logo
21 MAYIS 2026

Birinci Meclis'te anma töreni düzenlendi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Dünyada ülkelerin egemenliğinin hiçe sayıldığını, güçlü olanın istediğine istediği şekilde kural dayattığı, uluslararası sistemin hiçbir kurumunun neredeyse çalışamaz hale geldiği, kuralların ise güce göre, güçlü için tatbik edildiği bir dünyada tam da egemenlik fikrinin, bağımsızlık fikrinin ve özgürlük fikirlerinin ne kadar ihtiyaç olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz." dedi

 

23.04.2026 12:46:00
Anadolu Ajansı
Birinci Meclis'te anma töreni düzenlendi
Birinci Meclis'te anma töreni düzenlendi

TBMM'nin açılışının 106. yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir ziyaretinin ardından Birinci Meclis'te anma töreni düzenlendi.

Sinop Mebusu Şerif Bey'in 23 Nisan 1920'de "en yaşlı üye" sıfatıyla yaptığı konuşmanın seslendirilmesinin ardından İstiklal Marşı okundu.

Kurtulmuş, Birinci Meclis Genel Kurulu'nda 106. Yıl Anma Günü dolayısıyla yaptığı konuşmada, Birinci Meclisin sadece bir binadan, sadece duvarlardan ve sıralardan ibaret bir mekan olmadığını, bu binanın her santimetrekaresinde nice hatıraların, emeklerin ve Türkiye'nin istikbaline ilişkin üretilmiş fikirlerin yankılanmalarının bulunduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, "Polatlı'da düşman toplarının sesleri gelirken, Birinci Meclisin kahramanları, burada bu vatanın nasıl kurtulacağını, kurtuluş mücadelesinde hangi stratejilerin belirleneceğini, bir erkan-ı harbiye ruhu içerisinde masaya yatırdılar, tartıştılar ve çok zor tartışmalarla bu ülkenin kurtuluş mücadelesinde de büyük yol gösterdiler." diye konuştu.

Birinci Meclisin duvarında yer alan "ve şavirhüm fi'l-emr" ayetini okuyan Kurtulmuş, bir ilke olarak kabul edilen ayetin "işlerinizi danışarak, istişare ederek yapın" demek olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, Meclis-i Mebusan'dan gelenlerin de içinde bulunduğu Birinci Meclisin üyelerinin zihninde bir demokrasi, bir istişare ve işlerini sadece kısıtlı sayıda insanlarla değil, milletle birlikte danışarak halletme yönünde bir hedefin, bir ilkenin olduğunu ifade etti.

Birinci Meclisin hem kurtuluş mücadelesini veren hem de Cumhuriyet'in kuruluşuna vesile olan bir mekan olduğunu dile getiren Kurtulmuş, ayrıca Türkiye'de demokrasi fikrinin yeşermesinin de önünü açtığını kaydetti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclisin tüm kahraman öncülerini saygıyla, minnetle, şükranla yad eden Kurtulmuş, kurtuluş mücadelesini verenlerin, bu milletin en zor şartlar altında dahi hürriyetten başka hiçbir fikri kabul etmeyeceğini bir kez daha öğrettiğini belirtti.

Hiçbir emperyal gücün ve küresel vesayet odağının aziz milletin boynuna tasma takmasına imkan ve ihtimalinin bulunmadığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bugünden geçmişi konuştuğumuzda rahat konuşuyoruz ama 106 yıl önceki şartları düşündüğünüzde, yoksunluk kavramının tam anlamıyla geçerli olduğu, hemen hemen bu ülkede halkın elinde de çok kısıtlı imkanların bulunduğu bir dönemden bahsediyoruz. O dönemde bile düşmanın her türlü topuna, tüfeğine, askeri olarak üstünlüğüne rağmen bu millet kazmasıyla, küreğiyle bağımsızlık mücadelesini vermiş, asla ve asla egemenlerin önünde boyun eğmeyeceğini, emperyalistlere asla fırsat bırakmayacağını ve kendi milli onurundan, egemenliğinden de asla taviz vermeyeceğini göstermiştir.

Dünyada ülkelerin egemenliğinin hiçe sayıldığını, güçlü olanın istediğine istediği şekilde kural dayattığı, uluslararası sistemin hiçbir kurumunun neredeyse çalışamaz hale geldiği, kuralların ise güce göre, güçlü için tatbik edildiği bir dünyada tam da egemenlik fikrinin, bağımsızlık fikrinin ve özgürlük fikirlerinin ne kadar ihtiyaç olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Bize bırakılan Cumhuriyet mirasının yanında, bağımsızlık ve emperyalizme karşı mücadele etme iradesini büyük miras olarak kabul ediyor, bugün de taşıyor ve yarınki nesillere bırakacağımız en büyük siyasal birikimin de bu olduğunun farkında olduğumuzu ifade ediyorum. Bu anlamda bir kez daha o gün verilen mücadelenin değil her gününü, her dakikasını saygıyla anıyoruz. O verilen mücadelede dile getirilen, zaman zaman birbirine farklı olsa bile hepsinin ortak hedefi bağımsızlık, özgürlük ve ülkenin geleceği olan o saygıdeğer fikirleri ve o fikirlerin sahiplerini bir kez daha saygıyla anıyorum."

Meclis ve istişare fikrinin Türk toplumunun yabancısı olduğu bir fikir olmadığını ifade eden Kurtulmuş, 1876'da ilk Anayasa'nın ve hemen arkasından Meclis-i Mebusan'ın kurulmasıyla Türkiye'de bir demokratik meclis tecrübesine doğru adım atıldığını anlattı.

Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Hiç şüphesiz 50 yılı son derece sancılı, son derece zor ve son derece güçlü tartışmalarla geçirdiğimiz Meclis-i Mebusan'dan Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar olan dönem de aslında bizim tarihimizden uzak, bizim tarihimizin dışında bir şey değildir. O meclisteki çok seslilik denemesi, o meclisteki farklı fikirlerin bir arada ülkenin hayrına mücadele etme tecrübesi de hiç şüphesiz Türkiye Büyük Millet Meclisinin tecrübesinden ayrı tutulamaz. Bu çerçevede bu yıl 150. yıl dönümünü kutlayacağımız Meclis-i Mebusan'ın kuruluşu da Türkiye Büyük Millet Meclisi için önemli bir tarihi referans olarak görülmelidir.

Ümit ediyorum ki bu süre içerisinde Meclis-i Mebusan ve Osmanlı'nın son dönemindeki demokrasi denemeleri, meclis denemeleri konusunu da birtakım bilimsel toplantılarla Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak hatırlayacağız, anacağız. Çünkü şunu bu vesileyle bir kere daha ifade etmek isterim ki bizim tarihimiz, birbirinden kopuk, farklı milletlerin tarihi değildir. Bizim 2 bin yıllık devlet geleneği içerisinde milletimizin tarihi, hepsi birbirinin devamı olan bir süreklilik arz eder. Selçuklu, Osmanlı'dan ayrı düşünülemez. Cumhuriyet, Osmanlı'dan ayrı düşünülemez. Tabii ki her dönemin şartları içerisinde farklılıklar ortaya çıkmıştır ama hepsi bizimdir. İyisiyle, kötüsüyle bütün bu tarihi tecrübeyi bir milletin ortak tarihi olarak görüyor ve telakki ediyoruz."

TBMM'nin 106 yıl önce ilk kuruluşunun gerçekleştirildiği bu binadaki töreni anlamlı bulduğunu dile getiren Kurtulmuş, "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı tebrik ederim. Meclisimizin kuruluşunun 106. yılı hayırlı uğurlu olsun. Bir kez daha Birinci Meclisten bugüne kadar gelip geçen, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere cumhuriyet fikrine, demokrasi fikrine, milli egemenliğe, bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine destek veren, emek veren bütün milletvekillerimizi de saygıyla, rahmetle anıyorum. 23 Nisan kutlu olsun." dedi.

Birinci Büyük Millet Meclisi Özel Defteri'ni imzaladı

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasının ardından 23 Nisan 1920'de Meclise çekilen ilk bayrak önünde Birinci Büyük Millet Meclisi Özel Defteri'ni imzaladı.

Kurtulmuş, deftere şunları yazdı:

"Aziz milletim, Birinci Meclisin kahraman vekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 106. yıl dönümünü ve dünya çocuklarına armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızı, bu tarihi mekanda heyecanla kutluyoruz. Birinci Meclisin hatırası önünde, milli iradenin hangi tarihi şartlar altında tecelli ettiğini bir kez daha derinden hissederek bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. 23 Nisan 1920, aziz milletimizin her türlü yokluğa ve kuşatmaya rağmen iradesine sahip çıktığını tüm dünyaya ilan ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu anlamlı günü çocuklara armağan etmiş olmamız, milletimizin istikbale bakışını, ümidini ve medeniyet tasavvurunu en açık şekilde ortaya koymaktadır.

Bugün çeşitli coğrafyalarda savaşın, yoksulluğun, adaletsizliğin ve merhametsizliğin en ağır yükünü çocuklar taşımaktadır. Bu tablo, 23 Nisan'ın taşıdığı manayı daha da büyütmektedir. Birinci Meclisin bizlere emanet ettiği şuuru diri tutmak, demokrasiyi, adaleti ve milli iradeyi daha da güçlendirerek çocuklarımız için daha huzurlu, güvenli ve onurlu bir gelecek inşa etmek sorumluluğunu taşıyoruz. Çocuklarımızın barış, esenlik ve umut içinde yaşayacağı güçlü ve etkili Türkiye idealini teyit ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilk Başkanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarını, geçmişten bugüne bu çatı altında milletimize hizmet etmiş tüm milletvekillerimizi ve aziz şehitlerimizi minnet ve saygıyla yad ediyorum. Emanetleri emin ellerdedir."

Programa, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, TBMM Başkanvekilleri Celal Adan ve Tekin Bingöl, MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kuvvet Komutanları, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve TBMM idari personeli katıldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş ve beraberindeki heyet, program sonunda Birinci Meclisin balkonunda fotoğraf çektirdi.

Öte yandan program boyunca seymen kıyafeti giyen çocuklar, Genel Kurul Salonu'nda saygı nöbeti tuttu.

Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?

Son dönemlerde Türkiye, iklimsel salınımların ve fiziksel çevre müdahalelerinin kesişim kümesinde oldukça ağır sel ve taşkın felaketleriyle karşı karşıya kalmaktadır

21.05.2026 18:30:00
Hasan Gündoğdu
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Türkiye’de artan sel ve taşkınların sebepleri nelerdir?
Yakın geçmişte tecrübe edilen aşırı kuraklık evrelerinin hemen ardından gelen ve geniş coğrafi alanları etkisi altına alan şiddetli taşkınlar, bu olayların yalnızca sıradan birer meteorolojik şanssızlık olmadığını göstermektedir.

Ülkemizde yaşanan ani sel baskınlarının ve nehir taşkınlarının arkasında, küresel dinamiklerden yerel mühendislik hatalarına kadar uzanan çok katmanlı sebepler yer almaktadır.






1. Atmosferik dengesizlik ve iklim krizinin yağış rejimine etkisi

Sel felaketlerinin birincil tetikleyicisi, küresel iklim değişikliğinin Akdeniz Havzası'ndaki yağış desenlerini radikal bir biçimde bozmuş olmasıdır.

Atmosferdeki sera gazı birikimi küresel sıcaklıkları artırırken, bu durum buharlaşma oranlarını yükseltmekte ve havada çok daha fazla nem birikmesine yol açmaktadır.

• Blok yağışlar (bulut patlamaları): Eskiden birkaç aya yayılan yağış miktarı, günümüzde "konvektif (yükselim) yağışlar" şeklinde birkaç saat içinde ve çok dar bir alana düşmektedir. Toprak, bu kadar kısa sürede bu denli yüksek hacimli suyu ememediği için yağış doğrudan yüzey akışına geçmektedir.

• Ani sıcaklık dalgalanmaları ve kar erimesi: Özellikle kış ve ilkbahar geçişlerinde, yüksek kesimlerdeki yoğun kar örtüsü ani sıcaklık artışları ya da ılık yağmurların etkisiyle hızla erimektedir. Bu durum, nehir debilerini bir anda normalin katlarca üzerine çıkararak havzalarda taşmalara yol açmaktadır.






2. Antropojenik müdahaleler ve arazi kullanım hataları

Doğal drenaj sistemlerinin insan eliyle (antropojenik) bozulması, teknik olarak yönetilebilir durumdaki büyük yağışların bile yıkıcı birer afete dönüşmesinin temel nedenidir.

• Dere yataklarının işgali ve yapılaşma: Türkiye'deki en büyük kronik sorunlardan biri, akarsu ve dere yataklarının imara açılması, bu alanlara konut, sanayi tesisi veya yol inşa edilmesidir. Suyun doğal yayılım ve tahliye yolları daraltıldığında, nehirler kendi yataklarından taşarak en yakın yerleşim birimlerini hızla su altında bırakmaktadır.

• Ormansızlaşma ve bitki örtüsünün kaybı: Yamaçlardaki ağaçların kesilmesi ve orman alanlarının tahribi, toprağın üst tabakasının sünger görevi görmesini engeller. Ağaç kökleri suyu tutamadığında ve gövdeler suyun hızını kesemediğinde, yamaçlardan aşağı akan su sadece sel değil, beraberinde çamur ve kaya kütlelerini de taşıyan heyelanlı taşkınlar üretir.

• Havza üzerindeki fiziki yapılar (HES ve köprüler): Özellikle Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde, vadiler boyunca inşa edilen köprülerin, menfezlerin veya Hidroelektrik Santrali (HES) yapılarının hidrolik kapasite hesapları bazen yetersiz kalmaktadır. Yukarı havzalardan sürüklenen ağaç, kütük ve rüsubat (tortu) bu dar geçişleri tıkamakta, yapay barajlar oluşturarak ani ve patlamalı taşkın dalgalarına zemin hazırlamaktadır.






3. Şehirleşme modeli, betonlaşma ve altyapı yetersizliği

Kent merkezlerinde yaşanan ve "şehir seli" (urban flash flood) olarak adlandırılan fenomen, tamamen modern şehircilik politikalarının bir yan ürünüdür.

• Geçirimsiz yüzeylerin artışı: Şehirlerin beton, asfalt ve parke taşlarıyla kaplanması, toprağın gökyüzüyle olan bağını koparmaktadır. Yağan yağmurun toprakla buluşup yeraltına sızabileceği "yeşil altyapı" alanları azaldıkça, düşen her damla su yüzeyde birikerek caddeleri yapay nehirlere dönüştürmektedir.

• Drenaj ve şebeke entegrasyonu sorunları: Pek çok metropol ve ilçede yağmur suyu toplama hatları ile kanalizasyon sistemleri ya birleşiktir ya da mevcut şehir nüfusu ile yağış şiddetine oranla çok geride kalmıştır. Mazgalların ve tahliye kanallarının yetersizliği, suyun tahliyesini imkansız kılmaktadır.






Türkiye'deki sel ve taşkın olaylarının kronikleşmesi, meteorolojik anomalilerin, su yönetimindeki çok parçalı koordinasyon eksikliğinin ve doğanın taşıma kapasitesini göz ardı eden yerleşim tercihlerinin bir sonucudur.

Selleri engellemek, iklim kriziyle makro düzeyde mücadele etmenin yanı sıra, mikrodan başlayarak dere yataklarını özgür bırakmayı, şehirlerde yeşil geçirgen yüzeyleri artırmayı ve havza bazlı entegre bir su yönetim planını tavizsiz uygulamayı zorunlu kılmaktadır.






Moskova’dan Batı’ya uyarı: Rus varlıklarını Kiev’e vererek terörü finanse etmiş olursunuz

Dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’ya aktarılmasını ‘terörün finansmanı’ olarak nitelendiren Zaharova, ABD'nin Ukrayna'daki biyolojik laboratuvarları denetleme kararını da bir ‘itiraf’ olarak değerlendirdi

21.05.2026 16:40:00
Haber Merkezi
Moskova’dan Batı’ya uyarı: Rus varlıklarını Kiev’e vererek terörü finanse etmiş olursunuz
Moskova’dan Batı’ya uyarı: Rus varlıklarını Kiev’e vererek terörü finanse etmiş olursunuz
Dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna'ya aktarılmasını 'terörün finansmanı' olarak nitelendiren Zaharova, ABD'nin Ukrayna'daki biyolojik laboratuvarları denetleme kararını da bir 'itiraf' olarak değerlendirdi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, haftalık basın toplantısında Batı dünyasını ve Kiev yönetimini hedef alan sert açıklamalarda bulundu.

'Rus varlıklarını Ukrayna'ya vermek terör finansmanıdır'
Zaharova, Batı'da dondurulan Rus varlıklarının doğrudan veya dolaylı olarak Ukrayna ordusuna veya devlet kurumlarına aktarılmasının uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu kaydetti:
"Kiev rejimine finansal destek sağlamak amacıyla Rus varlıklarının kullanılması, uluslararası terörle mücadele sözleşmelerine göre doğrudan 'terörün finansmanı' olarak kabul edilmelidir. Moskova, bu hamleler karşısında uğradığı tüm zararın tazmin edilmesini talep edecektir."
Bu durumun BM Şartı'ndaki "devletlerin egemen eşitliği" ilkesini çiğnediğini hatırlatan sözcü, Kiev'in Rus sivillere yönelik saldırılarını da hatırlattı.

ABD'nin biyolojik laboratuvar itirafı
ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın, Ukrayna'dakiler de dahil olmak üzere 120'den fazla denizaşırı biyolojik laboratuvarı denetleyeceklerini açıklamasını da değerlendiren Rus diplomat, bu adımı Rusya'nın yıllardır dile getirdiği endişelerin haklılığını kanıtlayan bir gelişme olarak gördüklerini söyledi:
"Meğer dezenformasyon değilmiş:" Zaharova, geçmişte Rusya'nın bu laboratuvarlarla ilgili uyarılarına "dezenformasyon" diyen Batı'nın şimdi geri adım attığını vurguladı.
Takipçi olacağız: Rusya'nın, ABD'nin sınırları dışındaki (özellikle Rusya sınırına yakın bölgelerdeki) askeri-biyolojik faaliyetlerini Biyolojik Silahlar Sözleşmesi (BTO) başta olmak üzere uluslararası platformlarda sorgulamaya devam edeceğini vurguladı.

Zaharova'nın basın brifinginden öne çıkan diğer kritik mesajlar:
Ukrayna lideri Zelenskiy, "kanlı bir gaspçıya" dönüştü ve çatışmayı tırmandırmaya devam ediyor.
Sarmat kıtalararası balistik füze testleri tamamen planlı bir faaliyet.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) etkinliklerine katılmamayı alışkanlık haline getirmesi birliğin işleyişine zarar vermeyecek.
Transdinyester sakinlerine Rus vatandaşlığı verilmesini kolaylaştıran kararname, Ukrayna ve Moldova'nın düşüncesiz adımlarına karşı bir zorunluluk olduğunu ifade etti.

Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak

Vatandaşlar, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücretsiz yararlanacak

21.05.2026 15:35:00 / Güncelleme: 21.05.2026 15:38:39
AA
Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak
Kurban Bayramı dolayısıyla KGM'nin sorumluluğundaki köprü ve otoyollardan ücret alınmayacak
Vatandaşlar, Kurban Bayramı tatili dolayısıyla Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) sorumluluğundaki otoyol ve köprü geçişlerinden ücretsiz yararlanacak.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karara göre, bayram tatili dolayısıyla KGM'nin sorumluluğu altında bulunan otoyollar ile 15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ücretsiz hizmet verecek.

Bu köprü ve otoyollar, 26 Mayıs Salı saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz olacak.

Şehir içi toplu taşıma hizmetleri bayramda ücretsiz
Vatandaşlar, Başkentray, Marmaray, İZBAN, Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistem hattı, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Arnavutköy metro hattı seferleri ile belediyeler ve bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerce yürütülen toplu taşıma hizmetlerinden de 27 Mayıs Çarşamba günü saat 00.00'dan 30 Mayıs Cumartesi gün sonuna kadar ücretsiz yararlanacak.

Öte yandan, yap-işlet-devret projeleri, ücretsiz geçiş uygulamasından hariç tutuldu.

İranlı milliler vize için Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne geldi

İranlı milliler, Dünya Kupası için vize almak amacıyla ABD'nin Ankara'daki Büyükelçiliğine geldi. İran Milli Takımı oyuncuları ayrıca Kanada vizesi almak için de vize başvuru merkezine gelerek başvurularını yaptı

21.05.2026 13:10:00
Haber Merkezi
İranlı milliler vize için Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne geldi
İranlı milliler vize için Ankara'daki ABD Büyükelçiliği'ne geldi
İranlı milliler, Dünya Kupası için vize almak amacıyla ABD'nin Ankara'daki Büyükelçiliğine geldi. İran Milli Takımı oyuncuları ayrıca Kanada vizesi almak için de vize başvuru merkezine gelerek başvurularını yaptı.
ABD, Kanada ve Meksika'da düzenlenecek 2026 FIFA Dünya Kupası'nda mücadele edecek İran Milli Futbol Takımı, vize başvurusu yapmak üzere ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne geldi. İran Milli Futbol Takımı oyuncuları, işlemlerini tamamlayarak elçilikten ayrıldı.

11 Haziran-19 Temmuz'da düzenlenecek ve ev sahipleri arasında ABD'nin de yer aldığı Dünya Kupası'na katılacak olan İran Milli Futbol Takımı sporcuları, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne vize başvurusu için geldi.
Büyükelçilikten çıkış yaptıkları sırada İranlı futbolcular, bir muhabirin vize başvurusunun olumlu geçip geçmediği sorusu üzerine gülümsedi.

İran Milli Futbol Takımı, 19 Mayıs'ta Antalya'da kampa girmişti. İran Futbol Federasyonu 1. Başkan Yardımcısı Mehdi Muhammed Nabi, gazetecilere yaptığı açıklamada, tüm takım üyeleri için hem ABD hem de Kanada vize işlemleri için Ankara'ya gideceklerini anlatarak, vize işlemleri ve diğer bazı işlemler için kendilerine katılacak bazı uluslararası oyuncuların da olacağını kaydetmişti.
ABD Başkanı Donald Trump, 12 Mayıs'ta "İran Milli Futbol Takımı Dünya Kupası'na katılabilir, ancak kendi hayatları ve güvenlikleri açısından bunun uygun olduğunu düşünmüyorum." ifadesini kullanmıştı.

EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en büyük tatbikatlarından EFES-2026'nın seçkin gözlemci günü başladı. Çelik Kubbe çok katmanlı hava savunma sistemi ilk kez kullanıldı

21.05.2026 13:05:00
Haber Merkezi
EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi
EFES-2026'da gövde gösterisi: Çelik Kubbe ilk kez sergilendi
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en büyük birleşik müşterek tatbikatlarından EFES-2026'nın seçkin gözlemci günü kapsamındaki gündüz faaliyetleri başladı.

CUMHURBAŞKANI DA TAKİP EDİYOR
İzmir'in Seferihisar ilçesindeki Doğanbey Atışlı Tatbikat Bölgesi'nde gerçekleştirilen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da izlenen beklenen tatbikatın son günündeki faaliyetleri, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, beraberlerindeki dost ve müttefik ülkelerin savunma bakanları ve genelkurmay başkanları ile TSK komuta kademesi takip ediyor.

50 ÜLKEDEN 10 BİNDEN FAZLA PERSONEL KATILIYOR
Birleşik ve müşterek harekatta katılımcı ülke unsurları ile birlikte oluşturulan müşterek karargah ve birliklerin askeri imkan ve kabiliyetlerinin, verilecek vazifelerin tamamını kapsayacak şekilde geliştirilmesi ve harbe hazırlık seviyesinin idame ettirilmesi amaçlanan EFES-2026 Tatbikatı'na 50 ülkeden 10 binin üzerinde personel katılıyor.

HÜCUM HAREKATI YAPILDI
TB-3 SİHA'nın TCG ANADOLU'dan kalkışıyla başlayan tatbikatın son günü, sırasıyla deniz top ateş desteğinin kara bombardımanı, topçu ve havan atışları ve gece başlayan hava hücum harekatıyla devam etti.

Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor

Çarlık Rusyası'nın, stratejik açıdan önemli gördüğü Kafkaslar'dan Çerkes halkını sürgün etmesinin üzerinden 162 yıl geçti

21.05.2026 12:25:00
AA
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Çerkes sürgününün üzerinden 162 yıl geçmesine rağmen acıları unutulmuyor
Rusya'nın Karadeniz sahiline inme politikasının gereği olarak Kuzey Kafkasya'yı ele geçirme amacıyla 1556'da başlattığı Kafkas-Rus Çarlığı Savaşı, 308 yıl sürdü.

Çerkesleri yok ederek Kafkas Dağları'nın iç kesimlerine ilerleyen Ruslar, teslim olan Çerkesleri ya Çarlık ordusuna katılmaya ya da göç etmeye zorladı.

Çerkes toplulukları, 21 Mayıs 1864'ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine sürgüne mecbur kaldı.

Resmi olmayan rakamlara göre 1,5 milyona yakın Çerkes bir ay içinde sürgün edildi. Yol şartları, salgın hastalıklar ve açlık gibi nedenlerden ötürü yaklaşık 500 bin Çerkes hayatını kaybetti.

Sürgüne tabi tutulanlar Anapa, Novorossiysk, Gelincik, Soçi ile Adler gibi Karadeniz limanlarından gemilere bindirilerek gönderildi.

Çerkeslerin birçoğu Anadolu'da Ordu, Samsun, Tokat, Amasya, Sinop, Yozgat, Düzce, Adapazarı ve Kocaeli'de iskan edildi, bir kısmı ise Suriye ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu'ya yerleştirildi. Sürgün edilen Çerkesler zamanla yerli halka karıştı.

Osmanlı İmparatorluğu'na sürgün edilemeyen Çerkesler ise Orta Laba ve Orta Kuban nehirleri bölgesindeki Rus Kazak köylerine yerleştirildi.

Rus Çarlığı'nın çok önceden planladığı "Çerkes halkını öz vatanlarından sürgün etme operasyonu", adım adım gerçekleştirilen bir eylem olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı topraklarına bile ulaşamadan binlerce kişinin öldüğü bu sürgün, "tarihin en acı olaylarından biri" olarak nitelendiriliyor.

İnsanlık tarihine kara leke olarak geçen Çerkes sürgünü, her yıl Türkiye'de yaşayan Çerkesler tarafından gözyaşı ve hüzünle anılıyor.

Türkiye'deki Çerkesler, sürgünü anmak için çeşitli etkinlikler düzenliyor. Deniz kenarında "Nart ateşi" yakıp çevresinde "mezar taşı nöbeti" tutulan anma törenleri, "Sürgün Andı"nın okunmasıyla sona eriyor.

Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü

Sakarya'da çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Jandarma ekipleri, olayla ilgili L.M. A.Y. ve E.Ş'yi gözaltına aldı 

 

21.05.2026 10:50:00 / Güncelleme: 21.05.2026 14:23:30
Anadolu Ajansı
Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü
Sakarya'da silahlı kavga: 2 ölü

Sakarya'nın Hendek ilçesinde çıkan silahlı kavgada 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı.

Hicriye Mahallesi'ndeki otelin eğlence merkezinde gece saatlerinde, işletme sahipleri Cavit Yılmaz (62) ve A.Y. (52) ile müşteriler L.M. (52), M.S. (55), Ufuk Sezer (26) ve E.Ş. (34) arasında tartışma çıktı.

Tartışmanın büyümesi üzerine taraflar silahla birbirine ateş etti.

Olayda Cavit Yılmaz, Ufuk Sezer ile M.S. yaralandı.

İhbar üzerine bölgeye sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Sağlık görevlilerince ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan yaralılardan Yılmaz ve Sezer, hayatını kaybetti. M.S'nin sağlık durumunun ise ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

Jandarma ekipleri, olayla ilgili L.M. A.Y. ve E.Ş'yi gözaltına aldı. 

AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"

Tokat'ta taşkın riskine karşı yürütülen çalışmalar kapsamında kente gelen AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, yıkımı gerçekleştirilen ÇEDAŞ Köprüsü bölgesinde incelemelerde bulundu

21.05.2026 09:30:00
İHA
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
AFAD Başkanı Pehlivan: "Taşkın tedbiri kapsamında 464 hanede tahliye yapıldı"
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı (AFAD) Ali Hamza Pehlivan, Yeşilırmak'taki su seviyesinin yükselmesi ve Almus Barajı'ndan gelebilecek suyun oluşturabileceği taşkın riskine karşı alınan tedbirleri değerlendirmek üzere kente geldi. İlk olarak taşkın tedbiri kapsamında yıkımı tamamlanan ÇEDAŞ köprüsüne gelen Pehlivan'a Tokat Belediye Başkanı Yazıcıoğlu tarafından bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi.


"Bugün itibariyle 454 hanede tahliye çalışması yapıldı"



İncelemelerin ardından açıklamalarda bulunan AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, kent genelinde risk azaltmaya yönelik kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü belirterek, "DSİ ekipleri tarafından taşkın korumaya yönelik tahkimatlar yapıldı. Çok şükür bu ana kadar herhangi bir can kaybımız olmadı. Yaralanmamız olmadı. Risk azaltmanın bir boyutu da tahliyeler. Bugün itibariyle 464 hanede tahliye çalışması yapıldı. Yaklaşık 850 vatandaşımız kamu misafirhanelerinde misafir edildi" dedi.
Hayvan tahliyelerine de önem verildiğini ifade eden Pehlivan, "10 bin 333 büyükbaş hayvan, yaklaşık 3 bin 500 küçükbaş hayvan ve 2 bin 500 civarında arı kovanının tahliyesi gerçekleştirildi" diye konuştu.


"250 ihbarın 206'sı su baskını"



112 Acil Çağrı Merkezi'ne yaklaşık 250 ihbar ulaştığını belirten Pehlivan, bunların 206'sının su baskını yaşanan evlerle ilgili olduğunu kaydederek, tüm ihbarlara ekipler tarafından müdahale edildiğini söyledi. Su baskını yaşanan evlerde AFAD, belediye ve valilik koordinasyonunda tahliyeler yapıldığını aktaran Pehlivan, 42 iş yerinde de tahkimat ve tahliye çalışması gerçekleştirildiğini ifade etti.


"Su seviyesinin artmasına karşı her türlü önlemi aldık"



Kentte muhtemel taşkın riskine karşı birçok noktada koruma çalışmalarının sürdüğünü dile getiren Pehlivan, "Almus Barajı'nın dolusavaktan gelmesi muhtemel, beklenenden fazla su seviyesinin artması riskine karşı her türlü önlem alındı. Bugün itibariyle bu önlemler sayesinde çok şükür herhangi bir kaybımız yok" ifadelerini kullandı.

Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı

Hatay'da aşırı yağış sonrası yaşanan heyelanla birlikte müstakil ev çöktü, 3 kişi kurtarıldı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden 1'inin hayatını kaybettiği belirlendi

21.05.2026 08:30:00
İHA
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Hatay'da heyelan nedeniyle müstakil ev çöktü: 1 ölü, 2 yaralı
Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay'da geçtiğimiz gün akşam saatlerinden itibaren şiddetli yağış etkili oldu.

Yaşanan yağışla caddeler göle dönerken, sel meydana geldi. Antakya ilçesi Hacı Ömer Alpagot Mahallesi'nde yağışla birlikte heyelan yaşandı.



Heyelan dağ yamacında bulunan bir müstakil evin çökmesine neden oldu. İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Ekiplerin çalışmalarıyla kurtarılan 3 kişi hastanede tedavi altına alındı. Hastaneye kaldırılan 3 kişiden birinin hayatını kaybettiği belirlendi.

Ekiplerin bölgedeki arama çalışmaları sürüyor.

Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi

Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde meydana gelen çatlaklar nedeniyle 6 bina tedbir amaçlı boşaltıldı

21.05.2026 07:30:00
AA
Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi
Hakkari'de temel kazısı yapılan alan çevresinde çatlakların oluşması üzerine 6 bina tahliye edildi

Pehlivan Mahallesi'nde temel kazısının yapıldığı alanın bitişiğindeki ve yakınındaki bazı bina ve iş yerlerinin önünde, yolda ve kaldırımda çatlaklar, bir eczanede de hasar oluştu.

Durumu fark eden vatandaşların haber vermesi üzerine bölgeye AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.



Buradaki 6 binayı tedbir amacıyla tahliye eden ekipler, çatlakların ve hasarın oluştuğu noktalarda inceleme yaptı.

Belediye ekipleri, incelemelerin ardından söz konusu binaları ve bazı iş yerlerini mühürledi. Tahliye edilen vatandaşlar, ekiplerce öğretmenevi ve misafirhanelere yerleştirildi.



Vali Yardımcısı Burak Gürbüz, AFAD İl Müdürü Erhan Kanat ve Belediye Başkan Yardımcısı Hamit Zibek de bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.