logo
08 AĞUSTOS 2026

Atatürk’ün, Müslüman devletlerle ilişkileri -1-

Atatürk’ün hayatı incelendiğinde; Hıristiyan Batı’nın işgal ettiği Anadolu coğrafyasını kurtarmak için onlarla savaşan, hitabetinde Müslüman Türk’ü yücelten, gerçek İslam’ı ve gerçek din âlimlerini öven ve yanından ayırmayan, Kur’an okuyan, namaz kılan, oruç tutan bir lider çıkar karşımıza

10.04.2026 00:24:00
Haber Merkezi
 
Atatürk’ün, Müslüman devletlerle ilişkileri -1-
Atatürk’ün, Müslüman devletlerle ilişkileri -1-
Atatürk'ün hayatı incelendiğinde; Hıristiyan Batı'nın işgal ettiği Anadolu coğrafyasını kurtarmak için onlarla savaşan, hitabetinde Müslüman Türk'ü yücelten, gerçek İslam'ı ve gerçek din âlimlerini öven ve yanından ayırmayan, Kur'an okuyan, namaz kılan, oruç tutan bir lider çıkar karşımıza.

Ve farkında mısınız bu lider, döneminde hiçbir Müslüman devlete savaş açmadığı gibi, Kurtuluş Savaşı ile ezilen Müslüman devletler için bir örnek olmuştur.

Bu örnek oluşta Batı'nın emperyalist yayılmacı zihniyetine karşı bir başkaldırı ile onlara sahip çıkış da vardır.







Ancak bu sahip çıkış, enkazından yeni bir devleti oluşturduğu Osmanlı dönemindeki siyasetten farklı bir seyir izlemiştir.

Adeta o dönemin Türkiye'si, Arap İslam devletlerine, şimdiki Türk cumhuriyetlerine, İslam âlemine bir ağabey olmuştur.

Bakınız, Osmanlı padişahlarının siyasetlerini nasıl eleştirir:







"… Efendiler, Osmanlı tarihini tetkik edersek görürüz ki, bu bir milletin tarihi değildir. Milletimizin mazideki halini ifade eden bir şey değildir. Belki milletin ve milletin başına geçen insanların hayatlarına, ihtiraslarına, teşebbüslerine ait bir hikâyedir…

Belki devletin ve milletin başına geçen insanların kendilerine mahsus siyasetleri vardı veyahut hiç siyasetleri yoktu.

Mesela, Fatih Sultan Mehmet, kendi ecdadından tesis etmiş olduğu Osmanlı Devleti ile Selçuklu Devleti tacına tevarüs etmişti ve İstanbul'un fethiyle Şarkî Osmanlı İmparatorluğu'na da tevasü etmişti. (genişlemişti).

Bundan sonra garba doğru tevasü (genişlemek) istiyordu.

Fatih arzu ediyordu ki, Roma'yı da alsın ve Garbî İmparatorluğu tacını da başına koysun.

Birçok Avrupa ülkeleri zaptolundu fakat oralarda İslam anasırı yoktu; milet-i muhtelife (değişik milletler) vardı.

Denilebilir ki, Fatih'in siyaseti bir Garp siyaseti idi…







Fatih'in ölümünden sonra Bayezid başka bir siyaset takip etti. Bu siyasetin rengi kabil-i ifade değildir. Bayezid çok mütedeyyin ve itikadı taassub derecesinde idi. Fatih'in siyasetini takip etmedi…

Sonra Yavuz Sultan Selim geldi. O da başka bir siyasete teveccüh etti. Garp siyasetini bıraktı. Şark siyaseti, ittihad-ı İslam (Müslümanların birleşmesi) siyaseti takip etti. İran istikametinde nüfuzu iktidarını ibraz etti ve Mısır seferi neticesinde de hilafeti aldı.

Vefatında yerine geçen Kanuni başka bir siyaset takip etti. Yani hem Şark, hem Garp siyasetini takip eyledi, iki cepheli siyaset…

Belli başlı dört sultandan başka diğerlerini nazar-ı itibare alırsak onların hiçbir siyaset takip etmedikleri görülüyor." 







Atatürk özellikle Müslüman dünya ile yakın ilişkiler kurmuş; onlara örnek bir lider haline gelmiştir. Bu örnek oluş Türk ve Müslüman kimliğin öne çıkarıldığı; diğer halkların haklarına saygılı, onları egemenlik altına almak üzerine kurulu olmayan, bağımsızlıklarına saygılı bir dış politikadır.

Bir Bektaşî olan Atatürk'ün Şii dünyanın başı İran'ın şahı Rıza Pehlevi ile olan dostluğu bilinmektedir. Öyle ki, Şah Pehlevi Atatürk'e "menim birader" diyecek kadar yakın hissetmektedir kendisini…







Bakınız, henüz Meclis yeni açıldığı zamandan bahsediyoruz. 1920 senesinden… Siz hangi "dinsiz" Atatürk'ten bahsediyorsunuz.

Atatürk, henüz 1920 senesinde, İslam devletleri ile ileride kurulabilecek birlikteliklerden bahsediyor.

Ülkeyi işgal eden güçleri şuurlu bir şekilde haçlı olarak vasfeden ve işgali haçlı işgali olarak değerlendiren Atatürk, İslam devletleri ile inanç temelinde birleşerek birliktelikler kurmaktan söz ediyor." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.