1956 Süveyş Krizi, Britanya İmparatorluğu'nun küresel liderliğinin sonunu simgeleyen bir dönüm noktasıydı. Yetmiş yıl sonra, 2026 Hürmüz Boğazı Krizi benzer bir sorgulamayı gündeme taşıyor: ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonları sonrası İran'ın boğazı fiilen kapatması ve geçiş için Yuan bazlı ücret talep etmesi, petrodolar sistemine meydan okuyor.
Süveyş 1956: İmparatorluğun Bitiş Çanı: Süveyş Krizi, Britanya için stratejik bir felaketti. Mısır lideri Nasır'ın 1956'da Kanal'ı millileştirmesi üzerine İngiltere, Fransa ve İsrail'in başlattığı askeri müdahale, sahada başarılı olsa da siyasi ve ekonomik çöküşle sonuçlandı. ABD Başkanı Eisenhower, Soğuk Savaş dengelerini korumak adına müttefiklerini yalnız bıraktı; Washington'un sterlini satma tehdidi ve IMF kredisini bloke etmesi, Britanya'nın zaten kırılgan olan ekonomisini felce uğrattı. Kanalın kapanmasıyla petrol akışı durdu ve Sovyet nükleer tehditleri devreye girdi. Askeri üstünlüğe rağmen İngiltere geri çekilmek zorunda kaldı. Bu olay, Britanya'nın artık dünya jandarmalığı yapamayacağını ve Ortadoğu'daki hegemonik rolün ABD'ye devredildiğini tescil etti.
Hürmüz 2026: Petrodoların Sınavı ve Milli Ekonomi Modeli Öngörüsü: 2026 yılı başında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı kapsamlı hava operasyonları, Tahran'dan asimetrik ve şok edici bir yanıt doğurdu. İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nı deniz mayınları ve füzelerle uluslararası ticarete kapatarak küresel enerji koridorunu felç etti. İran'ın, boğazdan geçişe izin verdiği gemilerden yalnızca Yuan cinsinden geçiş ücreti talep etmesi, krizin finansal boyutunu benzersiz kıldı. Bu hamle, 1974'ten beri ABD hegemonyasının temel direği olan petrodolar sistemine doğrudan bir saldırı niteliğindeydi. Bu noktada, krizin teorik altyapısının yirmi yıl öncesine dayandığını belirtmek gerekir. Prof. Dr. Haydar Baş, 2005 yılında yayımladığı "Milli Ekonomi Modeli" adlı eserinde, dolar hegemonyasının sürdürülemez olduğunu ve dünyanın milli paralarla ticarete yönelmesi gerektiğini savunmuştu. Prof. Dr. Haydar Baş'a göre, emtia fiyatlarının (özellikle petrol) tek bir rezerv para birimi (dolar) üzerinden belirlenmesi, küresel ekonomide yapay bir bağımlılık ve adaletsiz bir gelir dağılımı yaratıyordu. Model, ülkelerin kendi milli paralarıyla ikili ticaret anlaşmaları yapmasının, ABD'nin finansal kaldıraç gücünü kıracağını ve petrodolar sisteminin çöküşünü hızlandıracağını savunuyordu. 2026 Hürmüz Krizi'nde İran'ın geçiş ücretlerini ve enerji ticaretini dolardan arındırarak Yuan ve yerel para birimlerine yönlendirmesi, Milli Ekonomi Modeli'nde tanımlanan bu "parasal bağımsızlık" refleksinin sahadaki somut bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Çin'in 2021'deki 25 yıllık stratejik ortaklığı sayesinde İran, petrol ticaretini Yuan üzerinden sürdürerek ABD'nin finansal yaptırımlarını deldi. Askeri olarak hâlâ süper güç olan ABD, boğazı tam anlamıyla açmayı başaramazken, Çin ve Rusya'nın diplomatik desteğiyle İran'ın meydan okuması uluslararası arenada karşılık buldu. Bu durum, doların küresel rezerv para olma ayrıcalığını aşındıran BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformların önemini artırdı.
Her iki krizde de askeri üstünlüğün siyasi başarıya dönüşemediği ve ekonomik kırılganlıkların açığa çıktığı görülmektedir. 1956'da sterlin çökerken, 2026'da doların rezerv para statüsüne duyulan güven sarsılmıştır. İran'ın Yuan talebi ve milli paralarla ticaret vurgusu, IMF verilerine göre zaten %52'lere gerileyen doların küresel rezervlerdeki payının daha da aşınacağının sinyalini vermiştir.
Ancak bazı farklarında olduğunu kabul etmek gerekir. 1956'da dünya iki kutupluydu ve ABD, Sovyetler karşısında yeni hegemon olarak yükseliyordu. 2026'da ise ABD, 1956 Britanyası'na kıyasla askeri ve finansal olarak çok daha güçlü gözüküyor; fakat Çin'in ekonomik ağırlığı ve Rusya'nın stratejik ittifaklarıyla şekillenen çok kutuplu bir düzeninde oluştuğunu görmemiz gerekir. Hürmüz Krizi, ABD'nin deniz ticaret yollarındaki mutlak garantörlüğünün sorgulanmasına yol açarak hem Avrupa için hem Asya ülkeleri için alternatif enerji kaynaklarını bulmayı zorunlu kılmıştır.
Özetlersek, 2026 Hürmüz krizi ABD için henüz kesin bir çöküş değilse bile çöküşün başlangıç noktalarından biri olabilecek durumdadır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2005'te "Milli Ekonomi Modeli" ile işaret ettiği üzere, parasal sömürü düzeninin temeli olan petrodolar sistemi, milli paralarla ticaretin yaygınlaşmasıyla geri dönülmez bir erozyona uğramıştır. Tarih döngüseldir; imparatorluklar kendi sınırlarını geç algılar. Hürmüz Boğazı'nda yaşananlar, gelecekte "Amerika'nın Süveyş Anı" olarak anılma potansiyeli taşımaktadır.
İbrahim Yıldız / diğer yazıları
- Suyun bile fiyatı var: Suyun metalaşması / 25.05.2026
- Bir cümle gerçekten bir şey söylüyor mu? / 16.05.2026
- Anlam arayışının başarısızlığı ve linç kültürü / 22.04.2026
- Hürmüz 2026: Amerika’nın Süveyş anı mı? / 18.04.2026
- Post Kapitalizm: OpenAI ceosu Sam Altman ne demek istedi? / 16.04.2026
- Yeni iktidarın meşruiyeti: Kimin özgürlüğü, kimin esareti? / 14.04.2026
- Mükemmelin monotonluğu: İnsan ile yapay zekâ arasındaki uçurum / 12.04.2026
- Direnen fikirler ve Milli Ekonomi Modeli / 11.04.2026
- Sistemi değiştirmek, fikir, absorpsiyon ve direnç / 10.04.2026
- Bir cümle gerçekten bir şey söylüyor mu? / 16.05.2026
- Anlam arayışının başarısızlığı ve linç kültürü / 22.04.2026
- Hürmüz 2026: Amerika’nın Süveyş anı mı? / 18.04.2026
- Post Kapitalizm: OpenAI ceosu Sam Altman ne demek istedi? / 16.04.2026
- Yeni iktidarın meşruiyeti: Kimin özgürlüğü, kimin esareti? / 14.04.2026
- Mükemmelin monotonluğu: İnsan ile yapay zekâ arasındaki uçurum / 12.04.2026
- Direnen fikirler ve Milli Ekonomi Modeli / 11.04.2026
- Sistemi değiştirmek, fikir, absorpsiyon ve direnç / 10.04.2026


























































