logo
12 TEMMUZ 2026

BTP Samsun'da sahaya indi: Bafra'da stant çalışması

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Samsun İl Başkanı Yusuf Kurt ve Bafra İlçe Teşkilatı, Bafra Alparslan Türkeş Parkı’nda gerçekleştirdikleri stant çalışmasıyla vatandaşlarla buluştu. Yoğun ilginin yaşandığı etkinlikte, BTP’nin projeleri anlatılırken çok sayıda yeni üye kaydı yapıldı

12.07.2026 10:31:00
Hasan Gündoğdu
 
BTP Samsun'da sahaya indi: Bafra'da stant çalışması
BTP Samsun'da sahaya indi: Bafra'da stant çalışması
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Samsun teşkilatı, saha çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. BTP Samsun İl Başkanı Yusuf Kurt, beraberindeki Bafra İlçe Teşkilatı üyeleri ile birlikte Bafra ilçesinin en yoğun noktalarından biri olan Alparslan Türkeş Parkı'nda bir stant çalışması gerçekleştirdi.






Bafra'da BTP'ye Yoğun İlgi
 
Gün boyu süren stant çalışmalarında vatandaşlarla birebir temas kuran BTP heyeti, halkın yaşadığı ekonomik sorunları ve güncel sıkıntıları dinledi. Vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşılan çalışmada, BTP'nin çözüm önerileri ve ekonomi politikaları detaylı bir şekilde paylaşıldı.







Genel Başkan Hüseyin Baş'ın vizyonu ve parti projeleri hakkında bilgilendirmelerin yapıldığı stantta, vatandaşların soruları da yanıtlandı. Özellikle ekonomik kalkınma modelleri üzerine yapılan vurgular, vatandaşlar tarafından dikkatle takip edildi.






"Çözüm İçin BTP'de Birleşiyoruz"
 
Etkinliğe katılarak vatandaşlarla bir araya gelen Samsun İl Başkanı Yusuf Kurt, sahadaki atmosferi değerlendirdi. Başkan Kurt, şunları ifade etti:
 
"Bafra'da vatandaşımızın bize olan güvenini ve ilgisini görmek bizleri ziyadesiyle memnun etti. Halkımız, mevcut sorunlara karşı gerçekçi ve uygulanabilir projeler arıyor. Bizler de Genel Başkanımız Sayın Hüseyin Baş'ın önderliğinde partimizin programında yer alan 'Milli Ekonomi Modeli' ve diğer projelerimizi anlatıyoruz. Bafra halkı, çözümün ancak BTP ile mümkün olacağını görüyor ve destek veriyor."
 
Üye Kayıtları Hız Kazandı
 
Stant çalışması boyunca BTP'nin projelerini benimseyen çok sayıda vatandaş, resmi üyelik başvurusunda bulunarak partiye katıldı. İl ve ilçe teşkilatı yetkilileri, Bafra'daki bu yoğun ilginin önümüzdeki dönemde daha da artarak devam edeceğini belirterek, tüm vatandaşları Türkiye'nin geleceğini inşa etmek üzere BTP çatısı altında buluşmaya davet etti.

İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-

İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir

12.07.2026 04:19:00
Haber Merkezi
 
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsan meselesi ve insan haklarına bakış -1-
İnsanlığın beşeriyet sahnesine çıktığı günden beri pek çok meselesi olmuştur. Bunlar siyasi, hukuki, sosyal, kültürel, iktisadi vb birçok meseledir.

Ancak bunların başında bizzat insanın kendisi" gelir. Zira toplumlara yön veren, tarihi seyir içindeki tüm hadiselerin sebebi ve sonucu ya insandır, ya da insan ile alakalıdır. Batı dünyası maddeyi tanımada, fizik, kimya formülleri bulmada zamanla mesafeler kaydetmiştir, ama aynı başarıyı kendini tanımada elde edememiştir.

Batı toplumlarında geliştirilen siyasi ve iktisadi modeller insanı tanımadığı için insandan yola çıkmamış, aksine geliştirdikleri modellere uygun insan tipini tarif etmişlerdir.







İnsan gerçek manası ile tanınmadığı için insan hakları ve insanın ihtiyaçları kavramı da olması gerektiği biçimde ele alınamamıştır. Liberal– kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. İhtirasları, bencil kaygıları kendine ölçü alarak yola çıkmış bu tarz modellerin insanlığa fayda vermemesi son derece normaldir.

Sosyalizmin ve onun ilerlemiş aşaması komünizmin netice vermemesinin en temel sebebi de refaha kavuşturmayı düşündüğü insanı tanımamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Adaleti tesis etmede, insanlığın can, mal, namus vb. güvenliğini sağlamada, toplum refahının yükseltilmesinde en mükemmel kural ve kaideleri ortaya koysak dahi, bunları hayata geçirecek olan insanı yetiştiremedikten sonra bu kuralların bir anlamı yoktur. İnsanı tanımadan, ona uygun siyasi iktisadi modelleri hayata geçirmeden ve onu özüne uygun şekilde yetiştirmeden insanoğlunun dertlerinin bitmesi mümkün değildir.







Tarihte İnsanı tanıyan onun yetiştirilmesine önem veren, eğitimini dikkate alan ve bireylerinin kabiliyetlerini doğru bir şekilde değerlendirebilen topluluklar, yeryüzünde adaletin ve insan haklarının tahsisine katkı sağlamışlardır. Türk milletinin tarihindeki altın sayfaların sebebi insanı tanımada ki başarısı ve insan haklarına olan bağlılığıdır.

Türk Dil Kurumu'nun Türkçe sözlüğüne göre, "huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli kimse" olarak ifade edilen insan tarifini taşıyanların oluşturdukları topluluklar, bu vasıfları taşımayanlar karşısında sayıca her zaman az olsalar da; medeniyetinin bugün geldiği nokta, bu az zümrenin tarih sahnesindeki gayretleri neticesindedir







TARİHTEN GÜNÜMÜZE İNSAN HAKLARI

Esasında insan haklarının tarihi serüveni dünyanın her yerinde homojen olarak gelişmemiştir. Bugün dahi insan haklarına bağlılık açısından bütün dünyanın aynı noktada olmadığını görmekteyiz. Batı toplumlarında kadının ruhu olup olmadığının konuşulduğu dönemde Türk tarihinde kadın toplumun en yetkili makamlarında görev alabiliyordu. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Ancak hem liberal–kapitalist modellerin, hem de Marksist düşüncenin insan hakları, özgürlük, adalet vb. temel kavramları nasıl ele aldığını anlamak için; insan haklarının tarihi serüvenini Batı dünyasında yaşanan olaylar açısından değerlendireceğiz.

Batı tarihinde, gücü elinde bulunduran ile, idare edilen arasında sürekli olarak bir kavga söz konusudur. Kral ile halk, derebeyi ile köylü, işçi ile işveren arasında her dönem hakların elde edilmesi ve korunması için bir mücadelenin olduğunu görüyoruz.







Bu mücadele günümüzde de özellikle işçi ve işveren arasında olmak üzere halen bütün sahalarda devam etmektedir. Batı tarihinde insan hakları mücadelesi, bireylerin ellerinden özgürlüklerini alan devlet idaresine karşı verilen bir mücadeledir.

Batı toplumunda insan hakları ile ilgili birçok antlaşmanın yapılması, beyannamelerin yayınlanması bu toplumlardaki yöneten ile yönetilenler arasında süregelen kavgaların varlığına işaret etmektedir.

Diğer taraftan Türk tarihinde böyle bir sürecin yaşanmamış olması, insan hakları ihlallerinin olmadığını; yöneten ile yönetilen arasında kavga yerine kardeşliğin olduğunu bize göstermektedir. Türk hakanları, kendilerini vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamakta sorumlu görürlerdi.

Eğer bunu yapamayacaklarsa o vatandaşların kendilerine başka hakan aramaları istenirdi. Yani Türk tarihinde idareci olmak vatandaşlarına insan haklarını yaşatmak demekti. Elbette hakların yaşanıldığı bir toplumda bu hakların olmadığı toplumlardaki gibi kavgaların olmasını beklemek mümkün değildir." Devam edecek (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Aksaray'da feci kaza: 3 ölü

Sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi yaşamını yitirdi

10.07.2026 14:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da feci kaza: 3 ölü
Aksaray'da sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği otomobil şarampole takla atarken kazada 3 kişi öldü, 1 kişi de ağır yaralandı.






Kaza sabah saat 07.45 sıralarında Aksaray - Konya kara yolu Yenikent beldesi kavşağı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konya'dan Aksaray istikametine seyreden Adem Gündüz (55) idaresindeki 50 AEG 167 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu kontrolden çıkarak şarampole takla attı. Kazayı gören diğer sürücüler durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. 






Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaralılara müdahale ederken, araçta yolcu olarak bulunan anne Çiğdem Gündüz (52) ve oğlu Emircan Gündüz'ün (25) olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan araç sürücüsü Adem Gündüz ile araçta bulunan diğer oğlu Bedirhan Gündüz (18) ise ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne kaldırıldı.

Burada tedavi altına alınan yaralılardan baba Adem Gündüz de yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay yerinde yapılan incelemelerin ardından anne ve oğlun cenazeleri otopsi yapılmak üzere hastane morguna kaldırıldı.

Kazayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi

Geleneksel savaş konsepti kabuk değiştiriyor. Artık orduların gücü sadece tanklar, füzeler ya da savaş uçaklarıyla ölçülmüyor

08.07.2026 00:20:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi
Siber savaşlar ve klavyelerin silaha dönüşmesi
Geleneksel savaş konsepti kabuk değiştiriyor. Artık orduların gücü sadece tanklar, füzeler ya da savaş uçaklarıyla ölçülmüyor.

Günümüz dünyasında tek bir satır kod, bir ülkenin elektrik şebekesini çökertebiliyor, su kaynaklarını zehirleyebiliyor ya da nükleer tesisleri işlemez hale getirebiliyor. "Siber Savaş" olarak adlandırılan bu yeni nesil tehdit, ulus devletlerin en büyük güvenlik açığı haline gelen kritik altyapıları hedef alıyor. Klavyeler, sessiz ama yıkıcı birer kitle imha silahına dönüşmüş durumda.







Görünmez Cephe: Kritik Altyapılar Neden Hedefte?

Kritik altyapılar; enerji, ulaşım, sağlık, finans ve haberleşme gibi bir ülkenin toplumsal düzenini ve ekonomik bekasını sürdürebilmesi için hayati önem taşıyan sistemlerdir. Bu sistemlerin büyük oranda dijitalleşmesi ve endüstriyel kontrol sistemlerinin (ICS/SCADA) internete bağlı hale gelmesi, siber saldırganlar için devasa bir oyun alanı yarattı.

Uzmanlar, siber savaşların konvansiyonel savaşlardan daha tehlikeli olabileceği konusunda hemfikir. Çünkü bu savaşta:

Maliyet Düşük, Yıkım Büyük: Bir füzeyi üretmek ve fırlatmak milyonlarca dolar gerektirirken, gelişmiş bir zararlı yazılım (malware) çok daha düşük maliyetle benzer bir kaosu tetikleyebiliyor.







Faili Meçhul Saldırılar: Siber alanda saldırının arkasında kimin olduğunu kesin olarak kanıtlamak (attribution sorunu) oldukça zor. Devletler, paravan hacker gruplarını kullanarak sorumluluktan kaçabiliyor.

Fiziki Sınırların Yok Olması: Bir ülkenin kalbine saldırmak için binlerce kilometre yol kat etmek gerekmiyor; bir tıkla kıtalararası yıkım başlatılabiliyor.







Tarihten Dersler: Dijital Silahların İlk Ayak İzleri

Klavyelerin nasıl birer silaha dönüştüğünü anlamak için geçmişteki dönüm noktalarına bakmak yeterli:

Stuxnet (2010): Siber savaşın "Miladı" kabul edilen bu zararlı yazılım, İran'ın Natanz nükleer tesisindeki santrifüjleri sabote etti. İlk kez dijital bir kod, fiziki bir yıkıma yol açtı.

Ukrayna Elektrik Şebekesi Saldırısı (2015): Rus yanlısı bilgisayar korsanları, "Sandworm" saldırısıyla Ukrayna'da yüz binlerce insanı kış ortasında karanlıkta bıraktı.

Colonial Pipeline (2021): ABD'nin en büyük akaryakıt boru hattına yapılan fidye yazılımı (ransomware) saldırısı, ülkede lojistik krize ve pompalarda uzun kuyruklara neden oldu.







Türkiye Siber Savunmanın Neresinde?

Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle siber saldırıların en yoğun hedefi olan ülkelerden biri. Bu durum, savunma stratejilerinde radikal adımların atılmasını zorunlu kıldı.

Siber Güvenlik Başkanlığı: Türkiye, siber siber savunma ekosistemini tek bir çatı altında toplamak amacıyla adımlarını hızlandırdı.

USOM (Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi): BTK bünyesinde faaliyet gösteren USOM ve kurumlardaki SOME'ler (Siber Olaylara Müdahale Ekipleri), kritik altyapılara yönelik tehditleri 7/24 izliyor ve yerli siber istihbarat araçlarıyla engelliyor.

Yerli Yazılım Hamlesi: Savunma sanayiindeki yerlilik oranı, siber güvenlik yazılımlarına da yansıtılıyor. Kritik altyapılarda yabancı yazılımlara olan bağımlılığı azaltmak, en öncelikli milli güvenlik politikası haline gelmiş durumda.







Uzmanlar Uyarıyor: "Dijital Kıyamet" Uzak Değil

Siber güvenlik stratejistleri, gelecekteki olası bir büyük savaşın ilk olarak siber alanda başlayacağını öngörüyor. Bir ülkenin finans sisteminin kilitlenmesi, hastanelerdeki cihazların durdurulması ve sinyalizasyon sistemlerinin sabote edilmesi, konvansiyonel bir ordunun işgalini kolaylaştıracak en önemli unsurlar.

Sonuç olarak; siber güvenlik artık sadece bilgi işlem departmanlarının bir sorunu değil; bir ülkenin ulusal egemenlik ve beka meselesidir. Klavyelerin arkasındaki güçler, modern dünyanın yeni orduları olarak mevzi almaya devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.