BM'nin yapısında reform talep ediliyor
Dünyada yaşanan sorunların çözümünde yetersiz kalan BM'nin yapısının değişmesi gerektiği konusu birçok kez gündem oluyor. 193 üyeye sahip olmasına rağmen veto yetkisinin 5 daimi üye olan ABD, Çin, İngiltere, Fransa ve Rusya'da olması birçok sorunu çözümsüz kılıyor. 78'incisi düzenlenen BM Genel Kurulu'nda Almanya Başbakanı Olaf Scholz çok kutuplu dünyayı yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle BM'de reform yapılmasını istedi
20.09.2023 17:01:00 / Güncelleme: 20.09.2023 21:27:50
AHMET HAYDAR TARHANLI
AHMET HAYDAR TARHANLI





AHMET HAYDAR TARHANLI / HABER ANALİZ
24 Ekim 1945'te dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan Birleşmiş Milletler (BM), kurulduğundan bugüne bu görevini başaramadı. Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yürütülen işgallerde, veto yetkisi bulunan 5 daimi üye ülkelerden ABD, İngiltere ve Fransa'nın işgal edenler kısmında bulunmaları, milyonlarca masum sivil hayatını kaybederken, BM'nin sessiz ve işlevsiz kalmasına neden oldu. BM'nin raporlarında İsrail'in Filistin topraklarında yaptığı işgaller uluslararası hukuka göre suç olduğu ifade edilmesine rağmen, ABD'nin vetosu sebebiyle İsrail'in BM nezdinde dokunulmazlık zırhına bürünmesi de BM'ye olan güvenin yitirilmesine neden oldu. Tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişin yaşandığı günümüzün dünyasında BM'nin yapısı artık ciddi manada sorgulanıyor. ABD'nin New York kentinde düzenlenen BM Genel Kurulu'nda da bu konu masaya yatırıldı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, çok kutuplu dünyayı yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle Birleşmiş Milletlerde (BM) reform yapılmasını istedi.
'BM, çok kutuplu dünyayı yansıtmıyor'
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, BM'nin "statükoya yapışmaması ve geleceğin zorluklarına yönelmesi" gerektiğini belirtti. Geleceğin konuları arasında BM'nin çok kutuplu dünya gerçeğini nasıl yansıtması gerektiğinin de bulunduğunu aktaran Scholz, "Şimdiye kadar bunu yeterince yapmıyor. Bu hiçbir yerde Güvenlik Konseyi'nin yapısında olduğu kadar belirgin değildir. Bu nedenle, daimi üyelerden üçü de dahil olmak üzere giderek daha fazla ortağın reform konusunda ilerlemeye istekli olduklarını beyan etmelerinden memnuniyet duyuyorum" dedi.
'Afrika, Asya ve Latin Amerika ağırlık kazanmalı'
Olaf Scholz, BM'de Afrika, Asya ve Latin Amerika'nın daha fazla ağırlık kazanması gerektiğini kaydederek "Sonuçta Güvenlik Konseyi'nin reform edilmesi hakkında karar vermek Genel Kurul'un elindedir" ifadesini kullandı. Almanya'nın, BM Güvenlik Konseyi'nin daimi olmayan üyesi olarak bu konuda sorumluluk üstenmek istediğini dile getiren Scholz, 2027-2028 dönemi için Almanya'nın adaylığının desteklenmesini talep etti. Başbakan Scholz, 50 yıl öncesine göre bugün dünyada iki değil çok sayıda güç merkezinin bulunduğunu ifade ederek "Çok kutupluluk yeni bir düzen değil. Küçük ülkelerin büyük ülkelerin arka bahçesi olduğunu düşünenler yanılıyor" dedi. BM'nin, 21. yüzyılın çok kutuplu dünyasında "revizyonizme ve emperyalizme" yer olmadığını göstermesi gerektiğini belirten Scholz, şiddetin siyasetin aracı olarak kullanılmasının kınanmasını ve ülkelerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı gösterilmesini istedi.
'Savaştan dolayı tüm insanlar acı çekiyor'
Ukrayna-Rusya Savaşı'na da değinen Scholz, savaştan dolayı sadece Ukraynalıların acı çekmediğini, tüm insanların enflasyondan, artan borçlardan, gübre kıtlığından, açlıktan, artan yoksulluktan da etkilendiğine dikkati çekti. Almanya Başbakanı Scholz, Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin'in bu savaşı bir emirle bitirebileceğini söyledi. Barış arayışlarına destek veren Scholz, "Aynı zamanda, sadece isminde barış olan sahte çözümlere karşı da dikkatli olmalıyız. Çünkü özgürlük olmadan barış baskı demektir. Adalet olmadan barışa dikta denir. Bunu Moskova'da anlamalı" şeklinde konuştu. Geleceğin konuları arasında iklim değişikliğiyle mücadelenin de yer aldığını anımsatan Scholz, özellikle sanayileşmiş ülkelerin iklim krizine karşı mücadelede sorumluluk taşıdıklarını belirtti. Scholz, herkesin iklim hedeflerine ulaşmak için çaba sarf etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
BM'de 5'i daimi, 193 üye bulunuyor
BM'nin, kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı, üyeliği kaldırılan Vatikan ve değiştirilen Çin son katılan üye Güney Sudan dahil 193'e ulaştı. Örgütün yönetimi, New York'ta bulunan genel merkezinden yürütülüyor ve üye ülkelerle her yıl düzenli olarak yapılan toplantılar yine bu genel merkezde gerçekleştiriliyor. Örgüt, yapısal olarak idari bölümlere ayrılmıştır; Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Yönetim Konseyi, Genel Sekreterlik ve Uluslararası Adalet Divanı. Örgütün en göz önündeki mercii Genel Sekreter. Birleşmiş Milletler fikri ilk olarak, 2. Dünya Savaşı'nın bitiminde savaşın galibi ülkeler tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek amacıyla ortaya atıldı. Örgüt yapısının hâlen bu amacı koruduğunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin varlığı ve çalışmaları ortaya koyuyor. Yani her ne kadar 193 üye bulunsa da gerçekte karar mercii 5 daimi üye, diğerleri onların güdümünde. Beş daimi üye mutlak veto yetkisine sahip. Bu ülkeler ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa. Güvenlik Konseyinin karar alabilmesi için daimi üyelerden herhangi birisinin aksi yönde oy kullanmaması gerekiyor. BM içtihatlarına göre Güvenlik Konseyi karar alırken veto yetkisine sahip üyelerden biri veya birkaçının oylamaya katılmaması bu üyelerin kararı veto ettiği anlamına gelmiyor. Ayrıca daimi üyelerin çekimser kalmaları da aynı sonucu veriyor. Almanya da BM'de beş daimi üyeden birisi değil ve veto yetkisi yok. Almanya Başbakanı'nın BM'de reform istemesinin en önemli nedenlerinden birisi de bu.
24 Ekim 1945'te dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslararasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan Birleşmiş Milletler (BM), kurulduğundan bugüne bu görevini başaramadı. Özellikle Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yürütülen işgallerde, veto yetkisi bulunan 5 daimi üye ülkelerden ABD, İngiltere ve Fransa'nın işgal edenler kısmında bulunmaları, milyonlarca masum sivil hayatını kaybederken, BM'nin sessiz ve işlevsiz kalmasına neden oldu. BM'nin raporlarında İsrail'in Filistin topraklarında yaptığı işgaller uluslararası hukuka göre suç olduğu ifade edilmesine rağmen, ABD'nin vetosu sebebiyle İsrail'in BM nezdinde dokunulmazlık zırhına bürünmesi de BM'ye olan güvenin yitirilmesine neden oldu. Tek kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya geçişin yaşandığı günümüzün dünyasında BM'nin yapısı artık ciddi manada sorgulanıyor. ABD'nin New York kentinde düzenlenen BM Genel Kurulu'nda da bu konu masaya yatırıldı. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, çok kutuplu dünyayı yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle Birleşmiş Milletlerde (BM) reform yapılmasını istedi.
'BM, çok kutuplu dünyayı yansıtmıyor'
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Birleşmiş Milletler (BM) 78. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, BM'nin "statükoya yapışmaması ve geleceğin zorluklarına yönelmesi" gerektiğini belirtti. Geleceğin konuları arasında BM'nin çok kutuplu dünya gerçeğini nasıl yansıtması gerektiğinin de bulunduğunu aktaran Scholz, "Şimdiye kadar bunu yeterince yapmıyor. Bu hiçbir yerde Güvenlik Konseyi'nin yapısında olduğu kadar belirgin değildir. Bu nedenle, daimi üyelerden üçü de dahil olmak üzere giderek daha fazla ortağın reform konusunda ilerlemeye istekli olduklarını beyan etmelerinden memnuniyet duyuyorum" dedi.
'Afrika, Asya ve Latin Amerika ağırlık kazanmalı'
Olaf Scholz, BM'de Afrika, Asya ve Latin Amerika'nın daha fazla ağırlık kazanması gerektiğini kaydederek "Sonuçta Güvenlik Konseyi'nin reform edilmesi hakkında karar vermek Genel Kurul'un elindedir" ifadesini kullandı. Almanya'nın, BM Güvenlik Konseyi'nin daimi olmayan üyesi olarak bu konuda sorumluluk üstenmek istediğini dile getiren Scholz, 2027-2028 dönemi için Almanya'nın adaylığının desteklenmesini talep etti. Başbakan Scholz, 50 yıl öncesine göre bugün dünyada iki değil çok sayıda güç merkezinin bulunduğunu ifade ederek "Çok kutupluluk yeni bir düzen değil. Küçük ülkelerin büyük ülkelerin arka bahçesi olduğunu düşünenler yanılıyor" dedi. BM'nin, 21. yüzyılın çok kutuplu dünyasında "revizyonizme ve emperyalizme" yer olmadığını göstermesi gerektiğini belirten Scholz, şiddetin siyasetin aracı olarak kullanılmasının kınanmasını ve ülkelerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına saygı gösterilmesini istedi.
'Savaştan dolayı tüm insanlar acı çekiyor'
Ukrayna-Rusya Savaşı'na da değinen Scholz, savaştan dolayı sadece Ukraynalıların acı çekmediğini, tüm insanların enflasyondan, artan borçlardan, gübre kıtlığından, açlıktan, artan yoksulluktan da etkilendiğine dikkati çekti. Almanya Başbakanı Scholz, Rusya Devlet Başkanı Vladmir Putin'in bu savaşı bir emirle bitirebileceğini söyledi. Barış arayışlarına destek veren Scholz, "Aynı zamanda, sadece isminde barış olan sahte çözümlere karşı da dikkatli olmalıyız. Çünkü özgürlük olmadan barış baskı demektir. Adalet olmadan barışa dikta denir. Bunu Moskova'da anlamalı" şeklinde konuştu. Geleceğin konuları arasında iklim değişikliğiyle mücadelenin de yer aldığını anımsatan Scholz, özellikle sanayileşmiş ülkelerin iklim krizine karşı mücadelede sorumluluk taşıdıklarını belirtti. Scholz, herkesin iklim hedeflerine ulaşmak için çaba sarf etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
BM'de 5'i daimi, 193 üye bulunuyor
BM'nin, kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı, üyeliği kaldırılan Vatikan ve değiştirilen Çin son katılan üye Güney Sudan dahil 193'e ulaştı. Örgütün yönetimi, New York'ta bulunan genel merkezinden yürütülüyor ve üye ülkelerle her yıl düzenli olarak yapılan toplantılar yine bu genel merkezde gerçekleştiriliyor. Örgüt, yapısal olarak idari bölümlere ayrılmıştır; Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Yönetim Konseyi, Genel Sekreterlik ve Uluslararası Adalet Divanı. Örgütün en göz önündeki mercii Genel Sekreter. Birleşmiş Milletler fikri ilk olarak, 2. Dünya Savaşı'nın bitiminde savaşın galibi ülkeler tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek amacıyla ortaya atıldı. Örgüt yapısının hâlen bu amacı koruduğunu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin varlığı ve çalışmaları ortaya koyuyor. Yani her ne kadar 193 üye bulunsa da gerçekte karar mercii 5 daimi üye, diğerleri onların güdümünde. Beş daimi üye mutlak veto yetkisine sahip. Bu ülkeler ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa. Güvenlik Konseyinin karar alabilmesi için daimi üyelerden herhangi birisinin aksi yönde oy kullanmaması gerekiyor. BM içtihatlarına göre Güvenlik Konseyi karar alırken veto yetkisine sahip üyelerden biri veya birkaçının oylamaya katılmaması bu üyelerin kararı veto ettiği anlamına gelmiyor. Ayrıca daimi üyelerin çekimser kalmaları da aynı sonucu veriyor. Almanya da BM'de beş daimi üyeden birisi değil ve veto yetkisi yok. Almanya Başbakanı'nın BM'de reform istemesinin en önemli nedenlerinden birisi de bu.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.






















































































