logo
26 AĞUSTOS 2026

Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu?

26.08.2026 00:00:00
 
Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirdiği günlerdeyiz. Allah'ın (c.c) salat ve selamı Efendimize ve Ehl-i Beyt'ine olsun.

Ekranlarda Peygamber Efendimiz anlatılıyor, siyasiler 'Kandil' mesajları yayınlıyor. Bu anlatımlarda ve mesajlarda, Peygamber Efendimizi övdükçe övüyorlar. Sonra? Bildiklerini yapıyorlar.

Başta ülkemiz siyasetçilerine ve bilgi yüklü din avukatlarına soruyorum: Peygamberimiz aynı zamanda bir devlet başkanı idi. Nasıl bir devlet başkanlığı yaptı?

Adalette, eğitimde, sağlıkta, sosyal ilişkilerde, tarım ve hayvancılıkta kısaca iç ve dış politikada nasıl bir strateji izledi?

Sünnet geniş manada Kuran'ın fiiliyata geçiriliş şekli değil mi? Neden anlatmıyorsunuz? Neden sünnetten dolayısı ile Kuran'dan kaçıyorsunuz?

Efendim! Dünyadaki gelişmeler, şartlar, maslahat… Geç! Nefsin ve şeytan seni aldatmış.

Dış politikada Sünnet

Peygamber Efendimizin zamanın süper güçlerinin devlet başkanlarına yazdığı mektupları hepiniz biliyorsunuz. Eğer 'ümmet' iddiasındaysanız (!) Sünnete uymaya mecbur ve memursunuz.

Bugün ABD'yi dost, müttefik, NATO'yu güvenlik şemsiyesi, AB'yi nihai hedef olarak görenlere, bu devlet ve yapıların başındaki isimlere en büyük taltifleri yapanlara, dost olanlara soruyorum; bu duruşunuz Sünnete, Kuran'a uygun mudur?

Hicretin 7 yılı

Zamanın askeri ekonomik ve siyasi güçleri Bizans, Sasani devleti ve Mısır.

Peygamber Efendimiz bu devlet başkanlarına mektuplar gönderiyor. O mektupların üslup ve mantığına bir bakın!

Alttan alan, ezik ve tavizkar bir dil yok. Tam aksine tam bir özgüven, izzetli bir duruş ve üstü kapalı tehdit var.

Kendisini, Allah'ı kulu (kölesi) ve Resulü olarak tanımlayan Peygamberimiz, karşısındaki devlet başkanlarına 'dostum, kardeşim' vs. şeklinde hitap etmemiştir.

'Rum'un Ulusu, Kıptilerin büyüğü, İran büyüğü Kisrâ'ya, Habeşistan kralı Necâşî Ashama'ya', diyerek onların dünyevi makamlarını kabul etmiş ancak onlara ilahi bir kutsiyet, mutlak büyüklük atfetmediği gibi maddi-manevi bir yakınlık gösteren ifadelerde kullanmamıştır.

Dahası bu hitapların akabinde asıl büyüklüğün, güç ve kudretin Allah'a ait olduğunu, kendisinin sadece bir 'kul' ve 'elçi' olduğunu vurgulayarak İslam'ın üstünlüğünü ve izzetini korumuştur.

Günümüz

Bugün İslam devletlerini yönetenler, uluslararası ilişkilerde günümüz güçlü devletlerine ve başkanlarına karşı teslimiyetin ötesinde tam bir sadakat içerisinde ve her denileni yapma konumundadırlar.

Bu konumlarını gizlemek için de ABD'nin, AB'nin, Rusya ve Çin'in ekonomik, askeri, teknolojik güçlerini gösterip sözde 'denge, menfaat politikası' adı altında halklarını kandırıp gerçekte ise kendi koltuklarını, saltanatlarını koruma derdindeler.

Dikkat edin! Bugün İslam devletlerini yönetenler attıkları imzalar, kurdukları ortaklıklar, verdikleri tavizler ve aldıkları sözde güvencelere dayanarak gayrimüslim devlet başkanlarına ve zulmeden, zalim liderlere hitap ederken aşırı taltif edici, dostane dil kullanıyorlar.

Bu üslubun izahı yok ama azabının çok olduğunu bizzat Kuran'da ifade ediliyor.

Peygamberimiz, devlet başkanlarıyla ortak menfaat, ticari anlaşmalar veya toprak paylaşımı için değil, onları ve tebaalarını ebedi azaptan kurtarmak için iletişime geçmiştir.

Günümüzde İslam ülkelerini yönetenler ise diğer devletlerle tamamen dünyevi ve şahsi çıkarlar için iş birliği yapmaktadır.

Gizli tehdit

Peygamber Efendimizin zamanın küresel liderlerine gönderdiği mektuplardaki bir diğer vurgu ise bu çağrıya kulak vermedikleri takdirde halklarının da veballerini üstlenecekleri vurgusudur ki, bu vurgu ile Peygamberimiz, liderlerin kararlarının kitleleri nasıl etkileyeceğini de ifade etmiştir.

Günümüz İslam dünyası yöneticileri ise zalim veya sömürgeci küresel güçlerin zulümlerine karşı bu tür 'vebal ve ahiret' merkezli uyarılarda bulunmamaktadırlar.

Nedeni çok açıktır! Eğer bu yöneticiler, ABD, NATO gibi yapılara 'Sünnet' olan bu vurguları yaparlarsa o zaman ümmet, İslam'ı hatırlayacak ve yöneticilerine hatırlatacaktır.

Bugün İslam devletlerini yönetenlerin en büyük korkusu da budur: Müslümanların, İslam'ı hatırlaması ve kendilerinden, Kuran ve Sünnetin gereklerini istemeleridir.

Biz, hatırlamaya, yaşamaya ve hatırlatmaya devam edeceğiz.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.