logo
10 TEMMUZ 2026

Amirine saldırdı, 23 senelik tazminattan oldu

Çalıştığı işyerinde adil olmamakla suçladığı amiriyle kavga eden işçi, tazminatsız kovuldu

10.07.2026 10:08:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amirine saldırdı, 23 senelik tazminattan oldu
Amirine saldırdı, 23 senelik tazminattan oldu
Çalıştığı işyerinde adil olmamakla suçladığı amiriyle kavga eden işçi, tazminatsız kovuldu. Yumrukların havada uçuştuğu kavga sonrası iş yerindeki huzuru bozdukları gerekçesiyle hem işçi hem de vardiya amiri kapı önüne konuldu. Yıllar süren yargılamada son sözü söyleyen Yargıtay, kavgacı işçinin 23 senelik tazminat hakkının yandığına hükmetti.

Tam 23 sene çalıştığı fabrikada, amiriyle kavga eden K.L., amirine fiziki saldırarak kavga çıkardığı gerekçesiyle tazminatsız kovuldu. Olaya karışan vardiya amiri de tazminatsız kovuldu. İş Mahkemesi'nin yolunu tutan işçi K.L., iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, feshe sebep gösterilen olayların gerçeği yansıtmadığını, davacının ağzından amirine karşı herhangi bir küfür ve hakaret çıkmadığını öne sürdü.

Sadece vardiyalarda adil olması konusunda talebini dile getirdiğini, buna karlılık amirin kendisine hakaret ettiğini ve tehditvari konuşarak üzerine yürüdüğünü kaydetti. Amirinin maket bıçağı çekerek saldırmak istediğini, orada çalışan başka işçiler tarafından uzaklaştırıldığını, buna ilişkin olarak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütüldüğünü, iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Mahkemede ifade veren işveren ise davacının iş sözleşmesinin, amiri ile yaşadığı sözlü ve fiziki kavga sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini dile getirdi.

K.L.'nin saat 23.00 sularında, davacının vardiya esnasında vardiya amirine bağırmaya başladığını, sözlü konuşmanın şiddetli bir tartışmaya dönüştüğünü, akabinde tarafların birbirlerine şiddet uygulayarak kavga ettiklerini, anlattı.

Davalı işveren , davacının eline aldığı sert bir cisim ile vardiya amirine saldırdığını, kafasına vurduğunu, arkasından yumruk attığını, davacının bu esnada amire hakaret ettiğinin ifade edildiğini, davacının alınan savunmasında da vardiya amirine vurduğunu kabul ettiğini, diğer çalışanların yazılı beyanları ve kamera kayıtları ile meydana gelen kavganın sabit olduğunu ileri sürdü. Olayın şirket yetkilileri tarafından öğrenilmesi sonrasında disiplin kurulunun toplandığını, tutulan tutanaklar ile tarafların sözlü ve yazılı savunmalarının incelenmesi neticesinde her iki işçiye de tazminatsız işten çıkarma cezası verildiğini savunarak davanın reddini istedi.

İş Mahkemesi, tanık beyanlarından kavgayı kimin başlattığı ve hangi sebeple başlattığı, yapılan kavgada hangi tarafın eyleminin kavganın başlamasında etkili olduğu, olayda haksız tahrik şartlarının olup olmadığının tespit edilmediğine dikkat çekti. İzlenen kamera kayıtlarında bir tartışma olduğunun görüldüğü, ancak kavgayı kimin başlattığı ve kimin hangi etkili eylemlerde bulunduğunun tespit edilmediği, işyeri düzeninin bozulduğuna dair bir tespit de yapılamadığı, bu kapsamda davalının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdi. Kararı davalı şirket istinafa gönderince devreye Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi girdi.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının işyerinde vardiya amiri olarak çalışan işçi ile yaşadığı sözlü tartışma sırasında muhatabına fiili saldırıda bulunduğu, tanık beyanlarına göre sırtına vurduğu, böylece sataşma fiilinin sabit olduğuna dikkat çekti.

Haklı fesih şartlarının gerçekleşmesine rağmen İş Mahkemesi'nce kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İş Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildi. Kararın temyiz edilmesiyle dava dosyası Yargıtay 9. Hukuk Dairesi gündemine geldi. Mahkeme, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı. Emsal kararla birlikte işyerinde kavgaya karışan işçi, tazminatsız kapı önüne konulabilecek.

Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda piyasa değeri 1 milyar 37 milyon lira olan 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi

10.07.2026 10:49:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Kapıkule'de 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi
Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda piyasa değeri 1 milyar 37 milyon lira olan 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen iki ayrı operasyonda, piyasa değeri yaklaşık 1 milyar 37 milyon Türk lirası olan toplam 1 ton 153 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi.

Bakanlık tarafından operasyona ilişkin yapılan açıklamaya göre, Türkiye'ye giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen tır risk kriterleri doğrultusunda X-Ray tarama sistemine sevk edildi. Araçta gerçekleştirilen detaylı arama ve kontroller neticesinde, 450 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 526 kilogram 327 gram olan ve esrar olduğu değerlendirilen uyuşturucu madde ele geçirildi.



Yurda giriş yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen bir başka tır da, şüpheli bulunarak detaylı aramaya alındı. Yapılan arama ve kontrollerde 530 paket içerisinde toplam daralı ağırlığı 626 kilogram 944 gram uyuşturucu madde ele geçirildi.

2 operasyonda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin piyasa değerinin yaklaşık 1 milyar 37 milyon lira olduğu ifade edilen açıklamada olaylarda kullanılan ve el konulan tırların toplam piyasa değerinin 6,5 milyon Türk lirası olduğu belirtildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Olaylarla ilgili tahkikatlar, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam etmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak; toplum sağlığını, gençlerimizi ve ülkemizin güvenliğini tehdit eden her türlü kaçakçılık faaliyetiyle mücadelemiz, gelişmiş teknolojik altyapımız, güçlü risk analiz sistemlerimiz ve Gümrükler Muhafaza ekiplerimizin kararlı çalışmalarıyla aralıksız devam etmektedir."

İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı

İstanbul'un Anadolu yakasında sokak çetelerine mensup oldukları iddia edilen ve haraç motivasyonuyla çok sayıda farklı eyleme karışmakla suçlanan 18 şüpheli düzenlenen operasyonda yakalandı

10.07.2026 10:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı
İstanbul'da çete operasyonu: 18 gözaltı
İstanbul'un Anadolu yakasında sokak çetelerine mensup oldukları iddia edilen ve haraç motivasyonuyla çok sayıda farklı eyleme karışmakla suçlanan 18 şüpheli düzenlenen operasyonda yakalandı. Zanlıların karıştıkları bazı eylemler güvenlik kameralarına da yansıdı.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile İstihbarat Şube Müdürlüğünce yürütülen ortak çalışmayla, Ö.H. isimli bir çeteye yönelik operasyon başlatıldı.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde harekete geçen organize polisi, özellikle kentin Anadolu Yakası'nda örgütlü suç faaliyetlerinde bulunduğu belirlenen ve liderliğini Ö.H. isimli zanlının yaptığı çete ile ilgili geniş çaplı çalışma gerçekleştirdi.

"Nitelikli Yağma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs, Kasten Yaralama, Silahlı Tehdit, 6136 SKM, Genel Güvenliğin Kasten Tehlikeye Sokulması, Suç Üstlenme" de dahil çok sayıda farklı eyleme karıştıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik bu sabah düzenlenen eş zamanlı operasyonda 18 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. Operasyon kapsamında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Trafikte selektör terörüne hapis şoku

Yargıtay’dan emsal karar! Yol istemek veya uyarmak amacıyla arkadan sıkıştırıp peş peşe selektör yapanlara TCK 123 uyarınca 1 yıla kadar hapis cezası verilebilecek

09.07.2026 22:10:00
Haber Merkezi
 
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte selektör terörüne hapis şoku
Trafikte sürücülerin en çok maruz kaldığı psikolojik şiddet ve taciz yöntemlerinden biri olan "ısrarlı selektör" eylemi artık sadece bir trafik kuralı ihlali sayılmayacak. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, trafikte takip mesafesini tehlikeli biçimde azaltarak öndeki araca peş peşe selektör yapmayı doğrudan adli bir suç olarak kabul etti. Alınan emsal kararla birlikte, bu davranışı sergileyen magandalar ceza mahkemelerinde yargılanarak hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya kalacak.

1 yıla kadar hapis istenebilecek

Yüksek mahkemenin kararına göre, direksiyon başında selektör kolunu adeta bir taciz silahı gibi kullananların bu eylemi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 123. maddesinde düzenlenen "Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma" suçu kapsamında değerlendirilecek. İlgili kanun maddesi uyarınca, trafikte diğer sürücüleri psikolojik baskı altına alıp huzurunu kaçıran kişiler hakkında 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle kamu davası açılabilecek.

"Tek sefer" yasal, "ısrar ve sıkıştırma" suç

Türkiye'deki trafik alışkanlıklarında selektör kolu genellikle sol şeritte yol talep etmek ya da karşı tarafı olası bir tehlikeye karşı uyarmak için kullanılıyor.

Uzmanlar, yol istemek ya da bir tehlikeyi haber vermek amacıyla anlık olarak sadece tek bir sefer selektör yapılmasının gerekli olduğunu, öndeki sürücü reaksiyon göstermediğinde takip mesafesini sıfırlamak, peş peşe ve ısrarlı şekilde selektör yağmuruna devam ederek sürücüyü taciz etmek olduğunu söylüyor.

Panik ve kazalara zemin hazırlıyor

Yargıtay'ın bu kararı almasındaki en büyük etkenlerden biri, arkadan yapılan yoğun selektör baskısının öndeki sürücüde panik ve telaşa yol açmasıdır. Özellikle acemi veya heyecanlı sürücüler bu baskı altında direksiyon hakimiyetini kaybederek ölümcül kazalara sebebiyet verebiliyor. Eylem sadece huzur bozmakla kalmayıp can güvenliğini de açıkça tehdit ettiği için ceza hukuku kapsamına alınmış durumda.

Hukukçular, trafikte bu tarz bir selektör terörüne maruz kalan sürücülerin araç kameraları veya telefon kayıtlarıyla birlikte doğrudan cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunabileceğini belirtiyor.

Annesinden sonra 4 yaşındaki Öykü de yaşam savaşını kaybetti

Kırklareli'de annesinden boşanan babasının silahlı saldırısına uğrayan 4 yaşındaki Öykü K., tedavi gördüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Çocuk parkında yaşanan silahlı saldırıda anne ve kızının yaşamını yitirmesiyle acı ikiye katlandı

09.07.2026 21:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Annesinden sonra 4 yaşındaki Öykü de yaşam savaşını kaybetti
Annesinden sonra 4 yaşındaki Öykü de yaşam savaşını kaybetti
Olay, Kırklareli'nin Demirtaş Mahallesi'ndeki bir çocuk parkında meydana geldi. 26 yaşındaki Çisem Çalkantı., 4 yaşındaki kızı Öykü K. ile parkta bulunduğu sırada bir süre önce boşandığı eski eşi Y.K. ile karşılaştı. İddiaya göre Y.K., yanında bulunan tabancayla eski eşine ve kızına peş peşe ateş açtıktan sonra olay yerinden kaçtı.

Silahlı saldırıda ağır yaralanan anne ile kızı, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Çisem Çalkantı, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Durumu ağır olan Öykü K. ise ileri tedavi amacıyla Edirne'deki Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.

Yoğun bakım ünitesinde günlerdir yaşam mücadelesi veren 4 yaşındaki Öykü K. da doktorların tüm çabalarına rağmen hayatını kaybetti. Böylece çocuk parkında başlayan silahlı saldırı, anne ve kızının yaşamını yitirmesiyle çifte acıya dönüştü.

Anne Çisem Çalkantı'nın cenazesi, Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesine bağlı Yenice köyünde toprağa verildi. Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 4 yaşındaki Öykü K.'nın da köye getirileceği ve annesinin yanına defnedileceği öğrenildi.

Saldırının ardından olay yerinden kaçan şüpheli Y.K. ise daha sonra boş bir arazide ölü bulundu. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma sürüyor.

NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı

Türkiye'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen zirvede, ittifak liderlerine sunulan resmi gala yemeği Türk mutfağının köklü mirasını çağdaş gastronomi anlayışıyla buluşturdu

09.07.2026 16:25:00
İhlas Haber Ajansı
 
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
NATO Zirvesi'nin yemeği Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı
Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, ittifak liderleri için 7 Temmuz 2026 Salı akşamı verilen resmi gala yemeği iki Michelin yıldızlı Şef Fatih Tutak tarafından hazırlandı.

İttifakın 32 üye ülkesinin liderleri, davetli devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin ağırlandığı zirvede; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald J. Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de aralarında bulunduğu liderlere Türk mutfağının köklü mirasını yansıtan özel bir gala menüsü sunuldu.

Sunulan menü, Anadolu'nun bölgesel ürün çeşitliliğini, yerel üreticilerle kurulan iş birliklerini ve Türk mutfağının köklü hafızasını merkeze aldı. Geleneksel Türk lezzetleri, çağdaş teknikler ve zarif sunumlarla yeniden yorumlanarak konuklara takdim edildi.

Türk mutfağını liderler masasında temsil etmek

Türk mutfağını uluslararası alanda temsil etmeyi kariyerinin merkezine alan Şef Fatih Tutak, 36. NATO Liderler Zirvesi'nin resmi gala yemeğinde Türkiye'nin gastronomi mirasını dünya liderleriyle buluşturdu. Haftalar süren hazırlık sürecinin ardından oluşturulan menü, geleneksel Türk mutfağının karakterini çağdaş bir teknik anlayışla bir araya getirdi. Ürün seçiminden tabakların kurgusuna kadar her aşamayı bizzat yöneten Tutak, menüyü mevsimsellik, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırladı.

Menüde kullanılan ürünlerin önemli bir bölümü Türkiye'nin farklı bölgelerindeki üreticilerden tedarik edildi. Böylece gala yemeği, yalnızca resmî bir davet menüsü olmanın ötesine geçerek Türkiye'nin ürün çeşitliliğini, mutfak kültürünü ve üretici emeğini temsil eden bir gastronomi anlatısına dönüştü.

Gala Menüsü: Taş fırında pide, Trabzon tereyağı, Hizan kara kovan balı, zeytinyağlı sebze bayıldı, yanık Denizli yoğurdu, deniz levreği, tarama, Urla sakız enginarı, Tokat asma yaprağı, kuzu göbeği mantarlı firik bulguru, dana kaburga tandır, yanık Trabzon tereyağı, patlıcan, mantı, tütsülenmiş ayaş domates salçası, milk baklava, Antep fıstığı köpüğü, bergamot, Maraş dondurması.

Şef Fatih Tutak, gala yemeğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Böylesine özel bir sofrada Türk mutfağını temsil etmek bizim için büyük bir onurdu. Bu menüde Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen ürünleri, üretici emeğini ve mutfak hafızamızı çağdaş bir dille anlatmak istedik. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşmanın bir parçası olmak bizim için çok değerliydi."

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi

CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi. Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100’e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız" dedi.

09.07.2026 15:14:00
Haber Merkezi
 
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
 CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Yargıtay’ın vereceği karara göre 21 Temmuz’dan itibaren yaklaşık 100 milletvekiliyle yeni bir siyasi oluşum başlatabileceklerini söyledi
Bülbül, CHP Karacasu İlçe Yönetimi tarafından düzenlenen üye ve delege toplantısına katıldı. Bülbül, CHP yönetiminin "Saray'ın iradesiyle belirlenemeyeceğini" savunarak, Genel Başkan'ın yalnızca parti örgütü ve kurultay delegelerinin iradesiyle seçilebileceğini ifade etti.

31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki başarıyı ve Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki süreci hatırlatan Bülbül, 24 Mayıs'ta yaşanan olaylara değinerek, "Polisle ve AFAD'la parti binasına girildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin yönetimi mahkeme kararıyla ya da Saray'ın iradesiyle belirlenemez" dedi.

Genel Merkez'de "muhalefet ruhunun kaybolduğunu" öne süren Bülbül, mahkeme kararıyla göreve geldiğini iddia ettiği yönetimin seçimlerde adayları belirleyeceği yönündeki söylemlere tepki gösterdi. Hukukçu kimliğiyle mahkeme kararını incelediğini belirten Bülbül, kararın yalnızca 38. Kurultay öncesindeki yönetim organlarını kapsadığını, kurultayın yapılmasını engelleyen bir tedbir bulunmadığını savundu.

Parti tüzüğünün 48. maddesine göre olağanüstü kurultayın toplanmasının zorunlu olduğunu belirten Bülbül, 833'ü noter onaylı olmak üzere toplam 1003 delegenin imzasının Genel Merkez'e teslim edildiğini söyledi.

İmzaların kısa sürede incelenebileceğini ifade eden Bülbül, "Amaç kurultay yapmak değil, seçime kadar partiyi işgal etmek ve Saray'a muhalefet etmemektir" dedi.

Mevcut yönetimin 11 Temmuz'a kadar olağanüstü kurultay çağrısına yanıt vermesi gerektiğini dile getiren Bülbül, 26 Temmuz'dan önce kurultay yapılmaması halinde CHP'nin seçime katılma konusunda hukuki risk yaşayabileceğini öne sürdü. Kurultayın toplanmaması durumunda Sulh Hukuk Mahkemesi'ne çağrı heyeti oluşturulması için başvuracaklarını belirten Bülbül, adli tatil öncesindeki sürecin kritik olduğunu söyledi.

"Özel liderliğindeki CHP yüzde 32-35 oranında destek görüyor"
Son dört günde yaptırdıklarını belirttiği üç anketin sonuçlarını da açıklayan Bülbül, Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin yüzde 32-35 bandında destek gördüğünü, Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde oluşacak bir yapının ise yüzde 2-5 arasında oy alabileceğini iddia etti.

"21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak"
Yargıtay'ın "mutlak butlan" davasına ilişkin kararını adli tatil öncesinde vermesi gerektiğini söyleyen Bülbül, "​Cumhuriyet Halk Partisi'nin 20 Temmuz'a kadar mutlak butlan davası Yargıtay tarafından bozulursa, seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte bütün muhalefetin lokomotifi olarak iktidara geliyoruz. Eğer bozulmazsa, Allah'ın izniyle 21 Temmuz'dan sonra yeni bir güneş doğacak. Biz 111 milletvekilinden 100'e yakınıyla, yeni bir oluşum olursa bütün hukuki yolları denedikten sonra bu yeni oluşumun düğmesine basacağız. Biz kaçmıyoruz, mücadelenin şeklini değiştiriyoruz. İsmet İnönü'nün dediği gibi; 'Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır.' Hepimiz yerimizi alacağız." diye konuştu.

Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye

Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Zirvesi'nde geleneksel kültürel hediyelerin dışına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanına üzerlerinde isimlerinin yazılı olduğu özel üretim yerli revolver ve mühimmat takdim etti. Dünya basınının manşetlerine taşınan sıra dışı hediye, ülkelerin yerel mevzuatları nedeniyle "diplomatik gümrük" krizine de yol açtı

09.07.2026 12:39:00
Haber Merkezi
 
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Erdoğan’dan liderlere sıra dışı hediye
Ankara'da Beştepe ev sahipliğinde düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, askeri ve siyasi kararlarının yanı sıra liderler onuruna verilen akşam yemeği sonrasındaki hediyeleşme töreniyle diplomasi tarihine geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye katılan 32 üye ülkenin devlet ve hükümet başkanına Türkiye'nin yerli savunma sanayisinin önemli simgelerinden olan, özel işçilikle hazırlanmış Sarsılmaz SR 38 model revolver (toplu tabanca) hediye etti.

İsme özel silah, mermi ve ihracat belgesi

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki akşam yemeğinin ardından takdim edilen hediyeler, bildirilenden çok daha kapsamlı bir set olarak liderlere ulaştırıldı.

Her bir revolverin gövdesine ilgili liderin ismi el işçiliğiyle özel olarak kazındı. Şık kutularda sunulan tabancaların yanında bir kutu gerçek mermi ve özel temizlik kiti yer aldı. Gümrük ve taşıma süreçlerinde aksama yaşanmaması adına, silahların her biri için özel hazırlanmış ihracat belgeleri ve Cumhurbaşkanlığı muafiyet mektubu paketlere eklendi.

Batılı liderler ülkelerinin "silah kanunlarına" takıldı

Erdoğan'ın bu dikkat çeken hamlesi, uluslararası basının gündem maddelerinden biri haline geldi. Silahların gerçek mühimmatla ateşlenebilir yapıda olması, birçok müttefik ülkenin katı iç güvenlik ve silah ithalat yasalarını harekete geçirdi

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, İngiliz yasaları gereği ateşli silahı ülkeye sokamayacağı için hediye Ankara'daki İngiltere Büyükelçiliği'ne bırakıldı.

Kanada Başbakanı Mark Carney'e verilen silahın, Kanada Kraliyet Atlı Polisi'ne (RCMP) teslim edilerek ateşlenemez hale getirileceği ve müzede sergileneceği duyuruldu.

Almanya Şansölye Friedrich Merz'in silahı, resmi devlet hediyeleri envanterine kaydedilmek üzere geçici olarak Ankara Büyükelçiliği'ne teslim edildi.

Avrupa Birliği'nden Ursula von der Leyen ve Antonio Costa'ya verilen silahlar güvenlik ekiplerince incelemeye alınırken, hediyelerin değer sınırı konusu gündeme geldi.

Silahın yanında kitap da verildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler için hazırlattığı pakette sadece yerli silahlar yer almadı. Recep Tayyip Erdoğan Vakfı tarafından hazırlanan "The Politics of Courage: Erdoğan and the Rise of Türkiye" (Cesaretin Politikası: Erdoğan ve Türkiye'nin Yükselişi) adlı İngilizce biyografik ve siyasi çalışma da liderlere sunuldu.

Kitabın içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ıslak imzasını taşıyan, milletle kurulan hayallerden ve bırakılan mirastan bahseden mektup da yer aldı.

Diplomasi kulislerinde nasıl yorumlandı?

NATO zirvelerinde genellikle sembolik kültürel hediyeler sunulurken, doğrudan yerli ve modern bir ateşli silahın seçilmesi uluslararası ilişkiler uzmanları tarafından Türkiye'nin "kendi kendine yeten savunma sanayisi gücünü ve caydırıcılığını" müttefiklere doğrudan gösterme hamlesi olarak yorumlandı.

Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu toplam 200 sanığın yargılandığı davanın 47. duruşması başladı

 

09.07.2026 12:25:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı
Aziz İhsan Aktaş davasının 47. duruşması başladı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, aralarında görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da bulunduğu 6 tutuklu sanık ile 10 tutuksuz sanık katıldı.

Bir kısım sanık avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada, bazı sanıkların yakınları da izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, sanık avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören" 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması iddianamede öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Mütalaadan

Cumhuriyet savcısının 14 Mayıs'ta mahkeme heyetine sunduğu mütalaada ise tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 29 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 3 kez "rüşvet" ve 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" suçlarından toplam 103 yıldan 280 yıla kadar hapsi talep ediliyor.

Mütalaada, tutuksuz sanık Baki Nugay'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 19 kez "özel belgede sahtecilik", 4 kez "resmi belgede sahtecilik", 7 kez "rüşvet", 3 kez "edimin ifasına fesat karıştırmak" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından toplam 119 yıldan 328 yıla kadar hapsi isteniyor.

Aziz İhsan Aktaş ve Baki Nugay'ın soruşturma aşamasında yakalanarak tutuklandıktan sonra dosyaya konu örgüt faaliyeti çerçevesinde gerçekleşen rüşvet eylemleri hakkında savcılığa verdikleri bilgiler nedeniyle haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması talep ediliyor.

Tutuklu sanık Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın 30 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik", 1 kez "nitelikli dolandırıcılık", 2 kez "rüşvet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme" suçlarından toplam 86 yıldan 234 yıla kadar hapsi istenen mütalaada, tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz'ın 21 kez "ihaleye fesat karıştırma", 17 kez "özel belgede sahtecilik", 2 kez "resmi belgede sahtecilik" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 64 yıl 6 aydan 179 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

Tutuksuz sanık Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Alican Abacı hakkında mütalaada, "ihaleye fesat karıştırma", "özel belgede sahtecilik", "resmi belgede sahtecilik", "nitelikli dolandırıcılık" ve 3 kez "rüşvet" suçlarından toplam 21 yıl 6 aydan 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Mütalaada, adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, görevlerinden uzaklaştırılan tutuksuz sanıklar Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ile eşi tutuklu sanık Celal Tekin'in "rüşvet" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer'in 2 kez "ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma" suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendiği mütalaada, tutuklanmasının ardından Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Utku Caner Çaykara'nın "ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" suçundan beraatiyle, "rüşvet" suçundan ise 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Toplam 26 sanık hakkında "örgüte üye olma" suçundan 2 yıldan 5'er yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulan mütalaada, diğer sanıkların da farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması isteniyor. 

Nüfusumuz alarm veriyor

TÜİK, "Dünya Nüfus Günü 2026" bültenini yayımladı. Verilere göre Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla 194 ülke arasında 18. sırada yer alırken; doğurganlık hızı, çocuk ve genç nüfus oranlarında küresel ortalamanın gerisinde kaldı

09.07.2026 11:23:00
Haber Merkezi
 
Nüfusumuz alarm veriyor
Nüfusumuz alarm veriyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Birleşmiş Milletler (BM) nüfus tahminlerini temel alarak hazırladığı Dünya Nüfus Günü 2026 raporunu yayımladı. Rapor, Türkiye'nin demografik yapısındaki hızlı yaşlanmayı ve nüfus yenilenme eşiğindeki düşüşü gözler önüne serdi. Ülkedeki çocuk ve genç nüfus oranları ile kadın başına düşen doğurganlık hızı, net bir şekilde dünya ortalamasının altında kaldı.


Doğurganlık hızında kritik gerileme


Küresel ölçekte nüfus dinamiklerini sarsan en çarpıcı veri doğurganlık hızında yaşandı. TÜİK verilerine göre, dünya geneli doğurganlık hızı kadın başına 2,24 çocuk iken Türkiye'nin doğurganlık hızı kadın başına 1,42 çocuk olarak hesaplandı.

Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı, hem küresel ortalamanın hem de nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli olan 2,10 eşiğinin çok altında gerçekleşti. Türkiye bu oranla dünya ortalamasını yakalayamasa da birçok Avrupa Birliği (AB) ülkesinin üzerinde yer aldı.


Çocuk ve genç nüfus oranları alarm veriyor


Yıllarca "genç ve dinamik nüfusuyla" övünen Türkiye'de, genç kuşakların toplam nüfus içindeki payı eriyor. Dünya ve Türkiye kıyaslamasında öne çıkan oranlar şu şekilde paylaşıldı:

Çocuk Nüfus Oranı (0-14 Yaş): Dünya genelinde bu oran yüzde 29,3 iken, Türkiye'de yüzde 24,8 seviyesinde kaldı.

Genç Nüfus Oranı (15-24 Yaş): Dünya ortalaması yüzde 15,6 olarak ölçülürken, Türkiye yüzde 14,8 ile bu eşiğin altında konumlandı.

Türkiye'nin çocuk ve genç nüfus oranları dünya ortalamasının altında kalsa da AB üyesi 27 ülkenin tamamından daha yüksek bir performans göstermeye devam etti.


Yaşlı nüfus oranı ilk kez dünya ortalamasını geçti


Gençleşme hızının yavaşlamasına paralel olarak, Türkiye'deki yaşlı nüfus da (65 yaş ve üzeri) hızla tırmanışa geçti. Dünya genelinde yaşlı nüfus oranı yüzde 10,4 olarak hesaplanırken, Türkiye'de bu oran yüzde 11,1'e yükselerek dünya ortalamasını geride bıraktı.


Türkiye nüfus büyüklüğünde dünyada 18. sırada


BM verilerine göre, dünya nüfusu 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişiye ulaştı.

Dünyanın en kalabalık ülkesi 1 milyar 463 milyon kişiyle Hindistan oldu. Hindistan'ı 1 milyar 416 milyonla Çin, 347 milyonla ABD takip etti.

Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla dünya nüfusunun yüzde 1,0'ını oluşturarak 194 ülke arasında 18. sırada yer aldı.


Doğuşta beklenen yaşam süresi dünyayı geçti


Rapordaki olumlu göstergelerden biri ise yaşam süresi oldu. Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi, küresel ortalamanın üzerinde seyretti. Erkeklerde dünya ortalaması 70,9 yıl iken Türkiye'de 75,5 yıl; kadınlarda ise dünya ortalaması 76,2 yıl iken Türkiye'de 80,7 yıl olarak kayıtlara geçti.

Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!

Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor

08.07.2026 20:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Dev vurgunda firari hoca Paris’te, eşi gözaltında!
Antalya, sağlık dünyasını sarsan dev bir dolandırıcılık iddiasıyla çalkalanıyor. Akdeniz Üniversitesi'nde görevli Dr. Öğr. Üyesi Fatih A.'nın, "Amerikan borsasında yüksek kazanç" vaadiyle aralarında ünlü profesör ve cerrahların da bulunduğu çok sayıda sağlık çalışanını yaklaşık 225 milyon lira dolandırarak Paris'e kaçtığı iddia edildi.

Skandalın büyümesi üzerine Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'nden jet hızıyla açıklama geldi: "Olay kurumsal değil, bireysel çıkar ilişkisidir."

"Siz iş yoğunluğundan anlamazsınız" diyerek tuzağa çekti



Edinilen bilgilere göre, üniversitede uzun yıllar anestezi teknikeri olarak çalıştıktan sonra akademik başarılarıyla öğretim görevliliğine kadar yükselen ve çevreye büyük güven veren Fatih A., kendi geliştirdiği bir borsa algoritması ve mobil aplikasyon olduğunu öne sürdü.

Şüpheli, sağlık çalışanlarına "Paranız enflasyonda erimesin. Gece işleyen döviz bazlı ABD borsası var. Siz yoğunluktan yapamazsınız, bu robot yazılım hiç kaybettirmiyor" diyerek milyonlarca lira ve döviz topladı.

Evinin tapusunu bile üzerine yaptırdı!

Vurgunun boyutu şikayetçi ifadeleriyle ortaya çıktı. Yatırım amacıyla sisteme dahil olan bazı hekimlerin yüksek kazanç hırsıyla bankalardan yüklü miktarda kredi çektiği veya evlerini ipotek ettirdiği öğrenildi. Mağdurlar arasında yer alan bir profesörün ise bürokratik işlemlerin uzun sürmemesi gerekçesiyle yeni satın aldığı gayrimenkulün tapusunu doğrudan şüpheli Fatih A.'nın üzerine tescil ettirdiği iddia edildi. Sisteme aktarılan paraların ardından Fatih A.'nın bir anda tüm sosyal medya hesaplarını kapatarak sırra kadem bastığı belirtildi.

Firari hoca Paris'te, eşi gözaltında!

Dolandırıldıklarını anlayan hekimlerin şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "Nitelikli Dolandırıcılık" suçlamasıyla geniş çaplı soruşturma başlatıldı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, topladığı nakit paralar ve üzerine geçirdiği gayrimenkullerle birlikte Fransa'nın başkenti Paris'e kaçtığı tespit edildi ve hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Antalya Emniyet Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonda, şüphelinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli eşi F.A. gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen F.A., olayla bir ilgisi olmadığını iddia etmesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Akdeniz Üniversitesi'nden dolandırıcılık iddialarına ilişkin açıklama



Akdeniz Üniversitesi, bir öğretim görevlisinin geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili, konunun bireysel ilişkilere dayandığını ve gerekli idari ve hukuki işlemlerin sürdüğünü açıkladı.

Akdeniz Üniversitesi, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında yer alan üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapan Fatih A.'nın geliştirdiğini öne sürdüğü robot yazılımıyla yüksek kazanç vaadiyle aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri yaklaşık 225 milyon lira dolandırdığı iddiasıyla ilgili açıklama yaptı. Rektörlüğün sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, söz konusu iddiaların Akdeniz Üniversitesinin kurumsal yapısıyla değil, kişiler arasındaki çıkar ilişkileriyle ilgili olduğu belirtildi. Haberlere konu sürecin yalnızca üniversiteyle sınırlı olmadığı, farklı sağlık kuruluşlarından isimleri de kapsadığının anlaşıldığı ifade edilen açıklamada, "İddiaların mevcut yönetim dönemiyle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır" denildi.

Açıklamada, iddiaların daha önce başlayan bireysel ilişkilere dayandığı kaydedilerek, konunun adli makamlarca yürütüldüğü, üniversitenin de görev alanı çerçevesinde gerekli idari ve hukuki işlemleri sürdürdüğü bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.