HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 29 TEMMUZ 2021, PERŞEMBE

Bir öğrenim yılı daha başladı

16.09.2001 00:00:00
İlk ve orta dereceli okullar açıldı. Yaklaşık 15 milyon öğrenci yeni öğretim yılına başladı. Hayırlı olsun... Yüksek öğrenim de yakında başlar.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da okulların açılması ana-babalara dert getirmiş görünüyor. Daha şimdiden basına yakınmalar yansımaya başladı.

Ana-babaların yakınması kayıt paralarından, yüksek okul ücretlerinden, servis bedelinin artışından kaynaklanıyor. Bu kriz ortamında dar gelirliler; orta halliler kara kara düşünüyorlar. Nasıl eder de ucunu ortasına denk getitiririz endişesi yakalarını bırakmıyor.

Bir dostum anlatıyor. Ana okuluna kaydettirdiği çocuğu için 135 milyon kayıt parası ödemiş. Okula yardım diye ayrıca 250 milyon daha istemişler.

Bunlara kıyafet, forma, eşofman, ayakkabı, spor ayakkabısı, defter, kalem, kitap masrafları ekleniyor doğal olarak. Ve rakam yükseliyor... Dostum, bu ortamda çekilir dert değil ama çocukların geleceği uğruna katlanacağız, diyordu.

Ekliyordu ardından. Dolmuş ücretlerine % 20 zam yapıldı. Benzine hemen her gün yapılıyor. Çok geçmez servis ücretleri de artar. Bizim sınırlı bütçemize bir fazla delik daha açar...

Orta halli bir kamu görevlisi olan bu eski dost haklı idi. Şu var ki eğitim, devletin olduğu kadar ana-babaların da üzerine itina göstermesi gerekli vazifelerin başında geliyordu. Bir Fransız düşünür bunu şöyle dile getirmiş: Devletin ülke geleceğini belirleyen iki mühim vazifesi vardır ki bunlar maddi ölçüler içinde görülemezler. Biri eğitimdir; diğeri askerlik.

Türkiye'de hiçbir kuruluşun rayına oturmadığı yıllardır değişmeyen bir gerçek olarak durur karşımızda. Buna eklenen sık sık sistem değişikliği, para kaygısının ön plana çıkışı milli eğitimi zora sokuyor kanısında olanlar hiç de az değil.

Problem bir tek bunlar olsa bir şey değil. Hiçbiri aşılamıyacak sorun oluşturmaz. Bana kalırsa milli eğitimin asıl sorunu pozitivist doğrultuda yürütülmesi sonucu yeni yetişen nesillerin manevi eğitimden koparılma yoluna gidilmesi. Türkiye'nin sosyal, ekonomik, toplumsal yaşayışının asıl eğilinmesi zorunlu olan meselesi bu.

Temel eğitim bahane edilerek İmam-Hatip Liseleri kapatıldı. Kur'an-ı Kerim eğitimi veren; halkın emeği ve katkısı ile yapılan Kur'an okullarında eğitim durduruldu. Böylece toplumda bir manevi boşluğun, milli-manevi değerlerden uzaklaşmanın önü açılmış oldu. Milli, ahlaki değerleri hiçe sayan bu zihniyetin öne çıkışıyla varılan sonuç gözle görülür biçimde ortada. Mala, cana, ırz ve namusa saldırılar, suç işleme oranları gün geçtikçe artıyor; memleketin huzur ve güvenliği açısından ciddi bir tehlike haline geliyor.

Şu halde eğitim milli değerlerin korunmasını hedeflemeli. Oysa tersi oluyor. Yetişen nesiller yanlış yönlendiriliyor. Bu ise kendine güvenin kaybolması, yaratıcılığını yitirmesini, sorumsuzluğa sürüklenmesini getiriyor.

Buna eklenen hatalı bilgilendirmeyi de gözardı edemeyiz. Söz gelimi Darwin nazariyesi, sanki değişmez tek hakikatmiş gibi sunuluyor. Ders kitaplarına dahi geçen hatalar oldukça fazla. Bir tanesi ortaokul kitaplarından aklımda kalmış. Alexander Fleming çağın en büyük buluşu olarak "penicilin"i keşfetti. Bu doğru değil. Fleming belki adını koydu. Çünkü doğru dürüst okutulmayan Türk tarihinin en eski devirlerinden beri orduda fıçılarla küflenmiş peynir bulunuyor. Savaşta kılıç, mızrak, ok yarası alanlar bununla tedavi edilirdi. Osmanlı ordusunda da aynı hal asırlarca devam etti. Zaten süt kültürü dünyaya Türklerin öncülüğünde yayılmıştır.

Bu kadar basit bir olgu nasıl gözardı edilebilir? Bunun sonunun insanlığa yararlı tüm buluşları yabancılar gerçekleştirmiştir, gibi gençliği hayal kırıklığına uğratan hatalar sayılamayacak kadar çoktur. Ve sadece adı milli olan eğitim bakanlığı böylesine hatalara düşmekten uzak kalmamakta.

Millet, halk bin yıldır İslam'la kucaklaşmış. Kendine has bir medeniyet, kültür oluşturmuştur. Tarih şuuru, İslam düşücesi, İslam sanatı, medeniyeti Türklerin elinde daha parlak bir yöne dönmüştür. Bu dönüşmenin odağında insan vardır. Hatta "Yaratılanı, Yaratan'dan ötürü sevmenin" enginliği, sınır tanımazlığı. Bunları yeni nesillere yansıtmak, bin yıllık kültür birikimini aktarmak milli eğitimin önde gelen görevi olmalıdır. Gelin görün ki bu kuruluştan böyle bir himmet beklemek ham hayaldir.

Kısacası milli kültürü, ideali, tarihi, medeniyeti, topluma damgasını vuran manevi değerleri ülke geçliğine aktarmak gelecek için olmazsa olmaz zorunluluk.

Bunlara pek eğilmeyen milli eğitime sadece öğretim demek daha doğru olur kanımızca.

Genç nesiller yarına ümit verecek doğrultuda eğitilemiyorsa, bilgi, beceri, kişilik itibariyle bizim insanımız denilebilecek düzeyde yetişmiyorsa, düşünmeyen, atılımcı, yaratıcı, sorumlu olmayan; olayları tahlil edip senteze varma yeteneğine ulaşmamış kitleler yetiştiren bakanlığın elbette eleştiriye uğrayacağı ve sorumlu olacağı kesindir.

Milli Eğitim Bakanlığı, geniş halk kitlelerine karşı nedense oldukça bağnaz bir tutumda görülüyor. Bunun neticesi olarak da İslam'la olan tarihi, kültürel, manevi bağların kopması tehlikesi başgösteriyor. Haliyle bunda da nesiller kaybediliyor. Gün geçtikçe milli meselelere karşı duyarsızlık artıyor. Üretici olmaktan ziyade tüketici olma eğilimi hız kazanıyor. Fikir özgürlüğünün hür havası, yerini ideoloji kıskacına bırakıyor. Böyle bir ortamda eğitime milli denilebilmek için şahit ister.

Globalleşmenin milli ruhu törpülediği, milli değerleri alabildiğine yaprattığı bir eğitim sistemi milletin ihtiyacı olan nesiller yetiştirme yerine dünya vatandaşı olabilecek kimlikler üretme durumunda ise yapılacak tek şey, ya sistemi gözden geçirmek; ya da bakanlığın adını değiştirmek.

Yeni öğretim yılının hayırlı olmasını niyaz ediyorum.
 
Mücteba Uğur / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.