logo
10 AĞUSTOS 2026

Alanya Kalesi'ndeki 800 yıllık miras turist akınına uğruyor

Antalya'da Alanya Kalesi içerisindeki 800 yıllık Süleymaniye Camii, hem yerli hem de yabancı turistlerin uğrak noktası oldu. 13. yüzyılda 1. Alaaddin Keykubad döneminde inşa edilen cami, geçirdiği değişimlere rağmen tarihi dokusunu korumayı sürdürüyor

06.05.2026 11:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
Alanya Kalesi'ndeki 800 yıllık miras turist akınına uğruyor
Alanya Kalesi'ndeki 800 yıllık miras turist akınına uğruyor
Alanya ilçesinde, ilk olarak Selçuklu mimarisiyle inşa edilen yapı, zaman içerisinde çeşitli nedenlerle özgün görünümünden uzaklaştı. 16. yüzyılda ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniden yaptırılarak bugünkü görünümüne kavuştu. Bu yeniden inşa süreci, camiye hem Selçuklu hem de Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan eşsiz bir karakter kazandırdı.






Caminin özellikle giriş kapısı, minberi ve ahşap işçiliği ilk yapıldığı dönemin estetik anlayışını yansıtarak ziyaretçilere adeta görsel bir şölen sunuyor. Ahşap detaylarda kullanılan ince işçilik, dönemin ustalığını gözler önüne sererken, yapının tarihi atmosferini daha da güçlü kılıyor.








Akustiği sağlamak için 60 adet küp
Öte yandan caminin dikkat çeken bir diğer özelliği ise akustik sistemi oldu. İlk inşa edildiği dönemde sesin cami içerisinde dengeli bir şekilde yayılması amacıyla yerleştirilen toplam 60 adet küp, dönemin mühendislik anlayışını ortaya koyuyor. Ancak zaman içerisinde yapılan restorasyon çalışmaları sırasında bu küplerden birinin üzerinin sıva ile kapatıldığı biliniyor. 






Tarihi ve mimari özellikleriyle öne çıkan Süleymaniye Camii, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlarken, Alanya'nın kültürel mirası içerisinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Özellikle kaleye çıkan turistlerin uğrak noktalarından biri olan cami, geçmiş ile günümüz arasında köprü kuran önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.






Caminin genel tarihi hakkında bilgi veren Reşat Reşatoğlu ''Camiyi İlk yaptıran kişi 1. Alaaddin Keykubat. İlk yapıldığı zaman Alaaddin cami olarak adlandırılıyor. Burası bir fetih camisidir. Malum o dönemin anlayışına göre fethedilen şehirlerin en yüksek mevkilerindeki düz alana bir cami inşa edilirdi. 






Cami 300 sene sonra Osmanlı dönemindeki Kanuni Sultan Süleyman devrine gelmiş ve o dönemde bir şimşek çarpması sonucu büyük hasar görmüş. Ondan sonra hasar görmeyen yerlerde yıkılarak temeller muhafaza edilerek yeniden ayağa kaldırılmış. Bu sefer de Kanuni Sultan Süleyman bizzat kendi cebinden parayı gönderdiği için ve o dönemde yapıldığı için Süleymaniye cami olarak adlandırılmıştır'' dedi.






Kapısında makili hat ile Fatiha yazısı
Tarihi caminin kapı girişinde inşaat sırasında Makili hat ile Fatiha suresi yazısının dikkat çektiğini aktaran Reşatoğlu ''İç özelliklerinin en önemlisi akustiktir. Malum o zaman mikrofon yok en arkadaki cemaate ses ulaşması lazım. Eski camilerin tamamında bu vardır. Osmanlı o özelliği bu eksikliği burada da çözmüş. İmam efendi ön tarafta namazı kıldırırken en arkadaki cemaatin bu sesi aynı şekilde duyabilmek için kubbenin dört köşesine 15'şer tane küçük küpçüler yerleştirmek suretiyle sese akustik vermişler. Tabii restorasyon sırasında bir tanesi kapatılmış dolayısıyla 60 olması gerekirken 59 tane kalmıştır. Bu caminin en önemli özelliklerinden bir tanesi de kapısının, pencere kanatlarının, kürsünün ve mihrabın orijinal olmasıdır. Son dönemlerde yaygınlaşan en önemli olaylardan bir tanesi karekod uygulamasıdır. 

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.