logo
15 HAZİRAN 2026

Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "ara seçim" , "erken seçim" tartışmalarına ilişkin, "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir" dedi

21.04.2026 14:45:00
AA
Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'
Bahçeli: 'Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, siyasetlerinin günü kurtaranların değil tarih yazanların, koltuk kapma yarışının değil görevleri bir bayrak yarışı bilmenin temsili olduğunu belirtti.

Türkiye'nin içeride ve dışarıda karşı karşıya bulunduğu tehditlerin yoğun, bölgedeki çatışmaların derin, küresel rekabetin acımasız olduğunu bildiren Bahçeli, böyle bir ortamda aklıselim adımlar atmanın, sabır ve sağduyu ekseninde kararlar almanın, gelişmeleri devlet ciddiyeti ile okumanın yol haritası olması gerektiğini vurguladı.

Cumhur İttifakı'nın da böyle gündem içinde bir tarihi ihtiyaçtan doğduğunu, bir milli zorunlulukla kökleştiğini, 8 yılda atılan tüm adımlarda milli bekayı Kutup Yıldızı bellediğini ifade eden Bahçeli, Cumhur İttifakı'nın, habis ve haset niyetlere karşı kenetlenmiş bir mukavemet hattı olduğunu dile getirdi.

Cumhur İttifakı'nın krizden medet umanların değil çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil düzeni sağlayanların varlık cephesi olduğunun altını çizen Bahçeli, şunları söyledi:

"Cumhur İttifakı'nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti'nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir. Terörsüz Türkiye hedefi yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye'nin sigortasıdır. Mücadelemiz devam ederken, vaziyet açıkça ortadayken, çıkıp da ara veya erken seçim teraneleriyle suları bulandırmak, milletimizin iradesine gölge düşürmeye çalışmak, sandık hesaplarıyla gündemi karıştırmak, küçük ihtirasların aklı felce uğratmasından başka bir şey değildir."

Son günlerde yaşanan "ara seçim" ve "erken seçim" tartışmalarına değinen Bahçeli, hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısının "basiretsiz muhalefetin" ayak oyunları olduğunu söyledi. "Seçim" diye tutturanların milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuştuğunu dile getiren Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yersiz ve vakitsiz öz güven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye'nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye'nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz.Türkiye yoluna devam edecektir ve hiç kimse bu yürüyüşü durduramayacaktır. Çünkü bu yürüyüş, bir partinin değil bir milletin yürüyüşüdür."

Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, TBMM'nin kuruluşunda iradesi, duası, cesareti ve fedakarlığı bulunanları yad etti. 1918'den 1920'ye uzanan dönemin, Türk milleti bakımından yalnız askeri mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamayacağına dikkati çeken Bahçeli, o yılların bütün yıkıntılarının arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanı olduğunu aktardı.

"Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş, temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş halidir" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışı, emperyalizmin istikametini bozan, üzerinde güneş batmayan sözde imparatorluklara diz çöktüren, vesayet dayatmasına ve esaret zincirlerine Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yol başçılığında baş kaldıran bir milletin, kendi mukadderatına bizzat hakim olduğu kutlu dönüm noktasıdır. Yurdun dört bir yanı işgal edilmişken, kara yolları, demir yolları milletin tasarrufundan sökülüp alınmışken, kadınıyla çocuğuyla genciyle yaşlısıyla Türk milleti bir başka devlete maiyet ve mahkumiyet tehdidiyle çepeçevre sarılmışken Ankara'da yanan meşale, karanlığı yaran milli uyanışın, esareti reddeden kararlılığın ve Anadolu'dan hayat bulacak bir şahlanışın adı olmuştur. TBMM, milli iradenin ete kemiğe bürünüp hüviyet kazandığı, hüküm ve haysiyet tesis ettiği, hakimiyet iradesinin milletin kendisine teslim edildiği, hürriyet sevdasının devlet nizamına tahvil edildiği tarihi yürüyüşün cümle kapısıdır. TBMM, meşruiyetini garbın başkentlerinden değil, Türk milletinin bağrından almıştır. Türk milleti ise egemenlik hakkını Malazgirt'te atasının açtığı Anadolu kapısından, Söğüt'te filizlenip cihanı saran o koca çınardan, İstanbul'un fethiyle katlanan şanından, Çanakkale'de yazılan destandan ve her karışı şehit kanıyla sulanan toprağından almaktadır. TBMM, ateş çemberine alınmış bir vatanın, yoklukla imtihan edilen ocakların, namusundan başka sermayesi kalmamış bir ulusun bağrından doğmuştur. Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde semalara yükselen duaların, Rahman'a açılan avuçların, besmeleyle atılan adımların, tekbirlerle yürünen yolların ardından kapılarını açmıştır."

"23 Nisan atiye olan ahdimizdir"

Gazi Meclis'in milletin istiklal beratı, istikbal ruhsatı, istikrar sancağı olduğunu ve ilelebet payidar kalacağını belirten Bahçeli, "Ulusal egemenlik ifadesi manasını TBMM'de, 'çocuk bayramı' ifadesi ise manasını evlatlarımızın neşesinde bulmaktadır. 23 Nisan'ın gelecek nesillerimize armağan edilmiş olması ne tali bir tercih ne tesadüfi bir irade ne de temelsiz bir tasarruftur. 23 Nisan'ın 'Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' olarak kutlanması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biridir." dedi.

Devletin yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmayacağını, dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulacağını ifade eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür, zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlaki seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız, bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir."

"23 Nisan'ın yüklediği vazifenin başında eğitim gelir"

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclis'in bütün kahramanlarını, İstiklal Harbi'nin aziz şehitlerini, gazileri ve vatan uğruna fedakarlık gösteren bütün büyükleri rahmet, minnet ve hürmetle andı.

Her koşulda vazifesine sadakat gösterecek fedakar öğretmenleri, evladını daha iyi yetiştirmek için gecesini gündüzüne katan, gerekirse rahatından, rızkından, uykusundan kısan cefakar ana ve babaları hürmetle ve sevgiyle selamladığını söyleyen Bahçeli, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı da kutladı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın yüklediği en ağır vazifelerin başında eğitimin geldiğini vurgulayan Bahçeli, Milli Mücadele yıllarında Ankara'da toplanan Birinci Maarif Kongresi'nin kurtuluş iradesinin cephede olduğu gibi eğitimde de tesis edileceğini gösterdiğini dile getirdi.

Kongre'nin 1921 yazında savaş şartları altında Ankara'da toplanmasının eğitim meselesinin Cumhuriyet'in ilk yıllarında tali değil, kurucu bir başlık olarak görüldüğünü açıkça ortaya koyduğunu belirten Bahçeli, savaşın en kritik anında Türk milli eğitiminin esaslarının belirlenmesinde tarihi bir adım olan Kongre'yi, "eğitimin ertelenemez bir milli ihtiyaç olduğunun tarihi simgesi" şeklinde nitelendirdi.

"Test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış bir gençlik olmamalı"

Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığını ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"Eğitim, doğrudan doğruya milli beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız, ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız, İstiklal Marşı'nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavrandığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Milli eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil, vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan, fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği, test ile tost arasına sıkışmış, 5 şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır. Türk gençliği, cebri bildiği kadar besteyi de duyan, fiziği kavradığı kadar edebiyattan anlayan, teknolojiyle büyüyen fakat sanattan kopmayan, dünyayı tanıyan fakat kendi köküne yabancılaşmayan bir anlayışla yetiştirilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığımızın bütçesinin fiziki yatırımlar kadar çocuklarımızın zihinlerine, ruhlarına, karakterlerine ve kabiliyetlerine nasıl dokunduğunu konuşmamız gerekmektedir."

Matematikle parlayan zihinler kadar şiirle çözülen dillere, sporla disiplin kazanan bileklere, sahnede cesaret kazanan yüreklere alan açılması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Çünkü çocuklarımıza bugün ayırmadığımız her imkan, yarın milletçe ödeyeceğimiz ağır bir bedel olarak karşımıza çıkacaktır." ifadesini kullandı.

MHP lideri Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okullarda yaşanan olaylara işaret ederek, bu hadiselerin sığ ve yüzeysel değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceğinin altını çizdi.

Bu vahim gelişmelerin vicdanlarda derin yarıklar açtığını dile getiren Bahçeli, "Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez, aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir." değerlendirmelerinde bulundu.

"Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır"

Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla çocukların ekran başında geçirdikleri sürenin arttığını vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta, artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketiyle verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir, akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız, dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir. Nimet ile tehdit arasındaki ince kırmızı çizgiyi evlatlarımızla birlikte idrak etmeliyiz. 'Azı karar, çoğu zarar' diyen atalarımızın öğüdünü, dijital çağın curcunası içinde yeniden hatırlamak mecburiyetindeyiz."

Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan elim olayların akabinde yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini hatırlatarak, "Çok sayıda Telegram grubunun kapatılması ve onlarca şahıs hakkında adli işlem başlatılması, dijitalleşmenin denetimsiz kaldığında yalnız bireyi değil, toplum hayatını da zehirleyen bir fesat düzenine dönüşebildiğini açıkça göstermiştir." diye konuştu.

Dijital mecraların, sohbet odalarının, sohbet gruplarının, uygulama ve kanalların masum bir haberleşme alanı olmaktan çıktığını vurgulayan Bahçeli, tehlikenin sadece ekran bağımlılığı olmadığını, aynı zamanda kötülüğü çoğaltan, şiddeti özendiren, suçu meşrulaştıran, acıyı istismar eden ve çocukların tertemiz vicdanını hedef alan dijital bir bozgunculuk iklimi olduğunu kaydetti. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Evlatlarımızı sosyal medyanın ve televizyon ekranlarının hoyrat ve şiddeti normalleştiren diline, kapalı devre karanlık mecralarda kümelenen bozguncu yapılara, sanal alemin kimliksiz iklimine, haysiyet yoksunlarının mesuliyetsiz çağrılarına terk edemeyiz. Ekran ışığı arttıkça yavrularımızın gözlerindeki fer sönmesin diye, uygulamaların istilası, ailelerimizle geçirilen vakitten çalmasın diye, bağlantılar çoğaldıkça, arkadaşlık istekleri arttıkça, takipçi halkaları genişledikçe yalnızlaşan, yabancılaşan, içine kapanan, köklerinden uzaklaşan bir nesil ortaya çıkmasın diye bugünden harekete geçmek zorundayız."

"Günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesi"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, fertte başlayan çözülmenin cemiyete sirayet edeceğini, cemiyette büyüyen zaafın ise milletin istikbalini tehdit edeceğini dile getirerek, "Dijitalleşme, değerlerimizi aşındırdığında, televizyon karşısında geçen süreler uzadıkça, aile içi sessizlikler katlandıkça, sözde sosyal medya fenomenlerinin sözleri kıymetli öğretmenlerimizin öğretilerinin önüne geçtikçe, sınırsız ve denetimsiz özgürlük fikirleri okulun terbiye gücünü budadıkça, çocuklarımız kapsamı öngörülemeyen içerik tufanının içine savrulduğunda, böylesi trajedilerin zemini genişlemektedir." dedi.

Çözümün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlileri, duvarlara asılacak kameralarla sağlanamayacağını vurgulayan Bahçeli, hadise vuku bulduktan, canlar yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamanın kendilerinin meşgalesi olmadığını ifade etti.

Meselenin daha derinde, daha vahim ve geniş olduğuna dikkati çeken Bahçeli, "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil, kökünü kazıyanlardan olacağız ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkisine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur." diye konuştu.

Bahçeli, yapılması gerekenlerin çocukları yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamayacağını söyleyerek, "Çocukları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir, ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir." değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim sisteminin bu hakikati merkeze alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Eğitim, bilgi aktarımından ibaret görülemez, insanın iç düzenini kurma sanatıdır. Matematik, tarih, fen ve edebiyat kadar merhamet, ölçü, sabır, haysiyet, sorumluluk ve insan hayatının dokunulmazlığı da öğretilmelidir. Öğretmenlerimiz yalnız sınıfta ders veren görevliler değil, toplumun ahlaki omurgasına temas eden ve çocuklarımızın şahsiyet dünyasını inşa eden müstesna şahsiyetlerdir." ifadelerini kullandı.

"Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, öğretmeni sıradanlaştıran bir anlayışın eğitim davasının baştan ölü doğacağını vurgulayarak, öğretmeni, "mektebin haysiyeti, maarifin taşıyıcı kolonu, milletin istikbaline istikamet veren ilim ve irfan neferi" olarak nitelendirdi.

Öğretmeni ikinci bir ana baba sayan, yücelten, baş tacı eden, hürmet gösteren bir gelenekten kopup ders anlatan bir memur konumuna sürüklemenin izahı mümkün olmayan bir gaflet olduğunun altını çizen Bahçeli, "Öğretmenin itibarının zedelendiği, sözünün değersizleştirildiği, sınıf içindeki otoritesinin aşındırıldığı bir düzende ne sağlam bir eğitim nizamı kurulur ne de milli ve manevi kıymetlerle yoğrulmuş bir nesil inşa edilir. Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz." dedi.

Ailelerin desteklenmesinin de aynı derecede hayati olduğuna işaret eden Bahçeli, "Modern şehir hayatı, çalışma temposu, ekonomik baskılar, dijital dünyanın istilası ve sosyal bağların zayıflaması aileyi çoğu zaman yalnız bırakmaktadır. Aile yalnız kaldığında çocuk da yalnız kalır. Bu nedenle aileyi hedef göstermek yerine aileyi güçlendirmek, rehberlik sistemlerini yaygınlaştırmak, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerini erişilebilir kılmak ve okul-aile-devlet işbirliğini daha işlevsel hale getirmek gerekir." ifadelerini kullandı.

Bu konuda sorumluluğun herkeste olduğunu dile getiren Bahçeli, siyaset kurumunun bu meselede çekişme dili üretmemesini, akademinin sahici bilgiyle yol göstermesini istedi. Bürokrasinin kurumlar arası eş güdümü güçlendirmesi gerektiğini belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Aileler evlatlarının iç dünyasına daha dikkatle bakmalıdır ve ailelerin dijital farkındalık kapasitesi artırılmalıdır. Medya acıyı çoğaltan bir yayıncılık anlayışından uzak durmalıdır. Silaha erişim, şiddet dili, akran zorbalığı, dijital radikalleşme ve toplumsal yalnızlaşma tek tek dosyalar halinde değil, ortak bir çocuk koruma mimarisi içinde değerlendirilmelidir. 23 Nisan'ın bugünkü anlamı işte bu dengede saklıdır. Milli egemenlik yalnız hakimiyet hakkı değildir, aynı zamanda sorumluluk rejimidir. Millet adına karar alan herkes, çocukların güvenliği, huzuru ve geleceği konusunda tarih önünde sorumludur. Meclis, milletin iradesini temsil ettiği kadar çocukların istikbalini de emanet olarak taşır. Bu nedenle bugünkü çağrımız, sağduyu çağrısıdır."

"Komisyon, tehdidi kaynağında teşhis eden bir seferberlik masası olmak zorunda"

MHP lideri Bahçeli, olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulmanın, hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocukların hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacağını söyledi.

"Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir." diyen Bahçeli, "Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir." dedi.

Okul güvenliğini, çocukların ruh sağlığını, öğretmenlerin ve ailelerin huzurunu koruyacak kalıcı tedbirlerin vakit kaybetmeksizin alınmasını isteyen Bahçeli, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarının TBMM Genel Kurulu'nda görüşüleceğini hatırlattı. Bahçeli, şöyle konuştu:

"Gazi Meclisimizin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan menfur okul saldırılarının ardından araştırma komisyonu kurulmasına dönük ortak ve siyaset üstü bir irade ortaya koymuş olması, kuşkusuz isabetli ve yerinde bir adımdır. Daha evvel kurulan ve çalışmalarını tamamlayan suça sürüklenen çocuklara ilişkin araştırma komisyonunun çalışmaları da bu anlamda mühim bir hazırlık zemini oluşturmuştur. Bu noktadan sonra konu münferit bir saldırının sıcaklığıyla değil, suçun ve şiddetin pençelerine hapsolan çocuklarımızın durumu çok cepheli risk faktörleri ele alınarak okunacaktır. Kurulacak bu komisyon vakit tüketen, laf çoğaltan değil, çocuklarımıza kol kanat geren, tehdidi kaynağında teşhis eden bir seferberlik masası olmak zorundadır. Evlatlarımız istikbalimizdir ve istikbalimiz her türlü siyasi hesabın ve her türlü polemiğin üstündedir."

Bahçeli, okul saldırısında hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralananlara acil şifa diledi.

Öte yandan Bahçeli'nin, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Meydan" adlı şiirinden "Uyanınca Türk'ün özü/Gerçekleşir Tanrı sözü" mısralarının yer aldığı, yan yüzeylerde ise Selçuklu dönemine özgü geometrik bezemeler içinde ay yıldız motiflerinin işlendiği yüzük ile aynı konseptte hazırlanan rozet taktığı görüldü.

İmamoğlu'ndan Bora Balcıoğlu açıklaması: Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç

Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

14.06.2026 19:00:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'ndan Bora Balcıoğlu açıklaması: Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç
İmamoğlu'ndan Bora Balcıoğlu açıklaması: Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç
İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabından paylaşılan mesajında, Silivri Belediyesi'ne yönelik operasyonda Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu'nun gözaltına alınmasına ilişkin şunları kaydetti:

"Bu ülkede iktidara karşı seçim kazanmak suç. Silivri halkı 31 Mart'ta sandığa gitti, oyunu kullandı, Bora Balcıoğlu'nu başkanı seçti. Azılı bir suçlu gibi yine sabah baskınıyla, yine polis araçlarıyla, yine 'yolsuzluk' iddiasıyla hedef alındı. Bora başkanım; sen doğduğun topraklar için mücadele ettin. Silivri seni seçti, çünkü seni tanıyor. Biz de seninle durmaya devam edeceğiz. Silivri halkına sesleniyorum: Bu muhterislerin çaresizliğidir. Merak etmeyin biz bu kötülüğü bitireceğiz. Sandık gelecek, onlar gidecek."

Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

14.06.2026 18:41:00
Haber Merkezi
  Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
  Beyaz et sektöründeki fiyat artışlarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 29 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Emniyet emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında tavuk eti sektöründe faaliyet gösteren firmalar hakkında inceleme başlatıldı. Rekabet Kurulu kararları ile Ticaret Bakanlığı'ndan temin edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda yapılan incelemelerde, bazı şüphelilerin piyasadaki rekabeti doğrudan veya dolaylı olarak engelledikleri değerlendirildi. Bunun üzerine ekipler, 12 Haziran günü İstanbul, merkez olmak üzere Balıkesir, Bolu, Ankara, Uşak, Bursa, İzmir, Samsun, Kocaeli, Manisa, Gaziantep, Sakarya ve Muğla'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonda 29 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında başlatılan soruşturma ve tahkikat işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Soruşturma kapsamında daha önce 8 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, aralarında Banvit, Erpiliç, Gedik Tavukçuluk ve Lezita Gıda'nın da bulunduğu 13 şirkete denetim kayyımı atanmıştı. Operasyonda 32 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Trabzon'da sahile vuran roket parçası incelemeye alındı

Trabzon'un Akçaabat ilçesinde sahile vuran ve üzerindeki işaretlerden Rus menşeli olduğu değerlendirilen roket motoru parçası, jandarma ekiplerince incelenmek üzere muhafaza altına alındı

14.06.2026 11:43:00
İhlas Haber Ajansı
Trabzon'da sahile vuran roket parçası incelemeye alındı
Trabzon'da sahile vuran roket parçası incelemeye alındı
Trabzon'un Akçaabat ilçesinde sahile vuran ve üzerindeki işaretlerden Rus menşeli olduğu değerlendirilen roket motoru parçası, jandarma ekiplerince incelenmek üzere muhafaza altına alındı.

Olay, Akçaabat ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi Liman mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, gece saatlerinde bölgede avlanan balıkçılar kıyı şeridinde sürüklenerek geldiği değerlendirilen roket motoruna ait bir parça fark etti. Durumun yetkililere bildirilmesi üzerine bölgeye jandarma ekipleri sevk edildi.



Olay yerine gelen ekipler çevrede güvenlik önlemi alarak, cismin bulunduğu alanda inceleme yaptı. Yapılan ilk tespitlerde parça üzerinde Rus menşeli olduğunu düşündüren damga ve işaretlerin bulunduğu belirlendi. Patlayıcı özelliği bulunmadığı değerlendirilen roket motoru parçası, detaylı inceleme yapılmak üzere jandarma ekipleri tarafından muhafaza altına alınarak, bölgeden kaldırıldı.

Olayla ilgili incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama

Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

14.06.2026 11:38:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ'da yasa dışı bahis çetesi çökertildi: 32 tutuklama
Tekirdağ merkezli 2 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheliden 32'si tutuklandı.

Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince internet üzerinden gerçekleştirilen yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik yürütülen planlı ve projeli çalışmalar kapsamında önemli bir operasyona imza atıldı.



Ekipler tarafından yapılan araştırma ve incelemelerde, yasa dışı bahis organizasyonuna ait olduğu değerlendirilen hesaplarda yaklaşık 1 milyar TL tutarında para hareketi tespit edildi. Haksız kazanç elde ettiği belirlenen suç örgütüne yönelik teknik ve fiziki takip çalışmalarının tamamlanmasının ardından operasyon için düğmeye basıldı.

Tekirdağ merkezli olmak üzere 2 ilde 9 Haziran 2026 tarihinde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyonda toplam 36 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından 12 Haziran 2026 tarihinde adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 32 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak ceza infaz kurumuna gönderildi.

Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, siber suçlarla mücadele kapsamında sanal devriyelerin 7 gün 24 saat esasına göre görev yaptığı belirtilerek, yasa dışı bahis başta olmak üzere suç ve suçlularla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

LGS heyecanı bitti


 
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 8'inci sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav gerçekleştirildi.

13.06.2026 12:50:00
Haber Merkezi
 LGS heyecanı bitti
 LGS heyecanı bitti

İki oturumdan oluşan sınavın birinci oturumu saat 09.30'da başladı. Birinci oturum saat 10.45'te sona erdi. İkinci oturum ise saat 11.30'da başlayıp 12.50'de son buldu. 

Merkezi sınav, yurt içinde 81 il ve 920 ilçede, 4 bin 244 okuldaki 64 bin 697 salon, yurt dışında ise 8 ülkede, 11 sınav merkezindeki 40 salonda gerçekleştirildi. 

Özel durumu olan öğrencilere 20 dakika ek süre

Hazırlıklar bu yıl sınava başvuran 1 milyon 22 bin 658 öğrenci dikkate alınarak yapıldı. Özel durumları dolayısıyla evde veya hastanede sınava alınan öğrenciler ile görme engelli ve az gören öğrencilere yönelik de gerekli tedbirler alındı.
Özel gereksinimli öğrencilere 20 dakika ek süre verildi. Bu öğrencilere "Sınav Tedbir Hizmeti Uygulayıcı Kursu"nu tamamlayan öğretmenler "okuyucu ve kodlayıcı" olarak eşlik etti.

İki oturum arasında öğrenciler ihtiyaçlarını giderebildi

Sınavın ilk oturumunda sözel alanlardan soru soruldu. Öğrencilere Türkçe, T.C. İnkılap tarihi ve Atatürkçülük, din kültürü ve ahlak bilgisi ile yabancı dil derslerinden toplam 50 soru soruldu ve 75 dakika yanıtlama süresi verildi.

Matematik ve fen bilimleri derslerinden 40 sorunun yöneltildiği ikinci oturumda ise öğrencilerin 80 dakika süresi oldu. İki oturum arasındaki 45 dakikalık sürede öğrenciler, okul bahçelerine çıkabildi, ihtiyaçlarını giderebildi.
Oturumlar arasındaki dinlenme süresinde öğrencilere kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve sudan oluşan beslenme paketi dağıtıldı.

Velilerinin talepleri doğrultusunda sınava giren öğrencilerin yüzde 91'i bu beslenme paketlerinden faydalandı. Velisi tarafından beslenme paketi talep edilmeyen öğrencilere ise yalnızca su dağıtıldı.


Veliler çocuklarını yalnız bırakmadı

Öte yandan Türkiye genelinde sınava giren adaylar, erken saatlerde okula gelerek girişlerin başlamasını bekledi. Okuldaki görevliler tarafından uyarı, bilgilendirme ve üst aramasının ardından öğrenciler sınıflara alındı. Bazı veliler de sabahın erken saatlerinde çocuklarıyla birlikte okul kapısına kadar gelirken, görevliler sınav öncesinde okul çevresinde bekleyenlerden sınav süresince sessiz olmalarını istedi.

Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu


 
Kıbrıs'ta 1960-1963 yıllarında faaliyet gösteren Kıbrıs Türk Tarih Kurumu (KTTK), 63 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) tekrar kuruldu.
 

13.06.2026 11:30:00
AA
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu
Kıbrıs Türk Tarih Kurumu yeniden kuruldu

Kıbrıs'ta Türkler ve Rumların ortak katılımıyla ilan edilen "Kıbrıs Cumhuriyeti" döneminde Türk Tarih Kurumu ve tarihçi yazar Prof. Dr. Halil İbrahim İnalcık'ın katkılarıyla 1960'da kurulan KTTK, Rumların 1963'teki "Kanlı Noel" saldırıları sonrası faaliyetlerini durdurdu.
Kıbrıs Türk halkının 1974 öncesi mücadelesinin sembol isimlerinden olan eski KKTC Kültür ve Turizm Bakanı İsmail Bozkurt ve Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez'in girişimleri sonucunda KTTK, 63 yıl sonra yeniden kurularak faaliyetlerine başladı.

Yapılan ilk genel kurul sonucunda KTTK'nin başkanı seçilen İsmail Bozkurt, tarih bilincini topluma yerleştirmek, tarih araştırmaları ve akademik çalışmalara Kıbrıs özelinde odaklanmak üzere kurumu yeniden hayata geçirmeye karar verdiklerini söyledi.
Uzun süredir KKTC'de bir tarih kurumu olmamasının boşluğunu hissettiklerini dile getiren Bozkurt, eski kurumu canlandırma gayretleri sonuçsuz kaldığı için şimdilik KTTK'yi kamu yararına dernek statüsünde kurduklarını belirtti.

KTTK Başkanı Bozkurt, ilk hedeflerinin 1. Kıbrıs Türk Tarih Kurultayı'nı toplamak olduğunu vurgulayarak kurum olarak ilerleyen günlerde tarihle ilgili yayımlar, tarih dergisi ve kurum olarak kitap çıkarmayı planladıklarını aktardı.

Bizim tarihimizi bilmemiz lazım

Bozkurt, KTTK'nin çalışmaları konusunda iddialı ve azimli olduklarını ifade ederek "Bizim ana hedefimiz, Kıbrıs Türk halkının tarih belleğini canlandırmaktır. Biz maalesef KKTC olarak, kendi halkımıza, kendi çocuklarımıza tarihimizi anlatamadık. Bu, bir boşluktur. Bu boşluğu er geç kapatmamız gerekmekteydi. Bunu ırkçı ve intikamcı bir yaklaşımla demiyorum. Bizim tarihimizi bilmemiz lazım. Biz bu alanda çalışmalar yapacağız." diye konuştu.

KTTK Yönetim Kurulu Üyesi tarihçi Hatice Özler Şahin de uzun bir aradan sonra kurumun yeniden kurulmasının KKTC için bir gereklilik olduğunun altını çizerek birçok devletin bu kurumları 1800'lü yıllardan itibaren oluşturduklarına işaret etti.
Toplumlar ve devletler için tarih kurumlarının önemli olduğunu söyleyen Şahin, KTTK'nin Türk devletlerindeki benzer kurum ve enstitüler ile ortak bilimsel çalışmalar yürütmek istediğini belirtti.

Şahin, kurumun Kıbrıs Türklerinin tarihi gerçeklerini araştırmak ve genç nesillerde tarih bilinci oluşturmak için çaba göstereceğini de sözlerine ekledi.
Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mehmet Balyemez de Kıbrıs sorununun en önemli ayrıntısının, tarihi gelişmelerin çok boyutlu olarak ortaya konulamaması ve tarafların kendi bakış açılarıyla gelişmeleri değerlendirmesi olduğunu dile getirdi.
"Rumlar, Kanlı Noel saldırılarının Türkler tarafından yapıldığını ve Ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti'ni Türklerin dağıttığını ileri sürerken Kıbrıs sorununun 1974 yılındaki Barış Harekatı ile başladığını iddia etmişler ve Batılı devletler ile kamuoyunu da bu yönde etkilemeyi başarmışlardır" diyen Balyemez, gerçeklerin ise Batı'nın ve Rum-Yunan ikilisinin iddialarından çok daha farklı olduğunu vurguladı.

Balyemez, Kıbrıs Türk Tarih Kurumunun kuruluş amaçlarından birinin de her düzeyde yapılacak bilimsel etkinliklerde Ada'da yaşanan sorunları akademik tartışmaya açmak ve sorunun çözümüne yardımcı olmak olduğunu belirterek "Bu amaçla Rum ve Yunan bilim insanları başta olmak üzere farklı ülkelerden katılımcıların yer alacağı etkinliklerde Kıbrıs sorununun tarafsız ve objektif olarak tartışılmasını sağlamaktır. İlave olarak Kıbrıs Türklerinin var olma mücadelesinin Türk eğitim sisteminde yer alması için hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Yüksek Öğretim Kurumu ile temaslarda bulunulması da KTTK'nin öncelikli hedefleri arasında bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Balyemez, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin orta dereceli ve yüksek öğretim kurumlarının müfredatında yer almamasının, kamuoyunun Ada'da olan bitenleri gerçekçi olarak değerlendirmesine engel olduğunu kaydetti.

Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza


 
Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi.

13.06.2026 01:46:00
HABER MERKEZİ/AA
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza
Çekirge toplayan yabancılara rekor ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, Adıyaman'da Nemrut Dağı bölgesi kırsalında yasa dışı yollarla 135 çekirge toplayan 3 yabancı uyruklu kişiye toplam 2 milyon 97 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi. Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda konuya ilişkin bilgi verildi.

Paylaşımda, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekiplerince, yasa dışı yollarla Nemrut Dağı bölgesi kırsalında çekirge toplayan 3 yabancı uyruklunun, 26 poşet içinde 135 çekirgeyle yakalandığı belirtilerek şunlar ifade edildi: "Biyokaçakçılık faaliyeti yürüten şahıslar hakkında toplam 2 milyon 97 bin liralık idari para cezası uygulanmış, yasal süreç başlatılmıştır.

Ekosistemimizin dengesini bozacak ve doğal mirasımızı tehlikeye atacak her türlü eylemin karşısında durmaya, koruma ve kontrol faaliyetlerimizi tavizsiz bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."

Milliyetleri açıklanmadı

Söz konusu yabancıların milliyeti açıklanmadı, cezanın tahsil edilip edilmediğine dair bilgi verilmedi.

Çekirgelerin özellikleri

Adıyaman'ın Kahta ilçesi sınırlarında 2 bin 150 metre yükseklikteki Nemrut Dağı'nda 20 santimetre uzunluğunda etçil çekirgeler yaşıyor. Uzmanlar, böcek türleri ve tarımsal açıdan zararlı haşerelerle beslenen 'saga ephippigera' türü çekirgenin çiftçi dostu olduğunu ve korunması gerektiğini belirtiyor.

Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi'nde kamuyu 3,1 milyar lira zarara uğrattığı tespit edilen şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheliden 27'si tutuklandı

13.06.2026 00:11:00
İhlas Haber Ajansı
Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama
Ege Üniversitesi'ndeki yolsuzluk operasyonunda 27 tutuklama
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi'nde kamuyu 3,1 milyar lira zarara uğrattığı tespit edilen şebekeye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 47 şüpheliden 27'si tutuklandı.

Tutuklananlar arasında üniversitenin eski başhekimi ve eski genel sekreteri ile çok sayıda şirket yöneticisi bulunuyor.

İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Ege Üniversitesi'ndeki ihale ve doğrudan temin alımlarındaki usulsüzlük iddiaları üzerine 9 Haziran günü geniş çaplı bir operasyon için düğmeye bastı. Soruşturma dosyasında yer alan iddialara ve Sayıştay raporlarına göre, 2019 yılı sonrasında kurum yöneticilerinin üniversite içerisinde organize bir yapı oluşturdukları tespit edildi.

Soruşturma detaylarında; Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünde sadece verilen talimatları şartsız yerine getirecek personelin görevlendirildiği, üniversiteyle iş yapan ve idareye yakın olan şirket yöneticilerinin ise adeta kurum yöneticisi gibi hareket ederek yetki kullandığı ortaya çıkarıldı. Kurum yöneticileri tarafından verilen usulsüz talimatları reddeden kamu görevlilerinin sistematik olarak birimden uzaklaştırıldığı belirlenirken, gerçekleştirilen ihale ve doğrudan temin alımlarında gerçek bir piyasa araştırması ve yaklaşık maliyet tespiti yapılmadan işlerin sürekli aynı firmalara verildiği anlaşıldı. Organize şekilde yürütülen bu usulsüz işlemler sonucunda toplamda 3 milyar 100 milyon lira kamu zararı tespit edildi.

Eski başhekim dahil 27 tutuklama



Operasyon kapsamında eş zamanlı baskınlarla gözaltına alınan 47 şüpheliden, emniyet ve savcılık ifadelerinin ardından 7'si serbest bırakılırken, mahkemeye sevk edilen şüphelilerden 13'ü adli kontrol şartıyla salıverildi. Hakim karşısına çıkan, aralarında üniversitenin eski üst düzey yöneticileri ve firma sahiplerinin bulunduğu 27 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklanan şüpheliler arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Hastane eski Başhekimi D.B., Üniversite Hastanesi eski Başmüdürü Ö.Ö., eski Genel Sekreter M.A., Satın Alma Müdürlüğü eski Mali Hizmetler Müdürü H.Z. ile İzmir Defterdarlığı Personel Müdürlüğünde görevli Defterdarlık Uzmanı S.Ö. yer aldı. Ayrıca hastane bünyesinde görevli memur, tekniker ve işçilerden oluşan T.B., O.Ö., R.D. ve M.E.U. ile milyarlarca liralık ihaleleri alan çeşitli tıbbi cihaz, inşaat, bilişim ve temizlik şirketlerinin sahipleri/yöneticileri konumundaki Ş.Ç., A.G., A.K., B.E., E.K., M.C., M.K., M.C., G.Ş., E.Ç.S., N.G., Ö.F.B., S.Ö., T.K., Y.B.A., Y.Y., Y.Ç.U. ve M.A. tutuklanan diğer isimler oldu.

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 13 şüphelinin ise üniversite personelleri ve firma yetkililerinden oluşan B.K., R.H., F.A., M.Ç., F.A., M.T., D.Ö., S.S., M.S.A., M.K.G., H.T., R.K.Ç. ve S.D. olduğu öğrenildi. Soruşturma kapsamında emniyet ve savcılık aşamasında ise R.C., R.U., K.T., E.Y., A.C., A.Ö. ve E.Ş. serbest bırakıldı.

Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar

Diyarbakır’da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı

12.06.2026 20:08:00
Haber Merkezi
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Türkiye’yi sarsan suikastta skandal karar
Diyarbakır'da 24 Ocak 2001 tarihinde düzenlenen hain pusuda şehit edilen Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve 5 polis memurunun suikastına ilişkin davada skandal bir hukuki gelişme yaşandı.

Yaklaşık çeyrek asırdır kırmızı bültenle aranan terör örgütü Hizbullah mensubu firari iki sanık hakkındaki kamu davası, yasal zaman aşımı süresinin dolması gerekçesiyle tamamen düşürüldü.

Kırmızı bültenler kaldırıldı, dosya kapatıldı



Saldırının ardından yürütülen soruşturmalar kapsamında, suikastın asli faillerinden oldukları gerekçesiyle 25 yıldır gıyaplarında yargılanan firari sanıklar Haşim Alabalık ve Murat Aktaş hakkındaki hukuki süreç son buldu.

Mahkeme, mevzuatta öngörülen zaman aşımı süresinin dolduğuna hükmederek sanıklar hakkındaki davayı düşürdü. Bu kararla birlikte, çeyrek asırdır yürürlükte olan yakalama emirleri ve uluslararası kırmızı bülten kararları da iptal edildi.

Hapiste tek bir sanık bile kalmadı



Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ile birlikte polis memurları Mehmet Kamalı, Sabri Kün, Mehmet Sepetçi, Atilla Durmuş ve Selahattin Baysoy'un şehit edildiği pusu, Türkiye tarihinin en karanlık suikastlarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Olayın ardından yakalanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Hizbullah hükümlüleri, ilerleyen yıllarda "yeniden yargılama" talebinde bulunmuştu.

Mahkemelerin bu talepleri kabul etmesi üzerine, infazı durdurulan son sanıklar da Ocak 2019'da tahliye edilmişti. Cezaevinde hiçbir tutuklu veya hükümlünün kalmadığı dosyada, son firari iki sanığın davasının da zaman aşımıyla düşmesiyle birlikte, 6 şehidin verildiği Gaffar Okkan suikastı davası hukuken tamamen kapanmış oldu. Karar, kamuoyunda ve şehit ailelerinde büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılandı.

‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma

İBB davası tutuklularından eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemedeki "çıplak arama ve kötü muamele" beyanlarının ardından İçişleri Bakanlığı harekete geçti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla iddiaların tüm yönleriyle araştırılması için Mülkiye ve Polis Müfettişleri görevlendirildi

12.06.2026 15:40:00
Haber Merkezi
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
‘Çıplak arama’ iddiasına soruşturma
Kamuoyunun yakından takip ettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası kapsamında 15 aydır tutuklu yargılanan eski Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, Silivri'de görülen duruşmadaki savunmasında sarsıcı iddialarda bulundu. Türker, gözaltına alındığı süreçte İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesinde "çıplak arama" adı altında insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kaldığını ve bir savcı tarafından çocuklarının velayetiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından İçişleri Bakanlığı, iddialarla ilgili idari soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Bakan Çiftçi'den şeffaf soruşturma talimatı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, isim verilmeden bir ceza davası kapsamında tutuklu yargılanan bir şahsın gözaltı sürecindeki usulsüzlük iddialarına değinildi. Açıklamada, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin doğrudan talimatıyla konunun hukuki, teknik ve idari açıdan tam bir şeffaflıkla incelenmesi amacıyla Mülkiye Müfettişi ve Polis Müfettişi görevlendirildiği belirtildi.

Duruşma salonundaki savunma gündem yarattı

İBB davasının 47. gününde hakim karşısına çıkan Fatoş Pınar Türker, Vatan Emniyet Müdürlüğü'ndeki kamerasız bir arşiv odasında bir kadın polis memuru tarafından kıyafetlerini ve iç çamaşırını çıkarmaya zorlandığını detaylarıyla anlattı. Türker, savunmasında, "Bana 'Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil' dendi. Bunu insanların onurunu kırmak için yapıyorlar. Yapan utansın, ben utanmıyorum" ifadelerini kullandı. Ayrıca, soruşturma savcısının kendisini "Bu kafayla çocuklarını asla göremeyeceksin, onları Sosyal Hizmetler alır" diyerek itirafçılığa zorladığını da iddia etti.

Emniyet ve Başsavcılık iddiaları yalanlamıştı

Türker'in mahkemedeki yankı uyandıran bu ifadelerinin ardından ilk olarak İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü bir açıklama yayınlayarak iddiaları "asılsız" olarak nitelendirmiş, tüm işlemlerin insan hakları ilkelerine uygun yapıldığını savunmuştu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da Türker'in Marmara Cezaevi'ne girişte çıplak aranmadığını beyan ederek iddiaları reddetmişti. Ancak Türker'in avukatları, kötü muamele şikayetinin cezaevi girişine değil, emniyetteki ilk gözaltı anına ait olduğunu belirterek şeffaf bir soruşturma yürütülmesi çağrısını yinelemişti.

Siyaset ve hukuk dünyasında geniş yankı bulan olayla ilgili görevlendirilen müfettişlerin, emniyetteki kamera kayıtlarını inceleyerek ve ilgili personelin ifadelerine başvurarak hazırlayacağı rapor doğrultusunda adli sürecin seyrinin netleşmesi bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.