logo
01 NİSAN 2026

"Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Avrupa, bu sefer Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla tamamen başarısızlığa mahkum bir maceraya atılarak yeniden bir Nazi bayrağı benimsedi ve bir kez daha sonuca varamayacak. Başarılı olamayacak" dedi

27.05.2025 22:09:00
İhlas Haber Ajansı
"Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"
"Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Avrupa, bu sefer Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla tamamen başarısızlığa mahkum bir maceraya atılarak yeniden bir Nazi bayrağı benimsedi ve bir kez daha sonuca varamayacak. Başarılı olamayacak" dedi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. İki bakan, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Fidan ile dünya genelinde siyasetçiler ve siyaset bilimcileri açısından oldukça popüler ve itibarlı bir platform haline gelen Antalya Diplomasi Forumu sırasında da görüştüklerini ve düzenli bir şekilde temas halinde olduklarını ifade etti.
Bugünkü görüşmede Türkiye ile Rusya arasındaki ortaklığın güçlendirilmesi ve işbirliği alanlarının genişletilmesi yönündeki ortak kararlılığı teyit ettiklerini ifade eden Lavrov, Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliğini Batı'nın zorlaştırma girişimlerine rağmen ilerletmeye devam ettiklerini kaydetti. Lavrov, "Devlet Başkanımız, dışarıdan gelen tüm engellemelere rağmen Türkiye ile pozitif bir şekilde önemli projelerin hayata geçirilmesini ve ikili işbirliğimizin geliştirilmesi noktasındaki niyet ve kararlılığı, Kremlin'de Sayın Fidan'la yaptığı görüşmede ciddi ve çok net bir şekilde bir kez daha teyit etti" dedi.

Türkiye ile Rusya arasındaki ikili işbirliğinin tarihi temeller üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Lavrov, "25 Mayıs'ta Rusya ile Türkiye arasında temel ilişkiler anlaşması imzalanmasının 33'üncü yıl dönümünü kutladık. Önümüzdeki günlerde, 3 Haziran tarihinde Sovyet Rusyası ile Atatürk Türkiyesi arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 105'nci yıl dönümünü kutlayacağız. Bugün çok farklı ikili konuları ele aldık. Özellikle üst düzeyde varılan mutabakatların yerine getirilmesi konusunda. Nasıl adımlar atacağımız noktasında önemli bir toplantı yaptık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin inşaatı devam ediyor ve bu inşaatı devlet şirketi Rosatom devam ettiriyor. TürkAkım ve Mavi Akım doğal gaz boru hatlarının güvenliğinin sağlanması konusunu da Kiev rejiminin kesintisiz provokasyon ve tehditleri bağlamında ele aldık. 52 milyar doları aşan ticaret hacmimizin istikrarlı bir şekilde artışını not ettik. İlişkilerimizi çeşitlendirip diğer önemli iş birliği alanlarının açılması konusunda çaba göstereceğiz" dedi.
Ticari ve Ekonomik İşbirliği Konularında Türk-Rus Karma Ekonomik Komisyonu'nun 19'uncu toplantısının haziran ayı sonunda Moskova'da yapılacağını ifade eden Lavrov, iki ülke arasındaki ticari ve mali işbirliğinin bu önemli toplantıya katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Rus turistlerin Türkiye'yi tercih ettiklerini vurgulayan Lavrov, "Bir rekor kırıldı ve anladığım kadarıyla Rus turistlerin sayısı, diğer ülkelerden gelen turistlerin sayısını aştı. Rekor kırdık. Bu açıdan, gösterilen misafirperverlik için minnettarız" dedi.
Rusya Acil Durumlar Bakanlığı ile Türkiye'nin Tarım ve Orman Bakanlığı arasındaki işbirliğinin pekiştirilmesine katkı sağlamaya hazır olduklarını ifade eden Lavrov, "Orman yangınları ile mücadelede önemli bir iş birliğimiz olabilir" dedi.

"Suriye'nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve siyasi birliğinin korunması konusundaki pozisyonlarımız örtüşüyor"
Görüşmede, uluslararası arenada, uluslararası konularda yaklaşımların teyit edildiğini ve özellikle Suriye konusunda yakın diyalog içerisinde olmaya hazır olduklarını ifade eden Lavrov, "Suriye'nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve siyasi birliğinin korunması konusundaki pozisyonlarımız örtüşüyor. Suriye hükümetinin geçiş döneminde karşı karşıya olduğu meydan okumaları aşması için biz de gerekli yardımları sağlayabiliriz" dedi.

"Filistin konusunda Rusya ve Türkiye'nin pozisyonları birbiri ile örtüşüyor"
Lavrov, "Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki konular üzerinde yakın bir diyalog içerisinde olabiliriz. Libya'da örneğin durum gergin olabiliyor ve biz, her iki ülke olarak şiddetin durdurulması için Libya'daki taraflar üzerindeki nüfuzumuzu kullanabiliriz. Filistin konusunda Rusya ve Türkiye'nin pozisyonları birbiriyle örtüşüyor. Gazze'de olup bitenlerin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Batı Şeria'daki durumların da kabul edilebilir olduğunu düşünmüyoruz. Hem Rusya hem Türkiye olarak Filistin devletinin kurulmasından yanayız. Çok sayıda Filistinli öldürüldü ve yaralandı. Bu sayı maalesef artıyor. Biz sahip olduğumuz tüm imkanlarımızı kullanacağız bu şiddetin durdurulması için özellikle bölge ülkeleri ile temaslarımız sırasında ve Birleşmiş Milletler'de elimizden geleni yapacağız. Daha önce varılan mutabakatların yerine getirilmesi ve özellikle ateşkesin tesis edilmesi için çaba göstereceğiz. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ile Rusya olarak irtibat halinde olacağız. Türkiye'nin şu anda dönem başkanı olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki çabalarla da derin bir felaketi durdurmak için elimizden geleni yapacağız" dedi.
Güney Kafkasya'daki duruma da değinen Lavrov, "Kafkasya'da 3+3 şeklinde bir formatımız var. Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve üç önemli komşu Rusya, Türkiye ve İran formatında çalışıyoruz. Bu formatın faydalı olduğu görüldü ve bunu sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

"Batı'nın kışkırtmaları sonucu Kiev makamları her türlü provokasyona geliyor"
"Devlet Başkanının kabulü sırasında dün de ifade edildiği üzere, Ukrayna konusunu da görüştük. Özellikle 16 Mayıs tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Ukrayna ve Rusya arasında doğrudan müzakerelere dair değerlendirmelerde bulunduk" ifadelerini kullanan Lavrov, "Bu görüşmeler, Sayın Putin ile Sayın Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından başlatılmış bir girişim olmuş ve bu, Sayın Erdoğan ve Sayın Fidan tarafından desteklenmiştir. Türkiye'nin de katkı yapmaya hazır oluşunu takdir ediyoruz" dedi.
Rusya'nın Ukrayna konusundaki tutumunun iyi bilindiğini ve bunun Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından da sık bir şekilde dile getirildiğini vurgulayan Lavrov, "Müzakerelerin başarısı, bu müzakerelerde ihtilafın temel sebeplerini ortadan kaldırabilmesine bağlı olacaktır. Biz Sayın Fidan ile çok faydalı bir görüş alışverişi gerçekleştirdik ve bunun çok faydalı olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Lavrov, Karadeniz'de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusunda da Türkiye ile irtibat halinde olduklarını ifade ederek, "Son üç yılda bu husustaki müzakerelerden sonra yapılan anlaşmalar maalesef yerine getirilmemiştir fakat Batı'nın kışkırtmaları sonucu Kiev makamları her türlü provokasyona geliyor. Yine de Türkiye ile diyaloğumuz devam edecek ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği parlaktır. Ben bunun üzerinden hareket ediyorum ve bundan eminim" diye konuştu.

Ukrayna'nın Rusya ile esir takası üç gün sürdürdükten sonra Rusya'yı saldırı ile suçladığını ve bunun Rusya'nın savaşmaya devam etmek istediği yönündeki eleştirilere neden olduğu konusunda bir soru alan Lavrov, ateşkes süreçlerini bozan tarafın Ukrayna olduğunu savundu. Paskalya ateşkesi ve 9 Mayıs Zafer Günü kutlamaları vesilesiyle ilan edilen ateşkeslerin Ukrayna tarafından Rus topraklarına yapılan saldırılarla ihlal edildiğini vurgulayan Lavrov, "Daha önce de Rusya-ABD arasında devlet başkanları arasındaki telefon görüşmelerinde varılan mutabakatlar çerçevesinde karşılıklı olarak enerji tesislerine saldırı olmaması konusunda bir ateşkes ilan edildi ama bütün bunlara rağmen Ukrayna rejimi, bütün bu ateşkes dönemlerinde kasıtlı bir şekilde gerek enerji tesislerimize, gerek sivil tesislere, evlere, kreşlere, okullara, Rusya'nın sivil halkını hedef alan saldırıları devam ettirdi. Maalesef sivil halk arasında kayıplarımız ve yaralılarımız var. Batı eliti, ABD dahil olmak üzere özellikle Avrupa Birliği'ndeki Batı eliti bunu görmezlikten geliyor, bunu görmüyordu" dedi.

"ABD'deki mevcut iktidarı, Biden hattına yani savaş hattına itmek istiyorlar"
Batı elitlerinin Rusya'yı stratejik bir yenilgiye uğratmak istediklerini vurgulayan Lavrov, "Gerçekleri görmek istemiyorlar ya da ilgili ekipler, haber bültenlerin onlara gerçekleri nakletmiyor. Şimdi ABD'deki mevcut iktidarı, Biden hattına yani savaş hattına itmek istiyorlar. Yani bütün bu güçler gerçekten ne olduğunu aslında çok iyi anlıyor. Biz, bu saldırılara cevap verdik. Suçlu olan taraf, gerekli cezayı almalıdır. Zelenskiy ve komutasındakiler, bizim neye karşılık verdiğimizi çok iyi anlıyor. Biz sadece ve sadece askeri tesislere ve askeri amaçlarla kullanılan tesislere darbe indirdik" dedi.

"Biden dönemine kıyasla, ABD tarafıyla iyi ve normal bir diyalog içerisindeyiz"
Rusya'nın müzakere heyetinin başkanı Medinsky'nin değiştirilmesine ilişkin iddialar hakkında bir soruya cevabında Lavrov, "Bazı dedikodular söz konusu. ABD, Rusya'nın başmüzakerecisini değiştirmek istiyor. Biden dönemine kıyasla, ABD tarafıyla iyi ve normal bir diyalog içerisindeyiz. Eğer ABD tarafı bize bir mesaj göndermek istiyorsa bize direkt bir şekilde bunu iletebilir, bunun dedikodusunu yapmaya gerek yok. Belki de şüpheyle yaklaşıyorsunuz fakat Sayın Medinsky, başka bir ülkenin devlet başkanı tarafından değil, doğrudan Sayın Devlet Başkanı Putin tarafından tayin edildi. Sayın Putin ve Sayın Trump, son telefon görüşmesinde esir takası ve sonraki dönem konusunda bir mutabakata vardı. Detaylar ilgili istihbarat birimi tarafından onaylanmıştır" dedi.
Avrupa'nın Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakereleri baltalamasının söz konusu olup olmadığı konusunda bir soru alan Lavrov, "Brüksel'in böyle bir teşebbüsü olduğunu görüyorum. Bu süreci baltalamak istiyorlar. Benzeri görülmemiş, inanılmaz adımlar atıyorlar. Aslında sinirliler çünkü anlıyorlar ki Fransa, İngiltere, Almanya ve Polonya başkanlığındaki savaşı isteyen bu güçler, korkuyorlar. Çok korkuyorlar çünkü Ukrayna'ya destek verecek güçleri, imkanları, potansiyelleri yok. Günün birinde Trump'ın bu işe siz başladınız ve artık siz devam edin demesinden çok korkuyorlar. Sayın Trump'ın Rusya-Ukrayna arasındaki müzakerelerin devam etmesini istiyor. Kendisi bu konuda Putin ile anlaştı. Bu şahıslar, bahsettiğiniz şahıslar, tabii olarak bunu baltalamak engellemek istiyor. Çünkü eğer savaş biterse, siyasi kariyerleri sona erecek. Egoist çıkarları ve bunu ulusal çıkarlarının üzerinde tutmaları uluslarının acı çekmesine neden oluyor. Mesela enerji fiyatları arttı ve kendi halklarının buna razı gelmesini istiyorlar. Makul insanlar da iktidara gelebilir ama bunu da istemiyorlar. Çünkü Avrupa Birliği idaresi, Brüksel'deki Avrupa Komisyonu, kendi fonksiyonunu çok spesifik bir şekilde hayata geçiriyor. Zaten teknik bir makam. Sadece üye ülkelerin aldığı kararları takip ediyor. Üye ülkelerin istemediği bir kararı empoze edememesi gerekiyor ama bunu yapmaya çalışıyorlar" dedi.
Lavrov, Türkiye'nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin devamına ev sahipliği yapması konusunda ise, "Bana sorarsanız, İstanbul'daki platformu çok iyi. Türkiye'nin misafirperverliği çok iyi" ifadelerini kullandı.
Trump'ın Putin'e yönelik açıklamalarının değişkenliğine ilişkin bir soru üzerine Lavrov, "Dünya liderlerinin farklı konuşmaları, farklı açıklamaları olabilir. Mesela, son zamanlara kadar Avrupa tek sesle hiçbir ateşkes yapılmamalı, Rusya mağlup edilmeli ve Ukrayna'ya silah desteği artırılmalı diyorlardı fakat şimdi önkoşul olmadan derhal bir ateşkes yapılmasını talep ediyorlar. Macron da buna, ateşkes sırasında Ukrayna'ya ateşkes sırasında silah satışına devam edeceklerini ekliyor. Avrupa'nın tüm retoriği bu şekilde" dedi.
ABD Başkanı Trump'ın sonuç görmek isteyen bir lider olduğunu ve Putin ile vardıkları mutabakatların, İstanbul'daki görüşmenin ve Rusya ile Ukrayna arasındaki mutabakatların sözde değil somut ve çözüm odaklı unsurlar içermesi gerektiğine inandığını vurgulayan Lavrov, "Ancak Başkan Trump, bu girişimlerin Avrupa'daki bazı çevreler tarafından sabote edilmesine yönelik teşebbüsleri gördüğünde, Rusya'nın şehirlerini, sivil tesisleri ve Putin'in helikopterine saldırı teşebbüsleri gördüğünde, farklı his ve duygulara kapılabilir. Adil hedeflere ulaşmak istiyorsa, bu baltalama teşebbüslerini görünce farklı açıklamalar yapabilir. Önemli olan, Avrupa'nın barışa doğru olan ilerlemeyi, Türkiye ve ABD'nin desteklediği barışa doğru bir ilerlemeyi baltalama teşebbüslerini sona erdirmesi gerektiğidir. Avrupa Birliği'nin bu tür girişimlerini engellemek gerekiyor" dedi.

"Aslında Fransa, Rusya'ya karşı savaşıyor"
Almanya'nın Ukrayna'ya verdiği füzelerde menzil engelini kaldırması konusunda Almanya'ya karşı bir misilleme olup olmayacağı konusundaki soruya ise Lavrov, "Füze menzilinin engelinin kaldırılması konusundaki açıklama, Avrupa kıtasında iktidara gelen şahısların ne kadar tecrübesiz olduğunu gösteriyor. Bunların ne denli yeteneksiz olduğunu gösteriyor. Kendi adına, ABD adına, İngiltere adına, Fransa adına konuşma yapıyor sonra da yardımcısı televizyona çıkıp böyle bir şeyin söz konusu olmadığını açıklıyor. ABD askeri karargahında böyle bir şeyin söz konusu olmadığı söylendi. Sonrasında Merz, bir açıklama yaptı ve 'Bu yeni bir karar değil, eski iktidar tarafından alınan bir karar söz konusu' dedi. Burada gördüğümüz şey, Ukrayna'nın Rusya topraklarında saldırı ve darbe vurması ile ilgili engellerin bir önceki iktidar döneminde kaldırılmış olduğu. Dün Fransa Dışişleri Bakanı, Fransa'nın Rusya halkına karşı savaşmadığını ve sadece Ukrayna'nın askeri güçlerine yardımcı olduğunu söyledi. Bu yanlış bir bilgi, aslında Fransa Rusya'ya karşı savaşıyor. Çünkü Kiev'in Nazi rejimi, Fransa'nın imkanlarını kullanarak Rusya topraklarına saldırıyor, sivil tesislerine saldırı düzenliyor. Eğer Fransız siyasetçiler, ülkelerini seviyor ve onun değerlerini temsil ettiklerini düşünüyorlarsa o halde Fransız halkının 'Hürriyet, eşitlik ve kardeşlik' şiarına uymaları gerek. Bu şiarı aslında tüm ihtilaflar için kullanıyorlar fakat sadece Ukrayna konusunda kullanmıyorlar. Ukrayna, Rus dilini yasaklayan bir karar alınan tek ülke. Hiçbir ülkede, hiçbir bölgede, hiçbir devlette bir dilin yasaklanmasına yönelik bir kanun yoktur. Avrupa Birliği'nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi, Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerine başlamak için gerekli hazırlıkları yaptığını açıkladı. Demek ki o Avrupalı siyasetçiler, Rus dilinin yasaklanmasını bu hazırlıklar içerisinde görüyor" dedi.

"Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"
Lavrov, "Avrupa, bu sefer Rusya'ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla tamamen başarısızlığa mahkum bir maceraya atılarak yeniden bir Nazi bayrağı benimsedi ve bir kez daha sonuca varamayacak. Başarılı olamayacak. Mevcut Almanya'nın başbakanının ağzından Almanya'nın Avrupa kıtasındaki en büyük askeri güç olacağını duymak, hem de bunu İkinci Dünya Savaşı'ndaki zaferin 80'inci yıl dönümünde işitmek fazlasıyla manidar" ifadelerini kullandı.
ABD'nin Suriye'ye yönelik yaptırımları kaldırmasının Türk-Rus ilişkilerine nasıl etkileyeceği yönündeki bir soruya cevabında Lavrov, "Suriye'ye yönelik yaptırımlar, bizim her zaman kınadığımız bir adım oldu. Biz bunların kaldırılması için çaba gösterdik. Normal olarak, Beşar Esad'ın rejimi aleyhinde uygulanan bu yaptırımlar gerçekte tüm Suriye halkına zarar verdi. Geçtiğimiz yıl Şara'nın iktidarı ele geçirmesi sonrasında biz yaptırımların kaldırılması konusundaki çağrılarımızı ısrarlı bir şekilde sürdürdük. Aynı şekilde Afgan halkının el konulan paralarının da iade edilmesini talep ediyoruz, bu konudaki pozisyonumuz da aynı. Trump'ın böyle bir adım atmasını takdir ediyoruz çünkü sivil halk zarar gördü. Avrupa Birliği de insani amaçlarla ve Amerika tarafının yaptırımları kaldırdığını görünce, yaptırımları kaldırmayı değerlendirmeye aldı. Sayın Putin, Sayın Şara ile bir telefon görüşmesi yaptı ve sonra kendisine bir mektup gönderdi. Yeni koşullarda ekonomi ve diğer konuların nasıl görüşüleceği ve nasıl ilerletileceği konusunda görüşmeye hazırız. Bizden bir heyet, ocak ayında Suriye'ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Nisan ayında Antalya'daki Diplomasi Forumu marjında Sayın Hakan Fidan'ın da katılımıyla Suriye Dışişleri Bakanı ile bir görüşmemiz oldu. Suriye'nin bölünmemesi ve şiddetin yeniden patlak vermemesi, bizim için önemli bir hedef" dedi.İHA

Gebze'de çöken bina için yeni rapor

Gebze'de yaşanan ve aynı aileden 4 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaya ilişkin resmi süreç devam ederken, yerel bilirkişi heyeti raporu dışında ikinci bir rapor daha olduğu ortaya çıktı. Farklı üniversitelerden uzmanların yer aldığı bilim kurulu tarafından hazırlanan ikinci raporun, yerel bilirkişi heyeti raporundaki çelişkilere ışık tuttuğu öğrenildi

01.04.2026 14:11:00 / Güncelleme: 01.04.2026 14:16:21
İhlas Haber Ajansı
Gebze'de çöken bina için yeni rapor
Gebze'de çöken bina için yeni rapor
Kocaeli ili, Gebze ilçesinde meydana gelen bina göçmesine ilişkin süreç, raporların ilgili makamlara sunulması ile devam ediyor. Yerel bilirkişi raporunun basına sızmasının ardından konuyla ilgili ikinci bir rapor daha hazırlandığı ortaya çıktı. Hızlı bir şekilde hazırlanarak tamamlanan ve çelişkiler içerdiği belirtilen ilk rapora karşılık; bilim kurulu tarafından hazırlanan ikinci raporun, teknik bir rapor olduğu ve jeolojik-jeoteknik değerlendirmelerin derin analizine yer verdiği aktarıldı.

Hazırlanan jeolojik-geoteknik değerlendirme raporu, meydana gelen bina çökmesine ilişkin önemli bulgular ortaya koydu. Raporda yer alan değerlendirmelere göre; çökmenin temelinde binanın bulunduğu zayıf zemin koşulları ve yapıdaki imalat kusurları bulunuyor. Ayrıca raporda çöken binanın eski bir dere yatağı ve döküm sahası niteliğindeki kontrolsüz dolgu zemin üzerine inşa edildiği, temelinin ise yüzeysel ve yetersiz olduğunun tespit edildiği belirtiliyor.

Raporda ayrıca yer altı su seviyesindeki değişimlere de değiniliyor. Yer altı su seviyelerinin zemin içinde zamanla boşluklar oluşturduğu, bu sürecin temel altındaki taşıyıcı zemini zayıflatarak yapının stabilitesini olumsuz etkilediği belirtiliyor. Ayrıca yapıdaki bazı beton dayanım değerlerinin binanın projesinde öngörülen seviyelerin altında kaldığı da raporda yer alıyor.

Zemin hareketi sınırlı kaldı

Raporda, metro proje inşaatı süresince ölçülen toplam zemin hareketinin azami 5 santimetre seviyesinde kaldığı ve bu değerin bina altında aniden oluşan büyük ölçekli boşluğu açıklayacak nitelikte olmadığı vurgulanıyor. Binanın zemin oturmalarının da ilgili yönetmeliklerde belirtilen sınırlar içinde kaldığı, zamanla sönümlendiği ve sonrasında ilave bir hareket gözlenmediği aktarılıyor.

Tünellerde hasar bulgusu yok

Hazırlanan ilk yerel bilirkişi raporunun genelinde, metro inşaatının sürece etkisine dair varsayımsal birçok kanaatin yer aldığı belirtiliyor. Hazırlanan teknik raporda bu konuya da değinerek, açıklık getiriliyor. Metro tünellerinde yapılan teknik incelemelerde herhangi bir çatlak, deformasyon, kayma ya da su sızıntısına rastlanmadığı kaydedilirken; metro tünellerinin sağlam kaya birimi içinde inşa edildiği, ölçümlerde eksenel sapma veya yapısal bozulma tespit edilmediği belirtildi. Raporda ayrıca tünel kazılarının yüzeydeki yapılarla etkileşiminin kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı ve inşaat sürecinin teknik kriterlere uygun şekilde yürütüldüğü de ifade edildi.





13 ilde 50 milyonluk araç vurgunu

Samsun merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda milyonluk araç vurgunu yapan çete çökertildi

01.04.2026 10:52:00
İhlas Haber Ajansı
13 ilde 50 milyonluk araç vurgunu
13 ilde 50 milyonluk araç vurgunu
Samsun merkezli 13 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, araçların şase bilgilerini değiştirerek yaklaşık 50 milyon TL'lik vurgun yaptığı belirlenen organize suç örgütü çökertildi, 13 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlığı Büro Amirliği ekiplerince oto "change" suçlarına yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında geniş çaplı bir operasyon gerçekleştirildi. Kazalı, yanmış ya da ağır hasarlı araçların şaselerini, yurtdışından kaçak yollarla getirilen veya yurtiçinden çalınan araçlara monte ederek trafiğe süren ve bu yöntemle vatandaşları dolandıran organize suç örgütünün faaliyetleri deşifre edildi.



Şüphelilerin araçların kimlik bilgilerini değiştirerek adeta "yeni bir araç" gibi piyasaya sürdükleri belirlendi.

Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'nce daha önce tırlara yönelik düzenlenen "Satır" operasyonunun ardından bu kez otomobillere yönelik "Satır 2" operasyonu hayata geçirildi. 31 Mart 2026 günü saat 06.00'da başlayan operasyon kapsamında 13 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlenerek 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan incelemelerde şüphelilerin yurtdışından yasa dışı yollarla araç ve parçaları temin ettikleri, yurtiçinden araç çaldıkları, bu araçlara usulsüz şase monte ederek sahte plakalarla trafiğe çıkardıkları ve satış yoluyla vatandaşları dolandırdıkları tespit edildi.



Yürütülen çalışmalar neticesinde suç örgütünün yaklaşık 50 milyon TL'lik vurgun yaptığı belirlenirken, operasyon kapsamında 14 otomobile el konuldu. Şüphelilerin ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda yurtdışından kaçak yollarla getirilen ve change işlemine hazır 3 araç, change işlemi gerçekleştirilmiş satışa hazır 2 araç, haciz yakalamalı 1 araç, yurtdışından kaçak yollarla getirilen 3 motor bloğu, change işleminde kullanılan kimyasallar, numaratör, şase numaraları ve tip etiketleri, çok sayıda ruhsat belgesi, sahte plakalar ile dijital materyaller ele geçirildi.

Gözaltına alınan 13 şüphelinin polisteki sorgulanmaları devam ediyor.

Yetkililer, ikinci el araç alım-satımında vatandaşların araçların şase ve motor numaraları ile ruhsat bilgilerinin uyumluluğunu mutlaka kontrol etmeleri ve ekspertiz yaptırmadan işlem gerçekleştirmemeleri gerektiğini vurguladı.

Sarıyer'de toprak kayması sonucu 6 binaya tahliye kararı verildi: Bina sakinleri belediyeye isyan etti

Sarıyer'de bulunan bir binanın bahçe kısmında yoğun yağışlar sonrası toprak kayması gerçekleşti. Yaklaşık 20 metre aşağıda bulunan evlerin üzerine topraklar düştü. Sarıyer Belediyesi personelleri sokakta 6 binayı riskli görerek anlık tahliye kararı verdi. Bina sakinleri belediye personellerine isyan ederek, gidecek yerlerinin olmadığını bu sorun uzun süredir var olduğunu belirtti

01.04.2026 06:18:00 / Güncelleme: 01.04.2026 06:25:30
İHA
Sarıyer'de toprak kayması sonucu 6 binaya tahliye kararı verildi: Bina sakinleri belediyeye isyan etti
Sarıyer'de toprak kayması sonucu 6 binaya tahliye kararı verildi: Bina sakinleri belediyeye isyan etti
Olay, saat 19:00 sıralarında Sarıyer ilçesi Ayazağa Mahallesi 108. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, yoğun yağışlar sonrası sokakta bulunan bir binanın bahçesinde toprak kayması meydana geldi. Kayan topraklar yaklaşık 20 metre aşağıda bulunan evlerin üstüne düştü. Ev sakinleri durumu Sarıyer Belediyesi'ne şikayet etti. Ev sakinleri durumun ciddiye alınmadığını görerek, bu sefer de Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) şikayet etti. Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi şikayeti dikkate alarak, bölgeye Sarıyer Belediyesi personelleri, çok sayıda polis ve AFAD ekipleri yönlendirdi.



AFAD, toprak kayması yaşanan binanın bahçesinde inceleme yaptı. Durumu riskli değerlendiren ekipler, toplamda 6 binaya tahliye kararı verip mühürledi. Bina sakinleri belediye personellerinin anlık tahliye kararına tepki göstererek, gidecek yerlerinin olmadığını bu durumun birçok kez belediyeye bildirdiklerini ciddiye alınmadığını söyleyerek tepkiler gösterdi.



Bina Sakini Elmas Yalkın, tepki yaşanan duruma tepki göstererek, "Bu sokağın çoğu uçurumun üzerine kurulmuş bir sokak. Sokakta 20 yıldır Şişli Belediyesi ve şimdiki Sarıyer Belediyesi'ne bağlı olan bu sokak 20 yıldır istinat duvarı yapılması için baskı yapılıyordu belediyelere. Bu yoğun yağmur sonucunda da burada toprak kayması oldu. Belediyeyi bilgilendirdik buraya istinat duvarı yapılmalı diye. Belediye geldi her şey bir gün içerisinde oldu. Belediye geldi evde ocakta yemeğim varken, kapımı çaldı evimi boşaltmam gerektiğini söyledi. Riskli bölge olduğunu evi boşaltmam gerektiğini söyledi. Bende şöyle dedim biz burada yaşıyoruz hemen nasıl gidebiliriz. Şuanda sokaktayız. Belirli yerlere bant çektiler. Yapılması gereken istinat duvarı ile ilgili dönüş alamıyoruz, yaşanan olaydan sonra da alamıyoruz" dedi.



"Herhangi bir rapor yok"



Yalkın, durumla alakalı bir raporun olmadığını belirterek, "Herhangi bir rapor yok bir zemin etüdü yok bize gönderilen. Bizim kapımız çalındı evinizi boşaltın dendi" ifadelerini kullandı.

Show TV, Habertürk ve Bilgi Üniversitesi'ne kayyum atanmıştı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi

01.04.2026 00:05:00 / Güncelleme: 01.04.2026 00:08:55
Haber Merkezi
Show TV, Habertürk ve Bilgi Üniversitesi'ne kayyum atanmıştı
Show TV, Habertürk ve Bilgi Üniversitesi'ne kayyum atanmıştı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulması iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Eylül 2025'teki ilk dalga operasyonda gözaltına alınan Kenan Tekdağ hakkında 'ev hapsi' ve 'yurt dışı çıkış yasağı' adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.



Soruşturma çerçevesinde ikinci dalga operasyonda bir kez daha gözaltına alınan Tekdağ, 'çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma' ve 'suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama' suçlamalarıyla tutuklanmıştı.

Yaklaşık 5 aydır tutuklu bulunan Tektağ, bugün ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi.

121 Şirkete el konuldu



Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma çerçevesinde, Kenan Tekdağ'ın yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü Can Holding'e bağlı 121 şirkete el konuldu.

Mahkeme kararıyla bu şirketlerin yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildi.

Operasyonun kapsamı genişledi

Soruşturmanın ilk aşamasında 121 şirketle başlayan el koyma süreci, incelemelerin derinleşmesiyle birlikte holdingin diğer iştiraklerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Bu kapsamda, holding bünyesindeki medya organlarından eğitim kurumlarına, enerji şirketlerinden spor kulüplerine kadar çok sayıda stratejik varlığa kayyum atandı.

El Konulan Başlıca Varlıklar:

Medya Grubu: Habertürk TV, Show TV, Bloomberg HT ve HT Spor.

Eğitim Kurumları: İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Doğa Koleji.

Spor: Kasımpaşa Spor Kulübü.

Enerji ve Diğer: Energy Petrol ve çeşitli sanayi iştirakleri.

Gerekçe: Kara Para Aklama ve Nitelikli Dolandırıcılık

Yargı makamları, söz konusu şirketlerin "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kara para aklama", "vergi kaçakçılığı" ve "nitelikli dolandırıcılık" faaliyetlerinde araç olarak kullanıldığı iddiasıyla bu kararı aldı. El koyma kararıyla birlikte, şirketlerin finansal hareketleri ve geçmiş dönemdeki varlık transferleri mercek altına alındı.

İBB Davası'nın 13'üncü duruşma başladı

İBB Davası'na ilişkin 107'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 13'üncü duruşması başladı

 

31.03.2026 11:53:00 / Güncelleme: 31.03.2026 13:42:20
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 13'üncü duruşma başladı
İBB Davası'nın 13'üncü duruşma başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanıkların avukatlarının tahliye taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı gözaltına alındı

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey'in de aralarında bulunduğu 55 şüpheli, "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma, rüşvet, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve imar kirliliğine neden olma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındı

 

31.03.2026 11:04:00
Anadolu Ajansı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı gözaltına alındı
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı gözaltına alındı

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, söz konusu soruşturma kapsamında Nilüfer ilçesinde dönemin Nilüfer Belediye Başkanları Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem ile bazı belediye çalışanlarının inşaat projelerinde rüşvet karşılığında usulsüz emsal artışları yaparak kendilerine ve proje sahiplerine maddi menfaat sağladıklarının tespit edildiği belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatı ile Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince 31 Mart 2026'da aralarında suç örgütü lideri konumunda bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ve Nilüfer Belediyesinin eski Başkanı Turgay Erdem'in de (tutuklu) bulunduğu 59 şüpheliye yönelik olarak Bursa merkezli toplam 5 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda 55 şüphelinin yakalanarak gözaltına alındığı, şüphelilere ait 51 ikamet, 23 adet şirket/iş yeri ve 1 adet vakıf adresi ile şüphelilerin kullanımında olan araçlarında arama ve el koyma işlemlerinin yanı sıra firari 4 şüpheli hakkında yakalama çalışmalarının devam ettiği, Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü, soruşturmanın safahatı ve sonucu hakkında bilgi verileceği hususu, kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Eşi, kızı ve 2 kardeşinin yanı sıra çok sayıda iş insanı gözaltında

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 55 kişi arasında Mustafa Bozbey'in yanı sıra eşi S. Bozbey, kızı S.G, kardeşleri R. Bozbey ve E. Bozbey ile bazı belediye çalışanı ve rüşvet verdiği iddia edilen çok sayıda iş insanı da yer aldı.

Soruşturma kapsamında firari iş insanları A.A, N.A, Ş.G. ve T.K'nin de ikamet ve iş yerlerinde aramaların yapıldığı, şüphelilerin yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenildi. 

Böbrek hastalığı nasıl sinyal verir?


 
Böbreklerdeki rahatsızlıklar çok sinsi ilerliyor. Böbrekler adeta çalışıyor çalışıyor, bir anda patlıyor. Peki böbreklerdeki rahatsızlığın öncü sinyalleri nelerdir? Hangi besinler işe yarıyor?

31.03.2026 00:54:00
MURAT ÇORBACI
Böbrek hastalığı nasıl sinyal verir?
Böbrek hastalığı nasıl sinyal verir?

Böbrek hastalığının belirtileri

1. Yorgunluk ve halsizlik
2. İdrar renk ve sıklığında değişiklik
3. Uyku güçlüğü
4. İştah kaybı
5. El ve ayaklarda şişme
6. İnatçı kaşıntı
7. Nefes darlığı
8. Mide bulantısı ve kusma
9. Hipertansiyon

Böbreği koruyan besinler

Kırmızı eti fazla tüketenlerde böbrek hastalığı yüzde 19 artıyor. Tavuk ve balık etinde böyle bir sorun yok... Haftada en fazla 3 kez kırmızı et yenebilir. Vejeteryanlerde böbrek hastalığı az görünüyor. Sebze ve meyveler yenmeli.

Peki hangi sebze ve meyveleri tüketmeli?

1. Lahana... Düşük potasyum ve düşük sodyum içeriyor.
2. Kapya biber
3. Sarımsak
4. Roka... Potasyum ve sodyum içeriği düşük.
5. Kızılcık
6. Kırmızı üzüm, özellikle çekirdeği
7. Kuruyemiş
8. Baklagiller, kronik böbrek hastalığını azaltıyor. Ancak nohudu ıspanak ile yememek lazım!
9. Günde 2-3 fincan kahve böbreği koruyor.
10. Çayın zararı yok. Çay su yerine geçer.
11. Susadıkça su için. Yanınızda su şişesi taşımanıza gerek yok.

İstanbul'da at eti operasyonu


 
İstanbul'un Çatalca ilçesinde düzenlenen operasyonda, piyasaya sürülmek üzere hazırlandığı değerlendirilen 306 kilogram at eti ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.

31.03.2026 00:40:00
AA
İstanbul'da at eti operasyonu
İstanbul'da at eti operasyonu

İstanbul'un Çatalca ilçesinde düzenlenen operasyonda, piyasaya sürülmek üzere hazırlandığı değerlendirilen 306 kilogram at eti ele geçirildi, 3 şüpheli gözaltına alındı.
Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı, Büyükkılıçlı Jandarma Karakol Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekipleri, ihbar üzerine Beyciler Köyü mevkisinde şüpheli bir aracı durdurdu.
Araçta yapılan aramada satışa hazır halde 306 kilogram at eti bulundu. Araçtaki N.B, İ.A. ve D.S. gözaltına alındı.

Çiftliğe baskın

Operasyonun devamında Hallaçlı Mahallesi'ndeki bir çiftliğe baskın düzenleyen ekipler, kesilen atlara ait çok sayıda kemik parçası tespit etti.
Çiftlikte yapılan aramada 1'i kurusıkı olmak üzere 5 tabanca, 3 pompalı tüfek, bir miktar uyuşturucu madde ve hassas terazi ele geçirildi. Çiftlikte bulunan Özbekistan uyruklu 4 ve Türkmenistan uyruklu 1 kişinin ifadelerine başvuruldu.

Ele geçirilen etler, incelenmek ve imha edilmek üzere İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Çiftlikte bulunan yaklaşık 120 atla ilgili de inceleme başlatıldı.
Gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca "halk sağlığını tehdit" suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı öğrenildi.

Şu sıralar yağsa da kuraklık riski geçmiş değil!


 
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iki yıllık yağış açığının artık kronik hale geldiğini belirterek, İç Batı Anadolu'nun, tarımsal kuraklık açısından en kritik alan olmayı sürdürdüğünü söyledi. 

31.03.2026 00:35:00
AA
Şu sıralar yağsa da kuraklık riski geçmiş değil!
Şu sıralar yağsa da kuraklık riski geçmiş değil!

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iki yıllık yağış açığının artık kronik hale geldiğini belirterek, İç Batı Anadolu'nun, tarımsal kuraklık açısından en kritik alan olmayı sürdürdüğünü söyledi. Kadıoğlu, Meteoroloji Genel Müdürlüğünün (MGM) 2026 Şubat Standart Yağış İndeksi (SPI) haritalarını değerlendirdi.

Kadıoğlu, "İç Batı Anadolu'da kış yağışları bile iki yıllık açığı kapatmaya yetmedi. Bu bölge, tarımsal kuraklık açısından en kritik alan olmayı sürdürüyor" dedi. Akdeniz kıyı kuşağında ise kısa vadede belirgin bir toparlanma yaşandığına değinen Kadıoğlu, Mersin, Adana ve Antalya çevresinde son aylarda yağışların normale döndüğünü ancak iki yıllık birikimli açığın henüz tamamen kapanmadığını kaydetti.

Kadıoğlu, uzun süreli kuraklığın tarım ve su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olduğuna dikkati çekerek, özellikle Eskişehir, Afyon ve Konya ovalarında toprak neminin ciddi şekilde azaldığını, bunun verim kayıplarına yol açabileceğini ifade etti. Hidrolojik kuraklığın meteorolojik kuraklığı gecikmeli takip ettiğini hatırlatan Kadıoğlu, Marmara ve İç Batı Anadolu'da baraj doluluk oranları ile yer altı su seviyelerinin henüz toparlanmadığını söyledi.

Kadıoğlu, "Ankara başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde içme suyu kaynakları açısından risk devam ediyor. Kuraklık sadece meteorolojik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir sorun haline gelmiş durumda" değerlendirmesinde bulundu.

Halı saha maçları can almaya devam ediyor!


Siirt'te halı sahada futbol oynadığı sırada fenalaşan kişi yaşamını yitirdi.

31.03.2026 00:13:00
MURAT ÇORBACI
Halı saha maçları can almaya devam ediyor!
Halı saha maçları can almaya devam ediyor!

Siirt'te halı sahada futbol oynadığı sırada fenalaşan kişi yaşamını yitirdi. Bahçelievler Mahallesi Turan Beyazıt Caddesi'nde halı sahada arkadaşlarıyla maç yapan Nurettin Çiçek (33), aniden fenalaştı.

Arkadaşlarının haber vermesi üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.
Kalp krizi geçirdiği belirlenen Çiçek, müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Çiçek'in cenazesi otopsi için hastane morguna alındı.

Üç gün önce de Kahramanmaraş'ta yaşanmıştı

Kahramanmaraş'ın merkez Onikişubat ilçesinde 27 Mart'ta halı sahada futbol oynadığı sırada fenalaşan kişi yaşamını yitirmişti.  Boğaziçi Mahallesi'ndeki halı sahada arkadaşlarıyla futbol oynarken kalecilik yapan Selahittin Atlı (48), topun kendisine çarpmasının ardından fenalaşarak yere yığıldı. İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.
Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Atlı, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Atlı, müdahalelere rağmen kurtarılamadı.


Neden yaşanıyor?

Halı saha maçları, özellikle idmansız kişilerde ani kalp durması, kalp krizi ve ciddi kas/eklem sakatlıkları (bağ kopması, kırık) açısından yüksek risk taşır. Sağlık için maç öncesi ısınma, doğru beslenme, düzenli sağlık kontrolü ve aşırı zorlamadan kaçınma hayati önem taşır; göğüs ağrısı veya nefes darlığında maç hemen bırakılmalı...

Halı saha maçlarında sağlık riskleri ve önemler

Kalp sağlığı: Ani kalp durmaları, özellikle 35-40 yaş üstü ve sedanter (hareketsiz) yaşam süren erkeklerde yüksek risk oluşturur.

Sakatlık riski: Sert zeminler diz, bilek ve kas sakatlıklarına davetiye çıkarır; uygun ayakkabı ve dizlik kullanımı önerilir.

Isınma ve dinlenme: Maç öncesi esneme hareketleri yapılmalı ve arka arkaya iki gün halı saha maçına gidilmemelidir.

Beslenme: Maçtan 3-4 saat önce ağır ve yağlı yemeklerden kaçınılmalı, sindirimi kolay besinler tüketilmelidir.

İdmanlı olmak: İdmansız ve özgüvenli yapılan maçlar, kalp krizi riskini artırır ve iş gücü kaybına neden olabilir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.