıkışıyla, içeride köpürtülen "İsrail tehdidi" retoriğinin aslında muhafazakar seçmeni konsolide etmek, ekonomik kriz gündemini unutturmak ve savunma bütçelerine halk desteği devşirmek amacıyla kullanılan yapay bir korku iklimi olduğunu tescillediğini belirtiyor.
Soykırım faili devlette "aklıselim" aramak
Fidan'ın, Netanyahu hükümetini ayrı tutarak İsrail'in geri kalan müesses nizamını aklamaya çalışması toplumsal hafızayı yaraladı. İsrail parlamentosunda muhalefetin dahi Filistin topraklarının işgali, Lübnan operasyonları ve sivil katliamlar konusunda iktidarla tam bir fikir birliği içinde hareket ettiği bilinirken; Türk Dışişleri Bakanı'nın Tel Aviv'de "bilge ortaklar" araması sert eleştirilere neden oldu.
Muhalefet partileri ve vatandalar sosyal medyada, "Avrupa ülkeleri bile İsrail'e karşı sizden daha dik ve net bir duruş sergiliyor. Katliamcı bir devlette 'iyi insanlar' arayıp şükretmek Türk diplomasisine yakışmıyor" diyerek tepki gösterdi.
"Seçim Dönemi Düşman İhtiyacı" İronisi
Bakan Fidan röportajın devamında, "Seçimler yaklaştıkça Netanyahu ve ekibinin dışarıdan bir düşmana ihtiyacı oluyor. Şimdi bunu Türkiye üzerinden yapmaya çalışıyorlar" diyerek İsrail Başbakanı'nı koltuk sevdasıyla suçladı.
Ancak bu analiz, analistler tarafından trajikomik bulundu. Türkiye'de de her kritik seçim veya ekonomik tıkanma döneminde "dış mihraklar", "sınır ötesi operasyonlar" ve "beka krizleri" söyleminin tırmandırıldığını hatırlatan uzmanlar, Fidan'ın Netanyahu için yaptığı "koltukta kalmak için yapay düşman üretiyorlar" eleştirisinin, aslında Ak Parti'nin yıllardır uyguladığı iç siyasi taktiklerle birebir örtüştüğüne dikkat çekti.
Hamaset meydanlarda, teslimiyet diplomasi masasında
Almanya'da İsrail'e mühimmat sağlayan fabrikalar halk tarafından kuşatılıp protesto edilirken, Türkiye merkezli savunma şirketlerinin İsrail'in ana tedarikçisi olan küresel savunma devleriyle ortaklıklar kurması ve ardından Dışişleri Bakanı eliyle Tel Aviv'e normalleşme sinyalleri gönderilmesi, Ankara'nın ikiyüzlü politikasını bir kez daha deşifre etti.
Halkın karşısına çıktığında "İsrail terör devletidir, dünyayı tehdit ediyor" diyen iktidarın, kameralar kapandığında veya yabancı basına konuştuğunda teslimiyetçi bir dil kullanması, meydanlarda atılan o öfkeli nutukların sadece içi boş birer hamasetten ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.
İç kamuoyuna beka ve savunma uyarıları yapan siyasi iradenin, yabancı kameralar karşısında İsrail'e zeytin dalı uzatması kamuoyunda sert tepkiyle karşılandı.
Türkiye'nin dış politikasında aylardır meydanlarda esen sert rüzgarlar ile diplomasi masasında kapalı kapılar ardında yürütülen strateji arasındaki devasa uçurum, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın son açıklamalarıyla bir kez daha gözler önüne serildi.

BAE merkezli The National News kanalına mülakat veren Fidan, Türkiye ile İsrail arasında sıcak bir askeri çatışma yaşanması için hiçbir neden olmadığını savunurken, İsrail devlet aklını ve toplumunu öven ifadeler kullandı.
Bakan Fidan'ın, Gazze'de on binlerce sivilin ölümünden sorumlu olan devlet mekanizmasının içinde hâlâ "aklıselim, bilge ve stratejik düşünebilen çok iyi insanlar" olduğunu iddia etmesi ve buna "Çok şükür" diyerek sevinmesi, hükümetin samimiyet testini bir kez daha kaybettiği şeklinde yorumlandı.
İçeride korku iklimi, dışarıda pembe tablo

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabine üyeleri, aylardır meclis kürsülerinden ve miting alanlarından halka seslenerek, İsrail'in yayılmacı politikalarının bir sonraki hedefinin doğrudan Türkiye toprakları olduğunu öne sürüyordu.
Topluma bir "beka sorunu" olarak sunulan bu tehdit algısı, Bakan Fidan'ın yabancı gazeteci Hadley Gamble'a verdiği "Açık bir çatışma yaşanması için hiçbir neden yok" yanıtıyla adeta havada kaldı.
Siyaset bilimciler ve eleştirmenler, Bakan Fidan'ın bu çıkışıyla, içeride köpürtülen "İsrail tehdidi" retoriğinin aslında muhafazakar seçmeni konsolide etmek, ekonomik kriz gündemini unutturmak ve savunma bütçelerine halk desteği devşirmek amacıyla kullanılan yapay bir korku iklimi olduğunu tescillediğini belirtiyor.
Soykırım faili devlette "aklıselim" aramak
Fidan'ın, Netanyahu hükümetini ayrı tutarak İsrail'in geri kalan müesses nizamını aklamaya çalışması toplumsal hafızayı yaraladı. İsrail parlamentosunda muhalefetin dahi Filistin topraklarının işgali, Lübnan operasyonları ve sivil katliamlar konusunda iktidarla tam bir fikir birliği içinde hareket ettiği bilinirken; Türk Dışişleri Bakanı'nın Tel Aviv'de "bilge ortaklar" araması sert eleştirilere neden oldu.
Muhalefet partileri ve vatandalar sosyal medyada, "Avrupa ülkeleri bile İsrail'e karşı sizden daha dik ve net bir duruş sergiliyor. Katliamcı bir devlette 'iyi insanlar' arayıp şükretmek Türk diplomasisine yakışmıyor" diyerek tepki gösterdi.
"Seçim Dönemi Düşman İhtiyacı" İronisi
Bakan Fidan röportajın devamında, "Seçimler yaklaştıkça Netanyahu ve ekibinin dışarıdan bir düşmana ihtiyacı oluyor. Şimdi bunu Türkiye üzerinden yapmaya çalışıyorlar" diyerek İsrail Başbakanı'nı koltuk sevdasıyla suçladı.
Ancak bu analiz, analistler tarafından trajikomik bulundu. Türkiye'de de her kritik seçim veya ekonomik tıkanma döneminde "dış mihraklar", "sınır ötesi operasyonlar" ve "beka krizleri" söyleminin tırmandırıldığını hatırlatan uzmanlar, Fidan'ın Netanyahu için yaptığı "koltukta kalmak için yapay düşman üretiyorlar" eleştirisinin, aslında Ak Parti'nin yıllardır uyguladığı iç siyasi taktiklerle birebir örtüştüğüne dikkat çekti.
Hamaset meydanlarda, teslimiyet diplomasi masasında
Almanya'da İsrail'e mühimmat sağlayan fabrikalar halk tarafından kuşatılıp protesto edilirken, Türkiye merkezli savunma şirketlerinin İsrail'in ana tedarikçisi olan küresel savunma devleriyle ortaklıklar kurması ve ardından Dışişleri Bakanı eliyle Tel Aviv'e normalleşme sinyalleri gönderilmesi, Ankara'nın ikiyüzlü politikasını bir kez daha deşifre etti.
Halkın karşısına çıktığında "İsrail terör devletidir, dünyayı tehdit ediyor" diyen iktidarın, kameralar kapandığında veya yabancı basına konuştuğunda teslimiyetçi bir dil kullanması, meydanlarda atılan o öfkeli nutukların sadece içi boş birer hamasetten ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.










































































