logo
18 NİSAN 2026

Bak şu Milletvekillerimizin yaptığına

06.02.2002 00:00:00
Emre AKMAN

Bahar'ın "Bak şu İsveç'in yaptığına" adlı uzun yazısında bakın neler var:

"Türkiye'deki ayrılıkçı hareketleri körükleyen bir ülke var: Adı İsveç. Başta PKK ollak üzere 'terörist olarak' bellediğimiz bir cümle örgüte yataklık eden, Türkiye'de Alevilik ve Süryanilik gibi inanç gruplarına özel ilgi gösteren bir ülke İsveç. Son olarak Ermeni iddialarına bir devlet politikası olarak sahip çıktılar... Kısaca Türkiye hangi konuda nassasiyet gösteriyorsa, Avrupa'nın bu 10 milyonluk ülkesi oraya parmağını sokuyor.

İsveç'in Türkiye'ye dönük bir dış politika unsuru olarak ilgilendiği konulardan biri de Alevilik olarak öne çıkıyor. Protestan mezhebine mensup İsveçliler, Müslümanlar arasındaki farklılıkları vurgulayıp abartarak fitne ve fesat tohumları ekiyorlar.

İsveçli misyonerlerin Kafkasya ve Ağrı Dağı yöresinde yaptıkları propaganda çalışmalarıyla Kürtlerle özel ilişkiler kurmuşlardır. Bu misyonerlerden örneğin E. J. Larsson'un "Kürtler ve Ülkeleri" ve N. F. Höijerin "Kürtler, Cennetten Bir Tablo" adlı yazıları İsveç Hıristiyan aleminde Kürtlere ilişkin büyük bir ilginin gelişmesine neden olmuştur.

İsveç'te yayınlanan ve evlere ücretsiz olarak dağıtılan haftalık Avisen Gazetesi'nde de "İncil Kürtçe'ye Çevriliyor" başlıklı haberde, merkezi İsveç'te bulunan İncil Çeviri Enstitüsü'nün İncil'i Kürtçe'nin Kırmançi lehçesine çevirerek 2002 yılından itibaren dağıtacağı bildiriliyor."

Sayın Bahar'ın yazısından öğrendiğimize göre, İsveç'in Türkiye'de azınlık yaratma çabası içinde sadece Kürtler yok, Süryaniler de var. Lozan'da azınlık statüsünü kabul etmeyerek Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlılıklarını ifade eden Süryaniler bugün Batılılarca tahrik edildikten sonra toprak talebinde bulunacak noktaya geldiler. Kimi PKK'ya özenerek terör yöntemine başvurdu bile.

Gerisini Recep Beyden okuyalım:

"Avrupa ülkelerinde yaşayan Süryani ve Yezidilerin Türkiye'den taleplerini İsveç Süryani Federasyonu yönetim kurulu başkanı Robert Halef, Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği'ne verdiği bir raporla dile getirdi. Süryani asıllı Türk vatandaşlarının sorunlarının ayrıntılı olarak ele alındığı raporda, Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Mardin-Midyat bölgesinden "Turabdin" olarak bahsediliyor. Aynı raporda, Türkiye'nin Süryaniler için olumlu adımlar atmadığı savunulurken, yurtdışında bulunan Süryanilerin mal ve arazilerinin bölgedeki Kürtler tarafından gasp edildiği ve bunların geri alma güvencesinin bulunmadığı ileri sürüldü. Raporda en dikkat çeken ise yurtdışında yaşayan Süryaniler için Türkiye'de bir yerleşim birimi kurulması ve buranın özerk bir yapıya kavuşturulması önerisi oldu. Bunun yanısıra Mardin, İstanbul ve Midyat'ta yaşayan Süryanilere dil ve din eğitim hakkı tanınması istendi ve bu konuda uluslararası çalışmalar yapıldığı vurgulandı. Bu arada İsveç, Fransa ve Finlandiya'da yaşayan Yezidilerin temsilcilerinin de Avrupa Parlamentosu'na başvurarak Türkiye'de yaşayan Yezidiler için dil ve din eğitim hakkı talep ettikleri öğrenildi. Aynı talepte, Türkiye dışında yaşayan Yezidilere Türkiye'de yaşama hakkı tanınması da istendi.

İsveç Süryani Federasyonu bu konuda tek örnek değil. Asuri-Keldani-Süryani Birliği (ACSU) Başkanı Fikri Aygur, Lozan Barış Antlaşması'nın gözden geçirilip kendileri açısından değiştirilmesini de talep etmektedir. PKK, terörü nedeniyle göç eden Süryanilerin kendi yerlerine dönmesi için Lozan'da diğer gayri-müslimlere tanınan azınlık statüsünün, Asuri-Süryanilere de tanınması ve etnik bir statülerinin olması gerektiğini ileri sürdü."

Türkiye'deki kimi Süryaniler de Ermenilerle ağız birliği ederek sözde soykırım iddialarını seslendirmektedirler. Bu yüzden yargılanan Süryani Papaz Yusuf Akbulut'un davasını izleyenlerin listesi de Avrupa'nın azınlıkları kontrol altına alma arzusunun bir göstergesi olmalıdır. "Amerikan Temsilciler Meclisi Alt Komisyonu'nda görüşülen 'Ermeni soykırımı yasa tasarısını destekleyici açıklamalarda bulunduğu' için hakkında Diyarbakır DGM'ce dava açılan Süryani Papaz Yusuf Akbulut'un yargılanmasına devam edildi. Diyarbakır 2 No'lu DGM'de dün görülen duruşmada, tutuksuz sanık Yusuf Akbulut hazır bulundu. Duruşmayı İsveç'in İstanbul Başkonsolosu Sture Theolin, İsveç Parlamentosu Sosyal Demokrat Partisi milletvekilleri Yılmaz Kerimo, Carina Hagg, İsveç Sol Parti milletvekilleri Lennard Varmby ve Sabri Yıldız, Alman CDU (Hıristiyan Demokrat Partisi) Milletvekili Momika Brudlewsky, Alman SPD Partisi Milletvekili Ancelika Graf, Norveç'in İstanbul Konsolosu Hakan Svane, Asur Soykırımı kitabı yazarlarından Gabmela Yona (doğrusu Gabriele Yonan olacak) ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen İnsan Hakları temsilcileri ile Asuri Federasyonu üyeleri izledi. İddianamede, Akbulut hakkında, "halkı din, ırk, mezhep ve bölge farklılığı gözeterek, kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçunu işlediği iddiası ile TCK'nın 312/2 ve 3. maddeleri uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor."

Bahar anlamlı soru sorarak devam ediyor: "PKK'dan Sonra Sıra Süryani terör örgütünde mi?

Batı eksenli Süryani hareketler, PKK çevreleri ile flört halindedir. Haberler arasında kaybolup gitti ama, Batı kontrolündeki kimi Süryaniler, artık işi terör boyutuna taşıma aşamasına getirmiş görünmektedir. "Irak, İran, ve Suriye'nin yanı sıra Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan Asuri ve Süryaniler, PKK desteğinde Avrupa'da yasadışı "Beth Nahrin" (Mezopotamya Özgürlük Partisi) adlı örgüt kurdu. Asuri ve Süryani halkına karşı Türk, Arap ve Farslar tarafından yapılan sözde katliamlarda Kürtlerin de kullanıldığını öne süren örgüt, kültürel haklar yanında toprak talebi için mücadele kararı aldı. PKK kamplarında eğitilen 200 kadar Asuri ve Süryani genç, silahlı mücadele için hazırlığa başladı. Örgütten kaçarak Kuzey Irak'ta Türk askerlerine teslim olan Süryani asıllı Metin Kesenci, Diyarbakır DGM Savcılığı'na örgütle ilgili bilgi verdi."

Bize göre Amerika ve Avrupa, Ermenileri nasıl Osmanlı'ya yabancılaştırıp isyana teşvik ettiyseler benzer bir süreci Süryaniler için işletmektedirler. Bunun ilk aşaması Süryanilerin protestanlaştırılması idi. Ancak bu proje özellikle geleneksel mekanlarında oturan Süryanilerin direnci ile karşılaştı. Bunun üzerine PKK'nın Süryaniler'e terör uygulaması teşvik edildi. PKK'dan çekinen Süryaniler büyükşehirlere, Avrupa'ya ve Amerika'ya göç etmeye başladılar. Oyunun içinde olan Asuri-Keldani-Süryani Birliği (ACSU) Başkanı Fikri Aygur, PKK'nın eylemlerini Türk Ordusu'nun üzerine atmaktan da çekinmemektedir. Aygur, 50'nin üzerindeki Asuri-Süryani'nin "Devlet güçleri tarafından öldürüldüğünü" ileri sürmektedir.

Göç sonrasında özellikle altın piyasasında çok başarılı olan Süryaniler olağanüstü zenginlik kazandılar. Örneğin New York altın piyasasına egemen olan ABD'deki Süryaniler tarihi Ninova Sarayı'nın bir örneğini Şikago'da inşa etmişlerdir.

Kentleşen Süryanilerin Batılılaştırılıp Protestanlaştırılması kolay olacaktı. Nitekim öyle de oldu. Sembolik bir örnek olsun diye Behnan Konutgan ve İsa Karataş'ın adını verebiliriz. Süryani kökenli olan Behnan Konutgan, Bağımsız Protestan Kiliseler Birliği'nin başkanı, İsa Karataş şimdi basın danışmadır.

Batılılaştırılan kimi Süryaniler son yıllarda PKK ile bağlantılı olarak terör eylemlerine hazırlık yapmaktadır. Beth-Nahrin Yurtsever Devrimci Hareketi, Türkiye'ye karşı silahlı eylemler için PKK ile işbirliği yapmaktadır.

Beth-Nahrinli bir terörist MED-TV'de, silaha sarılma gerekçelerini "Bizim çıkışımız 2500 yıllık göçe bir cevaptır. Bu dağlara bizim diyebilmek için silahı seçtik." diye açıklıyordu. Sözkonusu terörist PKK ile olan işbirliklerini gizleme ihtiyacını duymamakta: "Kimileri bizim için PKK tarafından yönlendiriliyorlar diyor... İlişkilerimiz hür ve enternasyonal temeldedir.

PKK bağlantılı bir gazeteci de bu durumu "Evet, Asuri-Süryani halkının mücadelesi artık "kilise" ve "manastır"a sığmıyor." diye alkışlıyor.

PKK terörü bahanesiyle Avrupa'ya göç eden, Yezidiler ise giderek hem misyoner örgütlerin hem de Batılı ülkelerini güdümüne girmektedir. İsveç ve Almanya Yezidilere karşı özel ilgi duymaktadır. Türkiye'ye vize uygulayan İsveç ve Almanya, Yezidilere sıra geldiğinde ayrıcalıklı bir politika izlemektedirler. Öyle ki aralarından milletvekili seçilen bile oldu.

Misyoner Örgütler, Apo'yu cezaevinde iken de unutmuyorlar. Ziyaretçiler arasında Hıristiyan Misyoner Örgütlerin ağırlığı oldukça dikkat çekici. Söz konusu örgütlerin Güneydoğu'ya yönelik ziyaretleri de kayda değer. Bu durum MGK'ya sunulan raporda da ele alınmakta idi. Raporda, Güneydoğu bölgemizi son bir yıldır ziyaret eden yabancı heyetler şöyle sıralanmakta: "Merkezi ABD'de bulunan, Hollanda ve Almanya'da örgütlü Asuri Hareketi Komitesi, merkezi Fransa'da bulunan Süryani Kültürünü Koruma Komitesi, Ermeni Toprakları Merkezi, Dünya Birleşik Belediyeler Federasyonu, Avrupa Kiliseler Birliği, Danimarka Helsinki Komitesi, Ortodoks Kiliseler Birliği, merkezi İsviçre'de bulunan Ermeni Kültürü Vakfı, İtalya, Almanya, Fransa ve İsveç'ten 40 belediye."

İyi de bu uzun yazıyı bu gün niye tekrar ettiniz diye soranlara hemen şunu hatırlatalım. Avrupa ülkeleri bir yandan Süryanileri azınlık kabul etmemizi dayatırken, diğer yandan Misyoner faaliyetleri ile kürt kökenli vatandaşlarımızı Hristiyanlaştırarak azınlık statüsüne itmektedir. Lozan'da azınlıklar dini kimliğe göre tanımlandığı için Kürtleri başka türlü azınlık statüsüne sokamayacağını anlayan Batı, Kürt ayrılıkçılara şu mesajı vermektedir: En iyi Kürt hristiyan olandır.

Bu gerçeği geç te olsa kavrayan Bölücübaşı onun içindir ki yakalandıktan sonra İtalya'da Papa'nın elini öptü ve Hristiyan olduğuna dair mesajlar verdi. Enteresandır dün Türk dünyasına İstiklal Marşını öğretmekle övünen Zaman gazetesinin köşe yazarları bir yandan azınlık haklarını savunuyor, bir yandan da Lozandaki statünün Kürtleri de kapsadığını onlara da hakların verilmesi gerektiğini idda ediyor. Dün Referansım İslam diyen Erdoğan, Yahudi lobileri ile düşüp kalktıktan sonra Kürtlere azınlık haklarının verilmesini ve tüm azınlıkların kimliklerinin korunmasını istiyor. Dün İslam kardeşliğinden dem vuranlar bölücülerle aynı safta yerini alıyor.

Daha da vahimi AB'ye uyum yasaları adı altında Meclis'te Azınlık vakıflarına mülk edinme hakkı getiren yasa çıkarılmak isteniyor. Bu yasada Süryanilere azınlık statüsü verilmek isteniyor. Milli davalarda uyum gösteremeyen iktidar ve muhalefet vekilleri, yenisi ile eskisi ile bölücülükte uyum gösteriyor.

Gaflet, dalalet ve hatta ihanetin kol gezdiği günlerden geçiyoruz. Onun için Atatürk'ün gençliğe hitabesini sık sık okumamız gerekiyor. Hemde hançeremizi yırtarak. Taki Meclise gönderdiğimiz vekillerimize sesimizi duyurana kadar.

Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı

Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının düzenlendiği okulda saldırganın karşı sınıfında okuyan N.S.O. (15), "Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim" dedi

18.04.2026 12:42:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:46:59
İHA
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Çarşamba günü merkez Onikişubat ilçesinin Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken yaralanan 8 öğrencinin tedavileri sürüyor.

Saldırının yaşandığı okulda okuyan 8. sınıf öğrencisi N.S.O., saldırgan İsa Aras Mersinli ile karşılıklı sınıflarda okuduğunu belirterek, yaşadıklarını anlattı.



"Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim"

Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin dış görünüş ve karakter olarak farklı birisi olduğunu söyleyen N.S.O., "Saldırgan ile hiçbir konuşmuşluğum yok ama bahçede, koridorda görmüşlüğüm var. Saçma sapan hareketleri yapıyordu. Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Kimse ondan şüphelenmemişti. Kimse, böyle bir olay olacağını düşünmemişti. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim. Bu olaydan önce çocuğu hiç tanımıyordum sadece adını duyup görünüşünü biliyordum. Dış görünüşü veya hareketleri farklıydı ama böyle bir şey yapacağı hiç aklıma gelmemişti" ifadelerini kullandı.



"Okulumu seviyordum"

Aynı okulda okuyan ve saldırı anında okulda bulunan 6. sınıf öğrencisi B.P. (13), "Ben olay olduğunda bir üst kattaydım. Nöbetçi öğretmen geldi bütün sınıflara 'yere yatın' dedi. Çok panik yapmaya çalışmadım ama yine de korktum. Okulumu seviyordum, hocaları seviyordum ama şimdi ne olacak bilmiyorum. Ben saldırganı tanımıyordum, hiç görmedim" diye konuştu.



Vatandaşlar da tepkili

Saldırıdan sonra okulun önüne gelip dua eden vatandaşlardan Nazife Daş, İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan babası emniyet mensubu babası Uğur Mersinli'ye tepki göstererek, şunları söyledi:



"Bu çocuklara içim parçalandı. Emniyet müdürü böyle olmaz. İnsan çocuğuna eğitim verir, atışa götürür mü' Emniyeti temsil eden adam çocuğunu atışa götürmez. Bu masumların ne suçu vardı. Analar, babalar ağlamasın. Benim 5 yaşındaki torunum okula gitmem diyor, ne yapacağım. Allah'tan korksunlar. Vicdan istiyorum millete, bütün pislikleri Cumhurbaşkanımız temizlesin."

Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi

18.04.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi
Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 8'e yükseldi.

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.



İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden 2'si geçtiğimiz gün tutuklanarak cezaevine sevk edilmişti. Adliyeye ifadeleri alınan şüphelilerden C.Y., F.G. N.A. ve C.A. da tutuklanmış ve tutuklu sayısı 6'ya yükselmişti.

Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Uğurcan A. ve Zeinal'ın eski polis olan üvey babası Engin Yücer'in savcılıktaki sorgusu tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen Abakarov ve Yücer tutuklandı, Uğurcan A. yurt dışına çıkış yasağı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 8'e çıktı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile o dönem korumalığını yapan Şükrü E.'nin savcılıktaki sorgusu sürüyor.

Ataşehir Belediyesi'ne yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 5 kişi sağlık kontrolünden geçirildi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda, aralarında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ve yardımcılarının da bulunduğu 18 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 5 kişi sağlık kontrolünden geçirildi

18.04.2026 02:30:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:27:15
İHA
Ataşehir Belediyesi'ne yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 5 kişi sağlık kontrolünden geçirildi
Ataşehir Belediyesi'ne yapılan yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 5 kişi sağlık kontrolünden geçirildi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Ataşehir Belediyesi'ndeki ihale, imar ve iskân işlemlerinde "rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve ihaleye fesat karıştırma" suçlarının işlendiği iddiaları üzerine yürüttüğü soruşturmada düğmeye bastı. 17 Nisan tarihinde 45 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda 18 şüpheli gözaltına alınırken, çok sayıda dijital materyale el konuldu. Operasyon kapsamında gözaltına alınan isimler arasında Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Belediye Başkan Yardımcıları Oğuz Kaya ve Orhan Aydoğdu, Mali İşler Müdürü Mürteza Kutluk, Özel Kalem Müdürü Alpay Arslan ile yapı, ruhsat ve imar birimlerinden sorumlu müdürler Aysun Gökçen, Basri Onur Dedetaş, Nimet Karademir, Gülbin Ergünay ve Ezgi Nur Yılmaz yer aldı. Ayrıca belediye çalışanları, mimarlar ve rüşvet çarkına dahil olduğu iddia edilen firma sahiplerinin de gözaltına alınanlar arasında olduğu öğrenildi. 18 kişiden 5'i sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne getirildi.



Gözaltına alınan isimlerden bazıları sağlık kontrolünden geçirildi



Öte yandan gözaltına alınan 18 kişiden Özel Kalem Müdürü Alpay Arslan, Zabıta Müdürü Mehmet Yılmaz, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın kayınbiraderi Ruhsat ve Denetim Müdürü Basri Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 5 kişi sağlık kontrolü için Bayrampaşa Devlet Hastanesi'ne getirildi. Sağlık kontrolünün ardından şüpheliler İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.



Başsavcılıktan açıklama



Operasyonun ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2025/256622 sayılı soruşturma kapsamında; Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya ile ilgili birim amirleri ve personellerinin ihale, imar ve iskan işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sürecinde; şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edilmiş, iskan ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığına dair bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan incelemelerde; Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında milyon dolarları bulan rüşvetler alındığı, alınan rüşvetlerin belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre paylaştırıldığı tespit edilmiştir. Elde edilen deliller doğrultusunda 17 Nisan 2026 tarihinde eş zamanlı arama, el koyma ve gözaltı işlemi gerçekleştirilmiş olup, toplamda 18 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınmıştır. 2 firari şahsın ise yakalama çalışması devam etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Soruşturmanın detaylandırılarak sürdüğü bildirildi.

İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu

18.04.2026 00:12:00
İhlas Haber Ajansı
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu.

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı.



İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtildi.



Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında dönemin Devlet Hastanesi'nin Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir Bursa'da gözaltına alındı. Özdemir Tunceli'de İl Sağlık Müdürlüğü görevinde de bulunmuştu

17.04.2026 23:12:00
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden E.E., G.E., S.G., S.Ö. dün adliyeye sevk edilmiş, G.E. ile E.E. tutuklanırken S.G. ile S.Ö. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İl Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan 9 şüpheliden 7'si bugün adliyeye sevk edildi.

Soruşturma kapsamında oğlu gözaltında bulunan dönemin Tunceli Valisi Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel hakkında, iddialarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılmış ardından açığa alınmıştı. Elazığ'da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Son olarak dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi kadın doğum uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü Kom şube müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Özdemir'in Tunceli'ye gönderileceği öğrenildi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Çağdaş Özdemir, 2018 ve 2021 yılları arasında Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi, 2022 yılına kadar ise Tunceli İl Sağlık Müdürü olarak görev yapmıştı.

Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Antalya Diplomasi Forumu için Türkiye'ye gelen Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile Antalya'da görüşme gerçekleştirdi.İHA

Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi

17.04.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun merkezli mafya operasyonu: 25 gözaltı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında silahlı organize suç örgütüne yönelik Samsun merkezli İstanbul ve Bursa'da geniş çaplı operasyon düzenlendi. 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında 16 kişinin de cezaevinde bulunduğu öğrenildi.



Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucu; suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, silahla yaralama, yağma, eziyet, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, alacak tahsili, kasten yaralama, tehdit ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi gibi çok sayıda suça karıştıkları tespit edilen silahlı organize suç örgütüne yönelik salı sabahı eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.



14 Nisan tarihinde Samsun'un Atakum, İlkadım, Canik, 19 Mayıs ve Alaçam ilçeleri ile İstanbul ve Bursa'da toplam 47 ikamet ve 6 iş yerine eş zamanlı baskın düzenlendi. Operasyon kapsamında şüphelilere ait adreslerde detaylı aramalar yapıldı.

Yapılan aramalarda 6 adet ruhsatsız tabanca, 173 adet fişek, 2 adet kurusıkı tabanca, 208 adet kurusıkı fişek, 482 bin 558 adet sentetik uyuşturucu hap, 15,30 gram esrar, 80,79 gram pregabalin tozu, 53,49 gram kokain, 0,72 gram sentetik kannabinoid, 980 gram marihuana, 480 gram fubinaca, 0,11 gram metamfetamin, 1 adet muşta ve 6 adet ruhsatsız yivsiz tüfek ele geçirildi.



Operasyonda toplam 25 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon kapsamında ara yakalanmalarla tutuklanan 17 kişinin halen cezaevinde bulunduğu ve ifadelerin cezaevinde alındığı öğrenildi.

KOM Şube Müdürlüğünde sorgulanan 25 kişi bugün Samsun Adliyesine sevk edildi.

Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden adliyeye sevk edilen eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklandı. 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" dedi.

17.04.2026 00:10:00 / Güncelleme: 17.04.2026 06:49:44
Haber Merkezi
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Erdoğan Elaldı'nın savcılık sorgusu tamamlandı.

Elaldı, sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok da bugün tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen Savaş G. ve Süleyman Ö'nün savcılıktaki sorgusunun devam ettiği öğrenildi.

Savcılığın Erdoğan Elaldı'nın tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, şunlar kaydedildi:

"Şüphelinin dosya arasında yer alan HTS kayıtları, daraltılmış baz bilgileri, diğer bilgi ve belgelere göre, her ne kadar şüpheli alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, maktülenin son sinyal baz bilgisinin bulunduğu yer olan Sarısaltuk Viyadüğü ve civarında, aynı zaman diliminde ve yaklaşık 1 saat süre ile şüpheliye ait cep telefonunun sinyal verdiği, akabinde yine daraltılmış baz bilgilerine göre Gülistan Doku'nun o dönem erkek arkadaşı olan şüpheli Zeinal A'nın ikameti ve civarında baz verdiği, sonrasında yine şüpheli Zeinal A'nın çalışmakta olduğu kafe civarından baz verdiği saatte Zeinal A'nın da aynı kafe civarından baz verdiği, şüpheli ile diğer şüpheli Şükrü E'nin maktülenin son sinyal verdiği saatten 5 dakika önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

Şüphelinin Şükrü E. ile görüşme yaptığı saatten sonra baz verdiği bölgeden ayrılıncaya kadar başka hiç kimse ile görüşmesinin olmadığı, şüphelinin savunmasında tüm bu tespiti yapılan hususlar ile ilgili inkara dönük beyanlar dışında başkaca bir beyanının bulunmadığı, bu haliyle şüphelinin üzerine atılı 'kasten öldürme' eylemini gerçekleştirdiğine dair, mevcut deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesine ulaşıldığı, şüphelinin üzerine atılı suçun Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 100/3 maddesinde sayılı katalog suçlardan olduğu ve bu haliyle tutuklama nedeninin var olduğu, soruşturmanın kısıtlı olarak yürütülmesi, delillerin toplanma aşamasında olması karşısında delillerin karartılma ya da yönlendirilme ihtimalinin bulunması hususları hep birlikte nazara alındığında, şüpheli hakkında adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ölçülü ve uygun olacağı anlaşılmakla, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamındaki maddeleri uyarınca tutuklanmasına, karar verilmesi kamu adına talep olunur." 

Soruşturmada 2 zanlı da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden adliyeye sevk edilen 2 zanlı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Savaş G. ve Süleyman Ö'nün savcılık sorgusu tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu iki zanlının, "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku: "Kızımın kemiklerini ve mezarını istiyorum"

Kızının kemiklerini ve mezarını istediğini dile getiren Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" dedi.

Adliye önünde bekleyen anne Bedriye Doku açıklamalarda bulundu. Bedriye Doku, "Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var. Yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocuklarınızı okula gönderin ve geri gelmezse siz ne yaparsınız'" dedi. "Kızımın kemiklerini ve mezarını istiyorum" diye devam eden Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda Bedriye Doku fenalık geçirdi. Doku, çevredekiler tarafından başka bir noktaya götürülerek sakinleştirildi.

Silahlı suçların yüzde 85'i 'kayıtsız' silahlarla işleniyor

Kayseri'de silah satışı yapan işletme sahibi Taha Tayfun Bağcı, silahla işlenen suçların yüzde 85'inin kayıtsız silahlarla yapıldığını söyleyerek, "Yüzde 85'lik kayıt dışı kitle ile mücadele verilmesi lazım" dedi

16.04.2026 13:45:00 / Güncelleme: 16.04.2026 13:48:35
İHA
Silahlı suçların yüzde 85'i 'kayıtsız' silahlarla işleniyor
Silahlı suçların yüzde 85'i 'kayıtsız' silahlarla işleniyor
İçişleri Bakanlığı'nca yayınlanan raporda silahlı suçların yüzde 15'lik kısmının ruhsatlı olduğunu ve bunun da yüzde 90'ının ruhsat sahibi dışında işlendiğini söyleyen Taha Tayfun Bağcı, "Ülkemizde son günlerde üzücü olaylar ve hadiseler meydana gelmeye başladı. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah rahmet eylesin diyorum. Yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Burada asıl sıkıntı silaha erişimden ziyade kayıtsız silaha erişim konusu. Silahları kayıtlı ve kayıtsız olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Çünkü İçişleri Bakanlığı'nın bizlere 2021 yılında sunmuş olduğu raporda bu durum bariz bir şekilde ortada. İşlenen silahlı suçların yüzde 85'i kayıtsız silahlarla ve geri kalanı da kayıtlı silahlarla işleniyor. Bu yüzde 15'lik kesimin yüzde 90'ının da silah sahibi dışında işlendiği açıklanmıştı. Aslında yaşadığımız son 2 olay da bunu doğrular nitelikte. Olaylara baktığımızda kullanılan pompalı tüfek Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında yasaklanmış bir model. Yani yüzde 100 kayıtsız bir model. Emniyet yetkililerimiz zaten gerekli incelemeleri yapacaktır. Diğer kullanılan tabancalar da ruhsat sahibi dışında bir şahsın kullanmış olduğu öğrendiğimiz kadarıyla da babasına ait silahların kullanıldığı görünüyor. Bu da bakanlığın raporunu doğrular nitelikte aslında" dedi.



Bağcı, yüzde 85 olan kayıt dışı kitle ile mücadele edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Burada yapılması gereken yüzde 85'lik ruhsatsız kitle ile önce mücadele verilmesi lazım. Bununla ilgili devletimizin çalışmaları illa ki vardır lakin sahadaki yansımalarını da analiz edip sektör temsilcileri, sivil toplum örgütleri ile bir araya gelip ciddi bir yönetmelik düzenlemesi yapılması da aşikardır. Çünkü baktığınız zaman silahlı suçlarla mücadele anlamında kaçak ve kayıtsız silah birçok operasyonda ele geçiriliyor. Yani bu yüzde 85'lik raporun her geçen gün artma riski ile karşı karşıya olma durumumuz var. Öncelikle kayıtsız silahla mücadelemiz daha sonra da sahadan kopuk olmayan kararlarla devam etmeliyiz. Daha sonra da kayıtlı silah sahiplerinin silahlarını muhafaza ile ilgili evlerinde yapması gereken önlemlerle ilgili de çalışma yapılması lazım. Bununla ilgili de kasa olabilir, sorumluluk sahibi olabilmesi için cezai yaptırımlar olabilir çeşitli çalışmalar ve görüşmeler yapılarak yönetmelikleştirilmesi lazım. Bunların ciddi bir etkisi olacaktır" ifadelerini kullandı.



Çocukların oyunlarda istedikleri silahları almaktan da etkilendiğini söyleyen Bağcı, "Bir evlat babası olarak ailelere de buradan seslenmek istiyorum. Sosyal medyada açıp baktığınız zaman herkesin dizilerden, filmlerden gördüğü birbirine zarar veren videolar mevcut. Oyunlara girdiğiniz zaman birbirlerini öldüren oyunlar mevcut. Akademik çalışmalara bakıldığında özellikle yurtdışında bireysel silahlanma alanında o yaş grubundaki çocukların ölümsüzlük duygusunu tattığını iddia eden akademisyenler var. Yani çocuk 10 defa bir oyunda ölüyor. İstediği silahı gidip alıyor ve burada tekrardan yaşama geri dönüyor. Bu da çocuklarda bir zaman sonra farklı bir psikolojiye yok açıyor ve sanki hayatın gerçek manası buymuş gibi oluyor. Yaşanan 2 okul saldırısı da bunu gösteriyor. Aslında bir oyunu yaşıyor çocuk orada" dedi.

Kocaeli'de bir ilkokulda taciz skandalı: 1 çalışan tutuklandı

Kocaeli'nin Çayırova ilçesinde 2 ilkokul öğrencisini taciz ettiği öne sürülen okul çalışanı tutuklandı

16.04.2026 13:06:00 / Güncelleme: 16.04.2026 13:09:03
İHA
Kocaeli'de bir ilkokulda taciz skandalı: 1 çalışan tutuklandı
Kocaeli'de bir ilkokulda taciz skandalı: 1 çalışan tutuklandı
Edinilen bilgiye göre, ilçedeki bir ilkokulda kapı görevlisi olarak çalışan M.Y.'nin (70), okulda eğitim gören 3. sınıf öğrencisi 2 kız öğrenciye tacizde bulunduğu iddia edildi. Öğrencilerin durumu anlatması üzerine aileler, emniyete giderek şüpheli hakkında şikayetçi oldu.



Şikayet üzerine inceleme başlatan ve okulun güvenlik kamerası kayıtlarını mercek altına alan polis ekipleri, şüpheli M.Y.'yi gözaltına aldı. Süreç kapsamında mağdur çocukların pedagog eşliğinde ifadelerine başvuruldu.



Çocukların, şüphelinin kendilerine uygunsuz sorular yönelttiği, zaman zaman vücutlarına dokunduğu ve para verdiğini beyan ettikleri öğrenildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Gebze Adliyesine sevk edilen zanlı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.