2005 yılında İstanbul'da düzenlenen ilk uluslararası kongre ile dünyaya tanıtılan ve hakkında 10 kongre yapılan Milli Ekonomi Modeli'nin Viyana'da yapılan tarihi kongresi, modelin tüm zamanlara hitap eden, zaman geçtikçe demode olmayan, güncel sorunlara bile çözüm üreten dinamik bir model olduğunu bir kez daha gösterdi.
7-8 Şubat tarihlerinde Viyana Teknik Üniversitesi'nde gerçekleştirilen 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ne katılan bilim insanları dünyanın dört bir yanından, 21 ülkeden iştirak ettiler.
Her ne kadar 50'den fazla bilim insanı kongrede bizzat tebliğ sunsa da tebliğlerin hazırlanmasına iştirak eden bilim insanlarıyla beraber bu sayı 80'inin üzerine çıkıyor. Dünkü yazımızda bu bilim insanlarının isimlerini, hangi ülkelerden ve üniversitelerden iştirak ettiklerini ve konularını sizlere aktarmıştık.
Kongrede, katılan bilim insanlarının ülke bayrakları yan yana sergilenmişti. Bu manzarayı görünce kongrenin sanki bir Birleşmiş Milletler toplantısı gibi olduğunu hissediyorsunuz.
Katılımlar çok farklı ülkelerden ve kültürlerden olsa da, herkesin ortak bir derdi vardı. Kapitalist ekonomi anlayışı dünya genelinde insanları aç ve yoksul bırakmıştı. Ülkelerin ve halkların sömürülmesine neden oluyordu. Bu kölelik ve sömürü düzeninden kurtulmak için bir çözüm gerekiyordu, işte bu çözüm Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ydi.
Bilim insanları, Milli Ekonomi Modeli'ni okudular, hayran kaldılar, özümsediler ve modelin kendi sahalarında olan bölümlerine yönelik sunumlar hazırladılar.
Kimisi tarımsal desteklerin ekonomik büyümeye etkisi üzerinde araştırma yaptı.
Kimisi milli paranın üretim, tüketim ve egemenliğe etkisini inceledi.
Kimisi faiz-enflasyon ilişkisini ortaya koydu.
Kimisi kaynakların sınırsız olduğuna dair bilimsel gerçekleri aktardı.
Kimisi faiz oranlarının sanayi üretimine etkisini araştırdı.
Kimisi milli para ve döviz kuru istikrarını ele aldı.
Kimisi gelir dağılımındaki adaletsizliği ve bunun çözümünde sosyal devlet uygulamalarını araştırdı.
Kimisi küreselleşmenin etkileri ve milli devletlerin bağımsızlık arayışını değerlendirdi.
Kimisi Atatürk döneminin milli ekonomik anlayışıyla, Milli Ekonomi Modeli'nin çözümlerini ortaya koydu.
Kimisi milli paralarla ticaretin, kapitalist para politikalarını sınırlandırmasını ele aldı.
Kimisi vatandaşlık maaşı uygulamasının çalışanlar üzerindeki pozitif etkilerini araştırdı.
Kimisi yapay zeka, dijital dönüşüm konularına odaklandı.
Kimisi devletin ekonomideki rolüne değindi.
Kimisi tarımsal üretim, iklim belirsizliği ve kamu desteğini araştırdı.
Kimisi tüketimin ekonomideki rolü, emek, inovasyon ve sosyal adaleti ele aldı.
Kimisi dolarizasyon ve enflasyon ilişkisini araştırdı.
Kimisi doğal afetlerde sosyal devletin önemini inceledi.
Kongre sunumlarında daha birçok konu ele alındı. Ama burada benim en çok dikkatimi çeken husus, bütün bu araştırmaların Milli Ekonomi Modeli perspektifiyle yapılmasıydı ve yapılan ampirik çalışmalar hep Milli Ekonomi Modeli'nin bilimsel açılımı şeklindeydi.
Örneğin, Malatya Turgut Özal Üniversitesi'nden M. Paşa Gültaş, "Milli Ekonomi Modeli'nde insan kaynakları devrimi: 'Vatandaşlık Maaşı'nın psikolojik sermaye ve örgütsel direnç üzerindeki etkisi" konulu bir sunum yaptı.
Şirketler üzerinde yaptıkları ampirik çalışmaların sonuçlarını paylaştı. Şirketlerde çalışanların vatandaşlık maaşı verilmesi durumunda yaptıkları işlerdeki motivasyonunu araştırdı. Araştırma sonuçlarının grafiklerini tebliğinde paylaştı.
Sonuçlar dikkat çekiciydi. Çalışanlar, vatandaşlık maaşı almadığı halde, alacağını öğrenmesi durumunda bile performanslarında ciddi artışlar gözlemlendi. Diğer ifadeyle çalışanların vatandaşlık maaşı ile kendilerini güvende hissetmeleri, işe daha fazla konsantre olmalarına vesile oldu.
Gültaş'ın bu ampirik çalışması, vatandaşlık maaşı uygulamasının, insanları çalışmaktan uzak tutmayacağını, bilakis onları çalışma konusunda daha fazla motive ettiğini gösterdi.
Kongrede kapanış konuşmasını yapan Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni anlatan şu sözleriyle bitirelim:
"Milli Ekonomi Modeli, değişen dünyaya söylenmiş bir söz değildir. Milli Ekonomi Modeli, dünyayı değiştiren bir sözdür. Bu model, krizlere uyum sağlamak için değil, kriz üreten düzeni ortadan kaldırmak için yazılmıştır. Ekonomiye makyaj yapmak için değil, yeni bir ekonomik düzen kurmak için yazılmıştır."
Kongre değerlendirmelerimize devam edeceğiz.
- 12. MEM Kongresi için Buhara’dan davet / 20.02.2026
- Dünyada barış ve huzur MEM ile sağlanır / 19.02.2026
- Bilim insanları Viyana’da ‘MEM’ dedi / 18.02.2026
- ‘Talep olmazsa arzın hiçbir anlamı yoktur’ / 17.02.2026
- "Milli Ekonomi Modeli bir zorunluluktur" / 14.02.2026
- BTP lideri Hüseyin Baş’ın kongre konuşması tarihi bir manifestoydu / 13.02.2026
- Milli Ekonomi Modeli ‘dinamik’ bir model / 12.02.2026
- 11. MEM Kongresi, tebliğ hazırlayan ve sunan bilim insanları, konular / 11.02.2026
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026

























































