Ayakkabı sektörü üretimde rotayı Suriye'ye kırdı
Türkiye'de yüksek maliyetler ve küresel markaların baskısı nedneiyle can çekişen ayakkabı sektörü dümeni Suriye'ye kırdı. Suriye’nin kuzeyindeki sanayi bölgelerinde kapsamlı saha incelemelerinde bulunan AYSAD Başkanı Sait Salıcı, 200 dolar bandındaki asgari ücret, tam vergi muafiyeti ve Arap Birliği’ne gümrüksüz ticaret fırsatlarıyla bölgenin Türk markaları için kritik bir 'stratejik rekabet üssü' olabileceğini duyurdu.
HASAN GÜNDOĞDU





Küresel pazarlarda derinleşen maliyet baskısı altındaki ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi sektörü, elini güçlendirecek stratejik formüller üzerinde çalışıyor. Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) Başkanı Sait Salıcı, Suriye'nin kuzeyindeki Halep ve Çobanbey sanayi bölgelerine gerçekleştirdikleri çalışma ziyaretinin ardından sektöre nefes aldıracak kritik saha gözlemlerini paylaştı.
Sanayide çarklar dönmeye başladı
Savaşın fiziksel izlerine rağmen sanayide çarkların dönmeye ve üretimin yeniden canlanmaya başladığını bizzat yerinde gözlemlediklerini belirten Salıcı, bölgenin sunduğu radikal maliyet avantajlarının Türk ayakkabı üreticileri ve yan sanayicileri için güçlü bir kaldıraç olabileceğini ifade etti. Türkiye'de özellikle emek yoğun ve düşük katma değerli ürün gruplarında yükselen işçilik, enerji ve genel üretim maliyetlerinin uluslararası rekabetçiliği her geçen gün daha fazla zorladığına dikkat çeken Salıcı, şu stratejik tespiti yaptı: "Buradaki amacımız asla Türkiye'deki üretimin yerine geçmek veya fabrikalarımızı taşımak değil. Amacımız, küresel pazarda Çin ve uzak doğu karşısında kaybettiğimiz düşük maliyetli segmentte, Suriye'de fason üretim modelleri geliştirerek yeniden küresel liderliğe oynamaktır. Bu hamle, Türk firmalarının ana merkezlerini koruması ve dünyada pazar kaybetmemesi açısından masadaki en güçlü stratejik seçeneklerden biridir."

Ezber bozan rakamlar
Saha incelemeleri sırasında bölgeyi Türk yatırımcılar ve markalar için bir çekim merkezi haline getiren somut ekonomik verileri aktaran Sait Salıcı, bölgede asgari ücretin 200-400 dolar bandında seyretmesinin ve henüz SGK benzeri yapısal sosyal hak maliyetlerinin bulunmamasının en büyük maliyet avantajı olarak öne çıktığını belirtti.
Salıcı, "Nüfusun yüzde 35'ini oluşturan dinamik bir genç iş gücü potansiyeline sahip olan bölgede, yabancı yatırımcılara tam vergi muafiyeti tanınıyor, geçmiş dönemdeki Suriyeli ortak bulma zorunluluğu da tamamen kaldırılmış durumda. Altyapısı hazır organize sanayi arsalarının metrekaresi 35 dolar gibi sembolik fiyatlarla ve 5 yıl taksit imkanıyla yatırımcıya sunulması üreticilerin iştahını kabartıyor. Tüm bunlara ek olarak, Suriye'nin Arap Birliği ülkeleriyle yarı mamulde Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunması, Türk üreticilerin bu coğrafyada yer alarak Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki devasa bir pazara gümrüksüz ve düşük vergili erişim sağlaması anlamına geliyor" dedi.
Türkiye için tehdit değil
Suriye'deki yerel üretimin canlanmasının, Türk ayakkabı yan sanayi sektörü için bir tehdit değil, aksine devasa bir pazar fırsatı olduğunu vurgulayan Sait Salıcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Suriye'de üretim ve fabrikalar büyüdükçe; taban, kimyasal ürünler, tekstil, aksesuar, makine ve kalıp gibi yan sanayi ihtiyaçlarının tamamı Türkiye'den karşılanacak. Coğrafi yakınlığımız ve lojistik üstünlüğümüz sayesinde bu bölge, yan sanayimiz için en büyük ihracat pazarlarından biri olmaya aday. Karşılıklı vize süreçlerinde yaşanan bürokratik engellerin aşılması halinde, bu ticari köprü hem sektörümüzün küresel krizden çıkış bileti olacak hem de iki ülke arasında kalıcı bir ekonomik kazanç yaratacaktır."








































































