Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın ardından gözden kaçırılmaması gereken bir başka ayrıntı daha var:
Donald Trump'ın anlaşmaya verdiği açık destek.
Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın anlaşmayı imzalamasından duyduğu memnuniyeti ifade etti ve bunu Ortadoğu'nun bir araya gelmesi açısından "büyük, cesur ve önemli bir ilk adım" olarak nitelendirdi.
Şimdi durup düşünelim.
ABD'nin Ortadoğu'daki askerî varlığı, bölgedeki savaşlar ve Amerikan güvenlik garantileri yıllardır tartışılıyor.
İran savaşı ise bu tartışmayı daha da büyüttü.
Bölge ülkeleri, kendi güvenliklerini yalnızca Washington'ın garantilerine bırakmanın yeterli olmayabileceğini görmüş olabilir. Nitekim Mekke Anlaşması üzerine yapılan değerlendirmelerde, ABD'nin caydırıcılığına duyulan güvenin zayıflaması ve bölgesel ülkelerin kendi güvenlik mimarilerini oluşturma arayışı özellikle vurgulanıyor. Buraya kadar mesele anlaşılabilir.
Fakat bir soru daha var:
Amerika gerçekten geri mi çekiliyor, yoksa oyunun kurallarını mı değiştiriyor?
Çünkü bir büyük güç, doğrudan her çatışmanın içine girmek yerine bölgesel müttefiklerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesini isteyebilir.
Bu durumda ABD'nin askerî yükü azalırken, bölgesel ülkelerin güvenlik yükü artar.
Başka bir ifadeyle:
Amerika sahneden çekiliyor gibi görünürken oyunun kurallarını belirlemeye devam edebilir.
Nitekim Mekke Anlaşması üzerine yapılan bazı değerlendirmelerde, anlaşmanın ABD'nin bölgesel güvenlik yükünün daha fazla bölge ülkeleri tarafından paylaşılması yönündeki yaklaşımıyla uyumlu olduğu belirtiliyor.
İşte Türkiye açısından dikkat edilmesi gereken nokta budur.
Türkiye, kendi savunma gücüyle bölgesel bir aktör olabilir.
Fakat Türkiye'nin gücü, başka bir büyük gücün bölgedeki yeni stratejisinin parçası hâline gelirse, bunun adı stratejik bağımsızlık olmaz.
Biz Türkiye'nin güçlü olmasını istiyoruz.
Pakistan'la, Suudi Arabistan'la, Mısır'la, İran'la ve İslam dünyasının bütün ülkeleriyle güçlü ilişkiler kurmasını istiyoruz.
Ama Türkiye'nin bir ülkeye karşı başka bir ülkenin yanında konumlandırıldığı bir Ortadoğu istemiyoruz.
Çünkü Ortadoğu'da yıllardır değişmeyen bir gerçek var:
Bir savaş bitmeden yeni bir cephe açılıyor.
Bugün Yemen.
Yarın başka bir coğrafya.
Bugün İran.
Yarın başka bir hedef.
Bu nedenle Türkiye'nin önündeki en büyük sınav, yeni bir askerî blokta yer almak değil; kendi millî iradesini merkeze alan bir bölgesel barış düzeninin öncüsü olmaktır.
Trump'ın anlaşmadan memnuniyet duyması elbette not edilmelidir.
Fakat Türkiye'nin dış politikasını belirleyecek olan Washington'ın memnuniyeti değil, Ankara'nın millî menfaatidir.
Amerika geri çekiliyor mu, yoksa yeni bir oyun mu kuruyor?
Bunun cevabını bugün kesin olarak bilemeyiz.
Ama Türkiye, cevabı öğrenmek için oyunun sonucunu beklememelidir.
Oyunun kurallarını başkalarının yazmasını istemiyorsak, kendi stratejimizi bugünden yazmalıyız. Vesselam…
Donald Trump'ın anlaşmaya verdiği açık destek.
Trump, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın anlaşmayı imzalamasından duyduğu memnuniyeti ifade etti ve bunu Ortadoğu'nun bir araya gelmesi açısından "büyük, cesur ve önemli bir ilk adım" olarak nitelendirdi.
Şimdi durup düşünelim.
ABD'nin Ortadoğu'daki askerî varlığı, bölgedeki savaşlar ve Amerikan güvenlik garantileri yıllardır tartışılıyor.
İran savaşı ise bu tartışmayı daha da büyüttü.
Bölge ülkeleri, kendi güvenliklerini yalnızca Washington'ın garantilerine bırakmanın yeterli olmayabileceğini görmüş olabilir. Nitekim Mekke Anlaşması üzerine yapılan değerlendirmelerde, ABD'nin caydırıcılığına duyulan güvenin zayıflaması ve bölgesel ülkelerin kendi güvenlik mimarilerini oluşturma arayışı özellikle vurgulanıyor. Buraya kadar mesele anlaşılabilir.
Fakat bir soru daha var:
Amerika gerçekten geri mi çekiliyor, yoksa oyunun kurallarını mı değiştiriyor?
Çünkü bir büyük güç, doğrudan her çatışmanın içine girmek yerine bölgesel müttefiklerinin daha fazla sorumluluk üstlenmesini isteyebilir.
Bu durumda ABD'nin askerî yükü azalırken, bölgesel ülkelerin güvenlik yükü artar.
Başka bir ifadeyle:
Amerika sahneden çekiliyor gibi görünürken oyunun kurallarını belirlemeye devam edebilir.
Nitekim Mekke Anlaşması üzerine yapılan bazı değerlendirmelerde, anlaşmanın ABD'nin bölgesel güvenlik yükünün daha fazla bölge ülkeleri tarafından paylaşılması yönündeki yaklaşımıyla uyumlu olduğu belirtiliyor.
İşte Türkiye açısından dikkat edilmesi gereken nokta budur.
Türkiye, kendi savunma gücüyle bölgesel bir aktör olabilir.
Fakat Türkiye'nin gücü, başka bir büyük gücün bölgedeki yeni stratejisinin parçası hâline gelirse, bunun adı stratejik bağımsızlık olmaz.
Biz Türkiye'nin güçlü olmasını istiyoruz.
Pakistan'la, Suudi Arabistan'la, Mısır'la, İran'la ve İslam dünyasının bütün ülkeleriyle güçlü ilişkiler kurmasını istiyoruz.
Ama Türkiye'nin bir ülkeye karşı başka bir ülkenin yanında konumlandırıldığı bir Ortadoğu istemiyoruz.
Çünkü Ortadoğu'da yıllardır değişmeyen bir gerçek var:
Bir savaş bitmeden yeni bir cephe açılıyor.
Bugün Yemen.
Yarın başka bir coğrafya.
Bugün İran.
Yarın başka bir hedef.
Bu nedenle Türkiye'nin önündeki en büyük sınav, yeni bir askerî blokta yer almak değil; kendi millî iradesini merkeze alan bir bölgesel barış düzeninin öncüsü olmaktır.
Trump'ın anlaşmadan memnuniyet duyması elbette not edilmelidir.
Fakat Türkiye'nin dış politikasını belirleyecek olan Washington'ın memnuniyeti değil, Ankara'nın millî menfaatidir.
Amerika geri çekiliyor mu, yoksa yeni bir oyun mu kuruyor?
Bunun cevabını bugün kesin olarak bilemeyiz.
Ama Türkiye, cevabı öğrenmek için oyunun sonucunu beklememelidir.
Oyunun kurallarını başkalarının yazmasını istemiyorsak, kendi stratejimizi bugünden yazmalıyız. Vesselam…
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Amerika geri mi çekiliyor, oyunun kurallarını mı değiştiriyor? / 26.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026
- Mekke Anlaşmasında Mısır neden yok, İran neden dışarıda? / 25.08.2026
- Mekke'den yeni bir Ortadoğu düzeni mi çıkıyor? / 24.08.2026
- Mekke Anlaşması: Türkiye güçleniyor mu, yük mü alıyor? / 23.08.2026
- Mekke anlaşması: Görünen başka, gerçek başka mı? / 21.08.2026
- Terörsüz Türkiye için ekonomik bağımsızlık şart / 20.08.2026
- Terörsüz Türkiye mi, yeni bir Türkiye mi? / 19.08.2026
- Terörsüz Türkiye, bağımsız Türkiye / 17.08.2026
- Silahlar sussun, gönüller buluşsun / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye yetmez, nasıl bir Türkiye? / 15.08.2026























































