logo
08 AĞUSTOS 2026

BTP lideri Hüseyin Baş Ankara'da gençlik programına katıldı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Ankara Gençlik Kolları Başkanlığının hazırladığı programa katıldı. Gençliğin sorunları ve Türkiye'de adalet anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulunan BTP lideri, “Türkiye'de genç olmak her sabah yeni bir umutla uyanıp her gece bir kaygıyla yatağa girmeye döndü" dedi

17.02.2026 14:44:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş Ankara'da gençlik programına katıldı
BTP lideri Hüseyin Baş Ankara'da gençlik programına katıldı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş partisinin Ankara Gençlik Kolları Başkanlığının hazırladığı programa katıldı.
Programda gençlerle birlikte marşlar söyleyen BTP lideri bir ara sahneye de çıkarak şarkı söyledi.

Hüseyin Baş konuşmasında ise gençliğin sorunları ve Türkiye'de adalet anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Hüseyin Baş şunları söyledi:






"Genç olmak, her gece kaygıyla yatağa girmeye döndü"

"Türkiye'de genç olmak her sabah yeni bir umutla uyanıp her gece bir kaygıyla yatağa girmeye döndü. Biz de üniversite okuduk. Bizim zamanımızda gidip bir çay içmek, kahve içmek, yemek yemek vesaire çok zor şeyler değildi. Bugün bütün genç arkadaşlarımdan şunu duyuyorum; şimdi bir kafeye gidip bir kahve içmek çok büyük mesele. Kaç para oldu bir kahve, bir latte diyelim? 200 lira... Her gün bir kahve içsen 6 bin lira ödüyorsun! O yüzden 6 aylık parayı verip bir kahve makinesi almak daha karlı hale geldi ama sosyalleşemezsin!  Türkiye'de aç kalmayabilirsiniz, anneniz babanız size yemek yapabilir ama sosyalleşemezsiniz.






"Eleştiren ve düşünenler kendini akademide değil cezaevinde buluyor"

Bize anlatılan neydi; eleştirel düşünce, sorgulayarak öğrenme… Hep bu anlatıldı. Bütün pedagoglar, öğretmenler bunu bize lanse ettiler ama Türkiye'de eleştirdiğin ve sorguladığın zaman kendini akademide değil cezaevinde buluyorsun. Dolayısıyla Türkiye'de gençliğin her meselede dayak yediği, dövüldüğü bir pozisyon var. Bu, özellikle son 5 yılda inanılmaz artış göstermiş vaziyette.






"Türk gençliği olarak kendi geleceğimizi şekillendirmek zorundayız"

Biz Türk gençliği olarak başkalarının ihtiraslarını hayata geçirmek için bir fonksiyon icra eden insan değil, kendi geleceğini şekillendiren insanlar olmak zorundayız. Bunu yapacak olan sizlersiniz, bizleriz. Şimdi biz yollara düştük çalışıyoruz, gayret ediyoruz. Dolayısıyla bizler kendi geleceğimizi şekillendirmek için başkalarının eline, başkalarının ağzına, başkalarının gözünün içine bakmayacağız arkadaşlar. Artık yönetimi, karar verme mekanizmasını, işlerin nasıl yapılacağını bizim hayata geçirmemiz lazım. Bunun için şu anda Türkiye'de tek bir adres var. O da Bağımsız Türkiye Partisi adresi. Başka bir adres yok.






"Siyasiler için gençlik operasyonel bir güç..."

Bugün baktığınız zaman bütün siyasiler için, bütün siyasiler için gençlik operasyonel bir güç. İnsanlara, dışarıya, başkalarına sergileyebilecekleri, başkalarına güç gösterebilecekleri ve arkalarında olduğunda kendilerini güvende hissettikleri bir topluluk. Gençlik dediğiniz bu. Bizim lügatımızda gençlik bu değil. Bizim lügatımızda gençlik edilgen bir yapıda değil, etken bir yapıda, karar veren bir mekanizmada. Türkiye'de Türkiye'de artık gençlik karar veren insanlar olmak durumundadır. Bugün Bağımsız Türkiye Partisi'nin yaptığı şey ve yürüdüğü yol şunu göstermiştir;  Türkiye'de bir genç gençlerle birlikte siyasi faaliyet yapabiliyor. Bunu BTP'den başka hiçbir siyasi organizasyon ortaya koyamamıştır ve koyamayacaktır.

Yeni Adalet Bakanına 'adalet' cevabı

Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına değişim oldu. Özellikle Adalet Bakanlığı'ndaki değişim ciddi ses getirdi. Adalet Bakanımız göreve atandıktan hemen sonra bir televizyon yayınına katıldı. Ben de izledim, takip ettim. Sayın Bakan Türkiye'ye adaleti getireceğini söyledi. Şimdi izlerken şunu gördüm. Türkiye'ye adalet getirme yetkisi bir Adalet Bakanındaysa Türkiye'de adaletin olmayışı da daha önceki Adalet Bakanlarının sorumluluğunda olmalı. Türkiye'yi sanki 20 küsur yıldır başkaları yönetiyor ve yeni bir seçim olmuş, bu seçimin sonucunda bazı koltuklar değişmiş. O koltuklara oturanlar Türkiye'ye bir şeyler getireceklerini iddia ediyorlar!

"Bize sürekli cezalandırılacağımız anlatılıyor"

Sayın Bakan sürekli olarak suçun ve suçlunun cezalandırılmasından bahsetti. Bizi yönetenlerin algı ve düşünce dünyası sürekli cezalandırılacağımızı bize anlatılıyor. Farkında mısınız? Son bir yıldır her konuda cezalandırılma ihtimaliyle karşı karşıyayız. Halbuki Türkiye'de öğrenciler de adalet bekliyor, emekliler de adalet bekliyor, evde oturan, çocuğuna bakmak mükellefiyetinde olan hanımlar da adalet bekliyor, işçiler de adalet bekliyor. Ama hiç kimse bunların adaletini önemsemiyor. Bu ülkeye adaleti getirmemiz lazım! Adaletin olmadığı bir devletin ayakta kalma şansı yoktur. Öncelikle bu ülkede adalet tesis edilmeli. Çok doğru. Ama bu kadar adaletsizliğin sorumlusu kimdir diye sorarsak cevap nedir? Yıllardır bu ülkeyi yöneten insanların adaleti tesis edememesidir. Yıllardır adaleti tesis edemeyenlerin bugünden sonra adalet getirmesi, getirmesini beklemek bizim için saflık olur.

"Atatürk gibi genç olmamız lazım"

Bir genç nasıl olmalı? En basitinden örnek vereyim; yıl 1908 27 yaşında Trablusgarp'ta, yıl 1911 30 yaşında Balkanlarda, yıl 1914 1. Dünya Savaşı'nda, 1915'te 34 yaşında Çanakkale'de. 34 yaşında Çanakkale'de dünyayı dize getiren, 19'da 38 yaşında Samsun'a çıkıp 1920'de 39 yaşında Meclis açan adam.... İşte bir genç böyle olmalıdır. Bize artık şu lazım değil; hep diyoruz ya biz Atatürk'ün gençliğiyiz. Bu bugün yetmiyor arkadaşlar. Bizim Atatürk gibi genç olmamız lazım, yola düşmemiz lazım, vatan mücadelesi vermemiz lazım, milletimize, devletimize, vatanımıza sahip çıkmamız lazım"

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.