logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli'den Sinan Ateş davası açıklaması: Yargılama derhal başlamalı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sinan Ateş cinayeti davasına ilişkin, "Beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır" dedi.

07.05.2024 12:44:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bahçeli'den Sinan Ateş davası açıklaması: Yargılama derhal başlamalı
Bahçeli'den Sinan Ateş davası açıklaması: Yargılama derhal başlamalı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı'nda konuştu.

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü intikam gününe tahvil etmenin ne emek ne de dayanışma olduğunu dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs'ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde sahneye çıkıp Taksim'e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü'nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir' Buradaki amaç nedir' Emek ve dayanışmayla Taksim'in ne alakası vardır' 1 Mayıs 1977'deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır' Taksim inadının altında yatan hesap nedir' Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin, DEM'in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir" ifadelerini kullandı.

"Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği 'İsrail'i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla' sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır"

Türkiye'nin, Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olmasını önemli bir adım olarak nitelendiren Bahçeli, "Geçen hafta İsrail'e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye'nin İsrail'le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. 4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Gambiya'nın başkentinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı 15'inci Zirvesi'nde ülkemizin görüşleri açık yüreklilikle seslendirilmiştir. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği 'İsrail'i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla' sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır. Netanyahu ve yönetimi için hesap günü yakındır. Bundan kaçış ve kurtuluş diye bir şey söz konusu değildir. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu'yu inşallah boğacaktır. Dünyada en sağır edici ses acı çeken bir mazlumun suskunluğudur. Mazlumun suskunluğunu ise hiç kimse yanlışa yormamalıdır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail'e karşı ayaktadır" diye konuştu.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Cani Netanyahu lehine Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne baskı yapmaya başlayan Batılı ülkelerin insanlık değerleriyle çelişmek şöyle dursun, bu değerlere açık açık cephe aldığı bariz bir gerçektir. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız tok, yüzümüz dönüktür. Kim ne yaparsa yapsın, insanlık zulme karşı birleşmiş ve bilenmiştir. Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire'de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah'a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netanyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze'ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze'ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze'de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netanyahu'nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden ön şartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır. Masumlar adına inisiyatif üstlenmesi gereken ABD yönetiminin, Suudi Arabistan'la planlanan savunma anlaşmasına İsrail ile diyalog şartı koyması zulmü cesaretlendiren bir skandaldır. İki devletli çözüme bir destek verip bir burun kıvıran, bugün söylediğini yarın çiğneyen ABD yönetiminin güvenilmez politikaları cinayet ve katliamları maalesef teşvik etmektedir. Bazen yüksekte zannettiklerimizin, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçakta olduğunu görmek hayatın tuhaf bir cilvesidir. Gazze dünya için turnusol kâğıdıdır ve bu süreç kimin medeni, kimin insani, kimin merhametli, kimin adil, kimin adalet ve hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar hiçbir güç zulümle abat olmamış, olamamıştır. Türk milleti onun bunun ne diyeceğine aldırış etmeden, zalimlere ve zulüm tufanına sonuna kadar karşıdır. Çünkü Türk milleti tarih, kültür ve medeniyet açısından dünya çapında eşsiz ve rakipsizdir. Her gün bir fincan kahve fiyatının yarısıyla geçinmeye çalışan 1 milyar insandan mütevellit mazlumların sesi, nefesi, hatta demir yumruk olmak için Lider Ülke Türkiye diyoruz."

"Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır"

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyduklarını belirten MHP lideri Bahçeli, "Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. İnsanı içtenlikle ve ilgiyle dinlemek yine insana en büyük ikramdır. Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye'mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM'lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir. Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı'nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM'lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir" şeklinde konuştu.
Türkiye'de yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemeler olduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, "Anayasa'nın 138'inci maddesine göre, hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" açıklamasında bulundu.

"Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım"

Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

"Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret ettiğinde, 'saati sorunca, sen önce Kavala'yı çıkar' cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel'in kolunda saati yok mudur' Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur' Sayın Özel'in saati sormak yerine PKK'ya ve FETÖ'ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi' Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi' AB'li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye'nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı' Bırakın Kavala'yı da kanun kaçağı FETÖ'cüleri ve PKK'lıları Türkiye'ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı' Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, 'Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar'' diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim' Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim' Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim' Şu iddialara bakar mısınız; 'Gezi davasında ceza verilmesine esas teşkil eden ve ortadan kaldırılmak istendiği iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden kastedilen 'Başbakan' ve 'Bakanlar Kurulu'muymuş. Eğer yapılan itirazlar reddedilirse Gezi sanıkları, karşı çıktıkları anayasa değişikliği ile getirilen sistemden yararlanacaklarmış. Yeni hükümet sisteminde yürütme gücü Bakanlar Kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından kullanılmaktaymış. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde yaşatılmıyormuş. Suçun mağduru olan hükümet, yasa ve Anayasa'dan çıkarılmış. Ortada mağduru olmayan bir suç kalmış. Mağduru olmayan suç olmazmış. Emin olunuz, bunları kaleme alan şahıs doğrudan doğruya Osman Kavala serbest bırakılmalıdır dese en azından daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama yapmış olurdu."

Devletin üç unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, 'İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç 'eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir' demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir" dedi.

"Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır"

Sinan Ateş davasında hazırlanan iddianameye ilişkin konuşan Bahçeli, "Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhâl başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP'sinden İP'ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara'da mı bitecek, yoksa Pensilvanya'ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır" açıklamasında bulundu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Fuzuli'nin dediği gibi, 'Herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar'. Yüreğimiz yansa da dilimizi bunlara karşı artık yormayacağız. Devlette sürekliliği yok sayanların, devlet sisteminin hukuki, tarihi ve siyasi alt yapısını kurcalayanların iç işgal cephesinde konuşlandıklarını söylediğimizde, sorarım sizlere yanlış mı yapıyoruz' Hata mı ediyoruz' Türkiye'nin itibarını, istikbalini ve saygınlığını Osman Kavala'ya bağlayanlar korkunç bir bühtanın failleri değildir de nedir' Bize göre, bunlar Türkiye'nin istiklal haklarına kast eden azgınlaşmış işbirlikçilerdir. Mahkum olmuş Kavala'ya 'içeride tutuluyor' diye yazıp konuşanlar tek kelimeyle devlet ve millet muhalifidir. Bunların anlayışına göre Türkiye uluslararası baskı ve dayatmalara teslim olmalı, süngü düşürmeli, diz çökmelidir."

"Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek"

MHP ve Cumhur İttifakı'nın şer ve şirret emel sahiplerine sonuna kadar direneceğini belirten Bahçeli, "Bu sefillerin örneklerine maalesef her dönem tesadüf edilmiştir. Fakat Türk Devri'nde, Türkiye Yüzyılı'nda bunların suyu kesilecek, üredikleri ideolojik bataklık mutlaka kurutulacaktır. Bugün Kavala şakşakçılığı yapanların, yarın terörist Demirtaş'ı, diğer gün ise İmralı canisini gündeme taşımaları mukadderdir. Böylelikle geriye ne devletin hükümranlık kazanımları ne de Türkiye'nin varoluş hakları kalacaktır. İstenen budur. Hedeflenen budur. Proje budur. Ülkemizde siyasi iklimin değişmesi ve baharın gelmesine vurgu yapanların amacı devlet ve millet düşmanlarının serbest bırakılmasıdır. Bu bahar değil, kara kıştır, fırtınadır, devletin ve milletin ağır yara almasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek, sonuna kadar direnecektir" diye konuştu.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.