logo
10 AĞUSTOS 2026

Bir günde 1 milyon 538 bin 144 doz aşı yapıldı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kovid-19 ile mücadele kapsamında son 24 saatte 1 milyon 538 bin 144 doz aşı yapıldığını bildirdi

 

19.06.2021 00:46:00
 
Bir günde 1 milyon 538 bin 144 doz aşı yapıldı
Bir günde 1 milyon 538 bin 144 doz aşı yapıldı

Bakan Koca, Twitter'daki paylaşımında, "Saat 00.00'a kadar yapılan aşı sayısı 1 milyon 538 bin 144 doz. Aşı ekibimiz 24 saat boyunca yine en çok şu kelimeyi kullandı, 'sıradaki.' Az kelimeyle bu kadar çok şey daha iyi anlatılabilir mi'" ifadelerini kullandı. AA

Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM gündemindeki "Çerçeve Yasa" teklifine karşı tarihi Birinci Meclis önünde sert açıklamalarda bulundu. Özdağ, "Uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümünde önümüze yeni bir Sevr tasarımı konuluyor. Türkiye; Yugoslavya, Irak ve Lübnan yapılmak isteniyor" dedi

10.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne karşı Ankara'da tarihi bir protestoya imza attı. Siyasi liderlere ve vatandaşlara yaptığı çağrının ardından bugün saat 14.00'te Birinci TBMM Binası önünde toplanan kalabalığa seslenen Özdağ, iktidarı ve tasarıya destek veren muhalefeti hedef alan, son dönemin en sert ve kapsamlı konuşmasını gerçekleştirdi.

"Sevr'in yıl dönümünde Türkiye'yi bölme tasarısı Melis'te"

Konuşmasına bugünün tarihi anlamına vurgu yaparak başlayan Zafer Partisi lideri Özdağ, "Bugün 10 Ağustos 2026. Büyük Türk milletinin adeta esir alınmak istendiği, Türk vatanının bin parçaya bölünerek emperyalizmin işgaline açıldığı uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümüdür. Nasıl bir tesadüftür ki, tam da bugünün yıl dönümünde; PKK'lı teröristlere af getirecek, bebek katillerine siyasi statü verecek ve Türkiye'nin federalleşerek bölünmesine zemin hazırlayacak bir sürecin ilk adımı TBMM'ye getiriliyor. Karşımızdaki yasa tasarısı, sıradan bir kanun teklifi değildir; bu, Türk devleti ve Türk milletine karşı açıkça işlenmek istenen anayasal bir suçtur, yeni bir Sevr tasarımıdır!" ifadelerini kullandı.

"Kahraman ordu sınırda ezdi, iktidar Ankara'da can suyu veriyor"

Terörle mücadeledeki çelişkilere dikkat çeken Özdağ, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Kandil'e götürülüp getirilen iliştirilmiş gazeteciler, günlerdir ekranlarda 'Türkiye PKK'yı askeri olarak yenemedi, o yüzden mecburen masaya oturuluyor' propagandası yapıyor. Bu, Türk ordusuna atılmış en büyük iftiradır! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesinde yürüttüğü Kilit-Pençe Operasyonları ile PKK terör örgütünü askeri olarak tam anlamıyla ezmiş, bitme noktasına getirmiştir. Türk devleti PKK'ya yenilmemiştir! Ancak tam terörün beli kırılmışken, Ankara'da kapalı kapılar ardında yürütülen bu karanlık müzakereler terör örgütüne can suyu olmaktadır. Örgütün kendini feshedeceği yalanını ortaya atıyorlar. Soruyorum size: PKK'nın Suriye uzantısı olan, sınırımızda ağır silahlarla donatılmış YPG'nin silahlarını da toplayacak mısınız? Tabii ki hayır! Bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etme projesidir."

"Cezaevindeki adli mahkûmların suçu ne? Yeterince adam öldürmemeleri mi?"

Yasa teklifinin hukuki adalet zeminini tamamen yok ettiğini savunan Ümit Özdağ, cezaevlerindeki duruma dikkat çekerek sert bir karşılaştırma yaptı:

"Bu getirilen yasa, PKK'ya özel olarak dizayn edilmiş örtülü bir af yasasıdır. Buradan sormak istiyorum: Şu anda Türk cezaevlerinde bulunan yüz binlerce adli mahkûmun günahı ne? Onların suçu ne? Yeterince adam öldürmemiş olmaları mı? Arkalarına yabancı istihbarat servislerini alıp devlete silah çekmemiş olmaları mı? Teröristi, bebek katilini 'bütünleşme' adı altında sokağa salarken, kader kurbanı adli mahkûmları içeride tutamazsınız. Bu yasa geçtiği an, Türkiye'de hukuk devleti de adalet duygusu da tamamen ortadan kalkar."

"Tarihi Lozan mirasını inkâr edip Sevr masasına oturmuştur"

Konuşmasında muhalefet partilerini, özellikle de Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i çok sert bir dille eleştiren Özdağ, şu çağrıyı yaptı:

"Bu yasayı meclise getiren DAM ittifakını, yani DEM-AK Parti-MHP blokunu anlıyoruz, onların amacı belli. Ancak bu ülkenin kurucu partisi olduğunu iddia eden CHP'nin de bu yasa tasarısının altına imza atmış olması, arkasında durması içimizi acıtmaktadır. Bir Türk milliyetçisi olarak söylüyorum: CHP, kendi tarihi Lozan mirasını inkâr ederek Sevr masasına oturmuştur. Sayın Özgür Özel'e de sesleniyorum; 'Kürt'ün anasıyla Türk'ün anasını ayırmıyorum' diyerek bu hıyaneti meşrulaştıramazsınız. Derhal Atatürk'ün çizgisine dönün! Bu yasaya 'evet' diyerek, Türk devletinin temeline dinamit koyan bu suçun ortağı olmayın!"

"Millet 'eşit yurttaşlık' yalanıyla bölünmeye götürülüyor"

Yeni Parti programlarında yer alan kavramları eleştiren Özdağ, "Anayasa'nın 10. maddesine göre zaten bu ülkede tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Ancak bunlar, PKK'nın bir dili ve bölücü bir kavram olan 'eşit yurttaşlık' maskesinin arkasına sığınıyorlar. Amaçları Türk ve Kürt diye iki ayrı siyasi ve hukuki kimlik oluşturmaktır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhleri kaldırarak federalizmin, yani bölünmenin kapısını açmak istiyorlar. Türkiye'yi Yugoslavya gibi parçalamak, Irak ve Lübnan gibi etnik-mezhepsel savaşların içine atmak istiyorlar. Zafer Partisi buradayken buna asla izin vermeyeceğiz! Geçmişte Öcalan ile İmralı'da yapılan 67 sayfalık gizli görüşme notlarının sadece 4 sayfasını açıklayıp kalanını sansürleyenler, milletten ne gizlediklerini açıklamak zorundadır!" şeklinde konuştu.

"Gazilerimizi kirli pazarlıklarına alet ediyorlar"

Özdağ, basın açıklamasının ardından gazetecilerin, "Çerçeve yasayla birlikte Meclis'te bir de gazilere yönelik yasa teklifi var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna ise şu tarihi yanıtı verdi:

"Gazilerimizin sorunları ne yazık ki yıllardır çözülmedi. Ancak terör örgütüne af çıkaran bir yasayla, bu vatan için göğsünü siper etmiş kahraman gazilerimizin yasasını aynı anda, tek paket halinde TBMM'ye getirmek en hafif tabirle ahlaksızlıktır, etik değildir ve kabul edilemez! Gazilerimiz bir mali ya da ekonomik mücadele vermiyor; onlar bu ülkenin var olma mücadelesinin yaşayan abideleridir. Teröristleri affetmek için gazilerimizin arkasına saklanmasınlar. Biz sonuna kadar gazilerimizin yanındayız, teröristlerin ise tam karşısındayız!"

"Büyük Türk milleti, öfkeni ve iradeni sandığa taşı!"

Konuşmasının sonunda meydanı dolduran binlerce vatandaşa seslenen Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, karamsarlık dalgasına karşı direniş çağrısı yaptı:

"Büyük Türk milleti; iradeniz gasp edilmek, geleceğiniz kapalı kapılar ardında satılmak isteniyor. Ama asla umutsuzluğa kapılmayın! Biz buradayız, Kuvay-ı Milliye ruhuyla Birinci Meclis'in önündeyiz. Bu hıyanet sarmalına karşı en büyük silahınız demokratik iradenizdir. Bu ülkenin sessiz çoğunluğuna sesleniyorum: İçinizdeki haklı öfkeyi, vatan sevginizi kaybetmeyin ve bu tepkiyi ilk seçimde sandığa taşıyın! Er ya da geç Zafer, Türk milletinin olacak!"

Özdağ'ın konuşması meydanda toplanan kalabalığın attığı "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz", "Vatan Sana Canım Feda" ve "Teröre Af Yok, Sevr'e Geçit Yok!" sloganlarıyla sık sık kesildi. Basın açıklamasının ardından Ümit Özdağ ve Zafer Partisi Başkanlık Divanı heyeti, Birinci Meclis binası önünde vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirerek alandan ayrıldı.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

Tutuklu Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, tutukluluğuna giden süreçte partisinin izlediği politikayı eleştirerek CHP'den istifa etti

Tutuklu Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, tutukluluğuna giden süreçte partisinin izlediği politikayı eleştirerek CHP'den istifa etti

10.08.2026 12:41:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, tutukluluğuna giden süreçte partisinin izlediği politikayı eleştirerek CHP'den istifa etti
 Tutuklu Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, tutukluluğuna giden süreçte partisinin izlediği politikayı eleştirerek CHP'den istifa etti
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturmada tutuklanan Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek CHP'den istifa etti.

CHP Genel Merkezi'ne sunduğu istifa dilekçesinde Çiçek, tutuklama gerekçesinde "gerçekliği kanıtlanmamış ve aynı gün içerisinde üretildiği anlaşılan sahte WhatsApp mesajlarının" delil olarak gösterildiğini savundu.

Partisinin Menderes Belediyesi'ne dönük soruşturmadan sonra kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesine de tepki gösteren Çiçek, hakkındaki suçlamalara dair savunmasının alınmadığını belirtti.

Çiçek, "Kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan, ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildim. Bana savunma hakkı tanınmadan, bu kez de emek verdiğim partim tarafından lekelendim" ifadelerini kullandı.

Çiçek, kendisiyle birlikte bazı Menderes Belediye Meclis üyelerinin de "gözden çıkarıldığını" savundu.

Çiçek'in istifa dilekçesinin tamamı şöyle:

"04.08.2026 günü sabaha karşı düzenlenen bir şafak operasyonuyla gözaltına alındım. Dosya üzerindeki gizlilik kararı nedeniyle, ifadem alınıncaya kadar gözaltına alınma gerekçemi dahi öğrenemedim. 07.08.2026 tarihinde ise "örgüt kurma" ve "irtikap" suçlamalarıyla tutuklandım.

Tutuklama gerekçesi olarak, gerçekliği kanıtlanmamış ve aynı gün içerisinde üretildiği anlaşılan sahte WhatsApp mesajları gösterilmiştir. Tarafıma bu mesajlar ile şantaj yapıldığı gün, 19.06.2026 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına verdiğim dilekçe ile açılan soruşturma dosyası yok sayılmıştır. BTK'ya telefon İMEİ tespiti taleplerim, sahte mesajların çözümlenmesi ve bilirkişi taleplerim dikkate alınmamış ama tutuklama dosyasında delil sayılmıştır. Daha da vahimi, bu sahte mesajlar kamuoyuna servis edilerek toplumda peşin bir suçluluk algısı yaratılmış; lekelenmeme hakkım ve masumiyet karinem hiçe sayılmıştır.

Anayasal güvence altındaki haklarımın bu şekilde göz ardı edildiği bir süreçte, yıllarımı verdiğim, her kademesinde siyasi mücadele yürüttüğüm Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi tarafından da; hakkımdaki suçlamalara ilişkin savunmam dahi alınmadan ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan, ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edildim. Bana savunma hakkı tanınmadan, bu kez de emek verdiğim partim tarafından lekelendim.

Partim bana savunma hakkını dahi tanımazken, kendi çocuklarını yiyerek aklanmaya çalışıyor. Beni ve benimle birlikte gözden çıkardığınız meclis üyelerimizi hesaba katarak kurduğunuz Menderes Belediye Meclisi aritmetiği, umarım Menderes halkının iradesini hiçe sayacak kadar sizi iktidara yakınlaşma hırsına sürüklememiştir.

Şunu bilesiniz ki, kalbimdeki Cumhuriyet Halk Partisini yok edemeyeceksiniz. Bugün yıkılan çatının yarın yine emek verenlerin elleriyle, bu topraklar üzerinde yeniden inşa edileceğine olan umudum ve inancımla Cumhuriyet Halk Partisi'nden İSTİFA ediyorum. Gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim."

Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Genel Kurulda kabul edilerek yasalaştı

10.08.2026 07:00:00
AA
 
Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi
Şehit aileleri ve gazilerin haklarına yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi

Kanunla, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nda değişiklik yapıldı. Buna göre, kapsama ilişkin sınırlamalar kaldırılarak kategorik bir ayrıma gitmeksizin tüm vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin ana ve babalarına bağlanacak toplam aylık tutarının bir aylık asgari ücretin net tutarından az olmaması yasal güvenceye alınacak.

Kanundaki bir diğer düzenlemeyle, bakıma muhtaç gazi ve malullere net asgari ücretin 2 katı olarak yapılan ödeme, net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılacak.

Vazife malulü erbaş ve erler ile güvenlik korucuları, öğrenciler ve sivillerin aylıklarında artış yapılması amacıyla Terörle Mücadele Kanunu'nda da değişikliğe gidildi.

Buna göre, ilgili kanun hükümleri kapsamında bağlanacak aylıklar, bitirmiş oldukları okullar neticesinde hak kazandıkları unvanlar üzerinden yürütmüş oldukları kamu görevleri sebebiyle daha yüksek aylık bağlanmasına ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla en az 4 yıllık yükseköğrenim mezunu olanlar sekizinci derecenin birinci kademesindeki, diğerleri ise eğitim durumlarına bakılmaksızın onuncu derecenin birinci kademesinde bulunanların emekli keseneğine esas aylıkları üzerinden hesaplanacak vazife malullüğü aylığı tutarından düşük olamayacak ve bunlar için Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ilgili fıkrasına göre yapılacak yükseltmelerde aynı derece başlangıç olarak esas alınarak artırılacak. Derece yükselmelerinde yükseköğrenim mezunu gibi işlem yapılacak ve dördüncü dereceye yükselenler için 2 bin 100, üçüncü dereceye yükselenler için 2 bin 200, ikinci dereceye yükselenler için 3 bin, birinci dereceye yükselenler için ise 3 bin 600 ek gösterge rakamı esas alınacak.

Bu hüküm kapsamındakilere bağlanacak aylığın toplam tutarı, 35 bin 398 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan, hak sahiplerinin aylık tutarı ise bulunacak tutarın hisseleri oranı esas alınarak tespit edilecek tutardan az olamayacak. Hüküm uyarınca ilgililere fazla olarak yapılan ödemeler, faturası karşılığı Sosyal Güvenlik Kurumunca Hazineden tahsil edilecek.

Terörle Mücadele Kanunu'ndaki diğer bir düzenlemeyle, terör eylemleri nedeniyle yaralanmış olmakla birlikte ilgili mevzuata göre malul sayılmayan ancak Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılan kişilerin gösterge tablosu güncellenerek bağlanan aylık miktarları artırılacak.

Ayrıca 15 Temmuz darbe girişiminde ve ayrıca terörle mücadele kapsamında yaralanıp malul sayılmamakla birlikte derece tespiti yapılanların aylıklarına esas gösterge rakamları yükseltilecek. Muharip gazilere tanınan ücretsiz seyahat, elektrik ve su kullanımına yönelik ücretlerde de indirim gibi diğer haklar tanınacak.

Bu düzenlemeler yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

Mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele yönelik düzenleme

Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçici madde ile terörle mücadele görevlerinin ifası sırasında yaralanan ancak mevcut mevzuata göre malul sayılmayan personele 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanması esası getirilecek.

Düzenleme ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli, Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları, Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeli, askeri öğrenciler ve güvenlik korucuları kapsama alınacak. Terör eylemleri sonucu ateşli silah mermi çekirdeği, şarapnel veya patlayıcı mühimmatın (EYP, mayın, havan, roket, el bombası vb.) vücutta penetran yaralanmaya neden olması, bunların blast (patlama basıncı) ve termal etkileriyle yaralanması ya da terör örgütü mensuplarının kesici, delici, ezici yakın muharebe saldırıları sonucu meydana gelen yaralanmalar da kapsama dahil edilecek.

Olay tarihindeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmaması ve olay ile yaralanma arasında illiyet bağı bulunduğunun en az bir adli tıp uzmanının yer aldığı sağlık kurulu raporuyla tespitiyle Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak. Yapılan ödemeler fatura karşılığı Hazinece SGK'ye aktarılacak ve bu kişiler aylık hükümleri hariç 1005 sayılı Kanun kapsamındaki gazilere sağlanan diğer sosyal ve özlük haklarından yararlanabilecek.

Düzenleme, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olaylar bakımından bir defaya mahsus uygulanacak. Başvuruların kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde olay tarihindeki kurumlara yapılması gerekiyor. İlgililerin sonradan malul olduklarının tespiti halinde ise vazife malullüğü hükümleri uygulanarak bu maddeye göre bağlanan aylıkları kesilecek.

Bu düzenlemeler 1 Eylül 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

Er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddine yönelik düzenleme

Düzenlemeyle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nda yapılan değişiklikle, er ve erbaşların yeniden muayene hakkına ilişkin yaş haddi, 55 yaşını doldurdukları tarih esas alınarak düzenleniyor.

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsü ve terör eylemi ile bu eylemlerin devamı niteliğindeki eylemlerin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı oldukları sırada yaralanan kamu görevlileri ve sivillerden malul sayılmayan veya Vazife Malullüklerinin Nevileri ile Dereceleri Hakkında Nizamname hükümlerine göre derece tespiti yapılmayanlara bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren 17 bin 135 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda aylık bağlanacak.

Bu aylıklar hakkında uygulanacak kanun da belirlendi. Bu düzenleme kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen aylıklar, fatura karşılığında iki ay içerisinde Hazineden tahsil edilebilecek.

Bu düzenleme yayımını takip eden ödeme döneminden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

Düzenlemenin Genel Kurulda kullanılan 382 oyun tamamını alarak yasalaşmasının ardından gündemdeki diğer kanun tekliflerinin isimlerini okutan TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, saat 11.00'de toplanmak üzere kapattı. 

Merhum Prof. Dr. Haydar Baş 11 yıl önce uyarmıştı!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz" dedi

10.08.2026 05:30:00
İhlas Haber Ajansı
 
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş 11 yıl önce uyarmıştı!
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş 11 yıl önce uyarmıştı!
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz" dedi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Türkiye'nin huzurunu, birliğini ve kardeşliğini bozmak isteyen bölücü küresel yapılar şunu iyi bilmelidir: Türk baharı hayali kuranlara, Türk milletinin birlik ve beraberliği karşısında zemheri kışı yaşatacak olan; bu milletin ortak iradesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kararlılığı ve sarsılmaz kardeşliğimizdir. Türk milleti; içerisinde barındırdığı bütün evlatlarıyla, bütün kültürleriyle, bütün dilleriyle ve bütün renkleriyle ayrılmaz bir bütündür.

Farklılıklarımız ayrışmanın değil, ortak vatanımızın zenginliğidir. Bizim için tartışılmaz olan; üniter devlet yapımız, Anayasa'nın ilk dört maddesi ve milletimizin sarsılmaz, bölünmez kardeşliğidir. Bu süreç bir bölünme, parçalanma veya ayrışma süreci değil; tam tersine yaraları sarma, kardeşliği güçlendirme ve milletçe yeniden kenetlenme sürecidir. Türkiye'nin önce bölgesel, ardından küresel bir güç olmasının yolu; kendi içinde kavga eden değil, kardeşliğini dünyaya ilan eden güçlü bir Türkiye'den geçmektedir" ifadelerini kullandı.



CHP Grubunun sürece yalnızca destek veren değil öncü olan bir anlayışla hareket edeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bizim milliyetçiliğimiz; milleti bölmek değil, milleti birleştirmektir. Bizim vatanseverliğimiz; kardeşi kardeşe düşürmek değil, aynı bayrağın altında omuz omuza yürümektir. Bizim ülkümüz; zayıf ve parçalanmış bir Türkiye değil, birliğini koruyan, demokrasisi güçlü, ekonomisi sağlam, itibarlı ve büyük bir Türkiye'dir. Bu sürece tereddütsüz katkı vereceğiz.

Ancak ülkemizde yeni bir iç karışıklık, ayrışma ve çatışma zemini oluşturmaya çalışan bölücü küresel yapılara da asla geçit vermeyeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak tarihin omuzlarımıza yüklediği sorumluluğun gereği bu tarihi süreçte yalnızca destek veren değil; sorumluluk alan, öncülük eden ve doğru istikameti gösteren bir anlayışla hareket edeceğiz. Çünkü biliyoruz: Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir. Türkiye güçlenirse milletimiz kazanır. Birlik varsa gelecek vardır. Bu topraklar ayrılığın değil birliğin; düşmanlığın değil kardeşliğin yurdudur" dedi.

Amerika'nın kafasıyla türkiye'yi bölecekler"



Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kurucu Genel Başkanı merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın 2015 yılında gerçekleştirdiği bir konuşmada Türkiye siyasetinin geleceğine dair yaptığı iddialı açıklamalar, gerçeğe dönüştürülüyor.

Siyasi gündemdeki gelişmelerin ardından yeniden dolaşıma giren arşiv kaydında Baş, dış güçlerin yönlendirmesiyle üç partinin el altından bir araya gelerek ülkeyi bölme senaryosunu uygulayacağını, ana muhalefetin ise bu duruma sadece tiyatro figüranı olacağını öne sürüyor.

İşte merhum liderin gündemi sarsan o açıklamalarının kendi sözleriyle tam dökümü ve detayları:

"Amerika'nın kafasıyla türkiye'yi bölecekler"

Prof. Dr. Haydar Baş, 2015 yılındaki hitabında Milliyetçi Hareket Partisi'nin siyasi hamlelerine güvenilmemesi gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullanıyor:

"Efendim, Milliyetçi Hareket Partisi... Sakın inanmayın! Yapılacak olan iş, bak net Amerika'nın kafası. AK Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi işte beraber yapacak onları. Türkiye'yi bölme senaryosu hayata geçtiğinde el altından üç parti; HDP (HADEP), Milliyetçi Hareket, AK Parti bir olup Türkiye'yi bölecekler."

"CHP göstermelik muhalefet yapacak, bu bir tiyatro"

Meclisteki partilerin rollerinin önceden belirlendiğini iddia eden Baş, CHP'nin rolünü eleştirerek, "Tiyatro bu! ...millet ecnebi kafasıyla hareket edenlere 'evet' dedi... Ben hodri meydan diyorum" ifadeleriyle dönemin siyasi gidişatını sert sözlerle eleştiriyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak

09.08.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı plaj işgallerine müdahale edebilecek. Vatandaşların plajlardan yararlanması sağlanacak
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan "Hazine Taşınmazlarının İdaresi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni yönetmelikle, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimleri de plajlarda düzenleme yapabilecek.

Yönetmelik; kıyı ve sahil şeritlerinin bakım, onarım, güvenlik, temizlik gibi işletme uygulamalarına ilişkin işlemleri, belediyelerin yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ilgili birimlerinin de yapabilmesine imkan tanıdı.

Düzenleme ile kıyıların Anayasa'da yer aldığı şekilde halkın ortak kullanımına açık olması hedefleniyor.

Bu alanların daha planlı hale gelmesi, belediyeler ile protokol düzenlenemeyen alanlarda meydana gelen işgallerin ve tahribatların önlenmesi de amaçlandı.

Bakanlık gözetimde yürütülecek işlemlerle plajların amaç dışı kullanımlarının azaltılması, bu alanlarda yapılması zorunlu ticari üniteler ile duş, gölgelik, soyunma kabini, seyyar tuvalet gibi ihtiyaçların karşılanması sağlanacak. Böylece kıyıların amaç dışı kullanımı önlenecek.

UltraAslan taraftar grubu lideri Sebahattin Şirin gözaltına alındı

UltraAslan tribün lideri Sebahattin (Muzaffer) Şirin, gözaltına alındı. Şirin'e halka yanıltıcı bilgi yayma, uyuşturucu ve dolandırıcılık suçlamaları yöneltildi

09.08.2026 20:00:00
Haber Merkezi
 
UltraAslan taraftar grubu lideri Sebahattin Şirin gözaltına alındı
UltraAslan taraftar grubu lideri Sebahattin Şirin gözaltına alındı
Galatasaray tribün liderlerinden  "Sebahattin Şirin" ismini kullanan Muzaffer Şirin , sosyal medya paylaşımları nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı .

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasadışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından, "Sebahattin Şirin" ismini kullanan Galatasaray tribün liderlerinden Muzaffer Şirin hakkında "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun'un 14 ve 15'inci maddelerine muhalefet", "Uyuşturucu madde bulundurma ve kullanma", "Örgütlü olarak karaborsa bilet dolandırıcılığı" ve "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlarından soruşturma başlatıldı.

Hakkında yakalama talimatı verilen Şirin'in gözaltına alındığı öğrenildi.

Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa dün Meclis Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Düzenleme yarın Meclis Genel Kurulu'na gelecek

Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa dün Meclis Adalet Komisyonu'nda 18 saat süren görüşme maratonu sonunda kabul edildi. Düzenleme yarın Meclis Genel Kurulu'na gelecek

09.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
 Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa dün Meclis Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Düzenleme yarın Meclis Genel Kurulu'na gelecek
 Terörsüz Türkiye sürecinin yasal zeminini oluşturacak çerçeve yasa dün Meclis Adalet Komisyonu'nda kabul edildi. Düzenleme yarın Meclis Genel Kurulu'na gelecek
Terörsüz Türkiye süreci için hazırlanan ve 360 milletvekilinin imzasıyla 5 Ağustos Çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, 8 Ağustos'ta TBMM Adalet Komisyonu'nda kabul edildi.

Gözler şimdi 10 Ağustos Pazartesi günü başlayacak TBMM Genel Kurulu görüşmelerine çevrildi.

Terörsüz Türkiye sürecini yasal zemine oturtmayı amaçlayan teklif 12 maddeden oluşuyor.

PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, yardım etme, propagandası ve örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçları kapsıyor.

Ön şart Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün feshine ilişkin kararının Resmi Gazete'de yayımlanması.

Bu gerçekleştiğinde, düzenlemeden yararlanmak için 6 ay süre tanınacak.

Çerçeve yasa teklifine göre; yargılamalar 15 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda 5 yıl, 15 yıldan fazla ceza 10 yıl süreyle ertelenecek.

15 yıldan çok ceza alan hükümlülerin cezasının infazı 5 yıl, 15 yıldan çok alanlarınki de 10 yıl ertelenecek.

Bu sürede "terör suçu" işlenirse erteleme kararı kaldırılacak. Düzenlemeden faydalanacaklar için 2 ila 3 yıl siyaset yasağı uygulanacak.

Örgüt faaliyeti kapsamında işlenen kasten öldürme suçu ile 1 Haziran 2005'ten önce işlenen ve müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlar kapsam dışında olacak.

Yani terör örgütü PKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan bu hükümlerden faydalanamıyor.

Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Gaziantep'in Nurdağı ilçesinde meydana gelen ve çevre illerden hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası olumsuz bir durumun bulunmadığını bildirdi

09.08.2026 05:51:00
AA
 
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem
Gaziantep'te 4,5 büyüklüğünde deprem

AFAD'ın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Gaziantep ilimizin Nurdağı ilçesinde saat 03.42'de meydana gelen ve Gaziantep, Kilis, Kahramanmaraş, Osmaniye ve Hatay illerimizde hissedilen 4,5 büyüklüğündeki deprem sonrası an itibarıyla olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Etkilenen vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunarız." 

Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Esenyurt’ta kameralar karşısına geçerek "800 kilo uyuşturucu yakaladık, devlet burada" mesajı verdi

08.08.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar
Bataklığı büyütüp sivrisinekle övünüyorlar
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek, Esenyurt'ta kameralar karşısına geçerek "800 kilo uyuşturucu yakaladık, devlet burada" mesajı verdi.

Ancak iktidarın gururla sunduğu bu rakamlar, aslında Türkiye'nin neden küresel uyuşturucu ticaretinin ana rotası haline geldiği sorusunu ve derin bir yönetim krizini gizlemeye yetmiyor.

Bugün Esenyurt'ta Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte basına açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Esenyurt'ta emniyet güçlerince 800 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini duyurdu.



Bakan Çiftçi konuşmasında ayrıca bu yıl 7 bin 500 aranan şahsın yakalandığını ve sokak hayvanlarının %96,5'inin toplandığını iddia ederek bir başarı tablosu çizmeye çalıştı. Adalet Bakanı Akın Gürlek ise "Meydanı boş sanmayın, devlet tepenize binecek" diyerek sokak çetelerine ve uyuşturucu baronlarına gözdağı verdi.



Ancak her gün ülkenin dört bir yanından gelen tonluk uyuşturucu yakalama haberleri, kamuoyunda bir başarı hikayesi olarak değil; "Bu kadar uyuşturucu ülkeye nasıl giriyor ve Türkiye nasıl bir uyuşturucu lojistik üssü oldu?" sorusuyla, iktidarın güvenlik ve dış politika zafiyetinin bir kanıtı olarak okunuyor.

Türkiye Neden Uyuşturucu Üssü Haline Geldi? İşte İktidarın Yol Açtığı 4 Temel Neden:



Kara Para Aklama ve "Varlık Barışları"

Hükümetin bütçe açıklarını kapatabilmek amacıyla arka arkaya çıkardığı "Varlık Barışı" yasaları, yurt dışından getirilen paraların kaynağının sorgulanmasını tamamen engelledi. Kaynağı sorulmayan milyarlarca dolar, dünyadaki uluslararası uyuşturucu baronlarının ve organize suç örgütlerinin paralarını Türkiye'de rahatça aklamasına kapı araladı. Türkiye'nin uzun süre Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından "Gri Liste"de tutulması da bu denetimsizliğin küresel bir tesciliydi.

Coğrafi Rotaların Değişmesi ve Limanlardaki Denetim Zafiyeti

Geleneksel olarak "Balkan Rotası" üzerinde köprü görevi gören Türkiye, son yıllarda Latin Amerika'dan gelen kokain ve Asya'dan gelen sentetik uyuşturucular (metamfetamin) için doğrudan bir merkez ve varış noktası haline dönüştü. Büyük limanlara konteynerlerle giren uyuşturucuların zamanında engellenememesi, iç piyasada Esenyurt gibi metropol çeperlerinde tonlarca uyuşturucunun depolanmasına ve imal edilmesine zemin hazırladı.

Kurumsal Çürüme ve Yargı/Emniyet Üzerindeki Siyasi Baskılar

Liyakat ilkelerinin terk edilmesi, yargı ve emniyet teşkilatlarında yaşanan kadrolaşmalar, suç örgütleriyle mücadelede kurumsal sürekliliği ve istihbarat ağlarını zayıflattı. Birçok uluslararası suç örgütü liderinin ve uyuşturucu baronunun Türkiye'de lüks rezidanslarda ellerini kollarını sallayarak yaşadığı, hatta kolayca vatandaşlık alabildiği ortaya çıktı. Güvenlik bürokrasisinin ve siyasetin suç dünyasıyla anılan fotoğrafları hafızalardaki tazeliğini koruyor.

Derinleşen Ekonomik Kriz ve Toplumsal Çöküş

İktidarın yanlış ekonomi politikaları sonucu halkın içine itildiği derin yoksulluk ve geleceksizlik hissi, gençleri uyuşturucu ağlarının en alt basamağı olan "torbacılık" sistemine itiyor. Ekonomik çöküş, uyuşturucuya hem talebi artırıyor hem de suç şebekelerine ucuz insani kaynak sağlıyor. Bugün Esenyurt gibi göçün ve yoksulluğun yoğun olduğu ilçelerin adeta birer suç laboratuvarına dönmesi tesadüf değildir.

Sonuç: "Tepelerine Binmek" İçin Önce Kapıları Kapatmak Gerekir

Bakan Gürlek'in "Suç örgütlerinin büyüklüğü bizi yolumuzdan çeviremez" sözleri kulağa hoş gelse de, bataklığı kurutmak yerine sivrisineklerle mücadele etme stratejisi Türkiye'yi bir narko-devlet tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Sınır güvenliğini sağlayamayan, limanları etkin denetlemeyen ve en önemlisi uyuşturucu parasının ülkeye girişine göz yuman bir siyasi iradenin, sokak aralarında yapılan operasyonlarla övünmesi sadece bir illüzyondan ibarettir. Kameralar önünde sergilenen 800 kiloluk paketler, devletin gücünü değil; ülkenin sınırlarının ne kadar geçirgen, suç ağlarının ise ne denli kurumsallaşmış olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.