logo
20 AĞUSTOS 2026

Özel yurt fiyatları uçuşa geçti

ÖSYM'nin YKS yerleştirme sonuçlarını açıklamasının ardından yüz binlerce genç için üniversite kayıt heyecanı başlarken, megakent İstanbul'u kazanan öğrencileri ve ailelerini ciddi bir barınma telaşı sardı. En ucuz özel yurt odasının 25 bin TL'den kapı açtığı, kiralık evlerde ise ortalama bedelin 45 bin TL'ye dayandığı İstanbul'da ailelerin bütçeleri bu yıl her zamankinden daha fazla zorlanacak

20.08.2026 21:00:00
Eyüp Kabil
 
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
İstanbul genelinde 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi için özel yurt fiyatlarında, oda tipine ve ilçenin konumuna göre çok keskin bir fiyat artışı yaşanıyor. Geçtiğimiz dönem aylık 17 bin TL ile 58 bin TL arasında seyreden fiyatlar, bu yıl 25 bin TL ile 76 bin TL bandına tırmanmış durumda.

Beşiktaş, üniversitelere ve merkezi alanlara yakınlığı nedeniyle fiyatların en yüksek olduğu ilçe konumunda. İlçede yurt ücretleri aylık 36 bin TL'den başlıyor ve tek kişilik konforlu odalarda 76 bin TL'ye kadar yükseliyor.

İstanbul'un en canlı ve popüler öğrenci lokasyonlarından olan Şişli ve Kadıköy'de özel yurt fiyatları aylık 25 bin TL ile 50 bin TL (Kadıköy'de 30 bin TL'den başlayarak) arasında değişiyor.

Tarihi yarımadada yer alan ve birçok kampüse ev sahipliği yapan Fatih'te oda fiyatları 30 bin TL ile 40 bin TL arasında alıcı buluyor.

Nispeten daha uygun fiyatlı alternatif arayanlar için Avcılar'da aylık özel yurt fiyatları 20 bin TL ile 40 bin TL arasındayken, Esenyurt'ta 15 bin TL ile 32 bin TL arasında oda bulmak mümkün oluyor.

Oda kapasiteleri arttıkça (4-6 kişilik odalar) maliyet düşse de, öğrencilerin mahremiyet ve rahat çalışma alanı gibi nedenlerle en çok talep ettiği tek kişilik odaların ortalama fiyatı 44 bin TL ile 46 bin TL seviyelerinde seyrediyor.

Ortalama kira 45 bin TL

Yurt fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle arkadaşlarıyla birleşip eve çıkmayı planlayan öğrencileri de emlak piyasasında ağır bir tablo karşılıyor. Güncel emlak analizlerine göre İstanbul genelindeki kiralık daire ilanlarının ortanca değeri aylık 45 bin TL seviyesine ulaşarak Türkiye ortalamasını ikiye katladı.

Kadıköy, İstanbul'un en yüksek ortalama kirasına sahip ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor, bu bölgede ortalama kiralar 56 bin TL sınırında.

Sarıyer, Beşiktaş, Şişli gibi merkezi ilçelerde yeni binalarda 2+1 dairelerin aylık kiraları çoğunlukla 50-70 bin TL civarında seyrediyor.

Megakentin en düşük ortalama kirasına sahip ilçesi olan Esenyurt'ta bile ortalama kira bedelleri 25 bin TL'den başlıyor.

Öğrenciler için bir eve çıkmanın maliyeti sadece kirayla da sınırlı kalmıyor. Bir kira peşinat, iki kira depozito, emlakçı komisyonu ve eşya masrafları eklendiğinde ilk ay yapılması gereken toplu ödeme ailelerin omuzlarına çok büyük bir finansal yük bindiriyor.

KYK ve İBB yurtları

Mali yükün bu denli ağırlaşması, öğrencileri devlet yurtlarına ve yerel yönetimlerin sunduğu sosyal imkanlara yönlendiriyor. Aylık ücretleri çok daha ekonomik olan KYK yurtları, bütçesini dengelemek zorunda olan ailelerin ilk başvuru noktası durumunda.

Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu yıl toplam 16 yükseköğretim yurdu ve 6 binden fazla yatak kapasitesiyle kapılarını öğrencilere açtı. İBB yurtlarında sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük konaklama bedeli sadece 128 TL olarak uygulanıyor. Şartları karşılayan öğrenciler için son başvurular 25 Ağustos saat 23.59'a kadar İBB Yurt Başvuru Portalı adresi üzerinden alınmaya devam edecek.

Ailelerin bütçesi alarm veriyor

İstanbul'da asgari ücret veya ortalama bir memur/işçi maaşıyla geçinen ailelerin, çocuklarının sadece barınma masrafını dahi tek başına karşılaması neredeyse imkansız hale geldi. Uzmanlar, ailelerin yaşadıkları bu ekonomik stresi öğrencilere yansıtmaması ve alternatif burs, yarı zamanlı çalışma veya paylaşımlı ev gibi opsiyonları soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Üniversiteyi yeni kazanan Asya Gültekin, yaşadığı kaygıyı şu sözlerle özetliyor: "Eve mi çıksam yurtta mı kalsam büyük bir ikilem içindeyim. Fiyatlar her geçen yıl korkunç bir seviyeye ulaşıyor, öğrenci olarak İstanbul'da ayakta kalmak gerçekten çok zor."

YKS tercih maratonu bitti ancak İstanbul'u kazanan binlerce genç ve ailesi için asıl zorlu sınav, yani "ekonomik barınma sınavı" yeni başlıyor.

Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı'nın park halindeki aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı

 

20.08.2026 20:44:00
Anadolu Ajansı
 
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı
Çiğli Belediye Başkanı'nın aracına ateş eden zanlı yakalandı

İzmir'de Çiğli Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş eden şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Çiğli Belediyesi otoparkına çalıntı motosikletle giden K.S. (21), henüz belirlenemeyen bir nedenle Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına silahla ateş etti.

Olayın ardından kaçmaya çalışan şüpheli, güvenlik görevlilerince yakalanıp polise teslim edildi.

Olay anı, otoparkın güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Görüntülerde, otoparka motosikletle gelen şüphelinin, Belediye Başkanı Onur Emrah Yıldız'ın park halindeki makam aracına tabancayla defalarca ateş ettiği, ardından kaçmaya çalışırken güvenlik personelince yakalandığı ve diğer görevlilerce etkisiz hale getirildiği yer alıyor. 

F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz

ABD Başkanı Trump’ın Temmuz’daki Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sıcak mesajlar ve "yaptırımları kaldıracağız" taahhüdü, Washington bürokrasisinin ve Kongre engellerinin duvarına çarptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Söz aldıktan sonra 40 gün geçti, adım atılmadı" sitemiyle yeniden alevlenen krizde, ABD’nin övgü dolu söylemleri eyleme dönüştürmediği netleşti

20.08.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
F-35 ve F-16 konusunda Washington sessiz
HABER ANALİZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde Al Jazeera ve farklı uluslararası mecralara verdiği röportajlarda, ABD Başkanı Donald Trump'tan F-35 savaş uçakları konusunda kesin bir söz aldığını belirterek, Washington yönetiminin bu vaadi yerine getirmesini beklediklerini kamuoyuna duyurdu.

Hatırlanacağı üzere, 7 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Trump, Erdoğan'ı ve Türkiye'nin askeri gücünü öven açıklamalarda bulunmuş; Rusya'dan alınan S-400 füze savunma sistemleri nedeniyle Aralık 2020'den bu yana uygulanan CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını ve Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşünü "kesinlikle değerlendireceğini" söylemişti. Hatta Trump, Netanyahu ile yapacağı görüşme öncesinde basına yansıyan demeçlerinde, "Türkiye harika bir müttefik olmuştur, kimse bana ne satıp satmayacağımı söyleyemez" diyerek rest çekmişti.

Ancak zirvenin üzerinden haftalar geçmesine rağmen Washington cephesinden somut hiçbir idari ya da yasal adım gelmedi; aksine tam bir sessizlik hakim oldu.


Kongre'ye gönderilen S-400 mektubu


Yunan ve Amerikan basınına sızan 22 Temmuz 2026 tarihli resmi yazışmalar, Trump'ın kameralar önündeki "sözlerinin" arka plandaki kurumsal devlet mekanizmasıyla çeliştiğini gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Kongre üyelerine gönderdiği bilgilendirme mektubunda, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilebilmesi için gerekli hukuki şartları henüz karşılamadığı açıkça belirtildi.

Mektupta yer alan detaylara göre, ABD yasaları, Rus menşeili S-400 sistemleri Türkiye mülkiyetinde ve toprağında kaldığı sürece Pentagon'un F-35 transferi yapmasını kesin bir dille yasaklıyor. Trump yönetimi bürokrasisi, S-400 krizinin çözülmesi için bu sistemlerin tamamen Türkiye dışına çıkarılmasını ve gelecekte benzer alımlar yapılmayacağına dair yazılı ve bağlayıcı taahhütler verilmesini talep ediyor.

Bunun yanı sıra İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ve Kongre'deki güçlü Yunan-İsrail lobileri de Ankara'nın Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını gerekçe göstererek Türkiye'ye radara yakalanmayan 5. nesil jetlerin teslim edilmesini engellemek için baskılarını sürdürüyor.


F-16 Blok 70 sözleşmesinde fiyat ve teslimat çıkmazı


F-35 programına alternatif olarak yürütülen ve görece daha kolay çözülmesi beklenen 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ile modernizasyon kitleri tedariki de Washington'un oyalama taktiklerinden nasibini almış durumda.

2024 yılında ön sözleşmesi imzalanan 23 milyar dolarlık dev pakette, ABD'li üretici Lockheed Martin ile Ankara arasında ciddi bir fiyat ve maliyet krizi yaşanıyor. ABD'nin Türkiye'ye sunduğu yüksek maliyetler ve üretim yoğunluğunu öne sürerek teslimat takvimini sürekli ertelemesi üzerine, Milli Savunma Bakanlığı geçtiğimiz süreçte F-16 modernizasyon kitlerinin bir kısmından vazgeçildiğini açıklamıştı. Tayvan gibi ülkelere F-16V teslimatları tam gaz devam ederken, Türkiye'nin taleplerinin pazarlık masalarında kilitlenmesi, ABD'nin "müttefiklik" samimiyetini bir kez daha sorgulatıyor.


Ankara'nın alternatif hamleleri


Washington'dan istediğini alamayan ve Trump'ın "övgü dolu sessizliğiyle" karşı karşıya kalan Ankara, hava gücünü tahkim etmek için çoklu bir strateji izliyor.

İlk olarak Türkiye, Birleşik Krallık ile imzaladığı 20 adet yeni Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik süreci kapsamında, uçuş ve bakım personelini Ağustos 2026 itibarıyla kademeli olarak eğitim için İngiltere'ye göndermeye başladı. İkinci olarak, ABD'den gelecek yeni F-16'ların gecikmesi, ASELSAN imzalı MURAD AESA radarı ve milli görev bilgisayarlarını içeren ÖZGÜR modernizasyonu ile telafi edilmeye çalışılıyor. Bu yerli hamle sayesinde envanterdeki mevcut F-16'lar 4,5. nesil seviyesine yaklaştırılıyor. Son olarak, Milli Muharip Uçak KAAN'ın seri üretim takvimi için kritik öneme sahip olan ABD menşeili General Electric F110 motorlarının tedarik süreçleri de Ankara tarafından yakından takip ediliyor.

Özetle; Trump liderliğindeki Beyaz Saray, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kurduğu kişisel dostluk köprülerini ve kamuoyu önündeki jestleri bir dış politika enstrümanı olarak kullanırken, kurumsal planda Türkiye'ye yönelik askeri ambargoyu gevşetmeye niyetli görünmüyor. Ankara ise Washington'un bu oyalama siyasetine karşı, "Trump'ın sözünü tutmasını beklerken" bir yandan da kendi yerli savunma sanayii ekosistemini ve alternatif ittifaklarını güçlendirerek jet açığını kapatmayı hedefliyor.

BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı

20.08.2026 14:42:00
Haber Merkezi
 
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
BTP Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Sözcüsü Lütfullah Önder, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Cumartesi günü Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın yemekli davetine katılacağını açıkladı.
Davete 5 siyasi parti genel başkanının katılacağını ifade eden Önder, bu toplantının 'ittifak anlaşması' olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek, "Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır ama henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış gibi gösterilmesini doğru bulmuyoruz" dedi. Önder şunları söyledi;
"Önümüzdeki cumartesi günü Ankara'da beş siyasi parti genel başkanı bir yemekte bir araya gelecek. Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ'ın daveti ve organizasyonuyla yapılan bu yemeğe Sayın Genel Başkanımız Hüseyin Baş Bey de katılacak. Bu toplantının yapılacak olmasının kamuoyuna yansıması üzerine kamuoyunda bu 5 partinin ittifak konusunda anlaştığı, yemeğe katılmayan partilerin ittifaka katılmak istemediği gibi bir algı oluşturulduğunu ve bu yönde tartışmalar yürüdüğünü görmekteyiz.

"Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır"

Öncelikle şunu ifade edelim: Bu, ilk aşamada yapılan bir istişare toplantısıdır. Elbette ki Türkiye'nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır. Bu ittifakın belli ilkeler üzerinde oluşturulması gereklidir. Tabii ki de Cumhuriyet'in kurucu değerleri, üniter yapımızın muhafaza edilmesi, millî birlik ve beraberliğimizin korunması, bu ilkeler üzerinden bir ittifakın şekillenmesi Türkiye için yakıcı bir ihtiyaçtır. Henüz konuşulmamış, anlaşılmamış mevzuların kamuoyunda konuşulmuş, anlaşılmış ve burada olmayanların da sanki buna tepki gösteriyor, buna uzak durmaya çalışıyor, ittifak yapmak istemiyor gibi bir algı oluşturulmasını biz doğru bulmuyoruz. Türkiye'nin ittifaka ihtiyacı var. Hem de çok daha geniş çaplı bir ittifaka, bütün millî duruş sahibi olan siyasi partilerin katılacağı bir ittifaka ihtiyacı var."

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı

Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı. Uzmanlar, büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen sarsıntıların olası etkilerini ve fay hatlarındaki durumunu değerlendirerek kamuoyunda oluşan tedirginliğe açıklık getirdi

20.08.2026 14:20:00
Haber Merkezi
 
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde Adalar'da peş peşe meydana gelen mikrodepremler bölgede sismik hareketliliği artırdı
Marmara Denizi'nde özellikle Adalar merkezli üst üste depremler kaydedildi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ile Kandilli Rasathanesi verilerine göre, 20 Ağustos gecesinin ilk saatlerinden itibaren büyüklükleri 1.1 ile 2.8 arasında değişen çok sayıda mikrodeprem meydana geldi. Bölgedeki sismik hareketliliğin ardından deprem bilimciler hareketliliğin kaynağına ve olası etkilerine ilişkin açıklamalar yaptı.

AHMET ERCAN: EN ERKEN 2045 EN OLASI 2075
Deprem bilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, hareketliliğin öncü sarsıntı olarak yorumlanmasının tedirginlik yarattığını ifade ederek şu paylaşımı yaptı: 
"Marmara Denizi'nde Büyük adanın güney batısında etkinleşen depremcilikler vardır. Bunlara bakarak kimilerinin İstanbul'daki deprem öncüsü diye yorum yapması halkımızı tedirgin etmiştir. Deprem kestiririmleri yalnızca depremcik konumlarına ve sayılarına bakarak yapılmaz. Kabaca 12 tane yerin fiziksel özelliğindeki değişime bakılır. Uzun erimli deprem kestirlerime göre kuzey Marmara'da iki tane deprem, 7 ile 10 km odak derinliğinde olacaktır. Doğu batı doğrultusundaki Kırılmanın yatay bileşeni 1,5 ile 2 metre, sağ atımlı, düşey bileşeni ise yaklaşık 1 metre olup batıya gittikçe artacaktır. 2,5 metreden daha yüksek süpürtü(tsunami) dalga yüksekliği cephesi beklenmemektedir. Deprem için en erken 2045, en olası 2075 yılları olsa da 2150 yılına kadar gecikme olasılığı da vardır. Esenlikler dilerim."

ŞENER ÜŞÜMEZSOY: YAŞLI VE ÖLÜ BİR FAY
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy sarsıntıların ana fay üzerinde gerçekleşmediğini vurgulayarak, Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesi bulunmadığını dile getirdi. Üşümezsoy, bu yapının yaşlı ve ölü bir fay olduğunu, meydana gelen küçük sarsıntıların ise bölgede geçmişten bu yana biriken stresin olağan ve zararsız biçimde boşalmasından kaynaklandığını savundu.

OKAN TÜYSÜZ: HER BÜYÜK DEPREMDEN ÖNCE ÖNCÜ OLMAZ
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise sarsıntıların fayın aktifliğini gösterdiğini belirterek, "Bir depremin ya da depremlerin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Adalar fayında olan mikrodepremler bu fayın aktif olduğunu işaret etmek dışında bir anlam taşımaz. Bekleyip göreceğiz Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz." dedi.

OSMAN BEKTAŞ: ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların derinlik boyutuna ve geçmiş depremlerle olan bağlantısına dikkat çekerek şunları kaydetti:

"ADALAR FAYI DERİNDE SÜRÜNÜYOR MU?
Son 1–2 günde Çınarcık Havzası'nın doğusundaki Adalar Fayı ve batısındaki Çınarcık Fayı boyunca 10–13 km derinlikte mikrodeprem aktivitesi dikkat çekiyor. Baştürk vd. (2016), 1963 M6.3 Çınarcık depremini ~12 km derinlikte Adalar Fayı ile ilişkili konumlandırmıştı. 10-13 km derinlikteki mikrodepremler (Bohnhoff,2013), Adalar Fayı'nın derin kesiminde creep (sürünme) olasılığını destekleyen önemli bir gözlem olabilir. 2025 M6.2 Silivri depremi sonrası oluşan stres değişimi de bu aktiviteyi tetiklemiş olabilir. İstanbul tarihsel olarak M 7 den büyük deprem değil, yıkım yaşamıştır. Yıkımda,zemin büyütmesi dikkate alınmamıştır. 1935,1963,2025 aletsel dönem depremkeri M6+ dır. Ana Marmara Fayının bir çok yerinde creep yaptığı artık ispatlanmıştır."

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı

20.08.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2025 yılı sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın ilk 6 ayında 228 bin 434 kişi arttı. Nüfus, 1 Mayıs-1 Temmuz döneminde de 123 bin 904 kişi yükseldi.

Böylece ülke nüfusu, 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,01 (43 milyon 170 bin 975 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,99 (43 milyon 149 bin 627 kişi) olarak kaydedildi.

İBB davasının 67. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 67. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

20.08.2026 00:52:00
AA
 
İBB davasının 67. duruşması sona erdi
İBB davasının 67. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, savunması alınan, "İstanbul Senin" uygulamasını yapan şirketin sahibi tutuksuz sanık İsmet Koyun, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, bunlardan dolayı üzüldüğünü söyledi.

Sanığın çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden bir veri sızdırmamız mümkün müdür'" sorusunu Koyun'a yöneltti.

Koyun, soruya karşılık, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi.

"Hiçbir iletişimimin olmayan kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır"

Tutuksuz sanıklardan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner, kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" suçlamasına ilişkin, iddianamedeki şemada sanık Hüseyin Gün'ün hiyerarşisinde göründüğünü ancak Gün ile hiçbir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu.

Hüseyin Gün bugün bu salondaysa da onu hiç tanımadığını, karşılaşmadıklarını, bir araya gelmediklerini ifade eden Özgüner, "Dava sürecinde gündeme gelen İBB'de bir ekip toplantısı süreci var. İBB'nin üç ana kampüsü var. Bu toplantı 2019'da İBB'nin Kasımpaşa Yerleşkesi'nde yapılmıştır. Benim çalışma ofisim de buradadır. Ben bu toplantıya davet edilmedim ve katılmadım ama o gün orada aynı binada olmamızdan ötürü ortak baz vermişiz. Hiçbir iletişimimin olmayan bir kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır." savunmasını yaptı.

Özgüner'in savunma yaptığı sırada söz alan avukatı, 9 Temmuz'daki duruşmada müvekkili hakkında iddianamenin 13. eyleminde bulunan, "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiğini hatırlatarak, istenmesi halinde sanığın bu konuda da savunma yapabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Biz bildirdik. Savcılık iddianame düzenler, dava açarsa ek savunma alırız." dedi.

Özgüner, bazı sanıkların savunma ve dava sürecinde sürekli kaçak güreştiklerini ve ciddi bir iftira sürecine girdiklerini, kendisinin de bir iftiracı olarak lanse edildiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu, sanık Özgüner'e soru sormak için söz aldı.

İmamoğlu, çalıştığı süre boyunca bir suç örgütünün varlığına ilişkin bir izlenimi olup olmadığını sordu.

Özgüner, "Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem." dedi.

İmamoğlu, Özgüner'in çelişkili cevaplar verdiğini dile getirerek, "Erol Bey, ne oldu size'" diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Özgüner'e bu soruya cevap vermek zorunda olmadığını belirterek, böyle bir sorunun sorulamayacağını söyledi.

KOBİL yazılım geliştirme uzmanı tutuksuz sanık Abdullah Uygun, İstanbul Senin uygulaması içerisinde kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek ve yurt dışına sızmasını sağlamakla suçlandığını belirterek, uygulamanın 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla da 3,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığını, bu sürenin tamamında kendisinin yalnızca bir çalışan olarak yazılım ekiplerinin teknik yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olarak görev yaptığını anlattı.

İstanbul Senin uygulamasının çalışması için gereken yazılımların, İBB'ye ait Başakşehir Veri Merkezi'nde bulunan ve İBB yönetimindeki sunucularda tutulduğunu, söz konusu veri tabanlarının yönetimi ve denetimi İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirten Uygun, savunmasını şu şekilde sürdürdü:

"Teknik Ekipler Koordinatörü olarak benim görevim yazılım altyapısının bakımı ve güncellenmesinin sağlanması, teknik sorunların giderilmesi ve tüm ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanmasından ibarettir. Bu görev ve sorumluluklar kişisel verilerin bulunduğu sunuculara ve veri tabanlarına erişim yetkisine sahip olduğum anlamına gelmemektedir. İBB'nin sunucularına ve veri tabanlarına benim hiçbir zaman erişim yetkim olmadı. Benim hakkımda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması suçuna dahil olduğum iddia edilmektedir. Ancak benim tarafımdan bu kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedildiğini, benim şahsen bunları ele geçirdiğimi ve yaydığımı gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bütün bu süreçte ilgili tüm makamlarla işbirliği içinde oldum. Suçsuzluğumun ve hakkımdaki gerçeklerin yargılama sürecinde ortaya çıkacağına her zaman inandım. Ben KOBİL'de teknik ekiplerin koordinasyonundan sorumlu olarak çalışan bir teknoloji profesyoneliyim. Ben kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmedim, ele geçirmedim veya yaymadım."

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı.

Yaklaşık 13 saat süren, tutuksuz 14 sanığın ile avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada duruşmada, toplam 34 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı

Gazilerimize desteğe gelen Yusuf Halaçoğlu, gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 20:51:00
Haber Merkezi
 
Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı
Yusuf Halaçoğlu gazilerin yanında gözyaşlarını tutamadı
Ankara Güvenpark'ta eşit özlük hakları talebiyle başlattıkları eylemlerini Bilkent'te sürdüren er şehit yakınları ve gazilerin hak mücadelesine, Türk Tarih Kurumu eski Başkanı ve Kutlu Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'ndan çok sert tepki ve duygusal bir destek geldi.

Bölgeye giderek polis ablukası altında hak arayan gazileri ve şehit yakınlarını ziyaret eden Halaçoğlu, kahramanların düştüğü durumu yerinde görünce gözyaşlarına hakim olamadı. Yaşanan haksızlıklara isyan eden Halaçoğlu, sosyal medya hesabından ve yaptığı açıklamalarda yetkilileri çok sert sözlerle eleştirdi.

"Sadece Bir Rezaletle Karşılaştık"



Ziyaret sonrasında derin bir üzüntü ve öfke duyduğunu belirten Halaçoğlu, karşılaştığı manzarayı şu sözlerle özetledi:

"Gazi ve şehit yakınlarımızı ziyaret ettik. Sadece bir rezaletle karşılaştık. Vatanı için can veren, ayağını, elini, gözünü, uzuvlarını kaybeden insanlarımızın içinde olduğu durumu görünce içimiz kan ağladı."

"PKK'ya Gösterilen Hoşgörü Gazilerimizden Esirgeniyor"



Halaçoğlu, terör örgütü sempatizanlarına gösterilen müsamahanın vatan evlatlarından esirgendiğini belirterek yetkililere ve milletvekillerine tepki gösterdi. Tam açıklamaların detayları ve eleştirilerin tamamı kaynaklarda yer almaktadır.

"Bu Millet Şehidine Sahip Çıkmazsa Çökmeye Mahkumdur"

Yaklaşık 3 bin 800 kişiyi ilgilendiren hak kayıplarının devlet bütçesi için çok küçük bir miktar olduğunu vurgulayan Halaçoğlu, gazilerin yanında olmaya devam edeceğini ifade etti: "Yazık. Şehidine, gazisine sahip çıkmayan yönetimler ve uluslar çökmeye mahkumdur."

Polis müdahalesi karşısında duygusal anlar yaşayan Halaçoğlu'nun ziyareti alanda hüzün yaratırken, gaziler engellemelere rağmen haklarını alana kadar kararlılıkla mücadele edeceklerini belirtti.

Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı

Gaziantep'te YENİ Parti Milletvekili Melih Meriç'i sokak ortasında bıçaklayan eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş ve suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Adliyeye sevk edilirken "Çok pişmanım" diyen zanlı Keleş'in emniyetteki ifadesinde, olayın arkasında "ilçe başkanlığı sözü" krizi ve telefondaki küfürleşmelerin yattığını söylediği öğrenildi

19.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Vekili bıçaklayan saldırgan tutuklandı
Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde dün gerçekleşen ve Türkiye gündemine oturan menfur saldırının ardından adli süreç hızla tamamlandı. YENİ Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç'i karnından bıçaklayarak ağır yaralayan Seydi Ahmet Keleş ile kendisine yardım eden oğlu Hakan Keleş, sevk edildikleri nöbetçi 1. Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

"Konum at geliyorum dedi, meyve bıçağıyla indim"

Saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in emniyet ve savcılıkta verdiği ifadesinde, Milletvekili Melih Meriç ile geçmişe dayanan bir dostlukları olduğunu ancak parti içi atamalar nedeniyle aralarının açıldığını iddia etti. Keleş ifadesinde olay anını şöyle anlattı:

"Olaydan 15-20 dakika önce Melih Meriç beni aradı. Bana telefonda ağır küfürler ederek 'Sen benim arkamdan ne konuşuyorsun şerefsiz, konum at lan geliyorum' dedi. Ben de konum attım. 5-6 dakika sonra kapının önüne geldi ve aşağı inmemi söyledi. Kendisinin silahı olabileceğini düşünerek panik yaptım ve evden sarı saplı bir meyve bıçağı alarak aşağı indim."



"Öldürme kastım yoktu, kendimi korudum"

Aşağıya indiğinde aralarında başlayan sözlü tartışmanın fiziki arbedeye dönüştüğünü öne süren Keleş, kendisini savunmaya çalıştığını iddia etti:

"Aracın yanında tartışırken bana yumruk attı ve elini beline doğru götürdü. Ben de elinde silah olabileceğini düşünerek kendimi koruma içgüdüsüyle elimdeki bıçağı savurdum. Gömleğindeki kanı görünce yaralandığını anladım ve çevreye 'ambulans çağırın' diye bağırdım. Öldürme kastım kesinlikle yoktu, öyle bir niyetim olsa durum farklı olurdu. Yaşadığına çok seviniyorum, çok pişmanım."

Krizin perde arkasında "ilçe başkanlığı" vaadi mi var?

Saldırının siyasi arka planına dair detaylar da zanlının ifadesiyle netleşti. Kısa süre önce Özgür Özel'in liderliğindeki siyasi harekete destek vermek üzere CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye geçtiğini belirten Keleş, Melih Meriç'in kendisine Oğuzeli İlçe Başkanlığı sözü verdiğini savundu. Keleş, "Bana 'Sen seçilmiş birisin, YENİ Parti'ye gel, atamanı ben yaptıracağım' demişti. Ancak daha sonra başka birinin atanacağını öğrendim. Kendisini aradığımda beni oyaladı, ardından İl Başkanı ile tartıştık ve husumet büyüdü" şeklinde konuştu.



Adliye girişinde gazetecilere konuştu

Yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edilen Seydi Ahmet Keleş, basın mensuplarının soruları üzerine kameralara dönerek, "Çok pişmanım, vekil benim arkadaşım. Beni çok tahrik etti. Bilerek yapmadım, yaşadığına çok seviniyorum" ifadelerini kullandı.

Vali Çeber: "Yoğun baskı sonucu teslim oldu"

Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı açıklamada, olayın ardından güvenlik güçlerinin çok hızlı hareket ettiğini belirtti. Vali Çeber, "Emniyet müdürümüzün koordinasyonunda ekiplerimiz kaçış güzergahında ve tarlalık alanda o kadar yoğun bir teknik ve fiziki baskı uyguladı ki, zanlı yakalanacağından kesin olarak emin olduktan sonra gelip teslim olmak zorunda kaldı" dedi. Olayla ilgili olarak suç delillerini gizleyen oğlu Hakan Keleş'in yanı sıra kaçtığı araçların şoförleri ve olay yerindeki bir güvenlik görevlisi dahil toplam 5 kişinin gözaltına alındığı, mahkemeye çıkarılan baba ve oğulun tutuklandığı bildirildi.

Milletvekili Meriç'in sağlık durumu iyiye gidiyor

Saldırı esnasında koruma polisine özel işleri olduğunu söyleyerek izin verdiği ve yalnız olduğu öğrenilen Melih Meriç, aldığı bıçak darbesiyle bağırsaklarından yaralanmıştı. Gaziantep Şehir Hastanesi'nde başarılı bir operasyon geçiren Meriç'in hayati tehlikeyi atlattığı, yoğun bakımdaki tedbiri uyutulma sürecinin ardından bugün uyandırılmaya başlandığı ve genel durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Saldırı, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başta olmak üzere tüm siyasi partiler ve bakanlar tarafından sert dille lanetlenmişti.

Başkentte "vicdan barikatı"

Ankara'da eşit özlük hakları talebiyle 38 gündür Güvenpark'ta oturma eylemi yapan er şehit aileleri ve er gaziler, sabaha karşı düzenlenen şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. Yaşananlara tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen gruba polis müdahale etti. Çıkan arbedede gaziler fenalık geçirirken, emniyet güçleri ile vatan için bedel ödeyen kahramanların karşı karşıya geldiği anlarda bazı polis memurları gözyaşlarını tutamadı

19.08.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Başkentte "vicdan barikatı"
Başkentte "vicdan barikatı"
Türkiye'nin 81 ilinden gelerek başkent Ankara'da bir araya gelen er ve erbaş statüsündeki terörle mücadele gazileri ile er şehit yakınlarının adalet ve eşit özlük hakları arayışı, Ankara sokaklarında hafızalardan silinmeyecek dramatik görüntülere sahne oldu.

Günlerdir Güvenpark'ta kararlılıkla sürdürülen oturma eylemi, sabaha karşı saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katılımıyla gerçekleştirilen şafak operasyonuyla sonlandırıldı. Parktan karga tulumba çıkarılarak Bilkent Gazi Uyum Evi'ne götürülen gaziler ve şehit aileleri, duruma tepki göstererek İçişleri Bakanlığı'na yürümek isteyince başkentin göbeğinde ikinci bir bariyer engeliyle karşılaştı.

Güvenpark kapatıldı

Güvenpark'ta 38 gündür devam eden barışçıl eyleme, sabahın ilk ışıklarında yüzleri maskeli ve şapkalı çok sayıda emniyet mensubu tarafından müdahalede bulunuldu. Yerdeki yataklarında uyuyan şehit yakınları ve gaziler zorla otobüslere bindirildi. Operasyonun ardından Ankara'nın sembolik noktalarından biri olan Güvenpark, tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.

Sürece sert tepki gösteren Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, maruz kaldıkları muameleyi kınayarak şu açıklamalarda bulundu:

"Sabah 5'e çeyrek kala bu ülkenin onurunu, namusunu korumak için askere gidip gazi olanlarla, şehit ailelerinin kaldığı alana çok ağır bir müdahale yapıldı. Alanda 300-400 polis vardı. Sanki terörist alıyorlarmış gibi davrandılar; teröristlere bile böyle müdahale edilmiyorken bu vatanın gazilerine yapılanlar reva değildir. En az 10 kişi üstüme çullandı, darp edildik, hastaneye gidip darp raporu alacağız."

İçişleri Bakanlığı önünde arbede

Götürüldükleri uyum evinden kendi imkanlarıyla çıkarak seslerini duyurmak adına İçişleri Bakanlığı önüne gitmek isteyen gazilerin önü çevik kuvvet barikatlarıyla kesildi. Bakanlık binası yakınlarında basın açıklaması yapılmasına kesinlikle izin verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine, çok sayıda gazi protez bacaklarıyla beton zemine uzanarak oturma eylemi başlattı.

Polis barikatına yüklenilmesiyle başlayan arbede sırasında, uzun süredir ağır ilaçlar kullandığı belirtilen gazilerden bazıları fenalık geçirerek yere yığıldı. Çevredekilerin ve sağlık ekiplerinin müdahale ettiği o anlarda, sinir krizi geçiren bir başka gazi ise yol üzerindeki bir köprünün korkuluklarına tırmanarak yaşamına son vereceğini haykırdı. Çevredeki silah arkadaşlarının yoğun çabası ve ikna girişimleri sonucunda gazi köprüden indirildi.

Kalkanların ardındaki gözyaşları

Haber kameralarına yansıyan en çarpıcı ve yürek burkan anlar ise polis memurları ile gazilerin karşı karşıya geldiği dakikalarda yaşandı. Bir gazinin, "Ben bu vatan için Kuzey Irak'ta bedel ödedim, bedenimi verdim. Karşımıza polisi dikiyorsunuz. Nedir bu çektiğimiz, getirin kafama sıkın artık" feryatları yükselirken, ön safta ellerinde kalkanlarla barikat oluşturan bazı genç polis memurlarının gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Kalkanlarının ardına saklanarak ağlayan ve şapkalarıyla yüzlerini kapatmaya çalışan emniyet mensuplarının bu görüntüsü, hem alandakilerin hem de sosyal medyanın vicdanını yaraladı.

Eylemciler, "Bu çocukları niye bizim karşımıza dikip ağlatıyorsunuz? Yarın onlar da gazi olduğunda aynı muameleyi mi görecekler?" diyerek emri veren siyasi iradeye seslendi.

Siyasi alandan tepkiler

Ankara'da infial yaratan görüntülere muhalefet partilerinden destek ve sert tepkiler gecikmedi. Eylem alanına giden Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkan Yardımcıları, gazilerin taleplerinin barikatla değil masada çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan ortak siyasi açıklamalarda ve TBMM'ye sunulan soru önergelerinde şu ifadelere yer verildi:

"En ağır olanı, Türk polisi ile Türk gazisinin karşı karşıya getirilmesidir. Polisi gazinin önüne diktiğinizde yalnızca gazinin onurunu incitmezsiniz; o üniformanın vicdanını da yaralarsınız. Dağda teröristle çatışırken kurşun, bomba, mayın askerin rütbesini sormadı. Devletin vefası da rütbe sormamalıdır. Rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların derhal teslim edilmesi gerekir. Gazinin hakkının karşılığı polis barikatı veya şafak baskını olamaz."

Gaziler ve şehit aileleri, İçişleri Bakanlığı önünde taleplerini doğrudan bir yetkiliye iletene ve eşit hakları güvence altına alınana kadar Ankara'dan ayrılmayacaklarını ilan etti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.