logo
14 AĞUSTOS 2026

Ankara'da BTP heyetinden "Görünenin Ötesinde" sergisine ziyaret

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) üst düzey yönetimi, Ankara Cemevi’nde düzenlenen Can Emre Dağ’ın "Görünenin Ötesinde: Hz. Ali’den Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî’ye" başlıklı resim sergisini ziyaret etti

14.08.2026 09:00:00
Hasan Gündoğdu
 
Ankara'da BTP heyetinden "Görünenin Ötesinde" sergisine ziyaret
Ankara'da BTP heyetinden "Görünenin Ötesinde" sergisine ziyaret
Sanat, kültür ve siyasetin harmanlandığı ziyarette, hem Ehl-i Beyt mirası hem de Türkiye'nin iç ve dış politikadaki sıcak gündem maddeleri değerlendirildi.






Geniş Katılımlı BTP Heyeti
 
Sergiye BTP'yi temsilen Genel Başkan Yardımcısı Avukat Mustafa Pak, MYK Üyesi Dr. Salih Türkyılmaz, MYK Üyesi Dr. Okan Özgür Özturan, Çankaya Kadın Kolları Başkanı Leyla Ateş ve Çankaya İlçe Yönetim Kurulu Üyesi Sema Ateş katıldı. BTP heyetini, Dernek Başkanı Dr. Okay Erezgün karşılayarak sergide yer alan eserler hakkında detaylı bilgilendirmede bulundu.







Ehl-i Beyt Öğretisi ve Sanat Üzerine Söyleşi
 
Ziyaret sırasında, sergilenen resimlerin Ehl-i Beyt öğretisi, tasavvufi derinliği ve kültürüne dair taşıdığı mesajlar üzerinde duruldu. Eserlerin derin anlamları etrafında Dernek Başkanı Dr. Okay Erezgün ve BTP heyeti arasında verimli bir fikir alışverişi ve söyleşi gerçekleştirildi.







Kritik Gündem Değerlendirmeleri
 
Görüşmede, ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik gelişmeler kapsamlı bir şekilde müzakere edildi. 
 
Görüşmede özellikle TBMM'den yeni geçen Çerçeve Yasa konusundaki kaygılar ve itirazlar dile getirildi. Dış politikada ise Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzaladığı Mekke Antlaşması ekseninde bölgede yaşanan son gelişmeler masaya yatırıldı. 
 
"Türk Siyasetinin Tablosu ve BTP'nin Kararlı Duruşu"
 
Görüşmede Türk siyasetinin mevcut durumu da ele alınarak, siyasal arenanın geldiği nokta hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu. BTP Genel Başkan Yardımcısı Av. Mustafa Pak ve heyet üyeleri, Genel Başkan Hüseyin Baş liderliğinde BTP'nin hem Ehl-i Beyt kültürünün muhafazasında hem de Türkiye'nin milli egemenliğini ve üniter yapısını koruma mücadelesinde sergilediği ilkesel ve dik duruşu vurguladılar. 
 
Program, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor

14.08.2026 00:30:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor. Toplumun farklı kesimleri maden projelerine karşı ses yükseltmeye devam ediyor.

Peki, köylüleri, çevrecileri, akademisyenleri ve maden işçilerini sokağa döken, projelerin karşısında durmaya iten temel dinamikler ve kaygılar neler?







1. Ekosistem Tahribatı ve Ormansızlaşma

Maden arama ve çıkarma süreçleri, özellikle yüzey madenciliği (açık ocak işletmeciliği) yöntemi kullanıldığında devasa arazi tahribatlarına yol açıyor:

Ağaç Kesimi ve Orman Kaybı: Maden sahası açmak amacıyla geniş ormanlık alanların yok edilmesi, bölgenin oksijen kaynağını ve biyoçeşitliliğini doğrudan tehdit ediyor.

Toprak Erozyonu ve Heyelan Riski: Bitki örtüsünün kaldırılmasıyla erozyon riski artıyor; dik ve dağlık arazilerde heyelan tehlikesi tetikleniyor.







2. Su Kaynaklarının Kirlenmesi ve Kuruması

Madencilik, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve ağır kimyasallar (siyanür, sülfürik asit vb.) kullanılan bir sanayi koludur:

Asit Maden Drenajı ve Ağır Metaller: Açıkta kalan kayaların hava ve suyla teması sonucu oluşan asidik sızıntılar, yeraltı su kaynaklarına ve akarsulara karışarak içme ile sulama suyunu zehirliyor.

Su Stresi: Yerel kaynakların maden işletmeleri tarafından yoğun kullanımı, bölgedeki tarımsal ve evsel su erişimini kısıtlıyor.







3. Tarım, Hayvancılık ve Yerel Geçim Kaynaklarının Yok Olması

Maden sahalarının genellikle kırsal bölgelerde yer alması, geçimini topraktan sağlayan yerel halkı doğrudan etkiliyor:

Tarım Arazilerinin Kaybı: Zeytinlikler, otlaklar ve verimli tarım alanları maden ruhsat sahaları içinde kalarak üretim dışı kalıyor.

Kırsal Nüfusun Yerinden Edilmesi: Geçim kaynağını kaybeden köylüler göç etmek zorunda kalıyor; bu durum bölgesel sosyo-ekonomik dengeleri bozuyor.

4. Sağlık Riskleri ve Yaşam Kalitesinin Düşmesi

Çıkarma ve işleme aşamalarında oluşan toz, gürültü ve toksik atıklar, komşu yerleşim yerlerinde ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor:

Solunum Yolu Hastalıkları: Ağır toz emisyonu ve kimyasal partiküller, bölge halkında koah, astım ve kanser vakalarının artması riskini doğuruyor.

Atık Barajı Sızıntıları ve Katastrofik Riskler: Atık havuzlarının çökme veya sızdırma tehlikesi, yerleşim yerleri üzerinde sürekli bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.







5. İşçi Hakları ve Çalışma Güvenliği İhlalleri

Protestolar sadece çevre örgütleri ve yerel halkla sınırlı kalmıyor; bizzat maden sahalarında çalışan işçiler de hak arayışı için meydanlara iniyor:

Ödenmeyen Ücretler ve Hak Gaspları: Maaşlarını, kıdem tazminatlarını alamayan ya da zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçiler eylemler düzenliyor.

İş İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Eksiklikleri: Yetersiz denetimler ve iş kazası riskleri, çalışanların can güvenliği talebiyle grev yapmasına neden oluyor.

6. Katılımsız Karar Alma ve "ÇED" Süreçlerine Güvensizlik

Toplumsal tepkinin bir diğer odak noktası ise karar alma mekanizmalarındaki şeffaflık eksikliği:

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları: ÇED süreçlerinin formaliteden ibaret kalması veya halkın katılımı toplantılarının usulüne uygun yapılmaması kamuoyundaki güvensizliği pekiştiriyor.

Kamusal Yarar Tartışması: Çıkarılan madenlerin ve elde edilen finansal kazancın bölge halkına ya da devlete sağladığı yararın, doğaya verilen zararın yanında çok düşük kaldığı düşüncesi tepkileri büyütüyor.

"Madencilik faaliyetleri yalnızca teknik bir üretim meselesi değil; ekolojik adalet, kamu sağlığı ve demokratik katılım hakkını ilgilendiren çok katmanlı toplumsal bir konudur."







Çözüm Arayışları ve Ekolojik Modernleşme

Sosyologlar ve çevre uzmanları, madencilik alanındaki krizlerin aşılması için şu adımların şart olduğunu vurguluyor:

Katı Yasal Denetim ve Şeffaflık: Maden kanunlarının çevre ve insan merkezli olarak güncellenmesi.

Rehabilitasyon Zorunluluğu: Faaliyeti biten sahaların eksiksiz şekilde doğaya yeniden kazandırılması (ağaçlandırma ve alan ıslahı).

Stratejik Alanların Korunması: Su havzaları, orman alanları ve koruma altındaki biyolojik çeşitlilik merkezlerinin kesin olarak madenciliğe kapatılması.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde çeşitli kimyevi ürünlerin üretildiği fabrikada çıkan yangında 2 işçi yaralandı. Yangında 2 at da telef oldu

12.08.2026 12:30:00
İHA
 
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Kocaeli'de kimya fabrikasında yangın: 2 işçi yaralandı
Gebze ilçesi Balçık Mahallesi Kumtepe mevkiinde bulunan kimya fabrikasının bir bölümünde yangın çıktı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık, jandarma ve AFAD ekibi sevk edildi.






Yangın sırasında yaralanan 2 işçi, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle kontrol altına alınan yangında fabrikada maddi hasar meydana geldi. 






Ekiplerin bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, yangında 2 atın da telef olduğu öğrenildi. Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.



























Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan ve birden fazla mahalleyi etkileyen orman yangınında mağdur olan vatandaşlara yönelik destekler sürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi, yangından etkilenen ailelerin yaralarının sarılması amacıyla çalışmalarına devam ederken, Dere Mahallesi'nde evini kaybeden Çobanoğlu ailesine yaşam konteyneri desteğinde bulundu. Hayırsever vatandaşların katkılarıyla temel yaşam eşyaları da temin edilen konteyner aileye teslim edildi

12.08.2026 12:14:00
İHA
 
Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor
Seydikemer'de yangının yaraları sarılıyor
Muğla Büyükşehir Belediyesi, yangının ilk anından itibaren bölgede yürüttüğü çalışmaların yanı sıra yangın sonrasında da vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Yangından etkilenen mahallelerde ihtiyaçların belirlenmesine yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, evlerini kaybeden ve barınma ihtiyacı bulunan vatandaşlara yönelik destekler gerçekleştiriliyor.






Çobanoğlu ailesine yaşam konteyneri

Yangından etkilenen vatandaşlar arasında Dere Mahallesi'nde yaşayan Çobanoğlu ailesi de yer aldı. Yangında evlerini kaybeden ailenin barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşam konteyneri temin edildi. Ailenin yalnızca barınma ihtiyacının değil, günlük yaşamını sürdürebilmesi için gerekli temel ihtiyaçlarının da karşılanması için çalışma yürütüldü. Hayırsever vatandaşların destek ve katkılarıyla konteynerin içerisindeki yaşam alanı için gerekli eşyalar temin edildi. Hazırlıkları tamamlanan eşyalı konteyner, Dere Mahallesi'nde Çobanoğlu ailesine teslim edildi.

Yangında evlerini kaybeden Ahmet Çobanoğlu, "Yardım eden ekiplerimize, herkese komple hepsinden Allah razı olsun. Başımızı sokacak bir yuvamız oldu. Allah o yangını kimseye göstermesin" dedi.








Evin kızı olan ve annesi ile babası için endişelenen Kader Çakal, "Yangın esnasında buradaydık. Arazözlere, tankerlere su taşıyorduk. Sonra yangın bu tarafa gelince biz kaçmak zorunda kaldık. Kaçtık gittik. Sonra Çatak'a gittik, keçilerimizi götürdük. Ondan sonra yangın Çatağ'a da geçti. Oradan kaçtık Fethiye'ye gittik. Sonra bir gün sonra geldik. Buralar zaten küle dönmüştü. Ondan sonra böyle böyle ilerledik artık. Hani çok kötü ya, hani Allah'ım kimselere yaşatmasın, göstermesin. Çok kötü bir şey. Hani geliyorsun, her yer simsiyah. Ora gidiyorsun yeşil. İnsana gerçekten o kadar çok koyuyor ki hani anlatamam. Çok kötü bir duygu. Şimdi kafalarını sokacak bir evleri var. Allah'ın izniyle inşallah rahat edecekler. Herkese çok teşekkür ederiz. Allah razı olsunlar."








Dere Mahalle Muhtarı Birol Koyuncu, "Yüzyılın afeti diyebileceğimiz büyük bir afet yaşadık. Bu süreçte altı tane, yedi tane evimiz kullanılamaz halde bir tanesi de bu evimiz. Onun dışında yarım yanan evlerimiz var, birçok evimiz var, ahırlarımız var. Bu süreçte bize yardımcı olan Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Daire Başkanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi'nde Görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Zeliha Balık, "Seydikemer'de yaşanan yangınlardan dolayı birçok vatandaşımızın evi, eşyaları ve günlük yaşamın önemli bir parçası zarar gördü. Biz de Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi olarak Başkanımız Ahmet Aras'ın talimatlarıyla yangının ilk anından beri sahada vatandaşlarımızın yanında olmaya ve ihtiyaçlarını da yerinde tespit ederek destek olmaya çalışıyoruz. Bugün Dereköy Mahallemizde hanesi yanan bir vatandaşımız için konteyner ve eşya getirdik. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak yangından etkilenen tüm vatandaşlarımızın yanında olmaya, ihtiyaçlarını dinlemeye ve elimizden gelen desteği sunmaya devam edeceğiz" dedi.
Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yangından etkilenen vatandaşların yalnız olmadığını belirterek Büyükşehir Belediyesi'nin afet sonrasında da tüm imkânlarıyla sahada olmaya devam edeceğini söyledi. Başkan Aras, yangının ilk anından itibaren ekipler ile sahada oldukları gibi yangın sonrasında da vatandaşların yanında olmaya devam ettiklerini, asıl önemli olanın, afetten etkilenen vatandaşların yeniden hayatlarını kurabilmelerine destek olmak ve yaralarını birlikte sarabilmek olduğunu belirtti.






BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu

Üç gün süren kampta gençler eğitim, spor ve sosyal etkinliklerle bir araya gelirken Türkiye’nin geleceğine ilişkin mesajlar verdi

10.08.2026 20:26:00
Haber Merkezi
 
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
BTP Ege Gençliği Muratdağı’nda buluştu
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Ege Bölgesi Gençlik Kampı, farklı illerden gençlerin katılımıyla Muratdağı'nda gerçekleştirildi. Üç gün süren organizasyonda Uşak başta olmak üzere Kütahya, Afyonkarahisar, İzmir, Denizli, Manisa, Aydın ve Muğla'dan gelen gençler bir araya geldi. 






Gençlerin hem birbirleriyle kaynaşmasını hem de teşkilat çalışmalarına ilişkin bilgi ve deneyimlerini artırmasını amaçlayan kampta; siyasi gelişmeler, ekonomi, gençlik politikaları ve Türkiye'nin geleceğine ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapıldı.
 
Seminerlerin yanı sıra kaplıca, futbol, müzik ve film etkinlikleriyle gençler yoğun geçen programın keyfini çıkardı.







KAMP MURATDAĞI HAMAMI'NDA BAŞLADI
 
Üç günlük programın ilk gününde gençler Muratdağı Hamamı'nda buluştu. Farklı şehirlerden gelen katılımcıların tanışmasının ardından kampın eğitim programına geçildi. BTP Gençlik Kolları yöneticilerinin katıldığı seminerlerde parti politikaları, gençlerin siyasetteki rolü, Milli Ekonomi Modeli, Türkiye'nin geleceği ve bağımsızlık anlayışı üzerine değerlendirmeler gerçekleştirildi. 
 
Programda BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu, BTP MYK Üyesi Emre Belge, BTP Gençlik Kolları Genel Sekreteri Osman Bedri Bektaş, BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı Furkan Hamza ve BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak gençlerle bir araya geldi. 
 
Seminerlerde ayrıca BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş ve merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın siyasi ve ekonomik yaklaşımları, Milli Ekonomi Modeli, Ehl-i Beyt ve Atatürk konuları ele alındı. İlk günün sonunda gençler birlikte film izleyerek programı tamamladı.







İKİNCİ GÜNDE KAPLICA VE SPOR ETKİNLİKLERİ
 
Kampın ikinci gününde ise sosyal ve sportif etkinliklere ağırlık verildi. Gençler Ilıca Kaplıcaları'na götürülerek burada çeşitli etkinliklere katıldı. Kamp alanına dönülmesinin ardından futbol oynayan gençler, günün ilerleyen saatlerinde müzik eşliğinde bir araya geldi. 
 
Şarkılar söyleyerek eğlenen katılımcılar, yoğun geçen kamp programı içerisinde keyifli anlar yaşadı. Farklı illerden gelen gençlerin aynı ortamda buluşması, yeni arkadaşlıkların kurulmasına ve teşkilatlar arasındaki iletişimin güçlenmesine de katkı sağladı.







KAPANIŞ PROGRAMINDA GELECEK MESAJI
 
Kampın üçüncü ve son gününde kapanış programı düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda, üç gün boyunca gerçekleştirilen çalışmalar değerlendirildi. 
 
Kapanış programına BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Ege Bölgesi il başkanları, BTP Denizli İl Müfettişi Ömer Kılıç, BTP Gençlik Kolları yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Programın açılış konuşmasını BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkan Yardımcısı ve Ege Bölge Sorumlusu Onur Karataşoğlu yaptı.

ONUR KARATAŞOĞLU: "BU SİNERJİYİ ŞEHİRLERİMİZE TAŞIYACAĞIZ"
 
Kampın gençler açısından önemli bir buluşma olduğunu belirten Onur Karataşoğlu, üç gün boyunca gençlerin hem eğlendiğini hem de fikir alışverişinde bulunduğunu söyledi. Karataşoğlu, kampın ardından gençlerin edindikleri bilgi ve motivasyonu kendi şehirlerindeki çalışmalara yansıtmaları gerektiğini belirterek, "Sadece bir araya gelmedik; paylaştık, öğrendik, güldük ve en önemlisi geleceğe dair inancımızı tazeledik" dedi.
 
Kamp boyunca oluşan dayanışmanın BTP gençliğinin gücünü ortaya koyduğunu ifade eden Karataşoğlu, Genel Başkan Hüseyin Baş başta olmak üzere organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. Karataşoğlu, "Buradaki o muazzam sinerjiyi ve motivasyonu şimdi şehirlerimize taşıma vakti" ifadelerini kullandı.







BURAK KARATAŞOĞLU: "ASIL MESELE KAMP SONRASINDA NE YAPACAĞIMIZ"
 
Onur Karataşoğlu'nun ardından konuşan BTP Gençlik Kolları Teşkilat Başkanı Burak Karataşoğlu ise kampın yalnızca sosyal bir etkinlik olmadığını vurguladı. Gençlerin üç gün boyunca aynı sofrayı, heyecanı ve ideali paylaştığını belirten Karataşoğlu, kamp sürecinde kurulan dostlukların ve kazanılan motivasyonun bundan sonraki çalışmalara aktarılması gerektiğini söyledi. 
 
"Ancak asıl mesele, buradan ayrıldıktan sonra ne yapacağımızdır" diyen Karataşoğlu, gençlerin şehirlerine daha güçlü ve kararlı şekilde dönerek çalışmalarını sürdürmeleri gerektiğini ifade etti. BTP'nin fikir üreten, proje geliştiren ve ülke meseleleri üzerine çalışan bir gençlik hedeflediğini belirten Karataşoğlu, gençlerin yalnızca bugünün değil, Türkiye'nin geleceğinin de sorumluluğunu taşıdığını dile getirdi.
 







KEPEKÇİ: "GENÇLERİ YALNIZLIKTAN KURTARMANIN YOLU AİDİYETTEN GEÇİYOR"
 
Kapanış programında gençlere hitap eden BTP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, gençlerin günümüzde yaşadığı yalnızlık ve aidiyet sorununa dikkat çekti. 
 
Yaklaşık 40 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş ile tanıştığını anlatan Kepekçi, bu süreçte insanı merkeze alan bir anlayış, millet sevgisi ve gençlere güven konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini ifade etti. Teknolojinin iletişim imkânlarını artırmasına rağmen gençlerin yüz yüze ilişkiler konusunda daha fazla yalnızlaşabildiğini belirten Kepekçi, sorunun yalnızca iletişim eksikliği olmadığını, aidiyet duygusunun da büyük önem taşıdığını söyledi.
 
"GENÇLİK BUGÜNÜN DE GÜCÜDÜR"
 
Prof. Dr. Haydar Baş'ın gençliğe bakışına değinen Kepekçi, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de önemli bir gücü olduğunu ifade etti. Gençlerin bir topluluğa, hedefe ve geleceğe dair umuda ihtiyaç duyduğunu belirten Kepekçi, gençlere yalnızca sorunların anlatılmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda bir ideal ve sorumluluk duygusu kazandırılması gerektiğini söyledi.
 
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş öncülüğünde yürütülen "Geleceği Savunmak" seminerlerine de değinen Kepekçi, uyuşturucu, kumar ve dijital bağımlılık gibi sorunlarla mücadele edilirken gençlerin aynı zamanda topluma ve ülkeye aidiyet duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Kepekçi, "Gençler bu ülkenin misafiri değildir. Gençler bu ülkenin ev sahibidir" mesajını verdi.
 
AİLE, EĞİTİM VE EKONOMİ VURGUSU
 
Gençlerin yaşadığı yalnızlığın bireysel bir sorun olmanın ötesinde toplumsal boyut taşıdığını belirten Kepekçi; aile bağlarının güçlendirilmesi, eğitim sisteminin gençlerin aidiyet duygusunu desteklemesi ve ekonomik şartların gençlere güvenli bir gelecek sunması gerektiğini söyledi. Yerel yönetimlerin de gençlere spor, sanat ve bilim alanlarında daha fazla imkân sağlamasının önemine dikkat çeken Kepekçi, gençlerin üretim yapabildiği ve geleceğini güven içinde planlayabildiği bir ekonomik yapının gerekliliğini vurguladı. 
 
Milli Ekonomi Modeli'ne de değinen Kepekçi, modelin ekonomik yaklaşımın yanı sıra insan merkezli sosyal devlet anlayışını da içerdiğini savundu. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Kepekçi, Türkiye'nin geleceğinin gençlerin omuzlarında yükseleceğini belirterek, "Bir genci kazanmak; bir aileyi, bir şehri ve bir ülkenin geleceğini kazanmaktır" dedi.








AKBURAK: "GENÇLERİ SİYASETİN MERKEZİNE KOYUYORUZ"
 
BTP Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Akburak da kapanış programında gençlere hitap etti. Üç günlük kampın gençler açısından verimli geçtiğini belirten Akburak, kamp boyunca hem dinlenildiğini hem eğlenildiğini hem de önemli bir motivasyon kazanıldığını söyledi. Bu enerjinin kamp sonrasında saha çalışmalarına aktarılması gerektiğini ifade eden Akburak, gençlerin yalnızca seçim dönemlerinde veya saha çalışmalarında kullanılan bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. 
 
"Bağımsız Türkiye Partisi gençleri siyasetin merkezine koyan bir anlayışa sahip" diyen Akburak, gençlerin ülke yönetiminde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini savundu. Gençlerin iş sahibi olmak, ev ve araç sahibi olmak, iyi eğitim almak, evlenmek ve daha iyi şartlarda yaşamak gibi temel beklentileri bulunduğunu belirten Akburak, gençlerin karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının önemine dikkat çekti.
 
"GENÇLER HALLEDER" MESAJI
 
Gençlerin siyasette aktif olmaması halinde, gençlerin sorunlarını yeterince bilmeyen anlayışların ülkenin geleceğini şekillendireceğini ifade eden Akburak, gençleri daha fazla sorumluluk almaya çağırdı. "Gençler Halleder" anlayışına vurgu yapan Akburak, gençlerin Türkiye'nin geleceğinde aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
 
Ekonomik ve sosyal sorunlara da değinen Akburak, BTP gençliğinin mücadelesinin gençlerin iş sahibi olması ve Türk milletinin insanca yaşaması olduğunu ifade etti. Kampın sona ermesini yeni bir çalışma döneminin başlangıcı olarak değerlendiren Akburak, gençlerden şehirlerine döndüklerinde daha aktif çalışmalar yürütmelerini istedi.
 
AKBURAK'TAN ÇAKIN'A TEŞEKKÜR
 
Fatih Akburak, konuşmasının sonunda kampın düzenlenmesinde emeği bulunanlara teşekkür etti. Özellikle BTP Uşak İl Başkanı Halil İbrahim Çakın'a teşekkür eden Akburak, Ege Bölgesi Gençlik Kampı'nın gerçekleştirilmesinde Çakın'ın önemli katkıları olduğunu belirtti. Akburak, Çakın'a teşekkür ederek kampın organizasyonundaki emeğini vurguladı.
 
KATILIM BELGELERİ TAKDİM EDİLDİ
 
Kapanış konuşmalarının ardından kampın düzenlenmesi ve yürütülmesinde emeği bulunanlar ile katılımcılara katılım belgeleri verildi. Gençlere ayrıca kalem hediye edildi. Belge ve hediye takdiminin ardından katılımcılar toplu fotoğraf çektirdi. 
 
Farklı illerden gelen BTP gençlerini üç gün boyunca Muratdağı'nda buluşturan Ege Bölgesi Gençlik Kampı, gençlerin birlikte geçirdiği keyifli anların yanı sıra eğitim, dayanışma ve teşkilat çalışmaları açısından gerçekleştirilen değerlendirmelerin ardından sona erdi.

Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!

Elektronik sigaralar, pazara ilk girdiklerinde geleneksel tütüne kıyasla zararsız bir "su buharı" alternatifi gibi sunulmuş olsa da, modern tıp araştırmaları bu algının büyük bir yanılsama olduğunu net bir şekilde kanıtlamıştır

10.08.2026 12:06:00
Hasan Gündoğdu
 
Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!
Elektronik sigaralar "daha az zararlı" değil!
E-sigaraların çıkardığı duman bir su buharı değil; ağır metaller, kanserojen kimyasallar ve ince parçacıklar içeren karmaşık bir kimyasal aerosoldür.






Solunum yollarından hücresel boyuta kadar elektronik sigaranın vücuda verdiği zararlar:

Akciğer ve Solunum Sistemi Hasarları

EVALI (Elektronik Sigara İlişkili Akciğer Yaralanması): E-sigara kullanımına bağlı ortaya çıkan, akciğer dokularında ani ve ağır iltihaplanmayla seyreden, solunum yetmezliğine ve ölüme yol açabilen akut bir tablo.

"Patlamış Mısır Akciğeri" (Bronşiyolit Obliterans): E-sigara likitlerinde tatlandırıcı olarak kullanılan diasetil maddesinin ısıtılıp solunması, akciğerdeki en küçük hava yollarında kalıcı daralma, yara dokusu ve geri dönüşsüz tıkanıklık yaratır.

Hücresel Savunmanın Çökmesi: Buhar içindeki kimyasallar, akciğerleri enfeksiyonlara karşı koruyan makrofaj hücrelerinin yapısını bozarak zatürre ve bronşit riskini artırır.






Kalp ve Damar Sağlığı Üzerindeki Etkiler

Oksidatif Stres ve Damar Sertliği: Buharlaşan kimyasallar damar iç çeperinde (endotel) iltihaplanmaya neden olarak damar esnekliğini kaybettirir.

Ritim Bozukluğu ve Tansiyon: Sıvı içerisinde yüksek oranda bulunan sentetik nikotin; adrenalini tetikleyerek kan basıncını yükseltir, kalp hızını artırır ve uzun vadede kalp krizi ile inme (felç) riskini katlar.









Hücresel Boyut ve Kanser Riski

Toksik Dönüşüm: Likitlerdeki propilen glikol ve bitkisel gliserin oda sıcaklığında güvenli kabul edilse de, yüksek sıcaklıkta ısıtıldıklarında formaldehit (kadavra koruyucu), asetaldehit ve akrolein gibi güçlü kanserojen maddelere dönüşür.

Ağır Metal Birikimi: Isıtıcı rezistans telinden buhara sızan nikel, kurşun, krom ve kalay gibi ağır metaller akciğer dokusunda birikir.

DNA Hasarı: Yapılan araştırmalar, e-sigara buharının hücre DNA'sında kırılmalara yol açarak mutasyon ve kanser oluşumuna zemin hazırladığını göstermektedir.






Beyin ve Nörolojik Gelişim

Özellikle 25 yaş altındaki gençlerde ve ergenlerde beynin ön lob (prefrontal korteks) gelişimi devam eder. Yüksek doz nikotinin bu yaş grubunda tüketilmesi; karar verme, dikkat toplama, dürtü kontrolü ve öğrenme kapasitelerinde kalıcı bozulmalara yol açar.

Duygu durum bozukluklarını tetikleyerek anksiyete ve depresyon riskini yükseltir.

Ağız, Diş ve Ağız Florası Bütünlüğü

Tiryaki Dili (Vaper's Tongue): Aroma kimyasallarının ve sürekli sıcak buharın dildeki tat tomurcuklarını tahriş etmesi sonucu tat alma duyusunun geçici veya kalıcı olarak kaybolması.

Ağız Kuruluğu ve Diş Eti Çekilmesi: Sıvıların nem emici özelliği nedeniyle tükürük salgısı azalır; bu durum bakteriyel plak oluşumunu, diş eti iltihaplarını ve erken diş kayıplarını hızlandırır.






Üreme Sağlığı ve Hormonal Denge

Hem kadınlarda hem erkeklerde kök hücre yapısına zarar vererek sperm kalitesini ve yumurtalık rezervlerini düşürür.

Gebelik döneminde kullanıldığında plasenta kan akışını bozarak düşük, erken doğum ve bebekte gelişim bozuklukları riskini belirgin şekilde artırır.

Elektronik sigara tütünü yakmadığı için tar (katran) üretmeyebilir; ancak vücuda tamamen farklı kulvardan sentetik toksinler ve yüksek dozda bağımlılık yapıcı kimyasal sevk eden karmaşık bir risk faktörüdür.

İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı

İçişleri Bakanlığı, İzmir ve Muğla'da Göçmen Kaçakçılığına yönelik Jandarma ve Sahil Güvenlik ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda; 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmenin yakalandığını bildirdi

10.08.2026 11:36:00
İHA
 
İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı
İçişleri Bakanlığı: 9 organizatör, 132 kaçak göçmen yakalandı
İçişleri Bakanlığı, İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığınca yasa dışı yollardan yurt dışına gitme girişiminde bulunan düzensiz göçmenlere yönelik gerçekleştirilen ortak operasyon sonucu 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmenin yakalandığını açıkladı.






Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "İzmir ve Muğla'da Göçmen Kaçakçılığına yönelik jandarmamız ve Sahil Güvenliğimiz tarafından düzenlenen ortak operasyonda; 9 göçmen kaçakçılığı organizatörü ile 132 düzensiz göçmen yakalandı. Göçmen kaçakçılığı organizatörlerinden 4'ü tutuklandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığınca yapılan ortak çalışmalar sonucu; yasa dışı yollardan yurt dışına gitme girişiminde bulunan düzensiz göçmenlere yönelik Jandarma ekiplerince karadan, Sahil Güvenlik botlarıyla denizden arama tarama faaliyetleri gerçekleştirildi. 






Arama tarama faaliyetleri sonrası düzenlenen operasyon sonucunda; İzmir ve Muğla'da 'Göçmen Kaçakçılığı' ağları ortaya çıkarıldı. Yakalanan düzensiz göçmenler İl Göç İdaresi Müdürlüklerine teslim edildi ve sınır dışı işlemleri başlatıldı. Yasa dışı göç ile mücadele kapsamında; teknolojinin sağladığı tüm imkanlardan etkin şekilde yararlanarak, göçmen kaçakçılığını organize eden ve bu faaliyetlere aracılık eden kişilere yönelik mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz. Kahraman Jandarmamızı, Sahil Güvenliğimizi, İzmir ve Muğla İl Jandarma Komutanlıklarını, Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığını ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verildi.

Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü

İstanbul Güngören'de 5 katlı binanın birinci katındaki balkon, henüz bilinmeyen bir nedenle çöktü. Bina tedbir amacıyla boşaltılırken ekipler tarafından mühürlendi. Bina çevresi bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı

09.08.2026 02:40:00
İHA
 
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Güngören'de 5 katlı binanın balkonu çöktü
Olay, saat 22.30 sıralarında İstanbul Güngören Akıncılar Mahallesi Üstün Sokak üzerinde meydana geldi. İddiaya göre sokak üzerindeki 5 katlı binanın birinci katındaki balkonda bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı.






Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye, polis ve zabıta ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bina tedbir amacıyla boşaltılarak mühürlendi. Binanın çevresi ekipler tarafından bariyerle kapatılarak güvenlik önlemi alındı.








Konu ile ilgili konuşan Tayfun Kurt, "Bildiğim kadarıyla apartmanın balkonu çökmüş. Ama neden kaynaklandığı hakkında bilgimiz yok. Geldiğimizde o esnada binada hala oturanlar vardı. Sonrasında zaten ilgili ekiplere haber verildi. Polis, etrafı kapattı. Oturanları çıkarttı. Şimdi de önlem alıyor" dedi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.