logo
18 AĞUSTOS 2026

BTP Ordu ve Giresun teşkilatlarından ortak saha çalışması: "Vatandaşın ilgisi büyük"

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Ordu ve Giresun il başkanlıkları, Genel Başkan Hüseyin Baş’ın vizyonunu ve partinin projelerini halkla buluşturmak amacıyla ortak bir saha çalışması gerçekleştirdi

06.08.2026 11:40:00
Hasan Gündoğdu
 
BTP Ordu ve Giresun teşkilatlarından ortak saha çalışması: "Vatandaşın ilgisi büyük"
BTP Ordu ve Giresun teşkilatlarından ortak saha çalışması: "Vatandaşın ilgisi büyük"
Ordu ve Giresun illerini kapsayan yoğun programda, esnaf ziyaretleri yapılarak vatandaşların sorunları yerinde dinlendi, çözüm önerileri ve parti projeleri anlatıldı.






Geniş Katılımlı Heyet Sahadaydı
 
Gerçekleştirilen ortak çalışmalara; BTP MYK Üyesi Yusuf Kurt, Giresun İl Başkanı Rüstem Derya Erzincan, Ordu İl Başkanı Ali Özer Yücel ve Ordu Aybastı İlçe Başkanı Muammer Belen katıldı. Teşkilat mensuplarının tam kadro yer aldığı saha ziyaretlerinde, her iki ilde de vatandaşların yoğun ve samimi ilgisi dikkat çekti.







Fatsa, Bulancak ve Tirebolu'da Yoğun Temas
 
Ordu'nun Fatsa ilçesinde esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen heyet, Cennet Mahallesi'nde yeni üye kayıtları gerçekleştirdi.
 
Giresun programı kapsamında ise Bulancak ilçesinde iş yerleri ziyaret edildi. Ziyaretler esnasında ülke ekonomisi ve iş hayatı üzerine verimli istişarelerde bulunuldu. Heyet, Tirebolu ilçesinde de esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelerek samimi görüşmeler gerçekleştirdi.







"İstikbal Biziz, Biz Geleceğiz"
 
Ordu ve Giresun illerindeki teşkilatlanma ve saha çalışmalarını başarıyla tamamlayan BTP heyeti, ziyaretlerin ardından ortak bir değerlendirmede bulundu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
 
"Gittiğimiz her noktada büyük bir ilgi ve samimiyetle karşılandık, birbirinden kıymetli dava arkadaşlarımızla bir araya geldik. İnancımız, azmimiz ve kararlılığımız her geçen gün daha da güçleniyor. 

İstikbal biziz, biz geleceğiz! Bağımsız Türkiye için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam ediyoruz."














Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü

İstanbul Zeytinburnu'nda kentsel dönüşüm kapsamında yıkım çalışmaları başlatılan 4 katlı bir bina, çalışma esnasında aniden çöktü. O anlar bir vatandaşın cep telefonuyla anbean kaydedildi

17.08.2026 13:58:00
İHA
 
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Zeytinburnu'nda yıkım sırasında 4 katlı bina aniden çöktü
Olay, Zeytinburnu Telsiz Mahallesi'nde dün meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılan incelemeler sonucunda sokak üzerinde bulunan 4 katlı bir binanın yıkımına karar verildi.






Proje kapsamında bina boşaltıldıktan sonra yıkım çalışmalarına başlandı. Çalışma esnasında beton kesme makinasıyla vurulan bir darbede bina aniden çöktü. 






Binanın çökmesiyle birlikte cadde toz bulutuyla kaplanırken, vatandaşlar panikle etrafa kaçıştı. O anlar cadde üzerinde bulunan bir vatandaşın cep telefonu kamerasına anbean yansıdı.






Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı

Hatay'da işçileri taşıyan servis minibüsünün tırla çarpıştığı kazada 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi de yaralandı

17.08.2026 00:20:00
İHA
 
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Hatay'da işçi servisi tırla kafa kafaya çarpıştı: 1 ölü, 15 yaralı
Kaza, Erzin-Ceyhan kara yolu Burnaz mevkiinde yaşandı. Toros Tarım işletmesinden çıkan işçi servisi ile karşı yönden gelen tır kafa kafaya çarpıştı. İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.






Kazada hurdaya dönen minibüsteki yaralılar itfaiye ekipleri tarafından araçtan çıkarıldı. Kazada serviste bulunan Mehmet Soylu isimli işçi hayatını kaybederken, 15 yaralı olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye sevk edildi.









Soylu'nun cansız bedeni de olay yerindeki incelemenin ardından morga kaldırıldı.
 







Servisteki işçilerin taşeron firmada çalıştığı ve mesai bitimi Dörtyol ile Payas ilçelerindeki evlerine dönmek için yola çıktıkları öğrenildi. Jandarma ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.






Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde ormanlık alanda çıkan yangın havadan ve karadan yapılan müdahale neticesinde 1.5 saate kontrol altına alınarak söndürüldü

15.08.2026 16:33:00
İHA
 
Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü
Kocaeli'deki orman yangını söndürüldü
Gebze ilçesi Beylikbağı Mahallesi'nde bulunan ormanlık alanda saat 13.00 sıralarında yangın başladı. Kısa sürede yükselen yoğun dumanlar gökyüzünü kaplarken, yangını fark eden vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi.






Yangının haber verilmesinin ardından bölgeye itfaiye ve orman ekiplerinin yanı sıra polis ve jandarma ekipleri yönlendirildi. Ekipler, alevlerin çevredeki ormanlık alana yayılmasını önlemek ve yangını kontrol altına almak için çalışma başlattı. 






Karadan yürütülen söndürme çalışmalarına havadan da helikopter destek verdi. Ekiplerin yoğun müdahalesi sonucunda yangın yaklaşık 1,5 saat içerisinde kontrol altına alınarak söndürüldü. 






Alevlerin tamamen etkisiz hale getirilmesinin ardından bölgede yeniden yangın çıkma ihtimaline karşı soğutma çalışması başlatıldı. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenemezken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.













Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı

14.08.2026 12:18:00
İHA
 
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ'da korkutan yangın: Alevler geceyi aydınlattı
Tekirdağ Çorlu'da çıkan tarla yangınında 200 dönüm anız alev alev yandı. Yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürüldü






Olay, gece saatlerinde Hürriyet Mahallesi Mine Caddesi civarında meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle tarlada buğday sapları alev aldı.

Yangın rüzgarın da etkisiyle büyüyerek geniş alana yayıldı.

Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi yönlendirildi. Yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1 saat süren çalışmalarının ardından söndürüldü.

Yaklaşık 200 dönüm alanın küle döndüğü öne sürüldü.

Yangının çıkış sebebi ise henüz bilinmiyor.













Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri

Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor

14.08.2026 00:54:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Terörizm ve siyasal şiddetin sosyolojik etkileri
Dünyada ve bölgemizde yaşanan siyasal çalkantılar, şiddet eylemlerinin ve terörizmin yalnızca askeri ya da güvenlik odaklı tedbirlerle çözülemeyeceğini bir kez daha gösteriyor.

Uzmanlar ve sosyologlar, toplumsal düzeni sarsan bu olgunun derinlerindeki sosyo-ekonomik, kültürel ve psikolojik etkenlere dikkat çekiyor: Siyasal şiddet gökten zembille inmiyor; toplumsal yapının fay hatlarında biriken gerilimlerden besleniyor.







Bireyi Şiddete İten Toplumsal Dinamikler

Terörizm ve siyasal şiddeti inceleyen sosyologlar, radikalleşme süreçlerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini vurguluyor. Bireylerin şiddet yanlısı gruplara katılımında ve bu eylemleri meşrulaştırmasında öne çıkan temel faktörler şunlar:

Toplumdan dışlandığını, adaletsizliğe uğradığını veya sesini meşru yollarla duyuramadığını hisseden bireyler, marjinal grupların söylemlerine daha açık hale geliyor.

Özellikle modernleşme ve hızlı kentleşme süreçlerinde kimlik krizine giren gençler, radikal yapılarda kendilerine yapay bir "aidiyet" ve "amaç" buluyor.

Yoksulluk tek başına terörü yaratmasa da, yüksek genç işsizliği ve geleceksizlik hissi radikal söylemlerin yeşermesi için uygun bir zemin hazırlıyor.







Şiddetin Meşrulaştırılması ve İdeolojik Söylem

Siyasal şiddet eylemlerini diğer suç türlerinden ayıran en belirgin fark, eylemcilerin bu davranışları bir "kutsal amaç" veya "siyasal dava" adına gerçekleştirdiğine inanmasıdır. Sosyolojik araştırmalar, terör örgütlerinin propaganda mekanizmalarının iki temel strateji üzerine kurulduğunu gösteriyor:

Hedef alınan grup veya kurumlar insani vasıflarından arındırılarak "mutlak kötü" olarak tanımlanıyor.

Kendi grubunun sürekli mağdur edildiği algısı işlenerek, yapılan eylemler "zorunlu bir savunma" olarak sunuluyor.







Güvenlik Politikalarından Toplumsal Onarıma

Uzmanlar, terörle mücadelede yalnızca Polisiye ve askeri yöntemlerin yetersiz kalacağına işaret ediyor. Uzun vadeli ve kalıcı çözüm için toplumsal yapıyı güçlendirecek adımların atılması gerektiği belirtiliyor:

Kapsayıcı Sosyal Politikalar: Gençlerin eğitime ve istihdama erişiminin artırılması.

Toplumsal Diyalog ve Adalet: Hak arama yollarının şeffaf ve açık tutulması, kutuplaştırıcı dilden kaçınılması.







Sivil Toplumun Güçlendirilmesi: Radikalleşmeyle mücadelede yerel toplulukların ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol alması.

Siyasal şiddet ve terörizmin sosyolojik boyutunu anlamak, toplumsal barışın inşa edilmesinde kilit bir rol oynamaya devam ediyor.

Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor

14.08.2026 00:30:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Maden projelerine protestoların arkasındaki nedenler
Türkiye'de ve dünyada son yıllarda artış gösteren madencilik faaliyetleri, beraberinde yerel halkın, çevrecilerin ve işçi sendikalarının büyüyen tepkilerini getiriyor. Toplumun farklı kesimleri maden projelerine karşı ses yükseltmeye devam ediyor.

Peki, köylüleri, çevrecileri, akademisyenleri ve maden işçilerini sokağa döken, projelerin karşısında durmaya iten temel dinamikler ve kaygılar neler?







1. Ekosistem Tahribatı ve Ormansızlaşma

Maden arama ve çıkarma süreçleri, özellikle yüzey madenciliği (açık ocak işletmeciliği) yöntemi kullanıldığında devasa arazi tahribatlarına yol açıyor:

Ağaç Kesimi ve Orman Kaybı: Maden sahası açmak amacıyla geniş ormanlık alanların yok edilmesi, bölgenin oksijen kaynağını ve biyoçeşitliliğini doğrudan tehdit ediyor.

Toprak Erozyonu ve Heyelan Riski: Bitki örtüsünün kaldırılmasıyla erozyon riski artıyor; dik ve dağlık arazilerde heyelan tehlikesi tetikleniyor.







2. Su Kaynaklarının Kirlenmesi ve Kuruması

Madencilik, doğası gereği yüksek miktarda su tüketen ve ağır kimyasallar (siyanür, sülfürik asit vb.) kullanılan bir sanayi koludur:

Asit Maden Drenajı ve Ağır Metaller: Açıkta kalan kayaların hava ve suyla teması sonucu oluşan asidik sızıntılar, yeraltı su kaynaklarına ve akarsulara karışarak içme ile sulama suyunu zehirliyor.

Su Stresi: Yerel kaynakların maden işletmeleri tarafından yoğun kullanımı, bölgedeki tarımsal ve evsel su erişimini kısıtlıyor.







3. Tarım, Hayvancılık ve Yerel Geçim Kaynaklarının Yok Olması

Maden sahalarının genellikle kırsal bölgelerde yer alması, geçimini topraktan sağlayan yerel halkı doğrudan etkiliyor:

Tarım Arazilerinin Kaybı: Zeytinlikler, otlaklar ve verimli tarım alanları maden ruhsat sahaları içinde kalarak üretim dışı kalıyor.

Kırsal Nüfusun Yerinden Edilmesi: Geçim kaynağını kaybeden köylüler göç etmek zorunda kalıyor; bu durum bölgesel sosyo-ekonomik dengeleri bozuyor.

4. Sağlık Riskleri ve Yaşam Kalitesinin Düşmesi

Çıkarma ve işleme aşamalarında oluşan toz, gürültü ve toksik atıklar, komşu yerleşim yerlerinde ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor:

Solunum Yolu Hastalıkları: Ağır toz emisyonu ve kimyasal partiküller, bölge halkında koah, astım ve kanser vakalarının artması riskini doğuruyor.

Atık Barajı Sızıntıları ve Katastrofik Riskler: Atık havuzlarının çökme veya sızdırma tehlikesi, yerleşim yerleri üzerinde sürekli bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.







5. İşçi Hakları ve Çalışma Güvenliği İhlalleri

Protestolar sadece çevre örgütleri ve yerel halkla sınırlı kalmıyor; bizzat maden sahalarında çalışan işçiler de hak arayışı için meydanlara iniyor:

Ödenmeyen Ücretler ve Hak Gaspları: Maaşlarını, kıdem tazminatlarını alamayan ya da zorunlu ücretsiz izne çıkarılan işçiler eylemler düzenliyor.

İş İşçi Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Eksiklikleri: Yetersiz denetimler ve iş kazası riskleri, çalışanların can güvenliği talebiyle grev yapmasına neden oluyor.

6. Katılımsız Karar Alma ve "ÇED" Süreçlerine Güvensizlik

Toplumsal tepkinin bir diğer odak noktası ise karar alma mekanizmalarındaki şeffaflık eksikliği:

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporları: ÇED süreçlerinin formaliteden ibaret kalması veya halkın katılımı toplantılarının usulüne uygun yapılmaması kamuoyundaki güvensizliği pekiştiriyor.

Kamusal Yarar Tartışması: Çıkarılan madenlerin ve elde edilen finansal kazancın bölge halkına ya da devlete sağladığı yararın, doğaya verilen zararın yanında çok düşük kaldığı düşüncesi tepkileri büyütüyor.

"Madencilik faaliyetleri yalnızca teknik bir üretim meselesi değil; ekolojik adalet, kamu sağlığı ve demokratik katılım hakkını ilgilendiren çok katmanlı toplumsal bir konudur."







Çözüm Arayışları ve Ekolojik Modernleşme

Sosyologlar ve çevre uzmanları, madencilik alanındaki krizlerin aşılması için şu adımların şart olduğunu vurguluyor:

Katı Yasal Denetim ve Şeffaflık: Maden kanunlarının çevre ve insan merkezli olarak güncellenmesi.

Rehabilitasyon Zorunluluğu: Faaliyeti biten sahaların eksiksiz şekilde doğaya yeniden kazandırılması (ağaçlandırma ve alan ıslahı).

Stratejik Alanların Korunması: Su havzaları, orman alanları ve koruma altındaki biyolojik çeşitlilik merkezlerinin kesin olarak madenciliğe kapatılması.

Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi

Muğla'nın Menteşe ilçesinde bir iş yerinin önünde asılı bulunan Türk bayrağını çakmakla ateşe vermek isteyen kadın, güvenlik kameralarının incelenmesi sonucu yakalanmıştı. 31 yaşındaki A.A. isimli kadın emniyetteki işlemlerini ardından adliyeye sevk edildi

13.08.2026 11:52:00
İHA
 
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Türk bayrağını yakan şüpheli adliyeye sevk edildi
Olay, Menteşe merkezde tarihi Kurşunlu Camii yakınlarında bulunan bir iş yerinin önünde meydana geldi. Sabah saatlerinde kaldırımda yürüyen kadın, iş yerinin önünde duvara asılı Türk bayrağının yanına gelerek, çantasından çıkardığı çakmakla bayrağı ateşe vermek istedi.






Olayın güvenlik kameralarına yansımasının ardından kolluk kuvvetleri kadının yakalanması başlattıkları çalışmada aynı gün yakalanarak gözaltına alındı. 






Yakalanan A.A., Muğla Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerini ardından Muğla Adliyesi'ne sevk edildi.






Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü

Antalya'da silahlı kuyumcu soygununda öldürülen Abuzer Atakan Gür'ün ailesine 4 milyon 679 bin 831 TL tazminat ödenmesine ilişkin kararı, saldırganın eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiği gerekçesiyle bozan Yargıtay, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi

13.08.2026 11:42:00
İHA
 
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Silahlı kuyumcu soygununda canından oldu: Tazminat kararı Yargıtay'dan döndü
Olay, 29 Ekim 2021 tarihinde Kepez ilçesi 15 Temmuz Şehitler Caddesi'ndeki bir kuyumcu dükkânında meydana geldi. Kar maskesiyle iş yerine giren şüpheli, silahla vurduğu çalışan Abuzer Atakan Gür'ü darbedip yeniden ateş açtıktan sonra yaklaşık 2 kilogram altını alarak kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Gür'ün hayatını kaybettiğini belirledi.






Güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polis ekipleri, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından Kütahya karayolunda yakalanan şüphelinin aracında ve üzerinde yapılan aramada Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, silaha ait şarjör, şarjör içerisinde 15 mermi, 100 bin TL, 1 kilogram külçe altın ve 177 gram saf altın ele geçirildi. Şüpheli S.Ö, Antalya İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Gasp Büro Amirliği ekiplerine teslim edildi.








Yapılan araştırmalarda, 17 Ekim 2020 tarihinde Kepez ilçesindeki başka bir kuyumcuda meydana gelen silahlı yağma olayının şüphelisinin de S.Ö (29) olduğu tespit edildi. Her iki olayı da gerçekleştirdiğini itiraf eden S.Ö, emniyetteki işlemlerinin ardından 14 Kasım 2021 tarihinde çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Antalya 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan S.Ö, tasarlayarak öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, nitelikli yağma suçundan 14 yıl, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.








Tazminat kararını Yargıtay bozdu

Abuzer Atakan Gür'ün yakınları, silahlı soygunun ardından işveren kuyumcu A.A. hakkında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Aile, iş yerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmadığını öne sürerek, işverenin Gür'ün ölümünde sorumluluğunun bulunduğunu savundu.
Davayı karara bağlayan Antalya 4'üncü İş Mahkemesi, Gür'ün yakınlarına toplam 4 milyon 679 bin 831 TL maddi ve manevi tazminatın, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine hükmetti. İşverenin karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun reddedilmesinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi, saldırganın kuyumcu soygununu ve silahlı saldırıyı önceden planladığına dikkati çekerek yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, üçüncü kişinin ağır kusurlu eyleminin işveren yönünden nedensellik bağını kestiğini belirterek, tazminata hükmedilen kararın bozulmasına oy birliğiyle karar verdi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Antalya 4'üncü İş Mahkemesi'ne gönderildi.









"Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin yükümlülüğünü ortadan kaldırır mı?"

Gür ailesinin avukatlarından Elif Hondu Çil, müvekkillerinin Yargıtay kararına karşı yerel mahkemenin önceki kararında direnmesini talep ettiğini belirtti. Gür'ün ailesinin geçimini sağlamak için iş yerine gittiğini ve silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini ifade eden Çil, şunları söyledi: "Bugün yıllar sonra hâlâ şu sorunun cevabını arıyoruz: Bir işçinin iş yerindeki güvenliği için alınması gereken önlemler alınmadıysa bu ölümde işverenin hukuki sorumluluğu nerede başlar, nerede biter' İş yerinde gerekli risk değerlendirmeleri yapılmamıştı. Gerekli önlemler alınmamıştı. Güvenlik amacıyla bulundurulması gereken bir silah ve alarm yoktu. Bu tespitlerin hepsi ilk derece mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme de Abuzer Atakan Gür'ün eşinin ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat taleplerini kabul etti."

Yargıtay'ın işveren ile ölüm arasındaki nedensellik bağının kesildiğine hükmederek kararı bozduğunu dile getiren Çil, "Bir saldırganın suç işleme iradesi, işverenin işçisini koruma yükümlülüğünü tamamen ortadan kaldırır mı' Bu saldırı bir tesadüf değildi. Saldırgan, iş yerindeki para ve altınları almak amacıyla dükkâna gelmişti. Biz suçlunun bulunmasını istemiyoruz. Suç da suçlu da zaten belli. Bir işçinin çalıştığı iş yerinde güvenliğinin sağlanması için işverene yüklenen sorumluluğun bu olay özelinde neden yok sayıldığını sorguluyoruz. Hiçbir tazminat Abuzer Atakan'ı geri getirmeyecek. Ancak bir işçinin iş yerine giderken sahip olması gereken en önemli hak, evine sağlıklı dönebilmektir. Abuzer Atakan evine geri dönemedi. Şimdi sıra adalette" ifadelerini kullandı.








"Silahlı yağma öngörülebilir bir risk"

Ailenin diğer avukatı Serpil Alabaş da saldırganın aldığı cezayı tartışmadıklarını, itirazlarının işverenin sorumluluğunun tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu belirtti. Saldırganın temel amacının yağma olduğunu ifade eden Alabaş, "Ölüm, bu yağma eylemi sırasında meydana gelen sonuçtur. İşverenin mal varlığı zarar görmüş, işçi ise hayatını kaybederek bunun bedelini canıyla ödemiştir. Ailesi ve çocukları da destekten mahrum kalmıştır. Yalnızca üçüncü kişinin yağma kastının bulunması, işverenin çalışanını öngörülebilir bir riskten koruma yükümlülüğünü neden tamamen ortadan kaldırmaktadır" diye konuştu.

Yargıtay kararında işverenin risk değerlendirmesi yapmadığı, gerekli önlemleri almadığı ve iş güvenliği eğitimi vermediğinin kabul edildiğini savunan Alabaş, "Kuyumculuk faaliyetinde silahlı yağma öngörülebilir bir risk ise bu risk değerlendirilmemişken meydana gelen ölümün işverenin kusuruyla hiçbir bağlantısının bulunmadığı nasıl söylenebilir. İş yerinin güvenlik şartlarının, çalışma düzeninin, Cumhuriyet Bayramı'ndaki açılış saatinin ve alınan ya da alınmayan diğer önlemlerin araştırılması gerektiğini söylüyoruz" dedi.

Gür'ün ilk ateşin ardından yere düştüğünü, saldırganın daha sonra yanına giderek yeniden ateş ettiğini belirten Alabaş, "Abuzer Atakan Gür o sabah çalışmak için iş yerine girdi. Akşam evine dönmesi gerekiyordu ancak dönemedi. Talebimiz yalnızca tazminat değildir. İş yerinde hayatını kaybeden bir işçinin de işverenin koruma yükümlülüğü kapsamında olduğunun kabul edilmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.








"Çocuklarımın hakkını istiyorum"

Abuzer Atakan Gür'ün eşi Nurcan Gür ise iki çocuğuyla birlikte zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, "Gelecek karardan çok umutluyduk fakat şu anda çok üzgünüz. Eşim geri gelmeyecek ancak iki çocuğuma bakmak ve onların geleceklerini hazırlamak zorundayım. Yerel mahkemenin adaleti yerine getirmesini istiyorum. Çocuklarımın hakkını istiyorum" dedi.
Gür'ün oğlu Gürkan Gür de yaşadıkları sürecin kelimelerle anlatılamayacak kadar ağır olduğunu ifade ederek, "Yargıtay davamızı bozdu. Önceki yerel mahkeme kararında mahkemenin yeniden durmasını istiyoruz. Umutluyuz ve adalete güveniyoruz. Babam geri gelmeyecek ancak hakkımızı alabilme umuduyla mahkemenin kararını bekliyoruz" diye konuştu.İHA

Adana'da toplu taşımada klima çilesi

Adana'da bunaltıcı sıcaklarda toplu taşıma araçlarında yaşanan klima sorunu nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşıyor. Dolmuş ve otobüslerde klimaların yeterince çalıştırılmadığını öne süren yolcular, yüksek ulaşım ücretlerine rağmen sıcakta seyahat etmek zorunda kaldıklarını belirterek denetimlerin artırılmasını istedi

12.08.2026 12:28:00
İHA
 
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da toplu taşımada klima çilesi
Adana'da yaz sıcaklıklarının bunaltıcı seviyelere ulaşması, kent içi ulaşımda yaşanan sorunları da yeniden gündeme getirdi. Özellikle dolmuş ve otobüslerde klimaların açılmadığını veya yeterli düzeyde çalıştırılmadığını ifade eden vatandaşlar, araçların içerisinde nefes almakta dahi zorlandıklarını söyledi.






Toplu taşıma araçlarında yolcu yoğunluğunun da etkisiyle sıcaklığın daha fazla hissedildiğini belirten vatandaşlar, klimaların özellikle araç dolduktan sonra çalıştırıldığını iddia etti. Vatandaşlar, toplu taşıma araçlarının yetkililer tarafından daha sık denetlenmesini ve klima kullanımının kontrol edilmesini talep etti.








"Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım"

Durakta bekleyen yolculardan Caner Ozan, Adana'da sıcaklıkların çok yüksek olduğunu belirterek, toplu taşıma araçlarında klima sorunu yaşandığını söyledi. Ozan, "Adana çok sıcak, şu an hissedilen hava sıcaklığı 45 derece. Toplu taşımalarda klimaları açmıyorlar. Bu durum otobüs şoförlerinden mi yoksa kooperatiflerden mi kaynaklanıyor çözemedik ama klimaları açmaları lazım. Durduğumuz yerde terliyoruz. Klimaların açılmasını istiyoruz, artık bu durumdan sıkıldık" dedi.








Klimaların çoğu zaman yolcu yoğunluğuna göre çalıştırıldığını öne süren Ozan, "Genelde kendilerine göre zamanları var. Yolcu dolunca veya dolmasını beklerken açıyorlar. Zabıtaların bu durumu daha çok kontrol etmesi ve denetim yapması lazım. Onlar denetim yaptıkça daha fazla ilerleme kaydedileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.








"Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz"

Fahri Bulut Elma ise sıcaklığın nem nedeniyle daha fazla hissedildiğini belirterek, "Adana'da hava sıcaklığı 45 dereceyi buluyor, nemden dolayı hava daha da sıcak oluyor. Bu sıcakta toplu taşımalara bindiğimizde çok fazla insan olduğu için içerisi daha da sıcak oluyor. Klimalar açılmadığı için durduğumuz yerde terliyoruz" diye konuştu.








Klimaların yeterince çalıştırılmadığını savunan Elma, "Bugüne kadar klimaların doğru düzgün açıldığına en fazla iki üç defa denk gelmişimdir, onların da sadece biri klimaydı, diğerleri sadece fandı" dedi.

Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'

Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentte bir tekstil fabrikasında çıkan yangın ile ilgili açıklamalarda bulundu. Vali Çeber, "Yangına 39 araç ve 81 personelle müdahale ediliyor, hemen hemen kontrol altına alındı" dedi

11.08.2026 11:23:00
İHA
 
Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'
Gaziantep Valisi'nden fabrika yangını açıklaması: 'Hemen hemen kontrol altına alındı'
Yangın, Şehitkamil ilçesi 3. Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan Üniteks Tekstil isimli fabrikada çıktı. İddiaya göre, sabah 04.26 sıralarında bilinmeyen bir nedenle çıkan yangın sonrası yapılan ihbarla olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, kısa sürede büyüyen ve fabrikayı saran yangına müdahale etti. Ekiplerin yangınla mücadelesi 39 araç ve 81 personelle sürerken Gaziantep Valisi Kemal Çeper de olay yerine gelerek yetkililerden son durum hakkında bilgi aldı.






Yetkililerden bilgi aldıktan sonra açıklamalarda bulunan Gaziantep Valisi Kemal Çeber, "Yangın, 3. Organize Sanayi Bölgesi bulunan fabrikada çıktı. Gördüğünüz dumanlar aslında söndürüldü ya da söndürülmesi aşamasında olduğuna işaret ediyor ama müdahale devam ediyor. Gece 04:26 sularında yangın şu an henüz belirleyemediğimiz bir nedenden dolayı tabii ona bakılacak teklif olarak çıkıyor. Fabrika bir pamuk ipliği tesisi. On yedi bin beş yüz metrekare bir fabrika. Yangının etkilediği alan üç bin metrekarelik gibi bir alan. Yoğun çalışan bir fabrika. Üç vardiya çalışıyor. 04:26'da yangın çıkınca kendileri de bu konuda en güzelini yapıyorlar ve hemen herkes tahliye ediliyor. Beş dakika sonra da OSB itfaiyemiz, Büyükşehir itfaiyemiz burada 04.32 itibarıyla ve yangınla mücadele başlıyor. Tabii pamuk ipliği bilmeyenler için ifade edelim çok yanıcı bir maddedir. 






Yani siz söndürdüğünüzü düşündüğünüzde bile içten içe yanma riski olan bir madde. Balyalar halinde tutulur. Onlar yanıyor. Biz de sabah 7'den itibaren dronlar üzerinden zaten yangını sürekli olarak takip ettik. Randevularımızı bitir bitirmez de hem sevgili hemşerilerimize geçmiş olsun diyelim hem yerinde görelim diye geldik. Elhamdülillah ki vefat ya da yaralımız yok. Bizim yangınlardaki ilk önceliğimiz bu. Üç bin metrekare kadar bir alan etkilendi Şuan itibariyle de 39 itfaiye aracımız ve 81 personelimiz müdahale ediyor. Zaten daha fazlasını alacak fiziki imkan da yok. Ekipler çalışmalarını devam ettiriyor ama işte malzemenin ve fabrikanın özelliği gereği uzun bir mücadele gerektiriyor. Hemen hemen kontrol altına alındı. Bundan sonra soğutma çalışmaları devam edecek. Nedenine ilişkin arkadaşlar çalışmalarını yürütecekler" ifadelerini kullandı.

İtfaiye ekiplerinin yangının çıktığı fabrikada söndürme ve soğutma çalışmaları devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.