logo
24 MART 2026


MSB açıkladı: İncirlik Üssü'ne ikinci patriot

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, "Hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana'da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak Ramstein/Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır" ifadesini kullandı

 

18.03.2026 12:07:00 / Güncelleme: 18.03.2026 12:16:46
Anadolu Ajansı
MSB açıkladı: İncirlik Üssü'ne ikinci patriot
MSB açıkladı: İncirlik Üssü'ne ikinci patriot

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İncirlik'teki 10. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Tuğamiral Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), operasyonel faaliyetlerini, yüksek bir disiplin ve kararlılıkla sürdürdüğüne dikkati çekerek, "Geçtiğimiz hafta boyunca, 6 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiş, Suriye Harekat Alanları'nda imha edilen tünel uzunluğu 767 kilometreye ulaşmıştır." dedi.

Hudutların ileri teknoloji destekli etkin ve çok katmanlı tedbirlerle korunduğunu vurgulayan Aktürk, "Geçtiğimiz hafta içerisinde 6'sı terör örgütü mensubu olmak üzere 139 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1417 olmuş, engellenen 2 bin 486 şahıs ile bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 15 bin 979'a ulaşmıştır. Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 4 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir." diye konuştu.

Tuğamiral Aktürk, ABD ve İsrail ile İran arasındaki çatışmaya ilişkin şunları kaydetti:

"13 Mart'ta İran'dan ateşlenerek hava sahamıza giren bir balistik mühimmat daha Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilmiştir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için ilgili ülke ile temaslar sürdürülmekte, milli güvenliğimize yönelik her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirler kararlılıkla alınmakta, bölgemizdeki gelişmeler yakından ve dikkatle takip edilmektedir. Ayrıca, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlerin yanı sıra, Adana'da konuşlu mevcut İspanya Patriot sistemine ilave olarak, Ramstein/Almanya'daki Müttefik Hava Komutanlığı tarafından görevlendirilen bir Patriot sistemi daha Adana'da konuşlandırılmaktadır."

Bölgesel ve küresel barışa katkılar

Aktürk, Orta Doğu'daki gelişmeler kapsamında İsrail'in, uluslararası ve insancıl hukuku ciddi bir şekilde ihlal ederek Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırılar ve başlattığı kara harekatının, bölgesel istikrarsızlığı daha da derinleştirdiğini ifade etti.

Tuğamiral Aktürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İsrail, Gazze'de varılmış ateşkesi ihlal etmeye ve mübarek ramazan ayında Müslümanların ibadet hakkının engellenmesi dahil olmak üzere Batı Şeria'ya yönelik baskılarını sürdürmeye devam etmektedir. Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimizi vurguluyor, İsrail'in Filistin halkına uyguladığı baskıların sona erdirilmesi hususunda uluslararası toplumun sorumluluğunu yerine getirmesi çağrımızı yineliyoruz. Orta Doğu'da masum sivillerin hayatını kaybetmesine neden olan, bölgesel istikrar ve güvenliği her geçen gün daha fazla zedeleyen çatışmaların bir an önce sona ermesini temenni ediyor, küresel ekonomi ve enerji arzı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratan Hürmüz Boğazı'nın yeniden güvenli ve kesintisiz şekilde işlerlik kazanmasının büyük önem taşıdığını vurguluyoruz."

TSK'nın, eğitim ve tatbikat faaliyetleriyle kendisini sürekli geliştirmeye, modern harp yeteneklerini daha da ileriye taşımaya devam ettiğini bildiren Aktürk, eğitim ve tatbikatlara ilişkin şu bilgileri paylaştı:

"Ülkemizin öncülüğünde, Karadeniz'deki mayın tehlikesine karşı oluşturulan Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubu'nun 9'uncu aktivasyon faaliyeti TCG Üsteğmen Arif Ekmekçi, TCG Ayvalık gemilerimiz ile Bulgaristan Deniz Kuvvetleri unsuru Priboy ve Romanya Deniz Kuvvetlerine ait Gikulesku katılımıyla 24 Mart-4 Nisan tarihleri arasında Karadeniz'de icra edilecektir. Kuzey Avrupa konuşlanması çerçevesinde Steadfast Dart-2026 ile Dynamic Mariner / Joint Warrior / Cold Response-2026 tatbikatlarına iştirak eden Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetimiz 18 Mart itibarıyla Akdeniz'de dönüş seyrine devam etmektedir."

Aktürk, TCG Göksu, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yüzbaşı Güngör Durmuş gemilerinin, Somali Deniz Görev Grubu faaliyetleri kapsamında 25 Mart'ta Doğu Akdeniz'den Somali'ye intikale başlamasının planlandığını belirterek, "Türkiye-Brezilya Deniz Kuvvetleri İşbirliği Toplantısı 24-28 Mart tarihleri arasında Brezilya'da yapılacaktır. Mehteran Birlik Komutanlığımızca 'Balkan Şehitleri Anma Günü Etkinlikleri' kapsamında 26 Mart'ta Edirne'de konser icra edilecektir." ifadelerini kullandı.

Savunma sanayi

Savunma sanayinin her alanında yerli ve milli olarak geliştirilen stratejik ve teknolojik ürünlerle TSK'nın güç ve etkinliğini daha da artırma çalışmalarının devam ettiğine dikkati çeken Aktürk, "Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz geçtiğimiz hafta içerisinde, muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlamış, kalite yönetim sisteminin havacılık, uzay ve savunma sanayii için belirlenen küresel standartlara uygunluğunu belgeleyen AS9100 Uzay ve Savunma Sanayii Kalite Yönetim Sistemi Sertifikası'nı, gerçekleştirilen denetimi başarıyla tamamlayarak almaya hak kazanmıştır. Emeği geçen tüm personelimizi tebrik ediyoruz." dedi.

Aktürk, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi (TUSAŞ) tarafından yerli ve milli imkanlarla geliştirilen muhtelif miktarda "Süper Şimşek" hava aracının da Hava Kuvvetleri Komutanlığı envanterine alındığını bildirdi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, İtalya'ya gerçekleştirdiği son ziyarete ilişkin soru üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "İtalyanların daveti üzerine önceden planlanmış ve gerçekleşmiş bir ziyarettir. Baş başa ve heyetler arası yapılan görüşmelerde, ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik ile savunma sanayisinde işbirliği konularında görüş alışverişinde bulunulmuştur" ifadelerine yer verildi.

Hürmüz Boğazı'nın güvenliği
 
Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliğe ilişkin soru üzerine, deniz güvenliğinin sağlanmasına yönelik son açıklamalar ve bu kapsamda müttefik ülkelere yapılan çağrıların yakından ve dikkatle takip edildiği belirtildi.
 
Hürmüz Boğazı'nın, küresel enerji arz güvenliği ve uluslararası deniz ticaretinin sürekliliği açısından stratejik öneme sahip olduğu belirtilen açıklamada, "Bölgede seyrüsefer serbestisinin korunması ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede Türkiye, gelişmeleri bölgesel barış ve istikrar perspektifiyle değerlendirmekte, tüm taraflara itidal ve uluslararası hukuka uygun hareket etme çağrısını yinelemektedir." ifadeleri kullanıldı.
 
Doğu Akdeniz'de yayımlanan NOTAM ve KKTC'nin güvenliği
 
Doğu Akdeniz'de yayımlanan NOTAM ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliğine ilişkin soru üzerine Bakanlık tarafından, şu açıklama yapıldı:
 
"Kıbrıs Rum tarafı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin sahip olduğu hakları yok saymak için yetki karmaşasına neden olan buna benzer konuları zaman zaman gündeme getirmektedir. Söz konusu NOTAM'ı geçersiz kılan karşı NOTAM, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM geçersiz ve hükümsüzdür.
 
Ayrıca Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, son yıllarda Ada'ya silah yığılmasına ve diğer ülkelerin adayı kullanmasına izin vererek Kıbrıs'ı hedef haline getirmiştir. Ülkemiz, garantör ülke olarak sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil, adanın tamamının güvenliğini sağlamak için ilave tedbirler almaya devam etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin hak ve menfaatleri ile güvenliğini sağlamak konusundaki kararlılığımız tamdır. Garantörlüğün bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmedik, bundan sonra da çekinmeyeceğiz."
 

Yaşlıların formda kalmasının en iyi 10 yolu

Yaşlılık demek yeni sorunlar demek... Sağlık sorunları ister istemez uç veriyor. Buna bazen yalnızlık da eşlik edebiliyor. Peki ne yapmalı? İşte 10 tavsiye...

24.03.2026 00:20:00
MURAT ÇORBACI
Yaşlıların formda kalmasının en iyi 10 yolu
Yaşlıların formda kalmasının en iyi 10 yolu


1. Her gün mümkün olduğunca uzun ve orta hızda yürüyüş yapın. Ancak yaşlılıkta düşme riski olduğu için güvenli bir yürüyüş yeri bulmanız gerekir.
2. Varsa evinizdeki merdivenleri günde birkaç kez çıkmak da iyidir.

3. Formda kalmak için koşu ve tempolu yürüyüş yararlıdır.
4. Yüzme de yararlı sporlardan biridir. Yaşlılıkta golf ve diğer bazı sporlar da oynanabilir.

5. Günde ortalama 7-8 saat kaliteli uyku çok önemlidir.
6. Bol su içmek vücut fonksiyonlarınızı iyileştirmeye yardımcı olur. Sık sık idrar yapıyorsanız, gece su içmeyin çünkü düşme riskini artırır ve uykunuzu bozabilir.

7. Yoksullara yardım eden gruplara katılın ve hasta insanları ziyaret edin, bu ruh sağlığınızı iyileştirecektir.
8. Olumlu düşünün ve her zaman umutlu olun. Mümkün olduğunca olumlu şeyler izleyin, konuşun, duyun.

9. Affedin ve unutun. Dünyada her şey geçicidir. Herkese sevgi gösterin. Bu, içsel şifa bulmanıza ve fiziksel sağlığınızı iyileştirmenize yardımcı olacaktır. Bu, hayatta mutluluk için önemlidir.
10. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi vaktinde yerine getirin. Günde en az yarım saat Kur'an-ı Kerim okuyun veya dinleyin. Düzenli olarak dua edin.

Şekerin vücuda 6 ciddi zararı


Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

24.03.2026 00:10:00
MURAT ÇORBACI
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı
 Şekerin vücuda 6 ciddi zararı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), günlük enerji gereksiniminin ortalama yaklaşık 10'unun şekerden alınabileceğini ancak uzun vadeli hedefin yüzde 5 ve altı olduğunu vurgulamakta. Örneğin enerji gereksinimi 2000 kalori olan bir birey, günde maksimum 200 kalorisini basit şekerden alabilir ki bu da ortalama bir küçük porsiyon tatlıya eşit. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, şekerli besinlerin neden tüketilmemesi gerektiğini, vücuda çok önemli zararlarını anlattı.

Kalp ve damar hastalıklarına yol açıyor

Aşırı şeker tüketimi nedeniyle karaciğerde trigliserid adı verilen yağ asitleri artarak, damar duvarlarında birikmeye başlar. Zamanla damar yapısı bozulup damar sertliği ve diğer kalp hastalıklarına yol açar. Artan şeker tüketimiyle karın çevresi yağlanması ve bel çevresinin artması kalp hastalıkları açısından önemli diğer risk faktörlerindendir. Bu nedenle şeker ve tatlı tüketimini azaltıp, kalp ve damar sağlığı için yeşil yapraklı sebzeler başta olmak üzere, sebze, meyve, çiğ kuruyemiş vb liften zengin gıdalara beslenmede yer vermek gerekir.

İnsülin direnci ve Tip-2 diyabet riskini artırır

Şeker gibi basit karbonhidratlar yedikten sonra kana çok hızlı karışarak kan şekerini hızla yükseltir. Bu nedenle, vücudun, kan şekeri metabolizmasını düzenleyen hormonlardan biri olan insüline verdiği cevap bozularak insülin direncinin oluşmasına ve tip-2 diyabet riskinin artmasına yol açar. Özellikle ailede diyabet öyküsü olanlar şeker ve tatlıyı sınırlandırmalıdır. Eğer son zamanlarda fazla şeker tüketiyor, tatlı yeme isteğinizin arttığını düşünüyorsanız mutlaka bir hekim ile görüşüp insülin direnci ve diyabet ile ilgili kontrollerinizi yaptırmalısınız.

Karaciğer yağlanmasına neden olur

Son zamanlarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması gençlerde de yaygınlaşıyor. Bunun öncelikli nedenlerinin başında; basit şeker, hazır paketli ürünler ve tatlılarda kullanılan fruktoz şurubu tüketiminin artması geliyor. Sofra şekeri ve yüksek fruktoz büyük ölçüde karaciğerde işlenir ve fazla tüketildiğinde karaciğer bu enerjiyi yağa dönüştürür. Karaciğer yağlanmasının artması sağlığı olumsuz etkiler. Tüketim sıklığına ve porsiyonlara dikkat etmek, işlenmiş ve etiket bilgisinde fruktoz şurubu içeren gıdalardan uzak durmak gerekir.

Obeziteye zemin hazırlar

Yüksek şeker içeren besinler; kalorisi yüksek ve karbonhidrat ağırlıklı olup, vücut için gerekli vitamin-minerallerden ise oldukça fakirdir. Genellikle protein ve liften düşük oldukları için sık acıkmanıza, kan şekeri dengesizliği nedeniyle sürekle tatlı tüketme isteğinizin artmasına yol açar. Bu da kişiyi bitmeyen bir kısır döngüye sokarak, gün içerisinde alınan toplam kalori miktarının artmasına, kilo artışına ve uzun vadede obeziteye zemin hazırlar.

Diş çürüklerini artırır

Şeker tüketimi diş minesinin zarar görmesine, çürüklere ve buna bağlı diş kayıplarına neden olurken ağız sağlığını da olumsuz etkiler. Şekerli besin tükettikten sonra ise mutlaka dişleri fırçalamak gerekir.

Bağımlılık yaratır

Yüksek miktarda şeker tüketimi hem metabolik hem de nörobiyolojik süreçleri etkiler. Hızlı emildiği için kan şekerinde ani yükselmelere ve ardından hızlı düşüşlere neden olarak yeniden tatlı, şekerli gıda tüketme isteğine yol açar. Aynı zamanda beynin ödül merkezinde dopamin salınımını artırarak kısa süreli haz duygusu ve buna bağlı daha fazla tüketme isteğine sebep olur. Bu nedenle şeker ve tatlının ödül yerine tüketilmemesi haz duygusu ile örtüşmemesi açısından önemlidir.

Horlamaya çare yok mu?


 
 
Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Peki ya çaresi?

23.03.2026 23:28:00
MURAT ÇORBACI
Horlamaya çare yok mu?
Horlamaya çare yok mu?

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, "Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir" dedi.

Eskiden  daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20'li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, "Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır" şeklinde konuştu.

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40'ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60'a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye'de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın başlıca nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:
Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm'nin ve  erkeklerde 43,18 cm'nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.
Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.
Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.
Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.
Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir" diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, "Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir" diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor. 

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonuna, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: "Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97'ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında bulunmaktadır."

Katar şehitlerine hüzünlü tören

Katar'da helikopterin düşmesi sonucu şehit olan ASELSAN teknisyenleri Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can, Ankara'da son yolculuklarına uğurlandı

23.03.2026 15:30:00 / Güncelleme: 23.03.2026 15:32:59
AA
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar şehitlerine hüzünlü tören
Katar'da düşen helikopterde şehit olan Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can için Çankaya'daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi.

Şehitlerin ailesi ve yakınları taziye dileklerini kabul ederken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da aileleri yanlarında bulunarak teselli etti.

Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, bazı kuvvet komutanları, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Kürşad Zorlu ve Ömer İleri, Ankara Valisi Vasip Şahin, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, bazı milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri, Katar'dan askeri yetkililer ve çok sayıda vatandaş da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği çelenk de Ahmet Hamdi Akseki Camisi'nin avlusunda yer aldı.

Şehitlerin cenazesi, cenaze namazının ardından tekbirler eşliğinde cenaze arabasına konuldu.

Polislerden oluşan bando eşliğinde cenaze arabasına taşınan şehitlerden Kahraman'ın cenazesi toprağa verilmek üzere Cebeci Şehitliğine, Can'ın cenazesi ise Güdül'e götürüldü.

Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı

İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti

23.03.2026 13:08:00
Haber Merkezi
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
Bayram ziyaretinde gözaltına alınan gazeteci tutuklandı
İsmail Arı, 21 Mart akşamı bayram ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde gözaltına alınmış, ardından soruşturmanın yürütüldüğü Ankara'ya getirilmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Arı'nın katıldığı bir yayındaki ifadelerine ve sosyal medya paylaşımlarına dayanmakta ve İsmail Arı'nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ailesi ve Bilal Erdoğan'ın yönetimindeki vakıfların kamu kaynaklarını kullandığına dair bir yayında sarf ettiği sözler soruşturmaya gerekçe gösterilmiş.

İsmail Arı; kamu kurumlarındaki yolsuzluklar, usulsüzlükler, Menzil Tarikatı'nın ticari ilişkileri (Menzil'in Kasası kitabı) ve son olarak Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasına dair yaptığı haberlerle tanınan bir gazetecidir.

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, bugün çıkarıldığı mahkemece "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklandı.

İBB Davası'nda üçüncü hafta

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası, geçen hafta savunması tamamlanmayan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas'ın savunmasıyla 8'inci günde devam ediyor

23.03.2026 10:52:00
Haber Merkezi
İBB Davası'nda üçüncü hafta
İBB Davası'nda üçüncü hafta
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.

Duruşmanın 8'inci gününde, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.

Tutuklu sanıklar saat 10.15 itibarıyla jandarma eşliğinde salona getirilmeye başlandı. İzleyici kısmından ise sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu saat 10.40'da salona getirildiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.

Ali Sukas, geçen hafta 3 saaat süren 69 sayfalık savunmasının 45 sayfalık kısmını tamamlayabilmişti. Sukas, kalan 24 sayfalık savunmasına  devam ediyor.

Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1,2 milyon öğretmen, bu eğitim ve öğretim yılının ikinci ara tatilinin ardından dersbaşı yaptı

 

23.03.2026 10:34:00
Anadolu Ajansı
Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı
Ara tatil sonrası ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) takvimi doğrultusunda ikinci dönem ara tatili 16-20 Mart tarihlerinde uygulandı.

Öğretmenler, ara tatilde mesleki çalışma programlarını okula gitmeden çevrim içi olarak gerçekleştirdi.

İkinci ara tatilin ardından ülke genelinde merkez ve tüm ilçelerde yaklaşık 18 milyon öğrenci, 1,2 milyon öğretmen dersbaşı yaptı.

Ankara'nın Yenimahalle ilçesindeki Nasreddin Hoca Ortaokulu'ndaki öğrenciler de sabah saatlerinde okullarına geldi.

Bahçede İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından öğrenciler sınıflarına geçti. Öğretmenler de ara tatilin ardından ilk dersini verdi.

Okulun 5. sınıf öğrencilerinden Mehmet Akif Bican, ara tatilde bol bol kitap okuduğunu ve ailesiyle vakit geçirdiğini söyledi.

Ramazan Bayramı dolayısıyla büyüklerini ziyaret ettiğini belirten Bican, "Onlardan harçlık topladım. Özellikle bol bol dinlendim ve ders çalıştım." dedi.

6. sınıf öğrencisi Sena Kalem de ara tatil sonrası sınavları başlayacağı için ders çalıştığını aktardı.

Aynı zamanda ara tatilde dinlenme fırsatı bulduğunu da kaydeden Kalem, "Bayram dolayısıyla büyüklerimi ziyaret ettim, bayramlaştım. Ellerini öptüm ve şeker topladım." diye konuştu.

LGS sınavı 14 Haziran, YKS 20-21 Haziran'da yapılacak

Resmi ve özel ortaokullar ile imam hatip ortaokullarının 8. sınıflarında öğrenim gören öğrenciler, fen liseleri, sosyal bilimler liseleri, Anadolu imam hatip liseleri, proje okulları, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin Anadolu teknik programlarına seçilmesi amacıyla Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınav 14 Haziran'da yapılacak.

Lise son sınıf öğrencileri ile mezunlar, 20-21 Haziran'da Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) heyecanını yaşayacak. YKS birinci oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT) 20 Haziran'da, ikinci oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve üçüncü oturum Yabancı Dil Testi (YDT) ise 21 Haziran'da yapılacak.

2025-2026 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi 26 Haziran'da sona erecek.

"Şimdi hedeflerimizi belirleyerek bu doğrultuda çalışma vakti"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, NSosyal hesabından ara tatil sonrası okulların açılmasına ilişkin paylaşımda bulunarak, şunları kaydetti:

"Sevgili öğrencilerim, bayram sevinciyle birleşen ara tatilde dinlenerek zihinlerinizi tazelediniz. Arkadaşlarınızla oyunlar oynayarak tatilin tadını doyasıya çıkardınız. Bu kısa aranın ardından bugün okullarımıza kavuştuk. Şimdi hedeflerimizi belirleyerek bu doğrultuda çalışma vakti. Yeni dönemde sizlere rehberlik eden ve her zaman sizi destekleyen kıymetli öğretmenlerimize çalışmalarında kolaylıklar, sizlere başarılar diliyorum. Haftanız güzel olsun." 

Çocukların boyunun uzaması için ne yapmalı?


 
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak, çocuğun boyunun uzamasına yardımcı olmak için bir dizi faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret ederek, "Boy uzaması, genetik faktörlerin yanı sıra beslenme, fiziksel aktivite, uyku ve genel sağlık durumuyla da yakından ilişkilidir" dedi.

22.03.2026 18:52:00 / Güncelleme: 22.03.2026 18:57:07
MURAT ÇORBACI
Çocukların boyunun uzaması için ne yapmalı?
Çocukların boyunun uzaması için ne yapmalı?

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Aybars Kıvrak, çocuğun boyunun uzamasına yardımcı olmak için bir dizi faktörün göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret ederek, "Boy uzaması, genetik faktörlerin yanı sıra beslenme, fiziksel aktivite, uyku ve genel sağlık durumuyla da yakından ilişkilidir" dedi.

Kıvrak, şunları kaydetti: "Çocuğun boyunun uzamasında beslenme büyük bir rol oynar. Sağlıklı bir büyüme için gerekli olan vitaminlerin ve minerallerin alımına özen gösterilmeli. Özellikle kalsiyum, D vitamini, protein ve çinko gibi besin öğeleri boy uzamasında kritik öneme sahiptir.
Ayrıca düzenli egzersiz yapmak, büyümeyi teşvik eden büyüme hormonu üretimini artırabilir. Çocuğunuzu spor yapmaya teşvik edin. Basketbol, yüzme, jimnastik ve koşu gibi aktiviteler, kas ve kemik gelişimini destekler ve büyüme plaklarına olumlu etki yapar. Çocuğunuz spora başlamadan önce bir ortopedi uzmanından görüş almanız önerilmektedir.

Dahası büyüme hormonları, uyku sırasında özellikle derin uyku evresinde salgılanır. Bu nedenle, çocuğunuzun düzenli ve yeterli uyuması çok önemlidir. Çocukların yaşına göre uyku süreleri farklılık gösterir, genel olarak okul öncesi çocukların 10-13 saat, okul çağındaki çocukların ise 9-11 saat uyuması önerilir. Unutulmamalıdır ki, genetik faktörler çocuğunuzun boyunu belirleyen en önemli etmenlerden biridir. Anne ve babanın boyu, çocuğun boy potansiyelini büyük ölçüde etkiler.

Ancak yukarıda belirtilen yaşam tarzı ve beslenme önerileri, çocuğunuzun genetik potansiyelini en iyi şekilde gerçekleştirmesine yardımcı olabilir. Son olarak eğer çocuğunuzun boy uzamasıyla ilgili endişeleriniz varsa, bir doktora veya beslenme uzmanına danışmanız faydalı olabilir. Doktorunuz, gerekli görürse bazı besin takviyeleri önerebilir. Ancak, bu tür takviyeler doktor kontrolünde ve önerisi doğrultusunda kullanılmalıdır."

10 soruda sağlığınızı test edin


 
 
Günümüzde sıkça sorulan bir soru var: "80 yaş yeni 60 mı?" Zira eskiden 'ileri yaş' olarak kabul edilen dönemler artık yeniden tanımlanıyor, bugün 80 yaşındaki birçok birey aktif, üretken ve bağımsız bir yaşam sürdürebiliyor. Peki sizin takvim yaşınız 80'e geldiğinde, biyolojik yaşınız 60 olabilecek mi? 

21.03.2026 22:45:00 / Güncelleme: 21.03.2026 22:51:41
MURAT ÇORBACI
10 soruda sağlığınızı test edin
10 soruda sağlığınızı test edin

İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, yapılan bilimsel çalışmaların 80 yaşına ulaşanların 60 yaşındaki gibi olabileceğini ortaya koyduğunu söylüyor. Nasıl mı? Prof. Dr. Karadağ, "Geriatri yani yaşlılık bilimi alanındaki çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının biyolojik yaşımızı önemli ölçüde etkileyebildiğini, uzun ve sağlıklı yaşam için 10 temel kuralın 10'unu da uygulamak gerektiğini gösteriyor" dedi. Prof. Dr. Karadağ, 10 sorudan oluşan test hazırladı.

1. Sağlıklı besleniyor musunuz?

Sağlıklı yaş almanın temel taşlarından biri dengeli ve yeterli beslenmedir. İlerleyen yaşla  metabolizma değişir, kas kütlesi azalabilir ve bazı vitamin-mineral ihtiyaçları artabilir. Bu nedenle sebze, meyve, tam tahıl, sağlıklı yağlar ve kaliteli protein kaynaklarından zengin  beslenme düzeni önemlidir. Çok sayıda bilimsel çalışma; özellikle Akdeniz tipi beslenmenin kalp ve beyin sağlığını güçlendirdiğini, uzun ve sağlıklı yaşamı desteklediğini göstermektedir.

2. Kaslarınızı düzenli çalıştırıyor musunuz?

Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır. Vücut ağırlığı değişmese bile yağ oranı artar, kas oranı geriler. Bu da hareket kabiliyetini önemli ölçüde olumsuz etkileyebilir. Ancak iyi haber şu ki; kaslar her yaşta çalıştırılabilir. Prof. Dr. Karadağ "Klinik gözlemlerimizde, 70–80 yaşında egzersize başlayan bireylerde bile kas gücünde ve denge kapasitesinde belirgin iyileşmeler görülebilmektedir. Dolayısıyla kaslarınızı mutlaka güçlendirmeye başlamalısınız" dedi.

3. Düzenli yürüyüş ve direnç egzersizi yapıyor musunuz?

Yaşlılıkta en büyük risk çoğu zaman hastalık değil, hareketsizliktir; kas kaybı, denge sorunları, hücrelerin yaşlanması ve bağımsızlığın azalmasına yol açar. İleri yaşlarda haftada toplam en az 150 dakika orta düzey fiziksel aktivite (hafif ağırlık çalışmaları, düzenli yürüyüşler, direnç egzersizleri vb) yapmak kasları ve kalp-damar sistemini destekler, uyku kalitesini artırır, depresyon riskini azaltır ve bilişsel fonksiyonların korunmasını sağlar.

4. Beyninizin sınırlarını zorluyor musunuz?

Beyin de tıpkı kaslar gibi çalıştıkça güçlenir. Kitap okumak, yeni bir şey öğrenmek, bulmaca çözmek, müzikle ilgilenmek veya yeni hobiler edinmek zihinsel sağlığı destekler.


5. Sosyal bağlarınızı güçlendiriyor musunuz?

Yapılan bilimsel araştırmalar; yalnızlığın sağlık ve yaşlanma üzerinde sigara kadar olumsuz etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Sosyal ilişkiler yaşam motivasyonunu artırır. Aile ilişkileri, bir dostunuzla sohbet, arkadaş görüşmeleri, grup aktiviteleri ve gönüllülük çalışmaları ileri yaşta hem ruh sağlığı hem de bilişsel sağlık için önemli koruyucu faktörlerdir. Unutkanlık ve depresyona karşı da ilaçlardan çok daha etkilidir.


6. Protein kaynaklarını yeterli tüketiyor musunuz?

Prof. Dr. Berrin Karadağ "Yaşlılık döneminde protein ihtiyacı genellikle göz ardı edilir. Oysa kas sağlığını korumak için yeterli protein alımı büyük önem taşır. Balık, yumurta, süt ürünleri, baklagiller ve kaliteli bitkisel protein kaynakları günlük beslenmede yer almalıdır. Özellikle egzersiz ile birlikte yeterli protein alımı kas kaybını azaltmada önemli rol oynar. Kas kaybı (sarkopeni) riskini ne kadar öteleyebilirsek, o denli dinç, aktif ve dinamik yaş alabiliriz" dedi.

7. Yeterli ve kaliteli uyuyor musunuz?

Uyku vücudun kendini yenilediği en önemli süreçlerden biridir. Bilimsel çalışmalar; yetişkinlerin günde 7-8 saat kaliteli uykuya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Yetersiz veya düzensiz uyku, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, kilo artışına, kalp-damar hastalıklarına ve hafıza sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, aynı saatlerde yatıp kalkmaya, karanlık ve sessiz ortamda uyamaya ve uyumadan önce ekran kullanımını kısıtlamaya özen gösterin.


8. Stresinizi yönetebiliyor musunuz?


Yapılan araştırmalara göre; uzun süreli ve kontrolsüz stres kalp hastalıkları riskini artırıyor,  bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Stresi kontrol altında tutmak ise hem ruh sağlığını hem de uzun vadede fiziksel sağlığı korumada önemli rol oynuyor. Stresi yönetebilmek için; düzenli fiziksel aktivite, nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, sosyal ilişkileri güçlendirmek ya da gerekirse profesyonel destek almak önemlidir.

9. Tütün ürünleri, sigara dumanı ve alkolden uzak mısınız?


Sigara içmek de, dumanına maruz kalmak da vücuda son derece zarar vermektedir. Aşırı alkol tüketimi ise karaciğer hastalıklarından kalp sorunlarına kadar pek çok sağlık problemine yol açabilir. Uzun ve sağlıklı bir yaşam için tütün ürünlerinden, elektronik sigaradan tamamen uzak durmak ve alkol tüketimini bırakmak gerekiyor. Bu alışkanlıklardan uzak durmak, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artıran en önemli adımlardan biri olarak kabul edilmektedir.


10. Düzenli muayene oluyor musunuz?

Sağlıklı yaş almanın olmazsa olmazlarından biri düzenli sağlık kontrolleridir. Tansiyon, diyabet, kemik sağlığı, görme ve işitme gibi birçok durum erken dönemde fark edildiğinde çok daha kolay yönetilebilir. Prof. Dr. Karadağ "Geriatri yaklaşımında amaç yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; bağımsız yaşamı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır. Bu nedenle de düzenli sağlık kontrolleri ile yaşımız ilerlemiş olsa bile, kendi işimizi kendimiz görmeye, aktif hayata katılmaya ve hayattan keyif almaya devam edebiliriz" dedi.

İsrail'in gözü Anadolu'da


 
Çin-Kanada asıllı eğitimci, yorumcu ve Youtuber Ciang Şüeçin, "İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" dedi.

21.03.2026 22:43:00
Haber Merkezi/AA
İsrail'in gözü Anadolu'da
İsrail'in gözü Anadolu'da

Youtuber kimliğiyle ön plana çıkan eğitimci Ciang Şüeçin, ABD'li gazeteci Tucker Carlson'a verdiği mülakatta, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İsrail'in gözü Anadou'da

Söz konusu savaşın en çok "İsrail'in lehine olduğunu" söyleyen Ciang, "Çünkü İsrail'in 'Büyük İsrail Projesi' adı verilen bir hedefi var. Haritanın tamamına bakıldığında bu, Anadolu'ya, Türkiye'nin güneyine ve hatta Suudi Arabistan'a kadar uzanıyor" ifadelerini kullandı. Ciang, oyun teorisine göre İsrail'in "Büyük İsrail Projesi"ni gerçekleştirmesinin önündeki en büyük engelin İran değil ABD olduğunu savunarak, şu ifadeleri kullandı: "İsrail baskın hale gelirse, Orta Doğu'nun egemen gücü olur. ABD'yi denklemden çıkarmanın bir yolunu bulması gerekiyor. Ve açıkçası bu savaş, ABD'nin gücünün sınırlarını da ortaya koydu."

ABD halkı savaşı istemiyor

ABD halkının savaş istemediğini söyleyen Ciang, ne olursa olsun ABD'nin Orta Doğu'dan çekilmek zorunda kalma ve İsrail'in projesini gerçekleştirme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi.

ABD ordusu çok hantal

İsrail'in, ABD'yi Orta Doğu'dan çıkarabilmek için bu savaşa sürüklediği görüşünü paylaşan Carlson, İsrail'in bu hedefinde başarılı olup olmayacağını sordu. Ciang ise bu soruyu, "Savaşın gidişatına bakılırsa, bu plan işe yarayacak gibi görünüyor. Bunun nedeni ise ABD ordusunun yıllardır gerçek bir savaşta yer almamış olması" şeklinde yanıtladı.
İran'daki durumun 2003'teki Irak'tan çok daha farklı olduğunu vurgulayan Ciang, ABD ordusunun da bu savaşı istemediği değerlendirmesinde bulundu.

İran dronlarla devasa gemileri püskürttü

Ciang, ABD'nin "yıkıcı güce" sahip çok sayıda gemiyle İran'ı tehdit ettiğini ancak bu gemilerin dronların hedefi olmamak için İran'a çok yaklaşamadığını ve bu yüzden "işe yaramadığı"nı savundu. İran'ın 20 yıldan fazla süredir hazırlandığını ve ABD'nin hamlelerini bildiğini ifade eden Ciang, "ABD ordusu çok hantal ve İran ordusu kadar çevik ve dirençli değil." dedi.

İsrail rasyonel davranmıyor

ABD'nin İsrail'i kontrol altına almasının mümkün olup olmadığı sorusuna Ciang, İsrail'in "rasyonel" davranmadığı yanıtını verdi. Ciang, "İsrail'den gelen videolarda din insanları, savaşın Tel Aviv'i yerle bir etmesine rağmen iyi olduğunu çünkü bu sayede Mesih'in geleceğini söylüyorlar. İsrail'in en büyük baskı altında olduğunda ve varlığı tehdit edildiği zamanda Tanrı'nın müdahale edeceğine inanıyorlar" diye konuştu. Ciang, "Amerikalıların dörtte biri Evanjelik ve bu kişilerin çoğu da Hristiyan siyonist. Dolayısıyla, İsrail'in, Tanrı'nın planının gerçekleşmesi ve İsa'nın geri dönüşü için hayati bir öneme sahip olduğuna inanıyorlar." dedi. Milyonlarca üyesi olan "İsrail İçin Birleşen Hristiyanlar Örgütü"nü (CUFI) hatırlatan Ciang, "Bu kişiler, Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerini ve Orta Doğu'daki çatışmaların büyük kısmını finanse eden kişiler" ifadesini kullandı. Ciang ayrıca, "Hristiyan siyonizminin" ABD'de çok önemli bir siyasi güç olduğunu dile getirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.