logo
22 AĞUSTOS 2026

Ankara ve Bağdat’a örtülü meydan okuma

Küresel güç odaklarının Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme senaryoları tam gaz devam ederken, Erbil-Vatikan hattında bölge devletlerinin egemenlik haklarını ve sınır bütünlüğünü hiçe sayan skandal bir diplomatik tiyatro sergilendi

22.08.2026 19:14:00
Haber Merkezi
 
Ankara ve Bağdat’a örtülü meydan okuma
Ankara ve Bağdat’a örtülü meydan okuma
Küresel güç odaklarının Orta Doğu'yu yeniden şekillendirme senaryoları tam gaz devam ederken, Erbil-Vatikan hattında bölge devletlerinin egemenlik haklarını ve sınır bütünlüğünü hiçe sayan skandal bir diplomatik tiyatro sergilendi.

Katolik dünyasının lideri Papa, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) eski başkanı ve KDP Lideri Mesud Barzani'ye Vatikan'ın en yüksek dereceli şövalyelik ödüllerinden biri olan "IX. Pius Nişanı"nı (Pian Order) takdim etti.

Siyaset uzmanları bu ödülü, bölgedeki feodal ve ayrılıkçı bir yapıya Batı eliyle verilen açık bir "uluslararası meşruiyet ve hamilik" ilanı olarak yorumladı.

Madalyanın gerçek yüzü



20 Ağustos 2026 tarihinde Erbil'de düzenlenen törende, Papa'nın özel talimatıyla nişanı Barzani'nin göğsüne takan Keldani Katolik Kilisesi Onursal Patriği Kardinal Louis Raphael Sako, ikiyüzlü bir tasdik ayinine imza attı.

Sako, bölgedeki Hristiyanların korunduğu iddiasıyla Barzani'yi göklere çıkarırken, bu hamle arka planda dönen kirli pazarlıkları gizlemeye yetmedi.

Vatikan'ın bu hamleyle bölge ülkelerinin üniter yapılarına karşı Barzani hanedanlığını öne çıkardığını ve "Bizim sözümüzden çıkmayan feodaliteye koruma kalkanı sağlarız" mesajı şeklinde yorumlanıyor.

Vatikan maskeli jeopolitik kuşatma



Vatikan'ın emperyalist reflekslerle attığı bu adım, Orta Doğu'da kurulmak istenen uydu devlet projelerinden bağımsız değil. Katolik Kilisesi'nin en prestijli nişanının, bağımsızlık referandumlarıyla Irak'ı bölme noktasına getiren bir figüre verilmesi, bölgedeki istikrarsızlığı körüklemekten başka bir amaca hizmet etmiyor.

Barzani ödülü alırken "Burası bir hoşgörü kültürüdür" masalını anlatsa da bölgede, Türkmenlerin ve muhalif unsurların haklarını gasp eden KDP zihniyetinin Papa tarafından kutsanması, uluslararası kamuoyunda "Hristiyan azınlıkları bahane ederek ayrılıkçılığı ödüllendirme" ikiyüzlülüğü olarak tescillendi.

Bölge ülkelerine doğrudan tehdit ve meydan okuma



Vatikan'ın Erbil üzerinden yürüttüğü bu diplomatik manevra, başta Türkiye, Irak merkezi hükümeti ve İran olmak üzere tüm bölge devletlerine yönelik örtülü bir meydan okumadır.

Kendi egemenlik alanı dışında adeta bir devlet başkanı gibi ağırlanıp madalyalarla donatılan Barzani, Batı'nın Orta Doğu'daki taşeronu olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

Bu nişan, dini bir teşekkür değil; Irak'ın kuzeyindeki gayrimeşru oluşumun sınırlarını kalıcı hale getirmek ve meşrulaştırmak için küresel emperyalizmin sahneye koyduğu yeni bir diplomatik provokasyondur.

İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı

İstanbul'da sıcak hava etkili olunca hafta sonunu fırsat bilen vatandaşlar, park ve sahillere akın etti. Beşiktaş sahilinde vatandaşlardan bazıları kendini boğazın serin sularına bırakırken bazıları ise kitap okuyarak ve güneşlenerek vakit geçirdi

22.08.2026 16:35:00 / Güncelleme: 22.08.2026 16:38:22
İHA
 
İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı
İstanbul'da sıcak hava etkili oldu: Park ve sahiller doldu taştı
İstanbul'da günlerdir etkili olan sıcak hava hafta sonunda da etkisini sürdürünce havadan bunalan vatandaşlar soluğu park ve sahillerde aldı. Mega kentte sıcak yaz günlerinde vatandaşların en uğrak noktalarından biri yine Beşiktaş'ta bulunan Bebek ve Arnavutköy sahili oldu.

Bebek Sahili'nde yürüyüş yapan ve banklarda oturan vatandaşların yanı sıra, bazıları da denize girip serinlemeye çalıştı.



Yine Bebek'ten Arnavutköy'e uzanan sahil hattında kimi vatandaşlar Boğaz'ın esintisinden faydalanırken, bazıları kıyıda oturup manzara eşliğinde kitap okudu.

Öte yandan, Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan son verilere göre İstanbul'da birkaç gündür etkili olan sıcak havanın yeni haftada da etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Binlerce çocuk kamplarda buluştu


 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) yaz tatilinde çocukları sporla ve doğayla buluşturduğu İBB Doğa Kampı sona erdi. İki ay boyunca yapılan kampta 8 bini aşkın çocuk bisikletten okçuluğa, oryantiringden doğada yaşam eğitimlerine birçok aktiviteye katıldı.

22.08.2026 10:37:00
Murat Çorbacı
 
Binlerce çocuk kamplarda buluştu
Binlerce çocuk kamplarda buluştu

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından 2021'den bu yana her yıl düzenlenen Doğa Kampı'nın altıncısı sona erdi. Eyüpsultan Belediyesi Çiftalan Gençlik Kampı'nda 29 Haziran'da başlayan kamp, sekiz hafta boyunca 8 binden fazla çocuğu doğayla ve sporla buluşturdu.
İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ve İBB Spor İstanbul koordinasyonuyla düzenlenen kampta, yorucu bir eğitim-öğretim yılını geride bırakan 9-13 yaş arası çocuklar, sekiz hafta boyunca hem fiziksel hem zihinsel gelişimlerine katkı sunan aktivitelerle unutulmaz bir yaz tatili geçirdi.

Her şey vardı

Tamamen ücretsiz olarak düzenlenen kampta, gün başına 215 çocuk ağırlandı ve katılımcılara her gün üç öğün yemek servisi sunuldu. Çocuklar kamp süresince; bisiklet sürüş, okçuluk, oryantiring, tırmanma, doğada yaşam eğitimleri, drama atölyeleri ve atletizm gibi birçok farklı branşta eğitim alma ve kendilerini geliştirme fırsatı buldu.
Alanında uzman 24 eğitmenin görev aldığı kampta, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimlerine katkı sağlamak, grup içi dinamiklerini desteklemek amacıyla pedagoglar da hazır bulundu.

Teknoloji yoktu

Çocuklara erken yaşta sorumluluk duygusu, takım ruhu, sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma ve çevre bilinci aşılamayı hedefleyen İBB Doğa Kampı, minik İstanbullulara dijital ekranlardan ve teknolojiden uzakta, tamamen doğanın kalbinde vakit geçirme imkânı sundu.
İstanbul'un dört bir yanından kampa katılımı kolaylaştırmak amacıyla, Avrupa ve Anadolu Yakası'ndaki 8 farklı transfer merkezinden kaldırılan ücretsiz servislerle çocukların güvenli ve konforlu bir şekilde alana ulaşımı sağlandı.

Kampın çocuklara hareket bilinci aşılamak adına önemine değinen İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk, "Spor kültürünü tabana yaymanın ve aktif bir şehir yaşamı sağlamanın yolu, çocuklarımıza erken yaşta hareket bilincini aşılamaktan geçiyor. Her yıl yaz tatilinde düzenlediğimiz Doğa Kampı ile İstanbul'un çocuklarına sadece spor yaptırmıyor; teknolojiden uzakta takım ruhunu, sorumluluk almayı, paylaşmayı ve doğayla uyum içinde yaşamayı da öğretiyoruz. Bu yıl da sekiz hafta boyunca uzman eğitmenlerimiz ve pedagoglarımız eşliğinde 8 binden fazla çocuğumuzu Doğa Kampı'nda misafir etmekten büyük bir mutluluk duyduk. Çocuklarımızın eğlenceli zamanlar geçirmesinin dışında fiziksel, zihinsel ve pedagojik gelişimlerini de destekleyen bu tür projelerimizi çeşitlendirerek hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi.

8 binden fazla çocuk katıldı

İBB Sportif Değerlendirme Müdürü İlker Öztürk, bu yıl düzenlenen Doğa Kampı'nın büyük ilgi gördüğünü belirterek, projeye 8 binden fazla çocuğun katıldığını söyledi.
Çocukların kamp boyunca hem doğayı tanıdığını hem de sporla iç içe bir deneyim yaşadığını vurgulayan Öztürk, "Doğada yaşamdan oryantiringe, okçuluktan tırmanışa, atletizmden bisiklete kadar birçok farklı aktiviteyle çocuklarımız hem spor branşlarını deneyimledi hem de doğayı keşfetti. Ama bizim için en önemlisi; paylaşmayı, yardımlaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğrenmeleri oldu." ifadelerini kullandı.

Drama atölyelerinin de çocukların gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Öztürk, "Çocuklarımızın ekranlardan uzaklaşıp doğanın içinde vakit geçirmelerini istedik. Burada sporun farklı branşlarını deneyimlerken aynı zamanda kendilerini ifade etmeyi, iletişim kurmayı ve özgüvenlerini geliştirmeyi de öğrendiler. Öğrenmenin hayatın içinde de mümkün olduğunu birlikte gördük" diye konuştu. Gelecek yıllarda Doğa Kampı'nı daha da büyütmeyi hedeflediklerini belirten Öztürk, "Bu projeyi her yıl geliştirerek daha fazla çocuğumuzu doğayla ve sporla buluşturmak istiyoruz. Çocuklarımız için bunu yapmanın önemli bir sorumluluk olduğuna inanıyorum" dedi.

Beypazarı'nda 1 kişinin öldüğü maden kazasına ilişkin soruşturma başlatıldı

Ankara'nın Beypazarı ilçesindeki Hırkatepe Mahallesi'nde bulunan Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında 1 işçinin öldüğü, 4'ü ağır 11 işçinin yaralandığı, 9 kişinin de etkilendiği maden kazasına ilişkin soruşturma başlatıldı

22.08.2026 02:00:00
AA
 
Beypazarı'nda 1 kişinin öldüğü maden kazasına ilişkin soruşturma başlatıldı
Beypazarı'nda 1 kişinin öldüğü maden kazasına ilişkin soruşturma başlatıldı

Ankara Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İlimiz Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi'nde bugün saat 18.00 sıralarında, Çayırhan Enerji İşletmesi sahasında, ilk tespitlere göre çalışma sahasının arkasında tavan çökmesi sonucu oluşan basınca bağlı olarak savrulmalar neticesinde maden kazası meydana gelmiştir. Olay mahalline jandarma, emniyet, itfaiye, AFAD, UMKE ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiş, 15 ambulans ekibi görevlendirilerek yaralılar hastanelerimize nakledilmiştir. Olaydan toplam 20 vatandaşımız etkilenmiş, 1 madenci vatandaşımız hayatını kaybetmiş olup yaralı vatandaşlarımız tedavi altına alınmıştır. Olayın meydana geliş nedeni ile ilgili olarak ilgili mercilerce gerekli inceleme ve soruşturma başlatılmış olup çalışmalar titizlikle sürdürülmektedir."

Yaralı işçilerden bir bölümünün getirildiği Beypazarı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Selahattin Bıçak, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, hastaneye intikal eden yaralıların bilincinin açık olduğunu söyledi.

Ankara Valisi Canbolat, yaralıları ziyaret etti

Ankara Valisi Yakup Canbolat, maden kazasında yaralanan vatandaşları tedavi gördükleri Beypazarı Devlet Hastanesi'nde ziyaret etti.

Yaralıların durumuna ilişkin bilgi alan Canbolat, gazetecilere yaptığı açıklamada, kazanın saat 18.00 sıralarında bir kömür bloğunun düşmesi sonucu oluşan hava basıncından kaynaklandığını belirterek, şunları kaydetti:

"Kazada maalesef 1 vatandaşımızı kaybettik. O hala o galeri içerisinde. Savcımız, bilirkişiyle birlikte girip o kardeşimizin cenazesini de çıkaracaklar. Olayda toplamda 20 kişi etkilendi. Bunun bir kısmı yaralı, bir kısmı da içerideki dumandan, gazdan, kömür etkisinden ve basınçtan etkilenmeler oldu. Bunlardan 4 vatandaşımızın durumu ağır, 2'si Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi. İçerideki 2 hastamızın da Etlik Şehir Hastanesine sevkleri tamamlandı, onlar da gönderilecek.

Diğer hastalarımızın genel durumu iyi, onlara Allah'tan şifa, vefat eden vatandaşımıza rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz. Bu olay her boyutuyla, adli, idari olarak araştırılacak. Sebebi nedir, bir kusur var mıdır, neden dolayı oluşmuştur' Bunlara bilirkişi incelemesi, adli ve idari inceleme sonucunda karar verilecek. İnsanlarımızın şundan müsterih olmasını istiyoruz; konu her yönüyle mutlaka araştırılacak, yanlış yapılan bir şey varsa da onun gereği yapılacaktır."

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı

Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Ankara ili Beypazarı ilçesi Hırkatepe Mahallesi'nde bulunan Çayırhan Enerji sahasında, ilk belirlemelere göre maden işletmesinde kullanılan basınçlı hava sisteminde meydana gelen patlama sonucu 1 işçinin hayatını kaybettiği, 4'ü ağır olmak üzere toplam 11 işçinin yaralandığı olayla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde mülhakat Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığınca derhal soruşturma işlemlerine başlanmış olup, soruşturmanın etkin ve kapsamlı şekilde yürütülmesi amacıyla Beypazarı Cumhuriyet Başsavcısı koordinesinde 2 cumhuriyet savcısı ile alanında uzman bilirkişiler görevlendirilmekle, olayda kusur veya sorumluluğu bulunan kişi ya da kişilerin tespiti, delillerin toplanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik soruşturma işlemleri titizlikle yürütülmektedir." 

İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası


 
 
İsrail ile Suriye arasında uzun süredir 'gizli' ya da 'dolaylı' olarak yürütülen görüşmelerin merkezinde Türkiye yer alıyor. İsrail, anlaşma şartı olarak Suriye'den Türkiye ile özellikle askeri ilişkilerini minimum seviyeye indirmesini istiyor.

22.08.2026 01:10:00 / Güncelleme: 22.08.2026 01:12:22
Hasan Gündoğdu
 
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası

İsrail'in geçtiğimiz günlerde İdlib'de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü'ne saldırması tüm dünyada gözleri yeniden Suriye'ye çevirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu açık açık bu saldırıyla Türkiye'ye mesaj verdiklerini söyledi. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Dubai merkezli El Arabiya English kanalına 19 Ağustos'ta verdiği mülakatta, hava üssü saldısıyla ilgili İsrail'in Türkiye'nin Suriye'de daha güneye ilerlemesini tehdit olarak değerlendirdiğini söyledi. Huckabee; İsrail, Suriye ve Türkiye arasında çatışmayı önleme mekanizması üzerinde çalıştıklarını doğruladı. Siyonist yanlısı görüşleriyle bilinen Huckabee, "Gergin bir bölge, herkes oldukça gergin var, birisi tehdit hissettiğinde tepkiler oluyor" şeklinde konuştu.

Çatışma riski düşük!

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da daha önce ülkesinin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söylemişti. Barrack ile iletişim içinde olduklarını söyleyen Huckabee, ihtiyaç halinde tarafların mekanizma üzerinden konuşup, niyetlerini aktarabileceklerini belirtti. Huckabee, şunları söyledi: "Hiç kimse gerilimin tırmanmasını, şiddetin artmasını görmek istemiyor. Bu nedenle, yaşanan eylemlerin yatıştırılması için her türlü çaba gösteriliyor. Ve bence bunu başarabiliriz." Reuters haber ajansının 20 Ağustos tarihli haberine göre ise Huckabee, Washington'ın, İsrail'in eylemlerinin iki ülke arasında çatışma riskini artırıp artırmadığı konusunda endişeli olup olmadığı sorusuna, "O noktaya geldiğini düşünmüyorum. Buna yakın olduğumuzu bile düşünmüyorum. İsrail, Türkiye'nin daha güneye doğru ilerlediğini gördü ve bunu potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdi. Can kaybına yol açan bir eylemde bulunmadı. Önemli varlıkların yok edilmesiyle sonuçlanan bir eylemde de bulunmadı" diyerek cevap verdi.

İsrail, Suriye ile neyi görüşüyor?

İsrail ile Suriye arasında zaman zaman temaslar ve görüşmeler oldu ve hâlâ çeşitli kanallardan temas sürüyor. Reuters Ajansı'na göre 14 Ağustos 2026'da Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede ağırlıklı olarak Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığı konuşuldu. Bu, Şam'daki yeni yönetim ile İsrail arasındaki en üst düzey temaslardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak İsrail'in bu görüşmeden 4 gün sonra Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurması dikkat çekti. Ayrıca ABD arabuluculuğunda İsrail-Suriye arasında güvenlik anlaşması ve çatışmaların tırmanmamasına dair görüşmeler yürütülüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara da Temmuz ayında İsrail'le bir güvenlik anlaşması üzerinde çalıştıklarını açıkça söylemişti. Henüz iki ülke kapsamlı bir barış anlaşması imzalamadı. Suriye, eskiden olduğu gibi İsrail'i tanımıyor ve İsrail pasaportları Suriye'de geçmiyor!

İsrail, Suriye'den ne istiyor?

İsrail'in istedikleri çok net...
1. Suriye topraklarından İsrail'e yönelik askerî tehdit oluşmaması,
2. Suriye ordusunun ve askerî altyapısının İsrail sınırına yakın bölgelerde sınırlandırılması,
3. İsrail'in özellikle işgal ettiği Golan çevresindeki güvenlik endişelerinin garanti altına alınması,
4. İran bağlantılı silah ve güçlerin Suriye üzerinden İsrail'e ulaşmasının engellenmesi,
5. İki taraf arasında yanlış anlaşılmaları önleyecek bir askerî iletişim mekanizması kurulması,
6. Türkiye'nin Suriye'de kalıcı ve güçlü bir askerî varlık oluşturmasının engellenmesi!


İsrail geleceğe hazırlanıyor

Şu anda Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan savaş hazırlığından ziyade Suriye'nin gelecekte kimin nüfuz alanı olacağı konusunda ciddi bir güç mücadelesi yaşanıyor. Bu bağlamda dün önemli bir gelişme yaşandı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG ya da meşhur ismiyle PKK/YPG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kürt yönetiminin Şam yönetimi ile entegrasyonunun tamamlandığını duyurdu. Suriye'deki Kürtlerin öncülüğündeki SDG ile Şam yönetimi, 10 Mart 2025'te entegrasyon anlaşmasına varmıştı. Anlaşma, SDG'nin kontrolündeki geniş bir bölgeyi Suriye ordusu ile çatışmalarda kaybetmesiyle sonuçlanan çatışmaların ardından geldi.

Sekiz maddelik anlaşma ülkenin kuzeydoğusundaki sınır kapıları, Kamışlı Havalimanı ve petrol sahaları gibi tüm sivil ve askeri kurumların entegre edilmesini öngörüyor. Bunun karşılığında Kürtlere vatandaşlık verilmesi ve anayasal haklarının güvence altına alınması, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşlerinin ve korunmalarının sağlanması ve ülke genelinde ateşkesin sağlanmasına mutabakata varılmıştı. Böylece İsrail, SDG vasıtasıyla Suriye'de önemli bir mevzi elde etti. İsrail, benzer bir mevziyi Irak'ın kuzeyinde Peşmerge vasıtasıyla elde etmişti. Önümüzdeki süreçte 'Terörsüz Türkiye' yoluyla iyice siyasallaşacak bir hareket vasıtasıyla Türkiye'de de benzer bir oluşumu sonuçlandırabilir. Bir tek İran kalıyor... Onu da ABD-İran anlaşması yoluyla neticelendirmek istiyor. Dört ayaklı yekpare bir Kürt varlığı İsrail'in Vaadedilmiş Topraklar hedefi için çok kullanışlı bir vasıta olacaktır! Plan bu... Bu plana ABD'nin bölgesel hedefleriyle de uyumlu. İran, bu plana çomak sokmak için hayatını riske atmış durumda.

100’den fazla madenci gözaltına alındı

Aylardır ödenmeyen ücret, kıdem tazminatı ve sigorta alacakları için Ankara'da eylem başlatan Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerine polis müdahale etti. Aralarında sendika temsilcilerinin de bulunduğu 100'den fazla madenci gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı ve soluğu yeniden bakanlık önünde aldı. İşçiler, "Garantör olan devlet sözünü tutana kadar buradayız" dedi

21.08.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
100’den fazla madenci gözaltına alındı
100’den fazla madenci gözaltına alındı
Ankara, maden işçilerinin hak arama mücadelesiyle hareketli günler geçirmeye devam ediyor. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik ve Elazığ Eti Gümüş işletmelerinde çalışan yüzlerce işçi, uzun süredir alamadıkları maaş, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve eksik yatırılan sigorta primleri için seslerini duyurmaya çalışıyor.

Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yürütülen eylemlerin 11. gününde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanan işçilere kolluk kuvvetleri sert müdahalede bulundu. Müdahale sırasında 100'ün üzerinde madenci ve sendika uzmanı yaka paça gözaltına alınırken, sahada görev yapan basın mensupları da darp edildi.

Geceyi nezarethanede geçiren işçiler yeniden bakanlık önünde

Eylemin 11. gününde akşam saatlerinde yaşanan büyük arbedenin ardından geceyi nezarethanede geçiren işçiler ve Bağımsız Maden-İş örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Yaşanan gözaltılar madencileri yıldırmaya yetmedi. İşçiler serbest kalır kalmaz, eylemlerinin 12. gününde bir kez daha Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde toplanarak oturma eylemine ve nöbete devam etti. Madenciler, maruz kaldıkları baskılara "Hırsızlar dışarıda, madenci içeride!" sloganlarıyla tepki gösterdi.

"Şirket bir işçinin hakkını ödemek için diğerini mağdur ediyor"

Holding tarafından sosyal medyada yapılan "Ödemeler eksiksiz tamamlanıyor" yönündeki açıklamalara işçilerden ve sendikadan yalanlama geldi. Bağımsız Maden-İş yetkilileri, Doruk ve Eti Gümüş işçilerinin alacaklarının sadece çok küçük bir kısmının yatırıldığını deşifre etti. Üstelik bu ufak ödemenin yapılabilmesi için holdinge bağlı Yozgat Rasih ve İhsan Madencilik işçilerinin maaşlarının yatırılmadığı iddia edildi.

Rasih ve İhsan madeninde çalışan işçilerin bu ayla birlikte tam 4,5 aydır maaş alamadığı belirtildi. Sendika, şirketin adeta "bir işçinin hakkını gasp ederek diğerine pay ettiğini" vurguladı.

İşçilerin bu süreçte karşılanmasını istediği temel talepler arasında aylardır ödenmeyen net maaşlar, kıdem ve ihbar tazminatları, eksik yatırılan sigorta primleri ile bakanlığın verdiği garantörlük sözünün tutulması yer alıyor. 12. gününe giren eylemde, 100'den fazla işçinin gözaltına alınmasının ardından Ankara Valiliği 15 günlük bir yasak kararı ilan etse de işçiler 24 saat kesintisiz nöbet tutmaya kararlı görünüyor.

Bürokrasiye ve bakanlığa sert tepki: 'Garantör nerede?'

Serbest bırakılmasının ardından açıklamalarda bulunan sendika örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, Çalışma Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı'nın gözü önünde periyodik ve sistematik olarak işçi haklarının gasp edildiğini ifade etti.

Devlet yetkililerinin holdingleri koruduğunu savunan Aksu, "Madenci burada, garantör olan bakan nerede? Bürokrasinin, valilerin ve yargıçların holdinglerin hışmından korktuğu bir sistemle karşı karşıyayız. Kimseye zararımız yok, hakkımız verilene kadar bu kapıdan ayrılmayacağız" diyerek tepkisini dile getirdi.

Ankara Valiliği'nin eylemlerin yoğun insan sirkülasyonu yarattığı gerekçesiyle aldığı yasak kararına ve kolluk kuvvetlerinin abluka nedeniyle getirdiği kumanya-battaniye engeline rağmen madenciler geri adım atmayacaklarını ilan etti. Siyasi partilerden ve demokratik kitle örgütlerinden de destek alan maden işçileri, talepleri eksiksiz karşılanana kadar Enerji Bakanlığı binası önünde 24 saat baret vurarak bekleyişini sürdürecek.

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

21.08.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldığını duyurdu.
X hesabından paylaşım yapan Ünlüce, şu ifadeleri kullandı:
"Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi 'ayrılık da sevdaya dahil.'
Dün olduğu gibi bugün de tek gayem; Yeni Parti çatısı altında kimseyi ötekileştirmeden, dayanışma ve adaletle 'hep birlikle' güzel bir gelecek inşa etmek olacak. Hiçbir zaman değişmeyecek bir şey var: Gücümü her zaman olduğu gibi siz hemşehrilerimden alarak, şehrime ve vatanıma layıkıyla hizmet etmeyi sürdüreceğim."
Bugün itibarı ile Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyorum ve Yeni Parti'ye katılıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi "ayrılık da sevdaya…

Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Çankırı'nın Ilgaz ilçesinde saat 05.06'da 4,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi

21.08.2026 05:52:00
AA
 
Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem
Çankırı'da 4,2 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 05.06'da, merkez üssü Ilgaz olan 4,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin yerin 12,01 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

 

Özel yurt fiyatları uçuşa geçti

ÖSYM'nin YKS yerleştirme sonuçlarını açıklamasının ardından yüz binlerce genç için üniversite kayıt heyecanı başlarken, megakent İstanbul'u kazanan öğrencileri ve ailelerini ciddi bir barınma telaşı sardı. En ucuz özel yurt odasının 25 bin TL'den kapı açtığı, kiralık evlerde ise ortalama bedelin 45 bin TL'ye dayandığı İstanbul'da ailelerin bütçeleri bu yıl her zamankinden daha fazla zorlanacak

20.08.2026 21:00:00
Eyüp Kabil
 
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
İstanbul genelinde 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi için özel yurt fiyatlarında, oda tipine ve ilçenin konumuna göre çok keskin bir fiyat artışı yaşanıyor. Geçtiğimiz dönem aylık 17 bin TL ile 58 bin TL arasında seyreden fiyatlar, bu yıl 25 bin TL ile 76 bin TL bandına tırmanmış durumda.

Beşiktaş, üniversitelere ve merkezi alanlara yakınlığı nedeniyle fiyatların en yüksek olduğu ilçe konumunda. İlçede yurt ücretleri aylık 36 bin TL'den başlıyor ve tek kişilik konforlu odalarda 76 bin TL'ye kadar yükseliyor.

İstanbul'un en canlı ve popüler öğrenci lokasyonlarından olan Şişli ve Kadıköy'de özel yurt fiyatları aylık 25 bin TL ile 50 bin TL (Kadıköy'de 30 bin TL'den başlayarak) arasında değişiyor.

Tarihi yarımadada yer alan ve birçok kampüse ev sahipliği yapan Fatih'te oda fiyatları 30 bin TL ile 40 bin TL arasında alıcı buluyor.

Nispeten daha uygun fiyatlı alternatif arayanlar için Avcılar'da aylık özel yurt fiyatları 20 bin TL ile 40 bin TL arasındayken, Esenyurt'ta 15 bin TL ile 32 bin TL arasında oda bulmak mümkün oluyor.

Oda kapasiteleri arttıkça (4-6 kişilik odalar) maliyet düşse de, öğrencilerin mahremiyet ve rahat çalışma alanı gibi nedenlerle en çok talep ettiği tek kişilik odaların ortalama fiyatı 44 bin TL ile 46 bin TL seviyelerinde seyrediyor.

Ortalama kira 45 bin TL

Yurt fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle arkadaşlarıyla birleşip eve çıkmayı planlayan öğrencileri de emlak piyasasında ağır bir tablo karşılıyor. Güncel emlak analizlerine göre İstanbul genelindeki kiralık daire ilanlarının ortanca değeri aylık 45 bin TL seviyesine ulaşarak Türkiye ortalamasını ikiye katladı.

Kadıköy, İstanbul'un en yüksek ortalama kirasına sahip ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor, bu bölgede ortalama kiralar 56 bin TL sınırında.

Sarıyer, Beşiktaş, Şişli gibi merkezi ilçelerde yeni binalarda 2+1 dairelerin aylık kiraları çoğunlukla 50-70 bin TL civarında seyrediyor.

Megakentin en düşük ortalama kirasına sahip ilçesi olan Esenyurt'ta bile ortalama kira bedelleri 25 bin TL'den başlıyor.

Öğrenciler için bir eve çıkmanın maliyeti sadece kirayla da sınırlı kalmıyor. Bir kira peşinat, iki kira depozito, emlakçı komisyonu ve eşya masrafları eklendiğinde ilk ay yapılması gereken toplu ödeme ailelerin omuzlarına çok büyük bir finansal yük bindiriyor.

KYK ve İBB yurtları

Mali yükün bu denli ağırlaşması, öğrencileri devlet yurtlarına ve yerel yönetimlerin sunduğu sosyal imkanlara yönlendiriyor. Aylık ücretleri çok daha ekonomik olan KYK yurtları, bütçesini dengelemek zorunda olan ailelerin ilk başvuru noktası durumunda.

Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu yıl toplam 16 yükseköğretim yurdu ve 6 binden fazla yatak kapasitesiyle kapılarını öğrencilere açtı. İBB yurtlarında sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük konaklama bedeli sadece 128 TL olarak uygulanıyor. Şartları karşılayan öğrenciler için son başvurular 25 Ağustos saat 23.59'a kadar İBB Yurt Başvuru Portalı adresi üzerinden alınmaya devam edecek.

Ailelerin bütçesi alarm veriyor

İstanbul'da asgari ücret veya ortalama bir memur/işçi maaşıyla geçinen ailelerin, çocuklarının sadece barınma masrafını dahi tek başına karşılaması neredeyse imkansız hale geldi. Uzmanlar, ailelerin yaşadıkları bu ekonomik stresi öğrencilere yansıtmaması ve alternatif burs, yarı zamanlı çalışma veya paylaşımlı ev gibi opsiyonları soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Üniversiteyi yeni kazanan Asya Gültekin, yaşadığı kaygıyı şu sözlerle özetliyor: "Eve mi çıksam yurtta mı kalsam büyük bir ikilem içindeyim. Fiyatlar her geçen yıl korkunç bir seviyeye ulaşıyor, öğrenci olarak İstanbul'da ayakta kalmak gerçekten çok zor."

YKS tercih maratonu bitti ancak İstanbul'u kazanan binlerce genç ve ailesi için asıl zorlu sınav, yani "ekonomik barınma sınavı" yeni başlıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.