logo
08 AĞUSTOS 2026

Algoritmaların esiri miyiz?

Gün içinde akıllı telefonlarımızın ekranını her kaydırdığımızda, dünya görüşümüzü şekillendiren görünmez bir el devreye giriyor

27.05.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Algoritmaların esiri miyiz?
Algoritmaların esiri miyiz?
Gün içinde akıllı telefonlarımızın ekranını her kaydırdığımızda, dünya görüşümüzü şekillendiren görünmez bir el devreye giriyor.

Sosyal medya platformlarının temelini oluşturan algoritmalar, bize sadece görmek istediğimiz dünyayı sunarak modern toplumun en büyük krizlerinden birini derinleştiriyor:

Yankı Odaları ve Yapay Kutuplaşma. Dijital çağın bu en büyük sosyolojik tehdidini, algoritmaların çalışma mekanizmasını ve bu kısır döngüden çıkış yollarını mercek altına aldık.







Yankı Odası Nedir? Dijital Konfor Alanının Tehlikesi

Sosyal medya platformları, kullanıcıyı ekranda daha uzun süre tutmak üzere tasarlanmış etkileşim odaklı algoritmalarla çalışır. Bir gönderiyi beğendiğinizde, üzerinde birkaç saniye fazla durduğunuzda veya yorum yaptığınızda algoritma, bu kullanıcının bu tarz içerikleri sevdiği ve ona daha fazlasını göstermesi gerektiği mantığıyla hareket eder.

Zamanla platform, sizinle aynı fikirde olan insanların, aynı haberlerin ve aynı argümanların döndüğü dijital bir odaya dönüşür. Sonuç olarak, kendi sesinizin yankısını duyduğunuz, farklı hiçbir fikrin içeri sızamadığı yankı odaları oluşur.







Kutuplaşmanın Yakıtı: "Öteki"leştirme ve Radikalleşme

Yankı odaları sadece bireysel bir tercih olarak kalmıyor; toplumsal barışı ve uzlaşı kültürünü baltalayan bir kutuplaşma makinesine dönüşüyor. Algoritmaların sadece benzer fikirleri göstermesi, bireyin kendi fikrinin mutlak doğru olduğuna inanmasına, yani teyit yanlılığına yol açar.

Zıt görüşlerin filtrenin dışında bırakılması ise karşı tarafın argümanlarından tamamen habersiz kalmak demektir.

Bu noktada algoritmalar için öfke ve sansasyonel içerikleri öne çıkarmak en karlı yöntemdir. Çünkü insan psikolojisi, öfkelendiği veya nefret ettiği içeriğe daha hızlı tepki verir, onu paylaşır ve yorum yapar. Algoritma bu nefreti etkileşim olarak algılayıp daha da yaygınlaştırır.

Böylece toplumlar siyasi, kültürel ve ekonomik konularda gri alanları kaybederek siyah ve beyaz olarak iki radikal kutba ayrılır, "biz ve onlar" ayrımı keskinleşir.







Psikolojik Tuzak: Algoritmalar Zaaflarımızı Nasıl Kullanıyor?

İnsan beyni evrimsel olarak teyit yanlılığına yatkındır. Yani inançlarımızı destekleyen bilgileri aramaya ve aksini söyleyenleri reddetmeye meyilliyizdir. Yaygın bir yanılgı, internetin bize dünyayı açtığını düşünmektir.

Oysa algoritmalar tam tersini yapar; bizi entelektüel bir kabileciliğe hapseder. Farklı bir düşünceyle karşılaşmayan birey, karşı mahalledeki insanı anlayışsız, cahil veya düşman olarak görmeye başlar. Demokratik tartışma kültürü yerini dijital linç kültürüne bırakır.







Algoritmaların Esaretinden Nasıl Kurtuluruz?

Bu görünmez duvarları yıkmak ve dijital irademizi geri kazanmak tamamen imkansız değil. İşte yankı odalarını kırmak için atabileceğiniz pratik adımlar:

Algoritmayı bilerek şaşırtın. Sosyal medyada normalde hiç savunmadığınız, ters düştüğünüz rasyonel fikir adamlarını, akademisyenleri veya yayınları takibe alın. Onların içeriklerine göz atarak algoritmanın sizin hakkınızda çizdiği profili esnetin.

Keşfet sekmesini eğitin. Önünüze düşen nefret veya tıklama tuzağı içeriklere tıklamak yerine platformların ilgilenmiyorum veya görmek istemiyorum seçeneklerini aktif olarak kullanın.







Arama motorunuzu değiştirin. Sizi profilleyip arama sonuçlarını geçmişinize göre manipüle etmeyen, gizlilik odaklı alternatif arama motorlarını deneyin.

Haberleri doğrulama platformlarından takip edin. Sosyal medyada gördüğünüz sansasyonel bir haberi paylaşmadan önce bağımsız doğrulama platformlarından kontrol edin.

Algoritmalar bizi esir almıyor; sadece içimizdeki en ilkel dürtüleri —kabilecilik, öfke ve haklı çıkma arzusu— yapay zekâ hızıyla bize geri satıyor. Ekranın arkasındaki iradeyi geri almak, fütüristik teknolojileri üretmek kadar hayati bir geleceğe dönüş vizyonudur.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.