logo
08 AĞUSTOS 2026

Asıl açlık gönülde yaşanıyor

Bugün, dünyada ve ülkemizde bunalımın, stres ve de huzursuzluğun olduğu bilinen bir gerçek. Teknolojik ilerlemelere, hayatı kolaylaştıran imkanların genişlemesine rağmen, insanlık stresten, bunalımdan kurtulamıyor

09.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Asıl açlık gönülde yaşanıyor
Asıl açlık gönülde yaşanıyor
Bugün, dünyada ve ülkemizde bunalımın, stres ve de huzursuzluğun olduğu bilinen bir gerçek. Teknolojik ilerlemelere, hayatı kolaylaştıran imkanların genişlemesine rağmen, insanlık stresten, bunalımdan kurtulamıyor. Bizim gençlik dönemlerimizi hatırlıyorum da, o dönemde, hep şu iddia ile ortaya çıkılıyordu:

"Eğer siz insanların ekonomik noksanlıklarını, dertlerini giderirseniz, insanlığın huzur ve sükûnet içerisinde hayatlarına devam ettiğini göreceksiniz. Bugün insanlıkta bir kaos, bir bunalım, bir stres varsa bu ekonomik açıdan aç olmalarından kaynaklanıyor. Doyum noktasına ulaşamamalarından kaynaklanıyor." İddia buydu.







Tabii bu iddia aslında o günkü insanın iddiası değildir. Materyalizmin temeline bakıldığı zaman, hayatı sadece maddeden ibaret görmesi münasebetiyle her şeyi o kulvarda değerlendirir; "huzur varsa, mutluluk varsa, saadet varsa, iktisadî imkânların mevcudiyetinden dolayı vardır.

Yoksa bunlar olmadığı için yoktur" iddiasını savunur. Ama biz, bunalımların, buhranların, streslerin çoğaldığı dönemlere, devirlere ve de bölgelere baktığımız zaman, bilakis ekonomiden mahrum olan insanların değil de, iktisadî olarak güçlü insanların çok daha fazla bunalımda olduğunu müşahede ediyoruz.







Asıl açlık gönülde yaşanıyor

Bu teze göre, dünyanın en zengin devletlerinden bir tanesi olan İsviçre'de, buhran ve bunalımın olmaması gerekirdi. Fakat dünyada en fazla intiharın veya intihara teşebbüsün görüldüğü ülkelerden biridir İsviçre.

Dünyada en fazla zenginin yaşadığı bölge Amerika'dır. Bakıyoruz ki; intihar olayları burada da oldukça fazladır. İnsan öldürmeler yine oradadır. İngiltere'ye, Fransa'ya bakıyorsunuz, durum bundan farklı değil. Buda bize gösteriyor ki; materyalizmin bu iddiası yanlıştır.

Demek ki insanın, her türlü imkâna sahip olduğu halde doymayan bir tarafı var. Açlık dediğimiz husus söz konusu ki, bu açlıktan dolayı arayışını sürdürüyor. İnsanda bitmek bilmeyen bir arayış söz konusu…

Acaba insanın bu arayışı, ekonomik midir yoksa bunun dışında bir şeyler var da, omudur? Elbette ki ekonominin insan hayatında önemli bir yeri vardır. İnsan maddeye manasıyla bir bütündür. O ne sadece maddedir, ne sadece manadır. Bu ikisinin arasında mükellef bir varlıktır. Onun için onun madde yönü de var, mana yönü de var.







Maddeten midesinin, manen de kalbinin doyması gerekiyor. Biz, Milli Ekonomi Model'imizde maddî yönünün nasıl doyacağını bütün yönleriyle ele aldık ve insanlığın hizmetine sunduk. Biz burada onun mana yönünü ele alacağız.

"Kalplerinizi ancak Allah'ın zikri doyurur"

Ayet–i kerimede Cenab–ı Hak buyuruyor ki: "Dikkat edin! Kalplerinizi ancak Allah'ın zikri doyurur." Yani, zikrettiğiniz lafızlar mana itibariyle sizi Yaratıcıya taşımıyorsa, kalbinizi doyurması mümkün değildir. Onun için Allah, "Dikkat ediniz! Kalpleriniz ancak Beni zikirle doyar" buyuruyor.

Bugün insanlığın hayatına bakıyoruz! Zikri, hayatının merkezine koymak yerine, "İslam'da zikir var mıdır, yok mudur?" gibi boş tartışmaların içine girmiştir.







İman ehli diye kabul ettiğimiz insanlar bile, kendisini Allah'a taşıyacak ubudiyetten mahrum ve uzak. Dolayısıyla İlahî beyanla apaçık belirlenmiş huzur yolundan nasiplenmemek bizi buhranların ve sıkıntıların içine yuvarlamaktadır.

"Müslüman'ız" diyoruz ama onun inceliğinden, onun zarafetinden, nezaketinden maalesef mahrumuz. O kimlikten mahrumuz. O kimlik bizim iç tabiatımızda olmayınca, bu kimliğin sahibi olan Cenab–ı Hak ile irtibatımızı kuramıyoruz. Halbuki "ruh" dediğimiz cevher sahibi ile beraber olma aşkını, sevdasını, hasretini yaşıyor.

O'ndan gelen ruh, Hakk'tan gelen ruh, O'nu bulamayınca, O'nu göremeyince, O'nu sezemeyince, O'nu yaşayamayınca artık önüne ne koyulursa koyulsun hiçbir şey ile doymuyor.







İnsan neyi aradığını bilmiyor

Netice itibariyle, bunalımlar ve buhranlar devam ediyorsa, arayışımız da isabetli değil demektir. Maddeci mantıkla hayatımızın berkemal olarak devam edeceğini zannediyoruz. Misafir odamızı dayalı döşeli hale getirdik, mutfağımızı dört dörtlük yaptık, evimiz apartman oldu, köşk oldu, saray oldu, villa oldu; her şey mutantan, mütezeyyin, mükemmel ve fakat onun içinde yaşayan insan kupkuru, içi boş, kurtlanmış ağaca dönmüş vaziyette.

Eğer insan Mutlak Gerçeği, kendi iç tabiatında bulmuşsa, yani bir ömre bedel olan zenginliği yakalamışsa, Yunus'umuzun dediği gibi,"Ballar balını buldum/Kovanım yağma olsun" der.

Yani iç tabiatında olan o hazineyi, o zenginliği bulmuşsa, niye kalkıp başka şeyle kendini oyalayacaksın ki? Evet, arayış var; doğru, ama insan neyi aradığını bilmiyor.







Allah'ı bulana kadar arayış devam eder

Bugün insanlığın aradığı Allah'tır. Neden? Çünkü O'ndan geldik ve mutlaka O'na gideceğiz. Allah, "Ben, ona ruhumdan üfledim" diyor. O'nun cevherini taşıyoruz. O'nu bulana kadar bu sevda devam eder, bu arayış devam eder. Bu arayışı bitirmek istiyorsak, bilmemiz lazım ki, bunun yolu dış tabiatımızda değil, iç tabiatımızda, kalptedir.







"Ben Allah'a yürümek istiyorum…"

Doğru! Güzel! Peki, nerede yürüyeceksin? Kalp caddesinde… O'nu şu veya bu caddeden gidip bulamazsın. Kalpten gidip, bulacaksın. Niye? İnsan, o ibadetle, o zikirle Allah'a yürüyor. Allah'a yürüdükçe O'na yaklaşıyor. Allah ile konuşuyor, sohbet ediyor, arkadaş oluyor. Bizim için mutlak örnek olan Allah'ın Sevgilisi ve Ehl–i Beyt'in hayatına baktığımızda bu halin zirvesini müşahede ediyoruz.

Kısaca, mutlu ve huzurlu bir dünya hayatının elde edilmesi ve ahiretin kazanılması, zikir ve ibadetle mutmain olmuş kalpten geçer. Allah bu konuda hepimizi muvaffak eylesin. (Prof. Dr. Haydar Baş İcmal 2012)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.