logo
26 EYLÜL 2026

Bağımsız Türkiye yolunda 22 yıl

Türkiye'nin 41'inci siyasi partisi olarak kurulan Bağımsız Türkiye Partisi 22. yılını kutluyor. Kurulduğu günden beri her seçime girme hakkını elde eden BTP bu süreçte dünyaya ve Türkiye'ye yön veren pek çok hamleleriyle dikkat çekti. Halk ise O'nu "İş Aş Haydar Baş" sloganıyla bağrına bastı

25.09.2023 15:30:00 / Güncelleme: 25.09.2023 15:33:58
Haber Merkezi
 
Bağımsız Türkiye yolunda 22 yıl
Bağımsız Türkiye yolunda 22 yıl

EYÜP KABİL / ÖZEL HABER

Bundan tam 22 yıl önce 25 Eylül 2001 tarihinde saat 17.00 sıralarında İçişleri Bakanlığına sunulan dilekçeyle cumhuriyet tarihinin 41. siyasi partisi kurulmuştu. Prof. Dr. Ata Selçuk ve Ali Gedik'in yaklaşık 1 yıllık genel başkanlık görevlerinin ardından 18 Ağustos 2002'den itibaren Prof. Dr. Haydar Baş, Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) genel başkanlığını 18 yıl süresince devraldı.

BTP'nin sosyal medya hesabı X'ten yapılan paylaşımda, "Projesiyle, çözümüyle, kadrosuyla Bağımsız Türkiye idealiyle Atatürk'ün izinden giden yolda 22. yılımıza girdik. Nice kutlu kaderlere!" denildi.

Anıtkabir ziyaret edildi

Öte yandan BTP'nin 22. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle BTP Ankara İl Başkanlığı Anıtkabir ziyaretinde bulundu. Ziyaretten sonra İl Başkanı Ahmet Burak Güven bir açıklama yaptı. Güven şunları söyledi:

"BTP'nin 22. yılı kutlu olsun. Merhum Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in vasiyet ettiği gibi bugün partimizin kuruluş yıldönümünde Ankara il Başkanlığı olarak Anıtkabir'i ziyaret ettik. Vatanımızı, namusumuzu, şerefimizi borçlu olduğumuz Atamıza şükranlarımız sunduk, teşekkür ederek dualarımızı yaptık. Bugün Atamıza ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha görüyoruz. Çünkü tek devlet, tek millet diye yola çıkanlar milletin çeşitliliğini iddia ederek yeni anayasa yapmaktan bahsettiği günlerden geçiyoruz. Biz, BTP olarak Genel Başkanımız Hüseyin Baş Bey ile birlikte devletimizin üniter yapısını sonsuza dek koruyacağımıza söz veriyoruz. Yaşasın tam bağımsız Türkiye." 

'Bağımsızlık güneşi doğuyor'

Diğer yandan Prof. Dr. Haydar Baş'ın BTP kurulduğu zaman yaptığı konuşmalar da BTP'nin sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. "Mezardakinden evimizdeki 90-100 yaşındaki ihtiyarımıza kadar herkese verecek bir projeyle geliyoruz" diyen merhum Haydar Baş şunları söylüyor:

"BTP dönemi, iktidarı ile yepyeni bir dönem açacak, güneş farklı doğacak, kuşlar farklı ötecek, insanlar her gün bayram edecektir. Hiçbirinizin kuşkusu olmasın. Yeni bir güneş doğuyor. Bağımsız Türkiye güneşi doğuyor. Mustafa Kemal'in güneşi doğuyor. Bağımsızlık benim karakterimdir diyen Mustafa Kemal'in güneşi doğuyor. O asker Mustafa Kemal, buradaki hoca Mustafa Kemal." 

'Cumhuriyetimizi en yükseklere taşıyacağız'

Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in 14 Nisan 2020'de vefatından sonra genel başkanlığa seçilen Hüseyin Baş da göreve geldiği zaman Atatürk ve Cumhuriyet vurgusu yaparak şunları söylemişti: "Damarımızdaki asil kanla, Atatürk'ün bize emanet ettiği bu toprakları Ata'mızın bize emanet ettiği Cumhuriyeti en yükseklere hep beraber biz taşıyacağız. Sen ben olacaksın, biz olacağız ve bunu başaracağız. Gün gelecek ve o gün gelecek ve bütün dünya sana imrenerek bakacak." 

'Yelpazenin neresindesiniz?'

25 Eylül 2001 tarihinde BTP kurulduğunda ilk genel başkanlık görevini yürüten merhum Prof. Dr. Ata Selçuk o günleri anlatırken şu hatırasını paylaşmıştı:

"Haydar Baş hocamız, 'sana genel başkanlık görevini veriyorum. Partiyi kuracaksın' dedi. Ben de 'baş üstüne' dedim. Biz kurulduğumuzda 41. Partiydik. 'Siz yelpazenin neresindesiniz?' dediler bana. Ben de dedim ki, 'sapındayız.' Mana olarak şudur; yelpaze dediğin tüylerden oluşur, o tüyler de partileri temsil ediyor. Her biri dökülebilir bunların ama sapı sabittir. Biz onun sapıyız, en sağlam yeriyiz dedim."

Milli Ekonomi Modeli dünyada uygulanıyor

Bağımsız Türkiye Partisi, Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet-Milli Devlet tezini parti programına alarak anayasada vurgulanan "sosyal" devleti teminat altına aldıklarını vurguluyorlar.

Parti, 'vatandaşlık maaşı' ve 'ev hanımı maaşı' gibi dikkat çeken projelere sahip. 2008 küresel ekonomik krizde Türkiye hariç 120'yi aşkın ülke BTP Genel Başkanı'nın tüketimi teşvik projeleriyle krizden kurtulmaya çalıştı.

Prof. Dr. Haydar Baş, 2013 yılında davet üzere gittiği Rusya Meclisi Duma'da yaklaşık 6 saat Milli Ekonomi Modeli'ni anlattı.

BTP'nin kurucusu Prof. Dr. Haydar Baş'ın onlarca yazdığı eser de mevcut. Bunların başında 'Hoş geldin Atatürk', 'Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik tehditler', 'Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt' geliyor. Bugün partinin Genel Başkanlığını yürüten Hüseyin Baş'ın da bu fikirlerle partiyi yönettiği görülüyor.

Kendilerini polis ve savcı diye tanıtıp milyonları dolandırdılar

Konya'da kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan şüpheliler, telefonla aradıkları bir vatandaşın 27 bin dolar, 38 bin euro ve 500 bin TL'sini dolandırdı. Olayla ilgili 2 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi

26.09.2026 11:44:00 / Güncelleme: 26.09.2026 11:47:41
İHA
 
Kendilerini polis ve savcı diye tanıtıp milyonları dolandırdılar
Kendilerini polis ve savcı diye tanıtıp milyonları dolandırdılar
Edinilen bilgilere göre, Konya Emniyet Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların dolandırıcılık olaylarından korunması, suçun önlenmesi ve faillerin yakalanmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.

Bu kapsamda, kendilerini polis ve savcı olarak tanıtan ve "Eldenci" olarak tabir edilen şüphelilerin, bir vatandaşı telefonla arayarak korku ve panik oluşturmak suretiyle 500 bin TL, 38 bin euro ve 27 bin dolarını alarak dolandırdığı belirlendi.



Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince yapılan çalışmalar sonucunda olayı gerçekleştirdiği tespit edilen 2 şüpheli, aynı gün Ankara'nın Etimesgut ilçesi girişinde yakalandı.

Şüphelilerin üst aramalarında 53 bin 260 euro, 26 bin 941 dolar ve 492 bin 600 TL olmak üzere toplam 4 milyon 778 bin 700 TL değerinde suça konu para ele geçirildi.



Ele geçirilen paralar sahibine teslim edilirken, gözaltına alınan 2 şüpheli, işlemlerin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı

Karaman'da jandarma ekiplerinin son bir haftada gerçekleştirdiği asayiş, narkotik ve trafik denetimlerinde çeşitli suçlardan aranan 31 şahıs yakalanırken,11'i tutuklandı

26.09.2026 11:32:00 / Güncelleme: 26.09.2026 11:36:03
İHA
 
Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı
Karaman'da jandarmanın yakaladığı 31 şahıstan 11'i tutuklandı
Edinilen bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 18-26 Eylül 2026 tarihleri arasında suçların önlenmesi, aranan şahısların yakalanması ve kentte huzur ve güven ortamının sağlanmasına yönelik denetim ve uygulamalar gerçekleştirdi.



Çalışmalar kapsamında 14 bin 372 şahıs ile 6 bin 695 araç sorgulandı. Jandarma Dedektifleri (JASAT) ve asayiş ekiplerinin koordineli çalışmaları sonucunda çeşitli suçlardan arandığı belirlenen 31 şahıs yakalandı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden 11'i tutuklanarak cezaevine gönderildi.



Denetimlerde yapılan aramalarda ise 49 litre etil alkol, 31 litre bandrolsüz kaçak içki, 24 adet alkol aroması kiti, 11 adet sikke ve kenevir bitkisi ele geçirildi.

İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, Karaman'da huzur ve güven ortamının devamının sağlanması amacıyla denetim ve uygulamaların aralıksız sürdürüleceği bildirildi.

‘Bir bakan istifa edecek dedi’, gözaltına alındı

Gazeteci Ali Tarakcı'nın sosyal medya hesabından yaptığı "Çok önemli bir bakan Cuma günü istifa edecek" paylaşımı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma konusu yapıldı

26.09.2026 09:07:00
Haber Merkezi
 
‘Bir bakan istifa edecek dedi’, gözaltına alındı
‘Bir bakan istifa edecek dedi’, gözaltına alındı
Gazeteci Ali Tarakcı'nın sosyal medya hesabından yaptığı "Çok önemli bir bakan Cuma günü istifa edecek" paylaşımı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma konusu yapıldı. Tarakcı hakkında "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla gözaltı kararı verilirken, adresinde arama yapılması ve dijital materyallerine el konulması talimatı da verildi.

Soruşturmanın dayanağı olarak Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi gösteriliyor. Başsavcılığın soruşturma kapsamında ayrıca CMK'nın 91. maddesine göre gözaltı kararı verdiği bildirildi.

BAKAN İDDİAYI YALANLAMIŞTI

Söz konusu paylaşımın ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in istifa edeceği yönündeki iddiaları yalanladığı bildirildi.

Bazı haberlerde ise söz konusu paylaşımın ardından borsada hisselerde düşüş yaşandığı iddia edildi. Ancak bu tür bir piyasa hareketi ile tek bir sosyal medya paylaşımı arasında doğrudan nedensellik kurulabilmesi için ayrıca somut ekonomik ve teknik verilerin ortaya konulması gerekir.

ASIL SORU: YANLIŞ HABER Mİ, CEZAİ TEHDİT Mİ?

Gazetecinin iddiasının yanlış çıkması başka, yanlış bir bilginin ceza hukuku kapsamında suç oluşturması başka bir mesele. Burada kamuoyunun önündeki temel hukuki soru şudur:

Bir gazetecinin doğrulanmamış bir siyasi iddiayı sosyal medyada paylaşması hangi koşullarda ceza soruşturmasına konu olabilir ve hangi koşullarda gözaltı gibi daha ağır bir tedbir gerekli hale gelir?

Tarakcı hakkında yürütülen soruşturmanın sonucu, bu soruların yanıtı açısından da önem taşıyacak.

Öte yandan gözaltı, ev araması ve dijital materyallere el konulması gibi ağır tedbirlerin gerekçesinin kamuoyuna açık ve somut biçimde ortaya konulması, soruşturmanın hukuki niteliğine ilişkin tartışmaların sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşıyor.

Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde okul yakınında 11 öğrencinin yaralandığı silahlı saldırıya ilişkin adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 7'si tutuklandı

26.09.2026 07:01:00
AA
 
Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı
Manisa'da okul yakınındaki saldırıya ilişkin 7 şüpheli tutuklandı

İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınındaki saldırının ardından gözaltına alınan 10 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilerek adliyeye sevk edilen şüphelilerden saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O. ile annesi, babası, dedesi, arkadaşı, kuzeni ve fişekleri sattığı iddia edilen av bayisi işletmecisi, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Zanlılardan 3'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Olay

Manisa'nın Turgutlu ilçesinde 22 Eylül'de İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınındaki silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralanmış, saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O. dahil 10 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Öte yandan, yaralılardan 8'i taburcu edildi, 3'ünün tedavisi sürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 8 şüpheliden 2'si tutuklandı

26.09.2026 00:10:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 2 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 8 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne getirildi.

Savcılıkta ifade veren şüphelilerden Enis Bulut, Burak Gökçe, Ethem Bulut Beytorun, Gürkan Parlakaç, Özdemir Uçar ve Mustafa Dedik tutuklama, Kadir Boy ile Ecem Tuğçe Akçay adli kontrol istemiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlik Enis Bulut ve Burak Gökçe'nin tutuklanmasına karar verdi.

Diğer şüphelilerin hakimlikteki işlemleri sürüyor.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Dün, soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüphelinin tutuklanmasına, 2 zanlı hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 45'e ulaşmıştı.

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 6 şüpheli daha gözaltına alınmıştı. 

DEAŞ Ankara’ya nasıl geldi?

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen ve Türkiye’de en fazla sivil can kaybına yol açan terör saldırısının üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen davanın firari sanıkları yönünden yargılama sürüyor. Saldırıda 101 kişi hayatını kaybetti, 379 kişi yaralandı

25.09.2026 21:44:00
Haber Merkezi
 
DEAŞ Ankara’ya nasıl geldi?
DEAŞ Ankara’ya nasıl geldi?
10 Ekim 2015'te Ankara Garı önünde düzenlenen ve Türkiye'de en fazla sivil can kaybına yol açan terör saldırısının üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen davanın firari sanıkları yönünden yargılama sürüyor. Saldırıda 101 kişi hayatını kaybetti, 379 kişi yaralandı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davadan ayrılan dosyada 1'i tutuklu, 15'i firari 16 sanığın yargılanmasına devam edildi. Tutuklu sanık Ömer Deniz Dündar SEGBİS üzerinden duruşmaya katıldı.

Gaziantep'ten Ankara'ya uzanan güzergâh

Saldırının failleri konusunda hazırlanan iddianamede, canlı bombalardan birinin Yunus Emre Alagöz, diğerinin ise kimliği belirlenemeyen Suriye uyruklu bir kişi olduğu belirtildi.

Dava dosyasına giren bilgilere göre canlı bombaları Ankara'ya getiren araçların Gaziantep'ten hareket ettiği ve güzergâhlarına ilişkin MOBESE ile HTS kayıtlarının dosyaya dahil edildiği belirtildi.

AA'nın saldırı sonrasındaki haberlerine göre ise iki canlı bombadan biri olarak belirlenen Alagöz ile kimliği tespit edilemeyen diğer saldırganın, saldırıdan yaklaşık 12 saat önce Suriye kırsalından Türkiye'ye giriş yaptığı bilgisi yer aldı.

Saldırganların Ankara'ya Gölbaşı üzerinden giriş yaptığı ve daha sonra Gar'a ulaştığı da soruşturma kapsamında ortaya konuldu.

Asıl soru: DEAŞ ağı Türkiye'de nasıl örgütlendi?

10 Ekim katliamı tek başına gerçekleşen bir eylem değildi. İddianamede çok sayıda sanık DEAŞ yapılanmasıyla bağlantılı olmakla suçlandı. Bazı sanıklar hakkında "silahlı terör örgütü DEAŞ üyesi olmak" suçundan hapis cezaları talep edildi; bazı sanıklar hakkında ise saldırıya ilişkin çok daha ağır suçlamalar yöneltildi.

Daha da dikkat çekici olan ise saldırının, 20 Temmuz 2015'te 34 kişinin öldüğü Suruç saldırısından yalnızca 82 gün sonra gerçekleşmiş olmasıydı. DEAŞ, Suruç'un ardından Ankara Garı'nda ikinci büyük katliamını gerçekleştirdi.

Bugün davanın yeni aşamasında mahkemenin Suriye ve Irak'ta bulunup Türkiye'ye getirildiği belirtilen bazı kişilerin durumunu MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne sorması dikkat çekti. Mahkeme Ömer Deniz Dündar'ın tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı 3 Aralık'a bıraktı.

11 yıl sonra değişmeyen soru şu:

Suriye'den Türkiye'ye giren, Gaziantep'ten Ankara'ya ulaşan ve başkentin göbeğinde 101 insanı katleden DEAŞ ağı Türkiye'de nasıl bu kadar rahat hareket edebildi? Bu ağın tüm bağlantıları gerçekten ortaya çıkarıldı mı?

Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir" değerlendirmesinde bulundu

25.09.2026 18:30:00
AA
 
Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı
Erdoğan'dan ilk net 'Mekke Anlaşması' mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'de yayın yapan Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'na ilişkin başlıca hedefleri sorulan Erdoğan, dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirtti.

Türkiye'nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı'nın devam ettiğini, güneyinde ve doğusunda da çatışmalar yaşandığını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çatışmalar bölgemizin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını doğrudan etkiliyor. Böyle dönemlerde diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir. Türkiye olarak Genel Kurul'daki önceliğimiz, çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamaktır. Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Orta Doğu'daki gerilimlere kadar ihtilafların bütün taraflarıyla temas kurabilen ve barış için inisiyatif alabilen bir ülkedir."

Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini belirten Erdoğan, "Yeni güç merkezleri yükselirken, daha fazla ülke küresel karar alma süreçlerinde hak ettiği yeri talep ediyor. Birleşmiş Milletler, bu değişimin gerisinde kalmamalıdır. Güvenlik Konseyi'nin daha temsili, daha etkin ve daha hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Genel Kurul'un iradesinin daha güçlü biçimde karar süreçlerine yansıdığı, sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reform artık ertelenemez." ifadelerini kullandı.

Türkiye ile doğrudan sınırı bulunan İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaş konusunda büyük bir belirsizlik söz konusu olduğu ifade edilerek, "ABD- İran ihtilafında her iki tarafa da barış yolunu izleme çağrısında bulundunuz. Ancak gerilim tırmanmaya devam ederken, mevcut küresel istikrarsızlığın çözümü için hangi adımları atmayı öngörüyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, gerilimi büyütecek adımlardan kaçınmak ve tarafları müzakere zemininde buluşturmak gerektiğini vurguladı.

Kalıcı çözümün ancak bu yolla mümkün olabileceğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"ABD, NATO'daki müttefikimizdir. İran, bizim komşumuzdur. Sayın (Donald) Trump'la son görüşmemizde de İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettim. İranlı muhataplarımızla da temas kanallarımız açıktır. Türkiye'nin önemli bir imkanı ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesidir. Bu imkanımızı da gerilimi düşürmek için kullanıyoruz. Bu temasların netice vermesi, bölgemizin güvenliği kadar küresel ekonomi açısından da önem taşıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkiliyor. Önceliğimiz çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmektir."

"Bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın "ABD'nin güvenlik garantilerinden bağımsız olarak hem İran'a hem de İsrail'e karşı bölgesel caydırıcılığı tahkim etmeye yönelik bir adım" olarak değerlendirildiği belirtilerek yöneltilen, "Bu anlaşmanın verdiği mesaj ve stratejik önemi nedir? Ayrıca anlaşma, İran'ın veya Irak ve Yemen'deki müttefiklerinin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları karşısında Türkiye'nin müdahalede bulunması ihtimalini de beraberinde getiriyor mu?" sorusuna da yanıt verdi.

Erdoğan, "Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı İran'a, İsrail'e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir." görüşünü paylaştı.

Uzun zamandır bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi gerektiğini söylediklerini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Güvenliğimizi tahkim etmek, caydırıcılığımızı artırmak ve bölgemizde kalıcı istikrarı güçlendirmek istiyoruz. Anlaşma, BM Şartı'nın 51'inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayanmaktadır. Anlaşma üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmetmektedir. Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir. Bu ihtiyaç istihbarat, lojistik veya mühimmat desteği olabilir, tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri destek de gündeme gelebilir. Bunların nasıl hayata geçirileceğine ilgili siyasi ve askeri mekanizmalar dayanışmalar yoluyla karar verir. Dolayısıyla Irak'ta, Yemen'de veya başka bir yerde meydana gelebilecek her hadiseye bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmak doğru olmaz."

"Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "ABD Başkanı Donald Trump'ın kendisinden sık sık övgüyle söz ettiği ve Türkiye'nin İran çatışmasına müdahil olmamasını da takdir ettiği, buna karşılık diğer NATO üyelerini yeterince müdahil olmadıkları gerekçesiyle eleştirdiği" belirtilerek, "Aranızdaki bu ilişki, Türkiye-ABD ilişkilerini daha ileriye taşımak açısından ne tür fırsatlar sunabilir? Örneğin, Beyaz Saray'ın İran'ın ticaret ortaklarına yönelik yaptırım tehditlerini hayata geçirmesi halinde mevcut tablonun değişebileceği konusunda herhangi bir endişe duyuyor musunuz?" sorusu yöneltildi.

Trump ile doğrudan ve açık konuşabildiği bir ilişkisi olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bunun Türkiye-Amerika ilişkileri ve hatta bölgemizdeki gelişmeler bakımından önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Son görüşmede İran meselesinden bölgesel güvenliğe, Gazze'den ikili ilişkilere kadar geniş bir gündemi doğrudan ele aldıklarını bildiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Liderler arasında açık bir iletişim bulunduğunda, zaman zaman olabilecek görüş farklılıklarının yönetilmesi ve ortak çözüm yollarının üretilmesi de kolaylaşıyor. Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan köklü ve çok boyutlu müttefiklik ilişkileri bulunuyor. Savunma sanayi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere ciddi bir işbirliği pratiğimiz ve bunu daha da geliştirme potansiyelimiz bulunuyor. Bu nedenle böylesine güçlü temellere sahip ilişkilerimizi muhtemel senaryoları üzerinden konuşmayı da doğru bulmam. İran'la ABD arasındaki mevcut duruma dair Sayın Trump'la samimi bir diyaloğumuz var ve olası her türlü gelişmeyi de kendisiyle zamanı geldiğinde yine açık biçimde konuşuruz. Ancak şunu söyleyebilirim ki Türkiye egemen bir devlet olarak komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en dengeli ve olması gerektiği şekilde gözeterek hareket eder."

Trump'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de yakın bir ilişkisi bulunduğu anımsatılarak, "Bazı İsrailli yetkililerin Türkiye'yi İran'ın ardından 'sıradaki tehdit' olarak nitelendirmeye başladığı bir dönemde, İsrail'in ABD yönetimi üzerindeki etkisi konusunda endişe duyuyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum. Washington'daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir. Sayın Trump'la konuşmamız gereken bir konu olduğunda bunu kendisiyle doğrudan konuşuyoruz." yanıtını verdi.

İsrail yönetimiyle birçok konuda ciddi görüş ayrılıklarının olduğunun bilindiğini aktaran Erdoğan, "Son dönemde İsrail'de Türkiye'yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya dönük hatalı bir söylem körükleniyor. Bu söylemin İsrail'deki iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendiriyoruz. Bu dili bölgesel barışa katkı sağlayan sorumlu bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Türkiye'nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti yoktur. İtirazımız, uluslararası hukuka aykırı gördüğümüz politikalara ve bölgemizde istikrarsızlığı derinleştiren adımlaradır." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail'in son dönemde Suriye'ye yönelik saldırıları ve İsrail'in Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşması gibi meseleler, İsrail-Türkiye arasındaki rekabette gerilimi artıran başlıklar olarak öne çıktı. Bu gerilimlerin askeri bir çatışmaya dönüşmesi ihtimalini öngörüyor musunuz? Böyle bir durum NATO açısından ne anlama gelir?" sorusunu da yanıtladı.

"Türkiye dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmaz." ifadelerini kullanan Erdoğan, Suriye konusunda yaklaşımlarının net olduğunu belirtti.

"Suriye'nin bütünlüğü" vurgusunu yapan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istiyoruz. Ülkenin yeniden ayağa kalkması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve terörle mücadele kapasitesinin artması, bütün bölgemizin menfaatinedir. İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırılarını da bu çerçevede değerlendiriyoruz. Şu nettir ki İsrail'in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye'nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor. Halbuki Suriye'nin istikrarı, İsrail dahil olmak üzere tüm bölgemizin barış ve gelişmesine katkı sağlayacaktır."

Türkiye'nin NATO içinde güçlü bir konumda olduğunu kaydeden Erdoğan, Yunanistan'ın veya başka bir ülkenin üçüncü devletlerle geliştirdiği ilişkilerin kendi tercihi olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Türkiye, her ikili ilişkiyi kendisine yönelmiş bir tehdit şeklinde okumaz. Bununla birlikte milli güvenliğimize, meşru haklarımıza ve çıkarlarımıza karşı atılacak adımları da yakından takip ederiz. Türkiye, NATO içerisinde güçlü bir konuma ve ağırlığa sahiptir. Varsayımsal bir askeri çatışmanın İttifak bakımından hangi sonuçları doğuracağını bugünden tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmak daha doğru olur. Bölgemizde kalıcı güvenliğin yolu, gerilimi düşüren, caydırıcılığı tahkim eden, karşılıklı kuşatma anlayışını aşan ve uluslararası hukuku esas alan 360 derece güvenlik anlayışı temelinde şekillendirilmiş müttefiklik ilişkileri ve bölgesel ortaklıklar üzerine inşa edilmiş bir güvenlik mimarisinden geçiyor."

"Terörsüz Türkiye stratejik bir hedef"

"Suriye'deki gerilimlere rağmen PKK'nın feshedilmesi de dahil olmak üzere Türkiye'nin çıkarları açısından bu alanda bir dizi olumlu gelişmeye tanıklık ettik. Bu gelişme, Türkiye'nin milli güvenliği açısından ne anlam ifade ediyor? Ayrıca, ABD veya İsrail'in Kuzey Irak'ta, bazıları PKK ile tarihi bağlara sahip İranlı Kürt muhalif hareketleri desteklemeye yönelik olası girişimleri konusunda endişe duyuyor musunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Terörsüz Türkiye"nin ülke için takvim meselesinden öte stratejik bir hedef olduğunun altını çizdi.

On yıllardır can alan, kaynakları tüketen, Türkiye'nin ve bölgenin kalkınmasının önünde engel oluşturan terör meselesini kalıcı biçimde gündemden çıkarmak istediklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"PKK'nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları bu bakımdan önemli bir eşik olarak görüyoruz ancak asıl olan, alınan kararların sahada eksiksiz uygulanmasıdır. Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve bu sürecin devletimizin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerekiyor. Suriye'deki gelişmeleri de aynı anlayışla takip ediyoruz. Oradaki bütün silahlı unsurların merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesi, Suriye'nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve toplumsal birliğinin tahkimi açısından zaruridir. Bu sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini, Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha emniyetli, daha özgür ve daha müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını destekliyoruz. Suriye'nin birliği güçlendikçe bölgemizin güvenliği de güçlenecektir.

İran'daki gelişmeler sırasında PKK/PJAK'ın ortaya çıkan şartlardan faydalanma girişimlerini de yakından takip ediyoruz. İran'ın iç meseleleri dış müdahalelerden uzak biçimde, İran halkı tarafından çözülmelidir. Etnik ve mezhebi fay hatlarının harekete geçirilmesi, İran'ı ve bütün bölgemizi uzun süreli bir istikrarsızlığa sürükler. Buna müsaade edilmemelidir."

"Türkiye'nin ölçüsü etnik kimlik değil terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz. Sevincimiz de bir. Her zaman söylüyorum: Kürtler, Araplar ve Türkler olarak etle tırnak gibiyiz. Kürt kardeşlerimizin huzurunu, güvenliğini ve refahını terör örgütlerinin veya dış güçlerin hesaplarından ayrı tutuyoruz. Türkiye'nin ölçüsü etnik kimlik değildir, terör, şiddet ve milli güvenliğimize yönelik tehdittir. Bölgemizde hiçbir topluluğun başka ülkelerin vekalet savaşlarında kullanılmasına müsaade edilmemesi gerektiğine inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına katkı sağlamaya hazırdır"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna Savaşı hatırlatılarak, "NATO'nun en büyük ikinci ordusunun Başkomutanı olmanızın yanı sıra Başkan Putin ile iletişimi sürdüren bir lider olarak, Avrupa'da daha geniş çaplı bir çatışmaya doğru muhtemel bir tırmanıştan endişe duyuyor musunuz? Türkiye'nin barışın tesisi için arabuluculuk konusunda halen oynayabileceği bir rol olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, bu savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılma riskini göz ardı etmediklerini vurguladı.

Avrupa'da gündeme gelen sabotaj ve hibrit faaliyet iddialarının da mevcut güvenlik ortamının hassasiyetini artırdığını belirten Erdoğan, "Bu süreçte sağduyuyla hareket etmek, iddiaları sağlam deliller üzerinden değerlendirmek ve gerilimi daha da tırmandıracak adımlardan kaçınmak gerekiyor. Türkiye olarak önceliğimiz, savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesinin önüne geçmektir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki tutumunun 4 yılı aşkın süredir değişmediğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takasları, her iki tarafla konuşabilmemizin ortaya çıkardığı somut neticelerdir. Türkiye, NATO'nun güçlü bir müttefikidir. Aynı zamanda Sayın Putin'le ve Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabiliyoruz. Bunda bir çelişki görmüyorum. Arabuluculuk yapabilmek için ihtilafın her iki tarafıyla da konuşabilmeniz gerekir. Sayın Putin'le Bişkek'te yaptığımız son görüşmede de barışın sağlanması için Türkiye olarak üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu açık biçimde ifade ettim.

Bugün üzerinde hassasiyetle durduğumuz meselelerden biri Karadeniz'in güvenliğidir. Sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temaslarımızı sürdürüyoruz. Karadeniz'de ticari deniz taşımacılığının güvenliğini kalıcı biçimde sağlayacak bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Savaş uzadıkça insani, ekonomik ve siyasi maliyet büyüyor. Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır."

"Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz"

"Jeopolitik eğilimlerin de değişmesiyle birlikte, yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığı, giderek daha çok kutuplu hale gelen bir dünyanın doğuşuna tanıklık ediyoruz. Türkiye'yi bu yeni dönemde nasıl yönlendirmeyi, Çin de dahil olmak üzere Batılı ve Doğulu güçlerle ilişkilerde nasıl bir denge gözetmeyi ve ülkenizin bölgede ve ötesinde istikrarlı ve etkili bir konuma sahip olmasını nasıl sağlamayı planlıyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, "Türkiye'ye 'Batı mı, Doğu mu?' şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz." yanıtını verdi.

NATO Ankara Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Erdoğan, "NATO'daki güçlü konumumuzu tahkim ederken Türk Devletleri Teşkilatındaki işbirliğimizi derinleştiriyor, İslam İşbirliği Teşkilatında aktif sorumluluk üstleniyor, diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İşbirliği Örgütüyle ilişkilerimizi ilerletiyor, G20, D-8 ve diğer çok taraflı platformlarda da etkinliğimizi artırıyoruz. Nitekim bunun son örneği olarak ASEAN'la işbirliğimizi 'Diyalog Ortaklığı' seviyesine yükselttik." ifadelerini kullandı.

Bunun yanında bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde tesis ettikleri yeni işbirliği mekanizmalarıyla, diğer ülkelerle ilişkileri daha da geliştirerek hem coğrafyada istikrar ve refahı teşvik ettiklerini hem de ortak güvenliği ve caydırıcılık kapasitelerini tahkim ettiklerini belirten Erdoğan, "Hakeza Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bölge ülkeleriyle ortaklaşa biçimde hayata geçirmekte olduğumuz bu vizyonumuzun yakın zamandaki en müstesna örneğini teşkil etmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye'nin müstesna konumu, çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmemizi tabii kılıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çin ile ticareti, yatırımları ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu doğrultuda Türkiye, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor'un küresel lojistik ve ticarette daha büyük bir rol üstlenmesini önemsemekte ve TRIPP gibi hem bölge açısından stratejik vizyon sunan hem de Orta Koridoru daha da kuvvetli kılacak girişimleri desteklemektedir. Aynı zamanda Basra Körfezi'ni Türkiye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi'ni Irak'la birlikte hayata geçirmekte, bir yandan da Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan'a yeni bir demir yolu ve kara yolu bağlantısallık vizyonunu ortaya koymaktadır.

Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki müstesna konumu, çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmemizi tabii kılıyor. Biz, milli menfaatlerimizi, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetiyor, köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyor, gerektiğinde farklı güç merkezlerini aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Türkiye'nin istikameti açıktır: Kendi iradesiyle hareket eden, bölgesinde istikrarı tahkim eden ve küresel meselelerde söz ve sorumluluk sahibi güçlü bir ülke olarak bu çizgiyi kararlılıkla sürdürmek."

MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler

Adalet Bakanı Akın Gürlek, MASAK'ın Entegre Mali İstihbarat Sistemi'ne (EMİS) yönelik yürütülen casusluk soruşturmasında 22 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını duyurdu. Koruma sistemini devre dışı bırakarak Cumhurbaşkanı ve bakanları sorgulayan FETÖ bağlantılı şebekeye ait iki şirkete el konulurken, 3 eski MASAK başkanı da ifadeye çağrıldı

25.09.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
MASAK’ta deprem: Cumhurbaşkanı'nı adım adım takip etmişler
Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) altyapısına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında eski Başkan Yardımcısı Faruk Eliyeyioğlu'nun da olduğu 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı.

İstanbul merkezli operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alınırken, yurt dışındaki 16 kişi için yakalama kararı çıkarıldı.

Koruma sistemi kapatıldı ve veriler sorgulandı

2012-2018 yıllarında Entegre Mali İstihbarat Sistemi'nde (EMİS) usulsüzlükler tespit edildi. FETÖ'nün bilişim yapılanmasının, üst düzey siyasilerin verilerini koruyan "Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi"ni (PEP) devre dışı bıraktığı belirlendi.

Bu sayede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanların mali verilerinin illegal olarak sorgulandığı saptandı. İz bırakmamak için sistem log kayıtlarının silindiği veya tutulmadığı anlaşıldı.

Konunun hassasiyetine dikkat çeken Adalet Bakanı Gürlek, bu durumun kritik mali altyapılara sızıldığını gösteren ciddi bir tablo olduğunu vurguladı

Şirketlere kayyum atandı ve eski başkanlar çağrıldı

Yazılımı geliştiren AGMLAB A.Ş. ve MRD A.Ş.'nin mahrem yapılanmalarla bağı belirlenerek bu şirketlere TMSF kayyum olarak atandı. Ayrıca 2012-2018 döneminde görev yapan eski MASAK başkanları Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli ifadeye çağrıldı.

Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, İnterpol tarafından 6 ayrı dosyada kırmızı bültenle aranan şüpheli yakalandı

 

25.09.2026 10:36:00
Anadolu Ajansı
 
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı
Kırmızı bültenle aranan şüpheli Muğla'da yakalandı

Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanlığı, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) şube müdürlükleri ekiplerince aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma gerçekleştirildi.

Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, İnterpol Genel Sekreterliğince 6 ayrı dosyada "organize suç örgütü içerisinde yer almak" ve "uyuşturucu madde ticareti" suçlarından kırmızı bültenle aranan T.A.E. yakalandı.

Şüpheli hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan adli işlem yapıldı.

T.A.E, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine teslim edildi.

Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen, gayrimenkul edinimi yoluyla Türk vatandaşlığı kazanan yabancılara yönelik usulsüz işlemlerin incelendiği soruşturma kapsamında gözaltına alınan 74 şüpheli adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi

25.09.2026 06:00:00
İHA
 
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
Usülsüz gayrimenkul satışlarıyla 1070 yabancıya vatandaşlık soruşturmasında 26 kişi tutuklandı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, yabancı uyruklulara yapılan bazı gayrimenkul satışlarının gerçeği yansıtmadığı tespit edildi.

İncelemelerde, Türk vatandaşlığının kazanılması için gerekli döviz girişinin gerçekte sağlanmadığı, gayrimenkul alım satım işlemlerinin ise aracı şirketler veya satıcıların mali kaynakları kullanılarak yanıltıcı şekilde gerçekleştirildiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında usulsüz işlemler sonucunda 1070 yabancı uyruklu kişinin Türk vatandaşlığı kazandığı, işlemlerin toplam 72 milyon 250 bin dolar tutarında olduğu tespit edildi. Gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenlendiği ve bu yöntemle haksız menfaat temin edildiği de belirlendi.

26 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli 13 ilde düzenlenen operasyonda yakalanarak gözaltına alınan 74 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık işlemleri sonrası mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 26'sı tutuklanırken, 48 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.