logo
08 AĞUSTOS 2026

Asıl maksat Allah'ı bilmek, tanımaktır

Muhterem Hocam! İnsanlar; "Allah'ın ibadete ne ihtiyacı var?" derler, haşa! İbadeti zevk haline getiremeyen insanların hep söylediği şeydir bu. İbadetleri yük olmaktan kurtararak zevk haline getirmenin bir yolu var mı?

22.04.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Asıl maksat Allah'ı bilmek, tanımaktır
Asıl maksat Allah'ı bilmek, tanımaktır
Muhterem Hocam! İnsanlar; "Allah'ın ibadete ne ihtiyacı var?" derler, haşa! İbadeti zevk haline getiremeyen insanların hep söylediği şeydir bu. İbadetleri yük olmaktan kurtararak zevk haline getirmenin bir yolu var mı?

"Elbette Allah'ın hiç bir şeye ihtiyacı yok. Allah; mutlak gücün, mutlak hakikatin, mutlak mutluluğun, mutlak huzurun kendisidir. İhtiyacı olan biziz.

Allah Samed'dir. Hiç bir şeye ihtiyacı yoktur. İhtiyacı olan biziz. Sen, huzura muhtaçsın. Sen, kuvvete muhtaçsın. Sen, kudrete muhtaçsın. Bizim, O'na varmamız için işin kuralı bu. Yapmadan O'na gidemezsin.







Sen eğer Rabbinle beraber olamazsan, O'ndan razı olmazsan, kim ne derse desin, dıştan ne kadar şatafatlı, şanlı görünürsen görün, senin için koftur. O mutluluk sende yoktur.

Niye? O'ndan razı değilsin de ondan. Sen, seni Yaratanla barışmadın ki! Hep O'na ters düştün. Hep yanlış yerlerde mutluluğu, huzuru, saadeti aradın ve bulamadın. Bulamazsın da.

İşte O'na varmanın da, O'nunla beraber olmanın da, huzurlu olmanın da bir tek yolu, kestirme bir yolu var: Allah'ı zikir.

Bir gün Hz. Ali Efendimiz, Fahr-i Alem Efendimize geliyor; "Ya Resulallah! Bana öyle bir yol tarif edeceksin ki, beni kestirmeden Allah'a vasıl edecek" diyor.







O zaman Hz. Fahr-i Alem Efendimiz, Hz. Ali Efendimize kelime-i tevhidi telkin ediyor. Tevhit o kadar büyük bir sevaba layıktır ki, "Kim ihlas ve samimiyetle 'la ilahe illallah' derse cennetliktir." İhlas ile söylemek, O'nunla beraber olmaktır. İnsanın Allah ile beraber olması halidir bu hal.

Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz, ashabına: "Ben, size öyle bir ibadetten bahsedeyim ki, sizin cihat etmenizden daha efdal olsun. Servetinizi tasadduk etmenizden daha faziletli olsun, buyuruyor.

Ashab: Söyle ya Resulallah! La ilahe illallah, cümlesine devam etmenizdir. Bir başka hadis-i şerifte de: "Allah'ın 99 güzel ismi var. Kim onları anar, zikrederse onlar cennetliktir" buyurulmaktadır. (Buhari, K. Daavat, 68; Müslim K. Daavat, b. 87; İbn Mace, dua, 90)







Asıl maksat Allah'ı bilmek, tanımaktır

Muhterem Hocam! Mü'minin vasıflarım Kur'an'dan anlatıyorsunuz. Kur'an'ın öngördüğü model, insana mı yöneliktir? Yoksa insanın dışında topluma şekil veren sisteme yönelik midir? Sistemleri iyileştirme gibi bir anlayış var. Bu noktada siz ne söyleyeceksiniz?

"İlk nazil olan ayetlerden yola çıkarsak bu ayetlerde Cenab-ı Hakk' ın mesajını çok iyi anlarız. "Seni yaratan Rabbinin adıyla oku!" (Alak 1) buyuruyor Cenab-ı Hak.







Kula düşen vazife, Allah'ı okumasıdır, tanımasıdır, bilmesidir. Esasen bütün ilimlerden de maksat Allah' ı bilmedir, Allah'ı anmadır. Eğer bu ilimleri bizler, maksadı dışında kullanıyor, önümüze çıkartıyorsak, bilelim ki onlar da bizim önümüzde iyi bir put olmuştur.

Yani kulun vazifesi Allah'ı bilmesidir. Allah'ı tanımasıdır. İslam'daki asıl maksat budur. Kamil manada, kamil kul olma özelliklerini yaşamasıdır.







Sistemler İslam'da gaye değildir

Ben bunu defalarca söyledim: sistemler şöyle veya böyle İslam'da gaye değildir. Hatta helal ve haram sınırlarını koyun, komünizmde de İslam' ı yaşarsınız. Yani İslam, bir sistem vaat etmedi. İslam, bir rejim değildir, dindir.

Rejimler, sistemler, ideolojiktir. Yani aklın mahsulleridir. Saltanat ideolojiktir. Demokratik anlayış ideolojiktir. Benim, senin bulduğumuz, ortaya koyduğumuz şeylerdir; ama biz bunların tamamında dinimizi yaşayabiliriz.







Nasıl, hangi sınırlarda yaşayabiliriz? Helal ve haram sınırlarında yaşayabiliriz. Tıpkı meyvesi acı olan bir ağacı ehlileştirmeye benzer bu. Tutarsın, güzel bir aşı yaparsın. Ağaç ehlileşir, meyvesinden yenir.

Direkt olarak, "şu İslam'dır, bu değildir", şeklindeki bir tasnifi, ben İslam ulemasında şu ana kadar duymadım. Mesela bir İmam-ı Azam'ın Fıkh-ı Ekber'ini alın; öyle bir tasnifi ben görmedim. İmam Maturidi Hazretlerinin hayatına bakın, eserlerine bakın, yoktur. Eş'ari Hazretlerinde yine yoktur. Bu, son dönemlerin İslam'ı izahta koydukları bir tasnif şeklidir." (Prof. Dr. Haydar Baş, Hikmetin Sırları eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.