Geçtiğimiz hafta sonu Nevşehir’in şirin bir ilçesi olan Hacıbektaş’taydık.
4. Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu’na katılmak için Cumartesi akşamı İstanbul’dan yola çıktık. Bindiğimiz otobüste tam bir birlik ve beraberlik tablosu vardı.
Otobüsün ön koltuğunda Alevi bir dedemiz vardı, sağımda ve arkamdaki koltuklarda Caferi kardeşlerimiz vardı.
Giderken de dönerken de konuştular, dinledik, konuştuk dinlediler. Beraber yüce Mevla’mızın güzel isimlerini andık, Peygamber Efendimize (SAV) ve Ehl-i Beytine salat ve selam getirdik, molalarda beraber namaz kıldık, yemek yedik, çay içtik.
Bir kez daha gördük ve yaşadık ki aramızda ayrımız gayrımız yok, bizler aynı Allah’a iman eden, aynı Peygambere (SAV) iman eden, aynı Ehl-i Beyt’e gönül veren, aynı kıbleye yönelen kardeşleriz. Bir ve beraber olmamamız için hiçbir neden yok.
Yanımdaki Caferi kardeşim yol boyunca bir kitaptan dualar, ayetler okudu. Dedim ne okuyorsun? Dedi ki, “Burada Kur’an‘dan ayetler, Peygambere (SAV) ve Ehl-i Beytine salat ve selam var.”
Bol molalı 12 saatlik bir seyahatten sonra nihayet Hacıbektaş’a vardık. Hacıbektaş çok güzel bir yer, gitmenizi mutlaka tavsiye ederim. Sempozyuma ilginin büyüklüğü daha otobüsten iner inmez ortaya çıkıyordu. Sempozyumun yapıldığı Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi’ne varana kadar yoğun bir insan seli vardı.
Yüzlerdeki nura, gözlerdeki sevince bakılırsa bu sel Hacı Bektaş’ın manevi huzurunda yapılan Ehl-i Beyt Sempozyumu içindi. Bu sel, günümüzün Hacı Bektaşlarıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin buluşmasına tanık olmak için büyük bir coşkuyla akıyordu.
Kültür Merkezi’ne vardık. Salon daha ilk saatlerde tıklım tıklım doluydu. Kur’an-ı Kerim, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan program gece saat 24:00’a kadar sürdü.
Programda 19 protokol konuşması yapıldı ve 4 oturumda tam 21 akademisyen tebliğ sundu. Yapılan konuşma ve tebliğlerde Ehl-i Beyt konuşuldu, Ehl-i Beyt yaşandı.
Grup Nefes, sunduğu Ehl-i Beyt eserleriyle adeta nefes kesti.
41. konuşmacı programın onur konuğu Prof. Dr. Haydar Baş Beydi.
Sayın Baş, coşkulu konuşmasıyla dinleyenleri manevi bir atmosfere taşırken, birlik ve beraberlik vurgusuyla Alevi’sini Sünni’sini, Caferi’sini, Şii’sini daha da kenetleştirdi.
Sayın Baş’ın şu sözlerini asla unutmamak gerek:
“Bizim derdimiz Alevi, Caferi ve Bektaşi kardeşlerimizi Sünni yapmak değildir. Alevi, Caferi, Bektaşi ve Sünni hepsi Müslüman’dır. Bunların birbirinden üstünlüğü yoktur. Kim züht ve takvada ileriyse o daha üstündür. Ama ben inanıyorum ki bu saydığım meşreplerin tamamı züht ve takvada doruk noktadadır. Onun için ne Sünni kardeşimin Alevi, ne de Alevi kardeşimin Sünni olmasına gerek yoktur. İslam dünyasını birbirine karşı kışkırtarak kardeşin kardeşle çatıştığı bir coğrafya haline getirmek için korkunç bir niyet var. Ve maalesef bu hedeflere bir noktaya kadar ulaştılar. İşte biz bu tehlikeli oyunu gördük ve arkadaşlarımızla yola çıktık ve dedik ki: “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak.”
Zaten Ehl-i Beyt nefesiyle Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş-ı Veli’nin de misyonu bu değil miydi? Dün Hacı Bektaş, birbirinden tamamen zıt olan insanları Ehl-i Beyt’in nefesiyle yetiştirip Türk milletini oluşturdu, bugün neden aynı Allah’a ve Peygambere iman eden, aynı Ehl-i Beyt’e gönül veren, aynı kıbleye yönelen, aynı kitabı kabul eden ve aynı millete mensup olan bizler bir ve beraber olmayalım?
İşte Prof. Dr. Haydar Baş’ın Hacıbektaş’ta vermek istediği mesaj buydu. Bu sebeple Hacıbektaş’ta toplandık, bu sebeple sempozyumun ismi “Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt” idi.
4. Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt Sempozyumu’na katılmak için Cumartesi akşamı İstanbul’dan yola çıktık. Bindiğimiz otobüste tam bir birlik ve beraberlik tablosu vardı.
Otobüsün ön koltuğunda Alevi bir dedemiz vardı, sağımda ve arkamdaki koltuklarda Caferi kardeşlerimiz vardı.
Giderken de dönerken de konuştular, dinledik, konuştuk dinlediler. Beraber yüce Mevla’mızın güzel isimlerini andık, Peygamber Efendimize (SAV) ve Ehl-i Beytine salat ve selam getirdik, molalarda beraber namaz kıldık, yemek yedik, çay içtik.
Bir kez daha gördük ve yaşadık ki aramızda ayrımız gayrımız yok, bizler aynı Allah’a iman eden, aynı Peygambere (SAV) iman eden, aynı Ehl-i Beyt’e gönül veren, aynı kıbleye yönelen kardeşleriz. Bir ve beraber olmamamız için hiçbir neden yok.
Yanımdaki Caferi kardeşim yol boyunca bir kitaptan dualar, ayetler okudu. Dedim ne okuyorsun? Dedi ki, “Burada Kur’an‘dan ayetler, Peygambere (SAV) ve Ehl-i Beytine salat ve selam var.”
Bol molalı 12 saatlik bir seyahatten sonra nihayet Hacıbektaş’a vardık. Hacıbektaş çok güzel bir yer, gitmenizi mutlaka tavsiye ederim. Sempozyuma ilginin büyüklüğü daha otobüsten iner inmez ortaya çıkıyordu. Sempozyumun yapıldığı Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Merkezi’ne varana kadar yoğun bir insan seli vardı.
Yüzlerdeki nura, gözlerdeki sevince bakılırsa bu sel Hacı Bektaş’ın manevi huzurunda yapılan Ehl-i Beyt Sempozyumu içindi. Bu sel, günümüzün Hacı Bektaşlarıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin buluşmasına tanık olmak için büyük bir coşkuyla akıyordu.
Kültür Merkezi’ne vardık. Salon daha ilk saatlerde tıklım tıklım doluydu. Kur’an-ı Kerim, İstiklal Marşı ve saygı duruşuyla başlayan program gece saat 24:00’a kadar sürdü.
Programda 19 protokol konuşması yapıldı ve 4 oturumda tam 21 akademisyen tebliğ sundu. Yapılan konuşma ve tebliğlerde Ehl-i Beyt konuşuldu, Ehl-i Beyt yaşandı.
Grup Nefes, sunduğu Ehl-i Beyt eserleriyle adeta nefes kesti.
41. konuşmacı programın onur konuğu Prof. Dr. Haydar Baş Beydi.
Sayın Baş, coşkulu konuşmasıyla dinleyenleri manevi bir atmosfere taşırken, birlik ve beraberlik vurgusuyla Alevi’sini Sünni’sini, Caferi’sini, Şii’sini daha da kenetleştirdi.
Sayın Baş’ın şu sözlerini asla unutmamak gerek:
“Bizim derdimiz Alevi, Caferi ve Bektaşi kardeşlerimizi Sünni yapmak değildir. Alevi, Caferi, Bektaşi ve Sünni hepsi Müslüman’dır. Bunların birbirinden üstünlüğü yoktur. Kim züht ve takvada ileriyse o daha üstündür. Ama ben inanıyorum ki bu saydığım meşreplerin tamamı züht ve takvada doruk noktadadır. Onun için ne Sünni kardeşimin Alevi, ne de Alevi kardeşimin Sünni olmasına gerek yoktur. İslam dünyasını birbirine karşı kışkırtarak kardeşin kardeşle çatıştığı bir coğrafya haline getirmek için korkunç bir niyet var. Ve maalesef bu hedeflere bir noktaya kadar ulaştılar. İşte biz bu tehlikeli oyunu gördük ve arkadaşlarımızla yola çıktık ve dedik ki: “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak.”
Zaten Ehl-i Beyt nefesiyle Anadolu’ya gelen Hacı Bektaş-ı Veli’nin de misyonu bu değil miydi? Dün Hacı Bektaş, birbirinden tamamen zıt olan insanları Ehl-i Beyt’in nefesiyle yetiştirip Türk milletini oluşturdu, bugün neden aynı Allah’a ve Peygambere iman eden, aynı Ehl-i Beyt’e gönül veren, aynı kıbleye yönelen, aynı kitabı kabul eden ve aynı millete mensup olan bizler bir ve beraber olmayalım?
İşte Prof. Dr. Haydar Baş’ın Hacıbektaş’ta vermek istediği mesaj buydu. Bu sebeple Hacıbektaş’ta toplandık, bu sebeple sempozyumun ismi “Birlik ve Beraberliğimiz için Ehl-i Beyt” idi.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 'Milli Ekonomi Modeli refah artışını toplumsal tabana yayar' / 21.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026

























































