17 Mart 2013 günü Ankara'da düzenlenen "Millî Kahramanları Anma Günü"nde, sağlığım yerinde olsa nefesim yetseydi, "Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı" türküsü ile alakalı bir hatıramı da paylaşmayı düşünüyordum. Efendim, bu Türkü bir "Kastamonu Türküsü" dür. Tıpkı, "Sivastopol Önünde Yatan Gemiler" ve "Benden Selam Olsun Bolu Beyine" türküleri gibi… 1972 yahut 73 yılları idi. Erbabınca çok meşhur olan rahmetli İhsan Ozanoğlu'nu görmek, sohbetinden istifade etmek için ziyaretlerine gitmiştim. Mekânı cennet olsun, bu garibe uzun bir zaman ayırdı. Yaptıklarını, yapmak istediklerini anlattı. Bir adedi bile bir kucak dolduran onlarca deftere şiirlerini ve başka çalışmalarını Osmanlıca yazmış, araştırmacıların, akademisyenlerin himmetini bekliyordu. Uzatmayalım, söz, derlemelere geldi ve ben "Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı" türküsünün bir Kastamonu türküsü olduğunu o gün orada öğrendim. İhsan Ozanoğlu, "Türküyü derleyen annemdir" demiş ve babasından da sitayişle bahsetmişti. Pekiyi, kimdir İhsan Ozanoğlu'nun babası ve annesi? Onu da, Can Ozanoğlu'nun kaleminden nakledelim: "15 Nisan 1907 tarihinde Kastamonu'da doğan İhsan Ozanoğlu'nun babası Âşık Ahmet, Şabaniyye Dergâhının zâkirbaşıdır ve sesinin güzelliği ile döneminin ünlü bir mevlithânı olarak tanınmıştır. Âşık Ahmet 1910 yılında vefat etmiştir. Ozanoğlu'nun Annesi Hafıze Emine Hanım da yine dinî mûsikî bilgisi, kültür ve birikimi ile aydın bir Türk kadını olarak yörede tanınmıştır. İhsan Ozanoğlu ilk dinî eğitimini annesi Emine hanımdan almıştır. Arapça ve Farsça bilen Emine Hanım, oğluna Kur'ân okumayı öğreterek hâfız olmasını sağlamış ve birçok dinî mûsikî eserini ezberlettirmiştir. Hafıze Emine Hanım 1922 yılında hayata gözlerini yummuştur." Aynı kalemden kısaca İhsan Ozanoğlu hakkında da bilgi aktarıp, rahmetliyi bir şiiri ile yâd edelim: "Eğitim ve öğretimine Nasrullah İlk Mektebiyle başlayan Ozanoğlu bu okulu birincilikle bitirmiş, Darülhilâfet-ül Âliye Medresesine devam ederek sekizinci sınıfa kadar okumuş, ancak, bu medreselerin kapatılması üzerine, tahsiline İmam Hatip Mektebinde devam ederek buradan mezun olmuştur. İstanbul Öğretmen Okulunu, dışarıdan bitirmiş, öğretmen olarak atandığı 1928 yılından 1938 yılına kadar Kastamonu okullarında edebiyat, müzik ve din dersleri vermiştir. İhsan Ozanoğlu 1946 yılında İl Halk Kütüphanesi Müdürü olarak atanmış, bu görevinden 1963 yılında emekli olmuştur. … Ozanoğlu, devrin ünlü âlim ve hocalarından özel dersler alarak kendisini yetiştirmiştir. Tefsir ve Hadis konularında Safranbolu'lu Vasfi Hoca'dan, âyin ve naatkârlıkta Ahmet Asım efendiden İcâzetnâme almış ve Arap diliyle ders okutmaya hak kazanmış, icâzetnâmesini bizzat kendisi Arapça kaleme almış ve ünlü hattat Emrullah Demirkaya'ya nesih yazı tarzı ile tebyiz ettirmiştir. Mürdiyye müderrisi Halit efendiden "Usûl" okumuş, Nasihât-ı hükemâ, Bend-i Attar, Gülistan ve Bostan adlı kitapları hatmetmiştir. Numâniye Müderrisi Salih efendiden "Mesnevî-i Şerif" okumuştur. Fatih Camii Başimamı Hâfız Ömer Aköz'den "Vücûh, Takrib, İlm-i İrtika, Usûl-i Fıkıh, Arap Nahiv ve Edebiyatı, Mantık, Beyan, Meâni, Aruz ve Ferâiz" okumuş, Fethullah efendiden dört yıl süreyle Fransızca, Arapça, Ermenice, muhtelif hocalardan da Farsça, İbranice ve Süryanice dersleri almıştır. Kütüphane Müdürü olarak görev yaptığı yıllarda, eski yazı metinleri üzerindeki çalışmaları sırasında, kûfi, reyhâni, sülüs, nesih ve tâlik gibi yazı stillerini öğrenmiştir. …hem halk hem de divan şiiri tarzında şiirler yazmıştır. 1923-1973 yılları arasında yazdığı klasik şiirleri içeren bir "divan" oluşturmuştur. … Ozanoğlu'nun çeşitli konularda ve özellikle Kastamonu kültür ve folkloruna ilişkin yüzlerce kitabı mevcut olup, ne yazık ki bunlardan çok azı basılı hale getirilebilmiştir. Külliyatının tamamı Kültür Bakanlığı arşivlerindedir. Ozanoğlu 1975 yılı Ekim ayında Konya'da Âşıklar Bayramına katılmış, burada "en kültürlü halk ozanı" ve "Âşıklar Babası" seçilmiş ve ödüller almıştır." Ozanoğlu'nun Hacı Bektaş için irticalen söylediği şiir: Bağrımda teslim taşı, Nar'a urasım gelir. Hünkâr Hacı Bektaş'ı, Varıp sarasım gelir. Gönülde gözde Ali, Bâtında yüzde Ali, Olunca özde Ali, Divan durasım gelir. Odur ilmin kapısı, Yıkılmaz hiç yapısı, Onda gönül tapusu, Yüzüm süresim gelir. Hasan'a dil bağlarım, Şah Hüseyn'e ağlarım, Bir sel gibi çağlarım, Dağlar yarasım gelir. Ayım, yılım on iki, Sağım solum on iki, Nur kandilim on iki, Bezme giresim gelir. Ben garibim bu ilde, Ah çekerim saz elde, Hacı Bektaş gönülde, Kalkıp varasım gelir. Hasrete dayanılmaz, Sevdadan uyanılmaz, Sevilmeyen anılmaz, Her an göresim gelir. Bağrım dolu hicrandır, Sâki kadeh dolandır, Hayat düştür, gümândır, Hayra yorasım gelir. Bayırından dağından, Bektâşi toprağından, Erenlerin bağından, Gonca deresim gelir, Ozanoğlu bir candır, Hünkâr kaç kurbandır, Sâki tas tas dolandır, Kadeh kırasım gelir. Bu satırları yazarken Rahmetli Ozanoğlu gözlerimin gönüne geliyor. Anlattığı her şey onu bir çocuk gibi heyecanlandırıyor; anlattığı her şeyi, kaybolmuş çocuğun kavuştuğunda annesini kucaklayışı gibi kucaklıyordu. Mekânı cennet olsun.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Hasan Demir / diğer yazıları
- Artık yeter! / 02.11.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
- Artık yeter! / 28.09.2015
- Sandıktan ne çıkacak! / 21.09.2015
- Böyle milliyetçilik olur mu? / 12.09.2015
- AKP başımıza neler getirecek! / 11.09.2015
- Şehit ve gaziden korkanlar! / 07.09.2015
- Kripto Ermeniler! / 29.08.2015
- Atatürk sandıktan çıkmadı! / 24.08.2015
- Bu ne biçim üslup böyle! / 22.08.2015
- Asalet nerede? / 16.08.2015
























































































