Bize yıllardır beklediğimiz Avrupa Birliği'nin (AB) kapısında maraba muamelesi yapan, Avrupalı dostlarımız(!) Avrupa Siyasi Topluluğu adında yeni bir birlik kurdular ve onun dün Çekya'nın başkenti Prag'da gerçekleşen ilk toplantısına Türkiye'yi de davet ettiler.
Söz konusu toplantıya katılmak için Cumhurbaşkanı Erdoğan da dün Prag'a uçtu.
Dün öğleden sonraki açılış oturumunun ardından düzenlenen "barış ve güvenlik" konulu yuvarlak masa toplantılarında katılan Erdoğan, Azerbaycan lideri Aliyev, Ermenistan Başbakanı Paşinyan, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve İspanya Başbakanı Sanchez'le de ikili görüşmeler yaptı.
Şimdi bayram değil seyran değil, üstelik Ukrayna savaşı ve bu savaşın körüklediği enerji krizinin had safhada hissedildiği bir dönemde nereden çıktı bu Avrupa Siyasi Topluluğu projesi diye soranlar olabilir.
Hemen söyleyelim, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin yanı sıra Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 17 ülkenin ilk toplantısına davet edildiği projenin fikir babasının Fransa Cumhurbaşkanı Macron olduğu ifade ediliyor.
Avrupa Siyasi Topluluğu (AST) projesiyle AB'nin parçası olmayan ülkelerin de, siyasi karar süreçlerine katılımının amaçlandığı belirtiliyor.
İlk toplantıda olduğu gibi bundan sonraki buluşmalarda da Avrupa kıtasını ilgilendiren güvenlik, enerji, iklim ve ekonomi gibi konular masaya yatırılacak.
Projenin fikir babası Macron projeyi tanıtırken, "AB kısa vadede Avrupa kıtasını yapılandırmanın tek yolu olamaz" demişti.
Macron'un önerisi, hâlihazırda mevcut olan Avrupa Birliği'ne dokunmamak, ama birliğe üye olmayan Avrupalı ülkeleri de kapsayacak yeni bir "siyasi birlik" oluşturmak üzerine kuruluydu.
Oysa hâlihazırda AB'den daha geniş üye yapısına sahip Avrupa Konseyi var.
Demek ki AST'yi kurmakta AB'nin çok daha farklı beklentileri var.
Öncelikle AST'nin Türkiye'nin AB'ye tam üyelik beklentisinin daha uzun yıllar karşılanmayacağını gösterdiğini belirtmekte faydalar var.
AB ne zaman yeni bir kararla ortaya çıksa bunun Türkiye açısından etkisi istisnasız tam üyeliğin ötelenmesi olarak kendisi gösteriyor.
Aslında projenin fikir babasının Macron olduğu da tartışılır.
Zira Macron'un ortaya attığı proje, Macron dahil Avrupa'da şu anda görevde olan liderlerin hiçbirinin isimlerini daha duymadığımız yıllar önce ifade edilen AB'de 'çekirdek' ve 'çeper' ülkeler kavramının aceleye getirilmiş devamı niteliğinde.
Bu kökü yıllar öncesine dayanan bu projede AB'ye hâlihazırda tam üye olmuş ülkeler çekirdek bölgesinde yer alacakken, Türkiye gibi ülkelerin ise çeper kısmında konumlanması öngörülüyordu.
Bu projeyle çeperdeki ülkeler, çekirdekteki ülkelere adeta kalkan yapılmak isteniyordu. Şimdi de amaç bundan farklı değil.
Giderek daha da kızışacağının işaretlerinin ortaya çıktığı Ukrayna savaşı, AB'yi bu projeyi apar topar ortaya atmak zorunda bıraktı anlaşılan.
Bana öyle geliyor ki, temel hedefi Rusya'yı daha da yalnızlaştırmak olan bu AST projesine dahil olan ülkelerin Rusya karşıtı bloğa yakınlaştırılması amaçlanıyor.
Bu bağlamda Rusya'yla vazgeçemeyeceğimiz ticari bağları olan Türkiye'nin ne teklif edilirse edilsin, ihtiyatlı yaklaşması gerekiyor.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024


























































