HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 17 MAYIS 2021, PAZARTESİ

Savaşa alkış tutmak mı

26.09.2001 00:00:00
Amerika'ya yapılan terörist saldırı geniş yankılar uyandırdı. Türkiye'de özellikle tekelci medyaya yansıması ise alışılagelen biçimde gelişti. Adeta savaşa alkış tutmaya dönüştü.

Bazı medya kurluşlarının abartıcı tutumu ayyuka çıktı. Saatler süren yayınlarında, sayfa sayfa yorumlarında öyle bir hava estirildi ki... Sanki olay Türkiye'de cereyan etti. Eylem Türkiye'ye karşı yapıldı!

Söylemlerin, tahminlerin, savaş sözlerinin, harekat planlarının bir türlü arkası kesilmedi. Hasılı 11 Eylül'den bu yana gündeme oturtulmak istenen tek konu Amerika'nın yapmak ihtimali olan harekât. Bu arada atıp tutma kabilinden haberler, yorumlar ve hepsine eklenen savaş senaryoları bıkkınlık verecek düzeye geldi.

Hal böyle iken usta televizyon habercileri boş dururlar mı? Reyting uğruna ne sıkıntılara katlandılar. Ne kadar güçlükleri yendiler ve terörist başı ilan edilen Usame b. Ladin'in servetinin gönüllü muhasebesini çıkardılar. Mahremine kadar girerek 13 yaşındaki bir kızı dördüncü hanımı olarak tesbit ve ilan ettiler!

Kendini Amerikan Genelkurmay'ı yerine koyup haritalar üzerinde harekat planları yapmaya kalkışanlar görüldü ki, evlere şenlik.

Şu da var, tahammül edilemez işgüzarlıklara da rastlandı bu ara. Bazıları Türk ordusunun yıllarca doğudaki dağlık ve engebeli arazide teröre karşı başarılı bir gerilla savaşı verdiğini, böylece dünyanın çete savaşlarına karşı tek deneyimli ve başarılı ordusu olduğunu geveleyip dilinin altındaki baklayı çıkarmayanlar görüldü. Böyleleri güler misin, ağlar mısın dedirtti pek çoklarına.

Bunun tercümesini yapanlar Türk ordusunun Amerika'nın yanında savaşması isteği olarak yorumladılar. Şanlı Türk ordusu, tarih ve kültür bağları olan Afganistan'a karşı şavaşacak. Olur şey değil ama gelin görün ki böyle bir gayretkeşlik bu ülkenin insanlarına karşı telaffuz edildi. Nitekim Başbakan sonunda Amerika'nın destekleneceğini ancak asker verilmeyeceğini söylemek zorunda kaldı. Böylece bazı dillerin altındaki baklanın ne olduğu da açığa çıktı.

Uzun sözün kısası, 11 Eylül'den bu yana geçen zaman içinde bizim tekelci medya mangalda kül bırakmadı. Süper güç Amerika'nın gönüllü sözcülüğünü üslenmiş gibi bir tutum sergiledi.

Bunu Türkiye'nin gündemindeki ekonomik krizin etkilerini, tepkilerini hafifletmek için dikkatleri başka yöne çekmek olarak yorumlayanlar ne derece haklıdırlar, Allah bilir. Ama görünen o ki böyle bir tutum haddi oldukça aştı. Bazılarına göre tam "kahve döğenin hınk deyicisi" atasözüne uygun bir hal aldı. Amerika, her şeyden üstün tuttuğu çıkarları uğruna bir şeyler yapmaya hazırlanıyor. Önceden yoğun bir propaganda bombardımanı geliyor. Bunun tesiriyle de olsa gerek, medyada neredeyse alkış tutacak kalemler, elinize sağlık diyecek kertede söylemlere kalkışan diller görülüyor.

Aynı durumu Körfez Savaşı sırasında yaşadığımız hafızalarda tazeliğini korumakta. Saddam'ın çılgınlığına karşı Irak üzerine bombalar yağarken de aşağı yukarı aynı duruma şahit olmuştuk. Irak halkı üzerine acımasız biçimde teknolojinin tüm öldürücü icatlarını yağdıranların fahri sözcülüğünü yapanlar o zaman da görülmüştü. O vakit de saatler alan füze, gemi, uçak, bomba gösterilerinin eşliğinde süper devlet meddahlığı yapanları seyretmiş üzülmüştük. Baştan bir koyup beş alınacak vaadi ile kamuoyu tepkisinin önü alınmıştı o zaman. Sonunda hesap, Bağdat'tan değil, Irak sınırından geri döndü ve milyarlarca dolar, Türkiye'nin zararı hanesine işlenmekle kaldı. Şimdi durum biraz farklı olarak gözüküyor ama belli olmaz.

Şimdi, kim yapmış olursa olsun, Amerika'ya karşı gerçekleştirilen eylem hiçbir şekilde haklı görülemez. Değil mi ki yüzlerce masum insan öldü. Yüzlercesi sakat kaldı. Tüm dünyanın teröre karşı ortak tavrı nefret etrafında iken Amerika'nın bir bahane ile Afganistan'a saldırıp orada terör havası estirmesinin, çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç, orta yaşlı, ihtiyar yüzlerce masum insanın ölümüne yol açacak bir harekâtın dünya kamuoyuna anlatılabileceği hiçbir geçerli özrü olmasa gerek. Böyle bir girişimin savunulacak tarafı yoktur.

Coğrafi şartları itibariyle sosyal hayatın da alt düzeylerde olduğu, üstelik yirmi yıldan fazla bir zamandır savaş içinde bulunan bir ülkeye yeni bir savaş kamburu eklemek yalnız Afgan halkı değil, komşuları için de sıkıntılar getirecektir. Kaldı ki Amerika'ya ne kazandıracağı da tartışılabilir.

Bizim bazı medya kuruluşlarının savaş ihtimali üzerinde senaryolar üretip adeta alkış tutar gibi bir tavır almalarını izah etmekte güçlük vardır.

Ancak, eklenmesi gereken önemli bir husus mü'minlere teselli veren bir Kur'an ayeti. Tek teselli olabilecek ilahi mesaj. "Allah mü'minleri savunur" (Hac, 38). Bu ilahi müjde tecelli edecek mi, yakında göreceğiz. İnşallah silahlar patlamadan, kimsenin burnu kanamadan tecelli eder. Tüm mü'minlerin duası ve niyazı budur.
 
Mücteba Uğur / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.