Asıl şaşılacak olan budur
İmam Zeyn’ul-Âbidin (a.s) kendisine, “Helak olan kimseye şaşırmamak gerekir. Kurtulan kimseye, ‘nasıl kurtuldu’ diye şaşmak gerekir” diyen Hasan-i Basri’ye şöyle buyurmuştur: “Ben ise şöyle diyorum: Kurtulan kimseye şaşmamak gerekir. Aksine bunca geniş rahmetine rağmen helak olan kimseye şaşmak gerekir”





Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teâlâ gökleri ve yeri yaratınca yüz rahmet yarattı ki her rahmet gök ve yer arası kadardır. Ardından o rahmetlerden birini yeryüzüne indirdi ve bu rahmet sebebiyle yaratıklar birbirine acır, anne çocuğuna merhamet eder, kuşlar ve hayvanlar su içer ve insanlar yaşarlar." (Kenz'ul-Ummal, 10464).
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Esbağ! Eğer adımların sağlam, velayetin kâmil ve elin açık olursa bil ki Allah sana senden daha merhametlidir." (Emali'et-Tusi, 173/292).
İmam Kâzım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bırak kendi yolunda eziyet gören kimseye, dostlarına eziyet etmekle kendisine eziyet eden kimseye bile sevgi gösteren, rahmet sahibi hakkında ne düşünüyorsun?! Bırak Allah'ın rızayetini arayan ve O'nun için insanların düşmanlığını tercih eden kimsenin, düşmanının bile tevbesini kabul eden merhametli ve tevbeleri kabul eden Allah hakkında ne düşünüyorsun?" (Tuhef'ul-Ukul, 399).
İmam Zeyn'ul-Âbidin (a.s) kendisine, "Helak olan kimseye şaşırmamak gerekir. Kurtulan kimseye, 'nasıl kurtuldu' diye şaşmak gerekir" diyen Hasan-i Basri'ye şöyle buyurmuştur: "Ben ise şöyle diyorum: Kurtulan kimseye şaşmamak gerekir. Aksine bunca geniş rahmetine rağmen helak olan kimseye şaşmak gerekir." (el-Bihar, 78/153/17).
İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üç şey olduğu halde mümin helak olmaz; Allah'tan başka ilah olmadığına ve ortağı bulunmadığına şehadet etmek, Allah Resûlü'nün (s.a.a) şefaati ve Aziz ve Celil olan Allah'ın geniş rahmeti." (a.g.e. s. 159/10).
Resûlullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teâlâ yüz rahmet yarattı ve bir rahmeti kulları arasındadır. İnsanlar onunla birbirine merhamet ederler. Diğer doksan dokuz rahmetini ise dostlarına ayırmıştır." (Kenz'ul-Ummal, 5668).
Allah Resûlü'nün (s.a.a) yanına bir grup esir getirdiler. Aniden esirlerden bir kadın esir bir çocuğu görünce koştu, onu kucağına alarak bağrına bastı ve süt verdi. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Acaba bu kadının çocuğunu ateşe atabileceğini zannediyor musunuz?" "Hayır, gücü olduğu müddetçe bunu yapamaz" denilince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah da kullarına bu annenin çocuğuna merhametinden daha merhametlidir." (a.g.e. 10461). (Muhammed Muhammedî Reyşehrî, Mizanu'l-Hikmet).
OKAN EGESEL
















































































