logo
08 AĞUSTOS 2026

Bahçeli: 'Kürt başka SDG başka'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır" dedi

20.01.2026 17:16:00 / Güncelleme: 20.01.2026 17:22:37
AA
 
Bahçeli: 'Kürt başka SDG başka'
Bahçeli: 'Kürt başka SDG başka'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, MHP olarak birer hafta arayla önce il başkanları toplantısını, Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantısını gerçekleştirdiklerini aktardı. Bahçeli, bundan sonra takip ve temin edecekleri siyasi ve yol haritası üzerine muhtevalı değerlendirmeler yaparak, fikir ve görüş birliği sağladıklarını söyledi.

Türkiye'yi her yönden etkileyen iç ve dış gelişmeleri, dünyayı kasıp kavuran siyasi ve stratejik mücadeleleri, çoğalan risk ve tehditleri kapsamlı ele aldıklarını ifade eden Bahçeli, "Bilhassa 'Terörsüz Türkiye' ile 'Terörsüz Bölge' hedefleri çerçevesinde bir yandan atılan kararlı adımları diğer yandan da bozucu tesirleri ve bozguncu telkinleri dikkatle yorumladık. Yıkımı ve yıkıcılığı tercih eden Siyonist-emperyalizmin yoz ve yeminli işbirlikçilerini, bunların şiddet ve şekavetle yazılmış husumet senaryolarını gözden geçirip, temkinli ve tedbirli siyasi duruşumuzu teyit ettik." değerlendirmesinde bulundu.

MHP'nin huzurlu, güvenli, milli birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi, Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azminde olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu amaç ve azmin ucuz hesaplara, basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetli olduğunu ifade etti.

24 Ekim 2025 tarihinde başlattıkları "Hayırlı Günler Komşum, Derdin Derdimizdir" programı kapsamındaki toplantılarda sürekli çıtayı yükselttiklerini, Türkiye'yi baştan ayağa gönülleriyle kucakladıklarını söyledi. Bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76 bin 544 program gerçekleştirildiğinin bilgisini veren Bahçeli, dava arkadaşlarını tebrik etti.

"Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız"

MHP Lideri Bahçeli yeni yüzyılının ikinci çeyreğinde ulaşılacak büyük hedefleri, hayalleri gerçeğe dönüştürecek kutlu heves ve heyecanlarının bulunduğunu dile getirerek, bunu nasıl yapacaklarını şöyle açıkladı:

"İlk olarak, milletimizin irade namusunu kendi namusumuz bileceğiz. Demokrasiden sapma ve savrulma göstermeyeceğiz. İkinci olarak, çağın gereklerini, zamanın ruhunu, değişim dinamiklerinin istikamet ve iç yüzünü Türk milliyetçiliğinin perspektifiyle, dünyanın genelini de Türkçenin imkanlarıyla okuyacağız, Türkçenin zenginliğiyle kavrayacağız. Milli ve manevi değer hükümlerimizi varoluş onurumuzun zırhı, birliğimizin, dirliğimizin ve kardeşliğimizin bedeli hiçbir şekilde ödenemeyecek ziyneti olarak değerlendireceğiz. Üçüncü olarak, kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve ülkülerimizin aydınlığından savrulmadan güç birliği ve inanç birliği halinde, saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz, hasılı kelam Kızılelma'nın şafağında hep birlikte buluşacağız. Vakti geldiğinde, güneşi doğduğu yerden karşılayacağız. Vakti geldiğinde, Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız. Vakti geldiğinde, süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk-Cihan Hakimiyeti Mefkuresi'ni haykıracağız."

Siyasetin bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet, bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmetin, milli iradeye faziletle, fiiliyatla, fikriyatla hassasiyet ve hürmet göstermenin cümlesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, bu cümleden mahrum olanların siyasetlerinin kötü, kötürüm ve köhne olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, siyaseti, 8 Haziran 2021 tarihli grup konuşmasında, rivayet edilen tarihi bir misalle anlatmaya ve anlamlandırmaya gayret ettiğini hatırlattı. Muhyiddin İbn-i Arabi'ye işaret eden Bahçeli, şöyle konuştu:

"Muhyiddin İbn-i Arabi, bir gün İskenderiye Limanı'nda gemiden un boşaltan hamalları seyrediyormuş. Bu esnada hamalbaşı yüksekçe bir yere çıkıp diğer hamallara sürekli talimatlar vererek özellikle şöyle sesleniyormuş: 'Çuvalı siyasetle tutun, çuvalı siyasetle taşıyın, çuvalı siyasetle indirin.' İbn-i Arabi, hamalbaşına yaklaşıp, çuvalı siyasetle indirmenin ne manaya geldiğini sormuş. Hamalbaşının cevabı ise aynen şu olmuş: 'Siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktadır. Çuval patladıktan sonra şikayetin, dövünmenin, dertlenmenin bir faydası yoktur.'

Çuvalı patlatmaya, çuvalın patlamasına ne niyetimiz ne de böylesi bir düşüncemiz vardır. Dimyat'a pirince giden evdeki bulguru da hesaba katmalıdır. İşte bu siyasetin görevidir. Söylenenin aksine su testisi su yolunda kırılmadan adresine ulaşabilmelidir. Siyaset bunun için vardır. Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır. Siyaset bunu öngörmekle mükelleftir."



"SDG/YPG terör örgütüdür"

Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişiminin herkesin gözü önünde cereyan ettiğini belirten Bahçeli, yapacakları her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetini vurguladı.

Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın debisi kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Görüş menzilimizin etki ve temas alanını kademe kademe merkezden çevreye, Ankara'dan kürenin her noktasına ulaştıracak çoklu mekanizma ve ufuk derinliğine sahip olmaktan başka akla, mantığa ve tarihsel müktesebata muvafık bir çare yoktur."

Suriye'de yaşanan gelişmelere dikkati çeken Bahçeli, terör örgütü SDG/YPG'nin yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun "müessir mücadele yeteneğiyle" sökülerek, Fırat'ın batısından sürülüp çıkarıldığını söyledi.

Halep'in yanı sıra Rakka ve Deyrizor'un da esaret, baskı, dayatma ve işgalden kurtarıldığını ifade eden Bahçeli, 10 Mart Mutabakatı'na direnç gösteren, her fırsatta ayak sürüyen, dış tesirlerle masayı ve müzakere ortamını sabote eden terör örgütü SDG/YPG'nin kapsamlı bir süpürme harekatıyla tutunduğu alanlardan zora ve silaha dayalı def edildiğini dile getirdi.

Son gelişmelerin hem Suriye, hem bölge ülkeleri ve hem de Türkiye adına son derece müspet ve kayda değer olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine suikast üstüne suikast düzenleyen SDG/YPG'nin 27 Şubat İmralı çağrısına muhalif ve mugayir hareket ettiği açıktır. Gerçekten de Suriye'de tezahür eden SDG/YPG provokasyonlarını 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum sürecini baltalama girişimi olarak gören ve gösteren bizzat PKK'nın kurucu önderliğidir. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır. Sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG/YPG'nin Şam yönetimiyle 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin, diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayış ve arzuları yoktur.

Özellikle Rakka ve Deyrizor'da ayağa kalkan Arap aşiretleri Şam yönetimiyle el ele vermiş SDG/YPG terörüne karşı olağanüstü bir mücadele sergilemişlerdir. Şunu tekraren açıklamak lazımdır ki Kürt kardeşlerimiz başka, SDG/YPG başkadır. SDG/YPG terör örgütüdür, Kürt kardeşlerimizi temsil etmesi, onlar adına söz ve hak iddiasında bulunması kuyruklu yalan, A'dan Z'ye hayal mahsulüdür."

"Terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz"

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayımladığı kararname ve Suriye'de yaşanan gelişmelere ilişkin daha önce yaptığı açıklamayı anımsatan Bahçeli, mezkur kararnamenin isabetli, anlamlı, Suriye'de birlik ve bütünlüğü tahkim etme yönünde doğru zamanda atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Tekraren vurgulamak isterim ki Suriye'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasına dayalı üniter bir yapının tesis edilmesi, federasyon, konfederasyon, özerklik gibi eski çatışma hatlarını ve terörist faaliyetleri yeniden canlandırabilecek tartışmalar gündeme getirilmemelidir. Suriye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin eşit hak, özgürlük ve yükümlülüklere sahip olması, etnik ya da dini farklılıkların devlet nezdinde hiçbir önem arz etmemesi çok mühimdir. En önemli ortak paydanın ise 'Suriye vatandaşlığı' olacağı hususunda tüm sosyal kesimlere güvence verilmelidir. Suriye'de hiçbir kesim, hiçbir etnik veya mezhebi grup dışarda bırakılmamalı, mağdur edilmemeli, yok sayılmamalıdır. Tek bayrak, tek devlet, tek orduyla birlikte; egemen eşitliği her karış toprağında tesis edilmiş Suriye Cumhuriyeti devleti bölgesel istikrar ve barışa çok değerli katkı verecektir.

SDG/YPG'nin devlet içinde devlet gibi hareket eden fiili ve mütecaviz tutumunun sürdürülebilirliği kesinlikle yoktur. Bu nedenle sadece Fırat'ın batısı değil, Fırat'ın doğusu da; Ayn el Arap'tan Kamışlı'ya kadar faal halde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm halinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız."

Terörün sonunun olmadığını, terörizmin çıkmaz sokak olduğunu vurgulayan Bahçeli, insanlığa karşı işlenmiş en vahşi suçun terör suçu olduğunu, terörle yaşamanın, teröre sessiz ve seyirci kalmanın onurlu yaşamanın tam tersi olduğunu dile getirdi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Cinayet, melanet, ihanet ve rezaletlerin hiç kimsenin yanına kalmayacağı, hiçbir hain örgütün yanına bırakılmayacağı da gayet iyi bilinmelidir. Suriye Cumhuriyeti devletinin siyasi ve toprak bütünlüğü, egemenlik haklarıyla iç huzur ve istikrarı tartışılamaz, sulandırılamaz, sakatlanamaz mahiyettedir. Şam'ın güvenliği Ankara'nın güvenliğidir. Suriye halkının saadet, selamet ve birliği Türk milletiyle bir ve aynıdır. Dileğimiz ve temennimiz şudur: Şam yönetimiyle SDG/YPG arasında imzalanan 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının bir dönüm noktası teşkil etmesi, 'Terörsüz Bölge' hedefiyle siyasi ve toplumsal istikrarı amaçlayan huzurlu Suriye'nin tecellisine azami destek sağlamasıdır. "

"Hukukun çizdiği sınırlardan taviz verilmemeli"

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, tehdit ne denli çetin ne kadar derin olsa da devlet yönetiminin adaletten ve hukukun çizdiği sınırlardan kesinlikle taviz veremeyeceğini vurguladı.

Terörle ve bölücülükle mücadelenin de aynen böyle olması gerektiğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin 1984 yılında fiilen başlayan bölücü terörle mücadelesinin 42 yıldır sürdüğünün ve beka düzeyinde en önemli sorunu olduğunun altını çizdi. Bahçeli, "Bu sorun köklü olarak halledilecektir." diye konuştu.

Terörsüz Türkiye'nin adım adım ilerledikçe korkuya kapılanların, uykuları kaçanların, çılgına dönenlerin, hatta her türlü karalama kampanyasına aracı ve alet olanların, kaybetmeye, millet nezdinde mahkum ve mahcup olmaya müstahak olduklarını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

"Şirazlı Sadi'den esinlenerek şunu hatırlatırım ki, kendi ayıplarının hamalı olanlar, başkalarının kusurlarıyla uğraşıyor. Bunu yaparken çok tehlikeli bir dile tevessül ediyorlar. Yanlışı ve yalanı savunacak kadar cahil olanlardan, doğruyu ve doğruluğu göremeyecek kadar kör olanlardan, iyiliği ve iyi niyeti inkar edecek kadar nankör olanlardan Rabb'im cümlemizi korusun ve böylelerini milletimizden her daim uzak tutsun, diyorum.

Tahriklere aldırmayacağız, yolumuzdan ayrılmayacağız. Hamasi ezberlere takılmayacağız, siyasi geçim kapısı demagoji olanları hiç takmayacağız. Vatandaşlarımızın aldatılması, umut tacirliğinin kamçılanması, yalanın egemenlik kurması, halk dalkavukluğunun öne çıkması ve demagojinin geçer akçe görülmesi, açıkça millet iradesine fesat karıştırmaktır. Bunun adı da işin özünde milli irade gasbıdır. Nihayetinde milli iradeyi gasbetmek için hezeyandan hezeyana koşan palavracı siyaset meddahlarının hala varlığı, ahlaki temele yaslanan dürüst ve namuslu siyaset anlayışının yeterince kök salamadığına işarettir."

Devlet Bahçeli, partisinin gayesinin, Türkiye'yi hak ettiği gelişmişlik düzeyine ulaştırmak olduğunu dile getirerek, "Her yolu mübah gören, her rüzgara yelken açan, tarlasını sırtlayıp yağmur neredeyse oraya taşıyan ikiyüzlülük ve karaktersizliğe de hiçbir zaman itibar etmedik, etmeyeceğiz. Yeni yüzyılda terörü hayatımızdan mutlaka çıkaracağız. Yeni yüzyılda feleğin çemberini kıracağız, tuzakları bozacağız, karanlık senaryoları yırtıp atacağız." değerlendirmelerinde bulundu.

Türkiye'nin bahtının açık, milli birlik ve dayanışma ruhunun düne nazaran çok daha sağlam olduğunu vurgulayan Bahçeli, ekonomik olarak gelişmiş, siyasal olarak istikrarını kesintisiz korumuş, adaletin gücüyle birliğini ve dayanışma iklimini muhafaza etmiş, her alanda isminden ve iradesinden bahsettirmiş bir Türkiye'nin inşa ve ihya edileceğini söyledi.

Bahçeli, ahlaki ve manevi cepheyi sarsan iç ve dış operasyonlara, aile kurumunu tahrip eden sistematik saldırılara, milli varlığı, milli değerleri yaralayan, tehlikeli akımlara sonuna kadar direniş gösterileceğini kaydetti.

"CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, 20 Yanvar'ın, Bakü başta olmak üzere Azerbaycan'ın muhtelif bölgelerinde haklı taleplerle sokaklara çıkan halka ağır silahlarla müdahale edilmesi sonucu yaşanan ve tarihe "Kara Ocak" olarak geçen bir felaket günü olduğunu dile getirdi. Resmi verilere göre, o kahredici günde 147 kişinin şehit edildiğini hatırlatan Bahçeli, bu kanlı müdahalenin Azerbaycan Türklüğünün istiklal yürüyüşünü engelleyemediğini söyledi.

Bahçeli, 2020 yılında gerçekleştirilen 44 günlük Vatan Savaşı'nın ise uzun yıllar sabırla beklenen azatlığın ve adaletin tecellisine sahne olduğunu ifade ederek, "Bu duygularla 20 Yanvar 1990'da ve Karabağ Savaşı'nda hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve hürmetle anıyor, dost ve kardeş ülke Azerbaycan halkını saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kaderimiz birdir kavlimiz bir, kararımız birdir kararlılığımız bir. Geçmişimiz birdir geleceğimiz bir, varlığımız birdir vuslatımız bir. Adımız birdir anımız bir, sonsuza kadar kardeştir tek millet iki devlet Azerbaycan Türkiye." şeklinde konuştu.

MHP'nin siyaset anlayışının hasbi, harbi, dürüst, ilkeli, tutarlı ve ahlaki esaslara dayandığını vurgulayan Bahçeli, "Birileri gibi işkembeden sallamayız. Birileri gibi hem nalına hem mıhına vurmayız. Göründüğümüz gibiyiz, olduğumuz gibi görünmesini de biliriz. Çizgimizde zikzaklar yoktur." değerlendirmesinde bulundu.

"Karabağ Savaşı'nda tarihin yanlış tarafında duran, vatan mücadelesini tartışmaya açan CHP'ye benzemeyeceklerini" söyleyen Bahçeli, "Buna da asla tevessül etmeyiz. CHP'nin işi gücü istismar ve inkardır." ifadelerini kullandı.

Bahçeli, CHP'nin, Türk dünyasına ne kadar yabancı olduğunun, Türk-İslam alemine nasıl şaşı baktığının kendilerinin nazarında belli ve berrak olduğunu belirterek, "CHP'nin mesleği ve meşgalesi her milli meseleyi bağlamından koparmak, ülkemizi ve Türk dünyasını ilgilendiren gelişmelere yabancı durmak ve uzaktan bakmaktır. Onların siyaseti enternasyonal hezeyanla perçinlenmiş, bizim siyasetimiz ise milli ve tarihi mirasımızla pekişmiştir. CHP'nin muhalif siyaseti, Türkiye'ye karşı kurgulanmıştır. Fırsatçılık, istismar ve ganimet avcılığı geçim kapısıdır." dedi.

"Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin geçen haftaki TBMM Grup Toplantısı'nda emekli aylıklarına ilişkin açıklamalarını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu hususu 'ama, fakat' demeden tekrar ediyorum: sözlerimin sonuna kadar arkasında ve emeklilerimizin yanındayım. Biz ne söylemişsek onu yapar, ne yapmışsak onu anlatır ve sahipleniriz. CHP'nin iç çekişmelerine, yolsuzluk ve rüşvet çarkına, uyuşturucu ve kumar alemlerine akan kaynaklarına ve sorunlu siyasetine aklımız ermez, bilgimiz yetmez. Zira bizim aklımız da fikrimiz de hep Türkiye'dir, Türk milletidir. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhur İttifakı ortağıdır, ancak iktidar ortağı değildir. İttifak ortağı olarak da, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi'nin iyi niyetle Türkiye'nin kalkınmasına, milletimizin huzur ve refahı için bütçe imkanları doğrultusunda aldığı kararlara destek olmak siyasi ahlakımızın gereğidir. Biz bunu yapıyoruz. Boş işlerle uğraşmıyoruz. Teneke gürültüsüne kulak asmıyoruz. Köklü bir siyasi parti olarak ekonomik ve sosyal meselelere kafa yoruyoruz."

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, kendisinin emeklilerle ilgili değerlendirmesini istismar etmeye çalıştığını ancak amacının boşa düştüğünü söyleyen Bahçeli, "Hatay'da yaptığı konuşmayla Cumhur İttifakı içine fitne sokmak, emeklilerimiz üzerinde fitne düzeneği kurmak istemiştir. Şayet verdikleri önergelerine destek vermezsek bizi emeklilere sahip çıkmamakla suçlayacaklarmış. Bu tatlı su kurnazına diyorum ki, geçiniz bunları, geçiniz. Sizin önergenize destek olmayız, ayak oyunlarına kanmayız, işgüzar taktiklerinize pabuç bırakmayız. Varsa Türkiye'nin meselelerini çözmeye yönelik çalışmalarınız paylaşın da görelim." diye konuştu.

Bahçeli, partisinin somut politikalarla hareket ettiğini belirterek, imkanlar arttıkça emeklilerin durumunun da iyileşeceğini, milli birlik ve beraberlikle yarınların bugünden çok daha güçlü ve müreffeh olacağına inandıklarını ifade etti.

CHP'nin "boş keseden salladığını" söyleyen Bahçeli, MHP'nin ise vatandaşların geçim meselesini kalıcı çözümlere kavuşturmak amacıyla ekonomik ve sosyal politikalar ürettiğini dile getirdi. Bahçeli, partisinin hazırladığı projelere ilişkin metinleri göstererek, "Asgari Refah Seviyesinin Endeks Üzerinden Hesaplanması ve Ailelere Gelir Desteği Projesi. Cumhuriyet Halk Partisi bunlara iyi bakınız. Bunun kalınlığı CHP kadar var. Beslenme Projesi, Barınma Projesi, Giyim Kuşam Projesi... Bunlar Bilge Han'dan bu yana var olandır. Barınma, beslenme ve giyinme, Türk'ün özüdür, Türk'ün politikasıdır." şeklinde konuştu.

Partisinin beslenme konusundaki projesine işaret eden Bahçeli, "Pazar pazar dolaşıp, vatandaşlara 'soğanın fiyatı şu, patatesin fiyatı şu' diyeceğiniz yerde, şunun gibi bir şeyle nasıl çözeceğinizi anlatın. Konut Projesi, 'evi barkı yok, kiralar arttı, şu oldu, bu oldu'. Her gün televizyonlarda birilerini konuşturarak yoksulu, emekliyi, işsizi istismara gerek yok." dedi.

MHP'nin, yaşanabilir ve güvenli konut edinmeye yönelik projesine değinen Bahçeli, "Hepsini toparladığımız bütüncül sosyal politikalar seti bu. Kurduğunuz ofislerin aklı bu projelere yetmez. İster 'cumhurbaşkanlığı ofisi' kurun, ister 'bakanlar kurulu gölge kabinesi'ni kurun, bize yetişemezsiniz." ifadelerini kullandı.

Bahçeli, partisinin donanımlı ve proje odaklı çalışma halinde olduğunu vurgulayarak, samimiyetsiz siyasetin sonunun hüsranın uçurum dibi, istismar siyasetinin sonunun ise mutlaka hezimet çukuru olduğunu kaydetti.

"Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın "yan baktın" bahanesiyle 15 yaşındaki bir kişi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak öldürülmesine değinerek, "Ahmet Minguzzi cinayeti adeta tekerrür etti." diye konuştu.

Atlas Çağlayan'a Allah'tan rahmet, acılı ailesine sabır ve başsağlığı dileyen Bahçeli, "Suça karışmış veya suç işlemiş çocuklarla ilgili ne gerekiyorsa yapmalıyız." dedi.

Toplumda kaygı ve korkuları artıran olayların her geçen gün arttığına dikkati çeken Bahçeli, Türkiye'nin toplumsal dokusunun tahrip edildiğini, ahlaki değerlerin yoğun bir saldırı altında olduğunu söyledi.

Bahçeli, cinnet, cinayet ve şiddetin eş zamanlı olarak yaygınlaştığını belirterek, huzurun yutulduğunu ve sükunetin yıpratıldığını, medeniyet mirasının dört bir koldan hücuma uğradığını dile getirdi.

Bazı sanatçı ve medya mensuplarının uyuşturucuyla anıldığına, ünlüsünün ünsüzünün bataklıkta çırpındığına ve makyajlanmış hayatların ne kadar çürüdüğünün görüldüğüne işaret eden Bahçeli, "Bakıyorsunuz, bir özel jette her rezalet, her türlü iğrençlik sahne alıyor. Ülkemiz Merhum Reşat Nuri Güntekin'in Yaprak Dökümü isimli eserini adeta aratmıyor. Önüne gelen Bihter olmuş, önüne gelen Behlül karakterine bürünmüş. Sorarım sizlere, bize ne oldu? Hangi ara bu kadar irtifa kaybettik? Bu hallere nasıl düştük? Dahası yaşananlar ve yaşatılanlar Müslüman Türk milletine reva mıdır?" ifadelerini kullandı.

"Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, son günlerde yaşanan gelişmelerle alarm zillerini çaldığını vurgulayarak, sanal bahis, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanım yaşının düşmesini, "dehşet verici bir tehdit" olarak nitelendirdi.

Bahçeli, "Bu kürsüden kararlılıkla diyorum ki, geleceğimizi riske atamayız, çocuklarımızı alçak ve namussuz uyuşturucu tacirlerinin eline ve emeline teslim edemeyiz. Topyekun bir mücadele başlatmalıyız. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakamayız, bakmamalıyız. Kafa kafaya vererek milli ahlak reformu hazırlayıp bunu da tatbik etmeliyiz. Milli ahlak milletin kurtuluşudur. Milli ahlaktan uzaklaşmak milli ruhu kaybetmekle eş değerdir. Ahlaki iflas bir nevi ölümdür." değerlendirmelerinde bulundu.

İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy'un "Gökten inmez bir de hiçbir şey... Bütün yerden taşar/Kendi ahlakiyle bir millet ölür, yahut yaşar" dizelerini hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şımaran, tırmandığı mevkii hazmedemeyen, her türlü çarpık ve aşağılık ilişkiler yaşayan, uyuşturucuyla kendinden geçip zıvanadan çıkan kim varsa diyorum ki, yeter artık, yetti artık, milletimizin gündeminden çıkın artık. Sanatçı medeniyet inşa edendir, peki karşımızdaki sanatçı tablosu hangi medeniyet mirasının sonucudur? Daha doğrusu, bunlarla medeniyet kavramını yan yana getirmek akıl ve ahlak işi midir? Ruhen dinamikliğini yitirmiş, kirlenmiş, duygusuz, yıkıcı fikirleri benimsemiş, zulme razı, adaleti ve hakkaniyeti önemsemeyen, kendi iyimserliği ile yetinip, zayıf, ihtiyaç sahibi bireyleri unutan, kibirli, bencil, yalan söyleyen, verdiği sözü unutan, mezhep, meşrep, milliyet, dil farklılığını tefrika nedeni yapan, faydasız törenlerle meşgul olan, güçlünün dalkavukluğunu yapan, aslan-kedi örneğiyle anlattığı ikircikli tavır içinde olan insanların oluşturduğu toplumun halini, parçalanmış, çözülmüş vücudun haline benzeten Akif, kurtuluş için ahlakımızın yükselmesini önermektedir. Ahlakımızı yükseltmekten başka emin olunuz ikinci bir seçenek yoktur."



"Bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır"

Devlet Bahçeli, süregelen adli süreçlerin acilen sonuçlandırılması, ülkenin ve milletin içinde düştüğü anafordan derhal kurtulması ve kurtarılması gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin, Bebek Otel'deki şaibeli olaylarla anılamayacağını, temizliğin simgesi olan bebek kelimesinin "aşağılık ilişkilerle" yan yana getirilemeyeceğini kaydeden Bahçeli, "Türkiye, havada uçan bir günah jetine hapsedilemez. Türkiye, medyaya, iş dünyasına, siyaset ve diğer sosyal alanlara sirayet eden uyuşturucu müptelası müptezellerle eşitlenemez. Uyuşturucu tacirlerine, torbacı alçaklara, çocuklarımızı abluka altına alan şerefsizlere haddini bildirmek, bunların başına dünyayı yıkmak bugün değilse ne zaman yapılacaktır." diye konuştu.

Ailelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin hazırlanacak acil eylem planı çerçevesinde milli ahlakı müdafaa edecek cesur ve cüretkar bir mücadeleyi amansız şekilde ve eş güdüm halinde icra etmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "O gün bugündür. İhmal felakettir. Bayrak olacağız, sancak olacağız, vatan olacağız, düşmeyeceğiz, ahlak cephemizin bozgununa göz yummayacağız, Türkiye'yi kesinlikle düşürmeyeceğiz. Bir olacağız, kardeş olacağız, büyük bir aile olacağız, Türk milletinin kahramanca duruşuyla ayrık otlarını kurutup içten çöküşümüzün umudunu taşıyanları hayal kırıklığına uğratacağız. Mert olacağız, ahlaklı olacağız, erdemli olacağız, tavizsiz olacağız, adam gibi adam olacağız, serdengeçti bir yürekle Türkiye'yi sonuna kadar savunacağız, Türk milletine tercüman olacağız." ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasını, "Başta Amerika olmak üzere dünyada kim varsa ona sesleniyorum: Filistin ve Gazze meselesinde barış kurulu başkanı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmalıdır, sonra kim katılacaksa katılsın. Barışın başı Türkiye, onun başı Cumhurbaşkanı. Haydi, hodri meydan." sözleriyle tamamladı.

Öte yandan Bahçeli'nin, Fettahoğulları aile mührünün yer aldığı, hat sanatıyla yazılmış Besmele ile Fetih, İhlas ve Fatiha surelerinin bulunduğu bir rozet, merkezinde yine Fettahoğulları aile mührünün yer aldığı, çevresinde Besmele ile Fetih, İhlas ve Fatiha surelerinin hat sanatıyla işlendiği, yan yüzeylerinde ise Devlet Bahçeli tuğralarının bulunduğu bir yüzük taktığı görüldü.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı aşısının çalışmalarında ilk fazın tamamlanmak üzere olduğunu söyleyerek, "Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz" dedi

07.08.2026 14:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
KKKA'da önemli gelişme; aşının ilk fazı tamamlanmak üzere
ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac'ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. KKKA aşısı için çalışmalarını sürdüren ekip, aşıda ilk faz çalışmalarını tamamlamak üzere. Çalışmalar hakkında bilgiler veren ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, çalışmaların sürdüğü laboratuvarın daha kapsamlı bir hale geleceğini söyleyerek, "Çok büyük bir laboratuvara kavuşuyoruz.

Bu alanda stratejik araştırmalar yapabileceğimiz kapsamlı bir laboratuvar imkanının olması bizim için önemli. Cumhurbaşkanımızın destekleriyle bu laboratuvar imkanına sahip olabilmemiz sadece Kayseri için değil, ülkemiz ve tüm insanlık için de stratejik bir öneme sahip. Laboratuvarımızın da yıl sonu itibarıyla hazırlıklarımız bitmek üzere. İnşaatımız tamamlandı. Laboratuvarın teknik cihazlar anlamında son bağlantıları devam etmekte" dedi.

"Birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisindeyiz"

Çalışmalarına devam edilen KKKA aşısı hakkında bilgiler veren Altun, "Aykut Özdarendeli hocamız çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle çalışmalarına Kırım Kongo Kanamalı Virüslü ateşli hastalığı dediğimiz kene ısırmasının sebep olduğu rahatsızlıkla ilgili aşı çalışmalarına devam ediyor. Birinci fazla ilgili ciddi mesafe almış durumdayız. Burada biz elimizden geldiği kadar bu aşı süreçlerini yönetirken de ulusal ve uluslararası boyutta bunun kabul edilmesi bizim için esastır.

Biz hocamıza o süreçlerini de kolaylaştırmak için destek oluyoruz. Yaz aylarına başladığımızda hep gündemimize gelen bir rahatsızlık süreci olarak durmakta ama biz bu konularda Sağlık Bakanlığımızla ve Sağlık Müdürlüğümüzle koordineli bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Benim tahminim birinci fazla birlikte ikinci ve üçüncü faz sürecini de tamamlayıp aşının hazır olması süreçlerine doğru düzenli istikrarlı bir ilerleme içerisinde olduğumuzu söylemek istiyorum" diye konuştu.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Güvenpark'ta direniş 25. günde

Ankara Güvenpark'ta rütbeli personelle eşit özlük ve sosyal haklar talebiyle 25 gündür oturma eylemi yapan ve son 5 gündür açlık grevini sürdüren er/erbaş şehit yakınları ile malul gazileri, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ziyaret etti. Meclis gündemindeki "Çerçeve Yasa" tartışmalarının gölgesinde konuşan Özel, "Herkes 'Ben bu düzenlemelerden razıyım' diyene kadar arkanızdayız. Gözünüze bakamayacağımız hiçbir işin içinde olmayız" dedi. Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu ise "Eğer bu yasada bizi ağlatırsanız size hakkımızı helal etmiyoruz" diyerek siyasi iradeye sert bir rest çekti

06.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Güvenpark'ta direniş 25. günde
Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelerek Güvenpark'ta toplanan er şehit yakınları ile er ve erbaş statüsündeki gazilerin hak arayışı kararlılıkla devam ediyor. Rütbeli personelle aralarındaki maaş, sağlık hakları, protez kalitesi ve sosyal imkan adaletsizliklerine karşı 13 Temmuz'dan bu yana oturma eylemi yapan kitle, seslerini duyurabilmek amacıyla 4 Ağustos itibarıyla açlık grevi başlattı. Siyasi partilerin yoğun ziyaret gerçekleştirdiği alana gelen son isim, kısa süre önce CHP'den ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel oldu.


Özgür Özel: "Sorunlar çözülüyormuş gibi yapılması samimiyetsiz"


Güvenpark'taki eylem alanında gazilerin ve şehit ailelerinin alkışlarıyla karşılanan YENİ Parti lideri Özgür Özel, hükümetin Meclis komisyonuna getirdiği yasal düzenlemeleri sert bir dille eleştirdi. Yapılan hamlelerin bir göz boyamadan ibaret olduğunu savunan Özel, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada 25 gün sonra bir kez daha birlikteyiz. Eylemin ilk başladığı gün, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş Genel Başkanı olarak son ziyaretimi buraya gerçekleştirmiştim. Bugün ise YENİ Parti Genel Başkanı olarak yanınızdayım. 25 gün boyunca o kararlılığın gereğini yaptınız, beş gündür de açlık greviyle tepkinizi en üst düzeye çıkardınız. Biz sonuna kadar, siz sonuç alana kadar, hakkınız teslim edilene kadar yanınızdayız. Meclis komisyonunda sanki gazilerin ve şehit ailelerinin sorunları çözülüyormuş gibi bir izlenim yaratılmasını samimiyetsiz buluyoruz. Getirilen teklifler sizin taleplerinizi ve beklentilerinizi hiçbir şekilde karşılamıyor."


"Biz gözünüze bakamayacağımız işlerin içinde olmayız"


Konuşmasında Meclis Başkanlığına sunulan ve kamuoyunda büyük tartışma yaratan yeni "Çerçeve Yasa" sürecine de değinen Özel, partisi üzerinde kurulan siyasi baskılara rağmen taviz vermeyeceklerini açıkladı. Hukukçularla birlikte metin üzerinde sabaha kadar çalıştıklarını aktaran Özel, duruşunu şu sözlerle özetledi:

"Biz zor günlerden geçiyoruz. Seçilmiş kadrolarımızın darbe niteliğinde adımlarla uzaklaştırıldığı bir süreçte, bir yandan da Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren kritik bir süreç yürütülüyor. Emin olun meseleyi ve tüm hassasiyetleri en az sizin kadar yakından takip ediyoruz. İlk gün nerede duruyorsak bugün de tam olarak aynı noktadayız. Bizler şehit ailelerinin yanına varamayacağımız, gözlerinin içine bakamayacağımız hiçbir gizli ya da yanlış işin içinde olmayız. Türkiye'de terörün bitmesi, silahların tamamen susması, tek bir silahın dahi terör örgütünün elinde kalmaması ve bir daha hiçbir ocağa ateş düşmemesi için demokratik zeminde adımlar atılmasını sonuna kadar savunuyoruz."

Özel ayrıca, Türkiye genelinde hak mağduriyeti yaşayan er gazi ve şehit yakını sayısının yaklaşık 5 bin 500 kişi olduğunu belirterek, "Madem artık terör olmayacak, madem artık kan akmayacak; o halde bu vatan uğruna kolunu, bacağını, gözünü, canını vermiş bu insanlara haklarını teslim etmek devlet için hiçbir maddi yük değildir. El insaf diyerek Meclis çatısı altında sesiniz olmaya devam edeceğiz" vurgusunu yaptı.


Erdem Çerçioğlu: "Eğer bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmiyoruz"


Özgür Özel'in ardından söz alan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, siyasi partilerin getirdiği alternatif tekliflerin ve hükümetin sunduğu paketlerin mevcut yaraları sarmadığını ifade etti. Çerçioğlu, Meclis'te grubu bulunan tüm milletvekillerine doğrudan seslendiği konuşmasında şu ifadelerle isyan etti:

"Biz Cumhur İttifakı'nın meclise sunduğu kanun teklifini de komisyondaki mevcut yaklaşımları da kabul etmiyoruz. Bizim derdimiz paradan ziyade adaletle ilgilidir, rütbeli personel ile aramızdaki emsal özlük haklarımızın eşitlenmesi mücadelesidir. Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu olarak açlık grevimize kararlılıkla devam edeceğiz. Buradan Meclis'teki tüm siyasilere açıkça haykırıyorum: Eğer bu hazırlanan çerçeve yasada şehit ailelerini ve gazileri bir kez daha boynu bükük bırakır, bizi ağlatırsanız, size de bu devlete de hakkımızı helal etmiyoruz!"

Haber kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, Güvenpark'taki çadırlarda nöbetleşe devam eden açlık grevi eylemine Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu da daha önce destek ziyaretlerinde bulunarak meclis zemininde hakların savunulacağı sözünü vermişlerdi.

Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerine ilişkin ortak açıklama yayımladı

06.08.2026 16:13:00
AA
 
 Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı
 Türkiye ve 7 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail'in Gazze'de tıbbi ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını ve uluslararası insani hukuk ihlallerini en güçlü şekilde kınadı
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerine ilişkin ortak açıklama yayımladı.

Bakanlar, başta sağlık tesisleri ile tıbbi altyapının hedef alınması, sivil altyapıya yönelik saldırılar ve kadınlar ile çocuklar da dahil olmak üzere sivil kayıplarının devam etmesi olmak üzere, Gazze Şeridi'nde uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olarak süregelen İsrail ihlallerini en güçlü şekilde kınadı ve lanetledi.

İsrail'in ihlallerinin devam etmesinin uluslararası hukukun ve Gazze Barış Planı'nın ihlali olduğunun altını çizen bakanlar, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinli grupların silahların sınırlandırılmasını da içeren yol haritasını kabul ettiğini duyurmasının ardından ihlallerin devam etmesinin, planın ikinci aşamasının uygulanmasını hedefleyen uluslararası ve bölgesel çabaları sekteye uğrattığına işaret etti.

Bakanlar, ihlallerin siyasi süreci tehdit ettiğini, çatışmaları yeniden tırmandırma ve Gazze'deki insani felaketi derinleştirme riski taşıdığını belirtti.

İsrail'in uluslararası hukuk ihlalleri
Bakanlar, sivillerin korunmasının, sağlık tesisleri ile sağlık ve insani yardım alanlarında görev yapan personelin güvenliğinin sağlanmasının ve Gazze genelinde insani yardım, tıbbi malzeme ve acil yardım malzemelerinin "derhal güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılmasının" hiçbir koşul altında taviz verilemeyecek ya da zayıflatılamayacak hukuki yükümlülükler" olduğunu vurguladı.

Gazze Şeridi'nde İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılardan, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesinden ve "işgal altındaki Kudüs'teki" mevcut statükoyu tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan uygulamalardan "bağımsız değerlendirilemeyeceğinin" altını çizen bakanlar, bu uygulamaların güç kullanarak fiili durum yaratmayı hedefleyen sistematik politikayı oluşturduğunu kaydetti.

Bunların iki devletli çözümün temelini zayıflattığını aktaran bakanlar, söz konusu faaliyetlerin Filistin halkının meşru haklarını "marjinalleştirdiğini" bildirdi.

Bakanlar bu durumun, uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini hatırlattı.

Bakanlar ayrıca, uluslararası topluma, özellikle de BM Güvenlik Konseyi'ne, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail'i uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı Kararı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve ciddi ihlallerden sorumlu olanları hesap vermeye zorlamak üzere; sivillerin korunmasına, anlaşmanın tam olarak uygulanması için umutların korunmasına ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde pratik ve etkili önlemler almaları yönündeki çağrılarını yineledi.

İşgal altındaki Filistin topraklarını ilhak etmeye, bu topraklar üzerinde İsrail egemenliğini dayatmaya veya Filistin halkını zorla yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini vurgulayan Bakanlar, adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kurulmasını da içeren iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik ciddi bir siyasi sürecin başlatılması olduğunu teyit etti.

MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması

MSB'den yapılan açıklamada "Terörsüz Türkiye vizyonu doğrultusunda, terörün tamamen ve kalıcı şekilde gündemden çıkarılması yalnızca ülkemizin değil, bölgemizin de barış, güvenlik ve istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yönüyle Terörsüz Türkiye, ulusal güvenliği güçlendiren ve bölgesel istikrara katkı sunan stratejik bir vizyondur" denildi 

06.08.2026 15:00:00
AA
 
MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması
MSB'den 'Terörsüz Türkiye' açıklaması
MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), ülkenin güvenliğinin sağlanması, milletimizin huzurunun korunması ve devletin bekasının muhafazası amacıyla her türlü risk ve tehdit unsuruna karşı yürüttüğü faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek "Son bir hafta içerisinde 1 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir." ifadesini kullandı.

Hudutlarda kaçakçılığın önlenmesi, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadelede etkinliğin artırılması amacıyla etkin ve ileri teknolojiye dayalı tedbirler alındığına dikkati çeken Aktürk, şunları kaydetti:

"Son bir haftada, 490 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 443 olmuş, engellenen 924 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 44 bin 802'ye ulaşmıştır. Yine bu hafta içerisinde, Hakkari hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde yaklaşık 8 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir."

Aktürk, TSK'nın ikili ilişkiler ve NATO başta olmak üzere uluslararası görevler kapsamında, bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlamayı sürdürdüğünü belirterek, "NATO Geliştirilmiş Hava Polisliği görevi çerçevesinde 1 Ağustos-30 Kasım 2026 tarihleri arasında görev yapacak 5 adet F-16 uçağımız ile görevli personelimizin 31 Temmuz'da Estonya'ya intikali tamamlanmış, unsurlarımız 1 Ağustos itibarıyla göreve başlamıştır." diye konuştu.


İsrail


Tuğamiral Aktürk, Orta Doğu'daki gelişmelere de değinerek bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanması amacıyla, ABD ile İran arasında sürdürülen müzakerelerde tarafların sağduyulu ve sorumlu bir tutum sergilemesinin önemini yinelediklerini ifade etti.

Bölgede kalıcı barış ve istikrarın tesisi önündeki en büyük engelin İsrail olduğuna dikkati çeken Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İsrail, Gazze'de ateşkes ve kalıcı barışa yönelik diplomatik girişimlerin olumlu seyrettiği bir dönemde, bu çabaları bilinçli şekilde sabote etmeyi sürdürmektedir. İsrail'in, geçtiğimiz hafta sonu Gazze'de yerinden edilmiş sivillerin sığındığı çadır kampı ile bir sağlık tesisini hedef alması sonucu 30'dan fazla sivil hayatını kaybetmiştir. Söz konusu saldırı, İsrail'in uluslararası hukuku hiçe sayan yaklaşımının son örneğini teşkil etmektedir. Uluslararası toplumun, İsrail'in bu eylemlerine karşı uluslararası hukuka ve insani değerlere sahip çıkarak daha kararlı ve güçlü bir tutum sergilemesinin, bölgede barış ve istikrarın tesisi açısından elzem olduğunu bir kez daha vurguluyoruz."

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in hafta içerisindeki faaliyetleri hakkında da bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:

"31 Temmuz'da, Bakan Yardımcımız Sayın Alpaslan Kavaklıoğlu'nun vefat eden kıymetli eşi için Ankara'da düzenlenen cenaze törenine katılmış, 1 Ağustos'ta Suriye Savunma Bakanı ile ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Sayın Bakanımız bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı'nı ağırlayacaktır."


Eğitim ve tatbikat faaliyetleri


Tuğamiral Aktürk, TSK'nın, yüksek hazırlık seviyesini muhafaza etmek amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerini de kesintisiz olarak sürdürdüğünü belirtti.

Tatbikatlara ilişkin bilgi veren Aktürk, şu ifadeleri kullandı:

"20 Temmuz'da Slovakya'da başlayan Joint Fire Tatbikatı yarın, 4 Ağustos'ta Letonya'da başlayan Baltic Trust Karşı Dron Tatbikatı 14 Ağustos'ta sona erecektir. Diğer yandan, öğrenci eğitim faaliyetleri kapsamında İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru San Marco tarafından 2-6 Ağustos tarih aralığında Antalya'ya, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) kapsamında Yunanistan Deniz Kuvvetlerine ait Kountouriotis ve İtalya Deniz Kuvvetleri unsuru Montecuccoli tarafından 4-6 Ağustos tarihleri arasında Aksaz'a, Milli Savunma Üniversitesi Deniz Harp Okulu öğrencilerimizin Açık Deniz Eğitimleri kapsamında TCG Osmangazi tarafından 5-7 Ağustos tarihleri arasında Livorno/İtalya'ya liman ziyaretleri yapılmaktadır. NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi hitamında 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında Lizbon/Portekiz'e liman ziyareti yapan TCG Oruçreis tarafından 7-11 Ağustos tarih aralığında Civitavecchia/İtalya'ya liman ziyareti gerçekleştirilecektir."


Envantere yeni giren silah sistemleri


Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve milli savunma sanayisinin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmalarının da kararlılıkla devam ettiğini belirtti.

Kara Kuvvetleri Komutanlığınca muhtelif miktarda, "Tayfun Fırlatma, Taşıma Yükleme ve Komuta Kontrol Aracı, Karinalı Bot ile Milli Piyade Tüfeği MPT-76'nın" muayene ve kabul faaliyetlerinin tamamlandığı bilgisini paylaşan Aktürk, "Ayrıca, ASELSAN tarafından 'Hassas Güdüm Kiti HGK-84' ve 'Lazer Güdüm Kiti LGK-82/84' ile Roketsan tarafından 'SOM-B1T' mühimmatı Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir." ifadelerini kullandı.

Aktürk, personel ve askeri öğrenci temin faaliyetlerinin de yapılan planlamalara uygun şekilde yürütüldüğüne dikkati çekerek "14 Temmuz'da başlayan Milli Savunma Üniversitesi '2026 Yılı Askeri Öğrenci Temini Seçim Aşaması Faaliyetleri' yarın 24 Temmuz'da başlayan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında İstihdam Edilmek Üzere 2026 Yılı '3'üncü Dönem Uzman Erbaş Temini', '4'üncü Dönem Teknik Sınıf Uzman Erbaş Temini' ile '2'nci Dönem Sözleşmeli Er Temini' başvuruları 9 Ağustos sona erecektir." dedi.


"Kahramanım Mehmetçik ve Vatan" konulu resim yarışması


Milli Savunma Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında yürütülen işbirliği kapsamında, ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen, "Kahramanım Mehmetçik ve Vatan" konulu resim yarışmasına da değinen Aktürk, şu ifadeleri kullandı:

"Yarışmada seçici kurul tarafından belirlenen eserler Bakanlığımızın X hesabında halk oylamasına açılmış olup, ilkokul kategorisindeki oylama yarın sona erecek, müteakiben ortaokul kategorisindeki oylama 14 Ağustos'a kadar devam edecektir. Yarışma sonuçları 21 Ağustos'ta Bakanlığımız ile Milli Eğitim Bakanlığının resmi sosyal medya hesapları ve internet siteleri üzerinden ilan edilecektir. Tüm vatandaşlarımızı, geleceğin sanatçılarına destek olmak ve öğrencilerimizin vatan sevgisini yansıtan eserlerine katkı sunmak amacıyla halk oylamasına katılmaya davet ediyoruz."

Tuğamiral Aktürk, TSK Komuta Kademesinin şekillendiği 2026 yılı Yüksek Askeri Şura Toplantısı'nın 4 Ağustos'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlendiğini hatırlatarak "Sayın Cumhurbaşkanımızın onayını müteakip açıklanan Yüksek Askeri Şura kararlarının bir kez daha devletimize, milletimize ve Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını diliyoruz." diye konuştu.

TSK'nın gücünü milletinden aldığına dikkati çeken Aktürk, hudutların güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, denizlerimizde ve semalarda hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar üstlenen tüm görevleri azim, kararlılık ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye devam edeceklerini bildirdi.


"Terörsüz Türkiye stratejik bir vizyondur"


Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin soru üzerine Bakanlık tarafından, büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürülen terörle mücadelede, güvenlik güçlerinin üstün gayreti ve milletin desteği sayesinde büyük başarı elde edildiği belirtildi.

Bu tarihi başarıda en büyük payın, vatan uğruna fedakarlığın en yüce örneğini sergileyen şehitlerin, gazilerin ve onların ailelerine ait olduğunu ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Terörsüz Türkiye vizyonu doğrultusunda, terörün tamamen ve kalıcı şekilde gündemden çıkarılması yalnızca ülkemizin değil, bölgemizin de barış, güvenlik ve istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır. Bu yönüyle Terörsüz Türkiye, ulusal güvenliği güçlendiren ve bölgesel istikrara katkı sunan stratejik bir vizyondur. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bu süreçte üzerine düşen görev ve sorumlulukları bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla yerine getirmeye devam edecek, terörle mücadelede elde edilen başarının kalıcı barış ve güvenlik ortamıyla taçlandırılması için gerekli her türlü tedbiri almaya devam edecektir."


SEEBRIG Tugayı


Güneydoğu Avrupa bölgesindeki istikrarın sağlanmasına, işbirliği ve iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesine katkı sağlanması maksadıyla, 1999 yılında Güneydoğu Avrupa Tugayı (SEEBRIG) teşkil edildiği belirtildi.

Türkiye'nin SEEBRIG Karargahı'na 2007-2011 yılları arasında ev sahipliği yaptığı ifade edilen açıklamada, 2026-2032 yılları arasında ikinci kez ev sahipliğinin, İstanbul 3'üncü Kolordu Komutanlığı Orgeneral Muharrem Mazlum İskora Kışlası'nda yapılacağı bilgisi verildi.

Karargahın taşınmasına ve detaylarına ilişkin bilgi verilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"Bu kapsamda, Kumanovo/Kuzey Makedonya'da konuşlu bulunan SEEBRIG Karargahı 19-21 Temmuz 2026 tarihleri arasında SEEBRIG Karargahı envanterinde bulunan tüm araç, gereç ve malzeme İstanbul'a taşınmış ve aynı tarihlerde SEEBRIG personeli de kademeli olarak İstanbul'a intikal etmiştir. Tugay Karargahı 03 Ağustos'ta İstanbul'da tam harekat kabiliyetine ulaşmıştır. SEEBRIG Karargahı'nda 6 ülkeden (Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Kuzey Makedonya) halihazırda 28 çekirdek personel (12 Türk/16 yabancı) görev yapmaktadır. 27 Ağustos'ta SEEBRIG Karargahının Aktivasyon, Komuta Devir Teslim ve 27'nci Kuruluş Yıldönümü törenlerinin birlikte İstanbul'da icra edilmesi, 31 Ağustos'ta ise karargahın resmi olarak aktif hale getirilmesi planlanmıştır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.