AKP’nin ithalat siyaseti yerli üretimi bitirdi!
2010 yılından bu yana "kırmızı et fiyatlarını düşürmek" vaadiyle sürdürülen bu uygulamalar, ne pazar tezgahlarındaki yangını söndürebildi ne de yerli hayvancılığı ayağa kaldırabildi
04.08.2026 20:00:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Kütahya'nın Simav ilçesine Uruguay'dan getirilen besilik erkek sığırların gümrük millileştirme işlemleri ile idari ve teknik sağlık kontrolleri, Simav İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimlerinin gözetiminde titizlikle gerçekleştiriliyor.
Kütahya'nın Simav ilçesinde Uruguay'dan getirilen ithal besilik sığırların işlemlerinin "başarı" gibi sunulmasının arkasında, Türkiye ekonomisini sarsan devasa bir ithalat faturası ve yerli besiciyi yok eden politikalar yatıyor.
2010 yılından bu yana "kırmızı et fiyatlarını düşürmek" vaadiyle sürdürülen bu uygulamalar, ne pazar tezgahlarındaki yangını söndürebildi ne de yerli hayvancılığı ayağa kaldırabildi.
Hayvan ithalatına ne kadar para ödendi?

TÜİK ve gümrük verilerine göre, yalnızca 2025 yılında Türkiye tarihinin en yüksek ikinci ithalatını yaparak 740 bin baş canlı hayvan ithal etti ve karşılığında 1,1 milyar dolar ödedi.
Tarımdan Haber verilerine göre, 2026 yılının ilk 6 ayında ithal edilen hayvan sayısı azalarak 255 bin 965 başa düşmesine rağmen, küresel fiyat artışları nedeniyle ödenen tutar 320,98 milyon dolara ulaştı. Hayvan başına ithalat maliyeti 1.254 dolara fırladı.
AKP hükümetleri döneminde, 2010 yılından bu yana sadece canlı büyükbaş hayvan ithalatı için yurt dışına ödenen toplam para 8 milyar 595 milyon doları aşmış durumda. Yem hammaddeleri, aşı ve ilaçlar da eklendiğinde milyarlarca dolarlık milli servet dışarıya akıtılıyor.
Bu hayvanları kimler ithal ediyor?

Hükümet, ithalat sürecini tamamen kendi kontrolünde tutarak piyasayı tekelleştiriyor. Ana İthalatçı Et ve Süt Kurumu (ESK).
Sürecin merkezinde Et ve Süt Kurumu (ESK) yer alıyor. Bakanlığın talimatıyla besilik, kesimlik ve damızlık sığırları doğrudan Brezilya, Uruguay, Fransa, İtalya ve Polonya gibi ülkelerden ESK ithal ediyor.
ESK, yurt dışından getirdiği bu hayvanları piyasada belirli kapasitenin üzerindeki büyük işletmelere satıyor. Bakanlığın 2026 yılı talimatına göre, 500 bin baş ithal sığırın aslan payı (392 bin başı), ahır kapasitesi 200 baş ve üzeri olan büyük sermayeli firmalara tahsis ediliyor. Küçük aile işletmeleri ise bu dağıtımdan neredeyse mahrum bırakılıyor.
Yerli üretici korunamadığı için Türkiye, Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) raporlarına göre dünyanın en çok canlı hayvan ithal eden ikinci ülkesi konumuna getirilerek küresel et ve hayvancılık kartellerinin açık pazarı haline dönüştürüldü.
İthalat çarkı üreticiyi nasıl vuruyor?

Türk çiftçisi yüksek yem ve mazot maliyetleri altında ezilip ahırını kapatırken, devletin kasasındaki milyarlarca dolar yabancı besicileri ihya etmek için kullanılıyor.
İthal edilen hayvanların yüzde 88'i damızlık değil, doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlardan oluşuyor. Bu durum, Türkiye'nin kendi sürüsünü büyütmek yerine günübirlik çözümlerle ithalata bağımlı kaldığını kanıtlıyor.
Gümrük kapılarında yapılan "idari ve teknik sağlık kontrolleri", esasen bitme noktasına getirilen yerli hayvancılığın gümrükteki resmi tasfiyesinden başka bir anlam taşımıyor
Kütahya'nın Simav ilçesinde Uruguay'dan getirilen ithal besilik sığırların işlemlerinin "başarı" gibi sunulmasının arkasında, Türkiye ekonomisini sarsan devasa bir ithalat faturası ve yerli besiciyi yok eden politikalar yatıyor.
2010 yılından bu yana "kırmızı et fiyatlarını düşürmek" vaadiyle sürdürülen bu uygulamalar, ne pazar tezgahlarındaki yangını söndürebildi ne de yerli hayvancılığı ayağa kaldırabildi.
Hayvan ithalatına ne kadar para ödendi?

TÜİK ve gümrük verilerine göre, yalnızca 2025 yılında Türkiye tarihinin en yüksek ikinci ithalatını yaparak 740 bin baş canlı hayvan ithal etti ve karşılığında 1,1 milyar dolar ödedi.
Tarımdan Haber verilerine göre, 2026 yılının ilk 6 ayında ithal edilen hayvan sayısı azalarak 255 bin 965 başa düşmesine rağmen, küresel fiyat artışları nedeniyle ödenen tutar 320,98 milyon dolara ulaştı. Hayvan başına ithalat maliyeti 1.254 dolara fırladı.
AKP hükümetleri döneminde, 2010 yılından bu yana sadece canlı büyükbaş hayvan ithalatı için yurt dışına ödenen toplam para 8 milyar 595 milyon doları aşmış durumda. Yem hammaddeleri, aşı ve ilaçlar da eklendiğinde milyarlarca dolarlık milli servet dışarıya akıtılıyor.
Bu hayvanları kimler ithal ediyor?

Hükümet, ithalat sürecini tamamen kendi kontrolünde tutarak piyasayı tekelleştiriyor. Ana İthalatçı Et ve Süt Kurumu (ESK).
Sürecin merkezinde Et ve Süt Kurumu (ESK) yer alıyor. Bakanlığın talimatıyla besilik, kesimlik ve damızlık sığırları doğrudan Brezilya, Uruguay, Fransa, İtalya ve Polonya gibi ülkelerden ESK ithal ediyor.
ESK, yurt dışından getirdiği bu hayvanları piyasada belirli kapasitenin üzerindeki büyük işletmelere satıyor. Bakanlığın 2026 yılı talimatına göre, 500 bin baş ithal sığırın aslan payı (392 bin başı), ahır kapasitesi 200 baş ve üzeri olan büyük sermayeli firmalara tahsis ediliyor. Küçük aile işletmeleri ise bu dağıtımdan neredeyse mahrum bırakılıyor.
Yerli üretici korunamadığı için Türkiye, Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) raporlarına göre dünyanın en çok canlı hayvan ithal eden ikinci ülkesi konumuna getirilerek küresel et ve hayvancılık kartellerinin açık pazarı haline dönüştürüldü.
İthalat çarkı üreticiyi nasıl vuruyor?

Türk çiftçisi yüksek yem ve mazot maliyetleri altında ezilip ahırını kapatırken, devletin kasasındaki milyarlarca dolar yabancı besicileri ihya etmek için kullanılıyor.
İthal edilen hayvanların yüzde 88'i damızlık değil, doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlardan oluşuyor. Bu durum, Türkiye'nin kendi sürüsünü büyütmek yerine günübirlik çözümlerle ithalata bağımlı kaldığını kanıtlıyor.
Gümrük kapılarında yapılan "idari ve teknik sağlık kontrolleri", esasen bitme noktasına getirilen yerli hayvancılığın gümrükteki resmi tasfiyesinden başka bir anlam taşımıyor














































































