HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 14 MAYIS 2021, CUMA

Bayraklar, bayraklaşanlar, bayraksızlar

23.05.2001 00:00:00
Yurda "baş" dedikleri bir

Ağır adakla geldiler

Ve şu bayraksız dünyaya,

Bayrakla geldiler.

Otuz dört vatan evladı bir gül bahçesine girercesine bu kara toprağa girdiler geçen hafta...

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin göz bebekleri idiler. Onlara gerçekten karada ölüm yoktu. Ölüm ancak onları havada, ayakları yere basmazken yakaladı.

Onlar kadere değil, ölüme meydan okuyacak şekilde yetiştirilmişlerdi. Hangi coğrafyada, hangi zamanda olursa olsun gözlerini kırpmadan sadece "emredersiniz" der ve göreve, askerce ölüme giderlerdi.

Vazifeye atılmak için, içinde bulundukları vaziyetin imkan ve şeraitini, bu imkan ve şeraitin çok namüsait bir mahiyette tezahür edebileceğini, düşünmediler. İstiklal ve Cumhuriyete kastedecek düşmanların bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabileceğini hiç akıllarına getirmediler.

Onlar tek devlet, tek vatan, tek millet, tek dil için yaşadılar.

Ve öldüler...

Aslında şimdi başka bir zaman ve başka bir mekanda yaşıyorlar, cennetteler.

Allah rahmet eylesin.

Benim, dedemle yanyana

Yazılı kalacak adım...

Yıldızların söneceği

Güne yıldızlar sakladım.

18 Mayıs günü şehit cenazeleri kalktı. Vatanın dört bir yanında otuz dört tane al bayrak dalgalandı. Ege'de bir şehit babası, vakur ve metin; "Bu vatan çok güzel... Ölmeye değer" dedi.

Kainatta kaç baba böyle söyleyebilirdi?

Ertesi gün, 19 Mayıs günü bu sefer vatanın dört bir yanında dalgalandı bayraklar. 6000 yıllık uzun yürüyüşlerinde ezelden beri bağımsız yaşamış Türklerin, "istiklal"leri için son defa savaşmaya başladıkları tarihin yıldönümü idi.

O gün Yunanistan'da bayrak yaktılar.

Okuyucu, bayrak deyince, Arif Nihat'ın yazının başlığına aldığımız dörtlüğünde olduğu gibi bu bayraksız dünyada hangi "tek bayrağı" kastettiğimizi elbette anlayacaktır.

Bir sonraki gün 20 Mayıs'tı.

İstanbul'un bayrakla yıkanışının üçüncü günü Şişli Abide-i Hürriyet Meydanı 300.000 bayrağı misafir etti. Meltem-Yeni Mesaj'ın düzenlediği "Ermeni Soykırımını Red ve Milli Bağımsızlık Mitingi" yapıldı o gün. Şişli, Şişli olalı bu kadar bayrak, bayraklaşan insan, bayraklaşan gönül eri görmedi.

Türk'e, Türk'ün vatanına, bayrağına, egemenliğine her gün sövüldüğü, tahkir etmenin yükselen değer olduğu bir ortamda üç yüz bin bayrağı bir araya toplayabilen gücün; Türk insanında bir volkan gibi patlayarak harekete geçen bu duygunun küçümsenmemesi gerekir.

Küçümsenmemesi bir yana dikkatle de değerlendirilmesi gerekir. Ve hayrettir, Yunanistan'da bayrağın yakıldığını dakikalarca gösterdi mütareke televizyonları ama Şişli'de dalgalandığını göstermedi. Dalgalanmasındansa yakılmasını seyrettirmeyi tercih ettiler.

Onlardan kaldı bu toprak...

Biz gezip tozmayalım mı?

Yabanlar kıskanır diye

Destan da yazmayalım mı?

Aynı 20 Mayıs günü İstanbul'da Salacak'ta bir başka anma toplantısı daha yapıldı. Güneş batarken Kızkulesi'ne doğru Çerkezler mum yaktılar ve denize çiçekler bıraktılar. Kameralar önünde koro halinde Çerkezce ağıtlar yaktılar. Dillerini ekranlara taşıdılar.

Gazetelere verdikleri ilanlarda "1864 Çerkez Sürgünü'nü anıyoruz" diyorlardı. "Güzel yurtlarımız vardı" diyorlardı.

137 yıldır yaşadıkları bu toprakları yurt edinememişler miydi, kabullenemiyorlar mıydı?

Geçen sene, daha önceki sene, daha önceki sene, 137 yıldır neredeydiler? Neden Salacak sahillerinde değillerdi?

Yoksa bu sene onları Salacak sahiline, "Kopenhag süreci" mi taşımıştı?

İlanın altında diyorlar ki; "1864 Rus-Kafkas savaşının ardından Adige, Abhaz, Ubıh nüfusunun % 70'i yurtlarından edildi. Sağ kalanlar Osmanlı topraklarına geldi. Halen Çerkez nüfusunun büyük çoğunluğu diasporada yaşıyor".

Düşküne kucak açmakla kötü mü etmişti Osmanlı?

137 yıldır Türkiye'de barındıkları halde kendilerini hâlâ daha diasporada addedenlere ben de "yaban"cı gözü ile bakarsam, haksız mıyım?
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.