Kelkit Vadisi’nin şifalı incisi: Reşadiye’nin dünü ve bugünü
Tokat’ın en doğusunda, Kelkit Çayı’nın bereketli sularıyla hayat bulan Reşadiye, hem Osmanlı’dan miras kalan ismiyle hem de binlerce yıllık yerleşim geçmişiyle Anadolu’nun saklı hazinelerinden biri
23.02.2026 00:10:00
Abdülkadir Gündoğdu
Abdülkadir Gündoğdu





Tokat'ın en doğusunda, Kelkit Çayı'nın bereketli sularıyla hayat bulan Reşadiye, hem Osmanlı'dan miras kalan ismiyle hem de binlerce yıllık yerleşim geçmişiyle Anadolu'nun saklı hazinelerinden biri.
Kaplıcalarından kanyonlarına, mutfağından tarihine kadar Reşadiye, keşfedilmeyi bekleyen dev bir açık hava müzesi gibi.

1. Kuruluş ve Tarihi Serüven: Bir Padişahın İsmiyle Doğuş
Reşadiye'nin temelleri aslında çok eski devirlere, Hititlere ve Pontus Krallığı'na kadar uzanır. Ancak modern ilçenin kimliği Osmanlı'nın son döneminde şekillenmiştir.
İsim Hikayesi: Eski adı İskefsir olan yerleşim, 1906 yılında ilçe merkezi yapılmış ve o dönemin padişahı Sultan V. Mehmed Reşad'ın onuruna "Reşadiye" adını almıştır.

Stratejik Konum: İpek Yolu güzergahında bulunması, burayı tarih boyunca hem askeri hem de ticari bir geçiş noktası yapmıştır. 1939 Erzincan Depremi'nde büyük hasar görse de küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.

2. Tarihi Eserler: Geçmişin Sessiz Tanıklarını Keşfedin
İlçede tarih meraklıları için görülmeye değer birçok nokta bulunmaktadır:
İskefsir Kalesi: Savunma amaçlı inşa edilen bu kale, bölgenin hakim tepelerinden birinde yer alarak tarihe tanıklık eder.
Tarihi Camiler ve Türbeler: Özellikle Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan yerel mimari örnekleri, ilçenin manevi iklimini yansıtır.
Eski Yerleşim Kalıntıları: Civar köylerde bulunan kaya mezarları ve antik yerleşim izleri, bölgenin çok katmanlı tarihini kanıtlar niteliktedir.

3. Doğal Güzellikler: Mavinin ve Yeşilinin Dansı
Reşadiye, doğa tutkunları için tam bir cennet vaat ediyor:
Reşadiye Kaplıcaları: İlçenin dünyaca ünlü termal suları, 48-52 derece sıcaklıkta olup romatizma ve kireçlenme gibi hastalıklara şifa sunar.

Zinav Gölü ve Kanyonu: Ormanlarla çevrili bu krater gölü, huzur arayanların ilk durağıdır. Yanı başındaki Zinav Kanyonu ise doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için eşsiz manzaralar sunar.
Kelkit Çayı: İlçenin can damarı olan bu nehir, sunduğu manzara ve etrafındaki mesire alanlarıyla ilçeye hayat verir.

4. Reşadiye Mutfağı: Lezzet Durakları
Karadeniz ve İç Anadolu mutfağının kesişim noktasında yer alan Reşadiye'de sofralar oldukça zengindir:
Tokat Kebabı: Reşadiye usulü yorumuyla, kuzu eti ve taze sebzelerin buluştuğu bu lezzet sofraların baş tacıdır.
Keşkek: Özellikle düğün ve bayramların vazgeçilmezi olan, dövülmüş buğday ve etin muazzam uyumu.

Zile Pekmezi ve Köme: Bölgenin meşhur üzümlerinden elde edilen enerji deposu atıştırmalıklar.
Bakla Dolması: İç bakla ve kaburga etiyle pişirilen, yöreye özgü bir gastronomi klasiği.
Reşadiye, sadece bir ilçe değil; bir yanıyla şifa dağıtan bir sağlık merkezi, diğer yanıyla tarihin tozlu sayfalarından fırlamış bir kültür durağıdır. Eğer yolunuz D-100 karayoluna düşerse, bu şifalı topraklara uğramadan geçmeyin.
Kaplıcalarından kanyonlarına, mutfağından tarihine kadar Reşadiye, keşfedilmeyi bekleyen dev bir açık hava müzesi gibi.

1. Kuruluş ve Tarihi Serüven: Bir Padişahın İsmiyle Doğuş
Reşadiye'nin temelleri aslında çok eski devirlere, Hititlere ve Pontus Krallığı'na kadar uzanır. Ancak modern ilçenin kimliği Osmanlı'nın son döneminde şekillenmiştir.
İsim Hikayesi: Eski adı İskefsir olan yerleşim, 1906 yılında ilçe merkezi yapılmış ve o dönemin padişahı Sultan V. Mehmed Reşad'ın onuruna "Reşadiye" adını almıştır.

Stratejik Konum: İpek Yolu güzergahında bulunması, burayı tarih boyunca hem askeri hem de ticari bir geçiş noktası yapmıştır. 1939 Erzincan Depremi'nde büyük hasar görse de küllerinden yeniden doğmayı başarmıştır.

2. Tarihi Eserler: Geçmişin Sessiz Tanıklarını Keşfedin
İlçede tarih meraklıları için görülmeye değer birçok nokta bulunmaktadır:
İskefsir Kalesi: Savunma amaçlı inşa edilen bu kale, bölgenin hakim tepelerinden birinde yer alarak tarihe tanıklık eder.
Tarihi Camiler ve Türbeler: Özellikle Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan yerel mimari örnekleri, ilçenin manevi iklimini yansıtır.
Eski Yerleşim Kalıntıları: Civar köylerde bulunan kaya mezarları ve antik yerleşim izleri, bölgenin çok katmanlı tarihini kanıtlar niteliktedir.

3. Doğal Güzellikler: Mavinin ve Yeşilinin Dansı
Reşadiye, doğa tutkunları için tam bir cennet vaat ediyor:
Reşadiye Kaplıcaları: İlçenin dünyaca ünlü termal suları, 48-52 derece sıcaklıkta olup romatizma ve kireçlenme gibi hastalıklara şifa sunar.

Zinav Gölü ve Kanyonu: Ormanlarla çevrili bu krater gölü, huzur arayanların ilk durağıdır. Yanı başındaki Zinav Kanyonu ise doğa yürüyüşü ve fotoğrafçılık için eşsiz manzaralar sunar.
Kelkit Çayı: İlçenin can damarı olan bu nehir, sunduğu manzara ve etrafındaki mesire alanlarıyla ilçeye hayat verir.

4. Reşadiye Mutfağı: Lezzet Durakları
Karadeniz ve İç Anadolu mutfağının kesişim noktasında yer alan Reşadiye'de sofralar oldukça zengindir:
Tokat Kebabı: Reşadiye usulü yorumuyla, kuzu eti ve taze sebzelerin buluştuğu bu lezzet sofraların baş tacıdır.
Keşkek: Özellikle düğün ve bayramların vazgeçilmezi olan, dövülmüş buğday ve etin muazzam uyumu.

Zile Pekmezi ve Köme: Bölgenin meşhur üzümlerinden elde edilen enerji deposu atıştırmalıklar.
Bakla Dolması: İç bakla ve kaburga etiyle pişirilen, yöreye özgü bir gastronomi klasiği.
Reşadiye, sadece bir ilçe değil; bir yanıyla şifa dağıtan bir sağlık merkezi, diğer yanıyla tarihin tozlu sayfalarından fırlamış bir kültür durağıdır. Eğer yolunuz D-100 karayoluna düşerse, bu şifalı topraklara uğramadan geçmeyin.



























































