logo
07 NİSAN 2026

'Bizim Esed'i yenmek gibi bir derdimiz yok'

Erdoğan: Bizim Esed’i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki. Eğer Türkiye’de muhalefet olayı böyle bir noktaya taşıyorsa bu muhalefetin hem kalitesini hem de gramını ortaya koyar.

19.08.2022 13:22:00
'Bizim Esed'i yenmek gibi bir derdimiz yok'
'Bizim Esed'i yenmek gibi bir derdimiz yok'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Zaporijya Nükleer Santraline ilişkin, "Zelenskiy bizden Rusya'nın buradaki bütün mayın ve benzeri döşemeleri söküp alması ve bunun süratle ürkütücü olmaktan çıkmasını özellikle istedi." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin davetine icabetle Lviv'e yaptığı çalışma ziyaretinin, savaşın başlamasının ardından Ukrayna'ya gerçekleştirdiği ilk seyahat olduğunu anımsatan Erdoğan, Zelenskiy'le yaptığı görüşmelerde ikili ilişkileri tüm veçheleriyle ele aldıklarını söyledi.

Yaklaşık altı aydır devam eden savaşın, görüşmelerin ana konusunu teşkil ettiğini dile getiren Erdoğan, "Dayanışmamızın, Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizin süreceğini kendisiyle bir kez daha paylaştım. Savaşın diplomasi ve müzakereler yoluyla çözümü için elimizden gelen katkıyı sağlamaya devam edeceğimizi de ifade ettim. Aynen Soçi ziyaretimde Sayın Putin'e söylediğim gibi, Sayın Zelenskiy'e de aralarındaki görüşmeye ev sahipliği yapabileceğimizi hatırlattım." diye konuştu.

Ayrıca ziyaret sırasında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de katılımıyla üçlü bir toplantı yaptıklarını anımsatan Erdoğan, üçlü görüşmede, Ukrayna tahılının ihracı amacıyla kurulan mekanizmanın faaliyetlerinin artırılarak sürdürülmesi için atılabilecek adımlar üzerinde durduklarını belirtti.

Erdoğan, bu görüşmede, diplomatik sürecin canlandırılması için uluslararası toplumun daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine işaret ettiğini aktardı.

Ziyareti vesilesiyle savaşın Ukrayna'da neden olduğu fiziki yıkımın boyutlarını ve Ukrayna'ya yardımları da masaya yatırdıklarını ifade eden Erdoğan, "Bugüne kadar olduğu gibi Ukrayna'nın yeniden imarı sürecinde de Türkiye'nin yanlarında olacağını ifade ettim. Sayın Zelenskiy de gerek ülkemizin güçlü desteği gerekse diplomatik çabaları karşısında memnuniyetini dile getirdi." ifadelerini kullandı.

Ziyaret vesilesiyle Ticaret Bakanlığı ile Ukrayna Altyapı Bakanlığı arasında bir iş birliği muhtırası imzalandığını belirten Erdoğan, "Muhtıra, Ukrayna'nın yeniden imarı çalışmalarında bizlere rehberlik edecektir." dedi.

Stratejik ortak Ukrayna ile iş birliğinin daha da güçlendirilmesi için her düzeyde temasları sürdürmek konusunda mutabık kaldıklarını aktaran Erdoğan, görüşmelerin, bölge için, küresel barış ve istikrar için hayırlara vesile olmasını diledi.

- "Bu seneki BM Genel Kurulu biraz farklı olacak"

Savaşın başından beri inisiyatif aldığı Putin, Zelenskiy ve Guterres ile görüşmeler yaptığını hatırlatılan ve "Önümüzde BM Genel Kurulu var. Siz açıklamanızda atıfta bulundunuz. Ukrayna'daki üçlü görüşmenin odak noktasında savaşın nasıl nihayete erdirilebileceğinin olduğunu söylediniz. BM Toplantısı'na kadar bu yönde bir sonuç bekliyor musunuz' Zelenskiy'den aldığımız izlenim nedir'" soruları üzerine Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şu anda tabii bir savaş süreciyle karşı karşıyayız. Bu savaş sürecinde bir matematik olayı yok. Yani iki kere iki dört diyemezsiniz, şu zaman bu bitecek diyemezsiniz çünkü süreç çok acımasız ilerliyor. Bizim bugün Lviv'e gelmemiz ve Lviv'de özellikle bu görüşmeyi yapmak isteyişimizin tabii ki bir nedeni var. Aynı görüşmeyi Soçi'de, Rusya'da Sayın Putin'le yaptık. Burada da bu şekilde gerçekleştirmiş olduk. İyi de oldu. Guterres de buraya geldi. Guterres bizden sonra Kiev'e geçti. Kiev'de ayrıca çalışmalarına devam ettiler. Tabii bu seneki BM Genel Kurulu biraz farklı olacak. Bu konuda ilgili arkadaşlardan aldığımız bilgiler katılımın daha üst düzeyde olacağı istikametinde. Tabii bunu BM Genel Kurulu'nda göreceğiz. Orada verilecek mesajlar çok çok anlamlı. Gerek Türkiye olarak bizim vereceğimiz gerek diğer ülkelerin vereceği mesajlar çok çok önemli. Onun için hazırlıklarımızı buna göre yapmak, adımlarımızı da buna göre atmak durumundayız. Tabii sahada yaşanan gelişmelere bakıldığında, birçok noktada adeta bir kesinti mekanizması olmuş durumda. Ummadığımız, beklemediğimiz kesintiler oldu. Onun için ben bu BM Genel Kurulu'nu biraz farklı yaşayacağımızı zannediyorum."

- "Bir tehdit unsuru"

Avrupa'nın en büyük nükleer enerji santrali Zaporijya ile ilgili uyarılar yapıldığı anımsatılarak "Siz de 'Yeni bir Çernobil istemiyoruz.' diye vurgu yaptınız. Türkiye, tahıl koridorunda olduğu gibi nükleer enerji santraliyle ilgili de güvenliği sağlamak ve çevresindeki çatışmaları durdurmak adına devreye girer mi'" sorusuna karşılık Erdoğan, Zaporijya konusunun rastgele bir konu olmadığını söyledi.

Birinci derecede Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun bu işin yakın takibinde olması ve neler yapılması gerektiği hususunda belli bir yükü üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Burada şu an itibarıyla içeride Ukrayna'nın bu alanda etkin ve yetkin elemanları bulunuyor. Zelenskiy bizden şunu özellikle istedi, Rusya'nın buradaki bütün mayın ve benzeri döşemeleri söküp alması ve bu hususun süratle ürkütücü olmaktan çıkması çünkü bir tehdit unsuru. 'Çernobil'i yaşamak istemiyoruz.' derken biraz da onu kastettim. Bu konuyu Sayın Putin'le de görüşüp, dünya barışı için önemli bir adım olarak bu konuda Rusya da üzerine düşeni yapmalıdır diye bunu kendisinden özellikle isteyeceğiz. Bu adımı atmaları gerekiyor. Zaporijya'da Ukrayna'nın hem kendi teknik elemanları hem kendi askerleri var. Bu teknik elemanlar ve askerlerle orayı koruma altına almış vaziyetteler."

- "Anbean ne gerekiyorsa bunu yapacak güçteyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olduğunuz yönünde açıklamalar yaptınız. 'Suriye'de muhalefet ile rejimin uzlaşması lazım. Rejim askeri çözüm istiyor ama çözümün nihayeti siyasi çözümdür' diye biz bunu deklare ediyoruz. Bu sözün gereği olarak Astana ve Cenevre süreçleri örnek gösterilmesine rağmen, Sayın Dışişleri Bakanı bu konuda açıklamayı yinelediğinde, Türkiye'de 'Türkiye Esed'i yenemedi şimdi anlaşmak için zemin hazırlıyor' şeklinde özellikle muhalefetin bir algısı oluştu. Hem Suriye konusundaki son durumu öğrenmek istiyoruz hem de muhalefetin bakış açısını değerlendirmenizi istiyoruz'" sorusunu da yanıtladı.

"Bizim Esed'i yenmek, yenmemek gibi bir derdimiz yok ki. Eğer Türkiye'de muhalefet olayı böyle bir noktaya taşıyorsa bu muhalefetin hem kalitesini hem de gramını ortaya koyar." diyen Erdoğan, Suriye'de atılan bütün adımlarla, özellikle Suriye'nin kuzeyinde Fırat'ın doğusu ve batısından Akdeniz'e kadar olan bölgede Ruslarla yürütülen çalışmalarda terörle bir mücadele olduğunu hatırlattı.

Terörle olan mücadeleyi de burada birlikte sürdürdüklerine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunların belli bölümünü Ruslarla beraber yaparken belli bölümünü de kendi askerimizle, güvenlik güçlerimizle yürütüyoruz. Hep söylüyorum, demokraside en önemli hasletlerden bir tanesi güçlü muhalefettir. Tabii bizim güçlü bir muhalefetimiz yok. Sıkıntı burada. Yani Suriye'de ne oluyor ne bitiyor haberleri yok. Biz ise ta Obama döneminden alalım, orada verdiğimiz mücadeleyi şu anda da aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bizim 'bir gece ansızın gelebiliriz.' ifademiz boşuna değil. Vakti saati geldiğinde bu yapılır. Ama şunu da söyleyeyim, bir defa Türkiye'ye kimse 'Böyle bir şeye hazır mısın'' sorusunu sormasın. Biz bütün bu işlere hazırlıklıyız. Hazırlıklı olduğumuz gibi de anbean ne gerekiyorsa bunu yapacak güçteyiz."

ABD'nin şu anda bölgeye binlerce tır silah, mühimmat, araç, gereç yığdığını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu yığmayı da kimlere yapıyor' Tamamen terör örgütlerine. ABD şunu söyleyemez, 'Ben terörü beslemedim.' diyemez. Terörü Suriye'de birinci derecede besleyen ABD ve koalisyon güçleridir, bunu acımasız yapmışlardır ve hala da yapıyorlar. Oradan bıkmadılar, bir de Irak'ta aynı beslemeyi yaptılar. Kime' Yine terör örgütlerine. Eğer bugün Irak'ta bir huzursuzluk varsa altında maalesef yine Amerika yatıyor. Ve bu terör örgütlerinin ileri gelenleriyle Beyaz Saray'da görüşme yapacak kadar ileri gidiyorlar. Biz bunların hepsini biliyoruz. Bunlar var. Aynı şekilde Rusya rejimle bir dayanışma içinde. Kendileriyle bu yaptığım ziyarette bu konuları da görüştük. Bunu artık bir yere oturtmamız lazım dedim. Rusya ile öyle bir dayanışma yapalım ki Suriye'de, özellikle Suriye'nin kuzeyinde, doğusu batısı fark etmez, buralarda terörle bir mücadele gerçekleştirelim. Şimdi hep soruyoruz, bu teröristler kaynağı nereden buluyor' İşte şu anda Kamışlı'daki kalitesiz petrolü çıkartan teröristler. Peki kim alıyor bunu' Rejim alıyor. Para kaynağı rejimde. Bunlar alıyor. Bütün bu gerçekler ortada. Bir diğer taraftan da sürekli olarak buralarda İran'ın hesapları var. Bu hesaplar da önümüzde. Biz istiyoruz ki buradaki süreci daha fazla uzatmayalım. Bizim Suriye'nin topraklarında gözümüz yok çünkü Suriye'nin halkı bizim kardeşlerimiz. Orada bizim öyle bir derdimiz yok. Onların topraklarının bütünlüğü bizim için önem arz ediyor. Rejim bunun idraki içinde olmalı."

Bunları da yine aynı şekilde Putin'le Soçi ziyaretinde görüştüklerini aktaran Erdoğan, "Temennim odur ki inşallah önümüzdeki dönemle ilgili Suriye'de hem anayasa bir an önce yapılır, bu iş sağlama bağlanır hem de halkın bütün bu noktadaki sıkıntılarını giderecek adımlar atılır. Şu anda oradan hicret edenler, iltica edenlerin ağırlığı bize geldi. 4 milyon insanı biz ülkemizde ağırlıyoruz. Bütün bunları ağırlarken rejimle sürekli savaş halinde olalım diye mi bunu yapıyoruz' Hayır. Suriye halkıyla özellikle inanç değerleri noktasındaki bağlarımız sebebiyle bunu yapıyoruz. Bundan sonraki süreç belki çok daha hayırlı olacaktır." dedi.

- "Diplomasiyi tamamen devre dışı bırakamazsınız"

Erdoğan, "Bu tartışmalar devam ederken Sayın Devlet Bahçeli'nin bir açıklaması dikkati çekti. Suriye'nin kuzeyinde yürütülen terörle mücadeleye gönderme yaparak 'Siyasi diyalog görüşmelerinin ya da Suriye ile temasın siyasi diyalog mertebesine çıkarılması ciddiyetle ele alınmalı.' ifadesini kullandı. Bu sözleri nasıl değerlendirirsiniz'" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Şunu bir defa bilmemiz, kabullenmemiz gerekir. Devletler arasında hiçbir zaman siyasi diyalog veya diplomasi kesip atılamaz. Her zaman her an bu tür diyaloglar olur, olmalıdır. Hatta bir söz var, 'İplikle de olsa bağı koparmayın, o bağ devam etsin. Gün olur lazım olur.' Şimdi biz mesela bölgede Mısır'la alt düzeyde, bakanlarımız seviyesinde temaslarımızı devam ettiriyoruz. Bu ilişkiler durup dururken olmuyor. Diplomasiyi tamamen devre dışı bırakamazsınız. Diplomasiye ne denli ihtiyacımız olduğunu bütün dünya gördü. Biz her zaman çözümün parçası olduk. Suriye sorununu çözmekle ilgili elimizi taşın altına biz koyduk. Hedefimiz, bölgesel barış oldu, ülkemizi bu krizin ağır tehditlerinden risklerinden korumak oldu."

- "Arkadaşlarımız sürekli görüşme halindeler"

Suriye'nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik yapılması planlanan yeni harekata ilişkin, "Şimdi Türkiye sahada varlık gösterirken aslında diplomatik ayağı, işin diplomasi boyutunu hiç bırakmıyor. Biz biliyoruz ki Amerikalı muhataplara olduğu gibi Rus muhataplara da PKK terör örgütünün faaliyetleri ve Türkiye'nin sınır güvenliğini nasıl tehdit ettiğiyle ilgili zaman zaman bilgilendirmeler yapıyorsunuz. Bu bilgilendirme sonucunda Rusya'nın PKK/YPG'ye karşı bakışında bir değişiklik oldu mu' Bir de özellikle PKK'ya yakın kaynaklar ve medya organları beklenen 5'inci harekatla ilgili olarak, bunu bir Rus ihaneti, Rusların ihaneti gibi değerlendiriyorlar. Bununla ilgili bir yorumunuz olur mu'" sorusu üzerine de Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şu anda Suriye'de attığımız her adımda bir defa biz güvenlik güçlerimiz, istihbaratımız, Milli Savunma Bakanlığımız olarak Rusya'yla irtibat halindeyiz. Arkadaşlarımız sürekli onlarla görüşme halindeler. Ben de Sayın Putin'le görüşmeler yapmak suretiyle 'Bu süreci sağlama bağlayalım.' diyoruz. İşte örneğin son Soçi seyahatimde Suriye bizim için önemli bir görüşme konusuydu, gündem maddesiydi. Şu anda yine buradaki terör olaylarıyla alakalı gerek ben Putin'le gerek Dışişleri Bakanı'm ve Savunma Bakanı'm muhataplarıyla görüşmeleri devam ettiriyoruz. Bundan sonraki süreçte de zaten devam ettireceğiz. Mesela gönül arzu ederdi ki İran'la da oradaki bu çalışmaları daha etkin yürütelim ama bu olmadı. Biz de şu anda Rusya'yla olan bu dayanışmamızı, birlikteliğimizi aynı kararlılıkla devam ettiriyoruz. Bundan sonraki süreçte de yine aynı şekilde devam ettireceğiz."

Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik

Ekrem İmamoğlu'nun "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklindeki sözleri hakkında duruşma savcısı "Ekrem Bey dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi. Duruşmada bu sözler üzerine tartışma yaşandı

07.04.2026 11:47:00
İHA
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında gerginlik
İBB davasının ilk duruşmasının 17. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen duruşmada, duruşma savcısı Ekrem İmamoğlu'na soru sordu. Duruşma savcısı "Dün bir beyanda bulunmuşsunuz iddia makamı hakkında. İddia makamı hakkında söyledikleriniz doğru mu' Bu sözleri kabul etmiyoruz. Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" dedi.

Dün görülen duruşmada "Bu dosyada tek suç örgütü var, iddia makamıdır" şeklinde söylemde bulunan ve hakkında 'kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret' suçundan resen soruşturma başlatılan Ekrem İmamoğlu ise "Kabadayılık bu" şeklinde cevap verdi. Ardından Ekrem İmamoğlu'nun avukatları da savcıya tepki gösterdi. Tartışma yaşanması üzerine mahkeme başkanı duruşma savcısına kişisel münakaşaya girmemesi gerektiğini söyledi.

Mahkeme başkanı daha sonra İBB'de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel'i kürsüye çağırdı. Sanık Yüksel'in çapraz sorgusunda, Ekrem İmamoğlu söz aldı.

İmamoğlu, Yüksel'e iddianamede örgüt yönetici olarak yer alan sanık Hüseyin Gün'ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel'in "Hayır" cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, "Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Niçin burada olduğunu biliyorum o yüzden rahatım. Bu çalışma arkadaşım 6-7 aydır iddia makamı yüzünden evlatlarından uzak. İddia makamının vesile olduğu casusluk davasını yazan da aynı iddia makamı. Bu bir siyasi davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır. İftiraname siyasi bir şeye dönüştürülmüştür, az önceki harareti de ben ona bağlıyorum" dedi.

Duruşma Emrah Yüksel'in çapraz sorgusu ile sürüyor.

Üsküdar Belediyesi'ne operasyon

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı

07.04.2026 10:47:00
AA
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
Üsküdar Belediyesi'ne operasyon
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Soruşturma Bürosu koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışmalar neticesinde, Üsküdar Belediye binası içerisinde, belediye iştiraki olan Kent AŞ Genel Müdürü N.A'ya, yapı ruhsatı ve iskan ruhsatının verildiği birimler olan İmar ve Şehircilik Müdürlüğü ile Yapı Kontrol Müdürlüğü arasında bir oda tahsisinin yapıldığı ve N.A'nın oda isimliğinde de "başkan yardımcısı" ünvanını kullandığı belirlendi.

Şüpheli N.A'nın çok sayıda resmi organizasyonda ve programda "belediye başkan yardımcısı" olarak sunulduğu, gerçekte sunulmayan bir hizmetin karşılığında görev ve yetkisi bulunmayan Üsküdar Belediyesi iştiraki Kent AŞ'nin paravan olarak kullanılmak suretiyle yapı ruhsatı sürecinde müteahhitlerden yasa dışı gelir elde edildiği ve yapı ruhsatı için sorumlu belediye biriminin İmar ve Şehircilik Müdürlüğü olduğu, buna rağmen müteahhitler ile Kent AŞ arasında yapı ruhsatı verilmesine ilişkin görüşmelerin gerçekleştirildiği tespit edildi.

Yapı ruhsatı verilmesi sürecinde yetkileri olmamasına karşın Kent AŞ görevlilerinin, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü görevlilerini denetlediği, Müdürlüğün yapı ruhsatı başvurularında hangi başvuruların ilerletileceği, hangi başvuruların askıya alınacağı yönündeki talimatlarını öğrenebilmeleri için kriptolu-kapalı devre iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yapılarak excel tablosu oluşturulduğu ve renklendirme metoduna göre de yapı ruhsatını verecek yetkili birim olan Müdürlükçe kendilerine başvuru yapan müteahhitin ilgili ada parseli karşısında mail içeriğindeki ilgili satırın renklendirilmesine göre işlemlerin ilerletildiği ya da işlem tesis edilmediği öğrenildi.

Kent AŞ ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü arasında kripto ve kapalı devre iletişim ağı olan mail içeriğindeki excel listesinde ada parsellerin bulunduğu, her satırın karşısına mavi, kırmızı, yeşil ve turuncu olacak şekilde renklendirme yapıldığı ve renklendirme metoduna göre kodlanan iletişim ağı doğrultusunda ada parsellerin bulunduğu tespit edilen dosyalarda, "mavi" renkte olmasının anlaşmanın sağlandığı ve işlerin yürütülmesi gerektiği, "kırmızı" renkte olmasının anlaşmanın sağlanamadığı, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "yeşil" renkte henüz görüşmenin gerçekleşmediği, işlemlerin yürütülmemesi gerektiği, "turuncu" renkte ise ilgilisiyle görüşme yapıldığı ancak işin resmiyete dökülmediği, yeni bir talimat verilmesi durumunda işlemlerin ilerletilmesi anlamına geldiği belirlendi.

Soruşturma kapsamında, mimari projeye göre değil, talep edilen tutarın yatırılıp yatırılmamasına göre yapılan renklendirmeye istinaden işlem tesis edilerek yapı ruhsatı verildiği, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise belediyenin Yapı Kontrol Müdürlüğü olmasına karşın iskan ruhsatı için müteahhitlerden hangi menfaatin ne şekilde talep edileceğine Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında yapılan toplantılarda karar verildiği, bu toplantılara iskan ruhsatını onaylayan Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de katıldığı tespit edildi.

Belediyede görevli mühendislerin iskan ruhsatı süreci işletilen inşaatların denetimlerini yaptıkları, bu denetimler sonucunda mevzuata aykırılıkları tespit ettikleri, bu tespitlere dair dijital verilerin yapı kontrol müdürlüğündeki görevli müdür ve teknik ekibi tarafından N.A'ya değerlendirme yapması noktasında toplantılarda sunulduğu, bu değerlendirmenin belediye binası içerisindeki N.A'ya tahsis edilen odada toplantı yapılması suretiyle gerçekleştirildiği ve bu toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı Deveci'nin de katıldığı bilgisine ulaşıldı.

Yapı Kontrol Müdürlüğündeki görevliler tarafından, toplantılarda her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre ve yine inşaatın yapıldığı yerin metrekare cinsinden değeri nazara alınarak iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği, yine bu toplantıda müteahhitin menfaati nasıl sağlayacağının kararlaştırıldığı, şüpheliler N.A. ve Deveci'nin kararı doğrultusunda ilgili müteahhit yapı kontrol müdürlüğüne davet edilerek iskan ruhsatı karşılığında toplantıda alınan karar uyarınca kendisinden veya iş takipçisinden menfaat talebinde bulunulduğu saptandı.

Söz konusu iddialara ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki belirtilen usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçu teşkil edecek eylemlere istinaden İstanbul ve Yalova'da 30 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda, aralarında Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci'nin de bulunduğu 20 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyonda çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı

Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Jandarma Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen soruşturma kapsamında ünlülere yönelik operasyon düzenlendi. Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın'nın da yer aldığı 9 kişi gözaltına alındı

07.04.2026 10:39:00 / Güncelleme: 07.04.2026 11:17:17
İhlas Haber Ajansı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
Ünlülere uyuşturucu operasyonu: 9 gözaltı
"Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak ya da Kullanmak" ile "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Temin Etmek" suçlarından yürütülen soruşturmada, elde edilen deliller, ihbar ve bilgiler doğrultusunda 9 şüphelinin söz konusu suçlara iştirak ettiği tespit edildi.

Beykoz Sulh Ceza Hakimliği'nden alınan karar doğrultusunda 07 Nisan 2026 tarihinde şüphelilere yönelik eş zamanlı yakalama, arama ve el koyma işlemleri gerçekleştirildi.

Haklarında işlem yapılan şüphelilerin Simge Sağın, İbrahim Çelikkol, Melek Mosso, Deha Bilimler, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Bengü Erden, Z. Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu ve İlkay Şencan olduğu öğrenildi.

Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları

Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır

07.04.2026 00:17:00
Haber Merkezi
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Katolik Kilisesinin, Türkler Üzerindeki Planları
Papalığın ve onun şahsında Katolik kilisesinin Türkler ve Türk vatanı üzerindeki hesaplarının çarpıcı misallerinden birisi Papalığın PKK ve lideri Öcalan konusunda aldığı tavırdır.

Roma'da bulunduğu zaman içerisinde Öcalan'a bizzat kiliseler tarafından sahip çıkıldığı kamuoyuna yansıyan bir hakikattir.

Yeni Mesaj Gazetesinin 23/11/98 tarihli haberinden şunları öğreniyoruz: "Kardinal Achilli Silvestrini Abdullah Öcalan'a siyasi sığınma hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Vatikan 'da Doğu Kiliselerinden sorumlu Kardinal, " Kendi bağımsızlığı ve düşünceleri için mücadele veren herkese siyasi sığınma hakkı tanınmalı" diye konuştu.

Kürt sorununun yalnızca Türkiye ve İtalya arasında bir mesele olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Kardinal, sorunun bütün Avrupa'yı ilgilendiren uluslararası bir konu olduğunu vurguladı.



Papa II. Jean Paul Noel konuşmasının bir bölümünde Kürt halkından da söz etti ve "Bütün dünyada özgürlük isteyen in­sanlar Allah'ın kuludur. Bir tek Allah bizi korumak için yaratılmıştır. Burada bulunan Kürt halkını da selamlıyorum" dedi.

3/12/98 Cumhuriyet Gazetesinde, Sn. Aytunç Altında! Öcalan '111 Papa 'ya mektubu üzerine bir değerlendirme yaptı. Altında yazısında:

"Aziz Peder, Hıristiyanlığa çok yakınım. Sizin şahsınıza ve dininize duyduğum saygı benim savaşımın ve düşüncelerimin merkezindedir."
Bu sözler bölücü terör örgütü PKK'nın başı Abdullah Öcalan'a aittir. Ve Papa il.  Jean Paul'e yazdığı mektupta yer almaktadır…

Şimdi sorumuz şudur: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketlerinin kiliselerle ne ilişkisi var?



İlkin şunu belirteyim: Kiliseler 1965'den bu yana Ortadoğu'daki Kürtçülük hareketleriyle ve 1983'den sonra da PKK ile çok yakından ilgilenmekteydiler. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve örgütlü etnik ve dinsel  ayırımcılığı esas alan istihbarat faaliyetlerini 1962'de Barış Gönüllüleri adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı uzmanlar başlatmışlardır.

Bunlar üç yıl süreyle bu bölgede yoğun misyonerlik faaliyetlerinde bulundular, birçok vatandaşımıza din değiştirme telinleri yaptılar, inanılmaz vaatlerde bulundular ve etnik ve dinsel ayırımcılığı körükleyecek bölgesel inanç farklılıklarını bilgi haline dönüştürerek ABD'deki çeşitli istihbarat birimlerine aktardılar. Bu gönüllülerin hazırladıkları raporların bir kısmı da doğrudan doğruya kiliselere gitti…

Son söz

Son söz: PKK ve ayrılıkçı Kürt hareketinin arkasındaki destekçilerin başında kiliseler vardır. PKK olayında hiç dikkat edilmeyen bu husus umarım bundan sonra dikkate alınır. Ortadoğu'daki kilise ve İslam harici fraksiyonlar çok uzun zamandır bir ittifak içindeler, benden uyarması". (Prof. Dr. Haydar Baş, Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler eseri yıl 1998 sh;77]

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor" dedi.

06.04.2026 19:16:00
İhlas Haber Ajansı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İsrail hükümeti savaşı sonlandırmaya yönelik her girişimi baltalıyor."

Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi

Şarkıcı Gülben Ergen, Zeytinburnu Sahili'nde anne ve kızın cesedinin bulunmasıyla ilgili sosyal medya hesabında yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan başlatılan soruşturma çerçevesinde savcılıkta ifade verdi. İfade sonrası açıklama yapan Ergen, "Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" dedi

06.04.2026 15:15:00 / Güncelleme: 06.04.2026 15:19:53
İHA
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Şarkıcı Gülben Ergen savcılıkta ifade verdi
Zeytinburnu Kazlıçeşme Sahilinde, 2 Mart tarihinde balık tutmaya gelen vatandaşlar tarafından cansız bedenleri bulunan F.Ç (30) ve kızı İ.Ş. (8) olayına ilişkin şarkıcı Gülben Ergen hakkında, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan soruşturma başlatıldı.

Ergen, Bakırköy Adalet Sarayına gelerek, 'şüpheli' sıfatıyla Basın Suçları Soruşturma Bürosunda ifade verdi. Yaklaşık 1 saat süren ifadesinin ardından Ergen, işlemlerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

"Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim"

Adliye önünde yaptığı açıklamasında annenin çağrısı üzerine paylaşımda bulunduğunu belirten Ergen, "Sosyal medyada bir paylaşımda bulundum. Bir annenin çağrısı üzerine. O anne, 'Gülben Hanım'a buradan çağrımdır, gelsin ne durumda olduğumuzu, çocuğumuzu yerinde görsün' dedi. Ramazan ayında anneyi evinde ziyaret ettim. Arkadaşlar anne ve kızı şu anda hayatta değiller. Can güvenliğimden korkuyorum diyen anne, kız şu anda hayatta değil. Ben bununla ilgili ifade veriyorum. Çok üzgünüm, kırgınım ama savcı bey, avukatımın da söylediği gibi son derece nezaketle, anlayışlı bir şekilde, ziyaretimi, ne zaman gittiğimi, ne konuştuğumu, ne gördüğümü sordu. Ben de ne yaşadığımı ve ne gördüğümü savcı beye dikkatle ve özenle anlattım. Kırgın ve üzgünüm. Ben Rojin Kabaiş için de adalet bekliyorum. Çocuklar, kadınlar ve kızlarla ilgili duyarlılığım devam edecek. Ben bu ülkenin sanatçısıyım, bu ülkenin vatandaşıyım, bu ülkede bir derneğin kurucusu ve başkanıyım. Çocuklar üzerine hassas bir kadınım. Bu hassasiyetim son bulmayacak. İçeride ifade verirken üzülmedim ve kırılmadım. Anlayışla bana soru soruldu, ben de anlayışla ve özenle cevap verdim ama unutmayalım ki bir anne ve kız hayatta değiller şu anda" şeklinde konuştu.

Ergen, açıklamalarının ardından, adliyeden ayrıldı. Öte yandan anne ve kızın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma devam ediyor.

Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme

Bahçelievler'de bıçaklanan Yonca Kölge'nin otel odasında ölü bulunmasına ilişkin gözaltına alınan eski eşi dahil olmak üzere 3 şüpheli gözaltına alındı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi

06.04.2026 14:54:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:57:43
İHA
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Otel odasında öldürülen genç kadın soruşturmasında yeni gelişme
Olay, 3 Nisan Cuma günü akşam saatlerinde Bahçelievler Mareşal Fevzi Çakmak 3. Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 3 Nisan Cuma günü saat 13.30 sıralarında Yonca Kölge (28), Salih B. ile birlikte otele giriş yapmış, odaya yerleştikten sonra Salih B., saat 17.55 sıralarında otelden tek başına ayrılmış, genç kadından haber almayan ailesi ise polisi aramıştı.

Genç kadının, Bahçelievler'de kaldığı oteli tespit edilmiş, otel odasında Yonca Kölge'nin cesedini bulmuştu.

3 yıl önce boşandıkları belirlendi

Yonca Kölge ile otele gelen şüpheli Salih B.'nin 'kasten yaralama' ve 'hırsızlık' suçlarından çok sayıda suç kaydı olduğu tespit edildi, cezaevinden izinli olarak çıktığı öğrenilen Salih B.'yi, "kasten öldürme" suçundan, Burhan B. ve Mehmet B. isimli şüpheliler ise "suçluyu kayırma" suçundan gözaltına alındı.

Salih B. ile Yonca Kölge'nin evli oldukları ve 3 yıl önce boşandıkları öğrenilm.

Gözaltına alınan 3 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasında talepler reddedildi. Duruşmaya ara verildi

06.04.2026 14:12:00 / Güncelleme: 06.04.2026 14:16:23
İHA
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlandı. Mahkemede avukatların talepleri mahkeme başkanı tarafından reddedildi.



"Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım"

Saat 9.40'ta başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, sanık Nevzat Bahtiyar'a bozma kararına itirazı olup olmadığını sordu. Bahtiyar, bu konuda bir şey söylemek istemedi. Mahkeme başkanı, Nevzat Bahtiyar'a olay günü ne yaptığı sorması üzerine Bahtiyar, öğleden sonra eve geldiğinde evinin sularının kesik olduğunu ardından bu durumu bildirmek için Salim Güran'ı aradığını aktardı. Bahtiyar, "Cinayetle hiçbir alakam yok, Salim Güran beni çağırdı. Tepeye gittim. Salimle birlikte Arif Güran'ın evine geldik. Narin'in cesedini orada gördüm. En sondaki soldaki oda sanırım. Bana bu cesedi götüreceksin dedi, ben götürmüyorum dedim. Sonra silah çekti beni ve oğlumu tehdit etti, önce oğlunu sonra seni öldürürüm dedi. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Ceset battaniyeye sarılıydı. Sonra bizim ahıra gittim, cesedi orada torbaya koydum. Sonra da arabaya koydum. Sonra Yüksel Güran'ı yukarda gördüm. Ağlıyordu. Sonra Salim Güran geldi. Battaniyeyi benden aldı. 'Cesedi parça parça et kimse görmesin' dedi. Sonra ben cesedi götürdüm. Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım. Eğer Salim Güran'ın dediğini yapsaydım, ceset olmazdı, ben de burada olmazdım. Ben sadece Salim Güran'ı gördüm. Cesedi arabaya götürdükten sonra Yüksel Güran'ı gördüm, ağlıyordu. O zaman ailem güvence altında olmadığı için o ifadem doğru değil. Mahkemedeki ifadem doğru. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Pişmanım. Cesedi aldığımda çocuk ölmüştü. Ben delilleri yok etmiş olsaydım burada olmazdım'' dedi.

"Jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum"

Bahtiyar'ın ardından söz alan Arif Güran, yeni keşif talebinde bulunarak, "Bu kadar eksik bir soruşturmada ben neye inanayım. Benim her şeyi öğrenmek hakkımdır. Bu insan 6 kez ifade değiştirdi. Bu adamın ifadesiyle benim ailem yok edildi. Benim kızım katledildi. İnsanda vicdan olursa birinden üzülür de söz eder. Bana diyorlar ki mahkeme ne diyorsa kabul et. Ben kabul etmiyorum. Burada Adalet mülkün temelidir deniyor. Ben bu acı ile yaşayamam. Ben keşif istiyorum, jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum. Nevzat Bahtiyar, tehdit edildiği için konuşmadığını söylüyor. Köyde bin 700 personel vardı. Bu adam 19 gün boyunca içimizdeydi, yanımda namaz kalıyordu. O kadar jandarma vardı, istihbarat elemanı vardı. Neden tehdit edildiğini söylemedi. Salim Güran, devletten büyük müdür. Başkanım ben ölü bir insanım, ben kızımın hakkını istiyorum. Ben keşif istiyorum. Benim çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel Güran yapmışsa cezasını çeksin, Salim Güran yapmışsa cezası çeksin. Ben adalet istiyorum, kızımın hakkını istiyorum, keşif istiyorum. Narin gibi 4 tane daha çocuğum var. Benim çocuklarım okulu bıraktılar, benim çocuklarım okula gidemiyor. Narin'i korumak için 7'den 70'e iftira attılar. Ama Narin gibi 4 çocuğu daha öldürdüler. Havaalanı, Dara-2 üs bölgesinin kameralarını istiyorum. Bu davanın bu şekilde kapanmaması lazım ve kapanmayacak. Bir baba olarak bir ağabey bir kardeş olarak keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet o parmağı kessin. Salim, Yüksel, Enes, Nevzat kim olursa olsun" diye konuştu.

İfadelerin ardından duruşmaya ara verildi.

Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 kişi çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı

06.04.2026 02:10:00 / Güncelleme: 06.04.2026 06:12:16
İHA
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Bolu Belediyesi'nde yürütülen soruşturmada gözaltına alınan 3 kişi serbest bırakıldı
Geçtiğimiz ay yürütülen 'icbar suretiyle irtikap' soruşturması kapsamında Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Dün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte jandarma ekipleri tarafından belediye binasına geniş çaplı başlatılan arama çalışmaları devam ediyor. Jandarma, kurumdaki tüm bilgisayarları ve dijital materyalleri inceleme altına alırken 3 kişi gözaltına alındı.



Olaya ilişkin CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız gözaltına alındı. Soruşturmaya ilişkin daha önce de Naim Ayhan ve Ali Sarıyıldız gözaltına alınmış ve ifadeleri sonrası serbest bırakılmıştı. Jandarma ekipleri belediye binasında yaklaşık 5 saat süren çalışmalarını tamamladı. Ekipler tarafından önemli evrak ve bilgisayarlar torbalarla Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na götürüldü.



3 isim de serbest bırakıldı



İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltı işlemleri tamamlanan CHP'li meclis üyesi Cihan Tutal, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan ve BOLSEV Vakfı Üyesi Ali Sarıyıldız öğle saatlerinde Bolu Adliyesi'ne sevk edildi.



Savcılıkta ifade işlemlerinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen 3 kişi, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu

Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde özel halk minibüsünün köprü direğine çarpması sonucu hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün kimlikleri belli oldu

04.04.2026 18:11:00 / Güncelleme: 04.04.2026 18:13:55
İHA
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Ankara'daki kazada hayatını kaybedenlerin kimlikleri belli oldu
Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk minibüsü, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. Kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 14 kişi de yaralandı. Kazada hayatını kaybeden 5 kişiden 4'ünün minibüs şoförü Efe Erdem (31) ile yolculardan Mehmet Sucu ve kızı Safiye Simge Sucu ile Hamiyet Bilge Uslu olduğu tespit edildi.



Hayatını kaybeden diğer kadın yolcunun kimliğini belirlemek için çalışmalar sürüyor. Otobüsün şoförü Efe Erdem'in evli ve 2 çocuk babası olduğu öğrenildi.



Kazayla ilgili 3 cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 2 bilirkişi de incelemelerini sürdürüyor. 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.