logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ara seçim" , "erken seçim" tartışmalarına ilişkin, "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir" dedi

21.04.2026 14:45:00
AA
 
Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'
Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, siyasetlerinin günü kurtaranların değil tarih yazanların, koltuk kapma yarışının değil görevleri bir bayrak yarışı bilmenin temsili olduğunu belirtti.

Türkiye'nin içeride ve dışarıda karşı karşıya bulunduğu tehditlerin yoğun, bölgedeki çatışmaların derin, küresel rekabetin acımasız olduğunu bildiren Bahçeli, böyle bir ortamda aklıselim adımlar atmanın, sabır ve sağduyu ekseninde kararlar almanın, gelişmeleri devlet ciddiyeti ile okumanın yol haritası olması gerektiğini vurguladı.

Cumhur İttifakı'nın da böyle gündem içinde bir tarihi ihtiyaçtan doğduğunu, bir milli zorunlulukla kökleştiğini, 8 yılda atılan tüm adımlarda milli bekayı Kutup Yıldızı bellediğini ifade eden Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın, habis ve haset niyetlere karşı kenetlenmiş bir mukavemet hattı olduğunu dile getirdi.

Cumhur İttifakı'nın krizden medet umanların değil çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil düzeni sağlayanların varlık cephesi olduğunun altını çizen Bahçeli, şunları söyledi:

"Cumhur İttifakı'nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye'nin sigortasıdır. Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak, küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir."

Son günlerde yaşanan "ara seçim" ve "erken seçim" tartışmalarına değinen Bahçeli, hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısının "basiretsiz muhalefetin" ayak oyunları olduğunu söyledi. "Seçim" diye tutturanların milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuştuğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yersiz ve vakitsiz öz güven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye'nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye'nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz.Türkiye yoluna devam edecektir ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil bir milletin yürüyüşüdür."

Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, TBMM'nin kuruluşunda iradesi, duası, cesareti ve fedakarlığı bulunanları yad etti. 1918'den 1920'ye uzanan dönemin, Türk milleti bakımından yalnız askeri mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamayacağına dikkati çeken Bahçeli, o yılların bütün yıkıntılarının arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanı olduğunu aktardı.

"Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş halidir" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yol başçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, kara yolları, demir yolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla çocuğuyla genciyle yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkumiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken Ankara'da yanan meşale, karanlığı yaran milli uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu'dan hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur. TBMM, milli iradenin ete kemiğe bürünüp hüviyet kazandığı, hüküm ve haysiyet tesis ettiği, hakimiyet iradesinin milletin kendisine teslim edildiği, hürriyet sevdasının devlet nizamına tahvil edildiği tarihi yürüyüşün cümle kapısıdır. TBMM, meşruiyetini garbın başkentlerinden değil, Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını Malazgirt'te atasının açtığı Anadolu kapısından, Söğüt'te filizlenip cihanı saran o koca çınardan, İstanbul'un fethiyle katlanan şanından, Çanakkale'de yazılan destandan ve her karışı şehit kanıyla sulanan toprağından almaktadır. TBMM, ateş çemberine alınmış bir vatanın, yoklukla imtihan edilen ocakların, namusundan başka sermayesi kalmamış bir ulusun bağrından doğmuştur. Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde semalara yükselen duaların, Rahman'a açılan avuçların, besmeleyle atılan adımların, tekbirlerle yürünen yolların ardından kapılarını açmıştır."

"23 Nisan atiye olan ahdimizdir"

Gazi Meclis'in milletin istiklal beratı, istikbal ruhsatı, istikrar sancağı olduğunu ve ilelebet payidar kalacağını belirten Bahçeli, "Ulusal egemenlik ifadesi manasını TBMM'de, 'çocuk bayramı' ifadesi ise manasını evlatlarımızın neşesinde bulmaktadır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tali bir tercih ne tesadüfi bir irade ne de temelsiz bir tasarruftur. 23 Nisan'ın 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' olarak kutlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biridir." dedi.

Devletin yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmayacağını, dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulacağını ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür, zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız, bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir."

"23 Nisan'ın yüklediği vazifenin başında eğitim gelir"

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclis'in bütün kahramanlarını, İstiklal Harbi'nin aziz şehitlerini, gazileri ve vatan uğruna fedakarlık gösteren bütün büyükleri rahmet, minnet ve hürmetle andı.

Her koşulda vazifesine sadakat gösterecek fedakar öğretmenleri, evladını daha iyi yetiştirmek için gecesini gündüzüne katan, gerekirse rahatından, rızkından, uykusundan kısan cefakar ana ve babaları hürmetle ve sevgiyle selamladığını söyleyen Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı da kutladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın yüklediği en ağır vazifelerin başında eğitimin geldiğini vurgulayan Bahçeli, Milli Mücadele yıllarında Ankara'da toplanan Birinci Maarif Kongresi'nin kurtuluş iradesinin cephede olduğu gibi eğitimde de tesis edileceğini gösterdiğini dile getirdi.

Kongre'nin 1921 yazında savaş şartları altında Ankara'da toplanmasının eğitim meselesinin Cumhuriyet'in ilk yıllarında tali değil, kurucu bir başlık olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, savaşın en kritik anında Türk milli eğitiminin esaslarının belirlenmesinde tarihi bir adım olan Kongre'yi, "eğitimin ertelenemez bir milli ihtiyaç olduğunun tarihi simgesi" şeklinde nitelendirdi.

"Test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış bir gençlik olmamalı"

Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Eğitim, doğrudan doğruya milli beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız, ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız, İstiklal Marşı'nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavrandığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Milli eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil, vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan, fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği, test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır. Türk gençliği, cebri bildiği kadar besteyi de duyan, fiziği kavradığı kadar edebiyattan anlayan, teknolojiyle büyüyen fakat sanattan kopmayan, dünyayı tanıyan fakat kendi köküne yabancılaşmayan bir anlayışla yetiştirilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesinin fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın zihinlerine, ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunu konuşmamız gerekmektedir."

Matematikle parlayan zihinler kadar şiirle çözülen dillere, sporla disiplin kazanan bileklere, sahnede cesaret kazanan yüreklere alan açılması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Çünkü çocuklarımıza bugün ayırmadığımız her imkan, yarın milletçe ödeyeceğimiz ağır bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır." ifadesini kullandı.

MHP lideri Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olaylara işaret ederek, bu hadiselerin sığ ve yüzeysel değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi.

Bu vahim gelişmelerin vicdanlarda derin yarıklar açtığını dile getiren Bahçeli, "Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez, aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir." değerlendirmelerinde bulundu.

"Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır"

Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin arttığını vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta, artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketiyle verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir, akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız, dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir. Nimet ile tehdit arasındaki ince kırmızı çizgiyi evlatlarımızla birlikte idrak etmeliyiz. 'Azı karar, çoğu zarar' diyen atalarımızın öğüdünü, dijital çağın curcunası içinde yeniden hatırlamak mecburiyetindeyiz."

Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olayların akabinde yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini hatırlatarak, "Çok sayıda Telegram grubunun kapatılması ve onlarca şahıs hakkında adli işlem başlatılması, dijitalleşmenin denetimsiz kaldığında yalnız bireyi değil, toplum hayatını da zehirleyen bir fesat düzenine dönüşebildiğini açıkça göstermiştir." diye konuştu.

Dijital mecraların, sohbet odalarının, sohbet gruplarının, uygulama ve kanalların masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığını vurgulayan Bahçeli, tehlikenin sadece ekran bağımlılığı olmadığını, aynı zamanda kötülüğü çoğaltan, şiddeti özendiren, suçu meşrulaştıran, acıyı istismar eden ve çocukların tertemiz vicdanını hedef alan dijital bir bozgunculuk iklimi olduğunu kaydetti. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Evlatlarımızı sosyal medyanın ve televizyon ekranlarının hoyrat ve şiddeti normalleştiren diline, kapalı devre karanlık mecralarda kümelenen bozguncu yapılara, sanal alemin kimliksiz iklimine, haysiyet yoksunlarının mesuliyetsiz çağrılarına terk edemeyiz. Ekran ışığı arttıkça yavrularımızın gözlerindeki fer sönmesin diye, uygulamaların istilası, ailelerimizle geçirilen vakitten çalmasın diye, bağlantılar çoğaldıkça, arkadaşlık istekleri arttıkça, takipçi halkaları genişledikçe yalnızlaşan, yabancılaşan, içine kapanan, köklerinden uzaklaşan bir nesil ortaya çıkmasın diye bugünden harekete geçmek zorundayız."

"Günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesi"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, fertte başlayan çözülmenin cemiyete sirayet edeceğini, cemiyette büyüyen zaafın ise milletin istikbalini tehdit edeceğini dile getirerek, "Dijitalleşme, değerlerimizi aşındırdığında, televizyon karşısında geçen süreler uzadıkça, aile içi sessizlikler katlandıkça, sözde sosyal medya fenomenlerinin sözleri kıymetli öğretmenlerimizin öğretilerinin önüne geçtikçe, sınırsız ve denetimsiz özgürlük fikirleri okulun terbiye gücünü budadıkça, çocuklarımız kapsamı öngörülemeyen içerik tufanının içine savrulduğunda, böylesi trajedilerin zemini genişlemektedir." dedi.

Çözümün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlileri, duvarlara asılacak kameralarla sağlanamayacağını vurgulayan Bahçeli, hadise vuku bulduktan, canlar yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamanın kendilerinin meşgalesi olmadığını ifade etti.

Meselenin daha derinde, daha vahim ve geniş olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkisine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur." diye konuştu.

Bahçeli, yapılması gerekenlerin çocukları yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamayacağını söyleyerek, "Çocukları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir, ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir." değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim sisteminin bu hakikati merkeze alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Eğitim, bilgi aktarımından ibaret görülemez, insanın iç düzenini kurma sanatıdır. Matematik, tarih, fen ve edebiyat kadar merhamet, ölçü, sabır, haysiyet, sorumluluk ve insan hayatının dokunulmazlığı da öğretilmelidir. Öğretmenlerimiz yalnız sınıfta ders veren görevliler değil, toplumun ahlaki omurgasına temas eden ve çocuklarımızın şahsiyet dünyasını inşa eden müstesna şahsiyetlerdir." ifadelerini kullandı.

"Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim davasının baştan ölü doğacağını vurgulayarak, öğretmeni, "mektebin haysiyeti, maarifin taşıyıcı kolonu, milletin istikbaline istikamet veren ilim ve irfan neferi" olarak nitelendirdi.

Öğretmeni ikinci bir ana baba sayan, yücelten, baş tacı eden, hürmet gösteren bir gelenekten kopup ders anlatan bir memur konumuna sürüklemenin izahı mümkün olmayan bir gaflet olduğunun altını çizen Bahçeli, "Öğretmenin itibarının zedelendiği, sözünün değersizleştirildiği, sınıf içindeki otoritesinin aşındırıldığı bir düzende ne sağlam bir eğitim nizamı kurulur ne de milli ve manevi kıymetlerle yoğrulmuş bir nesil inşa edilir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz." dedi.

Ailelerin desteklenmesinin de aynı derecede hayati olduğuna işaret eden Bahçeli, "Modern şehir hayatı, çalışma temposu, ekonomik baskılar, dijital dünyanın istilası ve sosyal bağların zayıflaması aileyi çoğu zaman yalnız bırakmaktadır. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Bu nedenle aileyi hedef göstermek yerine aileyi güçlendirmek, rehberlik sistemlerini yaygınlaştırmak, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerini erişilebilir kılmak ve okul-aile-devlet işbirliğini daha işlevsel hale getirmek gerekir." ifadelerini kullandı.

Bu konuda sorumluluğun herkeste olduğunu dile getiren Bahçeli, siyaset kurumunun bu meselede çekişme dili üretmemesini, akademinin sahici bilgiyle yol göstermesini istedi. Bürokrasinin kurumlar arası eş güdümü güçlendirmesi gerektiğini belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aileler evlatlarının iç dünyasına daha dikkatle bakmalıdır ve ailelerin dijital farkındalık kapasitesi artırılmalıdır. Medya acıyı çoğaltan bir yayıncılık anlayışından uzak durmalıdır. Silaha erişim, şiddet dili, akran zorbalığı, dijital radikalleşme ve toplumsal yalnızlaşma tek tek dosyalar halinde değil, ortak bir çocuk koruma mimarisi içinde değerlendirilmelidir. 23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Milli egemenlik yalnız hakimiyet hakkı değildir, aynı zamanda sorumluluk rejimidir. Millet adına karar alan herkes, çocukların güvenliği, huzuru ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Meclis, milletin iradesini temsil ettiği kadar çocukların istikbalini de emanet olarak taşır. Bu nedenle bugünkü çağrımız, sağduyu çağrısıdır."

"Komisyon, tehdidi kaynağında teşhis eden bir seferberlik masası olmak zorunda"

MHP lideri Bahçeli, olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulmanın, hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocukların hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi.

"Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir." diyen Bahçeli, "Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir." dedi.

Okul güvenliğini, çocukların ruh sağlığını, öğretmenlerin ve ailelerin huzurunu koruyacak kalıcı tedbirlerin vakit kaybetmeksizin alınmasını isteyen Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının TBMM Genel Kurulu'nda görüşüleceğini hatırlattı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Gazi Meclisimizin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan menfur okul saldırılarının ardından araştırma komisyonu kurulmasına dönük ortak ve siyaset üstü bir irade ortaya koymuş olması, kuşkusuz isabetli ve yerinde bir adımdır. Daha evvel kurulan ve çalışmalarını tamamlayan suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonunun çalışmaları da bu anlamda mühim bir hazırlık zemini oluşturmuştur. Bu noktadan sonra konu münferit bir saldırının sıcaklığıyla değil, suçun ve şiddetin pençelerine hapsolan çocuklarımızın durumu çok cepheli risk faktörleri ele alınarak okunacaktır. Kurulacak bu komisyon vakit tüketen, laf çoğaltan değil, çocuklarımıza kol kanat geren, tehdidi kaynağında teşhis eden bir seferberlik masası olmak zorundadır. Evlatlarımız istikbalimizdir ve istikbalimiz her türlü siyasi hesabın ve her türlü polemiğin üstündedir."

Bahçeli, okul saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralananlara acil şifa diledi.

Öte yandan Bahçeli'nin, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Meydan" adlı şiirinden "Uyanınca Türk'ün özü/Gerçekleşir Tanrı sözü" mısralarının yer aldığı, yan yüzeylerde ise Selçuklu dönemine özgü geometrik bezemeler içinde ay yıldız motiflerinin işlendiği yüzük ile aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.