logo
08 AĞUSTOS 2026

Hasedin ilk cinayeti / Kötülüğün gölgesinde insan -3-

08.08.2026 00:00:00
 
Kötülük, çoğu zaman bir anda ortaya çıkmaz. Önce kalpte sessizce filizlenir. İnsan, başkasının mutluluğuna sevinememeye başladığında, kötülük vicdanda kendine yer bulmuş demektir. İşte haset, bu sessiz çürümenin adıdır.

İnsanlık tarihindeki ilk cinayetin sebebi ne toprak kavgasıydı ne de servet hırsı... İlk cinayetin arkasında, dizginlenemeyen bir haset vardı.

Yüce Allah, Mâide Suresi'nde Hz. Âdem'in (a.s.) iki oğlunun ibret dolu kıssasını anlatır. İki kardeş de Allah'a birer kurban sundu. Birinin kurbanı kabul edildi, diğerinin ise edilmedi. Bunun üzerine Kabil, kardeşi Habil'e:

"Andolsun seni öldüreceğim." dedi.

Habil ise öfkeyle karşılık vermedi. Şu ibretlik cevabı verdi:

"Allah, ancak takvâ sahiplerinden kabul eder." (Mâide, 5/27)

Ne büyük bir teslimiyet...

Habil, kardeşinin öfkesini büyütmedi; Allah'ın ölçüsünü hatırlattı. Fakat haset, hakikati dinlemez. Çünkü haset, gözü başkasının nimetinde, kulağı ise nefsinin fısıltısındadır.

Sonunda insanlık tarihinin ilk cinayeti işlendi.

Kur'an-ı Kerim, bu kıssayı yalnızca geçmişi anlatmak için değil, bugünün insanına ayna tutmak için haber verir.

Bugün nice kardeşler miras yüzünden birbirine düşman oluyor.

Nice dostluklar makam hırsıyla bitiyor.

Nice iş yerlerinde, başkasının başarısını hazmedemeyen insanlar, iftiraya ve haksızlığa başvuruyor.

Sosyal medyada bile insanların mutluluğunu paylaşmak yerine onu küçümsemeye çalışan bir anlayış giderek yaygınlaşıyor.

Kabil ölmedi...

Sadece isim değiştirdi.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) şöyle buyuruyor:

"Hasetten sakının. Çünkü ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir." (Ebû Dâvûd)

Haset, önce sahibini yakar.

Başkası gülerken huzursuz olan bir insanın, kendi mutluluğunu bulması mümkün değildir. Çünkü haset, insanın gözünü başkasının nimetlerine çevirirken, Allah'ın kendisine verdiği sayısız nimeti görmesini engeller.

İmam Gazâlî, hasedi kalbin en yıkıcı hastalıklarından biri olarak değerlendirir. Zira haset eden kimse, farkında olmadan Allah'ın takdirini sorgulamaya başlar. Oysa mümin bilir ki her nimet bir emanettir, her imkân bir imtihandır.

Prof. Dr. Haydar Baş da insan merkezli düşünce anlayışında, toplumun huzurunun ancak ahlâklı fertlerle korunabileceğini ifade etmiştir. Kıskançlığın, bencilliğin ve menfaat duygusunun hâkim olduğu yerde güven duygusu kaybolur. Güvenin olmadığı yerde ise aile zayıflar, dostluklar yıkılır ve toplum çözülmeye başlar.

Bu kıssa bize sadece Kabil'i anlatmıyor; içimizdeki Kabil'e de dikkat çekiyor.

Başkalarının başarısına gerçekten sevinebiliyor muyuz?

Komşumuzun nimetine "Maşallah" diyebiliyor muyuz?

Bir kardeşimizin yükselişini kendi başarımız gibi alkışlayabiliyor muyuz?

İşte vicdanın gerçek imtihanı burada başlıyor.

Habil'in yolu teslimiyetin yoludur.

Kabil'in yolu ise nefsin...

İnsan her gün bu iki yol arasında tercih yapmaktadır.

"Haset, başkasının nimetini eksiltmez; önce insanın kendi huzurunu tüketir." (Nazarî)
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.