logo
25 TEMMUZ 2026

Boşanma kararı kanlı bitti: Karısını uykusunda öldürdü

Adana'da boşanmak isteyen 40 yaşındaki kadın, eşi tarafından uykusunda başına tabancayla ateş edilerek öldürüldü

25.07.2026 07:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
Boşanma kararı kanlı bitti: Karısını uykusunda öldürdü
Boşanma kararı kanlı bitti: Karısını uykusunda öldürdü
Adana'da boşanmak isteyen 40 yaşındaki kadın, eşi tarafından uykusunda başına tabancayla ateş edilerek öldürüldü. Olayın ardından kaçan zanlı, cinayet dedektiflerinin çalışmasıyla 30 dakika içinde yakalandı.

Olay, saat 01.00 sıralarında merkez Yüreğir ilçesi Kışla Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Hatice Mine Kocamaz (40), eşi H.K.'dan boşanma kararı aldı. Boşanmaya karşı çıkan H.K.'ın tüm çabalarına rağmen Hatice Mine Kocamaz kararından vazgeçmedi.



Bunun üzerine H.K., eşi uyuduğu sırada yüzünü yastıkla kapatarak başına tabancayla ateş etti. Silah seslerini duyan mahalle sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Şüpheli H.K. ise olayın ardından evden kaçarak izini kaybettirdi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Hatice Mine Kocamaz'ın hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasının ardından Kocamaz'ın cenazesi, otopsi yapılmak üzere Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

"Cinayet dedektifleri 30 dakikada yakaladı"

Olayın ardından İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği dedektifleri çalışma başlattı. Bölgedeki Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kameraları ile çevredeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, şüpheli H.K.'ın kaçış güzergahını tespit etti. Yapılan teknik ve fiziki takip sonucunda H.K., cinayetten yaklaşık 30 dakika sonra yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheli, işlemleri yapılmak üzere emniyete götürüldü.

Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama

Malatya'da yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda hesaplarında yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi tespit edilen şüphelilere yönelik operasyonda 20 kişi yakalanırken, 16 zanlı tutuklandı

25.07.2026 07:32:00
İhlas Haber Ajansı
 
Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama
Malatya'da 2,8 milyar liralık yasa dışı bahis ağına operasyon: 16 tutuklama
Malatya'da yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen operasyonda hesaplarında yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi tespit edilen şüphelilere yönelik operasyonda 20 kişi yakalanırken, 16 zanlı tutuklandı.

Malatya'da, Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, 7258 Sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 5/c maddesi kapsamında "para nakline aracılık etmek" suçuna yönelik çalışma yürütüldü. Soruşturma kapsamında yasa dışı bahis faaliyetlerinde bulunduğu değerlendirilen şahıslara ait 22 hesabın hareketleri incelendi. Yapılan incelemelerde hesaplarda yaklaşık 2 milyar 871 milyon TL işlem hacmi bulunduğu belirlendi.

Elde edilen deliller doğrultusunda 24 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 20 şüpheli yakalanırken, şüphelilerin üzerlerinde ve adreslerinde yapılan aramalarda 61 dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 16'sı çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 2 şüpheli ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Operasyon kapsamında hakkında işlem yapılan 2 şüphelinin başka suçlardan cezaevinde bulunduğu belirlenirken, firari 2 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini’ açıklamasından sonra akıllara ilk gelen kim bu Enver Altaylı, sorusu oldu

25.07.2026 06:55:00
Haber Merkezi
 
Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!
Orta Asya’yı CIA’ye peşkeş çeken Türk dünyası haini!
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini' açıklamasından sonra akıllara ilk gelen kim bu Enver Altaylı, sorusu oldu.

İşte kısaca Enver Altaylı?



Enver Altaylı, Türkiye'nin istihbarat ve siyaset tarihinde MİT, MHP, FETÖ ve doğrudan CIA (Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı) bağlarını üzerinde toplayan en kritik aktörlerden biridir.

Kendisinin CIA ile olan ilişkisi, yalnızca dönemsel bir irtibatın ötesinde, tüm kariyerini ve operasyonel faaliyetlerini şekillendiren temel unsurdur.

CIA bağlantılarının temeli



Enver Altaylı'nın uluslararası casusluk ağlarındaki rolü, CIA'in efsanevi casusu ve Orta Asya uzmanı olan Ruzi Nazar'ın himayesine girmesiyle başlamıştır.

Nazar, İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi Almanyası'nın Türkistan Lejyonu'nda savaşmış, ardından CIA adına çalışmaya başlamış ve Türkiye'de de uzun yıllar görev yapmış bir isimdir.

Altaylı, Kara Harp Okulu'ndan atıldıktan sonra Ruzi Nazar'ın tavsiyesi ve yönlendirmesiyle MİT'e girmiş ve kendisinin adeta "manevi oğlu" ve en yakın öğrencisi olmuştur.

Altaylı, sonraki yıllarda Ruzi Nazar'ın biyografisini yazarak bu derin ilişkiyi kendisi de tescillemiştir.

MHP ve Alparslan Türkeş dönemindeki CIA Gölgesi



1970'li yıllarda MİT'ten ayrılan Altaylı, Alparslan Türkeş'in danışmanı ve MHP Genel Müfettişi olarak görev yaparken, arkasındaki bu CIA/Ruzi Nazar desteğini milliyetçi camia içinde bir güç unsuru olarak kullanmıştır.

Soğuk Savaş dönemi konjonktüründe, Türkiye'deki antikomünist hareketlerin organize edilmesi ve Orta Asya kökenli Türklerin Sovyetler Birliği'ne karşı istihbarat faaliyetlerinde konumlandırılması süreçlerinde CIA planlamaları ile MHP tabanı arasında bir köprü işlevi görmüştür.

Orta Asya ve FETÖ-CIA entegrasyonu



Sovyetler Birliği'nin 1991'de dağılmasının ardından Altaylı, CIA'in bölgedeki yeni stratejilerine paralel olarak yönünü Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine çevirmiştir. Bu süreçte FETÖ'nün bölgedeki okullarının açılmasında, finansman bulunmasında ve yerel liderlerle ilişkilerin kurulmasında başrolü oynamıştır.

İstihbarat raporlarına ve yargı kararlarına göre Altaylı, FETÖ'nün Orta Asya'daki eğitim ağını, CIA'in bölgeye sızması ve istihbarat toplaması için legal bir örtü (paravan) olarak kullanmasını sağlamıştır. Rusya ve Özbekistan'ın ilerleyen yıllarda FETÖ okullarını "CIA ajanı barındırdığı" gerekçesiyle kapatması, Altaylı'nın kurduğu bu sistemin somut bir sonucudur.

Casusluk ağı, Gülen mektupları ve mahkûmiyeti

Altaylı'nın FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'e yazdığı ve dava dosyalarına giren mektuplarında, CIA ajanlarıyla olan organik bağı açıkça görülmektedir.

Mektuplarında, eski CIA yetkilileriyle (özellikle Türkiye uzmanları ve eski istihbarat şefleriyle) sık sık görüştüğünü, Türkiye'deki siyasi gelişmeleri, MİT'in yapısını ve TSK içindeki kadrolaşmaları bu isimlerle değerlendirdiğini bizzat itiraf etmiştir.

Özellikle Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ve sonrasında, CIA'in Türkiye masasında görev yapmış üst düzey ajanlarla yoğun bir telefon ve e-posta trafiği olduğu tespit edilmiştir.

2017 yılında eski bir MİT mensubunu yurt dışına kaçırmaya çalışırken yakalanan Enver Altaylı, yapılan yargılama sonucunda sadece FETÖ üyeliğinden değil, doğrudan bu yabancı istihbarat servislerine devletin gizli bilgilerini aktardığı gerekçesiyle "Siyasi ve askeri casusluk" suçundan hapis cezasına çarptırılmıştır. Özetle Altaylı; Ruzi Nazar ile başlayan, MHP ve FETÖ süreçleriyle devam eden kariyeri boyunca, CIA'in Türkiye ve Orta Asya politikalarının en sadık ve en operasyonel yerel partnerlerinden biri olmuştur.

Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'

Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi

25.07.2026 06:27:00 / Güncelleme: 25.07.2026 06:47:19
İhlas Haber Ajansı
 
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu'nun avukatı: 'Suikastın arkasında Enver Altaylı var'
Yazıcıoğlu ailesinin avukatı Mustafa Selami Ekici, Muhsin Yazıcıoğlu suikastın arkasındaki isimlerden birisinin Enver Altaylı olabileceğini söyledi.

Ekici, saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geldiğini söyledi. Ekici, "Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur" dişe konuştu..

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Muhsin Yazıcıoğlu'nun, yanındaki 5 kişi ile birlikte 25 Mart 2009'da hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturma dosyasını yeniden ele aldı. Yürütülen soruşturmada, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 27 şüpheliden 19'u tutuklanırken, 8'i hakkında ise adli kontrol kararı verildi. Aynı zamanda soruşturmaya, FETÖ'cü Enver Altaylı'nın adı da girdi.

Enver Altaylı olayının dosyaya yeni bir boyut katan bir yönü olduğunu aktaran Avukat Ekici, "Olay günü saat 15.15 itibarıyla parti yetkililerinden birine Enver Altaylı kaynaklı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğü haberi geliyor. Bu durum, helikopterin 15.00 civarı düştüğü tahmin edildiği için önem taşıyor. Rahmetli İHA muhabiri İsmail Güneş'in 112'yi araması saat 15.26'dır. Arada 11 dakikalık bir fark var ve bu çok önemli bir durumdur. Enver Altaylı'nın kişiliği de dikkate alındığında bu bilginin rahmetli İsmail Güneş'in basına düşen bilgisinden önce gitmesi çok manidar bir durumdur.



İkinci bir husus olarak Enver Altaylı'nın, emekli jandarma yarbay olan Ercüment Güler isimli kişiyle ilişkisi olduğu noktasında iddialar var. Eğer bu durum teyit edilebilirse çok önemli olacaktır, çünkü Ercüment Güler, o gün arama kurtarmanın başında olan, askeri ve sivil personeli yöneten kişi olarak biliniyor. Hatta bizim arkadaşlarımız olay yerine vardıkları zaman o kişinin orada olduğu biliniyor. Bu açıdan bilginin oradan mı geldiği noktasında çok ciddi bir delil ortaya çıkmış olacak ve bu işin organize bir yapı tarafından yapıldığı teyit edilecektir" diye konuştu.

Olayı 3 boyutlu incelediklerini aktaran Ekici, "Avukatlar olarak olayı şöyle değerlendiriyoruz, olay öncesini yani helikopterin kiralanma sürecini, olayın gerçekleştiği anı ve gerçekleştikten sonra arama kurtarma dediğimiz ya da aramama kurtarmama olayı üç boyutta inceliyoruz. Aramama kurtarmama boyutuyla baktığımız zaman birçok yetkili ve görevli görevi kötüye kullanmaktan ceza aldı. Arama ve kurtarmanın gereği gibi yapılmadığı noktasında mahkeme kararları da mevcuttur. Biz o zaman da iddia etmiştik, aramama kurtarmama, helikopterin düşürülmesi ve helikopterin kiralanma süreci örgütlü bir yapının işi olabileceği noktasındaki ısrarlarımıza rağmen dosya bölünüp parçalanarak yürütüldü. Ancak bugün itibarıyla Ankara'ya gelişinden itibaren dosyada gördüğümüz kadarıyla Adalet Bakanlığı'na teşekkür etmek istiyorum, soruşturmayı yürüten savcıların da ciddi ve titiz bir çalışma yaptıklarını görüyoruz" şeklinde konuştu.

"Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli"



Ekici, "Helikopteri düşürdüğünü tahmin ettiğimiz, iddia ettiğimiz üç tane jet vardı. Bu jetlerden önemli olanı HH-721 kodlu F-4'tü. Şimdiye kadar bu pilotlar sorgulanmadı, hatta 2019 yılında bizim talebimiz üzerine tanık olarak ifadeleri alındı. Fakat bugün HH-721 F-4'te uçan iki pilot sorgulandı ve tutuklandı. MJ-524 F-16 pilotu sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı, HK-046 kodlu pilot da sorgulanıp adli kontrolle bırakıldı ve bunlar şu anda dosyamızın şüphelisi oldu. Bu manada dosyanın çok ciddi biçimde soruşturulduğunu müşahede ediyoruz ve bundan sonra da çok detaylı incelemelerin yapılacağını umut ediyoruz. Buradan helikopteri kim tuttu ve nasıl tuttu onu bugün de ifade etmiştim onun sorgulamak lazım. Helikopteri Büyük Birlik Partisi'nden kimin tuttuğu çok açık belli. OHEM diye bir şirket var, o şirketin Büyük Birlik Partisi'nde kime ait olduğu bellidir. Bunlar tartışmasız konular ama kamuoyunun gündemine şimdi geliyor. Birinci husus bir parti yetkilisine rahmetli İsmail Güneş'in telefonundan önce birilerinin haberinin olması, ikincisi ise helikopteri partide yetkili birinin, ismi ve savcılık dosyasına var, tutması. Bunlar çok önemli hususlar" diye konuştu.

"Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz"



İddialarında geçen HH-721 kodlu jetin pilotu Ali Armağan'nın, dosya açısından çok önemli bir şahsiyet olduğunu ifade eden Ekici, "Kendisinin, Adil Öksüz ile ve FETÖ ile bağlantıları ortaya çıktı. Bununla da kalmadı, eşinin de Adil Öksüz ile bağlantıları ortaya çıktı. Bu durum ciddi bir FETÖ bağlantısının olduğunu gösteriyor. Keza, helikopterin üstünden iki tane cihazı söken kişilerin de FETÖ'cü olduğu anlaşıldı ki bu görüntüler o zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından savcılığa bildirilmişti. Hatta dosyamızda şüpheli olan ve bu cihazları söken kişilerin 15 Temmuz alçak darbe girişiminde Cumhurbaşkanına suikast ekibi içinde yer almaları çok ilginçtir.

Bilindiği gibi 28 Haziran 2016 tarihinde dosyamıza takipsizlik kararı verilmişti. Biz de darbe girişiminden 2 ya da 3 gün önce itirazda bulunmuştuk. Bu şahıslar darbe girişiminden sonra ortaya çıktı ve soruşturma Kahramanmaraş'ta FETÖ üzerinden yeniden başladı. Ancak üzülerek ifade ediyorum, Maraş'ta 7 yıllık dosya uykuya yatırıldı ve bir gelişme olmadı. Gerçekten hiç şüpheli olmaması gerekenler şüpheli oldu, asıl şüpheliler kaçırıldı, fakat dosya Ankara'ya gidince bu işin ciddiye alındığını ve gerçek şüpheliler üzerinden bir soruşturmanın yürüyeceğini bugün itibarıyla teyit etmiş oluyoruz. Önümüzdeki günlerde daha büyük gelişmeler olacağını tahmin ediyoruz" dedi.

"Parti yetkilileri başka bir helikopteri, kazada düşen helikopteri tutuyor"



Helikopterin kiralama sürecine değinen Ekici, "Rahmetli Muhsin Başkan'ın bu tip helikopter kiralama, uçak kiralama ya da otel gibi programları olduğu zaman irtibata geçtiği Ahmet Demir isimli bir iş adamı dostu vardır ve kendisinden yardımcı olmasını ister. Bu helikopter meselesinde de Ahmet Demir'i arayarak yardımcı olmasını talep ediyor. Ahmet Demir bununla uğraşırken kendisinden habersiz parti yetkilileri başka bir helikopteri, yani kazada düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi TC-HEK tescilli helikopteri tutuyor. Ahmet Demir Muhsin Başkan'ı arayarak 'Başkanım, bu uçan bir tabut. Kötü bir minibüsle gidin ama bununla gitmeyin, bu helikoptere binmeyin' diye ısrarlı beyanlarda bulunuyor. O dönem partide görev yapan Genel Başkan Yardımcılarından birkaçına da bu bilgi gidiyor. Ahmet Demir bunu ısrarla belirtmesine rağmen Muhsin Başkan bu Bell 206L-4 tipi uçan tabuta bindiriliyor ve bu olay meydana geliyor" diye kaydetti.

Konuşmalarını sürdüren Ekici, "Muhsin Başkan'ın uçuş programı için iki tane helikopter yer almaktadır. Birinci helikopter, düşen Bell 206L-4 LongRanger IV tipi helikopterdir, bu helikopterin birinci uçuş programı Sivas, Çağlayancerit ve Yerköy'dür. İkinci helikopter ise Agusta AW119 Koala tipi bir helikopterdir ve onun ikinci günkü uçuş güzergâhı Suşehri ve Gemerek gibi Sivas'ın ilçeleridir. AgustaWestland AW119 Koala ile Bell 206L-4 tipi helikopter karşılaştırıldığında düşen helikopter için Şahin, diğer Agusta/Koala helikopteri için Mercedes benzetmesi yapılıyor. Firma yetkililerine uzun mesafeye neden daha kötü araçla uçuş gerçekleştirildiğini, kısa mesafeler için neden daha iyi helikopterin programlanmadığını sorduk ve sormaya devam ediyoruz" cümlelerini kullandı.

"Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı"

Çağlayancerit'e Muhsin Başkan'ın kesinlikle gitmek istemediğini de net olarak bildiklerini dile getiren Ekici, "O dönem Kahramanmaraş Belediye Başkan adayımız olan Bekir Kılıç, Başkanı arayarak Çağlayancerit'e gelmesini istiyor. Muhsin Başkan, 'Bak Bekir, bu Çağlayancerit yüzünden birinin kalbini kıracağım, bu sen olma. Beni öldürecek misiniz' Bu helikopter işi nereden çıktı' Genel merkeze soruyorum, onlar birbirlerinin yüzlerine bakıyor' diyor ve bu ifadeler dosyada mevcuttur. Çağlayancerit'e gidebilmesi için Çubuk mitinginin iptal edilmesi gerekiyordu. Çubuk büyük bir ilçe iken Çağlayancerit onun yanında köy gibi kalan bir yerdir. 'İllaki Çağlayancerit'e geleceksin, biz seçimi kazanacağız' denilmesine rağmen seçim sonucunda Çağlayancerit'te dördüncü parti, Çubuk'ta ise ikinci parti oluyoruz.

Çubuk'un Çağlayancerit'e neden tercih edildiğinin ve bunu kimin iptal ettiğinin ciddi manada sorgulanması lazımdır. Ayrıca bilirkişilerin tespit ettiği bir husus var, helikopter kazasının meydana geldiği nokta radarların kör noktasıdır. Kör noktada uçuşa zorlanmak ya da o bölgede bir operasyon yapmak daha kolaydır. Türkiye'deki radarların kör noktalarını sen, ben, vatandaş bilmez, bunu bilen Hava Kuvvetleri'dir. Bunun da önemle dikkate alınması gerektiğini ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in eşi Handan Sonel tutuklandı

25.07.2026 02:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan eski Vali Sonel'in eşi tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında adliyeye sevk edilen ve savcılık sorgusu tamamlanan Handan Sonel, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan tutuklandı.

Korucubaşı Y.A. ise savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Böylelikle soruşturmada bugüne kadar tutuklanan zanlı sayısı 15 oldu.

14 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "kasten öldürmeye yardım", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 30 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer, Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu, güvenlik korucusu Fatih Özmen ve Doku'nun telefonuna müdahale ettiği değerlendirilen bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, iş insanı O.Y, F.K, A.Ş, H.K, E.E, M.Y, T.S, E.Y, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla Y.S, M.P. ve Y.A. savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti


 
Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını belirterek, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.
 

25.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti
 Karpuzun tarladaki fiyatı şok etti

Samsun'un Bafra ilçesinde yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda yetiştirilen karpuzun hasadı devam ediyor. Bafra Ziraat Odası Başkanı Osman Tosuner, Bafra Ovası'nda yaklaşık 12 bin 500 dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi.

Tanesi ortalama 7-8 kilo

Nisan ayında örtü altı olarak ekilen karpuzda 15 Temmuz'dan itibaren hasada başladıklarını aktaran Tosuner, "Bafra karpuzu Türkiye'de kilogramı en düşük karpuzdur. Bafra karpuzunun en büyüğü 12 kilogram gelir. Bunun nedeni ise Bafra'nın yüzde 90'ının kara toprak üzerine kurulu bir ovaya sahip olmasıdır" dedi. Tosuner, ovada dekar başına verimin 7-8 ton civarında olduğunu belirterek, "Bafra karpuzunun 12 kilogram olanı, yüzde 1'i bulmaz. Genelde 7-8 kilogram arasındadır. Buradan Ankara, İstanbul ve Karadeniz'in tamamına karpuz sevkiyatı oluyor. Bunun yanında Gürcistan'a da gönderiliyor" ifadelerini kullandı.

Kilosu 1 liranın altında

Karpuzun tanesinin tarlada 5 liradan satıldığını anlatan Tosuner, "Karpuz tüketenler Bafra karpuzunu tercih etsin. Her şeyi mükemmel, kabuk inceliği, lezzeti" diye konuştu.

Sudan bayağı bayağı ucuz

İstanbul'da 5 litrelik Munzur su 75, Erikli su 69, Abant su 36, Kardelen su 32.5 liraya satılıyor. Karpuzun kilosu ise marketlerde 9.9 TL ile 40 TL arasında değişiyor. 

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, Cumartesi günü sabah saatlerinden itibaren İstanbul genelinde 12 ila 18 saat boyunca etkili olması beklenen gök gürültülü şiddetli sağanak yağış ve poyraz fırtınasına karşı vatandaşları uyardı. Hava sıcaklığı ise ani bir düşüşle 25 dereceye kadar gerileyecek

24.07.2026 21:00:00
AA
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın beklenen sağanağa karşı tedbirli olunması uyarısında bulundu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi genelinde yarın sabah saatleri itibarıyla yağışın şiddetini arttırması bekleniyor.

Kent genelinde bölgesel olarak gün boyunca sağanak, yer yer gök gürültülü sağanak geçişlerinin yaşanması öngörülüyor.

Karadeniz'e kıyısı olan kuzey ilçeleri Eyüpsultan, Sarıyer ve Beykoz ile doğu ilçeleri Şile, Sultanbeyli, Pendik ve Tuzla'da yağışların çok kuvvetli şekilde görülebileceği tahmin ediliyor.

Bu nedenle rüzgarın kuzeyli yönlerden kuvvetlenerek aralıklarla fırtına şeklinde eseceği, beraberinde sağanak geçişlerinin yaşanacağı, sıcaklıkların 25 derece civarına gerileyeceği öngörülüyor.

AKOM, yarın akşam saatlerine kadar bölgede görülecek kuvvetli yağışlar nedeniyle vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması konusunda uyarıda bulundu.

Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'

Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in yeni parti açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, toplumun unutulmuş kesimlerinin sorunlarını çözmek için yola çıktığını belirterek, "Benim siyaset anlayışım budur" dedi

24.07.2026 14:40:00
Haber Merkezi
 
Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'
Kılıçdaroğlu'ndan yeni açıklama: 'Yola çıktım'
Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in yeni parti açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, toplumun unutulmuş kesimlerinin sorunlarını çözmek için yola çıktığını belirterek, "Benim siyaset anlayışım budur" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in CHP'den ayrılarak yeni parti kuracağını açıklamasının ardından ilk kez sosyal medya hesabından dikkat çeken bir paylaşım yaptı.

Kılıçdaroğlu'nun söz konusu açıklamasının tamamı ise şöyle:

"Benim görevim, toplumun sorunları yoğun ama unutulmuş kesimleriyle bir araya gelmektir. Çöpten kâğıt toplayan insanların da, mesai saati gözetmeksizin tarlada alın teriyle geçimini sağlayan insanların da sorunlarını çözmek için yola çıktım. Benim siyaset anlayışım budur."

Manisa'da yaş üzüm hasadı başladı

Manisa'da yaş üzüm hasadı başladı. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürü Akay Ünal, bu yıl hasadın iklim şartları nedeniyle yaklaşık 10 gün geciktiğini, ancak doğal afet yaşanmaması sayesinde rekolte beklentisinin yüksek olduğunu söyledi

24.07.2026 12:51:00
İHA
 
Manisa'da yaş üzüm hasadı başladı
Manisa'da yaş üzüm hasadı başladı
Türkiye'nin çekirdeksiz üzüm üretim üssü Manisa'da 2026 yılı yaş üzüm hasadı başladı. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından geliştirilen erkenci sofralık üzüm çeşidi Spil Karasında ilk hasat gerçekleştirilirken, üreticiler verimli bir sezon beklentisi taşıyor.

1930 yılından bu yana bağcılık alanında araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdüren Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü'nde geliştirilen Spil Karası üzüm çeşidinde hasat başladı. Enstitü Müdürü Akay Ünal, Spil Karası'nın isminin üreticilerin katıldığı anket sonucunda belirlendiğini hatırlatarak, çeşidin bölgenin en erkenci ve kaliteli sofralık üzümlerinden biri olduğunu ifade etti.

Yaş üzüm sezonunun resmen açıldığını belirten Ünal, bu yıl bağlarda doğal afet kaynaklı önemli bir zarar yaşanmamasının üreticiler açısından sevindirici olduğunu söyledi.

Bağcılık Araştırma Enstitüsü olarak yeni üzüm çeşitleri geliştirme çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini belirten Ünal, "Bulunduğumuz parsel kurumumuzun melez parselidir. Özellikle erkenci çeşitlerde hasadımıza başlamış bulunuyoruz. Yaklaşık 13 bin fert üzerinde yeni çeşit geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Mevcut çeşitlerden daha üstün özelliklere sahip olanları geniş parsellerimize aktararak değerlendirmeye alıyoruz. Hasadın başlamasıyla birlikte bizim için de yeni sezon açılmış oldu" dedi.

Son 10 yılda 14 yeni üzüm çeşidini tescil ederek Türk tarımına kazandırdıklarını vurgulayan Ünal, "Yeni çeşitlerimizle bu katkıyı artırmayı hedefliyoruz. Amacımız üreticimizin daha kaliteli ürünle daha fazla gelir elde etmesini sağlamak" diye konuştu.

"Hasatta yaklaşık 10 günlük gecikme yaşandı"

Bu yıl ilkbahar dönemindeki iklim şartlarının hasat takvimini etkilediğini dile getiren Ünal, bazı üzüm çeşitlerinde gecikmenin daha da arttığını söyledi.

Hasadın geçen yıllara göre yaklaşık 10 gün gecikmeli başladığını belirten Ünal, "Bazı çeşitlere göre bu süre 15 güne kadar çıkabiliyor. Şu anda henüz ismi bile verilmemiş yeni üzüm çeşitlerinin hasadını yaparak sezonu açmış bulunuyoruz. Buna rağmen rekolteyi olumsuz etkileyecek ölçüde herhangi bir doğal afet yaşanmadı. Bu nedenle verimli ve bereketli bir sezon bekliyoruz" ifadelerini kullandı.

Mudanya’dan Lozan’a Türkiye’nin bağımsızlık mimarisi: Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi

24 Temmuz 1923'te İsviçre'nin Leman Gölü kıyısındaki Lozan kentinde imzalanan barış antlaşması, yalnızca Kurtuluş Savaşı'nın askerî safhasını noktalamadı; Osmanlı İmparatorluğu'nun enkazı üzerinde yükselen Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki "tapu senedi" oldu. Lozan Barış Antlaşması, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde sahada zaferden zafere koşan Türk milletinin diplomasideki en büyük zaferidir

24.07.2026 11:29:00 / Güncelleme: 24.07.2026 14:30:44
Hasan Gündoğdu
 
Mudanya’dan Lozan’a Türkiye’nin bağımsızlık mimarisi: Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi
Mudanya’dan Lozan’a Türkiye’nin bağımsızlık mimarisi: Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedi
Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi ve ardından gelen Mudanya Ateşkes Antlaşması, Batılı devletleri Ankara hükûmetiyle masaya oturmaya zorladı. Konferans, 20 Kasım 1922'de başladı. Türkiye'yi İsmet Paşa (İnönü) başkanlığındaki heyet temsil ediyordu.

Ankara'nın diplomatik heyete verdiği iki ana kırmızı çizgi vardı:

* Kapitülasyonların kesin olarak kaldırılması
* Ermeni yurdu iddialarının reddedilmesi ve tam bağımsızlıktan taviz verilmemesi.

Ancak emperyalist güçlerin Osmanlı dönemi ayrıcalıklarını koruma arzusu, görüşmeleri tıkadı. Özellikle ekonomik bağımsızlık, Osmanlı borçları ve kapitülasyonlar konularındaki çetin tartışmalar nedeniyle 4 Şubat 1923'te konferans kesintiye uğradı. İsmet Paşa'nın "Çok kan döktük, çok acı çektik; her medeni millet gibi özgürlük ve bağımsızlık istiyoruz" çıkışı bu döneme damga vurdu.

Görüşmelere verilen iki aylık arada Türkiye ekonomisine yön vermek adına İzmir İktisat Kongresi toplandı. Nisanda yeniden başlayan müzakereler, Türk tarafının kararlı duruşu sayesinde 24 Temmuz 1923'te tarihi bir zaferle sonuçlandı.

Türkiye masadan ne kazandı?

Lozan, Sevr Antlaşması ile yapılmak istenen paylaşım planını tamamen tarihe gömdü. Türkiye'nin diplomatik masada elde ettiği kritik kazanımlar:

Ekonomik tam bağımsızlık ve borçlar

Kapitülasyonlar kaldırıldı: Osmanlı'nın belini büken ve yabancı devletlere verilen tüm adli, mali ve ticari ayrıcalıklara son verildi.

Osmanlı borçları: Borçlar, Osmanlı'dan ayrılan devletler arasında makul oranlarda paylaştırıldı. Türkiye kendi payına düşeni Türk Lirası ve Fransız Frangı üzerinden taksitlendirerek ödedi.

Düyun-u Umumiye: Yabancıların Osmanlı gelirlerine el koyduğu idare tamamen feshedildi.

Sınırlar ve toprak bütünlüğü

Suriye ve Yunanistan sınırı: Batı sınırı Meriç Nehri olarak belirlendi. Savaş tazminatı olarak Yunanistan'dan Karaağaç alındı.

Ege Adaları: Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları Türkiye'de kaldı.

İstanbul'un tahliyesi: İtilaf Devletleri'nin işgal altındaki İstanbul'u antlaşmanın onayından kısa süre sonra tamamen boşaltması kararlaştırıldı.

Hukuki ve toplumsal egemenlik

Azınlıklar meselesi: Gayrimüslimler dışındaki tüm unsurlar Türk vatandaşı sayıldı. Böylece yabancı devletlerin "azınlık hakları" bahanesiyle iç işlerimize karışmasının önüne geçildi.

Nüfus mübadelesi: İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler hariç tutularak Türkiye ve Yunanistan arasında zorunlu nüfus değişimi kararlaştırıldı.

Çözümü sonraya bırakılan çetrefilli başlıklar

Lozan bir zafer antlaşması olsa da dönemin jeopolitik şartları gereği bazı maddeler geçici çözümlere kavuşturuldu:

Boğazlar statüsü: Boğazlar bölgesi silahsızlandırıldı ve yönetimi başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakıldı. (Bu durum 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tamamen Türkiye lehiyle çözüldü).

Musul sorunu: İngiltere ile yürütülen sınır görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığı için konu konferanstan sonraya bırakıldı.

Hatay sınırı: 1921 Ankara Antlaşması sınırı korundu, Hatay sınır dışında kaldı. (1939'da Anavatana katıldı).

Bir Cumhuriyetin hukuki temeli

Lozan Barış Antlaşması, I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanıp geçerliliğini ve hukuki meşruiyetini günümüzde de koruyan tek barış antlaşmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını uluslararası hukuk nezdinde tescilleyen antlaşma, ilan edilecek olan yeni Cumhuriyet'in de sarsılmaz temeli olmuştur, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tapu senetidir.

Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

24.07.2026 09:00:00
AA
 
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan güvenlik korucusu tutuklandı

Doku soruşturması kapsamında Tunceli ve Erzurum Cumhuriyet başsavcılıklarının talimatları doğrultusunda Elazığ, Malatya, Ankara, İstanbul ve Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 17 şüpheliden 2'sinin jandarmadaki işlemleri tamamlandı.

Tunceli'de sağlık kontrolünden geçirilen güvenlik korucusu Fatih Özmen ile iş insanı O.Y. adliyeye sevk edildi.

Savcılık sorgusu tamamlanan Fatih Özmen sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince "kasten öldürme" ve "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi" suçlarından tutuklanırken, iş insanı O.Y. hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Diğer şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor.

12 zanlı tutuklanmıştı

Tunceli'de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku'dan (21) 5 Ocak 2020'den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye gelerek 6 Ocak 2020'de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.

Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca "kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 17 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Zanlılardan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen B.Y. ve Y.E, haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturmada, kırmızı bültenle aranan firari şüpheli Umut Altaş ise ABD'de gözaltına alınmıştı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrılmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.